Tek koluyla hayata tutunan Yaren azmiyle takdir topluyor

ORDU (AA) – HAYATİ AKÇAY – Ordu'da doğuştan sağ kolu ve iki bacağı olmayan, bütün işlerini sol koluyla yapmaya çalışan 11 yaşındaki Yaren Ömerustaoğlu, okulunda gösterdiği azmiyle herkese örnek oluyor.

Anadolu Ajansının 2015 yılında "Tek koluyla hayata tutunan Yaren, akülü araç istiyor" başlıklı haberiyle gündeme getirdiği Yaren Ömerustaoğlu, Altınordu Atatürk Ortaokulu 6. sınıfta öğrenim görüyor.

Gösterdiği azim ve istekle başta sınıf arkadaşları olmak üzere tüm okula örnek olan Yaren, okul yönetimi ve öğretmenlerinin de takdirini topluyor.

Yaren'le yakından ilgilenen diğer öğrenciler, öğle arası ve teneffüslerde arkadaşlarıyla oynamayı ihmal etmiyor.

Yaren Ömerustaoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, arkadaşlarını çok sevdiğini belirterek, "Onlarla çok mutlu oluyorum. Onlar da beni çok seviyor ve bana yardımcı oluyorlar. Zil çalınca dışarı götürüyor, gezdiriyorlar, oyun oynuyoruz." dedi.

Büyüyünce Türkçe öğretmeni olmak istediğini dile getiren Yaren, bunun için çok çalıştığını söyledi.

Anne Azime Ömerustaoğlu, kızının doğuştan iki bacağı ve sağ kolunun olmadığını belirterek, "Yaren’i okutmak için Gölköy'den Ordu'ya taşındım. Yaren için şu an kiradayım. Eşim inşaatta çalışıyor ama Yaren'i okutmak zorundayım. Yaren'i özel kurslara götürüyorum. Yani bütün günüm okulda ve onunla geçiyor." diye konuştu.

Okul Müdürü Hakan Aksoy ise Yaren'e tüm okulun yardımcı olmaya çalıştığını kaydederek, "Yaren iyi ki bizim öğrencimiz. Biz kendisi gibi azimli bir öğrenciye sahip olduğumuz için çok mutluyuz." ifadesini kullandı.

Yaren'in tüm derslerinde gösterdiği gayret ve mücadelenin takdir edildiğini vurgulayan Aksoy, Yaren'in bazı derslerde sınıf arkadaşlarından daha başarılı olduğuna dikkati çekti.

Aksoy, Yaren'in ortaya koyduğu azimli mücadelenin okuldaki tüm çocuklara örnek olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:

"Yaren derslerinde başarılı bir öğrencimiz. Yaren tek kolu olmasına rağmen yazı yazmayı çok seviyor, notlarını alıyor. Derslerine çalışıyor. Okulda, evde derslerle ilgili faaliyetler yürütüyor. Kendisi bu faaliyetlerin tamamında yer alıyor."

Yaren'in ailesine teşekkür eden Aksoy, kızının yanından hiçbir zaman ayrılmayan anne Azime Ömerustaoğlu'nu okul yönetimi olarak yılın annesi seçmeyi düşündüklerini aktardı.

  • "Azmi ve mücadelesi bizlere de çok şey öğretiyor"

Sınıf öğretmeni Hatice Yetkin de Yaren'in sorumluluk alabilen bir öğrenci olduğuna işaret ederek, "Yaren gerek okul içi gerek okul dışındaki azmi ve örnek davranışlarıyla hepimize örnek oluyor. Onun gayretli azmi ve mücadelesi bizlere de çok şey öğretiyor." dedi.

Rehber öğretmen Jale Gülaç ise Yaren'in ciddi anlamda sınıfa ve okula pozitif enerji veren bir çocuk olduğunu belirterek, "Yaren elinden gelen her şeyi yapabilen bir öğrencimiz. Okuldaki tüm öğrencilerimiz onu çok seviyor." diye konuştu.

Ayakkabı tamircisi kadın “aile mesleği”ne sahip çıkıyor

ORDU (AA) – EYÜP ELEVLİ – Ordu'nun Mesudiye ilçesinde 15 yıldır ayakkabı tamir eden Zeynep Kandar, aile mesleğine sahip çıkıyor.

