Istanbul hosts artificial intelligence event

             By Gokhan Ergocun</p>  <p>ISTANBUL (AA) - Turkish and Finnish business leaders have held an event in Istanbul spotlighting the potential of artificial intelligence.</p>  <p>The event, called the Ubiquity of Computers and the Rise of Artificial Intelligence, brought together businesspeople and academics on Thursday, said the Turkey-Finland Business Council of the Foreign Economic Relations Board (DEIK).</p>  <p>Mehmet Vakur Erkul, Turkey's ambassador in Finland, said artificial intelligence has a huge effect on both technology and society.</p>  <p>&quot;We’re in a brand-new era, the innovation and transformation era,&quot; he explained.</p>  <p>Halil Kulluk, head of the business council, stressed that the world is seeing huge changes.</p>  <p>&quot;Machines can learn and perform, the Internet of things is developing, and entrepreneurship was established on durability and resistance,&quot; he added.</p>  <p>The event included such figures as Finnish Ambassador in Turkey Pekka Voutilainen, Professors Cem Say and Ali Riza Kaylan from Istanbul’s Bogazici University, Associate Professor Heikki Huttunen from Tampere University, and Professor Sanjay Sarma from the Massachusetts Institute of Technology.

IDEF'te silah stantlarına büyük ilgi

ANKARA (AA) – MUSTAFA ÇALKAYA – Ziyaretçi akınına uğrayan 14. Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı'nda (IDEF'19) en yoğun ilgiyi silah stantları gördü.

Yerli ve milli savunma sanayi ürünlerinin sergilendiği ve 60'ı aşkın ülke ve bini aşkın firmanın katılımıyla yapılan fuarda, Sarsılmaz Silah Sanayi AŞ ve Samsun Yurt Savunma Sanayi Ticaret AŞ gibi yerli kuruluşlar da yer aldı. Firmalar, mevcut ürünlerinin yanı sıra ürettikleri yeni tabancaları ziyaretçilerin beğenisine sundu.

Fuarda silah stantları hem kolluk kuvvetleri hem de vatandaşlardan yoğun ilgi gördü.

Sarsılmaz Silah Sanayi Genel Müdür Yardımcısı Nuri Kızıltan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, uzun yıllardır IDEF'e katıldıklarını, her fuarda gördükleri yoğun ilginin kendilerini çok mutlu ettiğini söyledi.

Ürünlerinde yerli malzemeler kullandıklarını belirten Kızıltan, "Bu sene standımızda özellikle askeri silah konusunda yeni ürünlerimiz var. Fabrika ve üretim adetleri olarak askeri silah konusunda Avrupa'nın sayılı ülkelerinden birisiyiz. Artık yerli sektörde bütün atış silahlarını karşılayacak duruma geleceğiz." dedi.

Kızıltan, yeni ürünlerin halkın ve güvenlik kuvvetlerinin çok ilgisini çektiğine işaret ederek, ziyaretçilerin bol bol tetik çekerek deneme yaptıklarını anlattı.

ABD'de SAR USA markasıyla pazara girdiklerini aktaran Kızıltan, şöyle devam etti:

"Yoğun talep bizi iç piyasada kendi ordumuz ve polisimize doğru yönlendirdi. ABD, Afrika ve Uzak Doğu'dan çeşitli ülkelere de satışımız var. ABD'de 2019'da yıllık 50 bin adet civarında satış hedefimiz var. Yetiştirebilirsek bunu karşılamayı düşünüyoruz."

  • "32 ülkeye ihracat"

Samsun Yurt Savunma Sanayi Ticaret AŞ Dış Ticaret Müdürü Didem Aral da Türk insanının silaha yoğun ilgisinin olduğunu belirterek, "Bu tür büyük fuarlar Türkiye de çok fazla yapılmıyor. Bu yüzden bu fuarlar hem üretici hem tüketici için bir fırsat. İnsanlar takip ettikleri markalara yönelip bilgi alabiliyorlar." değerlendirmesinde bulundu.

Firmanın ihracatına da değinen Aral, "Biz üretimimizin yüzde 75'ini ihraç ediyoruz. En önemli pazarımız ABD. Bizim orada fabrikamız da var. Bu sene üretime geçiyor. ABD'ye yıllık yaklaşık 150 bin adet silah satışı yapıyoruz. Bu ürünler sivil pazarlarda kullanılıyor. Firma olarak 32 ülkeye ihracat yapıyoruz." dedi.

Yeni mühimmatlar “bir taşla iki kuş vuracak”

ANKARA (AA) – GÖKSEL YILDIRIM – Türk savunma sanayisi tarafından yeni geliştirilen delici bombaların hem yakın zamanda Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) envanterine katılması hem de sektörün ihracatına katkıda bulunması hedefleniyor.

