“Bütçe yönüyle sıkıntımız yok”

Alaturka Ekonomi Haberleri

MERSİN (AA) – Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, ekonomi üzerinden hükümeti "vurmaya" çalışanlar olduğunu belirterek, "Bütçe yönüyle sıkıntımız yok. İhracatımız, üretimdeki performansımız iyi. 'Borç borç borç' diyorlar. Tüm dış borçlarımızı toplayın bizim borçlarımızın milli hasılaya oranı gelişmiş ülkelerin ve gelişmekte olan ülkelerin oranından daha düşüktür." dedi.

Elvan, seçim çalışmaları kapsamında geldiği kentte, otoban gişelerinde partililer tarafından karşılandı. Burada partililerin büyük ilgisiyle karşılaşan Elvan, daha sonra partisinin Mersin il başkanlığına geçti.

İl başkanlığı önünde otobüs üzerinden partililere seslenen Elvan, vatandaşların verdiği güçle son 15 yılda büyük başarılar elde ettiklerini söyledi.

Türkiye'nin 3,7 kat büyüdüğünü anlatan Elvan, "İhracatımızı 160 milyar dolara çıkardık. Verdiğimiz desteklere baktığımızda sadece tarım için 1,8 milyarlık desteği biz tam 14,5 milyar liraya çıkardık." dedi.

Büyük eserleri vatandaşların desteğiyle gerçekleştirdiklerini ifade eden Elvan, şöyle konuştu:

"Bu süreçte çok ciddi sıkıntılar, engellerle karşı karşıya kaldık. Türkiye'nin o güçlü büyüme performansı karşısında birileri rahatsız oldular. Dünyanın son 15 yılda en hızlı büyüyen ülkeleri arasında yer aldık ve Türkiye küresel anlamda önemli bir güç merkezi olma noktasına geldi. Böyle bir noktada Türkiye üzerinde oyun üstüne oyun oynamaya çalıştılar. Acaba Türkiye'nin bu büyüme ve güçlenme hızını nasıl ve ne şekilde engelleyebiliriz arayışı içerisinde oldular. İşte 17-25 Aralık darbe girişimi, doğu ve güneydoğu da o izlenen çukur siyaseti, vatandaşlarımızı mağdur eden çukur politikaları. Arkasından 15 Temmuz darbe girişim. Bunların hiçbirinde başarılı olamadılar. Allah'ın izniyle Recep Tayyip Erdoğan eğilmedi, dimdik durdu. O güçlere karşı Türkiye olarak bir ve bütün olarak mücadelemizi sürdürdük ama bununla da yetinmediler."

– "Bütçe yönüyle sıkıntımız yok"

Elvan, ülkenin bekası, geleceği, istiklal ve istikbali için 24 Haziran'da seçim kararı alma gereği duyduklarını ifade etti.

Seçim kararının ardından dolarda yükselmenin başladığını anlatan Elvan, şunları kaydetti:

"Ekonomi üzerinden bizi vurmaya çalışmaya başladılar. Bakın Türkiye'nin ihracatı oldukça iyi. Yıllık yüzde 10 artış sağlamışız. Dünyanın en hızlı ihracat artışı gerçekleştiren ülkelerinden birisi olmuşuz. Fabrikalarımızın kapasite kullanım oranları yüzde 80'lere varmış. Bütçe açığımız gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin bütçe açıklarının yarısından daha düşük konumda kalmış ki yüzde 1,5'lik bir bütçe açığımız var. Bu gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde 3,4,5 çıkabildiğiniz kadar çıkın. Bütçe yönüyle sıkıntımız yok. İhracatımız, üretimdeki performansımız iyi. 'Borç borç borç' diyorlar. Tüm dış borçlarımızı toplayın bizim borçlarımızın milli hasılaya oranı gelişmiş ülkelerin ve gelişmekte olan ülkelerin oranından daha düşüktür ama buna rağmen ne oluyor da dolarda böyle bir çıkış, yükseliş söz konusu oluyor? Siz dik durdukça adam gibi adam Recep Tayyip Erdoğan'ın arkasında durduğunuz müddetçe ekonomik alanda da başaramayacaklar."

Elvan, Türkiye'ye gelen bir Alman bakanın hükümetin yetkilileriyle görüşmediğini, muhalefetle ve İYİ Parti'nin liderleriyle görüştüğünü belirterek, "Niye görüşüyorlar bunlar? Kimin Türkiye üzerinde hesabı varsa bunu bozacak olan sizsiniz. Recep Tayyip Erdoğan, samimi, içi dışı bir insan. Recep Tayyip Erdoğan'ı yıkamayan dış güçler şimdi içerideki iş birlikçileriyle yıkma girişiminde bulunuyorlar. Onlara izin vermeyeceksiniz." ifadelerini kullandı.

Elvan, 24 Haziran'da yapılacak seçimlerin çok önemli olduğunu vurgulayarak, bu seçimlerin Türkiye'nin geleceğini tayin edeceğini, AK Partili milletvekillerinin Mecliste güçlü olmasının Cumhurbaşkanı'na güç vereceğini söyledi.

Eserleriyle konuşan bir parti olduklarını ifade eden Elvan, anlayışlarının eser üzerine eser inşa etmek, dünyanın en büyük projelerini ortaya koymak olduğunu bildirdi.

