Bakan Gül AA Editör Masası'na konuk oldu

ANKARA (AA) – Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, CHP'nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mansur Yavaş hakkındaki iddialara ilişkin, "Elbette Ankaralılar takdir edecektir. Hukuk bir tarafa siyaseten, ahlaki olarak Ankaralıların sorularına cevap vermeniz gerekir ama bu sorulara cevap bulunamamıştır." dedi.

Gül, konuk olduğu Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

CHP ve İYİ Parti listelerinden terör örgütleri ile bağlantılı isimlerin HDP kontenjanlarından aday gösterildiği iddialarına ilişkin soru üzerine Gül, seçilme hakkının anayasada belli şartlara bağlanan ve kanunlarla düzenlenmiş hususlar olduğuna işaret etti.

Gül, terör örgütünü desteklemek ve örgüt propagandası yapmaktan dolayı bazı kişilere yönelik eylemleri nedeniyle gözaltılar olduğunu, soruşturmaların da devam ettiğini belirterek, bu konuda kesin mahkumiyetin seçilmeye engel olduğunu, bunun da Yüksek Seçim Kurulunun gündeminde ve yetkisindeki bir konu olduğunu vurguladı.

  • "HDP'nin belediye meclisine taşınmasına milletimiz izin vermeyecek"

Adalet Bakanı Gül, bir şekilde teröre destek vermiş ve örgüt propagandası yapmış kişilerin, saklanarak CHP, İYİ Parti ve Saadet Partisinin listelerine İzmir'de, Ankara'da, İstanbul'da ve diğer birçok ilde örtülü bir şekilde girdiğini ifade ederek, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Burada milletimizin rahatsız olduğu konu, HDP'den daha önce aday olmuş, siz HDP ile ilgili sokakta farklı söylüyorsunuz ama listenizde onlarla alakalı, terör örgütü propagandası yapmış, örgüte destek vermiş kişileri listenizde veriyorsunuz. CHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi seçmeninin bunu takdir edeceğini ve bu konuda gereken takdiri yapacağına inanıyoruz. Bu konuyu asla tasvip etmeyeceğini düşünüyoruz.

HDP'nin, kendi amblemiyle çıkmayıp CHP gibi bir partinin içinden çıkması, İYİ Parti gibi milliyetçi görünümlü bir partinin içinden çıkması. Bu, millete karşı ahlaki olmayan bir tutumdur. HDP'nin bir şekilde belediye meclisine taşınmasına milletimiz izin vermeyecektir. Olsa zaten HDP kendi ismiyle çıkardı. Kalkıp CHP listeleri üzerinden girmesi, bu anlamdaki bir takiye, örtülü bir iş birliğini milletimiz açığa çıkarmıştır. Bunu da tasvip etmeyecektir. Benzemezlerin ittifakının yeni bir örtülü boyutu daha açığa çıkmıştır."

Gül, terör örgütü ile bağlantılı oldukları ve belediye meclis adaylığı listelerinde yer aldıkları iddia edilen 299 kişinin adaylığına neden müdahale edilmediği yönündeki soruya, şu karşılığı verdi:

"Yargılamalar devam eder, kesinleşir. Ondan sonra bu hususlar elbette sonuca bağlanır. Bu konularla ilgili Yüksek Seçim Kurulu da incelemeleri yapar, itirazlara bakar. Esasen burada siyasi bir tutum gerekir ve buna milletimiz karar verecektir. Açıkça kendi ismiyle, partisiyle çıkmayıp CHP gibi bir partinin içerisinden HDP'nin çıkması ya da İYİ Parti gibi milliyetçi görünümlü bir partinin içerisinden çıkması. Bu, millete karşı ahlaki olmayan bir tutumdur. Milletimiz bunu, siyaseten bu erdemsizliği, kendisine karşı yapılan bu kirli iş birliğini açığa çıkarmış, bunun gereğini yapacak, sandıkta bunun hesabı sorulacaktır. Örtülü, gizli bir pazarlık ve gizli bir pazarlık olunca milletimiz bunu kabul etmiyor. Siyaseten de milletimiz bunun karşılığını sandıkta verecektir."

Süren davalarda mahkumiyet çıkması durumunda seçilen kişinin hukuki durumunun sorulması üzerine Gül, bu kişilerin yetkilerinin sona ereceğini vurguladı. Gül, "Belediye başkanı da seçilmiş olsa, Meclis üyesi de seçilmiş olsa o yetkiler alınır." dedi.

O durumda halkın oyunun boşa gidip gitmeyeceğine ilişkin soru üzerine de Gül, "Öyle bir mahkumiyet olursa elbette bu konuda kamu hizmetlerinden kısıtlılık ve görevi yapamama gibi sonuçları olabilir. Vatandaşımızın oy verirken bunu göz önünde bulundurması gerekiyor." diye konuştu.

  • "Ankaralı hemşehrilerimiz takdir edecektir"

Bakan Gül, CHP'nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mansur Yavaş hakkındaki senet iddialarının hukuki açıdan ne aşamada olduğunun sorulması üzerine de bu konunun yargı süreci içerisinde, yargı makamlarınca sürdürüldüğünü söyledi.

