“Mariam gibi oyunlar intihara teşvik edebilir”

Alaturka Saglik Haberleri

İSTANBUL (AA) – Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Işıl Göğcegöz, mobil platform üzerinde oynanan Mariam oyununa karşın ebeveynlerin internet kullanırken kendilerini gözden geçirmelerini, çocuklarına olumlu rol model olarak, yasaklamak yerine zararlı ve faydalı oyunlar arasındaki farkı anlatmaları gerektiğini bildirdi.

Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, uzmanlar mobil platform üzerinde oynanan Mariam oyununun şiddet ve korku teması ile ölümü veya öldürmeyi olağan hale getirdiğini kaydetti.

Çocuk ve gençlerin duygusal ve sosyal gelişimi üzerinde olumsuz etkileri olacağını kaydeden Göğcegöz, bu tür oyunların çocuk ve gençlerde intihar girişimlerine neden olabileceğini, çocukların bu oyunlarla şiddete karşı duyarsızlaştığını belirtti.

Doç. Dr. Işıl Göğcegöz, oyunun çocuklar üzerinde olumsuz etkilerine dikkati çekerek, "Son zamanlarda çocuklar ve gençler arasında oldukça yaygınlaşan bu oyunda, 9 yaşında Mariam adındaki kız çocuğu kaybolduğunu belirterek eve dönmek için oyuncudan yardım istiyor. Oyunda kişilere, ismi, adresi, yakın çevresi soruluyor ve Facebook, WhatsApp gibi uygulamalara erişim izni isteniyor. Bu sorular cevaplanmadan bir sonraki aşamaya geçilemiyor. Böylece kullanıcıların kişisel bilgileri ele geçiriliyor. Ayrıca ev adresi, telefon numarası gibi özel bilgiler, farklı amaçlar doğrultusunda kullanılabilir." değerlendirmesini yaptı.

Göğcegöz, korkutucu ses efektleri ve görsel temalar ile sunulan oyunun ileri seviyelerine gelindiğinde gece saat 03.00’de bilinmeyen bir numaradan aranıldığını, korkutucu ve kaygı verici bir robotik ses ile çeşitli mesajlar verildiğini kaydederek, oyunun bu farklı aşamalarında şiddet, korku temalı, ölümü veya öldürmeyi olağan hale getiren, teşvik eden unsurlar çocuklarla gençlerin duygusal ve sosyal gelişimini olumsuz etkileyerek, intihar girişimlerine neden olabileceğini vurguladı.

Çocukların oyunlarda gördüklerine karşı duyarsızlaşıp şiddeti hayatın normal parçası gibi algılayabildiğine dikkati çeken Göğcegöz, "Ayrıca bu oyun kapatıldığında, tekrar oynamak için 24 saat beklemek gerektiği için kullanıcıların uyku kalitesi bozuluyor ve anksiyete, depresyon gibi çeşitli ruhsal bozukluklar görülebiliyor. Neyse ki Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından oyunun kişisel bilgileri ele geçirdiği ve psikolojik tehlike içerdiğine dikkati çekilerek oyunun erişimi engellenmiştir." ifadelerini kullandı.

Ailelerin bu tür oyunlardan çocuklarını koruyabilmek için bazı önlemler alabileceğini belirten Doç. Dr. Göğcegöz, "İlk olarak ebeveynler İnternet kullanımı açısından kendilerini gözden geçirmeli ve olumlu rol model olmalıdır. Ayrıca çocuklara yasaklamak yerine zararlı ve faydalı oyunlar arasındaki fark anlatılmalıdır." değerlendirmesinde bulundu.

İnternet kullanımının çocuğun odası yerine mutlaka toplu yaşama alanında olması gerektiğini vurgulayan Göğcegöz, şunları tavsiye etti:

“Çocuklar ailelerin yanında bilgisayar kullanmalıdır. Sınırlamalar getirilmelidir. Örneğin hafta içi belli saatler veya sadece haftasonu belli saatler gibi. Ebeveyn kontrolü ve çocuk kilitleri sağlayan birtakım uygulamalar ile kişisel bilgiler korunabilir ve çocuklarınızın sadece uygun uygulamalarla internet kullanımları sağlanabilir. Bazı uygulamalarda, çocuğun internette geçireceği zamanı sınırlandırabilirsiniz. Aile içi iletişimi zayıf, sosyal olarak izole çocuk ve gençlerin bu tür oyunlara daha çok yöneldiği bildirilmektedir. Dolayısıyla aile içi kaliteli iletişim artırılmalı, çocuk ve gençler sosyal aktivitelere yönlendirilmelidir.”

Reklamlar

Hastanelerin modern yüzü “şehir hastanesi”

Alaturka Saglik Haberleri

ISPARTA (AA) – MUSTAFA ÜNAL UYSAL – Kamu-özel sektör iş birliğiyle yaptırılarak geçen yıl mart ayında açılan Isparta Şehir Hastanesi, 14 ayda 1 milyon 446 bin 459 kişiye sağlık hizmeti verdi.