TÜBİTAK Savunma Sanayii Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü (SAGE), 14'üncü Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı'nda (IDEF'19) ürün ve kabiliyetlerini sergiledi.

TÜBİTAK SAGE Müdürü Gürcan Okumuş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, fuarda mevcut mühimmatlarını, bunların geliştirmelerini ve yeni ürünlerini tanıttıklarını söyledi.

Fuarda, lansmanını yaptıkları ve seri üretime geçmeye hazır ürünlerinin, devam eden projelerin aşamalarının anlatıldığı örneklerin yer aldığını anlatan Okumuş, ürün portföylerinde yer alan alt bileşenleri, sistem projelerini sektörün incelemesine sunduklarını paylaştı. Okumuş, IDEF'19'un oldukça yoğun geçtiğini ve gösterilen ilgiden memnun olduklarını belirtti.

IDEF'19'da, Mk-82, Mk-83 gibi uçaktan atılan mühimmatlarla eşdeğer geometride; kanatlı güdüm kiti, hassas güdüm kitiyle kullanılacak SERT-82 ve SARB-83'ü ilk kez tanıttıklarına işaret eden Okumuş, söz konusu mühimmatlara ilişkin şu bilgileri verdi:

"Bunların temel özelliği delici, sert hedefler için kullanılacak olmaları. Mağaralar, uçak pistleri, hangarlar, sığınaklar, barajlar gibi öncelikli hedeflere yönelik geliştirildi.

SERT-82, 1 metrelik betonu delebilecek. Betonu deldikten sonra içindekileri de imha etme özelliğine sahip olacak. SARB-83 de 1,8 metrelik betonu delip içindekileri imha edecek. Bunlar farklı harp başlığı özelliği ile termobarik patlayıcılarla kullanılabilecek yeni nesil mühimmatlar. Kuvvetlerimize, kuvvet komutanlarımıza da anlattık, kendilerinin de beklediği ürünlerdi. Kısa zamanda seri üretimle envantere gireceğini umuyoruz.

Zaten bu çalışmalar belli talep sonucu ortaya çıkıyor. TÜBİTAK SAGE olarak savunma sanayisinin en büyük tasarım ofisiyiz, Ar-Ge merkeziyiz. Biz geliştiriyoruz, seri üretimi de bu konudaki profesyonel firmalarımıza devrediyoruz. Seri üretimi tamamladıktan sonra TSK envanterine alınabilir, ihracat potansiyeli olan ürünler bunlar. Türk savunma sanayisinde ihracat konusunda son yıllardaki ivmemizi artıracaklarını düşünüyoruz."

SERT-82 ve SARB-83, yer altı ve üstündeki hedeflere karşı kullanılmak üzere beton delici mühimmat olarak tasarlandı. Harp başlığı teknolojisine sahip SARB-83, ön delici tasarımında kullanılan önceden şekillendirilmiş parçacıklarla ikincil hedeflere karşı yüksek etkinlik gösterecek.

Mühimmatlardan SERT-82, 241; SARB-83, 415 kilogram ağırlığa sahip bulunuyor.

Erzincan EBYÜ'de mezuniyet töreni

ERZİNCAN (AA) – Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesinden (EBYÜ) 4 bin öğrenci mezun oldu.

EBYÜ Yalnızbağ Yerleşkesi'ndeki mezuniyet törenine Erzincan Valisi Ali Arslantaş, EBYÜ Rektörü Prof. Dr. Akın Levent, AK Parti Erzincan milletvekilleri Süleyman Karaman, Burhan Çakır, 3. Ordu Kurmay Başkanı ve Garnizon Komutanı
Tuğgeneral Ali Ekiyor, çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, öğretim üyeleri, öğrenciler ve velileri katıldı.

Vali Arslantaş, törende yaptığı konuşmada, mezunları tebrik ederek başarılarının artarak devam etmesini temenni etti.

Mezunlara seslenen Arslantaş, "Eğitim yaşantısının en güzel, en verimli dönemini bitirdiniz. Ülkemize, insanımıza her alanda hizmet edecek, devletimizin daha da güçlenmesine katkı sunacak yetkinliklere ulaşmış şekilde mezun oluyorsunuz. Sizler inanıyorum ki gerek devlet kurumlarında, gerek özel sektörde gerekse kendi imkanlarınızla başlayacağınız işlerde büyük başarılara imza atacaksınız." dedi.

Rektör Prof. Dr. Levent de üniversitede yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi vererek, emeği geçenlere teşekkür etti.

