Kahin Tepe'de Karadeniz'in ilk taş atölyesine rastlandı

KASTAMONU (AA) – ÖZGÜR ALANTOR – Kastamonu'nun Araç ilçesinde yürütülen Kahin Tepe kazısında, Karadeniz Bölgesi'nde ilk kez bir taş işlik alanına ulaşıldı.

Kastamonu'nun Araç ilçesi Kahin Tepe mevkisinde bu yıl başlayan kazı çalışmaları Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kastamonu Müze Müdürlüğü başkanlığında gerçekleştiriliyor.

Türkiye'nin çeşitli üniversitelerinden 25 öğrencinin yanı sıra 6 arkeolog ve bir mimarın katıldığı kazıya, Düzce Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Protoistorya ve Önasya Arkeolojisi Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Nurperi Ayengin danışmanlık yapıyor.

Ayengin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çalışmalarını Başköy yakınlarındaki baraj kurtarma kazısı olarak yürüttüklerini söyledi.

Kahin Tepe'nin konum olarak stratejik bir yerde bulunduğunu anlatan Ayengin, "Bölgedeki yerleşim yeri ovaya hakim bir alana konuşlanmış. Önünden Araç Çayı geçiyor. Kahin Tepe'nin önünden geçen su kaynağı bölgenin besin ekonomisine katkı sağlarken savunmayı da güçlendiren bir yapıya sahip." dedi.

Kazıların bu yıl başladığını dile getiren Ayengin, şunları dile getirdi:

"Burada yaptığımız ilk kazılarda Erken Tunç Çağı yerleşmesine rastladık. Bu yerleşim aynı zamanda bir sur sistemiyle desteklenmiş. Bu yıl sur sisteminde de çalışmalarımız oldu. Tepenin doğu tarafındaki kazı ve sondaj çalışmalarında taş işlik alanına rastladık. Burada sürtme taş endüstrisinin hemen hemen bütün aşamalarını takip edebileceğimiz bir işlikle karşı karşıya kaldık."

Ayengin, alanın hangi dönemde yerleşim yeri olarak kullanıldığına yapılacak çalışmaların Kastamonu'ya arkeolojik anlamda değer katacağını vurguladı.

Kastamonu'da Paleolitik Çağ'dan beri yerleşimler olduğunu bildiklerini, Kahin Tepe kazısının bunları tamamlayacağını anlatan Ayengin, bölgeye ilişkin kesin tarihin yapılacak karbon testlerinden sonra ortaya çıkacağını aktardı.

Bölgede ilk kez böyle bir alana rastladıklarını dile getiren Ayengin, şunları kaydetti:

"Bölge için önemli olan taş işlik alanları. Bugüne kadar bölgede hiç taş işlik alanı kazılmamıştı. Yapılan kazılarda Karadeniz Bölgesi'nde ilk kez bir taş işlik alanı bulmuş oluyoruz. Burada sadece alet edevat değil, süs eşyalarının da üretildiğini anlıyoruz. Kazılarda taştan boncuklar, mermerden bilezikler üretildiğini yaptığımız çalışmalardan anlıyoruz."

– Bölgenin ticaret merkezi

Bölgede ticaretin geliştiğini düşündüklerini kaydeden Ayengin, "Bu taş işlik alanında o kadar çok üretilmiş alet var ki bu ürünlerin sadece burada kullanılmış olması mümkün değil. Burada üretilip başka yerlere satıldığını ve buranın bir ticaret merkezi olduğunu düşünüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Advertisements

Twitter pulls pro-Saudi bots amid Khashoggi case

By Michael Hernandez

WASHINGTON (AA) – Twitter has removed a network of suspected pro-Saudi Arabian bots that sought to spread the Kingdom's narrative regarding the disappearance of missing Washington Post columnist Jamal Khashoggi.

The microblogging website took action Thursday after NBC News notified it of hundreds of accounts that spread the same pro-Saudi government tweets simultaneously. The list NBC provided was compiled by Indiana-based information technologies specialist Josh Russell, that the news network said previously exposed similar influence campaigns on Reddit and Twitter.

Twitter told NBC it was aware of the alleged Saudi campaign, and had suspended even more accounts than it was informed of.