Dedesinin ardından mesleği devam ettiren babasının yanında ayakkabı tamir etmeyi öğrenen 53 yaşındaki Kandar, yaklaşık 15 yıl önce babasını kaybetmesiyle büyük üzüntü yaşadı.

Aile mesleğini sürdürmek isteyen Zeynep usta, açtığı küçük bir dükkanda ayakkabı tamir ediyor.

İki çocuk annesi Zeynep Kandar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, baba mesleğini sürdürdüğü için şanslı olduğunu söyledi.

Babası vefat ettikten sonra "Dükkan kapalı kalmasın, ben yaparım" diyerek işi sahiplendiğini anlatan Kandar, ilçede ayakkabı tamir ihtiyacını da karşıladığı için müşterilerin memnun kaldığını dile getirdi.

Kandar, işi babasından öğrendiğini, böylelikle mesleği devam ettirebildiğini belirterek, "Dededen ve sonra da babamdan gelen bir meslek. Ben babamın yanındaydım, öğreniyordum, görüyordum ama böyle bir şey olacağını bilseydim daha da çok öğrenmeye çalışırdım. Yaptığım işlerden hiç şikayet gelmedi. Rahmetli dedem ayakkabıcıymış, ondan sonra da babam ve sonra torununa yani bana geçti." şeklinde konuştu.

Kadın ayakkabıcı gören müşterilerin şaşkınlığını gizleyemediğine dikkati çeken Kandar, "Dükkana gelenler, kadın ayakkabı yapıyor diye önce şaşırıyorlar hatta içeride oturan erkek müşterilere bakıyorlar ve 'Siz mi yapıyorsunuz?' diye onlara soruyorlar. 'Yok, bayan yapıyor.' denince şaşırıyorlar ama artık alıştılar. İnsanların hoşuna gidiyor ve gurur duyuyorlar." ifadelerini kullandı.

Kandar, mesleğini severek yaptığını kaydederek, "Güzel bir iş. Sabah erkenden geliyorum ve akşam saatlerine kadar dükkanda oluyorum. Yazın kalabalık olduğu için daha çok iş oluyor ve dükkandan daha geç çıkıyorum. İş bitince de köyüme gidiyorum." diye konuştu.

  • "Herkes memnun olunca benim de hoşuma gidiyor"

Evinin geçimine katkı sağlamanın mutluluğunu yaşadığını belirten Kandar, şöyle devam etti:

"Kızım il dışında yaşıyor, oğlum da burada ilçede çalışıyor. Evimin yanı sıra onlara da torunlarıma da katkım oluyor. İşimi severek yapıyorum, benim için adeta bir hobi gibi. Stresimi de atmama yardımcı oluyor. Ayakkabı tamir etmeye, elden ayaktan kalana kadar devam etmek istiyorum. İlçe halkı, 'Ne olur dükkanı kapatma.' diyorlar. Bu anlamda çok ısrar ediyorlar. Kapatsam ilçede bu işi yapan başka kimse yok. Dolayısıyla başka yere gitmek durumunda kalacaklar. Herkes memnun olunca benim de hoşuma gidiyor."

Kandar, ekonomik durumu iyi olmayan müşterilerine yardımcı olmaya çalıştığını belirterek, "Öğrenci ya da yaşlı olsun, 'Param yok.' derse yardımcı oluyorum. 'Allah razı olsun.' demeleri bana yetiyor. Bazen elime geçen ve tamirini yaptığım ayakkabıları, yırtık ayakkabı giyindiğini gördüğüm öğrencilere veriyorum." dedi.

Müşterilerden Hasibe Cam da ilçede işlerini görebilecekleri küçük ama memnun kaldıkları bir dükkan olduğunu dile getirdi.

Cam, ilk gördüklerinde kadın tamirci olmasının kendilerine garip geldiğini ancak zamanla bu duruma alıştıklarını sözlerine ekledi.

“Türkiye'nin Yıldızları”: Fatih Başköy

İSTANBUL (AA) – ERKAN TİRYAKİ – Ordu'da yetiştirme yurdunda büyüyen İstanbul Büyükşehir Belediyespor'un milli güreşçisi Fatih Başköy, zorluklar altında geçen çocukluğuna rağmen, "huzur bileti" olarak gördüğü güreşte genç yaşında önemli başarılar yakaladı.