Öğrencilere hitap eden Levent, "Bugünün anlamı sizler için büyük.
Çoğunuz ailelerinizden uzakta hayatı bizzat yaşayarak öğrenmeye çalıştınız. Eğitim hayatınız boyunca birçok zorluğa katlanarak bugüne geldiniz ve bugün mezun olmanın, haklı gururunu yaşıyorsunuz." ifadesini kullandı.

Mezunlar adına konuşan üniversitenin dönem birincisi Meryem Koçyiğit de "EBYÜ'deki yolculuğumuz 4 sene önce başladı, her birimiz yurdun dört bir yanından birbirinden farklı hayaller, umutlar ve beklentiler ile yola çıktık ama tüm samimiyetimizle birbirimize kenetlendik. Bir şehirde tek başına kalmak zordur, bu yüzden birbirimize aile olduk." diye konuştu.

Konuşmaların ardından üniversiteyi dereceyle bitirenlere protokoldekilerce başarı belgeleri ve hediye takdim edildi.

Törenin sonunda 4 bin mezun yemin etti ve keplerini havaya atarak mezun olmanın mutluluğunu yaşadı.

SpaceX, kargo mekiğinin fırlatılışını erteledi

CAPE CANAVERAL (AA) – ABD'li uzay mekiği ve roket üreticisi SpaceX, bu sabah yapılması planlanan Dragon kargo mekiğinin fırlatılışını erteledi.

Şirketten yapılan açıklamada, mekiğin fırlatılacağı Falcon roketinin ana ateşleyici modülünün, fırlatılışın ardından geri konacağı okyanus platformunda meydana gelen elektrik arızası nedeniyle mekiğin uzaya gönderilişinin yarın sabaha ertelendiği duyuruldu.

Uluslararası Uzay İstasyonu'na (ISS) deney ve ihtiyaç malzemeleri taşıyacak mekiğin salı günü yapılması planlanan fırlatılışı, istasyonda meydana gelen arıza nedeniyle bugüne ertelenmişti.

Şirket, dün de personel taşıyıcı Crew Dragon mekiğinin 20 Nisan'daki yer testi sırasında alev alarak tahrip olduğunu bildirmişti.

NASA, Roscosmos, ESA, CSA ve Japon Uzay Araştırma Ajansı JAXA'nın ortak işlettiği Uluslararası Uzay İstasyonu'nda uzay araştırmaları ve temel bilim deneyleri yürütülüyor.

Vestel Savunma'dan kara, deniz ve hava araçlarına yakıt pili çözümleri

İSTANBUL (AA) – MUSTAFA ÇALKAYA – Vestel Savunma, yeni füze sistemi entegre edilmiş KARAYEL-SU insansız hava aracı ve yakıt pili teknolojileri ile IDEF'19'da yer alıyor. Yüksek verimli bir enerji kullanımı sunan yakıt pilleri savunma sanayi sektöründe kara, hava ve deniz araçlarında kullanılmaya hazır.

Vestel Savunma Genel Müdürü Öner Tekin 14. Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı'nda (IDEF'19) AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, yaklaşık olarak 15 yıldır yakıt pilleri teknolojilerinde çalışmalar yaptıklarını söyledi.

Yürütülen çalışmalar sonucunda yeni bir yakıt pili prototipinin ortaya çıktığı ve artık kullanılabilir halde olduğunu belirten Tekin, "Şu an da bu yakıt pili çözümleriyle aklınıza gelebilecek pil ihtiyacının enerji ihtiyacının olduğu her platformada yakıt gücü geliştirecek bir yetkinliğe ulaştık. Bu yetkinlikte aslında dünyanın sayılı yetkinliklerinden biri olarak ülkemize kazandırıldı." değerlendirmesinde bulundu.

Geliştirilen pil yakıt pilleri teknolojisinde önümüzdeki 10 yılın teknolojisinin yakalandığının altını çizen Tekin, enerji kaynaklarından biri olacak yakıt pili üretebilir noktaya ulaştıklarını ifade etti.

Tekin, yakıt pillerinin bir çok alanda kullanılabileceğine işaret ederek, şunları kaydetti:

"Önümüzdeki dönemde gerek savunma sanayi sektöründe gerek diğer sektörlerde kara, hava, deniz araçları ve evlerde kullanılabilecek yakıt pillerini yapabilecek yetkinliğe ulaştık. Bu yakıt pilleri sayesinde daha temiz ve daha verimli enerji kullanmış oluyorsunuz. Yani verimli ve yenilenebilir bir enerji kullanmış olacağız."

Türkiye'de artık, kullanıma hazır yüksek kapasiteli bir yakıt pilinin mevcut olduğuna dikkati çeken Tekin, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı'na zırhlı araçlar için prototip ürün teslimatı yaptıklarını ifade etti.