Some of the bots that were suspended tweeted using a hashtag that trended Sunday, which roughly translated to “#We_all_trust_Mohammad_Bin_Salman.”

Suspicion has grown that bin Salman, the Saudi crown prince, ordered the assassination of Khashoggi who has not been seen since he entered the Saudi consulate in Istanbul on Oct. 2.

The source of the bot network is not immediately clear, according to NBC.

On the day of his disappearance, 15 other Saudis, including several officials, arrived in Istanbul on two planes and visited the consulate while Khashoggi was still inside, according to Turkish police sources. All of the identified individuals have since left Turkey.

On Wednesday, crime scene investigation units arrived at the official residence of Saudi Consul General Mohammad al-Otaibi around 4.40 p.m. local time (1340GMT). Al-Otaibi had left Turkey for Riyadh on Tuesday.

Officials from a joint Turkish-Saudi team completed an investigation into the case early Thursday after searching the residence as well as the Saudi consulate in Istanbul.

Ortaokul öğrencileri sudan tasarruf sağlayan sulama sistemi geliştirdi

MANİSA (AA) – AHMET BAYRAM – Manisalı ortaokul öğrencilerinin toprak üstünden yapılan geleneksel sulama yöntemlerinin neden olduğunu su israfına karşı geliştirdikleri akıllı sulama sistemi, hem yüzde 40 su tasarrufu sağlıyor hem de sulama için insan gücüne duyulan ihtiyacı ortadan kaldırıyor.

Salihli ilçesindeki Kudret Demir Ortaokulu öğrencilerinin geliştirdiği akıllı sulama sistemi, toprak altına yerleştirilen nem sensörleriyle toprağın nemini belirli periyotlarda ölçerek kaydediyor. Topraktaki nem oranı düştüğü anda devreye giren sistem, belirlenen kaynaktan su çekerek, yer altına döşenen borulardan bitki köklerine aktarıyor.

Tamamen toprak altında otomatik olarak işleyen sistem, hem damlama, yağmurlama ve karık içine su verilerek yapılan geleneksel sulamada buharlaşmayla ortaya çıkan su israfını önlüyor hem de otomatik devreye girdiği için sulama sırasında insan gücüne ihtiyaç duyulmuyor.

– Teknofes'te birincilik ödülü

Söz konusu sistem, geçen ay İstanbul'da düzenlenen Teknofest kapsamında yapılan "İnsanlık Yararına Teknoloji Yarışması"nda birincilik ödülüne layık görüldü.

Kudret Demir Ortaokulu Müdür Yardımcısı ve Bilişim Teknolojileri Öğretmeni Ertuğ Özaydın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, öğrencileri bilişim ve teknoloji alanında geliştirmek için okulda atölye kurduklarını, burada öğrencilerine robotik, 3 boyutlu tasarım, uzay, havacılık, kodlama ve yazılım eğitimleri verdiklerini söyledi.

Atölyede geliştirdikleri projelerle ulusal ve uluslararası yarışmalara katıldıklarını ve çeşitli dereceler elde ettiklerini belirten Özaydın, son olarak akıllı sulama sistemiyle "İnsanlık Yararına Teknoloji Yarışması"na katıldıklarını anlattı.

– Suda yüzde 40, iş gücünde yüzde 100 tasarruf

Özaydın, bu yarışmaya katılan tek devlet okulu olduklarına dikkati çekerek, "Salihli ilçesi tarıma dayalı geliri olan bir ilçe. Biz de buna yönelik bir çözüm bulmanın daha akılcı olacağını düşündük. Öğrencilerimizin çoğu da çiftçi çocuğu. Tarımda vahşi sulamaya karşı bir çözüm geliştirdik." dedi.

Projeyle toprak altından ağaç ve bitki köklerine su taşıdıklarını söyleyen Özaydın, "Geleneksel sulamada buharlaşmayla kaybolan yüzde 40'lık suyu koruyoruz. Ayrıca yer altından sulama yaparak hortumların ömrünü uzatıyoruz. Uzun süreli fayda sağlayacak bir proje. Bu projeyle Cumhurbaşkanı Yardımcımız Fuat Oktay'ın elinden birincilik ödülü aldık." ifadelerini kullandı.

