“Michelin Yıldızlı” şefler Harranlı kadınlara eğitim verecek

ŞANLIURFA (AA) – RAUF MALTAŞ – Dünyaca ünlü "Michelin Yıldızlı" şefler, Harran Gastronomi Merkezi'nde Şanlıurfalı kadınlara eğitim verecek.

Konik kubbeli evleriyle adı özdeşleşen UNESCO'nun Dünya Miras Geçici Listesi adayları arasındaki Harran'da Gastronomi Merkezi hizmete girdi.

Harran Kaymakamlığının öncülüğünde GAP Bölge Kalkınma İdaresi finansmanıyla faaliyete geçen merkezde, bölgeye ait asırlık yemekleri yapan Harranlı kadınlara, dünyaca ünlü "Michelin Yıldızlı" şeflerin belirli bir program kapsamında eğitim vermesi kararlaştırıldı.

Merkezdeki maddi durumu iyi olmayan Harranlı kadınlar tarafından yapılan Şanlıurfa'nın eşsiz lezzetteki yemekleri, düzenlenecek program dahilinde daha geniş kitlelere tanıtılacak.

Bu kapsamda yaklaşık 20 yıldır dünyanın farklı kentlerinde gastronomi alanında organizasyonlar gerçekleştiren Gökmen Sözen öncülüğündeki aralarında yemek programı yapımcısı Mehmet Yalçınkaya'nın da bulunduğu şef, gastronomi yazarı ve blog yazarından oluşan 10 kişilik heyet, merkezde incelemeler yaptı.

Bölgeye özgü yöresel yemekleri Harranlı kadınlarla pişiren gastronomi sektörünün temsilcileri daha sonra yemekleri tattı.

Ramazan sonrası yapılması planlanan program çerçevesinde "Michelin Yıldızlı" şeflerden uygulamalı ve teorik eğitim alacak olan Harranlı kadınlar, bölgeye gelen yerli ve yabancı turistler için kulak çorbasından çiğ köfteye, kebap çeşitlerinden çok sayıda tatlıya kadar hemen hepsini hazırlayarak kente gelen ziyaretçilere eşsiz ziyafetler sunacak.

  • "Katma değer sağlamayı hedefliyoruz"

Harran Kaymakamı Ömer Faruk Çelik, ilçenin dünyanın ilk yerleşim merkezlerinin başında geldiğini söyledi.

İlçede güzel ve özel tatların özenilerek insanların beğenisine sunulacağını anlatan Çelik, şöyle devam etti:

"Yeryüzünde ziraatın başladığı tohumun ilk ekildiği merkezlerin başında Harran gelmektedir. İlk tohumun ekilmesinden nihai tüketimin gerçekleştirildiği noktaya kadar olan gastronomi yolculuğunda yemeğin ve besinin en iyi şekilde araştırılıp insanlığın hizmetine sunulmasını amaçlıyoruz. Hedefimiz dezavantajlı grupta olan kadınlarımızın dünyanın en önemli Michelin Yıldızlı şefler tarafından eğitilerek bölgede Göbeklitepe ile artan turizm hareketliliğinde insanlarımızın daha iyi yemek hizmeti almasını sağlamaktır. Bölgemizin asırlık yemek kültürünün en iyi şekilde değerlendirilerek dünya mutfağına kazandırılıp ülke ve kent ekonomisine katma değer sunmasını sağlamak istiyoruz."

  • "Lezzetleri UNESCO tescilli"

Program koordinatörü Gökmen Sözen de yaklaşık 20 yıldır Türkiye'de ve yurt dışında uluslararası gastronomi etkinlikleri düzenlediğini söyledi.

Güneydoğu'nun gastronomi alanındaki zengin kültürünün daha iyi tanıtılmasını hedeflediklerini ifade eden Sözen, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu yıl Gaziantep, Şanlıurfa ve Diyarbakır bölgesinde dünyanın en önemli şeflerini gezdiriyoruz. Çünkü bu rotaya bizler çok önem veriyoruz. Bu yıl da Göbeklitepe ve Harran'a ayrı bir önem veriyoruz. Dünyada gastronomi alanında nam salmış 100'e yakın uluslararası gastronomi yazarını ve şefini buraya getireceğiz. Amacımız buranın yerel ürünlerini tatmaları ve tanımalarını sağlamaktır. Bu bölge zaten UNESCO tarafından da lezzetleriyle tescil edilen kentlerden oluşuyor. Hatay, Gaziantep, Şanlıurfa, Mardin ve Adıyaman çok önemli bir gastronomi rotasıdır:"

  • "Yerele ve doğala büyük dönüş"

Yemek programı yapımcısı şef Mehmet Yalçınkaya ise ilçenin yemek kültüründe önemli bir tarihi geçmişe sahip olduğunu ifade etti.