Tekin, söz konusu ürün için Niğde Ömer Halis Demir Üniversite ile çalışmalar yürüttüklerine dikkati çekerek bu çalışmaların sanayi-üniversite iş birliği alanında ödüle layık görüldüğünü sözlerine ekledi.

“Trabzon Kanaryaotu” ve “Allı Gelin”in ilaç potansiyeli araştırılıyor

TRABZON (AA) – TUĞBA YARDIMCI – Doğu Karadeniz'in ilk preklinik ilaç araştırma merkezi Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) İlaç ve Farmasötik Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin (İLAFAR) ülkenin milli ilaç üretimi hedefleri doğrultusunda "Trabzon kanaryaotu" ve "allı gelin" endemik türlerini araştırdığı projenin 16 ayda tamamlanması planlanıyor.

KTÜ İLAFAR Müdürü Prof. Dr. Sena Sezen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, öncelikli hedefi preklinik araştırmalarla ilaç etkin maddesi ve ilaç formülasyonları geliştirmek olan İLAFAR'ın Ağustos 2018'de kurulduğunu söyledi.

İLAFAR'ın, Türkiye'de üniversiteler bünyesindeki üç, dört multidisipliner merkezden biri olduğunu belirten Sezen, Doğu Karadeniz bölgesinde ilk ve tek olan merkezin Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca da destekleneceğini ifade etti.

Sezen, farmakolojik aktivite ve toksikoloji, biyokimyasal metot geliştirme ve analitik validasyon, biyoaktif molekül sentez ve izolasyon, formülasyon geliştirme ile farmakogenomik araştırma grupları bulunan İLAFAR'ın verimli, sürdürülebilir ve kalite politikalarını takip eden bir merkez olmasını istediklerinin altını çizdi.

İlaç kavramının çok geniş olduğuna dikkati çeken Sezen, merkezde beşeri ilaç ağırlıklı olmakla birlikte veteriner ve zirai ilaçlara ilişkin de çalışmalar yapılacağını aktardı.

Sezen, laboratuvar düzeyinde ilaç etken maddesi keşfi, mevcut ilaç etkin maddeleri ve ilaç formülasyonlarını çalışacaklarını anlatarak "Piyasadan aldığımız tabletleri daha etkin hale getirmek ya da örneğin klinikte çok kullanılan ancak dışarıdan almak durumunda kaldığımız, şurubu olmayan bir ilacın şurubunu yapmak gibi hedeflerimiz var. Düşünmek, planlamak, üretime giden hattı oluşturmak ve takip etmek istiyoruz." dedi.

  • "Ülke stratejilerini öncelik aldık"

Milli ilaç üretiminin Türkiye'nin 2023 yılı stratejik hedefleri arasında yer aldığını belirten Sezen, bu doğrultuda mart ayında İLAFAR ile Tarım ve Orman Bakanlığı 12. Bölge Müdürlüğü Trabzon Şube Müdürlüğü arasında protokol imzalandığını, ardından da "Trabzon kanaryaotu" ve "allı gelin" endemik türlerinde araştırma yapılması için proje sözleşmesi yapıldığını söyledi.

Sezen, iki türün de bölgedeki yerleri ve sayılarının belli olduğunu ifade ederek şu değerlendirmede bulundu:

"Bölgemize has bu bitkilerin 'Acaba ilaç olma potansiyeli var mı?' düşüncesinden yola çıktık. Literatür taraması yaptıktan sonra, halk arasındaki kullanım özelliklerini inceledik. Halk arasında 'Trabzon kanaryaotu'nun özellikle karın ağrısı gidermek amacıyla kullanıldığını gördük. Belirli düz kasları gevşetmeyle ilgisi olabileceğini düşünerek sistematik olarak bu türü incelemeye karar verdik. Yara iyi edici olarak kullanıldığı bilinen 'allı gelin'in de etki mekanizmalarına bakacağız. Bunları belirlemek için bitkiyi bilimsel bir sistematikle inceleyeceğiz."

Projeyi 16 ayda sonuca ulaştırmayı amaçladıklarını anlatan Sezen, "Gönlümüzden geçen, çalışacağımız türlerde halk arasındaki kullanımına uygun etkinin varlığını, bunun da içindeki hangi maddeden kaynaklandığını bulabilmek. Eğer bunu bulabilirsek molekül olarak ilaç potansiyeli olabilir." diye konuştu.

Sezen, ülke stratejilerini öncelik aldıklarını, bunların çalışmalarında yönlerini çizen önemli şeyler olduğunu aktararak "Biz bilim yapıyoruz ve bunun da ülkenin ilerlemesi için belirli şekilde yapılması gerekiyor. Dolayısıyla biz de ülkemizin öncelikli hedef belirlediği alanlarda çalışma yapmaya önem veriyoruz." ifadesini kullandı.