Okul Müdürü İlker Atalay da bilişim ve teknoloji eğitimlerinin olumlu sonuçlarını almaya başladıklarını dile getirerek, "Öğrencilerimizle girdiğimiz bütün yarışmalarda ödüller aldık, ödül almadığımız yarışma neredeyse hiç yok." dedi.

Projede yer alan 7. sınıf öğrencisi Burakhan Arıkanlı da prototipini yaptıkları sistemin insan gücüne ihtiyaç duymadan tamamen otomatik çalıştığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Sulamada tasarruf için nasıl bir çalışma yapabiliriz diye düşündük. Toprağın altına nem sensörleri koyduk. Bu sensörler nemi ölçtükten sonra verileri merkeze gönderiyor. Ana kart bu değeri kendi için az nemli, orta nemli ya da çok nemli gibi ölçülerde derecelendiriyor. Az nemli ise su pompası devreye giriyor, belirlenen kaynaktan toprak altına döşenen borulardan bitki köklerine su vermeye başlıyor. Su verdikçe toprakta nem yükseliyor ve yeterli nem seviyesine ulaşıldığında sulama kesiliyor. Nem seviyesi düştüğünde sistem yeniden devreye giriyor."

Üniversitelilerden duruş bozukluğuna uyarı veren cihaz

SAMSUN (AA) – Karabük Üniversitesi Tıp Mühendisliği Bölümü mezunu 5 arkadaş, "Postür (duruş) takip ve uyarıcı cihazı" adını verdikleri, kişinin duruşunu bozduğu anda uyarı veren cihaz projesiyle bölge birincisi oldu.

Karabük Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Tıp Mühendisliği Bölümünden geçen yıl mezun olan Samet Yıldız, Ahmet Çalışkan, Ali Tuncay Yılmaz, Deniz Baran Demirhan ve Oğuzhan Harman, duruş bozukluğu oluşabilecek meslek gruplarında çalışanlarda omurga eğriliğini engelleyecek bir proje geliştirmeye karar verdi.

TÜBİTAK ile Karabük Üniversitesinin desteğiyle bir yıl önce çalışmaya başlayan proje ekibi, "Postür (duruş) takip ve uyarıcı cihazı" adını verdikleri, kişinin duruşunu bozduğu anda uyarı veren bir cihaz geliştirdi.

Projeleri ile önce il birincisi olan, ardından Samsun'da TÜBİTAK-Bilim İnsanı Destek Programları Başkanlığınca düzenlenen üniversite öğrencileri bölge proje yarışmasına katılan proje ekibi, burada da "Tekno girişimcilik" kategorisinde birincilik elde ederek Ankara'da 12-15 Kasım'da gerçekleştirilecek finallere gitmeye hak kazandı.

Prototip aşamasında olan cihaz, yaklaşık 2 bin 500 liraya mal edildi.

– "Bu cihaz annelerimizin görevini üstleniyor"

Samet Yıldız, AA muhabirine, duruş bozuklukları üzerine yaptıkları araştırmada birçok insanın bu durumdan şikayeti olduğunu gördüklerini söyledi.

Bunun üzerine "Postür takip ve uyarıcı cihazı" geliştirmeye karar verdiklerini belirten Yıldız, bu cihazla duruş bozukluğunun önüne geçmeyi hedeflediklerini aktardı.

Duruş bozukluğunun, farkına varılmadan gelişen bir durum olduğuna işaret eden Yıldız, hareketsiz yaşam, uzun süre bilgisayar ve cep telefonu kullanımı gibi nedenlerden insanların omurgasında bozukluk oluşabildiğini anlattı.

Geliştirdikleri giyilebilir cihazın, kişinin duruşunu bozduğu anda uyarı verdiğini vurgulayan Yıldız, "Bu uyarıyı iki farklı şekilde gerçekleştiriyor. Cihaz hem fiziksel titreşimle hem de mobil uygulamadan görsel bildirimle uyarıyor. Omurga boyunca sensörler yerleştirdik. Bu sensörlerden alınan verileri derleyerek sonuca varıyoruz. Cihaz cep telefonuyla bluetooth üzerinden bağlantı kuruyor. Sensörden alınan verileri uygulamaya gönderip kişiye görsel olarak sunuyor. Grafiksel olarak haftalık ve aylık veriler de sunuyoruz. " dedi.

