TRT World Forum

İSTANBUL (AA) – TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır, "Ben eminim İngiltere Avrupa Birliği'nde kalacak, Brexit sonuçlanmayacak." dedi.

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır, Anadolu Ajansı'nın (AA) global iletişim ortağı olduğu, "Parçalanmış Bir Dünyada Barış ve Güvenliği Yeniden Düşünmek" temasıyla Swiss Hotel The Bosphorus'ta düzenlenen TRT World Forum'un, "Çıkmazlarıyla Avrupa Birliği" başlıklı ikinci oturumunda, Hırvatistan ile Türkiye'nin Avrupa Birliği ile müzakerelere aynı gün başladığını, Hırvatistan'ın AB'ye tam üye olmasına karşı Türkiye'nin AB ile ilişkisini ısrarcı ve kararlı şekilde sürdürdüğünü belirtti.

Türkiye'nin AB'ye tam üye olmak istediğini aktaran Bozkır, "İnsanların yaşam standartlarını her anlamda iyileştiren bir şey. Hala üye olmak istiyoruz, sürecin devam etmesini istiyoruz." diye konuştu.

"Bizim Avrupa Birliği ile çalışma konusunda herhangi bir sorunumuz yok." diyen Bozkır, şöyle devam etti:

"Sonuçta bu günlük hayatın gelişmesi için bir barış ve istikrar anlaşması. Ancak öngörülemeyen yasa dışı göç hareketi söz konusu olduğunda bu kimsenin beklemediği bir gelişmeydi. Biz aslında her gün 5 bin yasa dışı göçmenin sınırdan kaçak şekilde geçişiyle karşı karşıya kaldık. Türkiye üzerinden Avrupa ülkelerine, Yunan adalarına kaçışları söz konusu oldu. Ama o aşamada çok iyi bir iş birliği sergiledik, çok da başarılı adımlar attık. Siyasi liderler Türkiye'ye geçmişte olmadığı kadar sık geldi. Mesela başkan Barroso (Eski Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso) 8 yılda 3 kez gelmişti. Halbuki o zorlu dönemden geçerken komisyon başkanı, konsey başkanı, Alman şansölyesi 5 kez geldi bir ay içinde."

Türkiye'nin ülkeye sığınan mülteciler için 30 milyardan fazla para harcandığını hatırlatan Bozkır, "AB ile biz şunu konuştuk; iki paket halinde 3 milyar avro bir ödeme yapılması konuşuldu. Halbuki bunun sadece 3'de biri geldi. Avrupa Birliği planlarında zaten kesintilerle yüzde 30'u kayboluyor. Burada önemli olan dayanışmadır." ifadesini kullandı.

Avrupa Birliği'nin ABD'den farklı bir konsept olarak ortaya çıktığını dile getiren Bozkır, AB'ye yeni ülkeler eklenmesine karar verme süreçlerinin zora girdiğini, önemli durumlarda ya kararların geciktiğine ya da karar verilemediğine işaret etti.

Yunanistan'ın yaşadığı ekonomik krize değinen Bozkır, "Yunanistan küçük bir ülke olarak düşünüldü, onun için avroya zarar vermez' diye düşünüldü. Herkes biliyordu avroya girerken Yunanistan'ın hazır olmadığını. Rakamlar doğru değildi. Onun için tüplerden biri çatladı ve sıvı aktı." değerlendirmesinde bulundu.

İngiltere'nin AB'den ayrılma sürecini ilişkin de konuşan Bozkur, şunları kaydetti:

"AB'nin sorunları ne? Mesela Brexit. Bunu değerlendirmek isterim. Sanıyorum İngiliz halkına doğru düzgün sunulmadı bu. Böyle bir referandum, girelim mi çıkalım mı diye. Ve hiç kimse aslında anlamadı ne kaybedeceklerini, neye mal olacağını ve İngiltere'nin gelecekte AB'den çıktıktan sonra ne olacağını. O günlerde rüzgarlar öyle esiyordu ama ben eminim İngiltere Avrupa Birliği'nde kalacak, Brexit sonuçlanmayacak. Çünkü başka bir rüzgar esecek ki başladı bile esmeye, yeni bir referandum olacak ve insanlar 'hadi kalalım' diyecek. Çünkü maliyet çok yüksek."

– "Rüşvet genelde AB ülkelerinden geliyordu"

Eski Hırvatistan Cumhurbaşkanı Ivo Josipoviç de AB'nin bir barış projesi olarak ortaya çıktığını vurguladı.

Hırvatistan'ın 1 Temmuz 2013 tarihinde AB'ye tam üye olduğunu, bununla birlikte AB'den önemli beklentilerinin bulunduğunu vurgulayan Josipoviç, "AB üyeliği Hırvatistan'a ne getirdi? Bizim sürecimiz çok uzun bir süreçti bizim açımızdan. Kabul edelim ki Hırvatistan bu süreçte çok daha bir toplum haline geldi. Yolsuzluk problemimiz vardı, bir yandan da savaş suçlarıyla ilgili sorunlarımız vardı, bir de tabii ki komşularımızla, Sırbistan, Slovenya ve Karadağ gibi ülkelerle sorunlarımız var ama artık hiç kimse bu sorunları barışçıl olmayan yöntemle çözmeye çalışmıyor." diye konuştu.