Başbakan Binali Yıldırım'ın 24 Mart 2017'de açtığı Isparta Şehir Hastanesi, kentin yanı sıra çevre illerden de çok sayıda hastaya hizmet veriyor.

Kent merkezinde 222 bin 571 metrekare alana sahip, 780 yatak kapasiteli hastane, sunduğu refakat, resepsiyon, anne oteli, gebe okulu, vale gibi hizmetleriyle bölgede söz sahibi oldu.

Konfor, teknoloji ve tıbbi yönden en iyi hizmet ve tedaviyi verebilmek için çalışmalarını sürüdüren hastane çalışanları, hasta memnuniyeti için de gereken fedakarlıkları gerçekleştiriyor.

191 uzman doktor, 86 cerrah, 548 hemşire, 223 ebe, 285 sağlık memuru ve genel toplamda 2 bin 687 personelin görev yaptığı kurum, bölgede 3 boyutlu laparoskopik genel cerrahi ameliyatlarını yapabilen tek hastane olma özelliğine sahip.

Isparta Şehir Hastanesi Başhekim Yardımcısı Arzu Tığlı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, suda doğum ünitesi, ortopedi, beyin cerrahi, kalp-damar cerrahisi, açık kalp ameliyatları, göz ameliyatları, kulak-burun-boğaz ameliyatları, göğüs cerrahisi ameliyatları ve genel cerrahi ameliyatlarının son teknoloji kullanılarak yüksek başarı oranlarında gerçekleştirildiğini bildirdi.

Sundukları hizmetlerin 5 yıldızlı otel konforunda olduğunu belirten Tığlı, gelinen noktada sağlık hizmetlerinde kalitenin arttığını ve hastalara sunulan imkanın geliştiğini ifade etti.

Tığlı, şehir hastaneleriyle sağlıkta zirveye ulaşıldığına işaret etti.

– "Eskilerin yerini modern şehir hastaneleri aldı"

Isparta Şehir Hastanesi'nin açılmasıyla sağlık alanında bölgede ve ilde önemli ivme kazanıldığını aktaran Tığlı, şunları söyledi:

"Şehir hastanesi ilimize ve bölgeye birçok katkı sağlamıştır. Eski hastanelerin yerini, modern şehir hastaneleri alarak hastanın beklediği güvenli, çabuk, etkin, poliklinik ve muayene hizmetlerini gerçekleştirmiştir. Kısa zamanda fazla ve kaliteli hizmet verebilme çabası içerisindeyiz. Açıldığı günden bu yana hekimlerimiz, hemşirelerimiz ve çalışanlarımız ellerinden gelen gayreti göstererek hasta memnuniyetini artırmayı hedefliyor. Şehir hastanesi konseptiyle eski hastanelerin yerini yeni bir yüz aldı. Hastalar ve çalışanlar memnuniyet içerisinde. Isparta şehir Hastanesi'nde 14 aydan toplam 1 milyon 446 bin 459 kişiye sağlık hizmeti vermiştir."

Hastanede geçen mart ayından beri aktif olarak poliklinik ve sağlık hizmetinin verildiğini belirten Tığlı, her biri 30 metrekare olan 314 tek kişilik oda ve 37 metrekare 157 çift kişilik oda bulunduğunu ifade etti.

Tığlı, "Yoğun bakım yatak sayımız 161'e ulaşmıştır. Acil muayene sayımız 288 bin 199, ayakta hasta muayenesi 1 milyon 158 bin 260, ameliyat sayısı 48 bin 539, yatan hasta sayımız 41 bin 433'tür." dedi.

Hastalara sunulan birçok imkan bulunduğunu dile getiren Tığlı, çalışmalarında hasta memnuniyetine ve konforuna önem verdiklerini vurguladı.

Daha iyi hizmet vermek için çalışmalarının devam edeceğini ve hastanede verilen özel çalışmaların olduğunu aktaran Tığlı, şöyle konuştu:

"Hastane girişinden itibaren yaşlı ve engelli hastalara akülü golf hasta taşıma aracı, hasta karşılama, yönlendirme, refakat ve kapsamlı taşıma hizmetleri verilmektedir. Poliklinik katlarında iniş çıkışlı yürüyen merdivenler, daha geniş ve ferah bekleme alanları bulunmaktadır. Toplam 4 adet kantin ve mobil kantin hizmetleriyle oda servisleri hizmeti veriliyor. Sıcak ve soğuk aperitif otomat makinaları bulunmaktadır. Bin 196 kişilik ibadethanemiz var. Hasta ve refakatçi çamaşır yıkama hizmetleri verilmektedir. 3 katlı kapalı otopark ve vale hizmetleri ile desteklenmektedir."

