İran minyatürleri Türk ve İslam Eserleri Müzesi'nde

Alaturka Kultur Sanat Haberleri

İSTANBUL (AA) – ENG Şirketler Grubu organizasyonu ve Yeditepe Bienali'nin destekleriyle düzenlenen "İran Minyatürleri Sergisi" açıldı.

İran'da bulunan Mim Elif adlı sanat galerisinin bünyesindeki 20 sanatçının tezhip ve minyatürlerinden oluşan sergi, Türk ve İslam Eserleri Müzesi'nde sanatseverlerle buluştu.

Serginin açılışına katılan İran'ın İstanbul Başkonsolusu Bahtiyar Esedzade, Türkiye ve İran kültürlerinin birbirine yakın olduğunu anlatarak, "Kültür, iki toplumu birbirine bağlayan en önemli araçlardan biridir. İki ülke olarak kültürlerimizin birbirine yakın olmasından dolayı diyaloglarımızın da birbirine yakın olması lazım." dedi.

– "Kültürel faaliyetlerle birlikte, ticari iş birlikleri de gelişecektir"

Serginin koordinatörü Feride Özal da sergiye destek veren herkese teşekkür ederek, "İlk kez böyle bir organizasyona imza atıyoruz. İnşallah bundan sonra bu tarz organizasyonlardan daha çok gerçekleştireceğiz. Çünkü iki ülkenin arasında kültürel faaliyetlerle birlikte, ticari iş birlikleri de gelişecektir. Bizim temennimiz bu." diye konuştu.

Açılışa konuk olan tarihçi ve akademisyen Prof. Dr. İlber Ortaylı da sergideki eserleri inceledi.

Ortaylı, sergide eserleri yer alan sanatçıların, klasik ve modern resim sanatı ile İran ve Osmanlı dünyasını başarılı şekilde anlatabildikleri değerlendirmesinde bulunarak, "İnşallah böyle etkinlikler devam eder. Çünkü bu sanatları modern alanda çalışma yapanlara anlatmak lazım." ifadelerini kullandı.

– "Modern sanat, geleneksel sanatın önüne geçmeye çalışıyor"

Sergide eserleri yer alan Mim Elif sanat galerisinin yöneticilerinden sanatçı Azam Eisazadeh ise şunları kaydetti:

"Bu sergide amacımız, izleyicileri yapmış olduğumuz eserler aracılığıyla İran tarihinde Safevi dönemi olsun, Osmanlı dönemi olsun bir tarihi yolculuğa çıkarmaktı. Şu anda modern sanat, bizim geleneksel sanatımızın önüne geçmeye çalışıyor, biz de bu sergi ile geleneksel sanatın unutulmadığını Türk sanatseverlere göstermiş olduk."

Sergide, İran Safevi ve Gacar dönemine ait padişah minyatürleri ile Hz. Ali, Mevlana Celaleddin Rumi ve Osmanlı padişahlarının yanı sıra Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın portreleri de izlenime sunuldu.

İran el sanatlarının tarihsel sürecini ele alan 20 sanatçının yaklaşık 150 eserinin yer aldığı sergi, 10 Haziran'a kadar ziyaret edilebilecek.

Reklamlar

Turistlerin Karadeniz'deki gözdesi: Maçka

Alaturka Kultur Sanat Haberleri

TRABZON (AA) – MELTEM YILMAZ – Doğu Karadeniz'de turistlerin en çok ziyaret ettiği yer olan Sümela Manastırı'nın bulunduğu Trabzon'un Maçka ilçesi, yeni turizm sezonunda da yerli ve yabancı turistlerden ilgi görüyor.

Şehir merkezine 28 kilometre uzaklıkta yer alan, Sümela, Vazelon ve Kuştul manastırları gibi önemli yapılara, konak ve camilere ev sahipliği yapan Maçka, yaylaları ve korunması gereken kültür ve tabiat varlıklarıyla bölge ve ülke turizmine katkı sağlıyor.

Doğal güzellikleriyle ünlü Maçka, 2 bin metre rakımdaki dağların eteklerine kadar ulaşan çam ormanları, daha yükseklerde yer alan yaylaları ve yöre halkınca "göze" olarak tabir edilen kaynak sularıyla da her yıl yerli ve yabancı turistleri kendine çekiyor.