Deniz Varan Demirhan da kişiye, duruşunu bozduğunda uyarı gideceğini ifade ederek, "Annelerimizin 'Oğlum, kızım dik dur' uyarılarını bu cihaz yapıyor. Yani bu cihaz bir nevi annelerimizin görevini üstleniyor. Bu cihazın özellikle 5-10 yaş arası çocuklara ve masa başı çalışanlara yayılmasını amaçlıyoruz. Çağımızda birçok insan kamburluktan muzdarip. Kamburluğu bu cihazla önlemeyi amaçlıyoruz." diye konuştu.

Türk-Alman Karma Eğitim Uzmanları Komisyonu toplantısı

BERLİN (AA) – Milli Eğitim Bakanlığı, Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Funda Kocabıyık, Almanya'daki Türk öğrenciler ile ilgili eğitim konularını Alman eğitim uzmanlarıyla karşılıklı anlayış ve olumlu iş birliği içinde ele aldıklarını belirterek, “Almanya’da yaşayan Türk kökenli çocuklarımız için çok önemli ve çok olumlu kazanımlar elde ettik.” dedi.
Berlin'de düzenlenen ve 15 Ekim'de başlayan 21. Türk-Alman Karma Eğitim Uzmanları Komisyonu toplantısı (KEUK) sona erdi. Toplantı sonunda Almanya’daki Türkiye kökenli çocukların eğitimlerinin iyileştirilmesine yönelik tedbirler konusunda ortak bildiri imzalandı. Kocabıyık, imza öncesi yaptığı konuşmada, Almanya’daki Türkiye kökenli çocukların genel akademik eğitiminin güçlendirilmesi konusunda tedbirler alınması konusunda Alman eğitim uzmanlarıyla aynı görüşte uzlaştıklarını söyledi.
Almanya’da konsolusluk ve eyaletlerin eğitim daireleri tarafından organize edilen Türkçe ve Türk kültürü derslerinin sunulması konusundaki sıkıntıları masaya yatırdıklarını dile getiren Kocabıyık, “Diploma denklikleri, okul ve aileler arasındaki iş birliği imkanları, dersliklerden istenen kira bedelleri, öğretmenlerin okul işleyişine daha etkin ve kolay entegre edilmeleri, İslam din dersi ile Türkçe ana dili derslerinin çakışmayacak şekilde sunulması konularında olumlu kazanımlar elde edilmiştir.” yorumunu yaptı.

– Bir sonraki toplantı İstanbul'da

Kocabıyık, Almanya’da yaşayan Türkiye kökenli çocukların eğitim sorunlarının sadece Türk eğitim uzmanlarının değil Alman eğitim uzmanlarının ciddi olarak kafa yorduğu bir mesele olduğunu anlatarak, "Ortak hedefimiz bu çocuklarımızın gelecekte mutlu birey olmaları. Biz bunun için karşılıklı çalışmaya devam edeceğiz. Bir sonraki toplantımızı İstanbul’da yapmaya karar verdik.” diye konuştu.
Berlin Eyaletim Eğitim, Gençlik ve Bilim Bakanlığı Müsteşarı Mark Rackles da Almanya yaşayan Türk öğrenciler için önemli olan Türkçe dersleri gibi konuları masaya yatırdıklarını belirterek, görüşmelerin açık bir şekilde ve olumlu bir havada yapıldığını ifade etti.Türkçe derslerinin kapsamının daha da genişletilmesini konuştuklarını anlatan Rackles, "Türkiye asıllı anne babalara yönelik çocukların eğitimi için Türkçe bilgilendirme yapılması konusunda mutabık kaldık." diye konuştu. Türk-Alman Karma Eğitim Uzmanları Komisyonu'nun 22. toplantısının 2 yıl sonra Türkiye'de yapılacağı bildirildi. Almanya'da eğitim konularında eyalet hükümetleri karar veriyor.