“Bilinçli tutulan oruç kanserli hücreleri temizliyor”

Alaturka Saglik Haberleri

İSTANBUL (AA) – Beslenme ve Diyet Uzmanı Dr. Ender Saraç, orucun kanser tedavisinde bilimsel olarak kullanıldığını belirterek, bilinçli tutulan oruçta vücudun, kanserli ve hasarlı hücreleri temizlediğini bildirdi.

Bağcılar Belediyesi'nden yapılan açıklamaya göre, Saraç, belediye tarafından düzenlenen "Ramazan Etkinliği" programına konuk olarak, iftar ve sahurda tüketilecek gıdalarla ilgili bilgi verdi.

Vatandaşların programa gösterdiği ilgiden memnun kaldığını aktaran Saraç, ramazan ayında nasıl beslenilmesi gerektiğini anlattı.

Dr. Ender Saraç, orucun kanserli hücreleri temizlediğini belirterek, "Japonya ve Amerika'da iki tıbbi araştırma yayımlandı. Bu tıbbi araştırma diyor ki 'Yaklaşık 16 saat aç kalan bir bedende, vücut kanserli hücreleri temizliyor. Bizim tuttuğumuz oruç da bu kadar. 16 saat aç kalırsak bağırsaklardaki beyaz kan kanserli hücreleri yiyor ve öldürüyor. Aynı zamanda hasarlı ve hasta hücreleri de temizliyor onları da parçalıyor. Yani oruç şu an kanser tedavisinde bilimsel olarak kullanılıyor. Yani bilinçli tutulan oruçta vücut, kanserli ve hasarlı hücreleri temizliyor." ifadelerini kullandı.

– "Tatlıyı iftardan 2 saat sonra yiyin"

Saraç, iftarda hurmanın önemine dikkati çekerek, bir iri veya 3 küçük hurmayla orucun açılması yönünde tavsiyede bulundu.

Hurmanın içinde doğal şeker ve mineral bulunduğunu hatırlatan Saraç, şunları kaydetti:

"Aç olan bir fizyolojinin en acil ihtiyacı olan temel gıdayı hurma sağlıyor. Bitkiler aleminde hayvanlar alemine en yakın olan gıdadır. Dolayısıyla çok besleyici. İçinde magnezyum var, bağırsakları çalıştırıyor, kaslara iyi geliyor; kalsiyum var, kemikleri güçlendiriyor. Bir gün protein, bir gün de karbonhidrat ağırlıklı şeyler yiyin. Beyaz ekmeği mümkünse yemeyin, çocuklarınıza da yedirmeyin. Beyaz ekmek vücutta hasar yapıyor. Mikropsuz iltihap yapıyor dikkat din. Beyaz unu hayatınızdan çıkarın. En büyük hatamız iftar sofrasında hemen gelen tatlıları yemek. Tok karınla tatlı yemek yavaş bir intihardır. Çünkü kan şekeri yemekle yükselirken onu düşürmekle görevli pankreasta aşırı miktarda insülin salgılıyor. Ne kadar çok insülin salgılatırsan o kadar çok yaşlanıyorsun ve hormonları bozuyorsun. Göbekte ve belde yağlanma oluyor. Kanser ve birçok hastalığın ön işaretlerinden biri göbek ve belde yağlanma. Tatlıyı iftardan 2 saat sonra yiyin."

Tek “reçeteleri” müzik

Alaturka Saglik Haberleri

KAYSERİ (AA) – TUNAHAN AKGÜN – Kayseri'de 32 eczacının oluşturduğu "Kayseri 12. Bölge Eczacılar Odası Korosu", günün yorgunluğunu Türk Sanat Müziği eserlerini seslendirerek atıyor.

Yaklaşık 7 yıl önce Kayseri Eczacılar Odası tarafından kurulan koro, haftanın belirli günleri bir araya gelerek, günün yorgunluğunu atmanın yanında mesleki sorunları hakkında görüş alışverişi yapıyor.

Eczacı Hatif Hasşerbetçi yönetiminde bir araya gelen koro, Müzeyyen Senar, Zeki Müren, Emel Sayın, Safiye Ayla, Münir Nurettin Selçuk gibi sanatçıların eserlerini seslendiriyor.

Yaklaşık 16 erkek ve 16 kadın eczacının oluşturduğu koroda eczacılar, kendi reçetelerini ise müziğin oluşturduğunu ifade ediyor.

Bugüne kadar Kayseri'de ve farklı illerde sanatseverlerle buluşan koro, yeni konserler vermek için çalışmalarına devam ediyor.

Koro şefi olan 44 yıllık eczacı Hatif Hasşerbetçi, AA muhabirine, 7 yıl önce kurulan koronun verdiği konserlerle insanların beğenisini kazandığını söyledi.

Hasşerbetçi, eczacılar olarak sık sık toplantı yaptıklarını ve günün stresini eczacılarla beraber Türk sanat musikisi eserlerini seslendirerek attıklarını kaydetti.

