TRT World Forum

İSTANBUL (AA) – TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır, "Ben eminim İngiltere Avrupa Birliği'nde kalacak, Brexit sonuçlanmayacak." dedi.

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır, Anadolu Ajansı'nın (AA) global iletişim ortağı olduğu, "Parçalanmış Bir Dünyada Barış ve Güvenliği Yeniden Düşünmek" temasıyla Swiss Hotel The Bosphorus'ta düzenlenen TRT World Forum'un, "Çıkmazlarıyla Avrupa Birliği" başlıklı ikinci oturumunda, Hırvatistan ile Türkiye'nin Avrupa Birliği ile müzakerelere aynı gün başladığını, Hırvatistan'ın AB'ye tam üye olmasına karşı Türkiye'nin AB ile ilişkisini ısrarcı ve kararlı şekilde sürdürdüğünü belirtti.

Türkiye'nin AB'ye tam üye olmak istediğini aktaran Bozkır, "İnsanların yaşam standartlarını her anlamda iyileştiren bir şey. Hala üye olmak istiyoruz, sürecin devam etmesini istiyoruz." diye konuştu.

"Bizim Avrupa Birliği ile çalışma konusunda herhangi bir sorunumuz yok." diyen Bozkır, şöyle devam etti:

"Sonuçta bu günlük hayatın gelişmesi için bir barış ve istikrar anlaşması. Ancak öngörülemeyen yasa dışı göç hareketi söz konusu olduğunda bu kimsenin beklemediği bir gelişmeydi. Biz aslında her gün 5 bin yasa dışı göçmenin sınırdan kaçak şekilde geçişiyle karşı karşıya kaldık. Türkiye üzerinden Avrupa ülkelerine, Yunan adalarına kaçışları söz konusu oldu. Ama o aşamada çok iyi bir iş birliği sergiledik, çok da başarılı adımlar attık. Siyasi liderler Türkiye'ye geçmişte olmadığı kadar sık geldi. Mesela başkan Barroso (Eski Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso) 8 yılda 3 kez gelmişti. Halbuki o zorlu dönemden geçerken komisyon başkanı, konsey başkanı, Alman şansölyesi 5 kez geldi bir ay içinde."

Türkiye'nin ülkeye sığınan mülteciler için 30 milyardan fazla para harcandığını hatırlatan Bozkır, "AB ile biz şunu konuştuk; iki paket halinde 3 milyar avro bir ödeme yapılması konuşuldu. Halbuki bunun sadece 3'de biri geldi. Avrupa Birliği planlarında zaten kesintilerle yüzde 30'u kayboluyor. Burada önemli olan dayanışmadır." ifadesini kullandı.

Avrupa Birliği'nin ABD'den farklı bir konsept olarak ortaya çıktığını dile getiren Bozkır, AB'ye yeni ülkeler eklenmesine karar verme süreçlerinin zora girdiğini, önemli durumlarda ya kararların geciktiğine ya da karar verilemediğine işaret etti.

Yunanistan'ın yaşadığı ekonomik krize değinen Bozkır, "Yunanistan küçük bir ülke olarak düşünüldü, onun için avroya zarar vermez' diye düşünüldü. Herkes biliyordu avroya girerken Yunanistan'ın hazır olmadığını. Rakamlar doğru değildi. Onun için tüplerden biri çatladı ve sıvı aktı." değerlendirmesinde bulundu.

İngiltere'nin AB'den ayrılma sürecini ilişkin de konuşan Bozkur, şunları kaydetti:

"AB'nin sorunları ne? Mesela Brexit. Bunu değerlendirmek isterim. Sanıyorum İngiliz halkına doğru düzgün sunulmadı bu. Böyle bir referandum, girelim mi çıkalım mı diye. Ve hiç kimse aslında anlamadı ne kaybedeceklerini, neye mal olacağını ve İngiltere'nin gelecekte AB'den çıktıktan sonra ne olacağını. O günlerde rüzgarlar öyle esiyordu ama ben eminim İngiltere Avrupa Birliği'nde kalacak, Brexit sonuçlanmayacak. Çünkü başka bir rüzgar esecek ki başladı bile esmeye, yeni bir referandum olacak ve insanlar 'hadi kalalım' diyecek. Çünkü maliyet çok yüksek."

– "Rüşvet genelde AB ülkelerinden geliyordu"

Eski Hırvatistan Cumhurbaşkanı Ivo Josipoviç de AB'nin bir barış projesi olarak ortaya çıktığını vurguladı.

Hırvatistan'ın 1 Temmuz 2013 tarihinde AB'ye tam üye olduğunu, bununla birlikte AB'den önemli beklentilerinin bulunduğunu vurgulayan Josipoviç, "AB üyeliği Hırvatistan'a ne getirdi? Bizim sürecimiz çok uzun bir süreçti bizim açımızdan. Kabul edelim ki Hırvatistan bu süreçte çok daha bir toplum haline geldi. Yolsuzluk problemimiz vardı, bir yandan da savaş suçlarıyla ilgili sorunlarımız vardı, bir de tabii ki komşularımızla, Sırbistan, Slovenya ve Karadağ gibi ülkelerle sorunlarımız var ama artık hiç kimse bu sorunları barışçıl olmayan yöntemle çözmeye çalışmıyor." diye konuştu.