  • "İLAFAR, KÜSİ 15 iyi uygulama örneği arasında yer aldı"

KTÜ İLAFAR Müdür Yardımcısı Ali Haydar Doğu ise Rektör Prof. Dr. Süleyman Baykal'ın desteği ile kurulan İLAFAR'ın, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca 2018 yılında seçilen Kamu-Üniversite ve Sanayi İşbirliği (KÜSİ) 15 iyi uygulama örneği arasında yer aldığını vurguladı.

KÜSİ Trabzon İl Temsilcisi de olan Doğu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca 2019 yılı KÜSİ Eylem Planı kapsamında İLAFAR'ın ilaç sanayi ile entegrasyonunun sağlanması hedefi konulduğuna dikkati çekti.

Doğu, üniversitenin bütçe imkanlarıyla oluşturulan 300 metrekarelik merkezde laboratuvar, ofis, idari bölüm ve toplantı salonu bulunduğuna işaret ederek kaynakları efektif kullanarak kademeli büyümeyi hedeflediklerini kaydetti.

Türk mühendisler 3 ayda lazer silahı yaptı

İSTANBUL (AA) – MUSAB TURAN – TÜBİTAK Bilişim ve Bilgi Güvenliği İleri Teknolojiler Araştırma Merkezi (BİLGEM) mühendisleri Star Wars filmlerinde kullanılan ışın silahlarına benzer lazer silahları geliştirdi. 50 kişilik Ar-Ge ekibi tarafından ordunun talebi üzerine 3 ay içinde prototip olarak üretilen Tüfeğe Monte Lazer Silahı, Milli Piyade Tüfeği (MPT) 76'ya monte edilerek kullanılabiliyor.

Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı'nda (IDEF) tanıtılan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın incelediği Tüfeğe Monte Lazer Silahı'nın Proje Yöneticisi Doç.Dr. Aydın Yeniay, AA muhabirine lazer silahı hakkında bilgi verdi.

BİLGEM olarak araca monte 20 ve 5 kilovatlık Lazer Silah Sistemleri kurmaya yıllar öncesinden başladıklarını anlatan Yeniay, ordunun taşınabilir lazer silahı ihtiyacı duymasıyla bu alanda çalışma yaptıklarını söyledi.

  • "Hem taşınabiliyor hem şarj edilebiliyor"

Bir süredir lazer silahı teknolojileriyle ilgili araştırma ve geliştirme çalışması yürüttüklerini anlatan Yeniay, Geliştirdikleri Tüfeğe Monte Lazer Sistemi ile Milli Piyade Tüfeği – MPT76'ya lazer silahı işlevini de kazandırdıklarını söyleyen Yeniay, şu bilgileri verdi:

"Tüfeğe Monte Lazer Sistemi'ni bir çanta içerisinde taşınabilen ve 30 dakika içinde şarj olabilen yapıda geliştirdik. Lazer silahımız 180 atımlık. Lazeri, odaklayıcısı, optiği ve bütün kontrollerini milli olarak geliştirdiğimiz lazerimizi yine milli silahımız olan MPT 76'ya entegre ettik. Lazer silahımız 100-150 metre mesafeden 1 milimetre çelikleri delebiliyor. Yalnızca lazer gücüyle çalışıyor ve silahın diğer özelliklerini hiçbir şekilde etkilemiyor. Diğer silahın üzerine standart arayüzlerle ekleyebiliyoruz. Lazer sistemi de sırt çantasına sığabiliyor. taşınabilmesi çok önemli. Hem taşınabiliyor hem şarj edilebiliyor."

  • "Sonraki modellerde boyut olarak küçülecek ve gücü artacak"

Yeniay, lazer silahını Türk Silahlı Kuvvetleri'nin talebi üzerine geliştirdiklerini ifade ederek, "Bu projeyi aslında çok hızlı bir şekilde, talep üzerine yaptık. Üç-dört aylık bir çalışmanın sonucu bu. Halihazırda lazer sistemlerini, lazer kaynaklarını yapabildiğimiz için çok hızlı bir şekilde ürüne, prototipe dönüştürebildik. Bu ürün ilk prototipimiz. Sonraki modellerde boyut olarak küçülecek ve gücü artacak.

Yeniay, BİLGEM'deki Elektrotik ve Lazer Sistemleri birimlerinde 50 kişilik bir Ar-Ge ekibi bulunduğunu ifade etti.