Bilişimde 12 bin terime Türkçe karşılık

ANTALYA (AA) – SERVET TÜMER – Bilişimde kullanılan terim ve sözcükleri Türkçeye çevirmek için uzun yıllardır çalışmalar yürüten Türkiye Bilişim Derneği (TBD), bugüne kadar 12 bin bilişim terimine karşılık buldu.

25. Bilgi İşlem Merkezi Yöneticileri Semineri (BİMY'25) dolayısıyla Antalya'da bulunan TBD Genel Başkanı Rahmi Aktepe, AA muhabirine yaptığı açıklamada, derneğin kurulduğu 1971 yılından bu yana bilişim terminolojisi konusunda büyük bir özenle çalışmalar yapıldığını söyledi.

Aktepe, "bilgisayar, yazılım, donanım, bilişim ve bilgi işlem" gibi pek çok bilişim terim ve sözcüğün Türkiye'ye ve Türkçeye kazandırıldığını belirtti.

Kendi dilinde bilim üretmenin çok daha kolay ve rahat olduğunu ifade eden Aktepe, dernek olarak bilişim teknolojilerinin Türkçe karşılığı olan kelimeleri bulduklarını ve bunların kullanımı için de büyük bir çaba gösterdiklerini vurguladı.

Bulunan Türkçe karşılıkların günlük hayatta kullanılması için çaba sarf edildiğini, özellikle üniversite camiasında bu kelimelerin kullanılmasının özendirildiğini belirten Aktepe, toplumun da bunu kabul edinceye kadar ısrarcı olduklarını dile getirdi.

– 12 bin kelimenin Türkçe karşılığı

Çalışma gruplarının bu konuda sürekli faal olduğunu anlatan Aktepe, şöyle konuştu:

"Bugüne kadar bilişim dilinde 12 bin kelimenin Türkçe karşılığını bulduk. Üzerinde ısrarla durarak kullanımını kolaylaştırdık ve yaygınlaştırdık. Örneğin, dijital kelimesi. Bazen şöyle durumlarda olabiliyor, sanki kulağımız bu tür kelimelere alışıyor. Üzerinde durmazsak ve bir an önce müdahale etmezsek, bunun yerine Türkçe karşılığını sağlamazsak sadece 'g'yi 'j' yaparak Türkçe kelimeymiş gibi kullanıma sokuluyor. Halbuki dijital yerine tam karşılamasa bile biz 'sayısal' kelimesinde dernek olarak ısrarcıyız. Dijital hepimizin bildiği gibi parmak anlamına gelmekte ama biz dernek olarak Türkçe karşılığını sayısal olarak kullanmaktayız."

"Spam" kelimesinin ise Türkçe karşılığını "istenmeyen e-posta" olarak bulabildiklerini belirten Aktepe, "spam"ın gerçek anlamının "bozuk domuz eti" olarak algılandığını ya da anlamlandırıldığını da bildiklerini ifade etti.

Dernekleri dışında bilişim alanındaki bazı kelimelerin karşılığını bulma gayreti sarf eden başka kurumlar da olduğuna dikkati çeken Aktepe, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Emniyet Genel Müdürlüğü, Türk Standardları Enstitüsü (TSE) gibi bazı kurum ve kuruluşlarla koordinasyon sağlamak istediklerini kaydetti. Aktepe, bu konuda ilk görüşmeyi ilerleyen günlerde Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ile yapacaklarını, bu sayede bilişim terimlerinin Türkçe karşılıklarının çok daha sağlıklı oluşacağını düşündüklerini söyledi.

Bilim ve bilişimde eğitimlerin Türkçe yapılmasından yana olduklarını vurgulayan Aktepe, "Eğer bilim alanında bir gelişme sağlamak istiyorsanız, insanlar en iyi düşünceyi kendi dillerinde yapabilirler. Dolayısıyla biz kendi dilinde düşünülmesi daha kolay ve rahat olduğu için Türkçenin bilim dili ve bilişim dili olması için çabamız bu yönde." dedi.

Türk patolog dünyada en etkin 100 isim arasına girdi

KONYA (AA) – Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Meram Tıp Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Dr. Pembe Oltulu, The Pathologist dergisinin yayınladığı "Dünya Patolojisinde En Etkin 100 İsmi" arasında, tek Türk bilim insanı oldu.