Hırvatistan'ın sorunların çözümüne ilişkin önemli aşamalar kaydettiğine dikkati çeken Josipoviç, şu ifadelere yer verdi:

"Savaş suçlarının önlenmesi, suçluların yargılanmasına ilişkin çalışma yapıldı. Savaş sonrasında Sırp azınlığı da azımsanmayacak boyutta Hırvatistan'da, o yüzden de adil bir şekilde azınlığa muamele edilmesi, onların da kapsayıcı şekilde sürece dahil edilmesi, sosyal, sivil ve siyasi yaşama katılmaları önemliydi. Bu da başarıldı. Üçüncü önemli mesele de ülkede yaşanan yolsuzluktu. Ne yazık ki bütün bu yolsuzlukla ilgili duruma baktığımızda bu aslında savaşın da motive ettiği bir şeydi. Yolsuzluk çok ileri safhalardaydı. O yüzden de ülkede yolsuzluğa empoze olmuş kurumlara bakıldığında hem pratik anlamda, hem de yasal düzenlemelerle yolsuzlukla mücadele verilmesi gerekti. Yolsuzluğun ana kaynağının savaş koşulları olduğunu düşünüyorum. Çünkü savaş döneminde kurumlar iyi işlemiyordu. Güçle, iktidarla, askeriyle, siyasi yapılarla bağlantılı olan insanlar da biraz suistimal ediyorlardı pozisyonlarını. Tek mesele bu da değildi. Biz bayağı bir çalışma yaptık yolsuzlukla mücadele için. Yolsuzlukla mücadele için özel yasalar çıkardık, hatta başbakan bile tutuklandı. Görece olarak iyi bir iş çıkardığımızı söyleyebilirim."

Masaya nihai argümanı yatırdığımızda evet, hala yolsuzluk var ama bir yandan da bakalım ki kim rüşvet veriyor. Rüşvet genelde AB ülkelerinden geliyordu." diyen Josipoviç, söz konusu ülkelerin rüşvet veren yurttaşlarını yargılamaya hazır olmadığının görüldüğünü bildirdi.

– "Avrupa Birliği kimliği yok"

Josipoviç, Avrupa'nın geleceğine ilişkin bir öngörüde bulunamadığını anlatırken, "Bu gerçekten çok önemli. Eğer Avrupa Komisyonu Başkanı olsam hemen şunu yapmaya başlardım; Avrupa Birliği kimliği tesis edilmesi için çalışmalara hemen başlardım. Bir Avrupa Birliği kimliği yok." görüşünü dile getirdi.

Josipoviç, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Avrupa Birliği'nin eğer ABD ile rekabet edebilmesini istiyorsak, özellikle başkan Trump'ın ilk Amerika yaklaşımından sonra eğer Rusya ve Çin eşit ortak olmak istiyorsak o zaman Avrupa Birliği'nin net bir sürekliliği olmalı kurallar ve değerler açısından. Ve karar verme süreci de kaliteli olmalı. Yani Avrupa sahneye çıkabilsin, sahnede görülebilsin. Bunu yapamıyorsak kulüpten bahsediyoruz sadece. Her ülke 'ben bu kadarını isterim, ben bunu sevdim, buna ihtiyacım var' diye öyle menüden seçer gibi seçemez. Sanıyorum Avrupa Birliğine yeni bir politik yapı lazım. Bütün ülkeler ve toplumlar karar verme sürecine katılmalı. Fakat karar verildiğinde de uymalıyız. Bu böyle olmazsa Avrupa Birliği'nin geleceği de olmaz. Daha çok Avrupa lazım, daha az değil."

– "Benim vizyonum şu; Avrupa Birleşik Devletleri"

Hırvatistan'da yapılan referandumda AB'ye girmek isteyenlerin sayısının ülke nüfusunun yüzde 60-70'ini oluşturduğunun altını çizen Josipoviç, "Biz oylama yaparken üyelik için yüzde 60-70'i vatandaşların istedi. Oran bugün de aynıdır. Yani bu, şu anlama gelir. Zaman zaman mutlu olmasak da şu ya da bu Avrupa kararlarıyla, biz pro-Avrupa bir ülkeyiz. Yani ben Babuşka sistemine inanmıyorum, bunu sevmiyorum. Çünkü bu önemli politik sorunlar yaratacaktır. Hatta bazı ülkelerde isteksizlik olacaktır. Ben öyle bir vizyon istiyorum ki bu net otoriteler oluştursun Avrupa için. Benim vizyonum şu; Avrupa Birleşik Devletleri. Sanıyorum en iyi gelecek budur Avrupa Birliği için." diye konuştu.

Josipoviç, İngiltere'nin yeniden Avrupa Birliği'ne girmesinin kendisini mutlu edeceğini sözlerine ekledi.

Advertisements

Kamboçya'dan Türkiye'de büyükelçilik açma kararı

TBMM (AA) – TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır, Kamboçya'nın, Ankara'da büyükelçilik açma kararı aldığını ve bununla ilgili planlamayı başlattığını bildirdi.

Bozkır, resmi ziyaret kapsamında Türkiye'ye gelen Kamboçya Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Kıdemli Bakanı Prak Sokhonn ile Mecliste bir araya geldi.