Yavaş hakkındaki iddiaların savcılıklar tarafından resen başlatılan bir soruşturma olmadığını dile getiren Gül, hikayenin 2015'e kadar uzandığını belirtti. Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Senetin sahte olduğu iddia edilmiş ve mahkeme bunu tespit etmiş, Yargıtay da bunu onaylamış. Bu konu üzerinde ceza ve hukuk davaları devam ediyor. Bu konuya elbette yargı karar verecek. Burada önemli olan husus, bu konularla ilgili sorulara cevap verilememesi, siyaseten konunun değerlendirilmesi… Elbette hukuken yargı makamları bunun kararını verecektir. Beyanlarında '300 bin dolar vergi çıkar, o yüzden sözleşme yapmadık, makbuz kesmedik, senet aldık' gibi ifadeleri milletimiz takdir edecektir. Mansur Yavaş'ın siyaseten kamuoyunu tatmin edici açıklamalar yapması gerekir. Hukuken yargı bağımsızdır, kendi sürecinde devam edecektir. Böyle bir konuda beyanlara da yansıdığı hususuyla '300 bin dolar vergi ödeyeceğiz' şeklindeki bir açıklaması elbette Ankaralı hemşehrilerimiz takdir edecek, elbette değerlendirecektir."

Aday olanların etik ve ahlaki olarak Ankaralıların sorularına cevap vermesi gerektiğinin altını çizen Gül, Ankaralı seçmenin iddialara cevap bulamadığını söyledi.

Bu işin yargıda devam ettiğini belirten Gül, borca konu olan ticari ilişkilere ilişkin, "O da tabii tam flu olan bir konu. Avukatlık ilişkisi olsa, bir sözleşme karşılığında makbuz kesilir. Eski hakimlere sordum, baktım gibi hususlar avukatlık mesleğinde çok karşılaştığımız hususlar değil. Bu cevaplanamayan soruları milletimiz 31 Mart'ta, sandıkta seçmen verecektir. Konu, hukuki olarak yürüyor." değerlendirmesinde bulundu.

(Sürecek)

Bakan Gül AA Editör Masası'na konuk oldu

ANKARA (AA) – Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, 31 Mart yerel seçimlerine ilişkin "Kararsız vatandaşlarımız artık 'Maceraya girecek halimiz yok, tecrübe ve istikrarın yanındayız' diye güçlü desteğini ifade ediyor." dedi.

Gül, konuk olduğu Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

31 Mart yerel seçimlerine ilişkin değerlendirmesi sorulan Adalet Bakanı Gül, "Hava çok güzel. Seçim meydanlarında, vatandaşımızda, esnafımızda, sokakta, çarşıda, pazarda Cumhur İttifakı'nın, AK Parti'nin 31 Mart'ta yeni bir zaferiyle karşılaşacağımızı görüyoruz. Kararsız vatandaşlarımız artık 'Maceraya girecek halimiz yok, tecrübe ve istikrarın yanındayız' diye güçlü desteğini ifade ediyor. Her geçen gün kararsızların AK Parti ve Cumhur İttifakı lehine karar verdiğini, milletimizin gönül belediyeciliğinde karar kıldığını görüyoruz." şeklinde konuştu.

Milletin 24 Haziran'da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı seçerek "5 yıllık bir istikrar"da karar kıldığını dile getiren Gül, milletin, 31 Mart'ta da yerel yönetimlerde istikrarı, daha fazla hizmeti seçeceğini söyledi.

"4,5 yıl seçim yok. Ne var? Geçim. Vatandaşımızın ekmeğini büyütmek, özgürlüklerini artırmak, huzuru korumak için önümüzde 4,5 yıl gibi bir dönem var. Bu anlamda seçimin büyük bir mahiyeti var." diyen Bakan Gül, milletin, merkezi hükümette olduğu gibi yerel yönetimde de istikrar, uyum ve tecrübeden yana karar vereceğini kaydetti.

"HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli'nin Millet İttifakı adaylarıyla ilgili 'Bilecek ki seçilmişse HDP oylarıyla seçilmiştir' sözünün gizli bir ittifakın açığa çıkması şeklinde yorumlanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusu üzerine Gül, milletten yüz bulamayacağını görenlerin yaptığı örtülü ittifakın açık olduğunu söyledi.

  • "Şimdiden diyet almaya başladılar"

Sokakta, çarşıda, pazarda ilçeleri bilen vatandaşların HDP'li belediye meclis adaylarını gördüğünü belirten Gül, şöyle devam etti:

"Şimdiden diyet almaya başladılar. 'HDP olarak bizim oylarımızla seçileceksiniz ve biz yöneteceğiz şimdiden söylüyoruz' diye pazarlığa oturuyor. Ankaralı vatandaşlarımız şunu gördü, 1 Nisan'dan sonra Sayın Yavaş seçilirse Ankara'da belediyeyi HDP yönetecektir. Çünkü mecliste HDP şu ana kadar yer alamadı. İstanbul'da, Ankara'da güçlü bir şekilde belediye meclis üyesi olarak girecekler. Bu anlamda örtük bir ittifakın olduğu görülüyor. Siz, bunu saklıyorsanız demek ki milletten kaçırdığınız, gizlediğiniz bir şey var. Demek ki milletin rahatsız olduğu bir iş yapıyorsunuz. Bu açık olmuştur. Sayın Yavaş'a soruyorlar, 'HDP'yi ziyaret edecek misiniz?' 'Onu ajansa soracağız' diyor. 1 Nisan'a kadar ajansa sordun, 1 Nisan'dan sonra HDP'ye mi soracaksınız? Evet, HDP yönetecek. Milletimiz bu anlamdaki kirli, örtülü ittifaka asla prim vermeyecektir."

Her partinin, istediği partiyle bir araya gelebileceğine işaret eden Gül, ittifak yapanların çıkıp "Ben böyle bir ittifak yaptım." demesi gerektiğini vurguladı.

  • "Kürtlerin oyu kimsenin cebinde değil"

Açık bir şekilde ittifak yapmayanları "şahin görünümlü kartal"a benzeten Bakan Gül, milletten bir şey kaçırılmaması gerektiğinin altını çizdi.

Gül, gizli pazarlık ve ittifakın ortaya çıktığını ifade ederek, "Milletimiz, tüm bu gizli, örtülü yapılan ittifakı gözleriyle görmektedir ve sandıkta da bu ittifaka değil, Cumhur İttifakı'na destek verecektir." diye konuştu.

