Famed Turkish musician urges youth to be fearless

            By Hilal Ustuk</p>  <p>ISTANBUL (AA) - A Turkish artist claiming 1.5 million daily listeners said on Friday that young people entering the industry should be fearless.

Ferhat Kantik, also known as Dj Kantik, said investing in materials and following the latest music technology is important, underlining that he improves himself via trail and error.

"If a musician fears the future, this is reflected in their notes," he told Anadolu Agency.

Recalling how he was drawn to instruments even as a child, the 30-year-old musician living in Turkey's western Manisa province said he would listen to his grandfather’s records before he learned to play the piano.

Kantik started his professional music career in 2005 with the songs Miss Belalim and Waptamix Violin.

Today his 2017 hit Kul still can be seen on music charts, even as he works independent of any record company.

With 1,200 songs and performances in nearly 42 countries, Kantik said the countries he visited most included Pakistan, Italy, Morocco, Albania, Macedonia, Thailand and Brazil.

<p>As he is currently engaged to a Pakistani woman, the musician said he is &quot;called the groom of Pakistan,&quot; adding: &quot;Pakistanis consider Turks as brothers and sisters.&quot;</p>    <p>He is also popular in the Arab world, dating back to his first concert in Egypt in 2010. 

"I think my music is appreciated in Arab countries because I synthesize traditional instruments from Turkish, Arab, and the Middle Eastern cultures with today’s electronic instruments," he said.

“Bir Aşk İki Hayat” oyuncuları hayranlarıyla buluştu

İSTANBUL (AA) – Yönetmen koltuğunda Ali Bilgin'in oturduğu "Bir Aşk İki Hayat" adlı film, yarın sinemaseverlerle buluşacak.

Bilgin'in yanı sıra aşk ve dram türündeki yapımın başrol oyuncularından Engin Akyürek ile Bergüzar Korel, Kanyon AVM'de hayranlarıyla bir araya gelerek, filmi izledi.

Basın mensuplarına gösterim öncesi açıklama yapan Korel, heyecanlı olduklarını dile getirerek, "Filmimizi temmuz ayında çektik. Uzun zamandır bu anı bekliyoruz. Seyircilerle birlikte filmi izlemek de ayrıca çok heyecan veriyor. Bizi yalnız bırakmadıkları için onlara çok teşekkür ederiz. Umarım beklentileri karşılayabiliriz. Elimizden geldiğince gerçek bir film yapmaya çalıştık." dedi.

Korel, aşkın tek kişilik bir şey olduğundan bahsederek, şöyle devam etti:

"Aşkı hep kalıplara sokuyoruz, hep ikili ilişkiler üzerinden yorumluyoruz. Bu filmi çekerken bunları fark ettim. O yüzden aşka dair cümleleri ne kadar kurarsak kuralım, yeni bir şey söylemiş olmayacağız. Aşk herkese göre çok farklı."

Filmin herkese dokunan bir tarafı olduğuna vurgu yapan Korel, "Oyuncu olarak benim için bütün sahneler birbiri ile aynı gösterdiğim özen açısından. Bu bakımdan filmin her sahnesini zevkle oynadım. Umarım seyirci de sever, görür ve hisseder." diye konuştu.

  • "Aşkı arayanların da izleyebileceği bir film"

Akyürek ise "Bir Aşk İki Hayat"ın güzel bir film olduğunu söyleyerek, "Sadece aşıkların, sevgililerin seyredeceği bir film değil, aşkı arayanların da izleyebileceği bir film bence. Umarım karşılığını bulur." ifadelerini kullandı.

Filmin seyirciye saygı duyan bir film olduğu yorumunu yapan Akyürek, şunları kaydetti:

"Aşk adına büyük cümleler kurmamak güzel bir şey. Aslında aşk, bizim kim olduğumuzu tamamlayan bir şey, hissedilen bir şey. Aşkı anlatmaya başladığınız zaman, kendi anlamını ve etkisini yitirecektir."

Akyürek, filmin ayrıca Güney Amerika'da da vizyona girebileceğini sözlerine ekledi.