Turistlere konaklama, akarsu kenarlarındaki restoranlarda yöresel yemekleri tatma, piknik ve doğa yürüyüşü yapma, tarihi mekanları ve doğal güzellikleri görme imkanı sunan Maçka, turizm yatırımlarıyla ön plana çıkıyor.

Turizme dönük yeni alternatifler ve yatırımlarla da göz dolduran ilçe, tamamlanan seyir teraslarıyla ziyaretçilerine doğanın güzelliklerini farklı bir açıdan keşfetme imkanı sağlıyor.

– "Hedefimiz yerli ve yabancı turist sayısını artırmaktır"

Maçka Belediye Başkanı Koray Koçhan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Maçka'nın tarihi ve kültürel değerlerinin yanı sıra doğası ile önemli bir turizm merkezi olduğunu söyledi.

Sümela Manastırı ve çevresinde yeni düzenlemeler noktasında güzel çalışmalar yapıldığını belirten Koçhan, manastırın ziyarete kapalı olmasının bölgenin turizm potansiyelini etkilememesi için çalışma gerçekleştirdiklerini ifade etti.

Koçhan, turizmde yeni alternatiflere yöneldiklerini dile getirerek, bu kapsamda da diğer turizm destinasyonları ile dağ ve yayla turizminin, seyir teraslarının ön plana çıktığını aktardı.

Bölgeye gelen turistlerin Maçka'ya yoğun ilgi gösterdiklerini vurgulayan Koçhan, "Hedefimiz, yaptığımız çalışmalarla yerli ve yabancı turist sayısını artırmaktır. Bu yıl özellikle alternatif seçeneklerle dağ ve yayla turizmine ağırlık vererek, turizmin daha da gelişmesi için katkı sağlayacağız." dedi.

– "Turizmde mükemmel bir proje daha ortaya çıkacak"

Koçhan, Maçka'nın üç seyir terasıyla da ziyaretçilerine doğanın güzelliklerini farklı bir açıdan keşfetme imkanı sağladığına dikkati çekerek, özellikle de "15 Temmuz Demokrasi ve Şehitleri Tepesi" adını verdikleri seyir terasının tam anlamıyla bitmemesine rağmen yoğun ilgi gördüğünün altını çizdi.

Seyir terasının olduğu yere dev Türk bayrağı astıklarını da anlatan Koçhan, şöyle devam etti:

"Biz bu bayrağı 15 Temmuz sabahı çektik. Liderimiz, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın önderliğinde bu aziz millet tanklara, uçaklara, hainlere 'dur' demeyi başardı. O sebeple de buranın adını '15 Temmuz Demokrasi ve Şehitleri Tepesi' koyduk. Salıncak, oturak, konaklama, yeme içme, seyir terası ve eşsiz manzarası ile Maçka'ya yakışır bir proje oldu. Projenin son etabı ise Reşadiye Mahallemizde başlayan yürüyüş parkuru ile tamamlanacak."

Koçhan, turizmi çok önemsediklerine işaret ederek, "15 Temmuz Demokrasi ve Şehitleri Tepesi" seyir terasının tamamlanmasıyla turizmde mükemmel bir projenin daha ortaya çıkacağını sözlerine ekledi.

Öğrencilerin sevgilisi “Tombi” kitap kahramanı oldu

Alaturka Kultur Sanat Haberleri

İZMİR (AA) – HALİL ŞAHİN – İzmir'de ilkokul öğrencilerinin sınıfta baktığı ve hikayesiyle ilgi çeken "Tombi" adlı kedi, bir çocuk kitabı serisinin baş kahramanı oldu.

Bayraklı ilçesindeki Ticaret Borsası İlkokulu 3-C sınıfı öğrencileri tarafından sınıfta bakılan, bir velinin endişesi üzerine geçen şubatta okuldan uzaklaştırılan ve sosyal medyadaki paylaşımların ardından, İl Milli Eğitim Müdürlüğünün devreye girmesiyle yeniden okula dönen Tombi, öğretmen Özlem Pınar İvaşçu'nun hazırladığı kitap serisinde sınıf arkadaşlarıyla maceradan maceraya koşuyor.

Çocukları hem eğlendirmeyi hem de onlara yeni bilgiler edindirmeyi amaçlayan seride, Tombi ve sınıf arkadaşları, Türkiye'nin çeşitli yörelerini geziyor.