Son olarak Polonya'da yapılan Dünya 23 Yaş Altı Güreş Şampiyonası'nda 98 kiloda bronz madalya kazanan milli güreşçi, 23 Yaş Altı Avrupa Şampiyonası'nda da Türkiye'ye bronz madalya getirdi.

Zorluklara rağmen dört elle güreşe sarılan Fatih Başköy, çocukluğunun geçtiği dönemden hedeflerine kadar birçok konuda AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

  • Fatih: "Başarı ve huzuru güreşte buldum"

Ordu'da devletin yetiştirme yurdunda büyüdüğünü belirten Fatih Başköy, kendini keşfedene kadar çalkantılı dönemler geçirdiğini aktardı.

Güreş sporunun hayatına yön verdiğini vurgulayan Fatih, şöyle konuştu:

"Aile kavramından çok uzaksınsınız. Çevrende bunu yaşayıp yurda gelen ranza arkadaşların oluyor. Ailesini kaybedip, kötü bir şekilde oraya gelenler de var. Bulunduğun konumu öğrenmen biraz zaman alıyor. Benim en büyük şansım, bulunduğum yerde çalışan devlet görevlilerinin işlerini çok iyi yapmasıydı. Benim de çalkantılı dönemlerim oldu. O zamanki hocalarım, yurt müdürümüz bana büyük destek verdi. Bazı şeyleri insan kabullenmek istemiyor. Devlet yurdunda ilk sarılmam gereken şeyin güreş olduğunu erken öğrendim. Başarılı ve huzurlu bir hayatın uçak biletini ben güreşte buldum."

Devletin yurtta büyüyen çocuklara iş imkanı da sağladığını aktaran Fatih, "Yurtta yenildiğim benden daha iyi arkadaşlar vardı. Hatta onlara yenildiğim zaman ağlıyordum da. Ben yoluma güreşte devam ettim. Devlet 18 yaşından sonra iş imkanı tanıyor. Güreşi bıraksaydım ve sadece devlet memuru olsaydım, vermiş olduğum bütün emek boşa gidecekti. Geri dönüşü yoktu." ifadelerini kullandı.

  • "Ben, Türkiye Cumhuriyeti'nin çocuğuyum"

Fatih Başköy, anne-baba kavramından uzak bir çocukluk geçirdiği ve kendisini Türkiye Cumhuriyeti'nin çocuğu olarak gördüğünü dile getirdi.

Devletin kendisi üzerinde emeğinin çok büyük olduğunu vurgulayan Fatih, "Ben, Türkiye Cumhuriyeti'nin çocuğuyum. Çok küçük yaşta devlet yurduna girdim. Şu anda da Cumhurbaşkanımızın kurmuş olduğu kulüpte yoluma devam ediyorum. Devletimize borcumu hiçbir zaman ödeyemem. Gönlümden geçen, Tokyo 2020 Olimpiyat Oyunları'nda bayrağımızı dalgalandırıp, İstiklal Marşı'mızı okutmak. Böylece dünyaya Türk milletinin gücünü de göstermiş olurum." değerlendirmesinde bulundu.

Güreşe 10 yaşında başladığını ve defalarca pes etme noktasına geldiğini vurgulayan 24 yaşındaki milli sporcu, şunları söyledi:

"Küçüklüğümde çok kiloluydum. Bu kiloda yapılacak sporlar belliydi. Mecbur spor yapmak zorundaydık. Ailesinin yanındaki çocuklar gibi avantajımız yoktu. Enerjimizi harcamak için bir şeylerle oyalanmak zorundaydık. Bu yüzden güreşe yöneldim. İlk başta istemedim. Antrenmanlarda ağladım, maçlara gitmek istemedim. Kazanmanın verdiği haz gelmeye başlayınca, devam ettim. Çok zorlandım. Defalarca pes etme aşamasına geldim. Devletimiz bize çok büyük imkanlar verdi. Güreş benim her zaman ilk seçeneğim oldu. Başarılar da zorluklarla daha tatlı oluyor. İmkansızlıklarda elde edilen en ufak başarı, bakanlığımızda büyük bir yankı uyandırdı."

