TRT World Forum

İSTANBUL (AA) – TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır, "Ben eminim İngiltere Avrupa Birliği'nde kalacak, Brexit sonuçlanmayacak." dedi.

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır, Anadolu Ajansı'nın (AA) global iletişim ortağı olduğu, "Parçalanmış Bir Dünyada Barış ve Güvenliği Yeniden Düşünmek" temasıyla Swiss Hotel The Bosphorus'ta düzenlenen TRT World Forum'un, "Çıkmazlarıyla Avrupa Birliği" başlıklı ikinci oturumunda, Hırvatistan ile Türkiye'nin Avrupa Birliği ile müzakerelere aynı gün başladığını, Hırvatistan'ın AB'ye tam üye olmasına karşı Türkiye'nin AB ile ilişkisini ısrarcı ve kararlı şekilde sürdürdüğünü belirtti.

Türkiye'nin AB'ye tam üye olmak istediğini aktaran Bozkır, "İnsanların yaşam standartlarını her anlamda iyileştiren bir şey. Hala üye olmak istiyoruz, sürecin devam etmesini istiyoruz." diye konuştu.

"Bizim Avrupa Birliği ile çalışma konusunda herhangi bir sorunumuz yok." diyen Bozkır, şöyle devam etti:

"Sonuçta bu günlük hayatın gelişmesi için bir barış ve istikrar anlaşması. Ancak öngörülemeyen yasa dışı göç hareketi söz konusu olduğunda bu kimsenin beklemediği bir gelişmeydi. Biz aslında her gün 5 bin yasa dışı göçmenin sınırdan kaçak şekilde geçişiyle karşı karşıya kaldık. Türkiye üzerinden Avrupa ülkelerine, Yunan adalarına kaçışları söz konusu oldu. Ama o aşamada çok iyi bir iş birliği sergiledik, çok da başarılı adımlar attık. Siyasi liderler Türkiye'ye geçmişte olmadığı kadar sık geldi. Mesela başkan Barroso (Eski Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso) 8 yılda 3 kez gelmişti. Halbuki o zorlu dönemden geçerken komisyon başkanı, konsey başkanı, Alman şansölyesi 5 kez geldi bir ay içinde."

Türkiye'nin ülkeye sığınan mülteciler için 30 milyardan fazla para harcandığını hatırlatan Bozkır, "AB ile biz şunu konuştuk; iki paket halinde 3 milyar avro bir ödeme yapılması konuşuldu. Halbuki bunun sadece 3'de biri geldi. Avrupa Birliği planlarında zaten kesintilerle yüzde 30'u kayboluyor. Burada önemli olan dayanışmadır." ifadesini kullandı.

Avrupa Birliği'nin ABD'den farklı bir konsept olarak ortaya çıktığını dile getiren Bozkır, AB'ye yeni ülkeler eklenmesine karar verme süreçlerinin zora girdiğini, önemli durumlarda ya kararların geciktiğine ya da karar verilemediğine işaret etti.

Yunanistan'ın yaşadığı ekonomik krize değinen Bozkır, "Yunanistan küçük bir ülke olarak düşünüldü, onun için avroya zarar vermez' diye düşünüldü. Herkes biliyordu avroya girerken Yunanistan'ın hazır olmadığını. Rakamlar doğru değildi. Onun için tüplerden biri çatladı ve sıvı aktı." değerlendirmesinde bulundu.

İngiltere'nin AB'den ayrılma sürecini ilişkin de konuşan Bozkur, şunları kaydetti:

"AB'nin sorunları ne? Mesela Brexit. Bunu değerlendirmek isterim. Sanıyorum İngiliz halkına doğru düzgün sunulmadı bu. Böyle bir referandum, girelim mi çıkalım mı diye. Ve hiç kimse aslında anlamadı ne kaybedeceklerini, neye mal olacağını ve İngiltere'nin gelecekte AB'den çıktıktan sonra ne olacağını. O günlerde rüzgarlar öyle esiyordu ama ben eminim İngiltere Avrupa Birliği'nde kalacak, Brexit sonuçlanmayacak. Çünkü başka bir rüzgar esecek ki başladı bile esmeye, yeni bir referandum olacak ve insanlar 'hadi kalalım' diyecek. Çünkü maliyet çok yüksek."

– "Rüşvet genelde AB ülkelerinden geliyordu"

Eski Hırvatistan Cumhurbaşkanı Ivo Josipoviç de AB'nin bir barış projesi olarak ortaya çıktığını vurguladı.

Hırvatistan'ın 1 Temmuz 2013 tarihinde AB'ye tam üye olduğunu, bununla birlikte AB'den önemli beklentilerinin bulunduğunu vurgulayan Josipoviç, "AB üyeliği Hırvatistan'a ne getirdi? Bizim sürecimiz çok uzun bir süreçti bizim açımızdan. Kabul edelim ki Hırvatistan bu süreçte çok daha bir toplum haline geldi. Yolsuzluk problemimiz vardı, bir yandan da savaş suçlarıyla ilgili sorunlarımız vardı, bir de tabii ki komşularımızla, Sırbistan, Slovenya ve Karadağ gibi ülkelerle sorunlarımız var ama artık hiç kimse bu sorunları barışçıl olmayan yöntemle çözmeye çalışmıyor." diye konuştu.