Farklı kültürlerin bir arada yaşamasından doğan eşsiz bir kültür birikiminin izlerinin halen ilçede görülebildiğini aktaran Yalçınkaya, şunları söyledi:

"Buradaki mozaik yapı bizi inanılmaz heyecanlandırıyor. Dünyanın en iyi restoranları şu anda yerel ve doğal ürünlerle hayatlarına devam ediyor. İnsanlık artık yeniden yerele ve doğala büyük bir dönüş yaptı. Dolayısıyla buna uygun Türkiye'de en iyi yer de Mezopotamya coğrafyası yani Şanlıurfa, Gaziantep ve Mardin'dir. Bu hattı bizim artık daha iyi kullanmamız lazım. Bu bölge çok daha iyi bir gastronomi güzergahı olabilir, bizim bu fırsatı kaçırmamamız lazım. Buradaki ürünleri de iyi pazarlayarak ekonomiye katkı sağlamamız gerekiyor."

Program kapsamında "Michelin Yıldızlı" şeflerin merkezde yemek pişirecek olmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Yalçınkaya, "Biz az önce buraya özgü olan sade yağın yapılışını gördük. Mesela bu çok eski bir teknik. Bizim buradaki kadınlardan öğreneceğimiz şeyler var. Burada bulunan kadınlara bizim ürünü doğru kullanma ve yenilikler adına da onlara öğreteceğimiz şeyler var. Aslında karşılıklı kazan-kazan mantığıyla bir fikir alışverişi yapacağız, dolayısıyla ortaya iyi şeylerin çıkacağına inanıyorum." diye konuştu.

  • "Tohum ve tabak arasındaki köprüyü bu merkez kuracak"

Şanlıurfa Turizmi Geliştirme AŞ Genel Müdürü Mehmet Uncu da "Göbeklitepe Yılı" dolayısıyla kentte yoğun bir turizm hareketliğinin yaşandığını bildirdi.

Kentteki tohumun lezzetinin tarladan tabağa varıncaya kadar en iyi şekilde değerlendirmesi gerektiğini belirten Uncu, şunları kaydetti:

"Harran tarımın ve ziraatın ilk başladığı yerdir. Tohum ve tabak arasındaki köprüyü ise bu merkez kuracak. Dünyanın yıldızı olan şefleri ilimizde ağırlayacağız. Bu merkez artık Güneydoğu Anadolu Bölgesi için dünya çapında gastronomi turlarının başlayacağı anlamına da geliyor. Bu merkez sayesinde bölge insanı da sosyal ve ekonomik olarak da güçlenecektir. Kentimizin tarım ve turizm ile gelişeceğine inancımız tamdır. Gastronomi ise bu iki ortak değer arasındaki en iyi köprüdür."

Kimsesiz çocuklar yararına verdiği konserlerle takdir topluyor

TEKİRDAĞ (AA) – MESUT KARADUMAN – Lise öğrencisi 14 yaşındaki İbrahim Cem Yıldırım, 5 yıl önce başladığı piyanoyla, bir yandan beste yapıyor, bir yandan da kimsesiz çocuklar yararına verdiği konserlerle takdir topluyor.

Satrançla ilgilenirken her turnuvada hırs yaptığını ve kendini daha rahatlatıcı bir şeye ihtiyacı olduğunu düşünen Yıldırım, piyanoyla ilgilenmeye başladı.

Yıldırım, Süleymanpaşa Bilim ve Sanat Merkezi korosuyla Makedonya ve Almanya'da da sahne alırken, 2 yıldır kimsesiz çocuklar için piyano konseri veriyor.

Genç piyanist Yıldırım, AA muhabirine yaptığı açıklamada, piyano çalmanın hayatının vazgeçilmez bir parçası olduğunu söyledi.