Serinin "Tombi Şanlıurfa'da" adlı ilk kitabının basımı tamamlanırken, yakında satışa çıkacak kitapta, "Tombi" ve sınıf arkadaşları, Şanlıurfa'nın tarihi ve turistik yerlerini, yöresel yemeklerini, coğrafi ve iklim koşullarını öğreniyor. Serinin bu macerasında, Tombi ve arkadaşları, dünyanın en eski tapınak kalıntılarına ev sahipliği yapan Göbeklitepe'yi de ziyaret ediyor.

10 kitaptan oluşacak seride, serinin 2. kitabında Tombi ve arkadaşları Efes Antik Kenti'ni gezecek.

– "Öğrencilerin başarısı arttı"

Sınıf öğretmeni Özlem Pınar İvaşçu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Tombi'nin hikayesinin, sosyal medyada yayılmasının ardından, ulusal ve uluslararası basın kuruluşlarının da dikkatini çektiğini hatırlatan İvaşcu, Tombi'nin, aralarında ABD, İtalya, Japonya'nın da olduğu 24 ülkede haber olduğunu söyledi.

Tombi'nin düzenli olarak sınıfa geldiğini anlatan İvaşcu, "Çocukların ikinci dönem başarıları arttı. Çünkü Tombi ile çok güzel bir uyumları var. Tombi'nin olduğu günlerde onu rahatsız etmemek adına sınıfta gürültü yapmıyorlar, dersi daha iyi dinliyorlar. Sınıftan koşarak çıkmıyorlar. Onların davranışlarındaki olumlu gelişmeler derslerine de yansıdı." ifadelerini kullandı.

İvaşçu, öğrencilerinin kitap okumayı çok sevdiğini, genellikle eğlendiren, öğretici kitaplar tercih ettiklerini aktararak, şöyle devam etti:

"Çocuklar 'öğretmenim neden böyle bir kitap yazmayalım' dedi. Onların, yani 8-9 yaş grubu çocukların zevkle okuyabileceğini eğitici bir kitap serüvenine başladık. Tombi'nin okul bahçesinde başlayan ve tüm dünyaya yayılan macerası, bu serüvenle devam ediyor. Kitaplardan elde edilecek gelir, sokak hayvanlarına bağışlanacak. Bir fon oluşturacağız ve onların tedavileri, beslenme masrafları karşılanacak."

– Çocuklar mutlu

Öğrencilerden Talha Özkan ise Tombi'nin sınıfa geldiğinde, sıraların üzerinden, altından geçip miyavlayarak kendilerini selamladığını söyledi.

Özkan, "Tombi'yi çok seviyorum. Diğer arkadaşlarım gibi onun sınıfta olmasından çok mutluyum. Kitabı yaz tatilinde okuyacağım. Kitaptan gelecek parayı diğer sokak hayvanları için vereceğiz. Böylece diğer kedilere de yardım edeceğiz." diye konuştu.

Rabia Akuş da kitapta sınıftaki her öğrencinin adının geçtiğini kaydederek, "Kitapta bizim anılarımız olacak. Büyüdüğümüzde de okuyacağız." dedi.

“Fatih'in Ahidnamesi” 555 yıldır manastırda korunuyor

Alaturka Kultur Sanat Haberleri

FOJNİCA (AA) – EMRE BAŞTUĞ – Fatih Sultan Mehmed'in Bosna Hersek'i fethinden sonra ülkedeki Fransisken rahiplere özgürlük bahşettiği Ahidname, 555 yıldır ülkenin orta kesimindeki Fojnica şehrinde bulunan manastırda muhafaza ediliyor.

İnsan hakları ve özgürlükler konusunda yayınlanmış en eski belgelerden olan Ahidname, Fransisken rahip Andjeo Zvizdovic'e 28 Mayıs 1463 tarihinde verilmiş ve ülkedeki Fransiskenlere ibadet etme özgürlüğünün yanında bir dizi hak ve özgürlük tanımıştı.

555 yaşındaki Ahidname, Fojnica'daki yüksek bir tepe üzerine inşa edilmiş Katolik manastırdaki din adamlarınca asırlardır korunuyor.

Manastırdaki müzede bulunan özel bir bölmede muhafaza edilen Ahidname, Osmanlı'nın bölgeden ayrılmasının ardından çok sayıda savaş gören ve farklı devletlerin idaresinde kalan Bosna Hersek'te bugüne kadar zarar görmeden saklanabildi.

Bosnalı Fransiskenlere geniş çaplı bir koruma sağlayan Ahidname, Osmanlı'nın diğer din ve kültürlere gösterdiği hoşgörünün de belgesi olarak müzede sergileniyor.