Mersin'e yapılan yatırımlara da değinen Elvan, son 15 yılda 27 milyar liralık yatırım gerçekleştirdiklerini sözlerine ekledi.

Reklamlar

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından “deli dana” açıklaması

Alaturka Ekonomi Haberleri

ANKARA (AA) – Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca, bir gazetede yayımlanan "Deli dana yedirmişler" başlıklı haberde yer alan Türkiye'nin 2011-2012 yıllarında Polonya'dan ithal ettiği sığır etinde "deli dana" (BSE) hastalığına rastlandığı iddialarının doğru olmadığı bildirildi.

Bakanlık tarafından söz konusu haberle ilişkin yapılan yazılı açıklamada, "İthal edilen etlerin bilimsel olarak BSE açısından risk grubunda olmayan 30 ayın altındaki sığırlardan elde edilmesi, Bakanlığımız veteriner hekimlerince yürütülen kesim öncesi kontrollerinde BSE hastalığına ilişkin klinik belirtilerin olmaması, soruşturma kapsamında BSE tespit edildiğine dair herhangi bir analiz raporunun bulunmaması ve bugüne kadar Polonya'dan ihraç edilen etlerde AB üyesi ve diğer ülkelerde BSE hastalığına ilişkin herhangi bir tespitin olmaması dikkate alındığında habere konu olan iddiaların doğru olmadığı net olarak anlaşılmaktadır." ifadelerine yer verildi.

Türkiye'de sığır eti ithalatının, ilgili uluslararası düzenlemeler çerçevesinde hazırlanan ulusal mevzuat çerçevesinde yapıldığına işaret edilen açıklamada, ithalat uygulamasında kesim öncesi, kesim sırası ve kesim sonrası bütün süreçlerin Bakanlıkça görevlendirilen veteriner hekimler kontrolünde gerçekleştirildiği kaydedildi.

Veteriner hekimlerin gözetiminde elde edilen etlerin, iki ülke arasında anlaşma sağlanan ve o ülkenin yetkili otoritesi tarafından onaylanan veteriner sağlık sertifikasıyla Türkiye'ye sevk edildiği belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Veteriner hekimlerimiz, kesilen hayvanların küpe numaralarıyla elde edilen karkasların etiketlerinin eşleştirilmesini takip etmekte, ithal edilecek etler ayrı depolarda tutulmaktadır. İthal edilmek üzere yüklenen karkaslar için kesim raporu düzenlenmekte ve ekinde kesilen hayvanların kulak küpe numaraları bulunmaktadır. Depodaki etler yerine başka etlerin verilmesi gibi bir durum kesinlikle yaşanmamaktadır. Polonya'dan gerçekleştirdiğimiz ithalat uygulamalarında da bu hususlara riayet edilmektedir. Polonya, Dünya Hayvan Sağlık Teşkilatı'nın sağlık şartlarını karşıladığı için bu ülkeden sığır eti ithal edilmiştir. AB içerisinde, Polonya'da üretilen etlere ilişkin de herhangi bir yasaklama bulunmamaktadır."

– "Hastalığa ilişkin herhangi bir tespit yok"

Bakanlıkça, haberde bahsi geçen konunun, 2011 yılındaki ithalat uygulamalarıyla ilgili o ülkedeki kesimhanelerin birbirlerini şikayeti üzerine ortaya çıktığı belirtilen konuya ilişkin olarak Polonya adli makamlarınca yürütülen soruşturmaya yönelik adli yardımlaşma kapsamında Bakanlıktan bilgi talep edildiği aktarıldı.

Yazışmalarda, Türkiye'ye gönderilen etlerde "süngerimsi beyin (BSE)" hastalığı tespit edildiğine yönelik herhangi bir bilgi yer almadığı vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Soruşturma kapsamında veteriner hekimlerimizin ifadelerine başvurulmuş, belgelerin sahteliği ve uyguladığımız prosedür sorulmuştur. Veteriner hekimlerimiz de konunun kriminal inceleme gerektirebileceği dolayısıyla bilgi sahibi olmadıklarını, sorunun muhatabının Polonya tarafı olması gerektiğini ifade etmişlerdir. Veteriner hekimlerimizin, 'Polonya dilinde olması nedeniyle raporda ne yazıldığını anlamadıkları' gibi bir durum asla söz konusu olmamıştır.

İthal edilen etlerin bilimsel olarak BSE açısından risk grubunda olmayan 30 ayın altındaki sığırlardan elde edilmesi, kesim öncesi kontrollerinde bu hastalığa ilişkin klinik belirtilerin olmaması, soruşturma kapsamında BSE tespit edildiğine dair herhangi bir analiz raporunun bulunmaması ve bugüne kadar Polonya'dan ihraç edilen etlerde AB üyesi ve diğer ülkelerde söz konusu hastalığa ilişkin herhangi bir tespitin olmaması dikkate alındığında habere konu iddiaların doğru olmadığı net olarak anlaşılmaktadır."

Polonya'daki bazı firmaların birbirlerini şikayeti üzerine yürütülmüş bir soruşturmadan yola çıkılarak, Türkiye'ye hastalıklı etlerin girdiği yönündeki iddiaların gerçeklerle bağdaşmadığının belirtildiği açıklamada, halkın bu iddialara itibar etmemesi gerektiği ifade edildi.