Yıldırım, piyano eğitmeni Viktoriya Tüfekçi'nin desteğiyle piyanoyu kısa sürede öğrendiğini ifade ederek, "Uzun süre satrançla ilgilendim. Sürekli turnuvalara gidiyordum. Biraz hırs yaptım ve bundan dolayı satrancı bırakmam gerektiğine karar verdim. Beni daha rahatlatıcı bir şeye ihtiyacım vardı. Satrancı bıraktım 9 yaşında evde hazır piyano vardı ağabeyim ve ablam da piyanoyla ilgilendi daha önce. Ben de piyanoya başlamaya karar verdim. Ondan sonra hiç bırakmadım." diye konuştu.

-"Fazıl Say çok sevdiğim bir sanatçı"

Piyanonun duygularını dışa vurmak istediğinde kullandığı bir enstrüman olduğunu belirten Yıldırım, şunları kaydetti:

"Piyano öğrenmem zor olmadı çok iyi bir hocayla başladım piyanoya. Hocam piyanoyu sevdirdi. Piyanoyu eğlenerek öğretti bana o yüzden piyanoya küçük yaştan bağlandım. Liseyi bitirdikten sonra konservatuvar okumak istiyorum. Fazıl Say'la da tanışmak istiyorum. Fazıl Say çok sevdiğim bir sanatçı. Parçalarını da çalıyorum konserimde. Kendisiyle tanışmak isterim. Kendisi gibi yurt dışında da konserler vermek isterim."

Yıldırım, 2 yıldır kimsesiz çocuklar için piyano konseri vererek onlara maddi destek sağladığını aktararak, "Piyano çalarken yaşadığım her şeyi orada atıyormuşum gibi hissediyorum. Çok fazla duygu yaşıyorum ve piyano olmadan bunları belirtmem benim için zor. Gelecek yıl da İstanbul'da konser vermeyi planlıyorum" diye konuştu.

Piyano öğretmeni Viktoriya Tüfekçi de İbrahim Cem'in özel bir çocuk olduğunu ve böyle çocuklara sahip çıkılması gerektiğini ifade ederek, ileride Türkiye'yi iyi bir şekilde temsil edeceğini aktardı.

Çanak ustası toprağa “ses” veriyor

NEVŞEHİR (AA) – BEHÇET ALKAN – Nevşehir'in el sanatlarıyla ünlü Avanos ilçesinde çanak ustası Mehmet Körükçü, çeşitli ülkelere ait, eski dönem müzik aletlerini Avanos çamurundan yaparak adeta toprağa ses veriyor.

Afrika, Hindistan ve Orta Doğu'da geçmişte kullanılan vurmalı çalgıları, en doğal haliyle günümüzle buluşturan Körükçü, tamamen topraktan ürettiği müzik aletlerini dünyanın çeşitli ülkelerindeki meraklılarına gönderiyor.

Henüz 8 yaşındayken tezgah başına geçerek çamurla haşır neşir olmaya başlayan Mehmet Usta, 45 yıldır sürdürdüğü baba mesleğine yenilikler katmak için çabalıyor.

Atölyesinde, yöresel el sanatı ürünlerinden çanak, testi ve çeşitli süs eşyaları üreten Körükçü, aynı zamanda perküsyon sanatçılarının beğenerek kullandığı Afrika kökenli müzik aleti udu, Hindistan kökenli gatam başta olmak üzere farklı yörelere ait ritim aletlerini Avanos çamurundan üretmeye devam ediyor.

Körükçü, topraktan yaptığı darbukanın farklı tonda sesler çıkarmasını sağlamak amacıyla deve, keçi, dana ve yayın balığı derisi kullanıyor.

Atölyesini ziyaret eden turistlere ürünlerinin özelliklerini anlatan Körükçü, zaman zaman misafirlerine dinleti de yapıyor.

Körükçü, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çocukluğundan beri vurmalı çalgılara karşı meraklı olduğunu, ustalık döneminde tanıştığı perküsyon sanatçılarının tavsiyesiyle bu ürünlere yöneldiğini anlattı.

  • Çevresindekiler ona "Toprağın sesi" diyor

Uzun süre uğraş verdikten sonra sanatçılarca beğenilen müzik aletleri ortaya çıkarmaya başladığını belirten Körükçü, vurmalı çalgı grubu sanatçısı Mehmet Emin Bolat'tan da teknik destek aldığını kaydetti.

Sanatı dolayısıyla çevresindekilerin kendisine "Toprağın sesi" dediğini belirten Körükçü, davet edildiği ülkelerde Türkiye'yi ve sanatını tanıttığını dile getirdi.