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan "aferin" almayı hayal ediyor

Milli güreşçi, büyükler kategorisinde zirveye çıkarak Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan "aferin" almayı hayal ediyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sporcuları davet ettiği bazı programlara katıldığını aktaran Fatih, "Birebir görüşmek nasip olmadı ama çok isterim. En büyük hayal, al bayrağı göndere çekebilmek. Önemli bir başarı kazandığım zaman Cumhurbaşkanımızın bana, 'Aferin oğlum.' demesi, büyük sevinç kaynağı olacaktır. Devletin çocuğuyum, devlet büyüğümüzden aferin almak sonsuz bir mutluluktur. Bunun hayalini her zaman kuruyorum ama olması için de ilk önce çalışmak lazım." şeklinde konuştu.

  • "İki büyük aileyi temsil ediyorum"

Fatih Başköy, küçük yaştan bu yana kendisine sahip çıkan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile şu anki kulübü İstanbul Büyükşehir Belediyespor'u ailesi olarak gördüğünü anlattı.

Ordu'da ilk olarak Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı adına güreşe başlayan milli sporcu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Güreşe ve sosyal hayatıma çok kolaylıklarla başlamadım. Yatakhaneden bozma bir salonda güreşe başladım. Kısıtlı imkanlarla bir şeyleri başarmaya çalıştık. Yaklaşık 7-8 yıl orada güreştim. O zamanki adıyla Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nı temsil ediyordum. Sonra da bu büyük kulübün dikkatini çekmeyi başardım. 2011 yılında buraya transfer oldum. Hem Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığını hem de İstanbul Büyükşehir Belediyespor'u ailem olarak görüyorum. Gerçek anne-baba kavramına uzak bir hayat yaşadım ama Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile İstanbul Büyükşehir Belediyespor benim iki büyük ailem oldu."

19 Mayıs Üniversitesi Yaşar Doğu Spor Bilimleri Fakültesinde öğretmenlik okuyan Fatih, sporun yanında eğitimine de devam ettiğini belirterek, "Kimsesiz çocukların öncüsü olmak istiyorum. En azından bir kişi bile çıkıp, 'Fatih ağabey vardı, başardı. Ben ondan daha fazlasını başarabilirim.' dese, bana yeter. Spor hayatımın yanı sıra eğitim hayatıma da çok önem veriyorum." şeklinde görüş belirttti.

Ordu'da kendi adını taşıyan bir güreş salonunun yapıldığını da aktaran Fatih, "Çok güzel, tarif edilemez bir duygu. Çok zorluklardan geldiğim için tarif edilemez bir duygu. Madalya kazanmak, rakiplerinizi yenmek, başarı elde etmek, milli duygular. Bu dünyada sizden bir eser olarak kalacak. 'Fatih ağabey başardı.' demeleri için somut bir örnek." diyerek sözlerini tamamladı.

Başkan Tekintaş AA'nın fotoğraf oylamasına katıldı

ORDU (AA) – Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Engin Tekintaş, Anadolu Ajansı (AA) tarafından düzenlenen "Yılın Fotoğrafları" oylamasına katılarak 3 fotoğraf için oy kullandı.

Başkan Tekintaş, Anadolu Ajansı Ordu muhabiri Hayati Akçay'ı makamında ağırlayarak AA'nın "Yılın Fotoğrafları" oylaması hakkında bilgi aldı.

Fotoğrafları tek tek inceleyen Tekintaş, daha sonra haber kategorisinde Mustafa Hassona'nın "Gazze'de Türk Bayrağı", yaşam kategorisinde İlhami Çetin'in "Ali dede ve kedisi" ve spor kategorisinde Veli Gürgah'ın "Gomis'in sevinci" başlıklı fotoğrafına oy verdi.

Oylamanın ardından fotoğraflarla ilgili değerlendirmede bulunan Tekintaş, birbirinden özel fotoğraflar içerisinde hüzün ve sevincin yer aldığını belirtti.

Fotoğrafları çeken Anadolu Ajansı çalışanlarını tebrik eden Tekintaş, her fotoğrafta emek ve tecrübenin olduğunu söyledi.