Her yıl farklı ülke ve inançtan çok sayıda insan Ahidname'yi görmek için müzeyi ziyaret ediyor. Müzede, görme engellilerin de okuyabilmesi için Ahidname'nin kabartma yazı kağıdına işlenmiş hali de bulunuyor.

Ahidname, tarihteki ilk insan hakları belgesi olarak kabul edilen 1776 yılına ait ABD Anayasası'ndan 313, Birleşmiş Milletlerde 1948'de kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinden 485, 1995 yılında kabul edilen Avrupa Konseyi Ulusal Azınlıkların Korunmasına İlişkin Sözleşmeden ise 532 yıl önce yayınlanması dolayısıyla insan hakları ve özgürlükler alanında büyük önem taşıyor.

– "Daha iyi bir hayatın başlangıcı oldu"

Manastır Müzesi Müdürü Rahip Janko Ljubos, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Fatih Sultan Mehmed'in beş asır önce Rahip Zvizdovic'ya teslim ettiği Ahidname'nin orijinalini bugüne kadar koruduklarını anlatarak, fermanın ardından Fransisken rahiplerinin yurtlarında kalabildiğini ve ülkeden gidenlerin de geri dönebildiğini anımsattı.

Ahidname'nin Fransisken rahiplerine birçok kolaylıklar sağladığını ifade eden Ljubos, "Ahidname ile artık Fransiskenlerin huzuru bozulamaz, bir şeyleri alıkonulamaz, öldürülemez ve mallarına zarar verilemezdi. Ahidname sonrası onlar için Bosna Hersek'te daha iyi bir hayatın başlangıcı oldu." diye konuştu.

Ljubos, Ahidname'nin bu bölgede Katolik kilisesinin varlığını sürdürmesinde büyük bir faktör olduğunu belirterek, Osmanlı döneminde yerel otorite ile bir sıkıntı yaşandığında Fatih'in kendilerine verdiği Ahidname'yi gösterdiklerini ve bu sıkıntıyı çözdüklerini anlattı.

Ahidname'nin birlikte yaşamanın güzel bir örneği olduğuna dikkat çeken Ljubos, bu fermanın diyalog aracılığıyla farklı dini inançlar arasındaki sorunlara çözüm bulunabileceğinin de göstergesi olduğunu sözlerine ekledi.

“Dünyanın nilüfer çeşitliliği Bolu'dan sağlanacak”

Alaturka Kultur Sanat Haberleri

BOLU (AA) – Bolu Belediye Başkanı Alaaddin Yılmaz, dünyanın nilüfer çeşitliliğinin Bolu'dan sağlanacağını belirterek, "Burası dünyada nilüfer üretim merkezlerinden biri haline dönüşecek." dedi.

Alpagutbey Mahallesi'nde 7 bin 300 metrekarelik alana kurulan Nilüfer ve Bonsai Sanat Parkı'nı ziyaret eden Yılmaz, ürettiği nilüferler 400 çeşidi aşan bir vatandaşın bağış ve desteğiyle üretim merkezi oluşturduklarını söyledi.

Yılmaz, üretim merkezinde 150 çeşit nilüferin kış mevsimini geçirdiğini ve buraya uyum sağladığını aktararak, "Nilüferler çiçek açmaya başladı. Ayrıca Gölcük Tabiat Parkı'ndaki gölde 54 çeşit nilüfer açmaya başladı. Gölcük'ü nilüfer gölü haline dönüştürmeye çalışacağız." diye konuştu.

– "Dünyanın nilüfer çeşitliliği Bolu'dan sağlanacak"

Üretim merkezinden isteyen herkese nilüfer vereceklerini ifade eden Yılmaz, "Burada üretimi, çeşitliliği artırmak için yapıyoruz. Burası dünyada nilüfer üretim merkezlerinden biri haline dönüşecek. Varılan sayı az değil. Hem büyüklükleri hem de renkleri itibarıyla insanı mutlu ediyor." diye konuştu.

Yılmaz, ilkbaharda açan nilüfer çiçeğinin kış mevsime kadar canlılığını koruduğunu kaydetti.

Bolu'da ciddi oranda nilüfer üretileceğini anlatan Yılmaz, "Bu üretimi, hem turizm anlamında hem de ticari anlamda sağlayacağız. Nilüfer çeşitliliğini öyle artıracağız ki, dünyanın nilüfer çeşitliliği inşallah Bolu'dan sağlanacak." ifadesini kullandı.

