“Kemal” müzikali 19 Mayıs 1919 için turnede

ANKARA (AA) – YASEMİN KALYONCUOĞLU – Müzisyen Pınar Ayhan, fikri ve projesi kendisine ait "Kemal" isimli müzikal belgeselle, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün milli mücadeleyi başlatmak için Samsun'a ayak basmasının 100. yılına özel turneye çıktı.

Ayhan, hikaye anlatıcılığı, fikri ve proje tasarımı kendisine ait "Kemal" eseriyle, milli mücadelenin 100. yılına özel turnenin ilk gösterisini, Samsun'da dün gerçekleştirdi.

Pınar Ayhan, turne kapsamında 16 Mayıs'ta Ankara'da MEB Şura Salonu'nda ikinci gösterisini yapacak. Eser, 19 Mayıs'ta İstanbul'da Uniq Hall'de, 20 Mayıs'ta İzmir Bostanlı Suat Taşer Tiyatrosu'nda izleyicinin karşısına çıkacak.

Türkiye'nin kuruluş süreci ve Atatürk'ün liderliğinin anlatıldığı gösterilerin son durağı, 21 Mayıs'ta Denizli olacak.

Deniz Harp Okulu, İstanbul'daki gösteriye 100. yılın sembolik anlamı dolayısıyla 100 öğrenciyle katılacak.

  • "Bu hikayeyi yeni kuşaklara iletmek boynumuzun borcu"

Pınar Ayhan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, gençlerin gözünün içine bakarak "hayatını vatanı yapmış" bir liderin hikayesini anlatmanın kendisi için heyecan verici olduğunu belirtti.

"Kendini tanımayan, kökünü bilmeyen insanlar olmamalıyız. Biz kimiz, öğrenmeliyiz. Biz Atatürk'ün gülmeyi öğrettiği çocukların evlatlarıyız. Bunu bilmek bize güç, inanç, sevgi katıyor. Benim koşuşturmalarımın kaynağı da bu güç ve inanç." ifadelerini kullanan Ayhan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu yıl Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkışının 100. yılı. Bu sadece simgesel olarak değil, bizi biz yapan bir tarih olarak da önemli. Bağımsızlık mücadelemize başlayalı 100 yıl olmuş. Pek çok yerde, konferanslarda, söyleşilerde anlattım. Ama en önemlisi özenle hazırladığımız 'Kemal' isimli oyunla üç büyük kenti de dolaşıp, binlerce insana ulaşarak, bu çok özel ve önemli hayat hikayesini anlatacağım. Çünkü bu hikayeyi en doğru şekilde yeni kuşaklara iletmek boynumuzun borcu."

  • Çello ve bağlamayla müzikal anlatı

Eserin dönem araştırma ve metin yazarlığını Banu Mertyürek Güler yaptı.

Yapımcılığını Sühan Ayhan'ın, proje koordinatörlüğünü Ayşe Karakoç'un üstlendiği müzikalin sahne rejisi ise Özgür Billur tarafından gerçekleştirildi.

Sahnede sanatçıya çelloda Aslı Gültekin, kemanda Özge Erdem, klarnette Mustafa Cihan Aslan, perküsyonda Erdinç Aktuğ, piyanoda Evren Kalaycıoğlu ve bağlamada Ulaş Koray Gökben eşlik ediyor.

  • 100 gençten Atatürk'e mektuplar

Öte yandan, Pınar Ayhan, gösterilerin yanı sıra "1919'un 100. yılında 100 Gençten Atatürk'e Mektuplar" isimli bir başka projeye imza atacak.

Bu kapsamda 100 gencin Atatürk'e yazdığı mektupları kitaplaştıran Ayhan, bu mektupların bir kısmını da Uniq Hall'deki gösteri öncesinde fuayede sergileyecek. Ankara'da ise "Öğrenci Önde" gişesi açılarak ilk üç koltuk sırası gençlere ayrılacak.