Müziğin ruhun gıdası olduğunu belirten Hasşerbetçi, koronun bir aile ortamını aratmadığını ifade etti.

Eczacıların günün büyük bir bölümünde insanların sağlığı ile uğraştığını anlatan Hasşerbetçi, şöyle devam etti:

"Ben 50 yıldır bu müziğin içerisindeyim. Korodaki arkadaşlarım müziği seviyor. Perşembe gününü iple çekiyorlar. Bir araya gelelim, şarkı söyleyelim, stresimizi atalım diyorlar. Biliyorsunuz sabahtan akşama kadar hastalarla uğraşmak kadar zor bir şey yok. Hele ki benim yaşadığım yer bir belde. Stresimi buraya geldiğimde atıyorum. Bu ortam o kadar güzel ki bir aile gibiyiz. Çalışmalarımızı aralıksız, eksiksiz bir şekilde yapıyoruz. Eskiden insanları müzikle tedavi ederlermiş. Şu an Kayseri'de en sağlıklı koro Kayseri 12. Bölge Eczacılar Odası Korosu'dur."

– "Müzik beni gençleştirdi"

Eczacılar korosunun 3 yıldır solistliğini yapan 73 yaşındaki Mehmet Hasşerbetçi, koro şefi Hatif Hasşerbetçi'nin kardeşi olduğunu söyledi. Haftada bir gün düzenlenen provalara aksatmadan katıldığını belirten Hasşerbetçi, "Ben Türk Sanat Müziği'ni çok seviyorum. Sevdiğim için müzikle uğraşıyorum. Yaşımın 73 olduğuna bakmayın. Eğer ben müzikle uğraşmasaydım benim yaşım 83 olurdu. Müzik beni gençleştirdi." dedi.

Müzikli toplantıları asla kaçırmadığını vurgulayan Hasşerbetçi, uzun yılladır kendisini müziğe verdiğini dile getirdi.

Haşerbetçi, "Biliyorsunuz çoğu yerde hastalıklar müzikle tedavi edilir. Bizim öyle bir tedavi yöntemimiz yok ama çok mutlu oluyoruz. Geçenlerde yaşlıların bir yeri var, oraya konser vermeye gittik. Konserimizi verdik, gözlerimiz doldu. Yaşlılar bizlerle güzel güzel oynadı, biz de onlarla beraber oynadık. Ne kadar mutlu oldular. Geçen de kanserlilerin oraya gittik. Orada konser verdik. Bazı müziklerde bizden daha bilinçli çıktılar. Kanserli hastaları moral yönünden müzikle tedavi etmeye çalışıyoruz. Onlar da çok mutlu oluyor." diye konuştu.

Koro solisti 40 yıllık eczacı Fazilet Ülker ise Türk Sanat Müziği'ne ilginin Kayseri'de düşünüldüğünden daha yaygın olduğunu belirtti.

Sahnede şarkı söylemenin günün tüm yorgunluğunu aldığını aktaran Ülker, şunları kaydetti:

"Sürekli burada çalışıyorsunuz. Hastalarla uğraşıyorsunuz. Siz ne kadar iyi de olsanız hastanın psikolojisi sizi etkiliyor ama haftada bir gün bile olsa birkaç saat bile olsa topluca müzikle ilgilenmek bizleri rahatlatıyor. Ertesi gün ben işe daha rahat geliyorum. Daha dinlenmiş, daha yorgunluğu alınmış, daha stresi alınmış bir şekilde geliyorum. Yani müziğin çok faydası var."

Beş çocuk babası böbrek nakli bekliyor

Alaturka Saglik Haberleri

BATMAN (AA) – Batman'da 3 yıl önce kızından nakledilen böbrekle sağlığına kavuşan 5 çocuk babası Ayhan Apari, enfeksiyon dolayısıyla bu böbreğini de kaybetti.

Ailesiyle 18 yıl önce İstanbul'a göç eden ve burada simit satarak geçimini sağlayan Ayhan Apari, 2010 yılında böbrek rahatsızlığı dolayısıyla memleketine geri döndü.

Kızı Kübra'dan 3 yıl önce nakledilen böbrekle yaşamını sürdüren Apari, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile görevlendirme yapılan Batman Belediyesinin kendisine verdiği el arabası ile simit satmaya devam etti.

Ancak bu böbreğin de enfeksiyon dolayısıyla iflas etmesi üzerine yeniden nakil için arayışa giren Apari, "Doktorlar ikinci böbrek nakline ihtiyacım olduğunu söylediler. Nakledilen böbrek sürekli enfeksiyon kaptığı için kendini bitirme noktasına getirmiş. Şu anda da ikinci böbrek nakline ihtiyacım var. Doktorlarımın söylediğine göre 1-2 aya kadar böbreğim kendini bitirecek. Bunun sonucunda ya böbrek nakli olacağım ya da ömür boyu diyalize mahkum olacağım. Onun için bana ikinci bir nakil lazım." diye konuştu.