Hollanda'da iftarda “Gazze'nin hikayesi” sergisi açıldı

Alaturka Kultur Sanat Haberleri

AMSTERDAM (AA) – Hollanda'nın başkenti Amsterdam'da Gazze için düzenlenen iftarda, "Gazze'nin hikayesi" başlıklı fotoğraf sergisi açıldı.

Hollanda Sumud Vakfınca organize edilen iftarda, eski Anadolu Ajansı foto muhabirlerinden Filistinli Ezz Al Zanoon'un eserleri büyük ilgi gördü.

Bu yıl Hollanda'ya göç eden ve Gazze'de çektiği fotoğrafların hikayesini iftar öncesinde anlatan Zanoon, fotoğraflarında Gazze'deki yaşanan dramın dışında Filistinlilerin umudunu da göstermeye çalıştığını söyledi.

Her yerde olduğu gibi Gazze'de de hayatın devam ettiğini belirten Ezz Al Zanoon, "Genelde Gazze'nin hüzünlü yönü gösterilir. Halbuki orada da insanlar sabah kalkıp hayatlarına devam ediyorlar ve her şeye rağmen umutlular, sevgi dolular ve enerjileri var. Her şeye rağmen hayata tekrar sarılıyorlar. Bu onların en büyük mücadelesidir." dedi.

Açık artırmaya konulan bazı fotoğraflardan elde edilen 5 bin 75 avro, hayır olarak Gazze'ye gönderilecek.

Weinstein 1 milyon dolar kefaletle serbest bırakıldı

Alaturka Kultur Sanat Haberleri

ANKARA (AA) – ABD'de taciz ve tecavüz suçlamaları nedeniyle dün New York'ta polise teslim olduktan sonra gözaltına alınan Amerikalı yapımcı Harvey Weinstein, 1 milyon dolar kefaletle serbest bırakıldı.

BBC'de yer alan habere göre, hakkındaki taciz ve tecavüz iddialarından suçlu bulunan 66 yaşındaki Weinstein 1 milyon dolar kefaletle serbest bırakıldı.

Elektronik kelepçe takmayı kabul eden Weinstein pasaportunu polise teslim etti.

Yapımcı Weinstein'ı taciz ya da tecavüzle suçlayanlar arasında Kate Beckinsale, Gwyneth Paltrow ve Angelina Jolie gibi tanınmış oyuncular bulunuyor.

Amerikalı film yapımcısı Harvey Weinstein ve aktör Kevin Spacey'in adının karıştığı taciz iddiaları, geçen yıl sonunda Hollywood'u sarsmıştı. Aralarında ünlü aktrislerin de bulunduğu çok sayıda kadının cinsel taciz suçlamalarıyla karşı karşıya kalan Weinstein, erkek kardeşi Robert ile kurduğu film şirketinden çıkarılmış ve yapımcının Hollywood Film Akademisi ile ilişiği kesilmişti.

Ziyaretçilerini 190 yıl öncesine götüren müze duygulandırıyor

Alaturka Kultur Sanat Haberleri

KARS (AA) – CÜNEYT ÇELİK – Kars'ta, Osmanlı Devleti'nce doğu sınırlarının korunması için yapılan, Osmanlı-Rus Savaşı'nda bir tabur askerin şehit olması nedeniyle literatüre "Kanlı Tabya" olarak geçen tabyada kurulan interaktif özellikli Kafkas Cephesi Harp Tarihi Müzesi ziyaretçilerini duygulandırıyor.

Osmanlı Devleti tarafından 18. yüzyılın başlarında doğu sınırlarının korunması için inşa edilen ve 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Rus General Paskeviç komutasındaki 5 tugaydan oluşan 14 bin kişilik Rus kuvvetlerinin 70 top ve 20 bin mermilik mühimmatla gece baskını yaptığı "Büyük Tabya"da 500 asker şehit edilmişti.

Tabyaları düşürüp Kars Kalesi'ni ele geçiren Rusların da 4 bin kayıp verdiği saldırı sonrası yerli ve yabancı kayıtlara "Kanlı Tabya" olarak geçen tarihi tabya, ziyaretçilerine duydu dolu anlar yaşatıyor. Müze son 150 yılda yaşanan olayları canlandırmasıyla vatandaşlardan büyük beğeni topladı.