Oniks taşı ustaları zamana direniyor

KIRŞEHİR (AA) – Kırşehir'de, oniks taşını işleyen Abdal kültüründen gelen ustalar, Çin ve Pakistan menşeli ürünlerle rekabet ederek geleneği yaşatmaya çalışıyor.

İl Kültür ve Turizm Müdür Vekili Eyüp Temur, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 80'li yıllarda oniks taşı işleyen yetmiş civarında atölye olduğunu, son zamanlarda bu sayının azaldığını söyledi.

Oniks taşı ustalığının Kırşehir'den diğer kentlere yayıldığını belirten Temur, "Oniks taşı kolay işlenen bir taş olarak bilinse de bolca emek gerektiren meşakkatli bir sanat. Atölyede bu işin erbabı ustalarımızın hünerli ellerinde 20 santimetre bir vazonun yapımı bir saat sürüyor. Ustalarımızın el emeği ile 300 civarı eser üretiliyor. Hediyelik eşya olarak kullanılan bu ürünlerin tanıtımını bizler EMITT fuarında yapıyoruz." dedi.

El emeği olarak oniks taşından üretilen ürünlerin büyük kısmının ihraç edildiğini, hediyelik eşya olarak şehri ziyaret eden turistlerce satın alınıp ilgi gördüğünü aktaran Temur, el işçiliği ile üretim yapan atölyelerin Çin ve Pakistan pazarına dayanamayıp bir bir kapandığını dile getirdi.

Temur, "Biz oniks taşını 'Bozlağın nazar boncuğu' olarak nitelendiriyoruz. Maalesef Kırşehir'de üretim yapan bir tek atölyemiz kaldı. Bu atölyede Abdal müziği ile uğraşan aileden gelen iki kardeş severek yaptıkları mesleği ayakta tutmak için direniyor. Bu atölyede el emeği ile yapılan üretim hem kentin tanıtımına katkı sağlıyor hem de kentimiz için kıymetli bir meslek olan oniks taşı ustalığını yaşatıyor." şeklinde konuştu.

Oniks taşının yerin alt katmanlarında termal suyun olduğu yerde madenlerle birleşerek oluştuğunu anlatan Temur, sağlığa da pek çok faydası olduğunu dile getirdi.

Kırşehir'in Bağbaşı Mahallesi'ndeki evlerinin bir bölümünü atölyeye çevirerek oniks taşı işlemeciliği yapan Erdem ve Dinçer Ertek kardeşlerin yanında yetişen mesleğin kentteki son çırağı Raci Garip de meslekte yetişen son çırak olmaktan üzüntü duyduğunu ifade etti.

Atölye sahipleri ile akraba olduğuna vurgu yapan Garip, şunları kaydetti:

"Onlar bu işi yaparken ben de merak sardım. Yaklaşık 6 aydır mesleğin çıraklığını yapıyorum. Eskiden meslekte çok usta vardı. Şimdi sayıları bir elin parmağını geçmiyor. Severek yaptığım bir iş. Devamı gelsin istiyorum. Son çırak olmak bir yandan gururlandırsa da bu durumdan meslek adına kaygılanıyorum."

“Ağlayan gelin”e Japon ziyaretçi

ELAZIĞ (AA) – İSMAİL ŞEN – Elazığ'ın Arıcak ilçesi, ilkbaharda yüksek dağ eteklerinde doğal olarak yetişen, halk arasında "ağlayan gelin" olarak nitelendirilen ters laleler sayesinde bir Japon misafiri ağırladı.

Halk arasında, sevdiğine kavuşamadığı için ağlayan gelini temsil ettiği düşünülen ters laleler, doğa ve fotoğraf tutkunlarının gözdesi oluyor.