"Kürtlerin oylarıyla seçildin." gibi ırk temelli bir yaklaşımın doğru olmadığını vurgulayan Gül, şunları kaydetti:

"Kürtlerin oyu kimsenin cebinde değildir. En fazla Kürt oyunu alan parti AK Parti'dir, bu seçimde de öyle olacaktır. Çünkü AK Parti yasakları ortadan kaldıran bir partidir. Kürtçe şarkı dinlemenin, kasetlerin yasak olduğu, faili meçhuller Türkiyesinden bugün devletin Kürtçe yayın yaptığı televizyon var. 'Mem u Zin'i devlet yayın organlarına, bakanlık yayınlarına çıkan bir Türkiye'ye geldik. Bunlar Cumhurbaşkanımız öncülüğünde yapıldı. Dolayısıyla biz ayrımcı, bölücü bu tür dili şiddetle kınıyoruz. Türkiye'de 82 milyon eşit vatandaştır. Vatandaşları ötelemek, ayrımcılığa tabi tutmak asla kabul edilemez. Bu siyaset dilini de 31 Mart'ta vatandaşlarımız asla tasvip etmeyecek."

(Sürecek)

Bakan Kasapoğlu, AA Editör Masası'na konuk oldu (3)

İSTANBUL (AA) – Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, "Yabancı futbolcu sayısını konuşmaktansa, ülkemizde altyapıyı konuşmanın çok daha önemli olduğunu düşünüyorum. Altyapı bizim vazgeçilmezimiz olmalı." dedi.

Kasapoğlu, konuk olduğu Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda soruları yanıtladı, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Bakan Kasapoğlu, yabancı oyuncu konusunun Türkiye Futbol Federasyonunun sorumluluğunda olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Onların bu konuda çalışmaları var. Burada yabancı futbolcu sayısını konuşmaktansa, ülkemizde altyapıyı konuşmanın çok daha önemli olduğunu düşünüyorum. Altyapı bizim vazgeçilmezimiz olmalı. Burada en temel şart üretim. O yüzden üreteceğiz, daha çok yetiştireceğiz, altyapıya daha çok yatırım yapacağız. Çok güzel modeller var. Altınordu ve Bursaspor modelleri. Bunları bizim mutlaka arttırmamız gerekiyor. Bizim tüm branşlarda yetiştirme, eğitme ve altyapı yatırımlarını desteklemekten başka çıkış yolumuz olmadığını düşünüyorum. Kulüplerimiz, karşılaştıkları finansal sorunlardan dolayı altyapıyı çok önemli bir çıkış noktası olarak görüyorlar. Bu da önemli bir kazanım oldu diye düşünüyorum."

Kasapoğlu, Video Yardımcı Hakem (VAR) sisteminin iyi bilinmesi ve anlatılması gerektiğini dile getirerek, "VAR, öncellikle minimum müdahale ve maksimum yarar ilkesine göre çalışan bir sistem. Yeni bir sistem. Bu sistemin yavaş yavaş oturacağına inanıyorum. Elbette teknoloji yardımcı bir unsur. Hakemlere yardımcı olması amacıyla devreye alınan bir unsur. Önemli olan insan faktörü. Biz hakemlerimize bu çerçevede güveniyoruz. Bu sistemin iyi bilinmesi ve anlatılması gerektiğini düşünüyorum. Esas unsurun hakem olduğunu unutmamak lazım. Hakemlerimize güveniyoruz." diye konuştu.

  • "Kulüplerin çoğunluğunun sıkıntı yaşadığı doğru"

Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, kulüplerin yaşadıkları mali sıkıntıların ortada olduğunu dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Her kulübün kendi durumu farklı. Gerçekten finansal anlamda iyi kulüplerimiz de var ama çoğunluğunun sıkıntı yaşadığı doğru. Bu aşamadan sonra ayağını yorganına göre uzatma felsefesine rağbet edeceklerine düşünüyorum. Bu manada kulüplerin yönetim anlayışlarının şeffaflık ve rasyonellik boyutuyla daha farklı dönüşmesi gerektiğine inanıyorum. Kulüplerin yanlış yönetilmeleri neticesinde gelinen darboğaz ortada. Kulüplerin bankalarla bir yapılandırma çalışması var. Ondan sonra güzel yönetilirlerse daha rahat olacaklarını düşünüyorum."

Bakanlık olarak bu konudaki yaklaşımlarının belli olduğunu aktaran Kasapoğlu, "Bu konuda federasyonumuzun, parlementomuzun çalışmaları var. Kulüplerin bir takım görüşleri var. Kamuoyunun görüşü var. Yine sporda şiddetle ilgili çalışmalar var. Bakanlık olarak gerek finansal çerçevede gerekse yönetim anlamında olsun, kulüplerin yeniden tanımlanması noktasındaki kararlılığımızı da sürdürüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

(Sürecek)

MSB ve AA'dan Zeytin Dalı Fotoğraf Sergisi

ANKARA (AA) – Milli Savunma Bakanlığı (MSB) ile Anadolu Ajansı (AA) tarafından hazırlanan Zeytin Dalı Fotoğraf Sergisi, Ankara'da izlenime sunuldu.

Kentpark Alışveriş Merkezi'nde açılan sergide, harekatın başlangıcından bitimine, sonrasındaki insani yardımlara ve görev yapan askerlere gönderilen mektuplara kadar birçok unsurun yer aldığı 89 fotoğraf bulunuyor.

Sergide, "Mehmetçik'in Burseya Dağı'nı teröristlerden arındırdığı ve dağa Türk bayrağını diktiği anları" yansıtan, harekatın simgeleşen fotoğrafı da yer alıyor.