Böbrek nakli olduğu için sıcak ve soğuk havada fazla kalamadığını ve ağır yük kaldıramadığını dile getiren baba Apari, şunları kaydetti:

"Son 3 yıldır üniversite mezunu kızımla simit satıyoruz. Rahatsız olduğum için yalnız yapamıyorum. Bu yüzden de kızım gelip yardım ediyor bana. Sabah saat 06.00'da gidip 10.00'a kadar simitlerimizi satıp eve dönüyoruz. Aile geçimimizi bu şekilde sağlıyoruz. Belediye başkanımız bize bir araba tahsis etti, simit arabası verdi. Onun sayesinde simit satıyor, bu şekilde evimi, çoluk çocuğumu geçindiriyorum. Belediye başkanımıza çok teşekkür ediyorum."

– "Keşke bir böbreğim daha olsaydı da onu da babama verseydim"

Böbreğini babasına veren Kübra Apari (24), babasının durumuna üzüldüğünü belirterek, "Keşke bir böbreğim daha olsaydı da onu da babama verseydim." dedi.

Babasının rahatsızlanmasıyla zorlu bir süreç yaşadıklarını dile getiren Apari, "3 yıl önce babam bayıldığı için hastaneye kaldırdık. Orada yapılan tetkik ve tahliller sonucu böbrek yetmezliği olduğu belirlendi. Bir hafta boyunca Batman Bölge Devlet Hastanesi'nde kaldı. Bu sırada ben ve kardeşlerimden örnekler alındı, sadece benim böbreğimin uyduğu belirlendi. Antalya'da özel bir hastaneye başvurduk ve 2015 yılında böbrek nakli yaptırdık." şeklinde konuştu.

Kan bağışı noktalarına “ramazan mesaisi”

Alaturka Saglik Haberleri

ANKARA (AA) – DUYGU YENER – Türk Kızılayı, ramazanda ortaya çıkan kan ihtiyacını karşılamak için kan bağışı noktalarını bir ay boyunca 00.00'a kadar açık tutacak.

Türkiye genelinde kan ihtiyacını karşılayan Türk Kızılayı, ramazanda kan stoklarını yeterli seviyede tutabilmek amacıyla vatandaşların bağış noktalarına iftar sonrasında gelmelerini bekliyor.

Türk Kızılayı Orta Anadolu Bölge Kan Merkezi Müdürü Murat Güler, AA muhabirine yaptığı açıklamada, günlük 5 bin kan stokuyla hizmet verdiklerini anlattı.

Her yıl ramazanda ve çok soğuk havalarda kan bağışı oranlarında ciddi düşüş yaşandığını dile getiren Güler, bu seneki hedeflerinin günlük 10 bin stokla ramazanı herhangi bir sıkıntı yaşanmadan tamamlamak olduğunu belirtti.

Güler, ramazanda da kan ihtiyacının aynı oranda devam ettiğine dikkati çekerek, "Mevcut topladığımız kan bağışında, İç Anadolu Bölgesi'nde yüzde 35'lere düşüyoruz. Bağışçılarımızın, kan bağışı noktalarının gece 00.00'a kadar açık olduğunu bilmesi gerekiyor. SMS'ler aracılığıyla da bağışçılarımıza bunu düzenli olarak duyuruyoruz. Ramazanda akşam iftardan sonra sağlık ekiplerimiz, kan bağışı noktalarında yer alıyorlar. Ayrıca ekiplerimizin mesailerini de akşam saatlerine kaydırıyoruz. Ramazanda insanlar kan vermek istedikleri sürece biz kan bağışı almaya devam edeceğiz. Bir ünite kan çok değerli. Özellikle ramazan ve kış aylarındaki soğuklarda bunlara dikkat etmemiz gerekiyor." diye konuştu.

– "Negatif kan grupları kendini saklamasın"

Özellikle az bulunan kan grubu olan bağışçılardan daha duyarlı olmalarını isteyen Güler, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Negatif kan grubu bağışçılar, daha da önem arz ediyor. İhtiyaç olabilir diye kendilerini geri planda tutabiliyorlar. Pozitif kan grubunda olanlar da kendilerini geri planda tutmasınlar. Ne kadar kan grubundan kişi fazlaysa o kadar da hasta var. 'Benim kan grubum A pozitif nasıl olsa ihtiyaç olmaz' düşüncesi yanlış bir düşünce. Önemli olan düzenli olarak kan bağışlamak."

Türkiye'de halihazırda bin 200'e yakın hastanenin kan kullandığına işaret eden Güler, bu hastanelerden sadece 19'unun Türk Kızılayı ile anlaşması olmadığını bildirdi.

Hastanelerin kan ihtiyacının Türk Kızılayı'na yapılan kan bağışlarıyla sağlandığını ifade eden Güler, soğuk havalar ve ramazan dışındaki kan ihtiyacının yüzde yüze yakınının karşılandığını söyledi.