Auris hybrid Avrupa hibrit pazarının en gözde modeli

Alaturka Ekonomi Haberleri

İSTANBUL (AA) – Toyota, Avrupa’da da 2000 yılından bu yana 1 milyon 919 bin 228 adetlik hibrit otomobil satışıyla liderlik pozisyonunu korudu

Toyota'dan yapılan açıklamaya göre, Toyota, hibrit otomobillere yaptığı yatırımın karşılığını almaya devam ediyor. İlk kez 1997 yılında seri üretim Prius ile başlayan hibrit otomobil satışlarında bugün 11 milyon 877 bin 417 adede ulaşmayı başaran Toyota, Avrupa’da da 2000 yılından bu yana 1 milyon 919 bin 228 adetlik hibrit otomobil satışıyla liderlik pozisyonunu korudu. Avrupa hibrit satışları içinde 2015 yılında bu pazara sunulan Auris Hybrid ise bu güne kadar 475 bin 793 adetlik satışıyla da erişilmesi zor bir rekora imza attı.

Avrupa’daki hibrit otomobil satışları bu yılın ocak-nisan döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 24 artarak 151 bin 654 adede yükseldi. Dünya hibrit satışları ise bu yılın ilk çeyreğinde bir önceki yıla oranla yüzde 6 artarak 416 bin 70’e ulaştı. Yılın ilk 4 ayındaki Avrupa hibrit otomobil satışları içinde Türkiye’de üretilen ilk hibrit otomobil olan Toyota C-HR de 42 bin 938 adetlik performansı ile dikkat çekti. Avrupa’da satılan Toyota C-HR satışlarının yüzde 80’inin hibrit versiyon olduğu da kayıtlara yansıdı.

Avrupa pazarında büyük başarıya ulaşan Auris Hybrid’i ikinci sırada 437 bin 938 adetle Yaris Hybrid izliyor. Hibrit teknolojisinin öncüsü Toyota, B segmentininin ilk hibrit modeli olan Yaris Hybrid'i 2012 yılında pazara sunmuş ve ilk yılından itibaren büyük satış adetlerine ulaşmıştı. Toyota’nın Avrupa hibrit pazarındaki temsilcilerinden Prius 329 bin 675 adetle üçüncü, Toyota C-HR 143 bin 796 adetle dördüncü ve RAV4 Hybrid ise 127 bin 969 adetle beşinci sırayı aldı.

Toyota'nın Türkiye’deki hibrit otomobil satışları da her geçen gün artıyor. 2018’in ilk 4 ayındaki Toyota hibrit satışları bin 304 adete ulaşmış, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 68 artış göstermişti. Toyota 2017 yılında da toplamda 4 bin 110 hibrit araç satışı gerçekleştirmişti.

Spot piyasada elektrik fiyatları

Alaturka Ekonomi Haberleri

ANKARA (AA) – Spot piyasada bir megavatsaat elektriğin fiyatı yarın için en yüksek 217,20 lira, en düşük 29,99 lira olarak belirlendi.

Enerji Piyasaları İşletme AŞ verilerine göre, spot elektrik piyasasında işlem hacmi bugün düne göre yüzde 57,51 artarak 78 milyon 369 bin 10 lira oldu.

Gün öncesi piyasada bir megavatsaat elektriğin fiyatı yarın için en yüksek saat 15.00'te 217,20 lira, en düşük saat 06.00'da 29,99 lira olarak tespit edildi.

Gün öncesi piyasada bir megavatsaat elektriğin aritmetik ortalama fiyatı 191,70 lira, ağırlıklı ortalama fiyatı 195,17 lira oldu.

Spot piyasada bir megavatsaat elektrik bugün en yüksek 217,03 lira, en düşük 1,12 liradan işlem gördü.

Kuveyt Türk’ten kanserli çocuklara yeni yuva için 485 bin lira bağış

Alaturka Ekonomi Haberleri

İSTANBUL (AA) – Kanserli Çocuklara Umut Vakfı (KAÇUV) tarafından yürütülen Umuda Destek Projesine destek veren Kuveyt Türk Katılım Bankası, bu yıl KAÇUV’un 2. Aile Evi Projesi için 485 bin 748 lira bağışta bulundu.

Bankadan yapılan açıklamada, 2013 yılından bu yana her yıl 23 Nisan haftasında düzenlediği kampanyalarla Kanserli Çocuklara Umut Vakfı (KAÇUV) tarafından yürütülen Umuda Destek Projesine destek veren Kuveyt Türk Katılım Bankası, bu yıl KAÇUV’un 2. Aile Evi Projesi için 485 bin 748 lira bağışta bulundu.

Bağış çeki, düzenlenen bir törenle Kuveyt Türk Stratejiden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Aslan Demir tarafından KAÇUV Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. İnci Yıldız’a takdim edildi. Kuveyt Türk, 23-29 Nisan tarihleri arasında "1’leri milyonlara ulaştıran umutla büyüyoruz" sloganıyla düzenlediği kampanya kapsamında Sağlam Nakit Kart ile yapılan her işlemde, işlem adedi başına müşterileri adına KAÇUV’un 2. Aile Evi Projesine 1 lira bağışta bulundu.