Türk Silahlı Kuvvetleri Foto Film Merkezi Komutanlığı ve Anadolu Ajansı tarafından çekilen fotoğraflardan oluşan sergi, 21 Mart'a kadar gezilebilecek.

İstanbul Valisi Yerlikaya'dan AA'ya ziyaret

İSTANBUL (AA) – İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, Anadolu Ajansı'na (AA) ziyarette bulundu.

Vali Yerlikaya ve beraberindeki heyeti, AA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Şenol Kazancı ile AA İstanbul Bölge Müdürü Hüseyin Altınalan ağırladı.

Şenol Kazancı, AA'nın İstanbul Ofisinde gerçekleşen ziyarette, Yerlikaya'ya ajansın çalışmaları hakkında bilgi verdi.

Vali Yerlikaya da AA'nın çalışmalarını yakından takip ettiğini belirterek, Kazancı ve tüm AA çalışanlarına başarılar diledi.

Öte yandan Yerlikaya, aynı binada yer alan Basın İlan Kurumu (BİK) Genel Müdürlüğünü de ziyaret ederek, Genel Müdür Yakup Karaca'yla görüştü.

Ziyaretlerde, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ergün Yolcu da yer aldı.

AA'dan “Huzurlu Şehirler” kitabı

ANKARA (AA) – Anadolu Ajansı (AA), vatandaşların iradesinin teröre teslim edildiği belediyelerde, İçişleri Bakanlığınca yapılan görevlendirmelerin ardından yaşanan olumlu gelişmeleri kitap haline getirdi.

Maddi imkanlarını bölücü terör örgütü PKK'nın hizmetine sundukları müfettişlerce tespit edilen 93 belediyeye İçişleri Bakanlığının yaptığı görevlendirmeler sonrası insanların gerçek belediyecilikle tanışmasının anlatıldığı "Huzurlu Şehirler" adlı kitapta, teröristlerce tahrip edilen yol, okul, cami, oyun parkı, kurum ve kuruluşlara ait binaların yenilenmesine ilişkin görsellere yer verildi.

Kitapta, bu belediyelerin kamuya ve piyasaya borçlarının büyük bölümünün ödendiği ve bölgedeki bin 908 proje için milyarlarca liralık yatırım yapıldığı gibi bilgiler de aktarıldı.

  • "Kitap, olumlu gelişmelerin genel bir derlemesini kapsıyor"

Kitabın ön sözünü, Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Şenol Kazancı kaleme aldı.

Türkiye'nin 2015'te terör örgütü PKK'nın ülke genelindeki şiddet eylemleriyle paralel Demokratik Bölgeler Partili belediyelerin sözde "öz yönetim" ilan etmesiyle terörle etkin mücadelesinde yeni bir sürece girdiğini anımsatan Kazancı, terör örgütüne mali kaynaklarını aktaran ve lojistik imkanlarını sunan 93 belediyeye başlatılan yargı süreçlerinin ardından, İçişleri Bakanlığının 1 Eylül 2016'da Resmi Gazete'de yayımlanan 674 sayılı kanun hükmünde kararnamesiyle kayyum atamaları yapılarak, terör örgütünün milli iradeyi gasbetmesinin önüne geçildiğini belirtti.

Kazancı, şunları kaydetti:

"Kayyum görevlendirilen belediyelerde temel belediyecilik hizmetlerinin yanı sıra terör tehdidinin ortadan kaldırdığı güven ortamının yeniden tesisine yönelik önemli çalışmalara imza atıldı. Teröre aktarılan kaynaklar her alanda yatırıma dönüştürülerek milletin menfaatine kullanıldı. Elinizdeki kitap, vatandaşın iradesinin teröre teslim edildiği belediyelerde İçişleri Bakanlığımızca yapılan görevlendirmelerin ardından sağlanan güven ortamıyla sosyal, kültürel ve ekonomik anlamda yaşanan olumlu gelişmelerin genel bir derlemesini kapsıyor. Çalışmanın hazırlanmasında emeği geçen arkadaşlarıma teşekkür ediyorum."

  • AA Yayınları

"Muhabir", "Gökyüzünden Türkiye", "Yükselen Afrika", "Türkiye'nin Güvenlik Stratejisi" kitapları başta olmak üzere yayın çeşidini artıran AA Yayınlarına, tüm seçkin kitapçılardan ve online kitap satış sitelerinden ulaşılabiliyor.

AA Yayınları hakkında detaylı bilgi "https://www.aa.com.tr/tr/p/aa-yayinlari" adresinde bulunuyor.

Bakan Akar, AA Editör Masası'na konuk oldu

ANKARA (AA) – Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, "Başta Kürt kardeşlerimiz, hiçbir etnik grupla problemimiz söz konusu değil. Bizim tek hedefimiz, teröristler. YPG dediğimiz zaman sadece ve sadece teröristleri kastediyoruz." dedi.

Akar, konuk olduğu Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında kadın gazetecilerin sorularını yanıtladı, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

ABD'nin çekilme kararı sonrasında Türkiye ve ABD'nin gerçekleştirdiği ortak devriye ve eğitimlerin durumunun ne olacağı konusunda Akar, Mayıs 2018'de Münbiç ile alakalı güvenlik prensiplerinin, haziranda ise Münbiç yol haritasının belirlendiğini hatırlattı.

Akar, 4 Eylül 2018 itibarıyla, bu çalışmanın tamamlanması gerektiğine, Türkiye'nin bu konudaki sorumluluklarını eksiksiz ve aksaksız yerine getirmesine rağmen takvimin çok gerisinde olunduğuna işaret ederek, defalarca bu konuyu muhataplarına ilettiklerini belirtti.