Hırvatistan'ın sorunların çözümüne ilişkin önemli aşamalar kaydettiğine dikkati çeken Josipoviç, şu ifadelere yer verdi:

"Savaş suçlarının önlenmesi, suçluların yargılanmasına ilişkin çalışma yapıldı. Savaş sonrasında Sırp azınlığı da azımsanmayacak boyutta Hırvatistan'da, o yüzden de adil bir şekilde azınlığa muamele edilmesi, onların da kapsayıcı şekilde sürece dahil edilmesi, sosyal, sivil ve siyasi yaşama katılmaları önemliydi. Bu da başarıldı. Üçüncü önemli mesele de ülkede yaşanan yolsuzluktu. Ne yazık ki bütün bu yolsuzlukla ilgili duruma baktığımızda bu aslında savaşın da motive ettiği bir şeydi. Yolsuzluk çok ileri safhalardaydı. O yüzden de ülkede yolsuzluğa empoze olmuş kurumlara bakıldığında hem pratik anlamda, hem de yasal düzenlemelerle yolsuzlukla mücadele verilmesi gerekti. Yolsuzluğun ana kaynağının savaş koşulları olduğunu düşünüyorum. Çünkü savaş döneminde kurumlar iyi işlemiyordu. Güçle, iktidarla, askeriyle, siyasi yapılarla bağlantılı olan insanlar da biraz suistimal ediyorlardı pozisyonlarını. Tek mesele bu da değildi. Biz bayağı bir çalışma yaptık yolsuzlukla mücadele için. Yolsuzlukla mücadele için özel yasalar çıkardık, hatta başbakan bile tutuklandı. Görece olarak iyi bir iş çıkardığımızı söyleyebilirim."

Masaya nihai argümanı yatırdığımızda evet, hala yolsuzluk var ama bir yandan da bakalım ki kim rüşvet veriyor. Rüşvet genelde AB ülkelerinden geliyordu." diyen Josipoviç, söz konusu ülkelerin rüşvet veren yurttaşlarını yargılamaya hazır olmadığının görüldüğünü bildirdi.

– "Avrupa Birliği kimliği yok"

Josipoviç, Avrupa'nın geleceğine ilişkin bir öngörüde bulunamadığını anlatırken, "Bu gerçekten çok önemli. Eğer Avrupa Komisyonu Başkanı olsam hemen şunu yapmaya başlardım; Avrupa Birliği kimliği tesis edilmesi için çalışmalara hemen başlardım. Bir Avrupa Birliği kimliği yok." görüşünü dile getirdi.

Josipoviç, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Avrupa Birliği'nin eğer ABD ile rekabet edebilmesini istiyorsak, özellikle başkan Trump'ın ilk Amerika yaklaşımından sonra eğer Rusya ve Çin eşit ortak olmak istiyorsak o zaman Avrupa Birliği'nin net bir sürekliliği olmalı kurallar ve değerler açısından. Ve karar verme süreci de kaliteli olmalı. Yani Avrupa sahneye çıkabilsin, sahnede görülebilsin. Bunu yapamıyorsak kulüpten bahsediyoruz sadece. Her ülke 'ben bu kadarını isterim, ben bunu sevdim, buna ihtiyacım var' diye öyle menüden seçer gibi seçemez. Sanıyorum Avrupa Birliğine yeni bir politik yapı lazım. Bütün ülkeler ve toplumlar karar verme sürecine katılmalı. Fakat karar verildiğinde de uymalıyız. Bu böyle olmazsa Avrupa Birliği'nin geleceği de olmaz. Daha çok Avrupa lazım, daha az değil."

– "Benim vizyonum şu; Avrupa Birleşik Devletleri"

Hırvatistan'da yapılan referandumda AB'ye girmek isteyenlerin sayısının ülke nüfusunun yüzde 60-70'ini oluşturduğunun altını çizen Josipoviç, "Biz oylama yaparken üyelik için yüzde 60-70'i vatandaşların istedi. Oran bugün de aynıdır. Yani bu, şu anlama gelir. Zaman zaman mutlu olmasak da şu ya da bu Avrupa kararlarıyla, biz pro-Avrupa bir ülkeyiz. Yani ben Babuşka sistemine inanmıyorum, bunu sevmiyorum. Çünkü bu önemli politik sorunlar yaratacaktır. Hatta bazı ülkelerde isteksizlik olacaktır. Ben öyle bir vizyon istiyorum ki bu net otoriteler oluştursun Avrupa için. Benim vizyonum şu; Avrupa Birleşik Devletleri. Sanıyorum en iyi gelecek budur Avrupa Birliği için." diye konuştu.

Josipoviç, İngiltere'nin yeniden Avrupa Birliği'ne girmesinin kendisini mutlu edeceğini sözlerine ekledi.

Advertisements

Akdeniz Haber Ajansları Birliği 27. Genel Kurulu

ATİNA (AA) – Akdeniz Haber Ajansları Birliği (AMAN), Bosna-Hersek Federasyonu Haber Ajansı'nı (FENA) üyeliğe kabul etti.

AMAN 27. Genel Kurulu, Atina-Makedonya Haber Ajansı (AMNA) ev sahipliğinde Yunanistan'ın başkenti Atina yakınlarındaki Sunio bölgesinde düzenlendi. Toplantıda Anadolu Ajansını (AA) Genel Müdür Yardımcısı ve Genel Yayın Yönetmeni Metin Mutanoğlu temsil etti.

İdari ve mali konuların yanı sıra yeni projelerin ele alındığı toplantıda, Bosna-Hersek haber ajansı FENA'nın üyeliği toplantıya katılan 16 üye haber ajansının tamamının oylarıyla kabul edildi.

Öte yandan, Yunan haber ajansı AMNA, Akdeniz Haber Ajansları Birliği dönem başkanlığını Fas Haber Ajansından (MAP) devraldı.

AMNA Başkanı Mihalis Psilos, yeni dönemde de ajanslar arasındaki dayanışma ve birliği güçlendirmenin ana hedefleri olacağını belirtti. Psilos ayrıca, bahar aylarında Atina'da göç sorunlarını ele alacak bir konferans düzenlenmesi önerisinde bulundu.

Yunanistan Dijital Politikalar, Telekomünikasyon ve Enformasyondan sorumlu Bakan Vekili Lefteris Kretsos da toplantıya katılarak, gelişen teknolojilere ajansların uyumunun önemi üzerine bir konuşma yaptı.

Kretsos, yeni teknolojiler karşısında geleneksel haberciliğin daha tetikte olması ve dijitalleşmesi gerektiğine işaret ederek, "Şimdiki mali koşullar altında ajansların daha fazla iş birliği yapması ve tecrübelerini paylaşması gerektiği aşikar." değerlendirmesinde bulundu.