  • "Dünyada bu güçte taşınabilir ilk lazer silahını geliştirdik"

Yeniay, silahın Türk mühendisliğinin başarısı olduğuna dikkati çekerek, "Dünyada bu güçte taşınabilir ilk lazer silahını geliştirdik. Şu anda Türk Silahlı Kuvvetleri'nde kullanımda yok. Yakında olacak." dedi.

Küresel savunma sanayisi anlaşmaları uyarınca BIM kalitesi yüksek lazerlerin ihracat iznine tabi olduğunu hatırlatan Aydın Yeniay, şöyle devam etti:

"Lazer silahlarının milli olarak geliştirilmesi elzemdir ve son 5 yılda bu lazerler TÜBİTAK BİLGEM'de 5 kilovat seviyesinde milli olarak geliştirilmiştir. Şu an hiçbir ihracat iznine tabii olmadan bu lazerleri savunma uygulamaları için üretebiliyoruz, kullanabiliyoruz. Geldiğimiz seviye gerçekten dünyadaki en ileri seviyede. Şu anda single mode dediğimiz tek kipli lazerler üretebilen dünyada bizim dışımızda bir ülke daha var. Benzer lazerleri TÜBİTAK BİLGEM de milli olarak yapabiliyor. Bundan farklı olarak bütün Lazer Savunma Sistemleri'ndeki bileşenleri teleskobuna kadar, optiklerine kadar hepsini BİLGEM ve diğer kurumlarımızla yapıp savunma sanayimize katkıda bulunuyoruz."

BİLGEM İş Geliştirme Uzmanı Enes Aydın da, IDEF açılışına katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a kendisinin kuşandığı Milli Tazler Sistemi teçhizatının tanıtıldığını anımsatarak, Erdoğan'ın, projede alın teri bulunan bütün çalışanlara teşekkür ettiğini aktardı.

“Huawei ve Cisco gibi devleri zorlayacak yerli ürünler hazırlıyoruz”

İSTANBUL (AA) – ALİ ATAR – Pavotek Yönetim Kurulu Başkanı Alper Özbilen, "IP haberleşme cihazlarının tasarım ve üretimindeki yetkinliğimizle, Cisco ve Huawei gibi yabancı devleri fiyat ve performansta zorlayacak yerli ürünlerimizi hazırlıyoruz." dedi.

Özbilen, AA muhabirine, Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı'nda (IDEF) savunma sanayisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Pavotek olarak savunma sanayisi ve telekomünikasyon başta olmak üzere güvenlikle ilgili alanlarda rekabetçi ve gelişmiş ürün ve çözümler ortaya koyduklarını belirten Özbilen, şirketin 2006'dan beri savunma sanayisine ürün tasarlayıp imal ettiğini aktardı.

Özbilen, elde ettikleri kazancın neredeyse tamamını, yeni Ar-Ge faaliyetlerine devam edebilmek için mühendis istihdamına ve altyapıya yatırdıklarını vurgulayarak, toplam Ar-Ge ve üretim personel sayılarının 218 olduğunu bildirdi.

Bu sayı ile birlikte tasarım ve üretim kapasitelerinin sürekli arttığını belirten Özbilen, şirketin cirosunun yüzde 60’ını savunma sanayisi projelerinden, geri kalanının ise endüstriyel projelerden elde edildiğini anlattı.

Özbilen, Pavotek bünyesinde 21’inin geliştirilmesi halen devam eden 50’yi aşkın savunma projesinin tasarım ve üretimini gerçekleştirdiklerini belirterek, IDEF'19'da 30 ürünü sergilediklerini ifade etti.

Pavotek'in yetkinliklerine değinen Özbilen, şunları kaydetti:

"Şirketimiz, gömülü elektronik sistemlerinin askeri güvenlik ve koruma standartlarındaki tasarım ve testlerinin yapılması ve sonrasında kendi tesislerinde seri üretiminin gerçekleştirilmesi imkanlarına sahip. Bunun yanı sıra her türlü işletim sistemine uyumlu ürün geliştirme yetkinliğine ilaveten kendi gerçek zamanlı işletim sistemi olan PavOS’a sahip. Özellikle aviyonik ve haberleşme alanında kendimize ait oldukça seçkin bir donanım tasarım kütüphanemiz bulunmakta. Bunun yanı sıra grup şirketimiz IntelProbe ile birlikte siber güvenlik odaklı algoritma ve yazılım geliştirme kabiliyetine önemli yatırımlar yapma kararı aldık. Pavotek, 100’ü aşan Ar-Ge mühendisi ve 5 Ar-Ge birimine sahip. Ar-Ge birimlerimiz, haberleşme, aviyonik, IoT, enerji, güç elektroniği ve terminal olarak farklı alanlardaki müşterilerine özel çözümler sunmaktadır."