Kuveyt Türk’ün kansere karşı farkındalık oluşturmak ve kanser tedavisi gören çocuklara umut olmak amacıyla bugüne kadar yaptığı bağış tutarı 2 milyon 114 bin liraya ulaştı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Kuveyt Türk Stratejiden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Aslan Demir şunları kaydetti:

"Kuveyt Türk olarak 'Değerlerimizle büyüyoruz' diyerek toplumumuza ve ülkemize faydalı olacağına inandığımız projeleri destekliyoruz. Değerlerine yürekten bağlı bir banka olarak attığımız her adımda bu ülkenin insanıyla birlikte yürüyor, ihtiyacı olanlara yardım elimizi uzatmaya çalışıyoruz. Bu minvalde 2013 yılından bu yana her yıl 23 Nisan haftasında düzenlediğimiz kampanyalarla KAÇUV’un çok kıymetli bulduğumuz aile evine destek oluyoruz. Üstelik bunu çoğumuzun nazarında pek de mühim olmayan 1 TL’lerle yapıyoruz. Bu yıl o 1 liralar, damlaya damlaya göl olur misali 484 bin 748 liraya ulaştı. Son 6 yıldır 1’lerle biriken bağış miktarı toplamda 2 milyon 114 bin lira oldu. Böyle bir hayra vesile olduğumuz için çok mutluyuz. Bundan sonra da çocuklarımızın ve ailelerinin yanında olmak için üzerimize düşeni yapacağız. Kanser tedavisi gören tüm evlatlarımıza acil şifalar diliyoruz."

KAÇUV Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. İnci Yıldız da kanser tedavisinin çocuklarda çok özel ve özenli bir süreç gerektirdiğini belirterek, çocuk kanserlerinde bu süreci bütün ailenin birlikte yaşamak zorunda kaldığını ifade etti.

Tedavi için İstanbul’a gelen, maddi imkânları olmayan ailelerin zor durumda kaldığına dikkati çeken Yıldız şu değerlendirmede bulundu:

"KAÇUV olarak ilkini 2012’de hayata geçirdiğimiz aile evinin ikincisiyle de bu yaraya bir nebze olsun merhem olmaya çalışacağız. Tüm bu süreçte gerek bağışlarıyla gerekse manevi destekleriyle daima yanımızda olan ve ikinci aile evimizin hayata bulması için bize yardım eli uzatan Kuveyt Türk Katılım Bankası’na çok teşekkür ediyoruz. Destekleri ve alakalarıyla iyiliğin ve dayanışmanın bu toprakların özünde olduğunu ve dalga dalga yayıldığını bir kez daha teyit ettiler. En büyük dileğimiz, Kuveyt Türk gibi değerlerimize sahip çıkan kurumların sayısının ve desteğinin artmasıdır."

– İkinci Aile Evi’nin inşaatı devam ediyor

Kanserli Çocuklara Umut Vakfı’nın tedavi gören miniklere ve ailelerine umut olmak hedefiyle ilkini 2012 yılında açtığı aile evinin ikincisinin temelleri 18 Nisan'da Pendik’te atıldı. Toplamda 6 kattan oluşacak olan KAÇUV 2. Aile Evi’nde 22 ailenin konaklayabileceği 22 oda olacak. Her katta 4 aile odası ve en üst katta da büyük bir oyun odasının yer alacağı aile evinde atölye alanı, sınıf, bilişim odası ve psikolog odası da bulunacak. Tesisin sonbaharda hizmete açılması bekleniyor.

ATO Başkanı Baran GTİ Başkan Vekili seçildi

Alaturka Ekonomi Haberleri

ANKARA (AA) – Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, Gümrük ve Turizm İşletmeleri Ticaret Anonim Şirketi'nde (GTİ) Yönetim Kurulu Başkan Vekili olarak seçildi.

ATO'dan yapılan yazılı açıklamaya göre, Baran, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile 137 Oda ve Borsa'nın ortaklığıyla 2005'de kurulan GTİ'nin Başkan Vekili oldu.

Açıklamada, GTİ yönetiminde Arif Parmaksız'ın Yönetim Kurulu Başkanı, Gürsel Baran'ın Yönetim Kurulu Başkan Vekili, Ulvi Sakarya'nın Yönetim Kurulu Muhasip Üyesi, Akgün Altuğ'un Yönetim Kurulu Üyesi, Murat Kırlangıç'ın da Yönetim Kurulu Üyesi olarak yer aldığı ifade edildi.

GTİ'nin Türkiye'nin gümrük kapılarının modernize edilerek uluslararası standartlarda hizmet sunmasına ilişkin modernizasyon çalışmalarına başladığı kaydedilen açıklamada, Habur, Cilvegözü, Sarp, Hamzabeyli, Kapıkule ve Nusaybin Sınır Kapılarında çeşitli iyileştirmeler gerçekleştirdiği bilgisi paylaşıldı. Bu kapsamda, söz konusu sınır kapılarında, idari ve ticari binalar, giriş-çıkış kontrol üniteleri, arama hangarları, kaçak eşya depoları, peronlar, kantarlar, sosyal tesisler, TIR park alanları inşa edildi. GTİ'nin ön kaynaklarıyla finanse edilen çalışmalarda, X-Ray araç tarama sistemleri, kartlı geçiş sistemleri, kapalı devre kamera ve güvenlik sistemleri faaliyete geçirildi.