Bakan Akar, "Bu konuda, bize düşecek her türlü görevi de yapmaya hazır olduğumuzu yine muhataplarımızla asker, sivil kim varsa onları konuştuk, konuşuyoruz." dedi.

  • "Suriyeli kardeşlerimizin güven içinde evlerine dönmesini istiyoruz"

Münbiç'te PKK'dan hiçbir farkı olmayan YPG'lilerin bulunduğunu belirten Akar, sözlerini şöyle sürdürdü:

"PKK eşittir YPG, PYD…Bunlar çeşitli isimler altında Kandil'de, sözde karargahlarında sevk ve idare edilen terörist gruplardır. Bunu açık ve net herkese söyledik, söylemeye de devam edeceğiz. Gerçek bu. Bu gerçek çerçevesinde, bunlara da silahlar verildi. Biz diyoruz ki bunların elindeki silahları, söz verdiğiniz üzere bunları alın. Bunları Fırat'ın doğusuna geçirin. Buradaki yüzde 90'a yakını Arap olan, yerleşim birimi Münbiç. Burada da lokal idarenin, Münbiçlilere devrini sağlayalım. Asli unsurlar, yönetime el koysunlar. Yönetimi devralsınlar. Belki hepsinden daha önemlisi de şu anda büyük bir bölümü ile Türkiye'de misafir ettiğimiz, Suriyeli kardeşlerimizin, YPG'nin ve rejimin baskısıyla, burayı terk etmek zorunda kalan ve Türkiye'de yaşayan Suriyeli kardeşlerimizin de bu sağlanan güvenli ortam içinde evlerine dönmelerinin sağlanmasıdır. Talebimiz bu."

Münbiç'te bugüne kadar 68 bağımsız ve koordineli devriye görevi icra edildiğini, dört grup halinde değişik zamanlarda Gaziantep'te eğitim, 13 de müşterek, birleşik devriye yapıldığını anlatan Bakan Akar, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yeterli ve istenilen faydanın sağlamadığı hususunu, gelen Amerikalı muhataplarımıza söyledik. Bir an önce bu planın uygulanması için muhataplarımızı yönlendiriyoruz, onlara taleplerimizi iletiyoruz. Burada, eğer Münbiç'te söylediğimiz plan uygulanmazsa, herhangi bir şekilde rejim girerse, herhangi bir şekilde YPG kalmaya devam ederse, Amerikalılar çekildikten sonra, buraya herhangi bir şekilde Suriyeli kardeşlerimizin dönmeyeceğini, açık ve net bu bilgileri alıyoruz, Türkiye'nin, Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının, Özgür Suriye Ordusu unsurlarının burada olmasıyla ancak gerçekten bir barış ve istikrarın olabileceğini, bu çerçevede de Suriyeli kardeşlerimizin gönül rahatlığı içinde bu bölgeye dönebileceklerini muhataplarımıza söyledik."

Akar, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatları'yla yaptığı operasyonlar sonucunda, bölgenin teröristlerden temizlenmesine bağlı olarak, 314 bin 590 kişinin evlerine döndüğünü bildirdi.

Bunun devam etmesini istediklerini vurgulayan Akar, şöyle konuştu:

"YPG'nin özellikle buradaki insanlara zulüm ettiği, zarar ziyan verdiği Birleşmiş Milletler raporunda da kendini göstermektedir. Münbiç'te bize tehdit oluşturan, PKK'dan hiçbir farkı olmayan YPG'nin sürekli kalmasına müsaade etmeyeceğimizi, biz bu işlerin barışçıl yollarla görüşmelerle konuşarak diyalogla çözülmesinden ve taşların bu şekilde yerine oturmasından yanayız. Bunun dışında herhangi bir şey düşünülüyor ve planlar varsa bunların geçerli olmadığını, bunların yaşama şansının olmadığını, bizim burada sınırlarımıza bu kadar yakın bir bölgede bir PKK, YPG terörist grubunun yaşamasını biz kendi ülkemiz ve halkımız için bir tehdit ve tehlike olarak görüyoruz."

  • "Burada başka niyetler aramak lazım"

Bakan Akar, DEAŞ'la göğüs göğüse mücadele eden ve onların da en radikallerinde 3 binini etkisiz hale getiren tek devletin Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk Silahlı Kuvvetleri olduğunu vurguladı.

Türkiye'nin Kürtlere zarar vereceği şeklinde propaganda yapıldığının hatırlatılması üzerine Bakan Akar, "Bu konu hem telefon görüşmelerinde hem de yüz yüze görüşmelerde asker, sivil tüm muhataplarımıza, sürekli dile getirdiğimiz bir husus. Bu konu, çok önemli bir konu." dedi.

"Burada bilerek ve bilmeyerek yanlış bir tercüme var. Burada bir farklılaştırma var. Biz başından beri, YPG, PKK, DEAŞ, FETÖ, El-Kaide gibi teröristlere karşıyız." diyen Akar, şöyle konuştu:

"Başta Kürt kardeşlerimiz, hiçbir etnik grupla problemimiz söz konusu değil. Bizim tek hedefimiz, teröristler. YPG dediğimiz zaman sadece ve sadece teröristleri kastediyoruz. YPG'nin ve PKK'nın içinde çok değişik unsurlar var. Avrupa'da, Türkiye'nin çeşitli yerlerinde, yurt dışında, Kafkaslar'dan, Balkanlar'dan değişik unsurlar var. Bizim hedefimiz, Türk Silahlı Kuvvetleri olarak terörle mücadele, teröristle mücadele. Bu YPG başlığı altında Marksist, Leninist, Komünist, teröristlerle bizim mücadelemiz. Onun dışında bizim kesinlikle Arapları, Kürtleri hedef almak gibi böyle bir şey söz konusu değil. Fırat Kalkanı harekat bölgesinde ve Afrin bölgesinde ülkemizde et ve tırnak gibi olduğumuz, aynı coğrafyayı paylaştığımız, aynı kaderi, ekmeği, sevinci paylaştığımız milyonlarca kardeşimizle beraberiz. Bu çok absürt bir şey. Kesinlikle, kabul etmiyoruz. Burada yanlış anlaşılma değilse burada başka niyetler aramak lazım."