Görüşmede konuşan Bozkır, Kamboçya Dışişleri Bakanı Sokhonn'u Türkiye'de ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Bozkır, ziyaretin, Kamboçya'dan Türkiye'ye dışişleri bakanı düzeyinde gerçekleştirilen ilk ziyaret olduğunu belirtti.

Kamboçya Halk Partisinin, ülkede yapılan son seçimi büyük bir çoğunlukla kazandığını aktaran Bozkır, Kamboçya'daki seçimlerin, ülkede demokrasinin gelişmesi için önemli bir adım olmasını temenni etti.

Bozkır, Kamboçya ile ilişkilere büyük önem veren Türkiye'nin, 2013'te başkent Phnom Penh'de büyükelçiliğini açtığını hatırlattı.

Büyükelçilik vasıtasıyla ikili ilişkilerde önemli mesafeler katedildiğini belirten Bozkır, "Memnuniyetle duyduk ki Kamboçya da Ankara'da büyükelçilik açma yolunda karar almış ve bununla ilgili planlamayı başlatmış vaziyette." dedi.

2020'de Kamboçya-Türkiye diplomatik ilişkilerinin 50. yılının kutlanacağına işaret eden Bozkır, konuya ilişkin önemli organizasyonların şimdiden planlanmaya başlandığını kaydetti.

Görüşmede, TBMM Dışişleri Komisyonu üyeleri de hazır bulundu.

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Bozkır, Rus mekidaşıyla görüştü

TBMM (AA) – TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır, Rusya ile ilişkilerde parlamentolar arası işbirliğinin daha da geliştirilmesi için ön anlaşmaya vardıklarını belirterek, "Önümüzdeki günlerde bu protokolün imzalanması konusunda da imzaları atacağız." dedi.

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır, Rusya Federasyonu Devlet Duması Dışilişkiler Komitesi Başkanı Leonid Slutsky ile bir araya geldi.

TBMM'de gerçekleşen görüşmede konuşan Bozkır, Slutsky ile Antalya'da yapılacak Avrasya Meclis Başkanları Toplantısının hazırlıkları ile ilgili görüş alışverişinde bulunduklarını bildirdi.

Önümüzdeki günlerde gerçekleştirilmesi planlanan toplantı için 40 ülkeden 25 meclis başkanının katılacağını ve bu toplantının tüm bölge için önemli olduğunu belirten Bozkır, "Bunun dışında sayın Slutsky ile Rusya ile ilişkilerde parlamentolar arası iş birliğinin daha da geliştirilmesi noktasında da bir ön anlaşmaya vardık. Önümüzdeki günlerde bu protokolün imzalanması konusunda da imzaları atacağız." dedi.

– "Ülkeler birlik diliyle konuşmalıdır"

Rusya Federasyonu Devlet Duması Dışilişkiler Komitesi Başkanı Leonid Slutsky ise her iki ülkenin de yükseliş trendini yakaladığını, bu durumun hem ekonomi hem ticaret hem de yatırım için geçerli olduğunu ifade etti.

Parlamenterler arası iş birliğinin de bunun bir parçası olması gerektiğini vurgulayan Slutsky, şöyle devam etti:

"İki ülke arasında parlamenterler düzeyinde neredeyse her ay düzenli etkinlikler düzenliyoruz. Önümüzdeki günlerde ise ikili değil çok düzeyli bir etkinlik düzenleyeceğiz. 8-11 Ekim tarihleri arasında Antalya'da 3. Avrasya Meclis Başkanları Toplantısını gerçekleştireceğiz ve 40 ülkeden fazla bir katılımı bekliyoruz. Bu etkinlik sayesinde tüm dünyaya Türkiye'nin dış siyaset istikametini gösterme fırsatı doğacak. 21. yüzyılın Avrasya kıtasında stabil, güvenli ve emniyetli bir ortamın sağlanması için neler yapılabiliri Türkiye'deki etkinlik noktasında göstermek istiyoruz. Türkiye'nin tüm dostlarına ve partnerlerine onun istikrarlı duruşunu sergileyecek bir tutum içerisinde olacağız. Aynı şekilde bazı ülkelerin Türkiye'ye yönelik olumsuz çıkışlarını da engelleme çabası içerisinde olacağız. 21. yüzyılda ülkeler, aralarında yaptırım diliyle değil birlik diliyle konuşmalıdır."

Slutsky, tüm dünyanın önünde tehdit olarak uluslararası terörün bulunduğunu vurguladı.

Astana platformu sayesinde, Türkiye ve Rusya'nın ortak çabasıyla Suriye'nin büyük bölümünde çatışmasızlık bölgesinin sağlandığına işaret eden Slutsky, şunları ifade etti:

"İki ülkenin çabaları sayesinde dünyanın belli noktalarında terör devleti kurulmasına izin verilmemiştir. Suriye'deki barışın tesisi için şu anda anayasal bir süreç başladı ve bu sebeple meclislerin rolü ve etkinliği daha da artmış bulunmaktadır. İhtimal olarak değerlendiriyoruz; yakın zamanda Suriye'de Suriye'nin parlamentosunun katılımıyla TBMM, Rusya Meclisi ve kısmen İran meclisinin katkılarıyla yeni bir anayasal süreç aşamasını görebiliriz."

Slutsky, önümüzdeki günlerde Türkiye ile Rusya arasındaki meclisler arası iş birliğinin çok farklı bir boyut kazanacağını da belirtti.