Güler, hastanelerin hasta yakınlarından çok fazla kan talep etmediklerini, kan merkezlerinden ziyade servislerdeki doktorların kan talebinde bulunduklarını dile getirerek, "Bölgemizdeki hastanelere günde bir sefer ünite kan gönderiyoruz. Acil durumlarda ise daha fazla kan ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Gönüllü kan bağışçılarımızın yaptıkları bağışlarla, Türk Kızılayı Orta Anadolu Kan Merkezi olarak 126 hastanenin kan ihtiyacını karşılıyoruz." dedi.

Kan Merkezi Bölge Müdürü Murat Güler, 7 ilden alınan kan bağışlarının tamamının merkeze geldikten sonra merkezde gruplandırma ve çeşitli tarama testleri yaptıklarını anlattı.

Ankara'da 6 sabit noktada kan bağışı alındığını ifade eden Güler, "Türkiye geneline baktığımız zaman 300'e yakın noktada kan bağışı topluyoruz. Ankara, İstanbul, İzmir, Adana 'da laboratuvarlar var. Testlerin çalışılması için de tüpler bu dört merkeze geliyor. Otomasyon sistemiyle tamamen yazılım üzerinden testleri çalışıyoruz." diye konuştu.

Güler, rutin çalıştıkları testler arasında, Hepatit A-B , HIV ve halk arasında frengi olarak bilinen sifiliz testini çalıştıklarını aktardı.

Abbas bir haftada üçüncü kez hastaneye kaldırıldı

Alaturka Saglik Haberleri

RAMALLAH (AA) – Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın son bir hafta içinde üçüncü kez hastaneye kaldırıldığı belirtildi.

Filistin sağlık kaynaklarından alınan bilgiye göre Abbas, işgal altındaki Batı Şeria'nın Ramallah kentinde bulunan İstişari Hastanesi'nde bazı kalp testlerinden geçirildi.

Hastane kaynakları, Abbas'ın sağlık durumuna ilişkin daha fazla bilgi vermedi.

Öte yandan Filistin resmi haber ajansı WAFA'nın İstişari Hastanesi Başhekimi Fayiz Said Serahne'ye dayandırdığı haberinde ise, "Abbas'ın bugün gerekli bir takım tıbbi muayenelerden geçmek üzere hastaneye başvurduğu, sonuçlarının iyi olduğu ve genel sağlık durumunda herhangi bir sorun olmadığı" ifade edildi.

Abbas, bir önceki gece de aynı hastanenin acil bölümüne kaldırılarak, bazı tıbbi testlerden geçirilmiş ve kısa süre sonra taburcu edilmişti.

Yaşlılığa bağlı rahatsızlıklar geçiren Filistin Devlet Başkanı, 14 Mayıs'ta da kulağından basit bir operasyon geçirmek üzere Ramallah'taki bir başka hastaneye yatırılmıştı.

Abbas, şubat ayındaki ABD ziyareti sırasında da Baltimore kentindeki bir hastanede sağlık kontrolünden geçmişti.

“Şeker hastalığı tanısı ramazanda konulabiliyor”

Alaturka Saglik Haberleri

ANKARA (AA) – DUYGU YENER – Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği Üyesi Prof. Dr. Oğuzhan Deyneli, tanısı konulmamış bazı rahatsızlıkların ramazanda kendisini gösterdiğini belirterek, "Ramazan'da daha önceden diyabet tanısı konulmamış bireylerin bu dönemdeki beslenme alışkanlıklarına bağlı olarak tanısını koyabiliyoruz." dedi.

Deyneli, AA muhabirine yaptığı açıklamada, iftar ve sahur arasındaki uzun sürenin en çok diyabet gibi kronik rahatsızlığı bulunanları etkilediğini söyledi.

Kronik rahatsızlığı olan bireyler için 16 saatlik açlık ve susuzluk döneminin risk oluşturduğuna işaret eden Deyneli, "Şekerin dengelenmesinde pankreası uyararak insülin salgısını artıran ilaçları kullananlarda oruç döneminde ciddi şeker düşüklükleri ortaya çıkıyor. Bu hastaların oruç tutmamalarını öneriyoruz." dedi.

– "Şeker hastalığı tanısı ramazanda konuluyor"

Fark edilmeyen bazı sağlık sorunlarının ramazanda kendisini gösterdiğini ifade eden Deyneli, şöyle konuştu:

"Bazı hastalarımızın tanısını iftar sonrasında beliren yakınmalarla ortaya koyuyoruz. Şeker hastalığı tanısı ramazanda konulabiliyor. Hasta, diyabetinin olduğunun farkında değil ve oruç tutmaya başlıyor, iftar saatine kadar sallanan bir vaziyette gidiyor, iftar sonrasında ise ani bir şeker yüksekliği ile acil servise gelebiliyor. Ramazanda daha önceden diyabet tanısı konulmamış bireylerin bu dönemdeki beslenme alışkanlıklarına bağlı olarak tanısını koyabiliyoruz."