İstanbul'da yaşayan ve özel bir şirkette çalışan 53 yaşındaki Japon uyruklu Harumi Muraoka da birçok inanış ve kültürde farklı efsanelere konu olan ters laleleri yakından görebilmek için üç ay önce Arıcak Kaymakamlığıyla iletişime geçti. Kaymakamlık tarafından ters laleleri görmek için en uygun dönemin mayıs olduğunun belirtilmesi üzerine Harumi Muraoka, kilometrelerce uzaklıktan Arıcak'a geldi.

Japon kadın, Kaymakamlık ve yöre halkının rehberliğinde patika yolda bir saat süren yürüyüşün ardından çıktığı 2517 rakımlı Hacı Ali Dağı'nın eteklerinde kırmızı ve sarı renkte açan ters laleleri görmenin sevincini yaşadı.

Yörede yaşayanlar da ters laleleri görmek için gelen Japon kadına ev sahipliği yapmanın mutluluğunu tatdı.

  • "İstanbul'dan buraya laleleri görmek için geldim"

Harumi Muraoka, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çiçeklere ilgi duyduğunu, anlatılan hikayelerle hüznün sembolü olan ters lalelerin uzun süredir kendisinde merak uyandırdığını söyledi.

Bu merakını gidermek için ters laleleri yakından görmeye karar verdiğini ifade eden Japon kadın, "Ters lalelerin Türkiye'nin daha çok hangi bölgelerinde yetiştiğini bulmak için araştırdım. En son Arıcak ilçesinde yoğun olarak yetiştiğini öğrenince Kaymakamlıkla irtibata geçtim. Kaymakamlık benimle ilgilendi, bu konuda bilgi verdi. Bu dönemde görebileceğimi söylediler. İstanbul'dan buraya laleleri görmek için geldim. Bir saat dağlarda yürüdük, çok yoruldum ama değdi." diye konuştu.

  • Adına festival düzenlenecek

Kaymakam Şenol Öztürk, dünyanın en güzel çiçeklerinden biri olan ters lalelerinin ilçenin simgesi olduğunu belirtti.

Dağlık alanlarda görülen çiçeği vatandaşların bahçelerinde de yetiştirebildiğini anlatan Öztürk, "Ters lalelerin ilk defa Japon bir konuğun ağırlanmasına vesile olması, ilçe açısından mutluluk verici." dedi.

Öztürk, bölgeye daha fazla yerli ve yabancı turist çekmek için bu konuda çalışmalar yapacaklarına işaret ederek, şunları söyledi:

"Görsel güzelliğinin yanı sıra birçok hikayeyi de barındıran ters lalelerin daha tanınabilir hale gelmesi için bir süre ara verilen festivallere devam edeceğiz. Geniş peyzaj düzenlemeleri ile geniş görsel alanlar oluşturacağız. Gerek konaklama gerek gastronomi alanındaki hizmetlerle bu bitkiyi daha tanınır, daha bilinir haline dönüştürmeyi düşünüyoruz."

  • "İlçemiz tarihinde bir ilk yaşandı"

Japon Harumi Muraoka'ya rehberlik eden Arıcak Köylere Hizmet Götürme Birliği Müdürü İsmail Kılınç, Anadolu'ya özgü endemik bir tür olan ters lalelerin ilçede yoğun yetiştiğini dile getirdi.

Muraoka'nın ziyaretinden memnuniyet duyduklarını anlatan Kılınç, "İlçemiz tarihinde bir ilk yaşandı. Japon turistimizi ağırladık. İlçemize gelen ilk Japon turistimiz oldu. Ters lalenin doğal olarak yetiştiği bölgelere gittik. Çok memnun oldu ve arkadaşlarıyla tekrar geleceğini söyledi. Arıcak ilçemize yerli ve yabancı turistlerin gelip, bu nadide çiçeği her daim görmelerini bekliyoruz." dedi.

  • "Herkesin bu manzarayı görmesini isteriz"

Vatandaşlardan 62 yaşındaki Ahmet Bayar, ilçede ilk defa yabancı bir turist gördüklerini, bundan mutluluk duyduklarını belirtti.