(Sürecek)

Bakan Akar, AA Editör Masası'na konuk oldu

ANKARA (AA) – Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, "Bugün İdlib'in dışındaki sınır bölgesinde Rusya'nın, silahtan arındırılmış bölgede de Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) devriyesi başlayacak" dedi.

Bakan Akar, konuk olduğu Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında kadın gazetecilerin sorularını yanıtladı, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

"Türk Silahlı Kuvvetleri'nde kadınlar fırsat eşitliğinden faydalanabiliyorlar mı?" sorusuna Akar, "Gayet tabii, bizim silahlı kuvvetlerimiz gerçekten milli, manevi ve mesleki değerlerine çok önem veren bir kurum ve bu kurumsal bütünlük içinde kadınlarımızla olan münasebetlerimiz de son derece ilkeli bir şekilde gerçekleşmekte. Bu konuda ben, hanım kardeşlerimin herhangi bir sorun yaşadıklarını zannetmiyorum." yanıtını verdi.

Pozitif ayrımcılıkla kadınların daima el üstünde tutulduğunu, tutulmaya da devam edeceğini belirten Akar, "Silahlı Kuvvetlerimizin mensupları olan subay, astsubay, sivil memur ve işçilerimize, tüm ülkemizdeki analarımız, bacılarımız, kardeşlerimize, özellikle ve öncelikle şehitlerimizin eşlerine ve annelerine saygılarımı sunuyorum. Kendilerine şükranlarımı sunuyorum. Hepsine sağlık ve esenlikler diliyorum." ifadelerini kullandı.

"Soçi mutabakatıyla İdlib'deki silahtan arındırılmış bölgede ağır silahlar çıkarılmıştı. Son olarak 14 Şubat'ta Soçi Zirvesi'nde TSK'nın devriyesinin ardından İdlib'de Rusya ile ortak devriye yapılması karar altına alınmıştı. Bu kapsamda ortak devriyeler ne zaman başlayacak? İdlib'de ateşkese rağmen rejimin saldırıları devam ediyor. Bölgedeki son durum nedir?" sorusunun yöneltildiği Akar, İdlib'in şu anda hem Türkiye Cumhuriyeti Devleti hem de TSK olarak çalıştıkları önemli konulardan biri olduğunu söyledi.

"Burada memnuniyetle belirtmek isterim ki hem Rusya Federasyonu hem de İran'la bu konuda gerekli koordinasyonu sağlıyoruz." diyen Akar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu konuda önemli katkılar sağladığını, özellikle 17 Eylül'deki Soçi Mutabakatının imzalanması konusunda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile mutabık kalarak büyük bir felaketin önüne geçtiklerini vurguladı.

Bakan Akar, bölgede 3,5-4 milyon kişinin bulunduğunu, bunların sulh ve sükun içinde yaşamalarında 17 Eylül Mutabakatı'nın çok önemli bir rol oynadığının altını çizerek, şöyle konuştu:

"Oradaki mutabakat çerçevesinde, silahtan arındırılmış bölge var 15-20 kilometrelik. Bu çevrede bizim 12 gözlem noktamız var. Rusların da 10 gözlem noktası var. Bu bölge içindeki aşırı grupların çıkarılması, ağır silahların buradan çıkarılması söz konusuydu. Bu konuda gerçekten Türkiye olarak biz, Türk Silahlı Kuvvetleri, Milli İstihbarat Teşkilatı elemanları, hep birlikte çok yoğun, ciddi bir çalışma yaptık. Oradaki ılımlı gruplarla radikal grupların birbirinden ayrıştırılması gerçekten çok zor bir iş. Bunu hala azimle, kararlılıkla yapmaktayız ve büyük ölçüde bu gerçekleşti. Zaman zaman farklı görüşler de çıksa biz burada yapmamız gerekenlerin büyük ölçüde gerçekleştiğini değerlendiriyoruz."

  • "Çok ciddi provokasyonlar olmakta"

14 Şubat'taki zirve sırasında yaptıkları temaslara bağlı olarak, 3-4 Mart tarihlerinde yeni bir metin imzaladıklarını belirten Akar, "Bugün İdlib'in dışındaki sınır bölgesinde Rusya'nın, silahtan arındırılmış bölgede de TSK'nin devriyesi başlayacak. Aynı zamanda bazı İdlib ve Afrin hava sahasının kullanılmasıyla ilgili bazı tahditler vardı. Bugün itibariyle bu da kalkmış bulunuyor. Burada gerçekten Rusya ile olan iş birliğimiz de bu anlamda son derece gelişmiş vaziyette. Bölgedeki ateşkesin devamı, istikrarın sağlanması açısından bunu önemli bir adım olarak görüyoruz." dedi.

Burada Türkiye'nin dikkatli olması gereken hususların bulunduğunun altını çizen Akar, şunları kaydetti:

"Çok ciddi provokasyonlar olmakta. Rejim bu konuda çok saldırgan bir şekilde. Siviller, masum insanlar dahil, onlara karşı çok acımasız bir şekilde bombardıman faaliyetlerini sürdürmekte. Biz de bunların durması ve durdurulması için Rusya ile sürekli temas halindeyiz. Önümüzdeki günlerde inşallah bunu da başarmak suretiyle oradaki insanların daha rahat ve huzur içinde yaşamalarını gerçekleştireceğiz. Çünkü burada herhangi bir şekilde bu saldırılar devam eder, göç başlarsa 3,5 milyon nüfusun göçünün sadece Türkiye'ye, Avrupa'ya değil Amerika'ya ulaşabileceğini değerlendiriyoruz. Bunun önlenmesi de bir insanlık görevi."