Yapı Kredi Bankacılık Akademisi 10 yaşında

Alaturka Ekonomi Haberleri

İSTANBUL (AA) – Kurulduğu ilk günden itibaren geleceği hedefleyerek kendini sürekli yenileyen Yapı Kredi Bankacılık Akademisi (YKBA) 10. yaşını kutluyor.

Firmadan yapılan açıklamaya göre, YKBA 10. yaşını kutluyor. Kurulduğu ilk günden itibaren geleceği hedefleyerek kendini sürekli yenileyen YKBA, düzenlediği eğitimler, sertifika programları ve Akademi Zirvesi etkinlikleri ile Türkiye’de ve uluslararası arenada en iyi kurumsal üniversiteler arasında gösteriliyor.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Yapı Kredi Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Gökmen Uçar, YKBA’nın kurulduğu 2008 yılından bu yana 9 milyon saatin üzerinde eğitim sunduğunu belirterek şunları kaydetti:

"Türkiye’nin ve finans sektörünün en değerli kurumları arasında yer alan Yapı Kredi’nin sürdürülebilir başarısını sağlayan unsurların başında insana verdiği değer geliyor. Bu anlayış doğrultusunda Yapı Kredili çalışma arkadaşlarımızın hem kişisel hem de kariyer gelişimlerini desteklemek ve sektörün en nitelikli iş gücünü yetiştirmek amacıyla kurulan Yapı Kredi Bankacılık Akademisi’nin bugün 10. yılını kutlamak bizler için büyük bir onur."

Uçar, YKBA'nin kurulduğu ilk günden bu yana liderlik kabiliyetine ve gerekli kişisel becerilere sahip, yüksek bir sosyal sorumluluk duygusu taşıyan, bankacılığa hakim, sürekli kendini güncelleyen, öğrenmeyi öğrenmiş Yapı Kredililerin yetişmesine katkıda bulunduğunu ifade ederek, kariyerine Yapı Kredi’de başlamış veya kariyerinin bir noktasında kendileriyle yolu kesişmiş herkesin, kurum kültürlerinde yer alan özgürlük, adalet, saygı, güven ve açıklık ilkelerini bir kez daha YKBA ile özümsediklerini kaydetti.

YKBA’da sundukları eğitimlerle 10 yılda 189 bin 774 kişiye ulaştıklarının bilgisini veren Uçar şu değerlendirmelerde bulundu:

"Geçen sürede Avrupa’nın önde gelen kuruluşlarından IMD ve Insead ile iş birlikleri geliştirdik. Ana hissedarlarımız olan Koç Holding ve UniCredit ile birlikte yürüttüğümüz liderlik ve yetenek gelişim programlarının yanı sıra, Harvard Business School ve Koç Üniversitesi gibi sektörün önde gelen iş okulları ve üniversiteleriyle de birlikte çalışıyoruz. Tüm bu iş birlikleri kapsamında tasarlanan eğitim ve gelişim aktiviteleri ile çalışma arkadaşlarımızın liderlik gelişimlerini destekliyoruz. YKBA’nın iş hayatı ve akademik dünya arasında bir köprü kurma misyonuyla 2015 yılında MEF Üniversitesi ile birlikte hayata geçirdiğimiz ön lisans programımız 2017 yılında 41 mezun verdi. Yine MEF Üniversitesi ile Yapı Kredililerin büyük veri analitiği konusunda uzmanlaşmalarını sağlamak amacıyla 2017 yılında hayata geçirdiğimiz Büyük Veri Analitiği yüksek lisans programı ise devam ediyor. Düzenlediğimiz Akademi Zirveleri ile dünyanın en saygın ekonomistlerini ve düşünürlerini ağırladık, yalnızca Yapı Kredililere değil sektöre de vizyon kattık."

Uçar, Yapı Kredi’nin, insanı odak noktasına alan teknolojilerini, süreçlerine entegre etme anlayışını YKBA’ya taşıdıklarını belirterek, dünyanın dijitalleşmesine ve yeni kuşakların beklentilerine uygun olarak YKBA’nın faaliyetlerini sürekli olarak güncellediğini ifade etti.

Bankalarında tüm alanların dijital dönüşümden geçtiğine dikkat çeken Uçar şunları kaydetti.

"YKBA da bu doğrultuda faaliyetlerini dijitalleştiriyor. Sınıf içi, e-öğrenme, işbaşı ve sosyal öğrenmeyi hibrid/karma bir model olarak ele alarak eğitimlerimizi yeniden şekillendirdik. Dijital dönüşüm stratejimizi bu temel üzerine kurduk. E-eğitim, mobil eğitimler, akademi içerisinde sunum yapan kişinin görüntü, ses ve bilgisayarındaki uygulamaların katılımcılara eş zamanlı olarak ulaştırılması esasına dayanan senkron sanal sınıf uygulamaları ile Türkiye’nin dört bir yanındaki Yapı Kredililere ulaşmayı başardık. Bu sistem ile yapılan canlı yayınlara şimdiye kadar 400 bin üzerinde katılım sağlandı. Ayrıca ykakademi.com.tr aracılığı ile gelişim kaynaklarımızı müşterilerimiz başta olmak üzere herkesin kullanımına açtık.