Evinin önünde bu yıl ilk kez ziyaretçiler için ters lale bahçesi oluşturduğunu aktaran Bayar, Japon Harumi Muraoka'nın de bahçeyi gezdiğini ifade etti.

Bayar, "Japon turist geldi, çok memnun olduk. O da çok memnun oldu. Fotoğraf çektirdiler. Herkesin gelip bu güzel manzarayı görmesini isteriz. Yerli ve yabancı turistlerin başımızın üstünde yeri var." sözlerine yer verdi.

Tilki yavruları belediyenin korumasında

DENİZLİ (AA) – Denizli'nin Pamukkale ilçesinde ormanlık alanda vatandaşlar tarafından bulunan tilki yavrularına bir süre belediyenin barınma ve rehabilitasyon merkezinde bakılacak.

Çamlık Parkı'nın üst kısmındaki ormanlık alanda yürüyüş yapan vatandaşlar, eski bir yapıda gördükleri tilki yavrularının bitkin halde oldukları fark ederek durumu Doğa Koruma ve Milli Parklar Denizli Şube Müdürlüğüne bildirdi.

Ekipler, annesi tarafından terk edildiği tahmin edilen 3 tilki yavrusunu bir koli içerisine koyarak Denizli Büyükşehir Belediyesi Sokak Hayvanları Barınma, Rehabilitasyon Merkezi ve Doğal Yaşam Parkı'na teslim etti.

Veterinerler tarafından yapılan muayenede sağlıklı oldukları belirlenen tilki yavrularına görevliler biberonla sıvı ve yaş mama verdi.

Veteriner Hasan Kılınç, gazetecilere yaptığı açıklamada, 3 yavruyu bir süre besleyeceklerini, yavrular biraz büyüdükten sonra doğaya salacaklarını kaydetti.

Ürdün Türk Dostluk Derneği ilişkileri güçlendiriyor

AMMAN (AA) – LEYS CÜNEYDİ – Türkiye ile Ürdün arasındaki kültürel etkileşimi sağlamayı amaçlayan Ürdün Türk Dostluk Derneği, kurulduğu 2010 yılından itibaren iki ülke arasında köprü kurmaya devam ediyor.

Amman merkezli Dernek, Ürdün ile Türkiye arasındaki dostluk ve işbirliği bağlarını güçlendirmek için çalışmalar yürütüyor. Ürdün İçişleri Bakanlığı ve Sosyal Kalkınma Bakanlığı'nın ruhsatıyla kurulan, kâr amacı gütmeyen dernek, iki topluma da hitap eden kültürel, sosyal ve yardım alanlarında faaliyetler düzenliyor.

Ürdün Türk Dostluk Derneği Başkanı Menar el-Bilbisi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kültürel etkinlikler kapsamında tüm yaş gruplarına uygun Türkçe kursları ile birlikte çeşitli alanlarda konferansların yanı sıra Ürdün'de faaliyet gösteren Yunus Emre Enstitüsü ile beraber etkinlikler düzenlediklerini söyledi.

Her yıl derneğin Ürdün'deki kulüp ve müzik akademilerinin işbirliğiyle, Türk ve dünya müziği programı eşliğinde akşam yemeği verdiğini ifade eden Bilbisi, şunları kaydetti:

"Kadınlar için de Türk gelenek ve adetlerinin yansıtıldığı programlar ve Ürdün'deki Türk topluluğuna hitap eden geziler gibi sosyal etkinlikler düzenliyoruz."

  • Derneğin yardım faaliyetleri

Derneğin Ürdün Sosyal Kalkınma Bakanlığı'nın koordinasyonuyla 5 farklı yardım faaliyeti, yürüttüğünü bunların başında ramazan ayında dağıtılan yardım kolilerinin geldiğini aktaran Bilbisi, sekiz yıldır yapılmakta olan yardım kolilerinin başkent Amman başta olmak üzere ülkenin birçok bölgesine ulaştırıldığını belirtti.