Bunun, yakın perspektifte Rusya'nın sadece Çin ve Azerbaycan ile yürüttüğü büyük komisyon çalışmalarının temelini oluşturan bir girişim olacağının altını çizen Slutsky, "Bahsettiğimiz büyük komisyonun kurulmasında her iki ülkenin dış ilişkiler komisyonu başkanları sorumlu olacak. Rusya Federasyonu, Türkiye Cumhuriyeti'nin geçmişte yaşamış olduğu tüm olumsuzluklara rağmen şu anda kendi yoluna devam etmesi ve milli refah yolunda attığı adımların her zaman yanında olacaktır." dedi.

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Bozkır'ın kabulü

TBMM (AA) – TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır, Azerbaycan'ın Ankara Büyükelçisi Hazer İbrahim'i kabul etti.

Bozkır, Meclis'teki makamında gerçekleşen kabulde, bu dönemin birinci yasama yılında TBMM Dışişleri Komisyonu olarak ilk ziyaretlerini Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Azerbaycan'a gerçekleştirdiklerini hatırlatarak, Azerbaycan'da büyük bir hüsnükabul gördüklerini belirtti.

Azerbaycan ziyaretinde hem ikili ilişkiler hem de bölgedeki gelişmelerle ilgili görüş teatilerinde bulunduklarını belirten Volkan Bozkır, iki ülke arasındaki ilişkiyi üçlü ve dörtlü platformlara taşıma kararı aldıklarını söyledi.

Bozkır, Türkiye-Azerbaycan-İran, Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan-Ukrayna, Türkiye-Azerbaycan-Pakistan, Türkiye-Azerbaycan-Türkmenistan gibi üçlü ve dörtlü formatlarda yeni toplantılar gerçekleştirmek için çalışmalar başlatacaklarını kaydetti.

Volkan Bozkır, ziyareti için İbrahim'e teşekkür ederek, "Tek millet iki devlet olarak yüzyıllar boyunca bu ilişkimiz devam etsin. Dost ve kardeş Azerbaycan, her zaman yanımızda, bundan sonra da hep yanımızda olsun." diye konuştu.

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Bozkır'ın kabulü

TBMM (AA) – TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır, Arnavutluk Parlamentosu Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Mimi Kodheli ve beraberindeki heyetle bir araya geldi.

TBMM Tören Ara Salonundaki toplantıda konuşan Bozkır, Arnavutluk'un Türkiye açısından siyasi, askeri, ekonomik yönden önemine işaret etti.

Sayıları milyonlarla ifade edilen Arnavut kökenli Türk vatandaşlarının iki ülke arasında köprü görevini üstlendiğini belirten Bozkır, "Türkiye Arnavutluk'ta üçüncü büyük yatırımcı. Şu ana kadar yaklaşık 3 milyar dolarlık yatırım gerçekleştirdik. Bu kapsamda Arnavutluk Hava Yolları ilk seferini geçtiğimiz günlerde Türkiye'ye yaptı. Arnavutluk Hava Yollarının ortaya çıkmasında Türk Hava Yollarının önemli payı oldu. Bundan da büyük memnuniyet duyuyoruz." dedi.

Bozkır, Arnavutluk ile ticaret hacmin 411 milyon dolara ulaştığını, bunu önemli bulduklarını kaydetti.

Türkiye olarak Arnavutluk'un AB üyeliğini güçlü şekilde desteklediklerini vurgulayan Bozkır, "NATO'da müttefikimiz olan Arnavutluk'un, AB üyeliğine yönelik katılım müzakerelerini Haziran 2019'da başlatacak olmasından da büyük memnuniyet duyuyoruz. İnşallah Balkan bölgesinde dostumuz, müttefikimiz, stratejik ortağımız Arnavutluk'la tüm alanlardaki ilişkilerimizi geliştirmeyi planlıyoruz." ifadelerini kullandı.

Arnavutluk Parlamentosu Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Mimi Kodheli ise iki ülke arasındaki kardeşliğin eskilere dayandığını, Türkiye'de bulunmaktan mutlu olduğunu söyledi.

İki ülke arasındaki iyi ilişkilerin parlamenter düzeyde de ilerlemesi gerektiğini belirten Kodheli, şöyle konuştu:

"Türkiye çok önemli bir seçim sürecini geride bıraktı. Bu vesileyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a da tebriklerimi iletmek isterim. Türkiye'nin gidişatı, Türkiye'nin gücü, Türkiye'nin ekonomisi sadece Arnavutluk'u değil tüm Balkanları etkilemektedir. Türkiye hassas bir ekonomik süreçten geçmektedir ama bu hiçbir şekilde Arnavutluk'a olan yardımı ve ekonomik ilişkileri zedelememelidir. Türkiye, Arnavutluk'ta üçüncü büyük yabancı yatırımcı ama ilişkiler amaçladığımız noktada değil. Bu ilişkileri daha da geliştirmeliyiz."

Kodheli, Türkiye'nin AB yolunda büyük bir tecrübeye sahip olduğunu, Arnavutluk'un bu tecrübelerden faydalanması gerektiğini söyledi.