Önümüzdeki dönemde de dijital eğitim alanında kendimizi yenilemek için hem altyapı hem de içerik üretimine yönelik yatırımlar yapmaya devam edeceğiz.

Sahip olduğumuz bilgi ve deneyimi YKBA ile yurt dışına taşıyabileceğimiz fırsatları da değerlendiriyoruz. Bu doğrultuda ilk adımı, 2011 yılında faaliyetlerine başlayan Yapı Kredi Bankacılık Akademisi Azerbaycan ile attık. YKBA ile bankacılık sektörüne yeni değerler yetiştirmeye devam edeceğiz."

Jeotermalden elektrik üretiminde ilk 4 ayda yüzde 35 artış

Alaturka Ekonomi Haberleri

ANKARA (AA) – Jeotermal Elektrik Santral Yatırımcıları Derneği (JESDER), bu yılın ilk dört ayında jeotermal elektrik santrallerinden üretilen elektrik miktarının geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 35 artarak 2 milyar 259 milyon kilovatsaate ulaştığını bildirdi.

JESDER'den yapılan açıklamada, yenilenebilir ve yerli bir enerji kaynağı olan jeotermalin elektrik üretimindeki payının arttığı kaydedilerek, Dernek Başkanı Ufuk Şentürk'ün şu ifadelerine yer verildi:

"Jeotermal, yerli ve yenilenebilir bir enerji kaynağı olarak Türkiye’nin kömür ve doğalgaz ithalatı ihtiyacını azalttı. Karbon emisyonu bulunmayan jeotermal, iklim değişikliğine de yol açmıyor. Jeotermal, ayrıca güneş ve rüzgar gibi diğer alternatif kaynaklardan farklı olarak kesintisiz bir kaynak. Bu sayede jeotermal santrallerimiz kesintisiz elektrik üretimiyle Türkiye’nin şebeke kalitesine, dolayısıyla sistem maliyetlerinin düşmesine katkıda da bulunuyor."

Söz konusu açıklamada, jeotermal santrallerin toplam kurulu gücünün 2017 sonu itibarıyla bin 100 megavatın üzerine çıktığı ve 2018 itibarıyla da bin 155 megavat olduğu hatırlatıldı.

Jeotermal santrallerden üretilen elektrik miktarındaki artışta, kurulu güçteki büyümenin yanı sıra, santrallerin daha verimli çalıştırılmasının da etkili olduğu belirtilen açıklamada, "Yerli, yenilenebilir ve kesintisiz bir enerji kaynağı olan jeotermalin elektrik üretimindeki payı artıyor. Bu yılın ilk dört ayında jeotermal elektrik santrallerinin ürettiği elektrik miktarı geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 35 artarak 2 milyar 259 milyon kilovatsaate ulaştı." ifadeleri kullanıldı.

Yeni Kömürhan Köprüsü ve Bağlantı Tüneli'nde sona doğru

Alaturka Ekonomi Haberleri

ELAZIĞ (AA) – İSMAİL ŞEN – Elazığ ile Malatya'nın Karakaya Baraj Gölü üzerinden bağlantısını sağlayacak ve Doğu Anadolu Bölgesi'nin batı ve güneydeki illere ulaşımı açısından stratejik bir konuma sahip "Yeni Kömürhan Köprüsü, Bağlantı Tüneli ve Yolu"nun yüzde 82'si tamamlandı.

Elazığ-Malatya karayolunun bölünmüş yola dönüştürülmesinin ardından mevcut köprünün bulunduğu noktada trafik akışını daha da rahatlatmak amacıyla Karayolları Genel Müdürlüğünce 6 Ocak 2014'te yapımına başlanan "Yeni Kömürhan Köprüsü, Bağlantı Tüneli ve Yolu Yapım Projesi"nin 2019 yılı sonu itibarıyla tamamlanması planlanıyor.

Proje kapsamında yapılan modern köprü, ters Y şeklinde tek pilon (betonarme kule) ve maksimum açıklık olarak literatürde 4. sırada yer alıyor.

Büyük ölçüde yerli teknoloji ve iş gücü kullanılarak yapılan uzunluğu 660, pilon yüksekliği 168,5, kenar açıklığı 180, orta açıklığı 380 ve genişliği ise 24 metre olacak köprü, 4 şeritli olarak ulaşım hizmeti verecek.

İşin bünyesinde yer alan kazı ve destekleme ile nihai beton imalatları tamamlanan 2 bin 400 metre uzunluğundaki çift tüplü Kömürhan Tüneli ile mevcut yol 1 kilometre kısalarak, yüksek geometrik standartlı, konforlu ulaşım ve trafik güvenliği temin edilecek, zaman ve akaryakıt tasarrufu sağlanacak.

Gergin Eğik Askılı Kömürhan Köprüsü'nün iki aksında bulunan 168,5 metrelik pilonun 77,5 metrelik kısmı tamamlanırken, yüzde 82 fiziki gerçekleşmesi sağlanan ve toplam maliyeti 340 milyon lira olan projenin tamamlanmasını vatandaşlar sabırsızlıkla bekliyor.