Sarıkamış Harekatı'nda soğuk havada zor şartlar altında mücadele eden askerlerin balmumu heykellerle sunumuyla Osmanlı-Rus Savaşı'nda yaşanan mücadelelerin canlandırılması ziyaretçileri o döneme götürüyor.

Türkiye'deki üç interaktif müze arasında yer alan Kafkas Cephesi Harp Tarihi Müzesi, Sarıkamış Harekatı'nın canlandırılması, donan askerlerin buğulu camdan gösterilmesi ziyaretçilerini duygulandırıyor.

– "Hüzünlü olayları hatırlayıp herkes duygulanıyor"

Kars Müze Müdürü Necmettin Alp, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kafkas Cephesi Tarihi Harp Müzesi'nin tarihin son 150 yıllık bölümünde yaşanmışlıkları, savaşları, acıları ve anlatmak için interaktif yapıldığını ve 2017 yılında açıldığını söyledi.

İnteraktif özellikli müzede uzman arkeologların denetiminde hizmet sunduklarını anlatan Alp, "Yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgisi devam ediyor. Geçen ay, aylık 8 bin ziyaretçi sayısına ulaştık, bu Doğu Anadolu Bölgesi'nde bir rekor. İnşallah bu yoğun ilgiyi diğer aylarda da devam ettiririz." dedi.

Alp, müzenin ziyaretçileri duygulandırdığını ve milli duyguların canlı tutulduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Son 150 yıllık yaşanmışlıkları özellikle 1828 Rusların Kars'ı ilk istilasından başlayıp 1854-56 savaşları, Kars Zaferi, 1877-78 ve 1893 savaşları, 1914-15 Sarıkamış muharebeleri ve Kurtuluş Savaşı'nda Kars'ın savunulması için burada şehit olan, yaralanan, kanları dökülenlerin temsil edildiği bir müze burası. Bu bakımdan içerideki sergilemede de bu özellikler dikkate alınarak canlandırmalar konu mankenleriyle güçlendirilmiş ve seslendirme efektleriyle de o günkü savaş ortamı bir anlamda yansıtılmaya çalışılmış. Bu ortamlar görülünce yakın tarihimizdeki acı olayları, o hüzünlü olayları hatırlayıp herkes duygulanıyor. Milli duygularımızı yaşatmak müzemizin amaçlarından bir tanesi."

– "Burayı görünce tarihe olan ilgim daha da arttı"

Tuğçe Nur Beşeren de geçmiş dönemde yaşananları canlı gördüklerini ve tarihe ilgisinin daha da arttığını anlatarak, "Derslerde işlediğimiz gibi değil, fotoğraflarda gördüğümüz gibi değil, yakından görmemiz daha duygulu oluyor. Duyarlılığımızı daha fazla artırdığını düşünüyorum. Kars için gerçekten çok güzel bir müze olmuş. Burayı görünce tarihe olan ilgim daha da arttı, o dönemin şartlarını burada daha iyi görüyoruz. Kesinlikle herkesin buraya gelmesi lazım." diye konuştu.

İstiklal Savaşı Gazisi torunu Recai Çelik ise müzenin kendisini savaş döneminde yaşananlara götürdüğünü dile getirerek, "Herkesin burayı gelip görmesini tavsiye ederim. Burada duygusal bir şey yaşanıyor. Bizim bu günlere gelmemize vesile olanlara şükranlarımı sunuyorum." dedi.

Kafkas Üniversitesi öğrencisi Betül Akpınar, "Gerçekten tüylerim ürperdi, tarihin bağrında bir şehirde okuduğumun bilincine daha çok vardım. Mehmetçiğimizin bizim için yaptığı fedakarlıkları müzede görüyoruz, asla hakları ödenmez. Gelip buranın tarihin övünç kaynağı olduğunu herkes görsün. Bu şehrin de vatan için çırpınmış olduğunu gelip görmeleri lazım." ifadesini kullandı.

Tok tutan lezzet ceviz ezmesi

Alaturka Kultur Sanat Haberleri

BURDUR (AA) – BİLAL ALTIOK – Teke yöresinin başkenti Burdur'da asırlardır yapılan ve lezzeti yurt çapında bilinen ceviz ezmesi, tok tutttuğu için özellikle sahurun vazgeçilmezleri arasında yer alıyor.