Yardım faaliyetleri arasında (toplanan bağışlara göre) 50 ila 100 yetime iftar verilmesinin de bulunduğunu ifade eden Bilbisi, iftar programında ayrıca yetimler için eğlenceler düzenlendiğine ve bayramlık kıyafet dağıtıldığına işaret etti.

Sosyal Kalkınma Bakanlığı ve yerel yönetimlerle irtibat halinde öğrencilerin ihtiyaç duyabileceği tüm kırtasiye malzemelerinin bulunduğu okul çantası dağıtımının da derneğin bir başka yardım faaliyeti olduğunu aktaran Bilbisi, kış mevsiminde de yoksul ailelere battaniye dağıttıklarını söyledi.

  • Ürdün'deki Türkler için tercüme bölümü

Ürdün'de bulunan Türk topluluğuyla ayrıcalıklı ilişkiler kurduklarını ifade eden Bilbisi, derneğe bağlı Türk Kadınları Komitesinin düzenli olarak etkinlik gerçekleştirdiğini, komite aracılığıyla Türk kadınlarını faaliyetlerini desteklemeye, el sanatlarını ve diğer yeteneklerini ortaya koymaları için alan açmaya çalıştıklarını vurguladı.

Dernek bünyesinde geçen yıl tercüme bölümü kurulduğuna dikkati çeken Bilbisi, burada cüzi bir ücret karşılığında Ürdün'deki Türkler için resmi ve gayri resmi belgelerin tercümesinin yapıldığını aktardı.

Derneğin amaçlarını büyük oranda gerçekleştirdiğinin altını çizen Bilbisi, bu doğrultuda faaliyetlerinin artarak devam edeceğini kaydetti.

Romeo ve Juliet aşklarını bu kez Congresium'da yaşayacak

ANKARA (AA) – YASEMİN KALYONCUOĞLU – Ankara Devlet Opera ve Balesince (ADOB) geçen ay başkent prömiyeri yapılan Romeo ve Juliet balesi, gördüğü yoğun ilgi nedeniyle 3 bin kişilik ATO Congresium sahnesinde yeniden sanatseverlerle buluşacak.

ADOB, William Shakespeare'in aynı adlı eserinden uyarlanan büyük aşk hikayesi "Romeo ve Juliet"in bale gösterimini Çaykovski'nin müzikleri eşliğinde başkentlilerin beğenisine sunmuştu.

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü, ilk temsilinin biletlerinin satışa çıkar çıkmaz tükenmesi ve başkentlilerin yoğun ilgisi üzerine eserin ATO Congresium'da sunulmasına karar verdi. Congresium, 3 bin kişilik kapasitesiyle 16 Mayıs Perşembe günü saat 20.00'de verilecek temsile ev sahipliği yapacak.

  • Büyük sahnede büyük aşk hikayesi

ADOB Müdürü ve Genel Sanat Yönetmeni Volkan Ersoy, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Romeo ve Juliet'in Ankaralı sanatseverler tarafından beğenilmesinden büyük memnuniyet duyduklarını söyledi.

Ersoy, seyircinin yoğun talebini karşılamak üzere eseri 3 bin kişilik Congresium sahnesine taşıdıklarını belirterek, şunları kaydetti:

"Büyük bir sahnede bu aşk hikayesini sanatseverlerimizin beğenisine sunmaktan dolayı çok heyecanlıyız. Seyircilerimizin 16 Mayıs akşamı sezonun son temsillerinden biri olacak eseri kaçırmamalarını tavsiye ediyorum."

  • Düşman ailelerin çocuklarının büyük aşkı

Eserde, birbirine düşman iki ailenin çocukları olan ve karşılaştıkları ilk anda birbirlerine büyük bir aşkla bağlanan Romeo ve Juliet'in tüm dünyaca bilinen hüzünlü aşk hikayesi anlatılıyor.

Romeo ve Juliet'in 16 Mayıs'taki temsilinde Romeo'yu Burak Kayıhan, Juliet'i de Özge Başaran canlandıracak.