Sanatçı arkadaşlarının yönlendirmesiyle Afrika, Hindistan ve farklı ülkelere ait müzik aletleri yaptığını ifade eden Körükçü, şunları söyledi:

"Bu konuda mutlaka bir profesyonel müzisyen gerekiyordu, perküsyon sanatçısı Mehmet Emin Bolat bana yardımcı oldu. Onun denemeleriyle müzik aletlerini geliştirdim. Dinlediğiniz neredeyse bütün müziklerin alt fonunda, doğal bir ses verdiği için topraktan yaptığımız bu müzik aletleri kullanılır ayrıca ritim olarak terapide kullanılıyor. Bu aletler çok eski dönemlerde kullanılan vurmalı çalgılar ama sonradan yörelerinde yapılmadığı için yok olmaya başlamış. Dünyada kaybolmaya yüz tutan doğal müzik ürünlerini yeniden hayata geçirdik. Nijerya kökenli udu, Hindistan çalgısı gatam, Mısır'da antik çağlardan beri kullanılan toprak ve balık derisiyle yapılan darbukaları üretiyoruz. Toprağın sesi patent ismini aldım. Müşterilerim arasında bu şekilde anılıyorum. Yaptıklarımızı buraya gelenler alabiliyor ayrıca Japonya'da bir firma sadece bizim ürünlerimizi satıyor. Birçok ülkeye de satışını yapıyoruz. Pazarlamadan öte işin mutfağında olduğum için ben ziyarete gelenlere özelliklerini anlatıyorum."

Körükçü, bir müzik aletini tezgahta bir günde yaptığını ancak kuruma, fırınlama gibi işlemler nedeniyle yaklaşık 10 günde kullanıma hazır hale getirilebildiğini sözlerine ekledi.

İzmir'den bölgeyi gezmek için geldiği ilçede, Körükçü'nün atölyesini ziyaret eden turistlerden Zafer Koray, çanak müzik aletleri ve çıkardıkları sese hayran kaldığını ifade etti.

Koray, "Bizim kulaklarımız kuş, insan sesini, müziği duydu ama toprağın sesini ilk kez burada duyduk. Mehmet Bey sanat yüklü bir insan. Üç gündür bölgede geziyorum. Tesadüfen karşılaştığım bu atölyeden ve Mehmet Bey'in sanatından çok etkilendim." diye konuştu.

Rize'nin eğitim tarihine ışık tutan müze

RİZE (AA) – MUHİTTİN SANDIKÇI – Rize'de, eğitimin geçirdiği süreçlerin anlatılması ve öğrencilerin bilinçlendirilmesi için açılan "Eğitim Müzesi" ziyaretçilerini bekliyor.

Milli Eğitim Bakanlığınca, milli ve manevi değerleri benimseyen, geliştiren, müze ve anıtlar gibi sanatsal ve kültürel eserleri tanıyan, tarihini bilen ve beğeni duygusu gelişmiş bireylerin yetişmesi amacıyla 81 ilde Eğitim Müzesi açılması çalışmaları kapsamında, Türkiye'nin açılan ilk 100 lisesi arasında yer alan Rize Lisesinde "Eğitim Müzesi" oluşturuldu.

Müzede eğitim tarihi açısından arşiv değeri taşıyan doküman, yayın, kitap, dergi, rehber, broşür, katalog, fotoğraf, video film, daktilo, okul kıyafetleri gibi eğitim araç ve gereçlerinin yanı sıra insan iskeleti ile birçok hayvan fosili bulunuyor. İnsan iskeleti üzerinde yazan "Öldüğünde en yakın eğitim kurumuna cesedinin kadavra olarak bağışlanmasını isteyen Rus bir kadınının Rize gezisinde vefatından dolayı ailesi tarafından Rize Ortaokuluna bağışlandığı düşünülmektedir." yazısı dikkati çekiyor.

Osmanlı dönemi ve cumhuriyetin ilk yıllarına ait 15 bine yakın kitap eğitim müzesinde okuyucularını bekliyor. Kitapların dışında yaklaşık 300 materyalin de yer aldığı müzeyi gezen öğrenciler, eğitimin geçmişten günümüze zorlu yolculuğunu gözlemleme imkanı bulabiliyor.