– "Haber ajansları arasında bir ortak akıl oluşturma çabası var"

AA Genel Müdür Yardımcısı Mutanoğlu, Anadolu Ajansının dünyanın haberini Türkiye'ye taşırken Türkiye'nin haberini de dünyaya aktardığını belirterek, "Bu çerçevede Anadolu Ajansının dünyanın birçok haber ajansıyla ortaklıkları var. Çoğu zaman da grup olarak ajans birliklerinin ortaklıkları var. AMAN da bunlardan biri. Bu birliklerde önemli olan nokta, ajansların birbirlerini tanımalarını ve ülkelerdeki gelişmeleri birbirlerine aktarmalarını sağlamak." ifadelerini kullandı.

27. Genel Kurul ile birlikte dönem başkanlığını Yunanistan'ın devraldığını dile getiren Mutanoğlu, "Yılda en az bir kez bir araya geliyoruz ve sorunlarımızı tartışıyoruz. Haber ajanslarının ortak yapacağı projeleri ele alıyoruz." dedi.

Mutanoğlu, ajanslar arasında ortak yaklaşım konusunda çaba bulunduğunu kaydederek, "Akdeniz'de mülteci faciaları konusunda bir seminer düzenlemeyi konuştuk. Haber ajansları arasında bir ortak akıl oluşturma, olaylara yaklaşım ve ortak tavır koyma konusunda bir çaba var." diye konuştu.

Bosna-Hersek Haber Ajansı FENA'nın üyeliğinin kabul edildiğini belirten Mutanoğlu, "Bosna-Hersek'in geçen sene de Avrupa Haber Ajansları Birliği üyeliği oldu. Belgrad'da yapılan toplantıya katılmış ve üyeliğini onaylamıştık. Biz de orada Bosna'ya destek olduk. Burada da desteğimiz oldu." değerlendirmesinde bulundu.

Mutanoğlu ayrıca, bu yılki Güneydoğu Avrupa Haber Ajansları (ABNA-SE) toplantısının Kasım ayında Anadolu Ajansı ev sahipliğinde düzenleneceğini duyurdu.

Toplantının sonunda, AB Komisyonunun Göç, İçişleri ve Vatandaşlıktan Sorumlu Üyesi Dimitris Avromoulos bir konuşma yaparak, ajans temsilcilerinin sorularını yanıtladı.

AMAN 27. Genel Kurulunda ayrıca, Portekiz Haber Ajansı (LUSA) Foto Muhabiri Jose Sena Goulao'ya yılın en iyi fotoğrafı ve Fas haber ajansı MAP Muhabiri Rahal Toussi'ye yılın en iyi haberi ödülleri takdim edildi.

“Osmanlı İmparatorluğu'nun bilgeliğine geri dönmemiz lazım”

İSTANBUL (AA) – Eski ABD Başkanı Richard Nixon'un Danışmanı Robert Dickson Crane, "Biz Avrupalılar yapay devletleri oluşturduk. Millet oluşturmaya çalıştık. Mevcut milletleri yok etmektir bu. Osmanlı İmparatorluğu'nun bilgeliğine geri dönmemiz lazım. Ancak bu şekilde liderlik edilebilir. Bir Türk modeli geliştirerek Atlantik'ten Çin'e kadar bu şekilde olabilir." dedi.

Crane, Anadolu Ajansı'nın Global İletişim Ortağı olduğu, "Parçalanmış Bir Dünyada Barış ve Güvenliği Yeniden Düşünmek" temasıyla Swiss Hotel The Bosphorus'ta düzenlenen TRT World Forum'un "Düzen ve Kaos Arasında Bir Dünya: Birinci Cihan Harbi'nden 100 Yıl Sonra" başlıklı oturumunda konuştu.

BMM Başkanı Binali Yıldırım'ın konuşmasından son derece etkilendiğini dile getiren Crane, "Adaletten bahsetmek istiyorum. Barış, refah ve özgürlük hepsi adaletin ürünüdür. Aynı şekilde adalet de bunların ürünüdür. Bir uyum ve etkileşim var aralarında. Dünyadaki problemlerden birisi uyumsuzluk. Adalet konusu çok önemli. Benim mesleğim özellikle yargı ve devlet yapılarının ötesinde bütün medeniyetleri incelemişliğim var." diye konuştu.

Crane, konuşmasında İslam'daki adalet vurgusuna dikkati çekerek, bunun dünyanın geleceğinin özünü oluşturduğunu kaydetti.

İnsanların bugün ne yapacaklarına odakladıklarını aktaran Crane, bu nedenle gelecek için yeterli bir vizyona sahip olmadıklarını söyledi.

Crane, liderliğin önemine dikkati çekerek, "Medeniyetlerin geçmişine bakılırsa bunu görürsünüz. Medeniyetler, insanlar zorluklarla başa çıktıklarında yükselir. Artık bu mücadeleyi bıraktıklarında da medeniyetler çöker. Bu sebepten ötürü terörizm yaşanıyor. Çözülmeye sahip oluyor ve insanlar umutsuz hale geliyor. Bu dünyayı bir araya getiremiyorsak o zaman yok ederiz. Bu sebeple dünyada bazı ülkeler bunu uyguluyor. Türkiye'nin burada çok önemli bir sorumluluğu var. Uzun vadeli geleceğe bakacak olursak nasıl bir liderliği ortaya çıkarabileceğimizi düşünmeliyiz. ABD öncülük etmeye çalışıyor ama bir yandan da öncülük edemiyor." değerlendirmelerinde bulundu.

Osmanlı'nın bir çok sebepten ötürü dünya için bir model olduğunu aktaran Crane, "1648'den beri uluslararası kanunda halkların mevcudiyeti yok. Ama Osmanlı'da vardı. İnsanlar temelde özerktiler. Kimliklerini tehdit altında hissetmezlerdi. ABD tüm dünyadaki insanların kimliğini tehdit ediyor. Biz Avrupalılar yapay devletleri oluşturduk. Millet oluşturmaya çalıştık. Mevcut milletleri yok etmektir bu. Osmanlı İmparatorluğu'nun bilgeliğine geri dönmemiz lazım. Ancak bu şekilde liderlik edilebilir. Bir Türk modeli geliştirerek Atlantik'ten Çin'e kadar bu şekilde olabilir." dedi.