Türk İslam Eserleri Müzesi ramazanda gece açık olacak

ANKARA (AA) – Osmanlı'nın son ve ilk Türk müzesi olan tarihi Sultanahmet Meydanı'ndaki Türk İslam Eserleri Müzesi, ramazan boyunca gece de açık olacak.

Kültür ve Turizm Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, Türk ve İslam sanatının nadide eserlerini bir araya getiren ve her yıl 100 binin üzerinde kişiyi ağırlayan Türk İslam Eserleri Müzesi, ramazanda saat 01.30'a kadar ziyaret edilebilecek.

Müzenin büyük bir çeşitlilik gösteren koleksiyonları, İslam sanatının en erken döneminden 20'nci yüzyıla uzanan bir çizgide Emevi, Abbasi, Kuzey Afrika, Endülüs, Fatımi, Selçuklu, Eyyubi, İlhanlı, Memluk, Timurlu, Safavi devletleriyle, Kafkas ülkeleri, beylikler ve Osmanlı Dönemi eserlerinden oluşuyor.

  • Bilim dünyasına ışık tutuyor

Halı, el yazmaları, ahşap, taş, cam-maden-seramik ve etnografya bölümleriyle büyük ilgi gören Türk İslam Eserleri Müzesinde, el yazmalarının sergilendiği alanda ise hemen hemen hiçbir koleksiyonda eşine rastlanmayacak nitelikte eserler bulunuyor.

Erken İslam döneminden 20'nci yüzyıla kadar uzanan geniş bir zaman dilimi ve İslam ülkelerinin geniş coğrafyasındaki ülkeleri kapsayan koleksiyon, Osmanlı sultanlarının kendi adlarına yaptırdıkları vakıf binalarındaki kütüphaneler için dönemlerinin en usta sanatçı ve hattatlarına yazdırdıkları veya onlara hediye edilmiş eserlerle ayrı bir boyut kazanıyor.

Ayrıca ferman, berat, vakfiye gibi benzersiz belgeler de içeren koleksiyon, sayısı 18 bin 298'i bulan eser sayısı ile bilim dünyasına da ışık tutuyor.

Koleksiyon, eserlerin çoğunun geldikleri yerin bilinmesini sağlayan vakıf kayıtları nedeniyle de büyük bir belge değeri taşıyor.

Türkiye'nin aile istatistikleri (2)