KKTC sadece “sonuç odaklı” bir müzakereden yana

LEFKOŞA (AA) – Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhuriyet Meclisi Başkanı Teberrüken Uluçay, Kıbrıs'ta yeni bir müzakere süreci başlayacaksa bunun mutlaka sonuç odaklı olması gerektiğini bildirdi.

KKTC'de temaslarda bulunan TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır ve beraberindeki heyet, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Teberrüken Uluçay tarafından makamında kabul edildi.

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Teberrüken Uluçay, burada yaptığı konuşmada, KKTC Cumhuriyet Meclisi ile TBMM arasında çok daha yakın koordineli bir iletişim sağlayarak özellikle dış ilişkiler anlamında daha etkin olmak için adımlar atacaklarını kaydetti.

Uluçay, atılacak adımlarda TBMM Dışişleri Komisyonu ile yakın bir çalışma içerisinde olacaklarını belirtti.

Kıbrıs sorununun kendileri için en önemli mesele olmaya devam ettiğini kaydeden Uluçay, "Eğer yeni bir müzakere süreci başlayacaksa bunun mutlaka sonuç odaklı olması gerekir. Biz de Kıbrıs adasında gerek ekonomik gerekse doğal kaynakların ortak kullanılabilmesi anlamında Kıbrıs Türk halkının dünyada hak ettiği yeri alabilmesi için mücadelemize devam edeceğiz." şeklinde konuştu.

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır da ilk ziyaretlerini KKTC’ye yaptıklarını vurgulayarak, Uluçay'a Meclis Başkanı Binali Yıldırım'ın selamını iletti.

Kıbrıs Türk halkının Kıbrıs sorunuyla ilgili beklentilerinin ikinci plana atılamayacağını ifade eden Bozkır, “Kıbrıs’ta atılan her kalp atışını Türkiye’den duyuyoruz." dedi.

Bozkır, İsviçre'nin Crans-Montana kentinde Temmuz 2017'de yapılan ve sonuç alınamayan Kıbrıs Konferansı'nın ardından Rumlar’ın gerçek niyetinin ortaya çıktığını belirterek, “Rumların bütün amaçları görüşmeler vasıtasıyla zaman kazanmak, elde ettikleri konumu güçlendirmek ve esas niyetlerinin Kıbrıslı Türkler’i kurmuş oldukları sahte devletin bir azınlığı olarak görmek.” diye konuştu.

Ucu olmayan sonuç alınması mümkün görülmeyen süreçlerin artık yararı olmayacağını düşündüklerini ifade eden Bozkır, BM Genel Sekreteri’nin de aynı görüşte olduğunu görmekten memnuniyet duydukları dile getirdi.

Bozkır, ekim ayında meclis açıldıktan sonra KKTC Başbakanı Tufan Erhürman ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay’ı ağırlamak istediklerini ve Kıbrıs sorunuyla ilgili kamuoyu ve komisyonla görüşlerini paylaşmalarının böylelikle mümkün olacağını kaydetti.

Volkan Bozkır, ABD'nin Ankara Büyükelçiliği Maslahatgüzarı'nı kabul etti

TBMM (AA) – TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır, "Türkiye ve ABD'nin gerçekten birbirlerine en ihtiyacı olduğu bir dönem yaşıyoruz. Bu dönemde ne Türkiye'nin ABD ile ne de ABD'nin Türkiye ile hasmane bir tutum içinde olması lüksü yoktur." dedi.

Bozkır, ABD'nin Ankara Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Jeffrey Hovenier'i Meclisteki makamında kabul etti.

Görüşme öncesinde konuşan Bozkır, Hovenier'in nezaket ziyaretinde bulunduğunu belirterek, "Görüşme sırasında bölgemizde cereyan etmekte olan son derece önemli gelişmeler hakkında görüş teatisinde bulunacağız. Ayrıca iki müttefik Türkiye ve ABD arasında son dönemde karşı karşıya olduğumuz bazı sıkıntıların nasıl giderilebileceğine ilişkin de TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve Ankara'daki Amerikan Büyükelçiliği olarak bir katkıda bulunulabilir mi? Onun arayışı içine gireceğiz." ifadesini kullandı.

İki ülke ilişkilerini değerlendiren Bozkır, Türkiye ve ABD'nin birbirlerine en çok ihtiyacı olduğu bir dönemin yaşadığına dikkati çekti.

Bozkır, şunları kaydetti:

"Bu dönemde ne Türkiye'nin ABD ile ne de ABD'nin Türkiye ile hasmane bir tutum içinde olması lüksü yoktur. Bu sorunların giderilemeyecek nitelikte olmadığını düşünüyorum. Önümüzdeki dönemde tekrar eski düzeyde birbirlerine güvenen, dost ve müttefik iki ülke olarak dünya siyaset arenasında yer alacağımızı temenni ediyorum."

Bozkır, Hovenier'e görevinde başarı diledi.

ABD'nin Ankara Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Jeffrey Hovenier de ABD'yi temsilen TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Bozkır'ı ziyaret etmekten duyduğu memnuniyeti aktardı.

TBMM'nin, iki ülkenin çıkarlarını geliştirmek adına ne kadar önemli rol oynadığının farkında olduğunu belirten Hovenier, "Sayın Büyükelçi Bozkır'ın bu konudaki kişisel liderliği konusunda, henüz daha bireysel anlamda tecrübe etme fırsatım olmadı, bunun da olacağını biliyorum. Elbette hem kendisiyle hem de diğer liderlerle ortak çıkarlarımızın geliştirilmesi adına beraber çalışmaktan memnuniyet duyacağım." diye konuştu.