Crane, Türkiye'nin yüzlerce yıldır Avrupa'da önde gelen güçlerden biri olduğunu söyledi.

Türklerin asırlarca model olduğuna vurgu yapan Crane, "Türkiye yeniden model olabilir. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 10 gün önce BM Genel Kurulunda konuştu. Servet uçurumuna dikkati çekti. Bu bütün terörizm açısından sebeplerin en büyüğü. Tamamen yeni bir sistem lazım. Para ve bankacılık konusunda. İslami bankacılık da bunun parçası olmalı. Eğer Türkiye burada bir lider olabilirse o zaman bir modelimiz olur. Bütün dünya için model olabilir." ifadelerini kullandı.

– "Osmanlı sömürgeci gibi yönetmedi"

TRT World Sunucusu Ghida Fakhry'nin moderatörlüğünü yaptığı oturumda Princeton Üniversitesi Tarih Profesörü Şükrü Hanioğlu ise Osmanlı'nın son dönemlerine ilişkin tespitler yaptığı konuşmasında, şunları kaydetti:

"Osmanlı sömürgeciliğinden bahsedemeyiz. Kolonyal bir imparatorluk değildi. Avrupa'dakiler gibi değildi. Aslında çok dilli ve çok etnik kökeni olan imparatorluktu. Yönetirken sömürgeci bir imparatorluk gibi yönetmedi. Bunu netliğe kavuşturmamız lazım. Osmanlı'nın Ortadoğusuna bakmak gerekir. 1914'te burada tek bir yönetim tarzından bahsedemeyiz. Osmanlı Ortadoğusunda insanlık tarihinin en büyük çatışması 1. Dünya Savaşı başlamadan önce 4 farklı siyasi düzenleme yapılmıştı. Eyaletler doğrudan İstanbul tarafından yönetiliyordu. Hukuki olarak özerk bazı bölgeler vardı. Nominal Osmanlı kanunları uygulanıyordu."

Osmanlı Ortadoğusunun altın çağ olarak nitelendirilemeyeceğini belirten Hanioğlu, buna rağmen 1914 sonrasına göre çok daha iyi bir dönem olduğunu kaydetti.

Hanioğlu, 1914 de dahil olmak üzere Ortadoğu'da bir statükodan bahsetmenin mümkün olduğunu vurgulayarak, günümüzde Ortadoğunun giderek Balkanlaştığını söyledi.

Türkiye'nin Osmanlı gibi bir modele öncülük etmesi konusunda da değerlendirmelerde bulunan Hanioğlu, şunları aktardı:

"Yeni bir Osmanlı konusuna katılmıyorum. Çünkü Osmanlı bugün yok. Türkiye bir ulus devlet. O boşluğu dolduramaz. İstanbul çok uluslu bir imparatorluğun başkentiydi. Türkiye ve Osmanlı arasında kıyaslamak yapmak o kadar kolay ki. Türkiye Osmanlı'dan sonra ortaya çıkan bir devlet. Tek devlet değil, Osmanlı'dan sonra 27 devlet çıktı Osmanlı coğrafyasında. Türkiye'yi Osmanlı ile kıyasladığımızda elmalarla portakalları kıyaslıyor oluruz. Osmanlı sultanı halifeydi aynı zamanda. Türkiye'nin o tarz bir rol oynamasını beklemek pek adil değil. O nedenle bu Neo Osmanlı söylemini çok ciddiye almıyorum."

Hanioğlu, ana meselenin Ortadoğuda nasıl bir statükonun gerçekleşeceği meselesi olduğunu belirterek, bugün söz konusu coğrafyada 100 yıl öncesine göre birçok oyuncunun olduğunu hatırlattı.

Savaştan önceki durumun tersine Ortadoğu'nun çok önemli bir bölge haline geldiğini ifade eden Hanioğlu, bölgenin dünya politikasını derinden etkilediğini anlattı.

Hanioğlu, yerel oyuncuların bugün daha etkili olduğunu belirterek, Türkiye, İran ve Suudi Arabistan'ın bölgenin şekillenmesinde önemli roller oynadığını dile getirdi.

D-8'den AA'ya üst düzey ziyaret

ANKARA (AA) – Gelişen Sekiz Ülke (D-8) Genel Sekreteri Büyükelçi Ku Jaafar Ku Shaari, Anadolu Ajansı'na (AA) ziyarette bulundu.

D-8 Genel Sekreteri Shaari'yi, Genel Müdürlük binasında AA Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Özkaya ağırladı.

Özkaya, yılbaşında göreve gelen Shaari'yi tebrik etti.

AA'nın faaliyetleri hakkında bilgi veren Özkaya, "13 dilde hizmet veriyoruz. AA artık küresel bir ajans." dedi.

Ziyarette, D-8 ve AA arasındaki ilişki ve iş birliği imkanları da değerlendirildi.

Shaari ise D-8'in geçmiş ve yeni dönem çalışmaları ile perspektiflerini anlattı.

TEKNOFEST'i, yarım milyondan fazla kişi ziyaret etti

İSTANBUL (AA) – Türkiye Teknoloji Takımı (T3) Vakfı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilen ve Anadolu Ajansı'nın (AA) global iletişim ortağı olduğu TEKNOFEST İstanbul Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali'ni 4 günde yarım milyondan fazla kişi ziyaret etti.

Festival komitesinden yapılan açıklamaya göre, İstanbul Yeni Havalimanı'nda gerçekleştirilen ve bir ilk olan TEKNOFEST'te, 4 gün boyunca yaşamın her alanında teknoloji konuşulurken, havacılık gösterileri ziyaretçilere görsel bir şölen yaşatıldı. 750'den fazla takım, 2000'den fazla yarışmacının katıldığı teknoloji yarışmalarında ise gençler büyük başarı sergiledi.