Hiçbir katkı maddesi olmadan hazırlanan, içeriğinde sadece ceviz, irmik ve şeker bulunan, hafif olmasıyla da çok sevilen ceviz ezmesi, sahurda tüketildiğinde tok tutuyor, ceviz ve şeker içerdiği nedeniyle de enerji veriyor.

Türk Patent Enstitüsünün 2008'de Coğrafi İşaret Tescil Belgesi verdiği ceviz ezmesinin, ramazanda satışları büyük ölçüde artıyor.

Püf noktasının Burdur şekeri ile şerbetinin hazırlanması ve bakır kazanlarda karıştırılarak yapılması olan ceviz ezmesi, ününü ve lezzetini asırlardır koruyor.

Burdur Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birlik Başkanı Recep Kalkan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ceviz ezmesinin sadece Burdur'da üretildiğini, Burdur'a özgü geleneksel özel bir tatlı olduğunu vurguladı.

Ceviz ezmesinin mazisinin asırlar öncesine dayandığını ifade eden Kalkan, "Ceviz ezmesi ramazanda ve bayramlarda daha fazla tüketiliyor. Soframızda her zaman bulundururuz, misafirlerimize de ikram ederiz. Herkesin tüketebileceği doğal, cevizin, şekerin ve irmiğin birleştiği güzel bir tatlı." dedi.

Kalkan, ceviz ezmesinin ramazanda ve bayramlarda satışının arttığına işaret ederek, iftar sofralarında ikram edildiğini, toplu yemek organizasyonlarında servis edildiğini belirtti.

Burdur Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yusuf Keyik de ceviz ezmesinin coğrafi işaret belgesi alınmadan önce yeterince tanınmadığı için satış oranlarının düşük olduğunu, belge alındıktan sonra ticaret odası tarafından tanıtım faaliyetleri yapılarak bu oranın arttırıldığını ifade etti.

Ramazanda ise normal aylara göre yaklaşık yüzde 25'lik artış bulunduğunu kaydeden Keyik, "Aylık ceviz ezmesi satışı normal şartlarda 15 ton civarında gerçekleşirken ramazan ayının sonunda bu sayının yaklaşık 20 tonu bulacağını düşünüyoruz. Tok tutucu özelliğinden dolayı daha çok sahurda tüketiliyor. Ayrıca Burdur'a gelen her ziyaretçi hediyelik olarak giderken yanında mutlaka ceviz ezmesi götürür." diye konuştu.

İmalatçı Fatma Çağlar, şunları söyledi:

"Öncelikle cevizimizi rondoda belli bir seviyeye kadar çekiyoruz, çok ince çekilmemesi gerekiyor. Ardından birebir ölçülerinde su ve şekeri kaynatıyoruz. Şerbetimiz kaynadıktan sonra irmik, şerbet ve cevizi bakır bir tencerenin içinde karıştırıyoruz. Hızlı şekilde karıştırdıktan sonra tatlımızı tepsimize döküyoruz. İçinde hava kalmaması için tepsiyi sağa sola sallıyoruz ve kurumaya bırakıyoruz."

Bu karışımın bir süre kuruduktan sonra servise hazır hale geldiğini vurgulayan Çağlar, hazırlanması kolay bir tatlı olduğu için kadınların evlerinde de yapabileceğini, ceviz ezmesinin ramazanda ve özel günlerde servis edebilecek leziz bir tatlı olduğuna dikkati çekti.

İşletmeci Yusuf Tortop, ceviz ezmesinin sahurda tüketildiği zaman insanı tok tuttuğunu, orucun daha rahat tutulmasını sağladığını dile getirdi.

Vatandaşların ramazan ayında yöresel ürünleri tüketmeye ağırlık verdiğini, ceviz ezmesinin de iftar sofralarına renk kattığını anlatan Tortop, "Ceviz ezmesinin 5-6 çeşidini üretmekteyiz. Küçük ambalajlı paketlerde olanı var, klasik ceviz ezmesi, irmiksiz ve çikolatalı ceviz ezmemiz var. Ürünü çeşitlendirerek satışlarını yapmaktayız." diye konuştu.

İşletmeci Betül Arı da klasik ceviz ezmesinin bir kilogramını 25 liraya sattığını, ramazan ayında satışlarının yoğunlaştığını kaydetti.