Diyabetli hastaların ramazanda dikkatli olmaları gerektiği uyarısında bulunan Denyeli, sahura kalkılmadan tutulan orucun sağlıklı bireyler için bile ciddi bir risk oluşturduğuna dikkati çekti. Deyneli, yoğun terlemesi olan kişilerde sıvı kaybının böbreklere giden kan miktarında belirgin bir azalmaya neden olduğunu aktardı.

Prof. Dr. Deyneli, oruç tutanların güneş ışınlarının dik açıyla geldiği saatlerde açık alanlarda çok durmamaları ve günlük aktivitelerini azaltmaları gerektiğini vurguladı.

“Karaciğerin yağlanması oruç tutan kişilerde azalıyor”

Alaturka Saglik Haberleri

KOCAELİ (AA) – ŞAHİN OKTAY – Kocaeli Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Başhekimi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk, sağlığı yeniden kazanmak için önemli bir fırsat sunan orucun, mideden kalbe, böbreklerden karaciğere birçok organın dinlenmesine ve onarımına olanak sağladığını bildirdi.

Cantürk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, oruç tutmanın sağlığı yeniden kazanmak için önemli bir fırsat oluşturduğunu belirterek, oruçla organların dinlendiğini ve aynı zamanda yaşlılık genlerinin inaktive olmasıyla vücudun gençleştiğini kaydetti.

Orucun başta mide olmak üzere birçok organa dinlenme olanağı sağladığına dikkati çeke Cantürk, "Mide kasları aşırı derecede çalıştığı zaman aşırı yoruluyor, oruçlu olduğumuz zaman mide kaslarını, midenin yapılarını istirahate sevk etmiş oluyoruz. Mide kendini onarma imkanı buluyor." diye konuştu.

Prof. Dr. Cantürk, orucun kalp, damar ve dolaşım sistemine de aynı imkanı sağladığına işaret ederek, şu bilgileri verdi:

"Oruç, sinir sistemini de koruyor. Mide normalde haftanın 7 günü 24 saat çalışan bir organ ama oruç tuttuğumuz zaman mideyi dinlendiriyoruz. Bu dinlenme sırasında kalpten mideye giden kan akımı da azalıyor. Dolayısıyla kalbin de üzerindeki bir yük azaltılmış oluyor, kalbin de dinlenmesine fırsat veriyoruz. Oruç, karaciğer ve böbrekler için de faydalı. Günün sonunda hepimiz biraz yorgun oluyoruz çünkü kan şekeri düşmüş oluyor ama bu kan şekerinin düşmesi karaciğer hücrelerinin de kendini yenilemesine fırsat veriyor. Karaciğerin yağlanması oruç tutan kişilerde azalıyor. Karaciğer yağ tutma oranı azalıyor ve yağ vücuttan hızla atılıyor. Orucun insan sağlığına olan etkilerine böbreklere olan etkisini de söyleyebilirim. Böbreklerimiz atıkların vücuttan atılmasına imkan sağlayıcı özelliğe sahip. Oruç böbreklerin de dinlenmesine yol açıyor."

Cantürk, vücutta yer alan üretim sistemlerinin de ramazanda dinlenme imkanı bulduğunu ve sonrasında yenilenerek daha fazla üretim yapma imkanına kavuştuğunu anlattı.

"Orucu bir ibadet olarak yaptığımızda faydalarının daha arttığını söylemek mümkün." diyen Cantürk, stres faktörünün ortadan kalktığını ve daha rahat, daha huzurlu bir yapıya kavuşulduğunu belirtti.

– "Akılcı beslenme planı yapmak gerekiyor"

Normal zamanda günde 3 veya 4 olan öğün sayısının ramazanda 2'ye düştüğünü ve bu durumda kilo vermenin söz konusu olabileceğini fakat aç kalma korkusuyla fazla yemek yendiğinde de kilo alınabileceğine dikkati çeken Cantürk, bundan dolayı ramazanda akılcı bir beslenme planı yapmak gerektiğini ifade etti.

Prof. Dr. Cantürk, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ramazanda yanlış beslenerek metabolizmayı yavaşlatmak söz konusu olabilir ama yumurta, tam buğday ekmeği, süt ürünleri, salata ve tarçın gibi ürünleri ramazanda beslenmemizin odak noktası yaparsak yetersiz ve aşırı beslenme gibi durumlara çözüm sağlarız. Bir defa sahurun kesinlikle atlanmaması lazım. Uzun süreli açlıklarda metabolizma yavaşlar ve bu da vücudu olumsuz etkiler. Dolayısıyla sahurun vaktinde yapılmasıyla birlikte bu uzun süre optimum hale getirilmiş olur. Sahurda kahvaltılık türü, az yağlı ve az tuzlu besinler ve yumurta gibi tok tutucu besinleri tüketmek önem arz eder. Salam, sosis, sucuk gibi gıdalardan uzak durulması gerekir. Bunlar tuzlu ve yağlı ürünler olduğu için gün içinde susuzluk hissini artırarak oruç tutan kişiyi zor duruma düşürebilir."