  • Film hakkında

Yarın vizyona girecek filmin senaryosunu, Burcu Görgün Toptaş ile Özlem Yılmaz kaleme aldı.

Engin Akyürek'in "Yönetmen Umut" karakterine, Bergüzar Korel'in ise "Mimar Deniz" karakterine canlandırdığı filmin konusu, özetle şöyle:

"Umut, kendi filmlerini çekmeye çalışan, bağımsız bir yönetmendir. Moda'da köpeği ile yaşayan Umut'un hayatı, bir gece vereceği kararla bambaşka bir hal alır. Genç adam, hayatının değişeceğinden habersiz bir şekilde köpeği ile dışarı çıkmaya karar verdiğinde, hayatının aşkı ile tanışma fırsatı bulur. Aşk ve hayatın sonsuz seçenekleri arasında neyin doğru olduğunu bilmeden ilerleyen Umut, başarılı bir mimar olan Deniz ile tanışır. Diğer seçeneğe karar verdiğinde ise uçurumun kenarına sürüklenmesine neden olacak olaylar silsilesi başlar."

Mardin'e Polonyalı gelin

MARDİN (AA) – Mardin'de, Polonyalı Aneta Dominiczak ve Sedat Adal çifti Sevgililer Günü'nde evlendi.

Mardin'de yaşayan Sedat Adal (23), geçen yıl Antalya'da, kendisi gibi tatile giden Polonya asıllı Aneta Dominiczak (22) ile evlenmeye karar verdi.

Çift, nikah tarihi olarak Sevgililer Günü olan 14 Şubat'ı, yer olarak ise Adal'ın memleketi Mardin'i tercih etti.

Belediye nikah salonunda düzenlenen törende, nikah Memuru Sevgi Ünverdi, Artuklu Belediye Başkanvekili Şakir Öner Öztürk'ten aldığı yetkiye dayanarak çiftlerin nikahını kıyarak mutluluklar diledi.

Sedat Adal, tatilde başlayan aşk hikayelerinin bugün taçlandığını söyledi.

Ailelerin tanışmasıyla evlenme kararı aldıklarını anımsatan Adal, "Bilerek bu tarihi seçtik, çok mutluyuz, evlenmek güzel bir duygu" dedi.

Dominiczak da çok mutlu olduklarını, bölgenin kültürünü çok beğendiğini, ayak uydurmakta zorlanmadığını dile getirdi.

Mardin Büyükşehir Belediye Başkavekili Vali Mustafa Yaman, nikah törenin ardından çifte hediye verdi.

ODTÜ'de belgesel sinema günleri düzenlenecek

ANKARA (AA) – Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Görsel İşitsel Sistemler Araştırma ve Uygulama Merkezi (GİSAM), TRT ve Belgesel Sinemacılar Birliği, iş birliğinde düzenlenen "Belgesel Günleri" yarın başlayacak.

ODTÜ GİSAM, TRT ve Belgesel Sinemacılar Birliği iş birliğinde ODTÜ'de "Belgesel Günleri" düzenlenecek.

Türkiye ve dünyadan filmleri seyirciyle buluşturacak etkinlik, yarın yönetmenliğini Kurtuluş Özgen'in yaptığı Nail V. belgeselinin gösterimi ile başlayacak.

Herkesin katılımına açık ve ücretsiz düzenlenecek gösterimler, 3 Mayıs'a kadar sürecek.

12 belgeselin gösteriminin yapılacağı etkinlik kapsamında, filmlerin yönetmenleri de sinemaseverlerle buluşacak.

Programla ilgili detaylı bilgiye, "gisam.odtu.edu.tr" internet adresinden ulaşılabilecek.