Milli Savunma Bakanı Akar, insani yardımların ulaşması, can güvenliğinin sağlanması için çalıştıklarını belirterek, "Buradaki bizim iş birliğimiz devam ediyor. Radikal unsurların ayrıştırılması için de gayretlerimizi aralıksız sürdürüyoruz. Biz, Rus dostlarımıza da söylüyoruz, bu kolay, basit bir iş değil. Bütün arazide yayılmış vaziyette olan radikal gruplardan bahsediliyor. Mücadelemiz devam ediyor." diye konuştu.

  • "Taahhütlerimizin arkasındayız"

Bakan Akar, gelecek günlerde bu bölgedeki şartların daha iyi olması için ellerinden gelen gayreti gösterdiklerini vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Burada, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk Silahlı Kuvvetleri milli, manevi ve mesleki değerlerine bağlı olarak, ilkeli olarak faaliyetlerini sürdürmekte. Biz, verdiğimiz taahhütlerin tamamen arkasındayız ve burada hem bölgenin barış ve istikrarı hem bölgede yaşayan insanların rahat, huzur ve güvenliği için hem de ülkemizin hak ve menfaatleri için yapılması gereken neyse, neleri taahhüt etmişsek bunların arkasındayız ve bunların gerçekleşmesi için de gece gündüz var gücümüzle çalışıyoruz."

"Türkiye, Rusya veya İran ile hava sahası ve devriye konusunda konuşurken, rejimle dolaylı olarak mı haberleşmiş oluyor?" sorusuna Akar, "Bizim rejimle herhangi bir temasımız söz konusu değil. Görüşmemiz tamamen Ruslarla ve gerektiği zamanlarda İran'la. Dolayısıyla rejime tekabül eden birtakım işler, şunlar vesaire varsa bu Ruslar vasıtasıyla gerçekleşmektedir. Bizim, rejimden en büyük şikayetimiz, ateşkesin bozulması. Ateşkese uymalarını bekliyoruz. Ruslardan rejimi durdurmalarını istiyoruz." yanıtını verdi.

Rejimin bir bombardımanında 54 bin, bir başka bombardımanında ise 100 bin kişinin bölgede hareket ettiğini belirten Akar, Türkiye'nin gözlem noktaları etrafına çaresizlik içinde gelen insanların yardım istediğini aktardı.

Akar, buradaki insani durumun normalleşmesi, ateşkesin gerçekleşmesi, istikrarın sağlanması bakımından Ruslarla rejime gerekli ikazı, baskıyı yapmaları, gerekli önlemleri aldırmaları için temaslarını sürdürdüklerini kaydetti.

(Sürecek)

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, AA Editör Masası'na konuk oldu

ANKARA (AA) – Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, "İki ay içerisinde tüm illerde e-Devlet üzerinden elektrik, doğal gaz, su aboneliği ve fesih işlemleri yapılabilecek." dedi.

Oktay, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda gündeme ilişkin soruları yanıtladı, son dönemdeki gelişmelerle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

e-Devlet üzerinden sunulan hizmetlerdeki son durum ile bu konudaki kısa ve orta vadeli hedeflerin neler olduğuna ilişkin soruyu cevaplayan Oktay, Türkiye'de sessiz sedasız dijital bir dönüşüm gerçekleştiğini belirtti.

Oktay, dijital dönüşüm ile bürokrasiyi azaltmak istediklerini vurgulayarak şöyle konuştu:

"Amaç, herhangi bir şeyin sadece internet veya bilgisayar üzerinden veriliyor olması değil, vatandaşın gidip devlet kapılarında beklediği günlerin tamamen tarih olması. Vatandaşın veya iş dünyasının devletten aldığı tüm hizmetlerle alakalı, devletin devletten verdiği tüm hizmetlerle alakalı bürokrasiyi tamamen yok edelim. Kapı kapı dolaşma ve dolaştırma olayını tarih yapalım. İnsanlar herhangi bir ihtiyacı olduğunda devlet kurumlarının kapısında uğraşmasın, gece 3'te bir taraftan çayını, suyunu yudumlarken diğer taraftan işini yapsın."

Dijital dönüşüm ve e-Devlet noktasında bir paket hazırladıklarını ve bunu versiyon 1.0 olarak adlandırdıklarını söyleyen Oktay, "Öncelikli olarak vatandaşa ve iş dünyasına, hizmetleri zamanında sunabilmemiz için kamunun kendi içerisinde verdiği hizmetlerden şu kadarını en kısa sürede mutlak şekilde e-Devlet'e, dijital ortama taşıyacağız demiştik. Bununla ilgili de ne pahasına olursa olsun bunu 2019'da bitireceğiz demiştik." ifadelerini kullandı.

Gelinen noktada, e-Devlet ve dijital Türkiye dönüşüm uygulamalarını, yaptıkları bütün çalışmaları yeni sisteme giydirdiklerinin altını çizen Oktay, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu noktada hiçbir şey kaybetmedik. Çünkü, onu modüler boyutta yapmıştık, esnek bir uygulamaydı. Onun yapısını da mimarisini de ona göre yapmıştık. Yeni sistemle ilgili, vatandaşa ve iş dünyasına yeni verilen hizmetler olabilir ve verilen hizmetlerden bazıları kaldırılmış veya modifiye edilmiş olabilir. Dolayısıyla azalan, çıkan, eklenen, değişen olacak… Bütün bunlar güncellenmiştir. Yaklaşık 7 bine yakın bir hizmetten bahsediyoruz. Versiyon 1.0'ın hayata geçmesi… 'Bunu bu yıl bitireceğiz' dedik ve kısmet olursa bunu bu yıl bitireceğiz. Yüzde 95'ini tamamlamış durumdayız."