– "Türkiye ile ABD arasında aslında halledilemeyecek hiçbir sorun yok"

Bozkır, İzmir'de terör örgütleri FETÖ ile PKK adına suç işlediği ve casusluk yaptığı iddiasıyla tutukluluğu ev hapsine çevrilen ABD uyruklu din adamı Andrew Craig Brunson'ın durumuna ilişkin soruya, şu yanıtı verdi:

"Türkiye ile ABD arasında aslında halledilemeyecek hiçbir sorun yoktur. Bunun nasıl tekrar eski rayına oturtulacağı konusunda ben şahsen basın yoluyla temaslar yerine iki ülkenin yetkilileri arasında yapılacak ve kamuoyuyla her şeyin paylaşılmayacağı temasların geçerli olduğuna inanıyorum. Diplomaside en önemli iki unsur; birisi mahremiyettir, diğeri ketumiyettir. Bu aşamada ABD ile Türkiye ilişkilerinin tekrar eski rayına oturtulmasında bu yüz yüze temaslarda ve yapılacak görüşmelerde böyle bir tavır çok önemlidir. Önümüzdeki dönemde bu sorunların giderileceğini ve tekrar bu iyi ilişkilerin en üst düzeyde devam edeceğine olan inancım tamdır."

"Türkiye ile ABD ilişkilerinin normale dönme süresiyle ilgili bir öngörünüz var mı?" sorusuna ise Bozkır, "Türkiye ile ABD ilişkilerini tek bir konuya teksif etmek yanlış olur. Ayrıca diplomaside bazen bir gün bile çok uzundur… Onun için bir süre vermek doğru değildir. Gelişmeler olumlu şekilde cereyan edecektir. Türkiye olarak biz ABD ile olan dostluğumuza önem veriyoruz. ABD'nin de aynı şekilde bize geri döneceğinden eminiz. Bu sorunlara karşılıklı görüşme yoluyla bir çözüm bulacağız." dedi.

Hovenier'in aynı soruya, "Söyleyeceklerimi en başta söylemiştim." karşılığını vermesi üzerine Bozkır, "Deneyimli bir diplomatın cevabı." ifadesini kullandı.

– "Olası müdahaleyle ilgili olarak derin endişe taşıyoruz"

Hovenier, Suriye'nin kuzeyine yaşanan gelişmeler hatırlatılarak, "Rusya'nın İdlib operasyonu var. Bununla ilgili ABD'nin kaygıları var. Nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna yönelik, şunları kaydetti:

"Bu konuda yine çok az şey söylemek istiyorum, Özellikle dün Suriye Özel Temsilcisi'nin burada yaptığı ziyaretten de yararlanarak. Bu konuda Sayın Başkanımız Trump da dün sabah tweet atmıştı, ABD'nin konuyla ilgili pozisyonuna ilişkin. Hükümetimizin de ifade ettiği gibi bu konuda herhangi bir olası müdahaleyle ilgili derin endişe taşıyoruz. Türk-Amerikan hükümetlerinin bu konuda aynı endişeleri paylaştığını düşünüyorum."

Mısır Parlamentosu Arap İşleri Komitesinin Türkiye açıklaması

TBMM (AA) – HÜSEYİN GAZİ KAYKI – TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır, "Mısır Parlamentosu Arap İşleri Komitesinin, bir yandan ülkemizi Irak'ın toprak bütünlüğünü ihlal etmekle itham ederken diğer yandan Irak'ın birlik ve bütünlüğü için asıl tehdit oluşturan terör örgütü PKK'ya destek veren bir yaklaşım sergilemesi ibret vericidir." dedi.

Bozkır, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Mısır Parlamentosu bünyesindeki Arap İşleri Komitesinin önceki gün yaptığı açıklamanın, Türkiye'yi son dönemde mesnetsiz iddialarla töhmet altında bırakma teşebbüsünü alışkanlık haline getirmiş olan komitenin nafile çabalarından bir yenisi olduğunu belirtti.

Volkan Bozkır, daha öncekilerde olduğu gibi bu beyanda da atıf yapılan tüm konuların çarpık ve tek taraflı bir bakış açısıyla yansıtıldığını, gerçek dışı ve asılsız iddialar temelinde Türkiye'nin karalanmaya çalışıldığını dile getirdi.

Bozkır, "Gerçek bir demokratik seçimle işbaşına gelen Sayın Cumhurbaşkanımız için kullanılan nitelemenin normal şartlarda halkın temsilcisi olması beklenen parlamentodaki bir komiteden gelmesi ise ayrıca not edilmesi gereken, külliyen reddettiğimiz, kabul edilemez bir durumdur." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'nin, komşuları Suriye ve Irak'ın toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini en çok gözeten ülke olduğunu vurgulayan Bozkır, şöyle devam etti:

"Bu anlayıştan hareketle, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Afrin'e yönelik harekatı bölücü bir terör örgütünün Türkiye'nin milli güvenliğine yönelik tehdidinin sonlandırılmasını hedeflemiştir. Harekat, aynı zamanda terör örgütünün, Suriye'nin siyasi birliği ve toprak bütünlüğü aleyhindeki emellerinin, kendisine biat etmeyen Kürt nüfus dahil Suriye halkı üzerindeki mezaliminin bertaraf edilmesine de yöneliktir.