ABD'nin, patoloji bilimini ele alan, alanında prestijli dergilerinden The Pathologist, bu sene de "Dünya Patolojisinde En Etkin 100 İsmi" (The Pathologist's Power List 2018) listesini yayınladı.

NEÜ Meram Tıp Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Pembe Oltulu, listede tek Türk bilim insanı olarak yer aldı.

Pembe Oltulu, The Pathologist dergisinden kendisine atılan maille bu haberi aldığını belirtti.

Maili okuduğunda çok şaşırdığını ve mutlu olduğunu ifade eden Oltulu, şunları kaydetti:

"Bu önemli dergide yer almam şöyle oldu; ulusal, uluslararası bazı meslektaşlarımızla 5 yıldır twitter, facebook gibi sosyal medya araçları üzerinden patoloji eğitimine katkı yapmaya çalışıyoruz. Alanında etkin hocalarımızdan birebir eğitim almak istersek bulundukları yerlere gitmemiz gerekiyor. Özellikle yurt dışı deneyimler için ciddi bir maddi külfet var, dil problemi var. Çoğu kişi bu hocalarımızın yanına gidemiyor. Bu alanında etkin isimlerin sosyal medya üzerinden önemli bilgileri ve tecrübelerini paylaştıklarını fark ettim. Hemen katıldım ve birçok patoloğun bu alanda olduğunu gördüm. Öğrendiğim herşeyi dünya genelindeki diğer meslektaşlarımla paylaşmaya başladım. 5 yıldır bu alanda aktif olarak yer alıyorum. Ülkemizden de pek çok bilim insanı bu çalışmaları takip ediyor. Bu sayede dünyaca etkin hocaların paylaştıkları önemli ipuçlarını hem öğreniyoruz, öğrendiğimiz noktaları da dünyanın her yerinden meslektaşlarımızla paylaşıyoruz."

Dünyanın her yerinden meslektaşlarında kendilerine ve paylaşımlarına bir güven oluştuğunu da dile getiren Oltulu, önemli kongrelerden önemli ipuçlarını yine diğer patologlarla birlikte sosyal medya üzerinden paylaştıklarını bildirdi.

Oltulu, The Pathologist'in "Dünya Patolojisinde En Etkin 100 İsmi" listesini hazırlayan ABD'li meslektaşının, sosyal medyadaki bu eğitim faaliyetlerinin farkettiğini vurgulayarak, "Patolojiye uluslararası planda eğitim alanında yaptığımız katkılar doğrultusunda bizi de bu listeye dahil etmişler. Türkiye'den böyle bir listenin içinde yer almak benim için çok gurur verici. Tarif edilemez bir his." ifadelerini kullandı.

Pembe Oltulu, dünyanın her yerinden ve Türkiye'den önemli bilim insanlarının kendisini tebrik ettiğini ve bu başarıyla gurur duyduğunu aktardı.

Çin'de giyilebilir ve yıkanabilir nanojeneratör geliştirildi

PEKİN (AA) – Çinli bilim insanları, mobil cihazlar için giyilebilir ve yıkanabilir nanojeneratör üretti.

Şinhua ajansının haberine göre, ülkenin Hınan eyaletindeki Cıngcou kentinde bulunan Cıngcou Üniversitesinden bilim insanları, mobil elektronik aletlere güç sağlamak için insan hareketlerinden enerji üretebilen nanojeneratör geliştirdi.

Sık sık bataryaları biten ve şarj edilmesi gereken mobil cihazlar için enerji sorununun çözüldüğü belirtilen haberde, su geçirmez nanoliflerden üretilen mini jeneratörlerin esnek, rahat, giyilebilir ve yıkanabilir özellikte olduğu kaydedildi.

Pamuksu bir yapıya sahip olduğu belirtilen ve elbiseye yapıştırılabilen nanojeneratörlerin, insanların hareketlerinden ortaya çıkan mekanik enerjiyi elektrik enerjisine çevirdiği vurgulanan haberde, bu buluşun, kendi kendine şarj edilebilen elektronik cihazların geliştirilmesi için yeni fırsatlar sunduğuna dikkat çekildi.

Çalışma, Materials Chemistry A dergisinde yayınladı.