  • "Devlette olan hiçbir bilgiyi vatandaştan istemeyeceğiz"

Vatandaşların birçok işlemi e-Devlet üzerinden yapabileceklerini anlatan Oktay, "Örneğin, taşındınız, elektrik, doğal gaz, su aboneliği yapacaksınız, eskisini de iptal edeceksiniz veya adres değişikliği yapacaksınız… İmar değişikliği planlarını, askerlik ile ilgili uygulamaları düşünün… Bunlar için bir kurumun kapısına gitmenize gerek yok, orada sıra beklemenize gerek yok. Bununla ilgili de 50 tane belge götürmenize gerek yok. Burada devrim niteliğinde bir şey yapıyoruz. Biz diyoruz ki, 'devlette olan hiçbir bilgiyi vatandaştan istemeyeceğiz'. Sadece dijital ortama taşımayacağız. Hiçbir belge istemiyoruz. Buna göre tasarım yapıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Oktay, vatandaşların yapacakları işlerle ilgili belgelerini beyan edeceğini, bunların kontrollerinin devlet tarafından veri tabanı üzerinden yapılacağını ifade etti.

  • "Abonelik işlemleri iki ay içerisinde e-Devlet üzerinden yapılabilecek"

Türkiye'de genelinde, elektrik, doğal gaz, su aboneliği ve fesih işlemlerinin e-Devlet üzerinden yapılabilmesi için çalışmaların tamamlanmak üzere olduğu bilgisini veren Fuat Oktay, "İki ay içerisinde tüm illerde e-Devlet üzerinden elektrik, doğal gaz, su aboneliği ve fesih işlemleri yapılabilecek." dedi.

  • Telefon ve internet abonelikleri de e-Devlet'ten yapılabilecek

Oktay, telefon ve internet aboneliklerinin de e-Devlet üzerinden yapılması için çalışmalar gerçekleştirdiklerini belirterek, "Şimdi onu başlatıyoruz. Onu da bunun içerisinde alacağız. Biz bunların tamamını bitireceğiz. Bu yıl sonu itibarıyla biz e-Devlet'te 1.0 versiyonunu uygulamaya alacağız." şeklinde konuştu.

e-Devlet olmasına rağmen hizmetleri yerinden almak isteyen için de kolaylıklar getirileceğini açıklayan Oktay, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Devletin hizmetlerini yerinden alacak vatandaşların işini çok ciddi şekilde kolaylaştırıcı, çok radikal belki de dünyadaki en iyi uygulamalardan birisine doğru gidiyoruz. Şimdi de onun tasarımını yapıyoruz. 2019'da bunun tasarımını falan tamamlarız diye düşünüyoruz. Dünyada iddialıyız biz bu konuda. Sonradan geliyor olabiliriz ama dünyadaki tüm gelişmiş ülkelerin tecrübesini alarak en ileriye geçeceğiz."

Oktay, versiyon 1.0'ın yüzde 95'inin tamamlanmasına karşın, versiyon 2.0 için de çalışmaları başlattıklarını bildirdi. Oktay, "Bütünleşik hizmet diye ifade ettiğimiz bir yaklaşım var. e-Devlet'te verdiğiniz tüm hizmetlerle alakalı bütün verileri aynı veri tabanında toplama imkanınız var. Diğer taraftan da siber güvenlik olayı var. Şimdi çok güçlü bir veri mimarisine çalışıyoruz. Siber güvenlik ile ilgili tehditlerin bertaraf edilmesiyle alakalı da eş zamanlı çok ciddi çalışmalar sürüyor." dedi.

Birden fazla kurumdan alınan hizmetlerle ilgili de çalışmalar yürüttüklerini anlatan Oktay, şunları kaydetti:

"Mesela, sosyal yardım hizmetleri, sağlık hizmetleri veya teşvikler… Birden fazla kurumdan aldığınız bu sistemler bazen karışıklık doğurabiliyor. Bütünleşik sistem çözümü dediğinizde, sadece bu üç kalemde, artı bir de devletin ortak tesisleri var. Bunların ortak bir kaynak olarak değerlendirilmesi dediğinizde, israfın önlenmesiyle ilgili aynı zamanda teşviklerin, sosyal yardımların veya sağlık hizmetlerinin çok daha etkin kullanılıyor olmasıyla alakalı bütünleşmiş çözümler geliştiriyoruz.

Yerel yönetimlerle alakalı imar planlarına kadar gidebilecek ve daha da ileride artırılmış sanal gerçekliklerin günümüz hayatında kullanılabileceği teknolojilerin üretilmesiyle alakalı da böyle bir yapıyı da şimdiden adım adım hazırlıyoruz. Bu alanda Türkiye'yi çok yakın bir gelecekte bürokrasinin olabildiğince azaltıldığı, devletin olabildiğince şeffaflaştığı ve insan unsurunun hizmeti kolaylaştırma adına girdiği bir ortam oluşturuyoruz."

(Sürecek)

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, AA Editör Masası'na konuk olacak

ANKARA (AA) – Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'na konuk olacak.

Oktay, yarın saat 10.00'da başlayacak AA Editör Masası toplantısında, gündeme ilişkin soruları yanıtlayacak ve değerlendirmelerde bulunacak.

Oktay'ın açıklamaları, AA'nın internet sitesinden (www.aa.com.tr) yayımlanacak, Twitter hesabından da (@anadoluajansi) anlık takip edilebilecek.