Tekintaş, fotoğrafların çok anlamlı olduğunu vurgulayarak, "Her fotoğrafı incelediğimizde hayatın gerçekleri olması noktasında büyük bir etkileyici tarafı var." diye konuştu.

Ordu merkezli uyuşturucu operasyonunda 21 tutuklama

ORDU (AA) – Ordu merkezli 3 ilde düzenlenen uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan 23 kişiden 21'i tutuklandı.

İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerinin Ordu, Giresun ve İstanbul'da uyuşturucu satıcılarına yönelik gerçekleştirdiği operasyonda gözaltına alınan 23 şüphelinin emniyetteki işlemleri tamamlandı.

Ordu Adliyesi'ne sevk edilen şüphelilerden 21'i tutuklandı, 2'si adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Narkotik polisinin 5 ay süren fiziki ve teknik takibi sonucu 28 Kasım'da düzenlenen operasyonda 23 kişi gözaltına alınmış, şüphelilerin ev ve iş yerlerinde yapılan aramada 9 milimetre çapında 25 mermi, 19 gram sentetik uyuşturucu, 185 uyuşturucu hap ve 23 gram esrar ele geçirilmişti.

Ordu'da inşaatlardan hırsızlık yapanlar yakalandı

ORDU (AA) – Ordu'da, 3 ayrı inşaattan hırsızlık yaptığı iddiasıyla gözaltına alınan 8 kişiden 4'ü tutuklandı.

İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Hırsızlık Büro Amirliği ekipleri, Altınordu ilçesinde değişik tarihlerde 3 ayrı inşaattan yapılan hırsızlık olaylarına ilişkin çalışma başlattı.

Hırsızlık yaptığı belirlenen 1'i yabancı uyruklu 3 çocuğun da aralarında bulunduğu 8 şüpheli gözaltına alındı.

İnşaatlardan çalınan 71 çelik kalıp panosu sahiplerine teslim edildi.

Şüphelilerden biri "suç eşyasını satın almak" suçundan yapılan işlemin ardından serbest bırakıldı.

Emniyet Müdürlüğündeki işlemleri sonrası adliyeye sevk edilen 7 şüpheliden 4'ü çıkarıldıkları mahkemece tutuklanırken, 3'ü ise salıverildi.

“Fındıkta birim alandan en fazla verim alacak yöntem için çalışıyoruz”

ORDU (AA) – Ordu Valisi Seddar Yavuz, fındıkta birim alandan en fazla verim alacak yöntemler için Tarım ve Orman Müdürlüğü ve DOKAP ile Tarım ve Orman Bakanlığıyla çalıştıklarını söyledi.

Yavuz, Ordu Ticaret ve Sanayi Odasının (OTSO) kasım ayı meclis toplantısında yaptığı konuşmada, Ordu'da 13 bin 236 iş yerinin mevcut olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye Cumhuriyeti'nin, özellikle sosyal politikalar alanında devrim niteliğinde değişiklikler yaptığını vurgulayan Vali Yavuz, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma vakıfları aracılığıyla yıllık 350 milyon lira civarında direkt vatandaşa ödeme yaptıklarını aktardı.

Yavuz, Ordu'da yaşlanan bir nüfus olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

"İşte bu açıdan da şehir vizyonu çizdiğimizde 3 OSB yetmez, 30 bin kişinin çalıştığı bir sanayiyi kurmamız gerekir. Bu fikrin sebebi de budur. Biz göç vermediğimiz gibi göç alacağız. Nereden alacağız? İstanbul'da yaşayan gençlerimiz var, buraya gelmek isteyenler var. Çünkü Ordulular toprağına çok bağlı. Bu insanların aynı zamanda da bahçeleri, evleri, yurtları var. Tarımdaki değişim ve dönüşümü de bu yaşlı nüfusla yapamayız. Dolayısıyla Ordulu kardeşlerimizin buraya gelmesi, burada istihdam edilmesiyle hafta sonları ve akşamları bahçeleriyle ilgilenebilecek, yenilikleri uygulayabilecek durumda olacaklar. Yoğun şekilde bunun üzerinde çalışıyoruz."