                            ANKARA (AA) - Türkiye'de 18 yaş ve üstündeki bireyler arasında kendilerini en fazla ailelerinin mutlu ettiğini belirtenlerin oranı geçen yıl yüzde 74,2 olarak belirlendi. </p>  <p>Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) &quot;İstatistiklerle Aile 2018&quot; bülteni yayımlandı. </p>    <p>Yaşam Memnuniyeti Araştırması sonuçlarına göre, 18 yaş ve üstündeki bireyler arasında kendilerini en fazla ailelerinin mutlu ettiğini belirtenlerin oranı geçen yıl yüzde 74,2 oldu. Erkeklerin yüzde 78,7'si, kadınların yüzde 69,7'si kendilerini en fazla ailelerinin mutlu ettiğini bildirdi.</p>  <p>Hane Halkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması sonuçlarına göre, hanelerde masaüstü bilgisayar bulunma oranı 2004 yılında yüzde 10 iken 2011 yılında yüzde 34,3'e yükseldi. Sonraki yıllarda ise bu oran gerileyerek geçen yıl itibarıyla yüzde 19,2 olarak kaydedildi. </p>  <p> Hanelerde taşınabilir bilgisayar (dizüstü, tablet, netbook gibi) bulunma oranı, 2004 yılında yüzde 0,9 iken sonraki yıllarda sürekli artarak geçen yıl yüzde 50,1'e ulaştı. 2004 yılında yüzde 53,7 olan cep telefonu/akıllı telefon bulunma oranı geçen yıl yüzde 98,7'ye yükseldi. İnternete bağlanabilen televizyon bulunma oranı 2013 yılında yüzde 7,3 iken 2018'de yüzde 32,1'e çıktı. Hanelerde internet erişimi oranı da 2004'te yüzde 7 iken geçen yıl yüzde 83,8'ye ulaştı. </p>      <p>Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması sonuçlarına göre de eşdeğer hane halkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 60'ı dikkate alınarak belirlenen yoksulluk sınırı incelendiğinde, bu sınırın altında yaşayan bireylerin oranının 2017 yılında yüzde 20,1 olduğu kayıtlara geçti. Hane halkı tipine göre yoksulluk oranı incelendiğinde ise tek ebeveynli ve en az bir çocuğu olan hane halklarının yüzde 26,3'ünün hesaplanan göreli yoksulluk sınırının altında yaşadığı belirlendi. </p>  <p>18 yaşından küçük veya 18-24 yaşında olan, ekonomik açıdan pasif ve ebeveynlerinden en az biriyle yaşayan kişiler olarak tanımlanan bağımlı çocuklu hane halklarının yoksulluk oranı yüzde 25,1 iken bağımlı çocuğu olmayan hane halklarının yoksulluk oranı yüzde 6,7 olarak hesaplandı.  </p>  <p>- En fazla koruyucu aile İstanbul'da</p>    <p>Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı verilerine göre, geçen yıl Türkiye genelinde mevcut koruyucu aile sayısı 5 bin 289 oldu. En fazla koruyucu ailenin 486 ile İstanbul'da olduğu belirlendi. İstanbul'u 360 aileyle İzmir, 312 aileyle Ankara, 201 aileyle Kayseri ve 187 aileyle Kocaeli takip etti.</p>        <p>Hane Halkı Bütçe Araştırması 2017 yılı sonuçlarına göre, Türkiye genelinde hane halklarının tüketim amaçlı yaptığı harcamalar içinde en yüksek payı yüzde 24,7 ile konut ve kira alırken, ikinci sırayı yüzde 19,7 ile gıda ve alkolsüz içecek, üçüncü sırayı yüzde 18,7 ile ulaştırma harcamaları aldı. Toplam tüketim harcamalarında en düşük payı alan gruplar ise yüzde 2,2 ile sağlık, yüzde 2,3 ile eğitim, yüzde 2,7 ile eğlence ve kültür harcamaları oldu.</p>    <p>Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması sonuçlarına göre, 2017 yılında konutun mülkiyet durumları incelendiğinde, bireylerin yüzde 59,1'inin oturduğu konutta ev sahibi, yüzde 24,7'sinin ise kiracı olduğu görüldü.</p>  <p> Bireylerin yüzde 40,8'inin 2017 yılında konutunda izolasyondan dolayı ısınma sorunu yaşadığı, yüzde 36,6'sının sızdıran çatı, nemli duvarlar, çürümüş pencere çerçevesi ve benzeri nedenlerle sorunla karşılaştığı ve yüzde 22,9'unun trafik veya endüstrinin neden olduğu hava kirliliği, çevre kirliliği veya diğer çevresel sorunlar yaşadığı belirlendi.

(Bitti)

İtalya'da Palermo kenti ve üniversitesinden Özpetek'e onur

MADRİD (AA) – İtalya'nın güneyindeki Sicilya bölgesindeki Palermo Belediyesi, yönetmen Ferzan Özpetek'e fahri vatandaşlık, Palermo Üniversitesi de fahri doktora unvanı verdi.

Palermo Üniversitesinde düzenlenen törende, "Gösteri sanatı bilimlerine katkılarından" dolayı Ferzan Özpetek'e fahri doktora takdim edildi.

Palermo Üniversitesi Rektörü Fabrizio Micari, burada yaptığı konuşmada, "İnsanı ve insanın sonsuz zayıflıklarını gerek komik ve trajik tonlarla gerekse tarihten günümüze anekdotlarla, pek çok sonsuz nüansla anlatma kapasitesinden" dolayı yönetmen, yazar ve senarist Özpetek'in bu unvana layık görüldüğünü söyledi.

