Categories
Sağlık

“Biyonik kulak”lı genç hayalini gerçekleştiriyor

ANKARA (AA) – DUYGU YENER – Türkiye’nin en küçük yaşta “biyonik kulak” ameliyatını olan doğuştan işitme engelli Zübeyde Ateş, diş hekimliği öğrenimi görerek çocukluk hayalini gerçekleştiriyor.

Öğretmen olan Nurten ve İsmail Ateş çifti, evlendikten 7 yıl sonra tüp bebek yöntemiyle çocuk sahibi oldu. Ateş çiftinin “Çağdaş” ve “Zübeyde” ismini verdikleri ikiz çocukları dünyaya geldi. Ancak aile, ikizlerden Zübeyde’nin 6 aylıkken rutin kontrolleri sırasında işitme engelli olduğunu öğrenmesiyle büyük üzüntü yaşadı.

Hatay’da yaşayan Ateş ailesi, kızlarının tedavisi için Ankara’da Hacettepe Üniversitesi Hastanesine başvurdu. Zübeyde Ateş, 1998 yılında “biyonik kulak” olarak bilinen ve iç kulaktaki sorunları gidermek amacıyla yapılan “koklear implant” ameliyatı oldu.

Henüz 14 aylıkken “biyonik kulak” takılan Ateş, bu ameliyatın uygulandığı “en genç hasta” oldu.

Bu cihazı kullandığını 5-6 yaşlarına geldiğinde fark eden Zübeyde Ateş, ailesinin desteğiyle başarılı bir öğrencilik hayatı geçirdi. Üniversite sınavında çocukluk hayali olan diş hekimliği fakültesini kazanan Ateş, halen memleketi Hatay’da Mustafa Kemal Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi 2’nci sınıfında öğrenim görüyor.

“Biyonik kulak” takıldıktan sonra yaşadığı süreci AA muhabirine anlatan Zübeyde Ateş, “(Anne) diyebilecek mi?” diye endişelenen ailesinin ilgisi ve aldığı eğitim sayesinde işitme sorununu aştığını söyledi.

Ateş, kısa sürede yaşıtlarıyla aynı seviyeye geldiğini belirterek, “Çok ilgili bir ailem var. Onlar sayesinde konuşabiliyor ve duyabiliyordum. Zamanla yaşıtlarımdan daha iyi olduğumu görmek beni mutlu ediyordu. Ailemin desteği sayesinde yaşıtlarıma göre çok daha iyi işiten ve konuşan bir seviyeye geldim. Aldığım eğitim sayesinde okulda da başarılıydım. Bu sayede çok istediğim diş hekimliğini kazandım, ileride iyi bir hekim olmayı istiyorum.” dedi.

İkiz erkek kardeşinin de bu süreçte kendisine büyük destek verdiğini anlatan Zübeyde Ateş, şöyle devam etti:

“İkimizin beraber oyun oynaması o dönemde benim için büyük avantaj sağlıyordu. Sürekli konuşmak, oyun oynamak, onun söylediklerini tekrar etmek konuşmamı çok etkiliyordu. Kardeşim oyun oynarken bazen dalga geçerdi. ‘Erik’ yerine ‘enik’ derdim mesela. Kardeşim ve ailem bu süreçte benim en büyük destekçilerim olmuşlardı. Burada aile çok önemli. Hiçbir zaman bana hasta olduğumu hissettirmediler. Yakınlarımız ve çevremiz de öyle. Bizim çevremizde bana hiç o gözle bakmadılar. ‘Tane tane konuşayım’, ‘hareket yapayım’ ya da ‘ağız hareketlerine bakayım’ diye bir şey içine girmediler. Ailelerin bilinçli olması gerekiyor. Onlar olmasa belki bu kadar başarılı olamazdım.”

Ateş, yaşadıklarından yola çıkarak kişisel gelişim alanında bir kitap yazmayı düşündüğünü, kitabın ailelere yol gösterici olmasını ümit ettiğini de sözlerine ekledi.

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?