İl Milli Eğitim Müdürü Yaşar Koçak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Milli Eğitim Bakanlığının 81 ilde eğitim müzesi çalışmasına yönelik çalışma başlattığını, 100 yıllık geçmişe sahip Rize Lisesinin de bu çalışmanın bir parçası olduğunu söyledi.

Türkiye'nin eğitim tarihi açısından çok ciddi eserlere sahip olduğunu ifade eden Koçak, şöyle konuştu:

"Kağıt doküman ve dönemlerin teknolojik imkanlarını ön plana çıkaran eserler çok fazla. Rize'nin bütün okullarından materyaller topladık. Bunların 10 katı eser yine var. Fiziki mekan oluşturdukça müze kendi içinde geliştirecek. Geçmişteki teknolojinin eğitme yansımasını, kullanılmasını, bugün ki teknoloji ile karşılaştırdığımızda ortaya çok güzel şeyler çıkıyor. Bu kimileri için anı tazelemeyi, kimileri için de geçmişteki teknolojik imkanları anlamayı sağlıyor. Bu müzeler eğitim öğretim faaliyetlerinde ne tür gelişmeler olduğunu gözler önüne seriyor."

Müzenin dijital döneme geçiş ile ilgili ciddi ipuçları verdiğini de aktaran Koçak, "Rize bu manada çok zengin. Rize'de bunun kadar eğitim tarihi müzesi oluşturacak eserler var. Her okul kendi içerisinde kendine ait bir tarihi saklamaya çalışıyor. Burası geçmişten bugüne bir yol haritası çiziyor." şeklinde konuştu.

Rize Lisesi'nin Türkiye'de 1948 yılına kadar yapılan ilk yüz lise arasında yer aldığının altını çizen Koçak, "Okulun tarihi ile eğitimin tarihi dokusunu birleştirmek için bu müzeyi açtık. Kitaplıkta yaklaşık 15 bin kitap var. Tarihi arşiv niteliğinde. Kayıt altına alınmış, zaman zaman üniversite öğrencilerinin bile ders anlamında yaralandığı bir yer. Herkesi Rize'nin eğitim tarihini görmeye davet ediyoruz." ifadelerini kullandı.

Papa Franciscus Bulgaristan'da mülteci kampını ziyaret etti

             SOFYA (AA) - Katolik dünyasının ruhani lideri Papa Franciscus, Bulgaristan ziyaretinin ikinci gününde başkent Sofya’da bir mülteci kampını ziyaret ederek, ülkedeki diğer ruhani liderleri ile birlikte barış duası okudu.</p>  <p>Papa Franciscus, sabah saatlerinde Bulgaristan’ın güneydoğusunda Katoliklerin yoğun yaşadığı Rakovski kentini ziyaret etti. </p>  <p>Daha sonra başkent Sofya’ya geçen Papa, Devlet Mülteciler Ajansının (DAB) düzensiz göçmenlere denetimli barınak sağladığı bir mülteci kampını ziyaret etti.</p>  <p>Papa Franciscus, Bulgaristan’daki ziyaretinin sonunda başkent Sofya’nın merkezinde, “Bağımsızlık” meydanında düzenlenen dini bir törene katıldı. Papa, bu törende ülkede temsil edilen dinlerin ruhani liderleri ile birlikte  barış duası okudu. </p>  <p>Bulgaristan Müslümanları Başmüftüsü Mustafa Aliş Haci’nin de katıldığı toplu duada Papa Franciscus, “Sevgi ateşini taşıyan meşalemizle savaşların buzlarını eritmek istiyoruz.” dedi.</p>  <p>Papa Franciscus, duanın okunduğu noktaya yakın Ortodoks ve Katolik kiliselerin bulunduğunu ve yakın mesafede bir sinagog ve caminin yanı sıra Ermeni kilisesinin de bulunduğunu belirtti. Farklı dinlerin temsilcilerinin bu mekanlarda yüzyıllar boyunca buluştuklarını anlatan Franciscus, “Her birimiz, nerede olursa olsun, Yaradan'a dönerek, ‘Tanrım, senin barışına alet et’ diye dua edebilir.” dedi.</p>  <p>Vatikan’ın dini üstünlüğün kabul etmeyen Bulgar Ortodoks Kilisesinin ruhani lideri Patrik Neofit’in törene katılmaması dikkati çekti.</p>  <p>Papa Franciscus yarın Makedonya'yı ziyaret edecek.