Özbilen şunlara vurgu yaptı:

"Ülkemizde birçok farklı ve kritik ürünün yerlileştirilmesi yönünde büyük bir gayret olduğu hepimizin malumu. İnanıyorum ki savunma alanında yapılan birbirinden farklı yatırımlar, zaman içerisinde sivil alandaki ürünlerin de yerlileştirilmesinde de önemli bir işlev görecektir. Bir alandaki birikimin başka ihtiyaçları karşılayacak diğer bir alana taşınmaması, ülkemiz kaynaklarını hakkıyla kullanamamak neticesiyle bizleri yüzleştirir. Bizlerin ise böyle bir duruma sebebiyet vermesi büyük bir mesuliyettir. Özellikle IP haberleşme cihazlarının tasarım ve üretimindeki yetkinliğimizle, Cisco ve Huawei gibi yabancı devleri fiyat ve performansta zorlayacak yerli ürünlerimizi hazırladığımızı iftiharla söyleyebilirim"

  • "İnsan yetiştirmeye kaynak ayırmak şart"

Pavotek Yönetim Kurulu Başkanı Alper Özbilen, Türkiye'de savunma sanayisi alanında faaliyet gösteren devlet ve vakıf destekli öncü kuruluşların, teknik birikim ve kapasitenin yükseltilmesinde çok önemli roller oynadığını söyledi. Bir özel sermaye girişimi olarak hedeflerinin oluşturulan bu ekosisteme azami katkıyı sunmak olduğunu vurguyalan Özbilen, bu amaçla ülkenin göz bebeği kuruluşlarla yaptıkları iş birliklerini çok önemsediklerini vurguladı.

Özbilen şunlara dikkati çekti:

"Kamunun ve kamu iştiraki kuruluşların teşviki ve desteği teknoloji şirketlerimiz için önemlidir demek hafif kalır. Bu destek önemli olmaktan da öte hayatidir. Ayrıca, Savunma Sanayi Başkanlığımızın ve TÜBİTAK başta olmak üzere Sanayi Bakanlığımızın birçok alandaki destekleri dünyada eşine az rastlanır bir seviyededir. Ancak şirketlerimizin buradan bir kolaycılık geliştirerek, kendini bilhassa yurt dışı pazarlarda rekabetten uzakta tutması ve yerli pazarı bir konfor alanına dönüştürmesi de kabul edilebilir bir durum değildir.

Türk savunma sektöründe yer alan firmalarının ulusal değil, uluslararası çapta ürünler ve hizmetler tasarlayıp üretme kabiliyetine sahip olmasının ülkemizi kalkındıracağını muhakkak. Bunu sağlayabilmek için en önemli şartlar; firmaların Ar-Ge sabrına sahip olmaları ve sadece yetişmiş insan aramak yerine, insan yetiştirmeye de kaynak ayırabilmesi olacaktır. Artık ülkemizde yabancı menşeli teknolojinin alımını ve satımını yapmaya dayalı ticaretin konfor alanını yitirmeye başladığına şahitlik ediyoruz. Amacımız, yabancılara muadil olmanın da ötesinde gerçek saha ihtiyaçlarını her yönüyle kapsayan nitelikli ürün sayımızı arttırmak yönünde çalışmalarımızın hızlanarak devam etmesi olacaktır."

  • "Doğru bir yol haritası belirlenmeli"

Alper Özbilen, siber güvenliğin milli güvenliğin ayrılmaz parçası haline geldiğini belirterek, bu yönüyle gelenekçi güvenlik paradigmalarını sarstığını söyledi.

Siber güvenlik konusunda Türkiye'de farkındalık oluştuğunu belirten Özbilen, "Bu farkındalığı bir sonraki aşamaya geçirme mecburiyetindeyiz. Siber güvenlik, savunma sanayimizin merkezindeki konular arasında yer almalıdır." dedi. Özbilen, Türkiye'nin her türlü olası siber saldırılara karşı kendi aktif savunma kapasitesini güçlendirmesinin gerekliliğine dikkati çekerek, siber güvenlik konusunun popülizme kaçmadan ciddiyetle ele alınması ve doğru bir yol haritası belirlenmesi gerektiğini ifade etti.