Zeytin Dalı Harekatı, kaynağını BM Şartı'nın meşru müdafaa hakkına ilişkin 51. maddesi ve ilgili BM Güvenlik Konseyi kararlarından alan, uluslar arası hukukla uyumlu bir terörle mücadele harekatıdır. Zeytin Dalı Harekatı'nda sivil halk hiçbir zaman hedef alınmamış, sivil yerleşim alanlarının zarar görmemesi için büyük özen gösterilmiştir. Zeytin Dalı Harekatı, Suriye'deki diğer örneklerin aksine, terörle mücadelenin sivil zayiata ve yıkıma yol açmadan da yürütülebileceğini kanıtlamıştır."

Türkiye'nin, PKK terörüyle mücadele kararlılığının, Suriye'de olduğu gibi Irak için de geçerli olduğunu belirten Bozkır, terör örgütünün Irak'taki varlığından Irak hükümetinin de rahatsız olduğunu kaydetti.

Bozkır, "Mısır Parlamentosu Arap İşleri Komitesinin, bir yandan ülkemizi Irak'ın toprak bütünlüğünü ihlal etmekle itham ederken diğer yandan Irak'ın birlik ve bütünlüğü için asıl tehdit oluşturan terör örgütü PKK'ya destek veren bir yaklaşım sergilemesi ibret vericidir." ifadesini kullandı.

Komitenin açıklamasında, ocak ayında Ege'de durdurulan bir gemiye atfen, Türkiye'nin Libya siyaseti hakkında da akıl ve izana sığmayan çarpıtmalar yapıldığını kaydeden Bozkır, bu gemiyle ilgili iddiaların, en hafif tabirle gülünç olduğunu belirtti.

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Bozkır, şunları söyledi:

"Mısır Parlamentosu Arap İşleri Komitesinin ülkemizin Libya'da BM öncülüğünde yürütülen uzlaşı sürecine katkılarını bilerek gözardı etmesi, ne Libya'daki gelişmelerle, ne de sahadaki gerçeklerle alakası olan sakat bir anlayışın tezahürüdür. Komitenin hayal mahsulü unsurlarla Türkiye'yi bir kez daha hedef alması, içine düştüğü aczin ve kompleksin vahim boyutlarını göstermektedir. Bu tabloya Ermeni iddialarının eklenmesi ise beyana yansıtılan hastalıklı ruh halinin ve Türkiye aleyhtarlığının ilave bir kanıtıdır. Tüm bunlar böylesine zavallı bir teşebbüssün tarafımızdan ciddiye alınmasını esasen imkansız kılmaktadır. Bu talihsiz beyanda imzası bulunanları, ülkemize yönelik olarak insafsız bir karalama kampanyası yürüterek dikkati başka yerlere çekmeye çalışmak yerine, önce kendisine bakmaya ve Mısır halkının beklentilerini karşılamaya ve bölgenin barış ve istikrarı için sorumluluk üstlenmeye davet ediyoruz."

Gana parlamento heyeti TBMM’de

TBMM (AA) – TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır, Gana-Türkiye Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Sualihu Dandawa Al Hasan ve beraberindeki heyeti kabul etti.

Bozkır, kabulde yaptığı konuşmada, Gana'nın Türkiye için önemli bir ülke olduğunu söyledi. 2018 yılında diplomatik ilişkiler tesisinin 60. yıl dönümünün kutlandığını ifade eden Bozkır, "Özgün geçmişi, ekonomik potansiyeli, demokrasi geleneği ve günümüzdeki başarıyla Gana'ya çok büyük önem veriyoruz." dedi.

Bozkır, iki ülke arasındaki ilişkilerin daha da geliştirilmesi gerektiğini kaydetti.

Al Hasan da Gana'ya Türkiye'nin desteğiyle çok önemli yatırımlar yapıldığını belirtti. Al Hasan, "Türkiye'nin desteğiyle ülkemize hastaneler, cami, köprü gibi yatırımlar yapıldı ve yapılmakta. Türkiye olmasaydı biz bu yatırımlara sahip olamazdık." diye konuştu.

Bozkır ayrıca Finlandiya Ankara Büyükelçisi Paivi Kairamo, Meksika Ankara Büyükelçisi Bernardo Cordova Tello ve Bangladeş Ankara Büyükelçisi M. Allama Sıddıki'yi de ayrı ayrı kabul etti.

"ABD ile Münbiç'i görüşüyoruz"

TBMM (AA) – MUHAMMET EMİN AVUNDUKLUOĞLU – TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır, olası Münbiç operasyonuna ilişkin, "ABD ile bu konuyu koşuyoruz, bizi anlayacaklarını ümit ediyoruz. Karşı karşıya gelmemizi gerektirecek bir ortamı yaratmamalarını talep ediyoruz." dedi.

Zeytin Dalı Harekatı'na ilişkin, Türkiye-ABD ilişkilerini AA muhabirine değerlendiren Bozkır, ABD'nin YPG/PKK terör örgütüne destek vermekle "son derece tehlikeli bir oyun oynadığını" belirtti.