Trump campaign aide tweets “fake” video to assail Omar

             By Michael Hernandez</p>  <p>WASHINGTON (AA) - A senior aide to U.S. President Donald Trump's presidential campaign used a &quot;fake&quot; video to attack Muslim congresswoman Ilhan Omar, according to a recent report.</p>  <p>&quot;650 Rockets being fired into Israel from Gaza in an attempt to overwhelm Israels Iron Dome: 173 intercepts, 4 people killed, and 28 wounded. What is @IlhanMN response to this violence? Will she condemn it?&quot; Katrina Pierson wrote in a Twitter post accompanied by a video of multiple ground-to-ground rocket launchers unleashing salvos at an unknown target. </p>  <p>But the video posted Sunday is not from Gaza, nor is it from this year. </p>  <p>It is from Ukraine during hostilities in 2015, according to the Mediaite news website that called the video &quot;fake.&quot; </p>  <p>Multiple people pointed out the error on Twitter, but Pierson has not removed the post. </p>  <p>In response to criticism for her use of the video, Pierson acknowledged she is not on the ground in Gaza or Israel, falsely claiming the video was used as a gif, and adding she posted it &quot;to underscore what hundreds of rockets would look like to Americans.&quot;

"It’s not tagged nor did I say 'This is' so let’s get back to Omar’s response. Anyone have it?" she asked, apparently rhetorically.

Omar did respond, saying in a Twitter post: "Oh my, for people who are constantly complaining about fake news, they certainly have an affinity for it!"

"The trump hacks vilification ploy is getting desperate and pathetic 🤦🏽‍♀️," she said.

Commenting on hostilities in Gaza and Israel, Omar questioned "How many more protesters must be shot, rockets must be fired, and little kids must be killed until the endless cycle of violence ends?"

"The status quo of occupation and humanitarian crisis in Gaza is unsustainable. Only real justice can bring about security and lasting peace," she said.

The death toll from Israel’s two-day military offensive on Hamas-run Gaza Strip rose to 27 Monday after two more bodies were pulled from the rubble, according to Gaza’s Health Ministry.

Israeli media reported four Israelis killed during the two-day exchange and 130 others injured.

Dev ramazan pidesi 60 liradan satıldı

MANİSA (AA) – Manisa'nın Demirci ilçesinde pişirilen 3 metre 20 santimetre uzunluğundaki ramazan pidesi 60 liradan alıcı buldu.

Fırıncı Alaaddin Çetinkaya, 7 kilogram ağırlığındaki 17 pide hamurunu kullanarak yumurtalı ve susamlı ramazan pidesi hazırladı.

4 kişinin yoğurduğu dev pide hamuru, 3 metre 20 santimetre uzunluğunda açılarak aynı boydaki fırın küreğinin üzerine yoğun uğraşlar sayesinde serildi.

Çetinkaya, 28 yıldır fırıncılık yaptığını, her yıl geleneksel olarak ramazanın ilk günü büyük bir pide pişirdiğini belirterek, "Ramazan ayının bereketini anlatmak istedik. 7 kilogram hamur 300 derecelik odun ateşinde 20 dakika pişerek bu hale geldi. Geçen yıl 3 metre yapmıştık bu yıl 20 santimetre daha uzatmaya başardık. Gelecek yıl hedefimiz 4 metre." dedi.

Pideyi 60 liradan satın alan Demirci Belediye Başkanı Selami Selçuk ise pideyi belediyenin kurduğu iftar çadırında vatandaşlara ikram edeceklerini söyledi.

Antalya DOB “Aida”yı son kez sahneleyecek

ANTALYA (AA) – Antalya Devlet Opera ve Balesi (ANTDOB), Giuseppe Verdi'nin "Aida" operasını bu sezon son kez sahneleyecek.

Haşim İşcan Kültür Merkezinde 11 Mayıs Cumartesi günü saat 19.00'da sanatseverlerle buluşturulacak eserin orkestra şefliğini Naci Özgüç yapıyor.

Kuzman Popov'un sahneye koyacağı eserin dekorunu Savaş Camgöz ve Özgür Usta, kostümünü Savaş Camgöz ve Gazal Erten, ışığını Mustafa Eski'nin hazırladı. Koro şefliğini Mahir Seyrek'in üstlendiği eserin koreograflığını Armağan Davran yaptı.