  • "Projelerin sayısını değil ölçeğini de artırmak niyetindeyiz"

Üniversitelerin savunma sanayisine katkılarından da bahseden Özbilen şunları kaydetti:

"Genel olarak endüstrinin bilimi ihmal eden veya görmezden gelen bir yanılgısı var. Bu yönüyle de bir özeleştiriye ihtiyacımız var. 'Akademisyenlerle bu iş olmaz' şeklinde yerleşik bir algının endüstride olduğuna zaman zaman şahitlik ediyoruz. Bu kesinlikle yanlış. Türkiye’nin çok zeki ve birikimli akademisyenleri var. Böyle bir potansiyeli ve birikimi dışarıda tutamayız. Onlarla çalışırken inançlı ve sabırlı olmak gerekir. Bilim olmazsa teknolojide yalnızca takipçi olmayı peşinen kabul ediyorsunuz demektir.Ülkemizin en önemli üniversitelerinden biriyle çok yönlü program başlatmak konusunda prensipte ilerliyoruz. Ülkemizin kıymetli akademisyenleriyle de yürütmekte olduğumuz projelerin sadece sayısını değil, ölçeğini de arttırmak niyetindeyiz."

Şerit antenlerle her yerde internet bağlantısı geliyor

ANKARA (AA) – ARİFE YILDIZ ÜNAL – Ericsson Türkiye Genel Müdürü Işıl Yalçın, "Şirket olarak anten boyutlarını küçük bir kibrit kutusu büyüklüğüne getirmeye çalışıyoruz. Laboratuvarlarımızda yapışkan banda entegre edilebilecek ölçüde küçük ve esnek antenler geliştiriyoruz." dedi.

Yalçın, AA muhabirine, Ericsson'un, her yerde internet bağlantısı sağlayacak konsept bir baz istasyonu anten sistemiyle geleceği keşfe çıktığını belirterek, "Ericsson Radyo Şeritleri" konseptinin, yüksek ve güçlü radyo performansı sunacağını ve mobil ağlara kolay, hızlı kurulan ve esnek yapılar getireceğini söyledi.

Telefon teknolojisinin ilk günlerinden başlayarak, bütün mobil teknoloji nesilleri boyunca müşterilere sunduğu değeri en üst düzeye çıkarmak için kesintisiz inovasyon fikirleri üzerinde çalıştıklarını ifade eden Yalçın, "Tüm dünyadaki mühendislerimiz, araştırmacılarımız ve bilim insanlarımız sektörün gündemini belirliyor." diye konuştu.

Yalçın, teknolojik düşünce alanında en son araştırma ve yenilikleri kullandıklarını, bunun yanı sıra akademi, iş ortakları ve öncü müşterilerle iş birlikleri yaptıklarını bildirdi.

Gelecek 10 yılda dünyanın teknoloji açısından nasıl şekilleneceğine ilişkin çalışma yaptıklarını anlatan Yalçın, 5G, bulut bilişim, yapay zeka, otomasyon ve veri saklama gibi kritik teknolojilerin olağanüstü hızlı evrimi nedeniyle değişimin temposunun çok yüksek olacağını dile getirdi.

  • "5G ile her yerde bağlantı ve güçlü performans"

Yalçın, 5G teknolojisiyle her yerde bağlantı sağlanabileceğini, aynı zamanda şebekelerin güçlü performansı sayesinde yüksek hızlara ulaşılabileceğini ifade etti.

Yeni frekanslar ve antenlerle küçülen form faktörleriyle artık yüksek performanslı ve yüksek güvenlikli internet bağlantısının her yerden yapılabileceğini belirten Yalçın, şöyle devam etti:

"Şirket olarak anten boyutlarını küçük bir kibrit kutusu büyüklüğüne getirmeye çalışıyoruz. Laboratuvarlarımızda yapışkan banda entegre edilebilecek ölçüde küçük ve esnek antenler geliştiriyoruz. Ericsson Radyo Şeritleri adını verdiğimiz bu antenler, belirli alanlarda ve her yerden internet bağlantısı sağlayabilecek."

  • "Yeni mobil ağ tasarımı daha yüksek kalite sağlıyor"

Ericsson Araştırma Merkezi tarafından geliştirilen "Radyo Şeritleri" sistemini çığır açıcı bir konsept olarak değerlendiren Yalçın, yeni mobil ağ tasarımının daha yüksek kalite sağlamasının yanı sıra dağıtım kolaylığı da sunduğunu söyledi.

Yalçın, her yerden erişilebilir, yüksek kapasiteli radyo bağlantısı sağlayacak sistemin, kalabalık şehir meydanları, alışveriş merkezleri, ofisler, stadyumlar, tren istasyonları, fabrikalar ve depolar gibi zorlu dış ve iç mekanlar için ideal bir dağıtım çözümü sunacağını bildirdi.

Radyo Şeritleri vizyonunun, mobil ağın erişim tarafındaki radyo bağlantısının kapsama ve kalitesini iyileştirmeye odaklandığını dile getiren Yalçın, "Bu, tüm diğer kaynakların (erişim, ana işlemci, yönetim, çekirdek) halihazırdaki mobil çözümlerle aynı. Sistemle yenilikçi bir tasarıma imza atıyoruz." dedi.