Türkiye tarihinin en büyük ödüllü teknoloji yarışmalarının yanı sıra festival kapsamında Dünya Drone Şampiyonası, Hack İstanbul Siber Güvenlik Yarışması, Take-Off Uluslararası Girişim Zirvesi, dünyanın en hızlı 7 aracının yarıştığı "Yarışların Yarışı", nefes kesen jet uçak, helikopter ve akrobasi gösterileri, THY seyahat hackatonu, dikey rüzgar tüneli, planetaryum, paraşüt atlayışları, hava araçları sergisi, simülasyon uygulamaları, teknoloji ve eğitim atölyeleri, konserler ve aktiviteler düzenlendi.

– "4 günde yarım milyondan fazla ziyaretçi"

Açıklamada görüşlerine yer verilen T3 Takımı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar, Türkiye'nin bağımsız, müreffeh ve güçlü yarınları için milli teknoloji hamlesi hedefleri doğrultusunda gerçekleştirilen TEKNOFEST'i 4 günde yarım milyondan fazla kişinin ziyaret ettiğini bildirdi.

Tüm ekip ve paydaşlarıyla festivale katılan herkesi "milli teknoloji neferi" olarak gördüklerini belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

"Yüksek teknolojinin lokomotif sanayisi havacılık ve uzay ile alakalı. Biz de ülkemiz adına, ülkemizin tüm gençlerini 7'den 70'e herkesi milli teknoloji hamlesindeki seferberliği başlatmak, gençlerimize havacılık tutkusunu aşılamak ve bu deneyimi yaşatmak için ayakları yere basmayan TEKNOFEST'i gerçekleştirdik. Çok büyük bir toplumsal fayda sağlamak amacıyla kurguladığımız TEKNOFEST'te herkes hem kendisinin hem de çocuğunun geleceği için ne doğruysa onu yapmaya çalıştı. Teknoloji sever yarım milyondan fazla insanın katıldığı festivalimiz için herkes büyük bir özveri gösterdi. Türkiye'nin yüksek teknoloji üretmesi için her şeyden önce hayal edip, araştırıp geliştirerek üretmesi gerekiyor. Tıpkı ecdadımızın yaptığı gibi. Hepimiz, ülkemizin geleceğini inşa etmek için buradayız. Bu festivali buraya katılan herkese borçluyuz. İnşallah önümüzdeki yıllarda da TEKNOFEST ve farklı etkinliklerle bu coşkuyu devam ettirerek, dünyada ülkemizin göğsünü kabartacak pek çok projeyi hayata geçireceğiz."

– "Önümüzdeki yıllarda milyonlarca insan TEKNOFEST'te buluşacak"

T3 Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Mehmet Fatih Kacır da TEKNOFEST'in, yüzlerce insanın alın teri ile başarıldığını vurguladı.

Türkiye tarihinin en büyük festivalini gerçekleştirdiklerini, havacılık, uzay ve teknoloji odaklı bir festival düzenlediklerini anlatan Kacır, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bu festival Vecihi Hürkuşların, Nuri Demirağların, Kirkor Divarcıların izinden gidenlerin festivali, demiştik. Gördük ki milletimiz topyekun bu izi kaybetmemiş. İnşallah bundan sonra daha büyüklerini hayata geçireceğiz. Milletimiz gözünü göğe dikti. Kaybettiğimiz zamanı çok kısa zamanda kapatacağımıza inanıyoruz. Önümüzdeki yıllarda milyonlarca insan TEKNOFEST'te buluşacak inşallah. Biz yeniliklere hızlı uyum sağlayan bir milletiz. Yeter ki gençlerimizin, çocuklarımızın önü kesilmesin, onların yaptıkları çalışmalara değer verilsin bu çok önemli. Bundan böyle bu ülkede milli teknoloji hamlesi, uzay, teknoloji, bilim gündemin birinci sırasında yer alsın istiyoruz. Güçlü bir Türkiye için hep birlikte çalışalım istiyoruz."

– Gökyüzünde görsel bir şölen yaşandı

Türk Yıldızları, Solo Türk, paraşüt timi, 129 ATAK helikopteri, TB2 silahlı İHA ve Türkiye'nin ilk profesyonel milli akrobasi pilotu Ali İsmet Öztürk ile kızı Türkiye'nin ilk profesyonel kadın akrobasi pilotu Semin Öztürk'ün akrobasi gösterileri hayranlıkla izlendi.

Gökyüzünde harmandalı yapan Atak helikopterleri büyük alkış aldı. Coşku, heyecan ve adrenalin festival boyunca devam etti.

Uluslararası Belgesel Festivali'ne yoğun ilgi

SARAYBOSNA (AA) – El Cezire Balkanlar tarafından bu yıl ilk kez düzenlenen ve Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu "Uluslararası Belgesel Festivali" (AJB DOC) büyük ilgi görüyor.

Bosna Hersek'in başkenti Saraybosna'daki "Cinema City"de devam eden festival, üçüncü gününde Avrupa'nın farklı ülkelerinden çok sayıda belgesel izleyicisini bir araya getirdi.

Festival Müdürü Edhem Foco, AA muhabirine yaptığı açıklamada, festivale ilginin yoğun olduğunu ifade ederek, "Festivale yurt dışından katılanların ilgisi inanılmaz. Önümüzdeki yıllarda festivalin Avrupa'da önemli bir konuma geleceği kanaatindeyim." dedi.

Belgesel festivali kapsamında izleyici karşısına çıkan filmlerin televizyonda da gösterileceğini belirten Foco, yarışacak filmlerin televizyon yayıncılığına uygun formatta olduğunu söyledi.

Gösterimi yapılan filmleri seçen ekipte yer alan Lejla Dedic de festivalin son derece olumlu ilerlediğini vurgulayarak, "Festivalde daha çok bölge ülkelerine odaklandık ve izleyiciye sadece belgesellerden oluşan bir program hazırladık." diye konuştu.

Festivalin "El Cezire Gösterim" kategorisinde bugün izlenen "Azmin Katkısı" (A Feat of Perseverance) belgeselinin Bosnalı yönetmeni Nerma Emric ise filmde Hırvatistan'da yaşayan yaşlı bir çiftin hikayesinin anlatıldığını dile getirerek, "Filmde insanın ruhunda beslediği azim duygusunun ne kadar önemli olduğu anlatılıyor. Azmin yaşının olmadığını ve insanın her yaşta hedeflerine ulaşabileceği mesajını veriyoruz." ifadesini kullandı.

