“Türkiye'nin Yıldızları”: Fatih Başköy

İSTANBUL (AA) – ERKAN TİRYAKİ – Ordu'da yetiştirme yurdunda büyüyen İstanbul Büyükşehir Belediyespor'un milli güreşçisi Fatih Başköy, zorluklar altında geçen çocukluğuna rağmen, "huzur bileti" olarak gördüğü güreşte genç yaşında önemli başarılar yakaladı.

Son olarak Polonya'da yapılan Dünya 23 Yaş Altı Güreş Şampiyonası'nda 98 kiloda bronz madalya kazanan milli güreşçi, 23 Yaş Altı Avrupa Şampiyonası'nda da Türkiye'ye bronz madalya getirdi.

Zorluklara rağmen dört elle güreşe sarılan Fatih Başköy, çocukluğunun geçtiği dönemden hedeflerine kadar birçok konuda AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

  • Fatih: "Başarı ve huzuru güreşte buldum"

Ordu'da devletin yetiştirme yurdunda büyüdüğünü belirten Fatih Başköy, kendini keşfedene kadar çalkantılı dönemler geçirdiğini aktardı.

Güreş sporunun hayatına yön verdiğini vurgulayan Fatih, şöyle konuştu:

"Aile kavramından çok uzaksınsınız. Çevrende bunu yaşayıp yurda gelen ranza arkadaşların oluyor. Ailesini kaybedip, kötü bir şekilde oraya gelenler de var. Bulunduğun konumu öğrenmen biraz zaman alıyor. Benim en büyük şansım, bulunduğum yerde çalışan devlet görevlilerinin işlerini çok iyi yapmasıydı. Benim de çalkantılı dönemlerim oldu. O zamanki hocalarım, yurt müdürümüz bana büyük destek verdi. Bazı şeyleri insan kabullenmek istemiyor. Devlet yurdunda ilk sarılmam gereken şeyin güreş olduğunu erken öğrendim. Başarılı ve huzurlu bir hayatın uçak biletini ben güreşte buldum."

Devletin yurtta büyüyen çocuklara iş imkanı da sağladığını aktaran Fatih, "Yurtta yenildiğim benden daha iyi arkadaşlar vardı. Hatta onlara yenildiğim zaman ağlıyordum da. Ben yoluma güreşte devam ettim. Devlet 18 yaşından sonra iş imkanı tanıyor. Güreşi bıraksaydım ve sadece devlet memuru olsaydım, vermiş olduğum bütün emek boşa gidecekti. Geri dönüşü yoktu." ifadelerini kullandı.

  • "Ben, Türkiye Cumhuriyeti'nin çocuğuyum"

Fatih Başköy, anne-baba kavramından uzak bir çocukluk geçirdiği ve kendisini Türkiye Cumhuriyeti'nin çocuğu olarak gördüğünü dile getirdi.

Devletin kendisi üzerinde emeğinin çok büyük olduğunu vurgulayan Fatih, "Ben, Türkiye Cumhuriyeti'nin çocuğuyum. Çok küçük yaşta devlet yurduna girdim. Şu anda da Cumhurbaşkanımızın kurmuş olduğu kulüpte yoluma devam ediyorum. Devletimize borcumu hiçbir zaman ödeyemem. Gönlümden geçen, Tokyo 2020 Olimpiyat Oyunları'nda bayrağımızı dalgalandırıp, İstiklal Marşı'mızı okutmak. Böylece dünyaya Türk milletinin gücünü de göstermiş olurum." değerlendirmesinde bulundu.

Güreşe 10 yaşında başladığını ve defalarca pes etme noktasına geldiğini vurgulayan 24 yaşındaki milli sporcu, şunları söyledi:

"Küçüklüğümde çok kiloluydum. Bu kiloda yapılacak sporlar belliydi. Mecbur spor yapmak zorundaydık. Ailesinin yanındaki çocuklar gibi avantajımız yoktu. Enerjimizi harcamak için bir şeylerle oyalanmak zorundaydık. Bu yüzden güreşe yöneldim. İlk başta istemedim. Antrenmanlarda ağladım, maçlara gitmek istemedim. Kazanmanın verdiği haz gelmeye başlayınca, devam ettim. Çok zorlandım. Defalarca pes etme aşamasına geldim. Devletimiz bize çok büyük imkanlar verdi. Güreş benim her zaman ilk seçeneğim oldu. Başarılar da zorluklarla daha tatlı oluyor. İmkansızlıklarda elde edilen en ufak başarı, bakanlığımızda büyük bir yankı uyandırdı."

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan "aferin" almayı hayal ediyor

Milli güreşçi, büyükler kategorisinde zirveye çıkarak Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan "aferin" almayı hayal ediyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sporcuları davet ettiği bazı programlara katıldığını aktaran Fatih, "Birebir görüşmek nasip olmadı ama çok isterim. En büyük hayal, al bayrağı göndere çekebilmek. Önemli bir başarı kazandığım zaman Cumhurbaşkanımızın bana, 'Aferin oğlum.' demesi, büyük sevinç kaynağı olacaktır. Devletin çocuğuyum, devlet büyüğümüzden aferin almak sonsuz bir mutluluktur. Bunun hayalini her zaman kuruyorum ama olması için de ilk önce çalışmak lazım." şeklinde konuştu.

  • "İki büyük aileyi temsil ediyorum"

Fatih Başköy, küçük yaştan bu yana kendisine sahip çıkan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile şu anki kulübü İstanbul Büyükşehir Belediyespor'u ailesi olarak gördüğünü anlattı.

Ordu'da ilk olarak Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı adına güreşe başlayan milli sporcu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Güreşe ve sosyal hayatıma çok kolaylıklarla başlamadım. Yatakhaneden bozma bir salonda güreşe başladım. Kısıtlı imkanlarla bir şeyleri başarmaya çalıştık. Yaklaşık 7-8 yıl orada güreştim. O zamanki adıyla Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nı temsil ediyordum. Sonra da bu büyük kulübün dikkatini çekmeyi başardım. 2011 yılında buraya transfer oldum. Hem Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığını hem de İstanbul Büyükşehir Belediyespor'u ailem olarak görüyorum. Gerçek anne-baba kavramına uzak bir hayat yaşadım ama Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile İstanbul Büyükşehir Belediyespor benim iki büyük ailem oldu."

19 Mayıs Üniversitesi Yaşar Doğu Spor Bilimleri Fakültesinde öğretmenlik okuyan Fatih, sporun yanında eğitimine de devam ettiğini belirterek, "Kimsesiz çocukların öncüsü olmak istiyorum. En azından bir kişi bile çıkıp, 'Fatih ağabey vardı, başardı. Ben ondan daha fazlasını başarabilirim.' dese, bana yeter. Spor hayatımın yanı sıra eğitim hayatıma da çok önem veriyorum." şeklinde görüş belirttti.

Ordu'da kendi adını taşıyan bir güreş salonunun yapıldığını da aktaran Fatih, "Çok güzel, tarif edilemez bir duygu. Çok zorluklardan geldiğim için tarif edilemez bir duygu. Madalya kazanmak, rakiplerinizi yenmek, başarı elde etmek, milli duygular. Bu dünyada sizden bir eser olarak kalacak. 'Fatih ağabey başardı.' demeleri için somut bir örnek." diyerek sözlerini tamamladı.

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?