Ottoman Dynasty forebear takes Iraq book fair by storm

                            By Haydar Karaalp</p>  <p><br></p>  <p>BAGHDAD (AA) - An Egyptian author’s new book on the life of Ertugrul Gazi, the father of Ottoman Dynasty founder Osman Gazi, has caused a sensation at this week’s international book fair in Baghdad.</p>  <p><br></p>  <p>Written in Arabic, Mansur Abdulhakim’s “Ertugrul” covers the life and times of its eponymous protagonist, including his determination to fight the enemies of his people and his legendary bravery in battle. </p>  <p><br></p>  <p>The book also provides an overview of the history-making dynasty -- and empire -- that he spawned.</p>  <p><br></p>  <p>For the sake of his Arab readers, the author explains the meaning of Ertugrul’s name, with “Er” meaning “valiant” or “soldier” in Turkish, while “Tugrul” is a particularly dangerous bird of prey.</p>  <p><br></p>  <p>“A deeply fascinating character, Ertugrul Gazi has captured the imagination of the Arab world,” Abdulhakim says in the book’s introduction.</p>  <p><br></p>  <p>“Modern readers have much to learn from him and his exploits,” he added. </p>  <p><br></p>  <p>Along with providing a brief history of the Turkish people in the pre-Islamic era, the book also delves into Ertugrul Gazi’s background, the Kayi tribe from which he hailed, and his people’s arduous journey from Central Asia to Anatolia.

Müzede uygulamalı “tarihi eser” eğitimi

ŞANLIURFA (AA) – Şanlıurfa'da görev yapan polis ve özel güvenlik görevlilerine, Şanlıurfa Müze Kompleksi'nde tarihi eser kaçakçılığının önlenmesine yönelik uygulamalı ve teorik "tarihi eser" eğitimi verildi.

Göbeklitepe'den çıkarılan eserlerin de yer aldığı, "Türkiye'nin en büyük müzesi" unvanına sahip Şanlıurfa Müze Kompleksi'nde polislerle özel güvenlik görevlileri tarihi eserler konusunda bilgilendirildi.

Arkeologlar ve tarihçiler tarafından katılımcılara bir yandan eserlere ilişkin temel bilgiler verilirken bir yandan da müzede bulunan ve kaçakçılık olaylarında sık karşılaşılan aralarında sikke, kitap ve seramik parçalarının da bulunduğu eserler tanıtıldı.

Polis ve özel güvenlikçilere eserlerin gerçeği, sahtesi ile hediyelik olanları tek tek gösterilerek, aralarındaki farklar anlatıldı.

  • "Bine yakın arkeolojik sit alanı var"

Şanlıurfa Kültür ve Turizm Müdürü Aydın Aslan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kentin tarihi eser zenginliği açısından Türkiye'nin önde gelen şehirlerinden biri olduğunu söyledi.

Kentte görev yapan güvenlik görevlilerinin tarihi eserleri fark edebilmelerinin kaçakçılığın önlenmesinde büyük önem arz ettiğini ifade eden Aslan, bu kapsamda başta havaalanı ve otogar olmak üzere çeşitli yerlerde görev yapan görevlilere yönelik eğitim verdiklerini belirtti.

Aslan, tarihi eserlerin korunmasında her vatandaşa görev düştüğünü vurgulayarak şöyle devam etti:

"Göz aşinalığı ve temel olarak tarihi eseri ayırt edebilme bilgisi vermeye çalışıyoruz. Bu kapsamda gerek polislere gerekse de güvenlik görevlilerine eğitim veriyoruz. Şanlıurfa'da bine yakın arkeolojik sit alanı var, bunların zenginliği son derece fazladır. Güvenlik görevlilerimizin kaçakçılığın önüne geçebilmek için tarihi eserleri fark edip tanıyabilmeleri büyük önem taşıyor. Bunun için teorik ve uygulamalı eğitimler veriyoruz. Etap etap bu eğitimleri sürdüreceğiz."

Şanlıurfa Müze Kompleksi Müdürü Celal Uludağ da müzede güvenlikçileri misafir etmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Zaman zaman tarihi eser kaçakçılığıyla karşılaşıldığını aktaran Uludağ, "Özellikle havaalanı ve otogar gibi giriş çıkış yapılan bölgelerdeki görevlilerin bilinçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Bir yolcunun valizinde şüphe oluştuğunda müdahale biçimi ve devamındaki prosedürün işleyişine ilişkin bilgi verdik." dedi.