Hırvatistan'ın sorunların çözümüne ilişkin önemli aşamalar kaydettiğine dikkati çeken Josipoviç, şu ifadelere yer verdi:

"Savaş suçlarının önlenmesi, suçluların yargılanmasına ilişkin çalışma yapıldı. Savaş sonrasında Sırp azınlığı da azımsanmayacak boyutta Hırvatistan'da, o yüzden de adil bir şekilde azınlığa muamele edilmesi, onların da kapsayıcı şekilde sürece dahil edilmesi, sosyal, sivil ve siyasi yaşama katılmaları önemliydi. Bu da başarıldı. Üçüncü önemli mesele de ülkede yaşanan yolsuzluktu. Ne yazık ki bütün bu yolsuzlukla ilgili duruma baktığımızda bu aslında savaşın da motive ettiği bir şeydi. Yolsuzluk çok ileri safhalardaydı. O yüzden de ülkede yolsuzluğa empoze olmuş kurumlara bakıldığında hem pratik anlamda, hem de yasal düzenlemelerle yolsuzlukla mücadele verilmesi gerekti. Yolsuzluğun ana kaynağının savaş koşulları olduğunu düşünüyorum. Çünkü savaş döneminde kurumlar iyi işlemiyordu. Güçle, iktidarla, askeriyle, siyasi yapılarla bağlantılı olan insanlar da biraz suistimal ediyorlardı pozisyonlarını. Tek mesele bu da değildi. Biz bayağı bir çalışma yaptık yolsuzlukla mücadele için. Yolsuzlukla mücadele için özel yasalar çıkardık, hatta başbakan bile tutuklandı. Görece olarak iyi bir iş çıkardığımızı söyleyebilirim."

Masaya nihai argümanı yatırdığımızda evet, hala yolsuzluk var ama bir yandan da bakalım ki kim rüşvet veriyor. Rüşvet genelde AB ülkelerinden geliyordu." diyen Josipoviç, söz konusu ülkelerin rüşvet veren yurttaşlarını yargılamaya hazır olmadığının görüldüğünü bildirdi.

– "Avrupa Birliği kimliği yok"

Josipoviç, Avrupa'nın geleceğine ilişkin bir öngörüde bulunamadığını anlatırken, "Bu gerçekten çok önemli. Eğer Avrupa Komisyonu Başkanı olsam hemen şunu yapmaya başlardım; Avrupa Birliği kimliği tesis edilmesi için çalışmalara hemen başlardım. Bir Avrupa Birliği kimliği yok." görüşünü dile getirdi.

Josipoviç, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Avrupa Birliği'nin eğer ABD ile rekabet edebilmesini istiyorsak, özellikle başkan Trump'ın ilk Amerika yaklaşımından sonra eğer Rusya ve Çin eşit ortak olmak istiyorsak o zaman Avrupa Birliği'nin net bir sürekliliği olmalı kurallar ve değerler açısından. Ve karar verme süreci de kaliteli olmalı. Yani Avrupa sahneye çıkabilsin, sahnede görülebilsin. Bunu yapamıyorsak kulüpten bahsediyoruz sadece. Her ülke 'ben bu kadarını isterim, ben bunu sevdim, buna ihtiyacım var' diye öyle menüden seçer gibi seçemez. Sanıyorum Avrupa Birliğine yeni bir politik yapı lazım. Bütün ülkeler ve toplumlar karar verme sürecine katılmalı. Fakat karar verildiğinde de uymalıyız. Bu böyle olmazsa Avrupa Birliği'nin geleceği de olmaz. Daha çok Avrupa lazım, daha az değil."

– "Benim vizyonum şu; Avrupa Birleşik Devletleri"

Hırvatistan'da yapılan referandumda AB'ye girmek isteyenlerin sayısının ülke nüfusunun yüzde 60-70'ini oluşturduğunun altını çizen Josipoviç, "Biz oylama yaparken üyelik için yüzde 60-70'i vatandaşların istedi. Oran bugün de aynıdır. Yani bu, şu anlama gelir. Zaman zaman mutlu olmasak da şu ya da bu Avrupa kararlarıyla, biz pro-Avrupa bir ülkeyiz. Yani ben Babuşka sistemine inanmıyorum, bunu sevmiyorum. Çünkü bu önemli politik sorunlar yaratacaktır. Hatta bazı ülkelerde isteksizlik olacaktır. Ben öyle bir vizyon istiyorum ki bu net otoriteler oluştursun Avrupa için. Benim vizyonum şu; Avrupa Birleşik Devletleri. Sanıyorum en iyi gelecek budur Avrupa Birliği için." diye konuştu.

Josipoviç, İngiltere'nin yeniden Avrupa Birliği'ne girmesinin kendisini mutlu edeceğini sözlerine ekledi.

Advertisements

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?