Üç perdelik eserde "Radames" rolünü Koray Damcıoğlu, "Aida"yı Nurdan Küçükekmekçi, "Amneris"i Medine Tuganova, "Amonasro"yu Alaaddin Ataseven, "Ramfis"i Engin Suna, "Il Re"yi İzmir Devlet Opera ve Balesi sanatçısı Hasan Alptekin, "Un Messaggero"yu Burak Pektaş ve "Sacerdotessa" rolünü Arzu Aydoğdumu canlandıracak.

  • Eserin konusu

"Mısır Firavunu, Habeşistan ile savaş halindedir. Mısır ordusunun genç kumandanı Radames, Habeş kralının kızı genç ve güzel Aida'ya aşıktır, ancak onun kimliğini bilmemektedir. Habeş Kralı Amonasro, Teb kentine saldırınca Radames komutasındaki Mısır ordusu karşı koymaya hazırlanır. Üzüntü içinde olan Aida gibi firavunun kızı Amneris de Radames'e aşıktır ve ona zaferle dönmesi çağrısında bulunur."

Bosch Çevre Çocuk Tiyatrosu Karabüklü çocuklarla buluştu

İSTANBUL (AA) – Bosch Çevre Çocuk Tiyatrosu, "La Fonten Orman Mahkemesinde" oyunu ile Karabüklü çocuklarla buluştu.

Şirketin açıklamasına göre, Sadri Alışık Kültür Merkezi oyuncularının sahnelediği "La Fonten Orman Mahkemesinde" çocuk oyunu, tarihlerinde Karabük Kent Meydanı Nikah ve Konferans Salonu’nda ücretsiz sahnelendi.

4 ve 5 Mayıs’ta günde ikişer temsille sahne alan “La Fonten Orman Mahkemesinde” adlı oyun, Karabüklü çocuklar ve aileleri tarafından büyük ilgi gördü.

Bosch Ev Aletleri, tiyatronun eğlendirirken öğreten gücünden yararlanarak gelecek nesilleri bilinçlendirip geleceği korumaya yönelik çalışmalarını tüm hızıyla sürdürüyor. Bu kapsamdaki faaliyetlerine 2008 yılında başlayan ve bugüne kadar 550'yi aşkın temsille 170 bini aşkın çocuğa ulaşan Bosch Çevre Çocuk Tiyatrosu, Türkiye'nin her köşesine gitmeyi hedefliyor.

Çevreye duyarlı nesiller yetiştirilmesine katkıda bulunma amacıyla Bosch Ev Aletleri, bu projede 2010 yılından beri Sadri Alışık Kültür Merkezi ile çalışıyor. Çocuklara çevre bilinci, hayvan ve doğa sevgisi aşılamak hedefiyle hazırlanan ve Türk çocuk edebiyatının önemli yazarlarından Yalvaç Ural’ın kaleme aldığı oyun, gelecek dönemde de on binlerce çocuk ve ailesiyle buluşacak.

  • Hayvanlar, La Fonten’i yardıma çağırıyor

Açıklamaya göre, ‘La Fonten Orman Mahkemesi’nde oyununda, insanların çevreyi koruma konusundaki özensizlikleri ve bilinçsizlikleri nedeniyle gün geçtikçe bozulan doğal döngüye dikkat çekiliyor. Her geçen gün doğadaki düzenin bozulmasından endişelenen hayvanlar, sonunda Aslan Kral’ın tavsiyesine uyarak şehre gidiyorlar ve kendilerini anlayacak tek insan olan La Fonten’den yardım istiyor.

Klasik La Fonten masallarının yaratıcı bir bakışla yeniden uyarlaması olan oyunda ana fikir olarak, bugünden gerekli önlemler alınmadığı takdirde gelecekte dünyamızın ve dolayısıyla bugünün çocuklarının yaşayacakları olumsuzluklar gösteriliyor. Büyükler olarak anne babaların yaptığı hatalar yüzünden geri dönülmez bir noktaya gelmeden önce, bugünün çocukları uyarılıyor ve onlara her şeyin hala düzeltilebileceği umudu aşılanıyor.

“Nemrut'u herkes görmeli”

ADIYAMAN (AA) – KEMAL KARAGÖZ – Kanada'nın Ankara Büyükelçisi Chris Cooter, UNESCO Dünya Miras Listesi'nde bulunan Adıyaman'ın Kahta ilçesindeki Nemrut Dağı'nı herkesin görmesi gerektiğini söyledi.