  • "Gerçek ile sahtesinin ayrımı zor"

Polis memuru Özgür Çelik ise eğitimlerin faydalı geçtiğini vurguladı. Havaalanında görev yaptığını aktaran Çelik, tarihi eser kaçakçılarının en önemli çıkış noktalarının başında görev bölgesinin geldiğini söyledi.

Eğitim olmayınca gerçek ile sahte olan eserin ayrımının zor olduğuna dikkati çeken Çelik, "Biz de zaman zaman sıkıntı yaşıyoruz. Gerçek ile sahte olan tarihi eserin ayrımına varmak yeterli eğitim almayınca zor oluyor. Çünkü sahte ile gerçeği birbirine çok benziyor. Bu eğitimler özellikle büyük önem taşıyor, bizim için çok faydalı oldu. Eğitime katkıda bulunan tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür ediyoruz." diye konuştu.

Yıllar sonra düğün fotoğrafı için objektif karşısına geçtiler

MUĞLA (AA) – Muğla'nın Menteşe ilçesi kırsal mahallelerinde yaşayan ve evlilik fotoğrafları bulunmayan 14 çift, yıllar sonra gelin ve damatlıklarıyla objektif karşısına geçti.

Menteşe Belediyesi, yarım asrı bulan evliliklerine dair fotoğrafı olmayan 60 yaş üzeri çiftlerin, gelinlik ve damatlıklarıyla fotoğraflarını çektirdi. Belediye ekipleri tarafından yaşadıkları köyden alınarak ilçe merkezine getirilen, sağlık taramasından geçirildikten sonra kuaföre götürülen çiftler, gelin ve damatlıklarıyla objektif karşısına geçti.

Yıllar sonra gelinlik ve damatlık giyerek adeta ikinci baharını yaşayan 14 çift, "14 Şubat Sevgililer Günü İkinci Bahar" Fotoğraf Sergisine de konu oldu. Sınırsızlık Meydanı'nda açılan sergide çiftlerin fotoğrafları sergilenirken, çiftlere gül verilerek fotoğrafları hediye edildi.

Menteşe Belediye Başkanı Bahattin Gümüş, insan, sevgi ve hoşgörünün hakim olduğu Menteşe'de insana dokunan, vatandaş odaklı hizmet üretmek için çalıştıklarını söyledi.

14 Şubat Sevgililer Günü nedeniyle özel proje üzerinde çalıştıklarını belirten Gümüş, "Bu güzel günü anlamlı kılmak adına bir çalışmaya imza attık. İkinci Bahar adlı çalışmayla yıllar önce birbirlerini sevip evlenmiş, fakat geride gelinlik damatlık fotoğrafı olmayan 60 yaş üzeri çiftlerimizin fotoğrafları yeniden çekildi." dedi.

Konuşmaların ardından serginin açılışı yapıldı. Çiftler, yakınları ve vatandaşlarla da fotoğraf çektirdi.

Ahilik geleneği el sanatı: Telkari

ANKARA (AA) – MUHAMMED BEHEŞTİ BİRTANE – Süryani ustaların bir Ahilik geleneği olan, usta-çırak öğretisi ile günümüze taşınan, altın ve gümüş tellerden örülerek oluşturulan motifli el sanatı telkari, yetenekli ustaların ellerinde şekilleniyor.

Telkari ustası Seyfi Temiz, tarihi Hamamönü semtindeki iş yerinde telkari sanatını devam ettiriyor.

AA muhabirine 33 yıldır emek verdiği sanatını anlatan Temiz, "Yaklaşık bir asır önce Mardin'den Beypazarı'na gelen Süryani ustalar, Ahilik usulü olan usta-çırak öğretisi ile bu sanatı Ankara'ya taşıdı ve yeni ustalar yetiştirdi." dedi.