– "Fındıkta birim alandan en fazla verimi almak zorundayız"

Tarımdaki sorunları bildiklerini belirten Seddar Yavuz, "Fındığı sadece fındık fiyatı üzerinden değil, verimi nasıl artırabileceğimiz hususunu tartışmamız ve buna bir nokta koymamız gerekiyor. Çünkü dekar başına 85 kilogram ürün elde edip daha sonra 300 kilogram verim elde edenle rekabet etmeyi düşünürseniz, bunun imkansız olduğunu en iyi iş adamları bilir. Dolayısıyla birim alandan en fazla verimi alacaksınız, almak zorundayız. Birim alandan en fazla verim alacak yöntemleri de şu anda Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, DOKAP ve Tarım ve Orman Bakanlığıyla çalışıyoruz." diye konuştu.

Toplantıya, Büyükşehir Belediye Başkanı Engin Tekintaş, OTSO Başkanı Servet Şahin, AK Parti İl Başkanı Halit Tomakin ile iş adamları katıldı.

Güreşte “Benim oğlum senin oğlunu yener” etkinliği

ORDU (AA) – Ordu'da eski güreş geleneklerinin yaşatılması amacıyla "Benim oğlum senin oğlunu yener" etkinliği düzenlendi.

Gençlik ve Spor Bakanlığı Spor Genel Müdürlüğü tarafından hareketsiz yaşamı önleme amacıyla uygulamaya konulan "Koşabiliyorken Koş" projesi kapsamındaki etkinliğin açılışı, Selimiye İmam Hatip Lisesi Spor Salonu'nda yapıldı.

Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürü Mustafa Genç, burada yaptığı konuşmada, "Bin yıllık gelenek olan ve özellikle köy düğünlerinde yapılan eski güreş geleneğimizi yeniden hayata geçirmeyi planladık." dedi.

Bütün ilçelerde, özellikle köy meydanlarında düzenleyecekleri etkinliğin açılışını yaptıklarını anlatan Genç, "Kültürümüze, geleneklerimize ne kadar sarılır ve yaşatırsak biz de o kadar yaşarız. Bugün burada öğrencilerin, gençlerin, velilerin büyük ilgi göstermesi bizleri mutlu etti. Çünkü bu etkinlik kültür adına yapılan bir faaliyet. Ata sporumuz olan güreş, nesilden nesile taşınması gerekiyor. Gençlerimiz bu işe duyarlı olduğunu göstermiş oldu." diye konuştu.

Genç, Bakanlığın spora büyük yatırımlar yaptığını vurgulayarak, "Bunun en büyük sebebi de ülkemizi yurt dışında en üst seviyede temsil etmek. Bunu gerçekleştirmek için de altyapıdan çok iyi sporcular yetiştirmemiz gerekiyor. Biz de bunların derdiyle dertlendik. İnşallah bugün burada startını verdik. Bu startla birlikte inşallah Ordu'muzdan, Türkiye'mizden yeni olimpiyat şampiyonları çıkar diye umut ediyorum." ifadelerini kullandı.

Konuşmanın ardından sporcular, güreşle ilgili gösteri sundu.

– Eski güreş geleneği yaşatıldı

"Benim oğlum senin oğlunu yener" etkinliği kapsamında, geçmişte özellikle köy meydanlarında düzenlenen güreşlerin geleneği yaşatıldı.

Babalarının iddiaları eşliğinde mindere çıkan güreşçiler, rakiplerinin sırtını yere getirmek için mücadele etti.

8 köşe kasketli hakemlerin, ellerinde bastonla yönettiği maçlara, izleyiciler de ilgi gösterdi.

Maçları galibiyetle tamamlayan sporculara, bir top basma ve ay-yıldızlı tişört hediye edildi.

Karadeniz-Akdeniz Yolu'nun “en zorlu etabı” ulaşıma açıldı

ORDU (AA) – Osmanlı padişahı Sultan Abdülaziz döneminde ilk kez gündeme gelen, 2. Abdülhamid zamanında da projesi çizilen 600 kilometrelik Karadeniz-Akdeniz Yolu'nun Ordu etabında yer alan 3 kilometre uzunluğundaki Topçam Tüneli trafiğe açıldı.

Karadeniz'i İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Akdeniz'e bağlayacak Karadeniz-Akdeniz Yolu Projesi'nde çalışmalar sürerken yolun Ordu etabında bulunan Topçam Tüneli'nin trafiğe açılışı öncesi kurban kesildi.