Belgesel film yönetmenleri ve yapımcıları için düzenlenen festivalin büyük önem taşıdığını söyleyen Emric, "Belgesel kelime anlamı olarak 'belge' demek. Bizler bir anlamda yaşamdan kesintileri belgeliyoruz." dedi.

– Festival 25 Eylül'de sona erecek

Evrensel insani değerlere odaklanarak sosyal olguları işleyen yazarları ve belgeselleri teşvik etme amacı taşıyan festivalde televizyon yayıncılığı için uyarlanmış 15 belgesel, yarışma bölümünde yer alacak. Festivalde 8 belgesel film gösterilecek.

Jüride ABD'den Karin Hayes, İngiltere'den İngrid Falck, Katar'dan Montaser Marai, Hırvatistan'dan Robert Tomic Zuber ve Bosna Hersek'ten Zoran Galic yer alıyor. Festivalde "AJB Ana Ödülü", "AJB Program Ödülü" ve "İzleyici Ödülü" olmak üzere 3 ödül verilecek.

Genç yetenekler için çeşitli atölye çalışmalarının da yapılacağı festival, 25 Eylül'de düzenlenecek ödül töreniyle sona erecek.

Anadolu Ajansı TEKNOFEST'te

İSTANBUL (AA) – Anadolu Ajansı (AA) Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü Yılmaz Yaman, "Türkiye'deki ulusal gazetelerde yayınlanan tüm fotoğrafların yüzde 63'ünün, haberlerin de yüzde 40'ının Anadolu Ajansı tarafından sağlandığını görüyoruz." dedi.

Yaman, Türkiye Teknoloji Takımı (T3) Vakfı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilen ve Anadolu Ajansı'nın (AA) global iletişim ortağı olduğu TEKNOFEST İstanbul Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali'nin son gününde sunum yaptı.

Yaman, Anadolu Ajansı'nın 6 Nisan 1920'de kurulduğunu hatırlatarak, "Anadolu Ajansı, dünyanın her yerinde ne yaşanıyorsa, bunu en hızlı ve güvenilir şekilde vermeyi amaçlayan bir uluslararası haber ajansıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden de 17 gün önce Anadolu'daki milli mücadeleyi hem Anadolu'nun her yerine hem de dünyaya anlatma amacıyla kuruldu." diye konuştu.

AA'nın dünyaya açıldığını ve artık 13 dilde yayın yapan uluslararası bir ajans haline geldiğini anlatan Yaman, 13 dilde günlük ortalama bin 650 haber, 2 bin 300 fotoğraf, 400 video, 15 canlı yayın, 6 infografi yayınladığını ifade etti.

Yaman, şunları kaydetti:

"Türkiye'de şu an 43 ulusal gazete var. Bir gazete günlük ortalama 120 haberle yayınlanır. Bir gazeteye öyle bir içerik sunuyoruz ki 'istediğini al kullan' diyoruz. Gazeteler de istediklerini alıyorlar, Anadolu Ajansı'nın çok ciddi bir üretim altyapısı var. Türkiye'deki ulusal gazetelerde yayınlanan tüm fotoğrafların yüzde 63'ünün, haberlerin de yüzde 40'ının Anadolu Ajansı tarafından sağlandığını görüyoruz. Dijital dünyaya geçiyoruz. Gazete 120 haber kullanırken dijital dünyadaki siteler daha hızlı bir haber tüketimine sahip, günde 300'den fazla haber sirküle ediyorlar. Bizim ürettiğimiz bin 650 haberin çoğunu önce internet sitesi alıyor, tüketiyor, buradan artık çok genel olanlar gazetelere geçmiş oluyor. Anadolu Ajansı, sitelerin neredeyse tamamının haberlerini sağlayan bir içeriğe dönüşmüş durumda."

– "41 merkezde ofisimiz var"

Yaman, Anadolu Ajansı'nan dünyanın farklı noktalarında 41 ofisinin olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Amerika'da, Birleşmiş Milletler'de, New York'ta, Washington'da ofisler var. Sadece Washington ve New York ofislerimizde 17 kişilik ekibimiz var. Pentagon'da Anadolu Ajansı'nın bir ofisi var, Türkiye'de ilk. İlk defa biz girişimde bulunarak bunun açılmasını sağladık. Pentagon'da dünya ajanslarının yerleri var. Artık Pentagon'un açıklamasını, Türk medyasına direkt yansıtabiliyoruz. Hatta bunun Pentagon'da bazı sorunları da oldu, 'çok fazla bizi karşı karşıya getiriyorsunuz.' gibi, habercilerimize baskı yapmaya kalktılar. 100 ülkede insanımız var fakat bunların 41'inde ofisimiz var, bazılarında tek kişi, bazılarında iki kişi var, daha geniş ekiplerin ofisleri var. 93 ülkede aboneliğimiz var. Dünya genelinde 124 farklı uyruktan çalışanımız var. Dünyanın yüz ölçümü olarak yüzde 76'sına ulaşabiliyoruz. Ulaşamadığımız yerler, zor coğrafyalar var. Bunlara da zamanla ulaşacağız."

Anadolu Ajansı'nın yayınları hakkında bilgi veren Yaman, sektöre yetişmiş insan gücü sağlamak amacıyla kurulan 'Haber Akademisi" ve çatışma bölgelerinde görev yapacak çalışanların eğitilmesi amacıyla yapılan "Savaş Muhabirliği Eğitimi" hakkında bilgi verdi.

Yaman, Anadolu Ajansı'nın tüm haber yazılımının kendi mühendisleri tarafından yazıldığını da sözlerine ekledi.

Kazakistanlı gazeteciler Adıyaman'da

ADIYAMAN (AA) – Kazakistan'dan Adıyaman'a gelen Türk Dili Konuşan Gazeteciler Vakfı Başkanı Joyamergen Naziya, Türk gazetecilerle iş birliği yapmak istediklerini söyledi.