Şanlıurfa'da iftar yemekleri fırıncılara emanet

Alaturka Kultur Sanat Haberleri

ŞANLIURFA (AA) – HALİL FİDAN – Türkiye'nin yemek kültürüyle öne çıkan kentlerinden Şanlıurfa'da, özellikle ramazan ayında tepsi yemeklerinden dolmaya, lahmacundan sulu ev yemeklerine kadar birçok lezzet, mahallelerdeki taş fırınlarda ücretsiz pişirildikten sonra sofralara geliyor.

Hazreti İbrahim'in yaşadığı yer olarak rivayet edilen ve "Halil İbrahim sofrası ve bereketi" ile özdeşleşen kent, damak tadını önemseyenlerin hem gözüne hem de midesine hitap ediyor.

Kentte etli, bol salçalı, acılı ve baharatlı yemekler neredeyse her sokakta faaliyet gösteren taş fırınlarda ücretsiz pişiriliyor.

Yemekleri ve zengin mutfağıyla ramazan ayının dolu dolu yaşandığı Şanlıurfa'da, iftar saatine doğru kebaptan lahmacuna, pilav, nohut, kuru fasulye gibi ev yemeklerinden kek, dolma ve güvece kadar birçok lezzet taş fırınlarda piştikten sonra evlere ulaşıyor. Fırınların önlerinde sahurda dahi uzun kuyruklar oluşuyor.

– İftara yetişme telaşı

Haliliye ilçesine bağlı Devteşti Mahallesi'nde taş fırın işleten Mehmet Saygı, sıcak havada yemekleri iftara yetiştirmek için çalıştıklarını vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Fırınlar Şanlıurfa'nın olmazsa olmazı. Normal aylarda da yoğunluğumuz var ama ramazanda bu daha da artıyor. Özellikle semt pazarının burada kurulduğu günde daha fazla mesai harcıyoruz. Öğleden sonra işe koyuluyoruz ve akşam ezanı okununcaya kadar mesaimiz sürüyor. Gece de sahur için çalışıyoruz. İftarlar için soğan, patlıcanlı, kazan gibi kebaplar, pirinç pilavı, bamya, nohut, fasulye gibi sulu yemekler, çömlek ile lahmacun gibi müşterilerimiz çeşit çeşit yemeği burada pişiyor. Özellikle kadınların işlerini kolaylaştırdığımızı düşünüyoruz, kimileri tepsileri de kasaplarda hazırlatıyor böylece sadece yemeği servis etmek kalıyor. Günde ortalama 200'e yakın tepsiyi ücretsiz pişiriyoruz."

Mehmet Saygı, fırında birkaç kişinin çalıştığını ve kendisinin kentte "şatır" diye tabir edilen yemek ve ekmekleri pişirme görevini üstlendiğini dile getirerek, sıcak havada oruçlu olarak ateşin başında beklemenin zor olduğunu anlattı.

– "Hem zahmetsiz hem lezzetli"

Karaköprü ilçesindeki Narlı Kuyu Mahallesinde fırıncılık yapan Remzi Aslan da ramazanda işlerinin yoğunlaştığını ifade ederek, şöyle dedi:

"Hem zahmetsiz hem de lezzetli olduğundan insanlar yemeklerini burada pişirmeye gönderiyor. Bu aynı zamanda insanları ekonomik olarak da rahatlatıyor. Çünkü biz bunları ücretsiz pişiriyoruz. Zorlanıyoruz ama yapacak bir şey yok bu artık kültür haline gelmiş, dışarıdan gelen insanlar bile bu yemeklere alışıyor. Kimi aileler günlerce evde yemek pişirmiyor. Bizde insanlara en güzel şekilde hizmet etmeye çalışıyoruz."

Vatandaşlardan Abdullah Çirkin de fırında pişen yemeklerin ocakta pişenden daha lezzetli olduğunu, bu nedenle neredeyse her gün farklı yemekleri buraya getirdiklerini belirterek, "Bu fırınlar sayesinde evde kadınların işi kolaylaşıyor. Tepsiyi hazırlayıp fırına yolluyor. İftar saatine doğru ise işten geldiğimizde yemeği alıyoruz. Bu anlamda fırıncıların kıymetini bilmek lazım." diye konuştu.

Şanlıurfa Fırıncılar Odası Başkanı Mehmet Emin Karaatlı da kentte fırın kültürünün bir gelenek haline geldiğine işaret ederek, "Birçok yemek bu fırınlarda pişiriliyor, bu durum özellikle ev hanımlarının işini çok kolaylaştırıyor." dedi.