Türkiye'nin öncelikle Fırat'ın batısında, sonrasında doğusunda bir terör kuşağına asla izin vermeyeceğini vurgulayan Bozkır, "Biz başından beri öncelikle bu terör kuşağının Fırat'ın batısına geçmemesini istedik. Fırat Kalkanı Harekatı'yla yapılmak istenen de buydu." diye konuştu.

Afrin bölgesinin terör örgütünden tamamen temizlenmesinden sonra Münbiç'e operasyon yapılacağına işaret eden Bozkır, şöyle devam etti:

"Münbiç'in de bir şekilde PKK'nın uzantısı terör örgütü YPG'nin elinden kurtarılması lazım. Münbiç'de eskiden hiç Kürt yoktu. Şimdi tamamen Kürt nüfuslu bir kasaba haline geldi. Aynı Ayn El-Arab'ta, Kobani'de yapılan Münbiç'de de yapıldı. Türkiye'nin buna izin vermesi mümkün değildir."

Bozkır, olası Münbiç operasyonuna ilişkin ABD ile konuyu konuştuklarına değinerek, "Bizi anlayacaklarını ümit ediyoruz. Karşı karşıya gelmemizi gerektirecek bir ortamı yaratmamalarını da talep ediyoruz." ifadesini kullandı.

Türkiye'nin ABD'ye diplomatik görüşmelerde Suriye'deki YPG/PKK varlığına ilişkin kaygılarını sürekli ve somut bir şekilde aktardığına dikkati çeken Bozkır, "Görüşmelerimizde anladıkları kanaatine varıyoruz, fakat sonradan bize vadedilenlerin yerine getirilmediğini ve hiç hesapta olmayan yeni işbirliklerinin oluştuğunu saptıyoruz." dedi.

-En güçlü partner Türkiye

Bozkır, ABD'nin PKK'nın Suriye uzantısı YPG ile yaptığı işbirliğinin, "silah yardımı yapmak, teröristleri eğitmek ve onların bir bölgeyi ele geçirmesine yardımcı olmak" şeklinde olduğunu belirtti.

Suriye'de son derece tehlikeli bir oyun oynandığını vurgulayan Bozkır, "ABD, eğer Suriye'ye, Irak'a veya bölgeye gelmek istiyorsa, bu bölgedeki en güçlü partneri Türkiye'dir. Güvenebileceği, bu ilişkiyi sürdürebileceği, bölgede barış ve huzurun sağlanması için birlikte çalışabileceği tek ülke Türkiye’dir." diye konuştu.

ABD'nin Türkiye ile işbirliği yapması beklenirken, Türkiye'ye zarar vermek için oluşturulmuş bir terör grubuna destek verdiğine dikkati çekerek, bunun yanlış bir seçim olduğunu bildirdi. Bozkır, bunun basit bir olay olmadığına belirterek, "Bütün geleceğimizi tehdit edebilecek, bombalı saldırılar yanında o bölgede etnik yapıyı değiştirebilecek, o bölgeyi zorla bir etnik grubun hegemonyasına sokabilecek, ileride çok daha büyük sorunlara yok açabilecek bir tabloyla karşı karşıya kaldık." görüşüne yer verdi.

Suriye'nin yüzyıllarca Osmanlı toprağı olduğunu hatırlatan Bozkır, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Biz o bölgenin etnik yapısını, orda kimlerin yaşadığını, köylerini, dağlarını, vadilerini, her şeyini ezbere biliriz. Öyle bir manzara görüyoruz ki; bin yıldır orada Türkmenler, Araplar, Kürtler, Hristiyanlar kozmopolit bir nüfus yapısı yaşarken, bazı yerlerden Türkmenlerin, Arapların, Hristiyanların tamamen kaçırıldığını ve buraların nerdeyse tamamının Kürtlerden oluşan şehirler ve kasabalar haline getirliğini görüyoruz. Bu ne kabul edilebilir, ne de huzur verecek bir sonuçtur. Bu durum oradan kaçırılan insanlara da tamamen haksızlıktır."

Bozkır, Türkiye'nin, Suriye'de etnik yapının değiştirilmesinden son derece rahatsız olduğunu, böyle bir oldu bittiye izin vermeyeceğini daha önce dile getirdiğini belirterek, bu meselenin Türkiye'nin bir güvenlik ve beka sorunu olduğunu vurguladı.

Fırat Kalkanı Harekatı'nın da bu amaçla yapıldığına dikkati çeken Bozkır, şunları kaydetti:

"DEAŞ'a ilk ve en büyük darbeyi vuran Türkiye'dir. DEAŞ harekattan sonra pamuk ipliği gibi çözüldü. Bugün giderek küçülen, ortadan kalkma temayülüne girmiş bir terör örgütü haline geldi. Afrin tabiyatıyla bizim içimize hançer gibi giren bir bölgedir. Reyhanlı, Kilis bütün güney bölgelerimiz buradan füze saldırısına hedef olabilecek yakınlıktadır. Eskiden hiç yokken, bu bölgeyi PKK uzantısı gruplar idare ediyor gibi görünüyor, oradaki halkın kaçmasına neden oluyorlar. Bunların bir kısmı Türkiye'ye geldi, bir kısmı Suriye'nin başka yerlerine gitti. Bu etnik yapıyı değiştirme operasyonunun sürdüğünü görünce müdahale ettik."