Gümüş işiyle uğraşan arkadaşlarını izlerken bu işe kabiliyetli olduğunu fark ettiğini anlatan Seyfi Temiz, şunları söyledi:

"Telkari sanatını 6 ayda öğrendim, kendi atölyemi açtım ve usta-çırak yöntemiyle bu sanatı devam ettirdim. Eğer işini seversen, yaptığın işten haz alır ve bütün duygularını işlediğin motife aktarabilirsen, bu işte başarılı olursun."

Çeşitli süs eşyalarının telkari sanatıyla kolaylıkla işlenebildiğini söyleyen Temiz, "Sadece düz telkari değil, çeşitli figürler ve taşlarla birleştirerek farklı tasarımlar elde edebiliyoruz. Telkari sanatı ile ibrik, sürahi, tepsi, fincan gibi çeşitli eşyaları süsleyerek, insanların beğenisine sunuyoruz.” şeklinde konuştu.

  • "Bu sanat Ahilik usulü ile gönüllere nakşedilmiştir"

35 yıllık telkari ustası Mustafa Eke ise içindeki sanat aşkını, "İlkokul sıralarındayken yaz tatillerinde çırak olarak telkari ustalarının yanında çalışırdım. Arkadaşlarla rekabet ortamında bu sanatı hızlıca öğrendim." sözleriyle anlattı.

Bu işe gönül verenlerin eliyle telkari sanatında devamlılığın sağlandığını dile getiren Eke, "Telkari sanatı emek ister, el emeği göz nurudur. Bu sanat Ahilik yolu ile insanların gönlüne nakşedilmiştir." ifadelerini kullandı.

Güneydoğu'da kültür-sanat

GAZİANTEP (AA) – Kozyatağı Kültür Merkezi "Leenane'in Güzellik Kraliçesi" adlı oyunu, Gaziantepli ve Şanlıurfalı sanatseverler için sahneleyecek.

Konya Devlet Tiyatrosu "Uyan" adlı oyununu Gaziantepli sanatseverlerin beğenisine sunacak.

Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin yazdığı, Yaşar Özboz'un oyunlaştırdığı ve yönettiği oyunda Erdem Şenses, Kemal Çatmaz, Çağatay Eker, Ayhan Anıl, Halis Berkay Beder ve daha birçok oyuncu rol alıyor. Oyun, Hz. Mevlana’nın ölümsüz eseri olan “Mesnevi” deki seçme hikayelerden yola çıkıyor.

Oyun, 15 Şubat Cuma saat 20.00'de, 16 Şubat Cumartesi saat 14.00 ve 20.00'de Onat Kutlar Sahnesi'nde izlenebilecek.

Kozyatağı Kültür Merkezi, "Leenane'in Güzellik Kraliçesi" adlı oyununu Gaziantepli tiyatroseverler için sahneleyecek.

Martin McDonagh yazdığı, Cüneyt Çalışkur anısına 10 yıl sonra yeniden sahneye konulan oyunda, Sumru Yavrucuk, Rüçhan Çalışkur, Hakkı Ergök ve Serdar Yeğin rol alıyor.

İrlanda'da Leenane kasabasında, annesiyle yaşayan Maureen'in hikayesinin anlatıldığı oyunun konusu şöyle:

"Anne, kız arasındaki sevgi ve nefret çelişkisi, Maureen'in aşık olmasıyla iyice belirginleşir. Mag'in kızını, kızının da sevgilisini yitirme korkuları durumu iyice çıkmaza sokmaktadır. Sevgisizlik, şiddet, hayal kırıklıkları gibi duygularla insanların iç dünyası irdelenir. Oyun, özünde bir umut öyküsüdür."

Eser, 19 Şubat Salı saat 20.00'de Benim Koleji Kültür Merkezi'nde izlenebilecek.

  • Şanlıurfa

    "Leenane'in Güzellik Kraliçesi" adlı oyun Gaziantep'in ardından Şanlıurfalı sanatseverlerin beğenisine sunulacak.

Oyun, 20 Şubat Çarşamba saat 20.00'de Mehmet Akif İnan Konferans Salonu'nda sanatseverlerle buluşacak.

Grup Abdal 17 Şubat Pazar saat 19.00'da, Teoman 19 Şubat Salı günü saat 21.00'da Mehmet Akif İnan Konferans Salonu'nda Şanlıurfalı hayranlarıyla buluşacak.

