Osmanlı'nın mutfak zenginliği kayıt altına alınıyor

İZMİR (AA) – YUSUF ŞAHBAZ – Doğu ve batı kültürlerini damak tadında da harmanlayarak eşsiz lezzetler yaratan Osmanlı mutfağı, İzmir Olgunlaşma Enstitüsü'nde yürütülen bir projeyle kayıt altına alınarak gelecek nesillere ulaştırılacak.

Türk kültürünü korumak, gelecek kuşaklara ulaştırmak ve eğitimlerle kadın istihdamı oluşturmak amacıyla faaliyet gösteren İzmir Olgunlaşma Enstitüsünde giyim ve aksesuarın yanında Türk mutfağına yönelik çalışmalar da yürütülüyor.

Osmanlı şerbetleriyle ilgili çalışmaları sonucunda bir kitap çıkaran enstitü şimdi de Osmanlı Saray Mutfağı üzerine çalışma yapıyor. Çalışanlarının yoğun ve titiz araştırmasıyla saray mutfağının gerçek tariflerine ulaşılarak kayıt altına alınan enstitüde, yemekler kursiyerlere de öğretiliyor. Etli yemeklerin ağırlıkta olduğu saray mutfağında tatlılar da büyük bir yer kaplıyor.

– "Hedefimiz bütün dünyada Türk mutfağını tanıtmak"

Enstitü müdürü Şule Aydın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, geleneksel yiyecek ve içecekler üzerine arşiv çalışması yaptıklarını, tarif sahiplerini ziyaret ettiklerini, elde ettikleri tarifleri mutfakta denediklerini, başarılı bulunanları ise kayıt altına aldıklarını söyledi.

Saray mutfağı kapsamında Osmanlı şerbetleri üzerine çalışma yaptıklarını anımsatan Aydın, "Aslına uygun şekilde bu şerbetlerin tariflerinin yer aldığı bir kitabımız basıldı. Büyük ilgi gören bu kitapta birbirininden lezzetli ve faydalı şerbetlerin hem İngilizce hem de Türkçe tarifleri mevcut." dedi.

Şimdi de saray mutfağını gündemlerine aldıklarını kaydeden Aydın, "Saray mutfağının tarihi 14. yüzyıla kadar uzanıyor. İlk olarak Fatih Sultan Mehmet ile Osmanlıya giren mutfağın zaman içinde gelişerek çok büyümüş. Bazı yemekler günümüze kadar korunurken bazıları ise bulunduğu bölgeye göre değişiklik göstermiş. Bizde kaybolmaya yüz tutmuş bu eşsiz mutfağın eşsiz lezzetlerini tekrar gün yüzünü çıkartıyoruz." ifadelerini kullandı.

Aydın, tarifleri usta öğreticilerle kursiyerlere öğrettiklerini dile getirdi.

Gelecek kuşakların bu zengin kültürü öğrenmesi için çalıştıklarının altını çizen Aydın, şöyle konuştu:

"Sadece Türkiye’de değil dünyada Osmanlı mutfağını yaymak ve herkese tattırmak istiyoruz. Giysi kültürümüzü yurt dışına taşıyıp tanıttığımız gibi yemek kültürümüzü de taşımak istiyoruz. Çünkü Türk Mutfağı eşsiz."

Şule Aydın, enstitüde ayrıca geleneksel kıyafetler üzerinde çalışmalar yaptıklarını, geleneksel Türk kıyafetleriyle yurt dışında bir çok defile gerçekleştirdiklerini sözlerine ekledi.

– Yeşil elma suyuyla "tuffahiye", kuru meyveyle "kuzu mutancana"

Kayıt altına alınan yemeklerden "kuzu mutancana"da zıt lezzetler bir araya getiriliyor. Hem nar ekşisi hem de incir, erik, kayısı gibi kuru meyvelerin bulunduğu mutanacada et olarak ise kuzu eti tercih ediliyor. Arpacık soğanlarıyla lezzet verilen yemeğin görünüşü de oldukça çekici.

İsmi Arapça yeşil elma anlamına gelen "tuffahiye"de ise tarçın, zencefil ve soğanla bir gün bekletilen kuzu incik, yeşil elma suyunda pişiyor. Hem pişirmesi hem de yapımı kolay olan bu yemek Fatih Sultan Mehmet'in en sevdiği yemeklerden bir tanesi.

Hakanların helvası anlamına gelen "helva-i hakaniyye" ise diğer helvalardan farklı olarak şerbetinde süt ve bal bulunduruyor. Pişirme aşamasında kaymakla daha da lezzetlenen helva Osmanlı padişahlarının özellikle tercih ettiği tatlılar arasında.

Osmanlı İmparatorluğuna 15. yüzyılda tüketilmeye başlayan ve zenginliğin nişanesi olarak kabul edilen pirinç ise sultan sofralarında özel misafirlere ikram edilen vazgeçilmez lezzetlerden biri olarak kayıt altında.

Advertisements

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?