Adıyaman'ın Kahta ilçesinde bulunan UNESCO Dünya Miras Listesi'ndeki Nemrut Dağı'na, karların eriyip turizm sezonunun açılmasıyla yerli ve yabancı turistler yoğun ilgi gösteriyor.

Kanada'nın Ankara Büyükelçisi Chris Cooter ve eşi Karen Blumenschein de "dünyada güneşin doğuşu ve batışının en güzel izlendiği yer" olarak bilinen ve Kommagene Krallığı'na ait 50 metre yüksekliğinde, 150 metre çapındaki tümülüs ve dev heykellere ev sahipliği yapan Nemrut Dağı'na hayran kaldı.

Cooter ve eşi Karen Blumenschein, Adıyaman ziyaretleri kapsamında merkezde Perre Antik Kenti, Kahta ilçesi sınırlarında bulunan Karakuş Tümülüsü, Arsemia Antik Kenti, Cendere Köprüsü ve son olarak Nemrut Dağı'nı gezdi.

Nemrut Dağı'na yaklaşık 800 metre yürüdükten sonra doğu ve batı terasındaki heykelleri inceleyerek güneşin batışını izleyen Cooter ve eşi, fotoğraf çekmeyi de ihmal etmedi.

Cooter, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dünyada birçok yeri gezip, gördüklerini fakat Adıyaman'ın kendisini şaşırtan bir güzelliğe sahip olduğunu ifade etti.

Adıyaman'da harika yerlerin olduğunu aktaran Cooter, "Adıyaman'da mükemmel tarihi eserler var. Bu tarihi eserler dünyada birçok yerde yok. Onun için Adıyaman, çok daha fazla önemi hak ediyor. Dolayısıyla Adıyaman'da gezilecek görülecek birçok yer var. Adıyaman'ın iyi yerlere gelmesi gerektiğini ve bunu hak ettiğini düşünüyorum." dedi.

  • "Herkes gelip, görmeli"

Büyükelçi Chris Cooter, çok yakın zamanda Göbeklitepe'de de bulunduğunu anımsatarak, şöyle devam etti:

"Aslında bölgenin tamamı bir dünya harikası. İşte Göbeklitepe, 11 bin yıl önce medeniyetin başladığı yer olarak görülüyor. Göbeklitepe dünyada ve Türkiye'de çok bilinen bir yer değil umut ediyorum ki 2019'un Göbeklitepe yılı olarak ilan edilmesinden sonra hem Türkiye'de hem de dünyada bilinen ve tanınan bir yer olur. Umarım insanlar Göbeklitepe ve Nemrut'un tarihi güzelliği ve zenginliğini görmeye ve paylaşmaya gelir. 2019 yılının gelecek yıllardan çok daha iyi olacağını düşünüyorum. Adıyaman'da harika yerler, mükemmel misafirperverlik ve insanların barışçıl olduğunu gördüm. Nemrut'u herkesin gelip görmesi gerektiğine inanıyorum."

Cooter'in eşi Karen Blumenschein de Adıyaman'a gelmeden önce özellikle Nemrut Dağı ile ilgili bilgisinin olduğunu ifade etti.

Adıyaman'da mükemmel ve harika yerlerin olduğunu keşfettiklerini anlatan Blumenschein, "Gerçekten gözlerimize inanamadık. Adıyaman'ın çok güzel yerleri var. Özellikle anne ve babam gezmeyi çok sevdiği için onların da burada olmasını isterdim." diye konuştu.

  • "Turizm patlaması olacak"

İl Kültür ve Turizm Müdürü Mustafa Ekinci, Nemrut Dağı'nda bu yıl zorlu kış dönemi geçtiğini söyledi.

Nemrut Dağı yolunun açıldıktan sonra 5-6 kez tekrar kapandığını aktaran Ekinci, şunları kaydetti:

"Nisan ayı turizm sezonunun başlangıcıdır. Geçen yıl Nemrut Dağı'na nisan ayında 12 bin yerli turist 800 yabancı turist gelmişti. Bu yıl aynı dönemde yerli ve yabancı turist sayısı 20 bini geçti. Bu yıl turizm sezonunu çok iyi geçeceğini umut ediyorum. Kanada Büyükelçisi Chris Cooter'in Adıyaman'ı ziyaret etmesi bizim için büyük bir şans. Çok yakın bir gelecekte turizm patlaması olacak. Bu yılki turist hedefimiz 200 bini geçecektir."