– Doğu ve batı arasındaki ulaşım rahatlayacak

Elazığ ile Malatya'nın Karakaya Baraj Gölü üzerinden bağlantısını sağlayacak olan köprü, Doğu Anadolu Bölgesi'ni Orta Anadolu ve Akdeniz'e bağlayan yollar üzerinde stratejik bir konumu bulunuyor.

Vatandaşlardan Gazi Sakın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yapımına başlandığı ilk günden itibaren kendilerinde büyük bir heyecan uyandıran köprü ve tünel projesinin tamamlanmasını sabırsızlıkla beklediklerini söyledi.

Ülkenin geleceği atılan her adımı büyük bir memnuniyet ve minnetle karşıladıklarını ifade eden Sakın, şöyle konuştu:

"Doğu ve batı arasındaki ulaşım hattı bu proje sayesinde daha da rahatlayacak. Mevcut Kömürhan Köprüsü'ndeki daralmadan dolayı zaman zaman aksamalar olabiliyordu. Bölge zaten heyelan bölgesi Kömürhan Tüneli vasıtasıyla bu riskinde önüne geçilecek. Ülkenin bütün yollarının genişletilerek duble yola çevrilmesi gerek ekonomik gerek zaman anlamında çok büyük faydalar sağlamıştır. Sürücüler açısından zamandan ve yakıttan tasarruf ve daha rahat bir ulaşım sağlanacak. Ülkemiz için faydalı bir proje."

– "Ekonomik kalkınma siyasi istikrar ve yatırım hamleleri ile sürdürülebiliyor"

Mehmet Yıldırım ise ülkenin içteki ve dıştaki tüm engellemelere rağmen ekonomik kalkınmasını sürdürmesinin mutluluk verici olduğunu dile getirdi.

Bu ekonomik kalkınmanın ülkede sağlanan siyasi istikrar ortamı ve yatırım hamleleri ile mümkün olduğunu aktaran Yıldırım, şöyle devam etti:

"Yeni Kömürhan Köprüsü ve Tüneli ülkedeki güzel çalışmalardan ve hizmetlerden biri. Bir ülkenin gelişmişliği ve kalkınmışlığı o ülke insanına sunulan hizmetlerin büyüklüğü ile ölçülebilir. Bu anlamda otoban şeklinde yolların, fabrikaların, demiryollarının, alt ve üst geçitlerin, köprülerin ve havalimanlarının yapılması muhakkak çok önemli. Medeniyet yol ve köprü, ülke insanına yapılan her türlü hizmet ve bu hizmetlerden insanları faydalandırmak demektir. İdarecilerimizden, bu tür hizmetleri yapan insanlardan Allah razı olsun."

– Ülke 2023 ve 2071 hedefleri doğrultusunda ilerliyor

Taşkın Doğan da son 20 yılda ülkenin 2023 ve 2071 hedefleri doğrultusunda siyasi, sosyal ve ekonomik anlamda büyük bir değişim ve dönüşüm yaşadığını kaydetti.

Ekonomik gelişmeye paralel olarak ülkedeki ulaşım ağında da duble yollar gibi büyük iyileştirilmeler yapıldığını aktaran Doğan, şöyle konuştu:

"Tarih boyunca ulaşım her zaman stratejik öneme sahip olmuştur. Tarihte Orta Asya'da Türkler ve Çinliler sürekli ticari anlamda ulaşım yolları için bayağı savaşlar vermişler. Bu anlamda ülkemizin kalkınması ve ticaretin gelişmesinde ulaşım çok önemli bir nokta. Yatırımcı üretmiş olduğu ürünlerin taşınmasında daha rahat ve ekonomik bir ulaşıma ihtiyaç duymaktadır. Yeni Kömürhan Köprüsü ve Tüneli de bu anlamda büyük bir rahatlama sağlayacaktır. Bölgemiz ve ülkemiz açısından hayırlı olmasını diliyoruz, inşallah bu yatırımlar artarak devam eder ve ülkemiz çok daha iyi noktalara gelir."

“Amacımız Türk Eximbank'la iş birliğimizi daha ileri seviyeye taşımak”

Alaturka Ekonomi Haberleri

İSTANBUL (AA) – BURHAN SANSARLIOĞLU – İslam Kalkınma Bankası Grubu Yatırım ve İhracat Sigortası Kuruluşu (ICIEC) Üst Yöneticisi (CEO) Oussama Kaissi, "Amacımız, daha fazla ticaret ve yatırımı olanağı sağlamak için Türk Eximbank'la iş birliğimizi daha ileri seviyeye taşımak." dedi.

Konuya ilişkin olarak AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Kaissi, ICIEC'in İslam Kalkınma Bankası (IDB) grubu bünyesinde, çok taraflı bir yatırım sigortası ve ihracat kredi sigortası kuruluşu olarak 1994 yılında kurulduğunu bildirdi. ICIEC'in 44 üyesi bulunduğunu ifade eden Kaissi, bu üyelerin aynı zamanda İslam İşbirliği Teşkilatına da üye olduğunu aktardı.