“Eskişehir'i animasyon merkezi yapmak istiyoruz”

ESKİŞEHİR (AA) – Bursa Eskişehir Bilecik Kalkınma Ajansı (BEBKA) Genel Sekreteri İsmail Gerim, öncelikli amaçlarının Eskişehir'i animasyon merkezi yapmak olduğunu belirtti.

Anadolu Üniversitesinden yapılan yazılı açıklamaya göre, İsmail Gerim, AÜ Öğrenci Merkezi'nde gerçekleştirilen "Animasyon Sektörü ile Dijital Oyun Tasarım ve Uygulamalarında Devlet Destek ve Teşvikleri Toplantısı"na katıldı.

Gerim, toplantıda yaptığı konuşmada, animasyon sektörünün ticaret hacmi yönünden önemli bir alan olduğunu belirterek dünyada yüksek ticaret hacmine sahip olan sektörün Türkiye'de henüz istenen seviyeye ulaşamadığını ifade etti.

Gerim, animasyon sektörünü geliştirip yükseltmeyi hedeflediklerini vurgulayarak şunları söyledi:

"Bunun yanı sıra bu durumun sadece ticari bir boyutu yok, aynı zamanda kültürel bir boyutu da var. Bu bağlamda biz, üretilen ürünlerle hem ülkemizi ve değerlerimizi tanıtacağız hem de gençlerimize, geleceğimize sahip çıkmış olacağız. 2015 yılından itibaren her yıl ulusal animasyon festivali gerçekleştirdik. Buradaki öncelikli amacımız Eskişehir'i animasyon merkezi yapmak çünkü ilk çizgi film animasyon bölümü, Anadolu Üniversitesinde kuruldu ve buradan mezun olan öğrenciler piyasada önemli işlerde bulundu. Ayrıca, Eskişehir konum itibarıyla ülkenin her tarafına ulaşımı kolay ve pek çok üstünlüğü olan bir il. Bu vesileyle önümüzdeki yıl festivalimizi uluslararası yapmak için çalışıyoruz."

Animasyon sektörü dışındaki bir diğer önemli konunun oyun yazılımı sektörü olduğuna işaret eden Gerim, şunları kaydetti:

"Türkiye'de 18-26 yaş aralığında 18 milyon oyun oynayan kitle var ve bu bireyler daha çok yabancı oyun yazılımlarına yöneliyor. Dolayısıyla biz bu kitleyi rahatlıkla sistemin içine çekebilir, bu alanda hizmet ve oyunlar yapabiliriz. Bu konuda BEBKA olarak bazı çalışmalar yaptık ve bazı amaçlar edindik."

Toplantıya kamu kurum ve kuruluş yöneticileri, sektör temsilcileri, öğretim elemanları ve öğrenciler katıldı.

Nobel laureate Sancar promotes science in Uzbekistan

By Bahtiyar Abdukerimov

TASHKENT (AA) – Seeking to ignite the love of science in Uzbek children, a Turkish-American Nobel laureate in chemistry is visiting Uzbekistan this week.

"My aim is to instill the discipline of science into our children," said Aziz Sancar, the 2015 winner of the Nobel Prize for Chemistry, on Monday.

Sancar is set to be a keynote speaker at the Third International Congress on Social Sciences in Bukhara, Uzbekistan, which ends on Sunday.

Anadolu Agency is also a partnering organization in the event.

Meeting on Monday with Inom Majidov, the Uzbek minister of higher and secondary specialized education, Sancar told reporters that he is happy to visit historic sites in Uzbekistan.

However, Sancar said, the main aim of his visit is to inspire Uzbek children to love science.

Sancar said that after receiving the Nobel prize, he got invitations to visit many places, but he declined most of them.

But when he got an invitation from the central Asian Turkic states, he saw paying a visit as a "national service," he explained.

"I came to the Turkic states gladly and with great pride, because it is our homeland," he said, referring to the geographic roots of ethnic Turks.

Sancar said Muhammad ibn Musa al-Khwarizmi, a ninth-century pioneer in the field of algebra, had lived in the region.

"The people of these territories have math in their genes," he said.

He said the Turkic world needs more sciences and that children should be doing scientific experiments at an early age.