Naziya ve beraberindeki gazeteci heyeti, Anadolu Ajansı (AA) Adıyaman Bürosu'nu ziyaret etti.

Anadolu Ajansının köklü ve tecrübeli bir kuruluş olduğunu belirten Naziya, kente Kazakistan'da görev yapan 8 basın mensubuyla geldiklerini söyledi.

Naziya, "Türkiye hakkında bilgi alıp Türkiye'yi tanımaya çalışıyoruz. Türkiye'deki gözlemlerimizi Kazakistan'a gittiğimizde meslektaşlarımıza aktaracağız. Birlikte geldiğimiz ekip arasında gazeteci, televizyon ve radyocu var." diye konuştu.

Adıyaman Faal Gazeteciler Cemiyeti (AGAD) Başkanı İbrahim Aslan'ın ev sahipliğinde kentte görevli gazetecileri ziyaret ettiklerini ve tecrübelerini dinlediklerini anlatan Naziya, sözlerini şöyle sürdürdü:

"AGAD ile ortak proje hazırlayacağız. Bu proje kapsamında ev sahibi Adıyaman başta olmak üzere Gaziantep, Şanlıurfa ve Mardin'e gideceğiz. Gittiğimiz yerlerde basın mensuplarıyla görüşeceğiz. Türk meslektaşlarımızla iş birliği kurmak istiyoruz. Türk medyasındaki tecrübeleri Kazakistan'a gittiğimizde meslektaşlarımızla paylaşmak istiyoruz.

Türkiye, bizim için çok önemli. 1991'de Kazakistan'ı bağımsız olarak tanıyan ilk ülke Türkiye'dir. Bu yüzden Türkiye'yi önemsiyoruz."

Havasının sıcak olduğunu ama Adıyamanlıların hoşgörülü olduklarını belirten Naziya, Türk dünyası ile gazeteciler birliğini güçlendirmek istediklerini ve anında haber paylaşımı yapmak istediklerini ifade etti.

Naziya, Türkiye'yi çok sevdiğini ve her zaman Türkiye'nin yanında olduklarını vurguladı.

Aslan da Kazakistanlı gazetecileri kentte ağırlamaktan dolayı mutlu olduğunu, Kazakistanlı gazetecilerle Adıyaman'ın kültürel mekanlarını gezeceklerini söyledi.

Semih Özsoy'dan Beşiktaş derbisi öncesi açıklamalar

İSTANBUL (AA) – Fenerbahçe Kulübü Başkan Vekili Semih Özsoy, Beşiktaş Kulübü Başkanı Fikret Orman'ın sözlerine tepki göstererek, "Fikret Orman'ın söylediği 'katletme' sporda yeri olmayan bir kelime. Benim anladığım bu sözler Aykut Kocaman'a. Bu açıklamalarını anlamsız bulduk." dedi.

Özsoy, TRT Spor'da Yasin Dallı'nın moderatörlüğünde gerçekleştirilen Ajans Saati programında, Anadolu Ajansı Spor Haberleri Yayın Yönetmeni Ersin Şiyhan, Demirören Haber Ajansı Spor Müdürü Uğur Demirkırdı ile İhlas Haber Ajansı Spor Müdürü Mustafa Karagöl'ün gündeme ve Beşiktaş ile 24 Eylül Pazartesi günü yapılacak derbiye ilişkin sorularını yanıtladı.

Fikret Orman'ın daha önce yaptığı açıklamalarla Fenerbahçe'nin eski teknik direktörü Aykut Kocaman'ı hedef gösterdiğini iddia eden Özsoy, "Kınıyorum. Samimiyet her platformda olmalı. Fikret Orman'ın söylediği şeyleri eyleme dönüştürmesi gerek. Konya'daki maçtan sonra ağırlamaktan şeref duyarız dediğimiz insanların bizim hakkımızdaki beyanları üzücü. Fikret Orman'ın söylediği 'katletme' sporda yeri olmayan bir kelime. Benim anladığım bu sözler Aykut Kocaman'a. Fikret Orman'ın bu açıklamalarını anlamsız bulduk." ifadelerini kullandı.

"Katletme" kelimesinin sporda yerinin olmadığını aktaran Semih Özsoy, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Aykut hoca bunları hak etmiyor. Geçmişe sünger çekilecekse aynaya bakmaları yeter. Karşılıklı bir ilişkide cam iki taraftan temizlenir. Bu ağır. Kabul edilebilir değil. Aykut Kocaman camianın en önemli insanlarından birisi. Aykut hoca ile gönül bağımız devam ediyor. Aykut hoca antrenörün ötesinde bir şeydir. Hala aynı noktadayız. Samimiyet, dostluk ve kardeşlik tamam ama bu yapılanlar doğru değil. Şenol Güneş'in dün yaptığı hareketten sonra 'Bazı kuşlar tek uçar, bazıları sürüyle' açıklamaları da artık inandırıcı gelmez. Şenol Güneş'in Sarpsborg maçında yaptıklarını kınıyoruz."

Tüm camialara eşit mesafede olduklarını vurgulayan Özsoy, şunları kaydetti:

"Biz Galatasaray'ı da Beşiktaş'ı da ağırlarız. Taraftarlar ve yöneticilerin de tüm maçlara gelmesini istiyoruz. Biz her adımı atmaya razıyız. Ama karşılığını görmek kaydıyla. Negatiflikten besleniyorlarsa bunun kimseye faydası yok. Bu açıklamalar yöneticilere değil taraftarlara zarar veriyor. Canlar alınıp veriliyor. Aklıselim davranmalılar. Küfürlere destek vermek kabul edilebilir değil. Doğruyu ispat etmek kişilere düşüyor. Ali Başkan, Şenol Güneş'e niye çiçek versin. Böyle bir iddia külliyen yalan. Ağırlamak başka bir şey. Tabii ki ağırlayacağız. Fenerbahçe taraftarının derbide küfür etmeyeceğine inanıyoruz. Bütün provokasyonlara rağmen küfür etmeyeceklerdir. Fenerbahçe taraftarına büyük görev düşüyor."