Kaissi, ICIEC'in Berne Union, Coface Alliance ve Prague Club'ın sürekli üyesi, Aman Union'un da kurucu üyesi olduğunu dile getirdi. ICIEC'in kredi notunun 2008 yılından bu yana Moody's tarafından "sigorta mali gücü" kapsamında "Aa3" seviyesinde değerlendirildiğini anlatan Kaissi, ICIEC'in kuruluş amacı doğrultusundaki temel hedefinin üye ülkeler arası ve üye olmayan ülkelerden üye ülkelere yapılan yatırım ve ticaretin desteklenmesi olduğunu vurguladı.

Kaissi, ICIEC'in öncelikli kreditör statüsüne sahip bulunduğunu kaydetti.

ICIEC'in müşterilerine ihracat kredisi ve yatırım sigortası çözümleri sunduğunu belirten Kaissi, "ICIEC, devletle yapılan sözleşme kapsamında ülke risklerine karşı koruma sağlamaktadır. Üye ülkelerimize yapılan yatırımlar için sunduğumuz Politik Risk Sigortası ile yatırım yapılan ülkelerdeki savaş, iç savaş, terörizm, dövize çevirme ve transfer kısıtlamaları el koyma, millileştirme, devletle yapılan kontratın ihlali risklerini sigortalıyoruz. Söz konusu risklerin ICIEC tarafından üstlenilmesi bu projeler için finansmana erişimde de kolaylık sağlamaktadır." ifadelerini kullandı.

Türk şirketlerinin ICIEC'in uzmanlığının bulunduğu üye ülkelerdeki girilmemiş piyasalarda iş yapmada aktif durumda olduğunu aktaran Kaissi, ICIEC'in girişimcilerle ve yatırımcılarla güçlü ilişkiler kurduğunu ve doğrudan yabancı yatırımları ICIEC ülkelerine giden Türk şirketlerini yakından izlediğini dile getirdi.

Kaissi, ICIEC'in risk yatıştırıcı önlemlerinin önemli bir araç olarak yeni piyasalara girmede yatırımcılar ve girişimciler için destek vermeye devam edeceğini vurguladı.

ICIEC'in Türk Eximbank aracılığıyla Türk girişimcilere risk teminatı desteği verdiğini belirten Kaissi, bunlara Yenigün İnşaat'ın Kamerun'daki Doala-Japoma Stadyumu Projesi, Summa'nın Senegal'deki Dakar Otel, Kongre Merkezi ve Spor Kompleksi projesini örnek gösterebileceğini ifade etti.

Kaissi, Türk Eximbank'la bu iş birliğini daha fazla geliştirmek istediklerini bildirdi.

– "Türk Eximbank'la üye ülkelerdeki ticaret ve yatırımları kolaylaştıracak farklı ürünler üzerinde çalışıyoruz"

Kaissi, Türk Eximbank'la üye ülkelerdeki ticaret ve yatırımları kolaylaştıracak farklı ürünler üzerinde çalıştıklarını aktardı.

Senegal ve Kamerun gibi üye ülkelerdeki projeleri 2016'dan beri beraber desteklediklerini ve ICIEC'in sağladığı finansman teminatının 2018 yılında 355 milyon dolara ulaştığını dile getiren Kaissi, şunları kaydetti:

"2012 yılında Türk Eximbank'la ICIEC arasında acentelik anlaşması imzalandı. Bu anlaşmanın amacı, ICIEC'in yatırım sigortası ürünlerinin Türkiye piyasasında pazarlanmasıydı. İlk işlem 2013 yılında gerçekleşti. Bir Türk şirketi, mobil elektrik santrali gemisi ile Lübnan'a elektrik ihraç etti. ICIEC, bu işlemde 3 yıl vade için 50 milyon dolarlık sigorta sağladı. Esasen ICIEC ile Türk Eximbank, 2010 yılından bu yana yakın iş birliği içerisinde. Şöyle ki, 2010 yılında Kota Paylaşımı Anlaşması imzaladık. Bu anlaşma kapsamında ICIEC'in payı 2010 yılında yüzde 3 ile başlayıp, 2018 yılında yüzde 13'e çıkmıştır. Rakamlarla da açıklanacak olursa 83 milyon dolardan 900 milyon dolara yükselmiştir. Bu bizim Eximbank'la kuvvetli iş birliğimizin en önemli göstergelerinden biridir. Amacımız, daha fazla ticaret ve yatırım olanağı sağlamak için Türk Eximbank'la iş birliğimizi daha ileri seviyeye taşımak."

ICIEC'in sağlık sektöründe Türkiye'de 5 tane kamu-özel iş birliği projesine toplam 300 milyon dolar yatırım sigortası sağladığını belirten Kaissi, "Bu projeler, vatandaşlara yüksek kalitede sağlık hizmetleri sunmak üzere yabancı yatırıma yol açması bakımından çok önemli. Türkiye güçlü yasal düzenleme ve mevzuat ile desteklenen kamu-özel sektör iş birliği projelerinde son derece önemli bir tecrübeye sahip." ifadelerini kullandı.

Kaissi, İslam Kalkınma Bankası (IDB) Grubu olarak Bilgi ve Tecrübe Aktarım Projesi kapsamında Türkiye'nin tecrübelerini diğer üye ülkelerle paylaşma konusunda yardımcı olmaktan mutluluk duyacaklarını dile getirdi.