– "Mucize baharat tarçın, ramazanda bol tüketilmeli"

İftarla sahur arasında aralıklarla bol su tüketmek gün içerisindeki sıvı gereksiniminin rahatlaması açısında önemli olduğunu aktaran Cantürk, "Gece yemek yeyip yattığımız için reflü sorunuyla karşı karşıya kalabiliyoruz. Böyle bir durumdan korunabilmek için yağlı gıdaların yanı sıra kafein içeren içeceklerden uzak durmak lazım. Yatarken de yatağın başının 30 derece açılı olmasında yarar var. Bu, yastığı artırmakla veya yatağın baş kısmına takoz koymakla olabilir. Bu reflü riskini azaltacaktır." değerlendirmesinde bulundu.

Cantürk, kan şekerini düzenleyen, metabolizmayı hızlandıran tarçının mucize baharatlardan biri olduğunu vurgulayarak, ramazanda bol bol tarçın tüketiminin tokluk süresini uzatacağına işaret etti.

İftarda yemeğe bir bardak su içerek başlamak gerektiğini dile getiren Cantürk, "Önce çorba içip, biraz dinlendikten sonra diğer ürünleri almak lazım. Et ve et ürünlerinin tüketilmesi her zaman çok faydalı değil fakat kararınca alındığında sorun olmaz. İftardan sonra sahura kadar bol sıvı tüketmek önem az ediyor. Ramazanı ramazan gibi yaşamak, abartmamak en güzel yaklaşım olacaktır." şeklinde konuştu.

Ambulans helikopterlerle 29 bine yakın hasta taşındı

Alaturka Saglik Haberleri

ANKARA (AA) – YEŞİM SERT KARAASLAN – DUYGU YENER – Sağlık Bakanlığına ait 17 ambulans helikopterle 10 yılda 28 bin 608 hasta ve yaralı ile 200 organ ve organ nakli ekibi taşındı.

AA muhabirinin Bakanlıktan edindiği bilgiye göre, sağlık sunumunda daha kısa sürede daha nitelikli hizmet verebilmek amacıyla ambulans hizmetlerinde de son teknoloji Türkiye'ye getirildi.

Bu kapsamda 28 Ekim 2008 tarihinde iki ambulans helikopterle yeni bir hizmet başlatan Sağlık Bakanlığı, bu sayıyı bir yıl içerisinde 7'ye çıkardı. Ambulans helikopterler, Ankara, İstanbul, İzmir, Antalya, Diyarbakır, Kayseri ve Erzurum'da hizmet vermeye başladı. Bakanlık, 2009 yılında 10 adet ambulans helikopter daha alarak bu sayıyı 17'ye çıkardı.

Türkiye'nin coğrafi yapısı ve ulaşım şartları ile nüfus yoğunluğu, meteorolojik şartlar ve stratejik bölgeler göz önüne alınarak ambulans helikopterler için konuşlanma yerleri tespit edildi.

Türkiye genelinde şu anda ikisi Ankara'da olmak üzere İstanbul, Çanakkale, Bursa, İzmir, Antalya, Afyon, Adana, Kayseri, Konya, Diyarbakır, Van, Erzurum, Trabzon, Malatya ve Samsun'da 17 ambulans helikopter hizmet veriyor.

Ambulans helikopterlerle, 28 Ekim 2008-15 Mayıs 2018 tarihi itibariyle 54 bin 827 saat 57 dakikalık uçuşla 28 bin 608 hasta ve yaralı ile 200 organ ve organ nakli ekibi taşıdı.

Gökçeada ve Bozcaada'da hasta naklinde meteorolojik koşullar nedeniyle yaşanan sorunlar, hava ambulans hizmetine başlanmasıyla sona erdirildi. Hizmetin başladığı 2008 yılından bu yana Çanakkale'deki ambulans helikopterlerle Gökçeada'dan 631, Bozcaada'dan 147 hasta taşındı.

– "Ambulans helikopterlerde 4 görevli bulunuyor"

Hava ambulans helikopterlerde bir doktor, bir yardımcı sağlık personeli, Sivil Havacılık mevzuatına uygun biri sorumlu, biri de yardımcı olmak üzere 2 pilottan oluşan 4 görevli bulunuyor.

Bakanlıkça belirlenmiş illerde konuşlanan hava ambulans helikopterleri, bölge içinde 112 Komuta Kontrol Merkezi, bölge dışında ise Bakanlık Hava Operasyon Merkezi tarafından sevk ve idare ediliyor.