Diğer yandan Palermo Belediye Başkanı Leoluca Orlando, Özpetek'e fahri vatandaşlık beratı verilmesi kararı aldıklarını duyurdu.

Özpetek'in bu ay içinde çekimlerine başlayacağı yeni filmi Şans Tanrıçası'nın bazı sahnelerinin Palermo'da geçeceğini belirten Orlando, "Ünlü yönetmenin filmleri ve yazılarıyla insanın renkli, tuhaf ve özel içselliğini derinlemesine inceleyerek, aşkı, tutkuları, duyguları, arkadaşlık bağlarını, aile duygularını ve insan ruhunu anlatmasından, çağdaş insanın sembollerinden biri olmasından, farklılığın güzelliğini ve zenginliğini göstermesinden" dolayı fahri vatandaşlık beratına layık görüldüğünü belirtti.

Puglia bölgesindeki Salento Üniversitesi de Ferzan Özpetek'in "Kültür Büyükelçisi" olarak atanması kararı alındığını açıkladı.

İtalya'da sanat dünyasının önemli isimlerinden olan Özpetek, Lecce ve Napoli kentlerinden de fahri vatandaşlık unvanıyla onurlandırılmıştı.

İsimlerinin verildiği huzurevi, yaşlı çiftin yuvası oldu

DENİZLİ (AA) – Denizli'nin Çal ilçesinde yapımına destek verdikleri huzurevi, hayırsever yaşlı çiftin yuvası oldu.

Çal Belediyesi, kapatılan askerlik şubesinin bulunduğu ormanlık alanın içine 2015'te huzurevi inşaatına başladı. Uzun yıllar Almanya'da çalışan 91 yaşındaki Hasan Erdoğan ile 88 yaşındaki Makbule Erdoğan'ın da maddi destek verdiği huzurevi tamamlanarak belediye tarafından Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına devredildi.

Makbule Hasan Erdoğan Huzurevi adıyla hizmet vermeye başladıktan sonra 12 yaşlının yerleştiği huzurevi, yapımına destek veren hayırsever Erdoğan çiftinin de yuvası oldu.

Mülkiyeti belediyeye ait olan huzurevinin arazisini Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağışlayan Çal Belediye Başkanı Fethi Akcan, huzurevini ziyaret ederek Müdür Osman Başol'dan bilgi aldı, yaşlılarla sohbet etti.

Akcan, inşaat halinde iken bağış yapan ve şu an huzurevinde kalmaya başlayan Erdoğan çifti ile de görüştü.

Çal'a huzurevi yapılması için hayal kurduklarını ve bu hayalin gerçek olduğunu dile getiren Akcan, şöyle devam etti:

"Bizim hayalimiz yaşlılarımıza yuva oldu. Çok mutluyum. Yaklaşık 8 bin metrekare alan üzerine yapılan, 5 yıldızlı butik otel konforunda harika bir huzurevimiz hizmete girdi. Huzurevi kent merkezine, pazara, camilere, parklara oldukça yakın mesafede. Burada kalan yaşlılarımız toplumdan soyut durumda yaşamıyor. Ayrıca, huzurevinin yapımına önemli parasal destek sağlayan Makbule ninemiz ile Hasan dedemizin de burada kalması oldukça sevindirici. Bu yaşlı çiftimiz, yapımına katkı sağladıkları huzurevinde huzur içinde yaşıyorlar."

Hasan Erdoğan da ilçeye huzurevi kazandıran Başkan Akcan'a teşekkür ederek, "Kendi memleketimiz de şehir merkezine çok yakın, çam ağaçlarının içinde çok iyi ortamda kalıyoruz. Bakımımız da çok iyi. Çalışanlar bize iyi bakıyor. Ziyaretinize çok sevindik." şeklinde konuştu.