“Hastalıkta, sağlıkta” diye verdiği sözü 22 yıldır tutuyor

ARTVİN (AA) – YUSUF OKUR – Artvinli Özer Yılmaz, geçirdiği trafik kazası sonucu yaşamını 22 yıldır solunum cihazına bağlı sürdüren eşinin tüm bakımını kendisi yerine getiriyor.

İsminaz Yılmaz, 1997 yılında eşi Özer Yılmaz'ın kullandığı otomobilin şarampole yuvarlandığı kazada ağır yaralandı. Kazanın ardından Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesine kaldırılan Yılmaz, 18 ay yoğun bakımda kaldı.

Vücudunun tamamı felç olan ve solunum sorunu bulunan Yılmaz, tıbbi olarak yapılacak bir şey kalmadığı için ev tipi solunum cihazına bağlı olarak yaşamak üzere evine gönderildi.

Yılmaz, yaklaşık 22 yıldır solunum cihazına bağlı ve boğazından aşağısı felçli olarak yaşamını sürdürürken, Özer Yılmaz yalnız bırakmadığı eşinin tüm bakımını kendisi yerine getiriyor.

Yılmaz, evlilik yıl dönümü, Dünya Kadınlar Günü gibi özel günlerde de unutmadığı eşine, bu yıl da Sevgililer Günü'nde çiçek aldı.

İsminaz Yılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 22 yıldır tüm ihtiyaçlarını eşinin karşıladığını belirterek, "Bugüne kadar, bir kere bile bana 'of' dediği yoktur. Anne çocuğuna nasıl bakarsa bana öyle bakıyor. Allah'a binlerce şükürler olsun ki böyle bir eşim var." dedi.

Yılmaz, 31 yıllık evli olduklarını, yaşadıkları zorluklara rağmen birbirlerine olan sevgi ve saygılarının hiç azalmadığını vurgulayarak, yaşadıkları sürece bu sevgi ve saygının devam edeceğini söyledi.

  • "Eşimin sevgisiyle hayata tutunuyorum"

Eşinin hiçbir özel günü atlamayarak kendisini her daim mutlu ettiğini dile getiren Yılmaz, şunları kaydetti:

"Eşim her yıl olduğu gibi bu yıl da çiçek alıp gelmiş. Beni çok mutlu etti. Bugün Sevgililer Günü, buradan herkese sesleniyorum. Birbirlerine sevgilerini, saygılarını yitirmesinler. En ufak bir zorlukta ayrılığa gitmesinler. Saygı, sevgi oldu mu her şey yolunda gider. Bizim gibi birbirlerine sahip çıksınlar. Ben eşimin sevgisiyle hayata tutunuyorum. Ümidimi hiç yitirmedim. Eşimin sevgisiyle bugünlere geldim, yaşıyorum. Evliliğin temelinde sevgi, saygı var."

Özer Yılmaz ise kazanın ardından karısının mutluluğu ve rahatı için elinden gelen her şeyi yaptığını ifade etti.

Hastalık sürecinde yaşadıkları ekonomik ve teknik sıkıntıları zaman içinde devletin desteğiyle aştıklarını kaydeden Yılmaz, ruhsal ve psikolojik sorunları aşmalarındaki en büyük dayanaklarının başında ise birbirlerine olan sevginin geldiğini söyledi.

Yılmaz, eşi makine yardımıyla nefes alsa da hayatta olmasının kendisi için çok büyük bir lütuf olduğunu vurgulayarak, "Nikahta atmış olduğumuz imzada, 'Evlilikte, sağlıkta, iyi günde, kötü günde' diye başladığımız cümlenin yaşadığımız sürece sorumluluğunun yerine getirilmesi gerektiğine inanıyorum. İnsanoğlu verdiği bu sözün sorumluğunu taşıdığı sürece her daim mutlu olur. Eşimle ben birbirimizi sadece 14 Şubat'ta değil, 365 günün her anında sevmekteyiz." diye konuştu.