– "Sonuç ve futbol kabul edilebilir değildi"

Semih Özsoy, UEFA Avrupa Ligi'nde Hırvat ekibi Dinamo Zagreb'e 4-1 mağlup oldukları maçta oynanan futbolun ve alınan sonucun kabul edilemez olduğunu kaydetti.

Hırvatistan'da kötü bir mağlubiyet yaşadıklarını dile getiren Özsoy, "Dinamo Zagreb maçındaki sonuç ve oynanan futbol kabul edilebilir değildi. Futbolculardaki isteksizlik bizi üzdü. Ama bu böyle devam edecek diye bir şey yok. Bugün Başkan Ali Koç ile tesislerdeydik. Küçük bir toplantı yapıldı. Takımın bu durumu en kısa sürede atlatacağına inanıyorum." diye görüş belirtti.

Avrupa Ligi'nde gruptan çıkacaklarına inandığını aktaran Özsoy, "Oynanan futbol bizi kesinlikle tatmin etmiyor ama gruptan yüzde 100 çıkarız." ifadesini kullandı.

– "Cocu şu ana kadar başarılı değil"

Semih Özsoy, Fenerbahçe Teknik Direktörü Phillip Cocu'yu şu ana kadar başarılı bulmadığını belirtti.

Acil karar vermek istemediklerini kaydeden Özsoy, "Az bir süre oldu. Cocu, şu ana kadar başarılı değil. Hemen alınması gereken bir karar olduğuna inanmıyorum. Ama sporda 1-2 gün sonraki durum bizi karar almaya itebilir. Hatalarımızla restleşmeyeceğiz. Gerekeni yaparız. Yanlış olduğuna inandığımız konularda asla ısrarcı olmayız. Derbide aksi bir durum düşünmüyoruz. Kazanacağımıza inanıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

– Ersun Yanal iddiaları

Semih Özsoy, teknik direktör Ersun Yanal'ın adının Fenerbahçe ile anılmasıyla ilgili iddiaların gerçeği yansıtmadığını söyledi.

Sarı-lacivertli takımın başında bir teknik direktör bulunduğunun altını çizen Özsoy, "Yolumuza devam ediyoruz. Biz yönetimde olduğumuz sürece 'Şu gelemez ya da gidemez' demiyoruz. Ersun Yanal bu kulüpte görev yaptı. En erken şampiyonluğu getirdi. Şahsında cevaplayamam. Hocamız var. Gündemimizde öyle bir şey yok." diye konuştu.

– "Futbolcu maaşlarında Türk lirasına dönmekte fayda var"

Semih Özsoy, kulüplerin çıkarları için futbolcu maaşlarında Türk lirasına geçilmesi gerektiğini belirtti.

Ülke menfaati için bunu yapmak zorunda olduklarını kaydeden Özsoy, "Zaten bunun olması gerektiği söylendi. Görüşmeler devam ediyor. Kulüplerin de çıkarı için maaşlarda Türk lirasına dönmekte fayda var. Kulüpler bu konuda beraber hareket etmeli." değerlendirmesinde bulundu.

Avrupa Haber Ajansları Birliği Varşova Konferansı

VARŞOVA (AA) – Avrupa Haber Ajansları Birliği (EANA) Sonbahar Konferansı Polonya'nın başkenti Varşova'da gerçekleşti.

EANA'nın kurucu üyelerinden olan Anadolu Ajansını (AA) temsilen Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Özkaya ve Uluslararası Operasyonlar Direktörü Ural Yeşil'in de katıldığı konferansta, 32 ülkeden AFP (Fransa), ANA (Yunanistan), AZERTAC (Azerbaycan), DPA (Almanya) ve PA (İngiltere) gibi haber ajanslarının yetkilileri de yer aldı.

"Avrupa’daki Ulusal Haber Ajanslarının Geleceği: Gelecek için Haber Ajansı Muhabirlerinin Eğitilmesi" başlıklı konferansta, haber ajansları yeni çalışmaları hakkında sunumlar yaparken, akademisyenler de medya sektörünün sorunları ve geleceği hakkında bilgilendirmelerde bulundu.

– LSE anket sonuçları açıklandı

Konferansta düzenlenen panelde London School of Economics (LSE) tarafından geliştirilen, haber ajanslarının karşılaştığı ve ileride karşılaşabilecekleri sorunların tespit edilmesine yönelik "Avrupa'daki Ulusal Ajansların Geleceği" çalışması kapsamında EANA üyeleriyle gerçekleştirilen anket sonuçları açıklandı.

EANA'ya üye 32 ajansın 24'ünün ankete katıldığı, çalışma sonuçlarının, üye ajansların daha fazla birlikte çalışması ve birbirlerinin tecrübelerini paylaşması gerektiğini gösterdiği ifade edildi.

"Birlik üyelerinin sesinin birlikte daha gür çıkacağı" belirtilirken, daha önce yapılmamış olan bu çalışmadan tüm ajansların sonuçları değerlendirerek kendi ajansları için stratejiler çizebileceği vurgulandı.

– Telif hakları önergesi

Öte yandan katılımcılar, EANA'nın da Avrupa Parlamentosunun (AP) dikkatine getirdiği "telif hakkı" yasalarındaki dengesizliğin düzeltilmesi konusunu da görüştü.

EANA üyeleri ajanslar, ürettikleri haberlerin içeriklerinin Google ve Facebook gibi internet şirketleri tarafından reklam geliri elde etmek için kullanıldığını belirterek, AP'ye "telif hakkı" yasalarına ilişkin düzensizliğin düzeltilmesi çağrısında bulunmuştu.

Bu çerçevede AP'de geçen hafta kabul edilen telif hakkı önergesi, sosyal medya platformlarının haber portallarının içeriklerini paylaşmak için lisans bedeli ödemesini öngörüyor.

– EANA'nın yeni dönem başkanı

Katılımcılar, yarın düzenlenecek Genel Kurul Toplantısı kapsamında ise EANA'nın yeni dönem başkanı, genel sekreteri ve boşalan iki yönetim kurulu üyesini belirleyecek.