Mesudiye Belediye Başkanı İsa Gül, açılış programında AA muhabirine yaptığı açıklamada, eski adıyla Dereyolu, şimdiki adıyla Karadeniz-Akdeniz Yolu'nun yaklaşık "148 yıllık hayal" olduğunu belirtti.

Projenin ilk kez Osmanlı İmparatorluğu döneminde Sultan Abdülhamid tarafından 1870 yılında Fransız mühendislere çizdirilmesiyle başladığını anlatan Gül, Karadeniz-Akdeniz Yolu'nun Osmanlı padişahlarının da hayallerini süsleyen önemli projelerden olduğunu söyledi.

Gül, projenin hem Karadeniz hem de Akdeniz'deki 50 ili yakından ilgilendirdiğine işaret ederek, "Bu projenin Ordu etabında sadece 25 tünel vardı. Bu tünellerin içerisinde ise en önemlisi Topçam Tüneli idi. Bu tünelin uzunluğu 3 kilometre olup projenin de adeta bel kemiğiydi." dedi.

Topçam Tüneli'nin trafiğe açılmasının ardından güzergahtan geçişin yaklaşık 20 dakikadan 1 dakikaya düştüğüne dikkati çeken Gül, "Ordu-Mesudiye arası ise 114 kilometreden 86 kilometreye düştü. Tünelin açılması başta sürücülerimiz olmak üzere bölge halkı tarafından sevinçle karşılandı." diye konuştu.

Gül, Topçam Tüneli açılmadan önce dağlık ve engebeli bir güzergahı kullandıklarını ifade ederek, sürücülerin bu tünel sayesinde daha konforlu seyahat edeceğini kaydetti.

Karadeniz-Akdeniz Yolu'nun Ordu etabında çalışmaların yüzde 95 oranında tamamlandığı aktaran Gül, "İnşallah yolun Ordu etabının tamamı 2019 yılı içerisinde tamamlanmış olacak." dedi.

– "Yolun turizm ve ihracata katkısı olacak"

Ordu Ticaret ve Sanayi Odası (OTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Servet Şahin ise 50 ili dolaylı şekilde ilgilendiren projeyle Karadeniz'in kapılarının İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Akdeniz'e açılacağını söyledi.

Karadeniz-Akdeniz Yolu Projesi'nin Ordu'yu en kısa yoldan Sivas, Kayseri, Osmaniye ve Adana gibi iller başta olmak üzere Akdeniz'e bağlayan bir hat olduğuna işaret eden Şahin, yolun şimdiye kadar tamamlanan bölümlerinin bile bölge halkına ciddi anlamda katkı sunduğunu belirtti.

Şahin, yolun toplam uzunluğunun 818 kilometre olduğunu ancak yaklaşık 100 kilometrelik kısmının Ordu sınırlarından geçtiğini ifade ederek, "Projenin en zor ayağı Ordu sınırları içerisinde yer alan bölüm. Bu bölümde toplam uzunluğu 15 kilometreyi bulan 25 tünel var." diye konuştu.

Karadeniz-Akdeniz Yolu Projesi'ni oldukça önemsediklerine dikkati çeken Şahin, "Yol bittiğinde Karadeniz'e ulaşım daha kolaylaşacak. Bunun da turizme ve ihracata önemli katkısı olmasını bekliyoruz." dedi.

Şahin, yolun tamamen açılmasının ardından sürücülerin kısa süre içerisinde Sivas'a, oradan da Kayseri ve Akdeniz Bölgesi'ne bağlı illere gidebileceğine dikkati çekerek, "Asırlık proje tamamlandığında Sivaslılar da iki saat içinde Ordu'ya gelmiş olacak. Aynı zamanda bu yol tamamlandığında Rusya'ya ticareti olan illerimize de çok ciddi kolaylık sağlayacak." değerlendirmesinde bulundu.

Ordu-Giresun Havalimanı gibi Karadeniz-Akdeniz Yolu'nun bölge halkının hayallerinden biri olduğunu vurgulayan Şahin, 2019 yılında hizmete girmesi beklenen yolun, sürücülere zaman ve yakıt tasarrufu sağlayacağını sözlerine ekledi.

Kumru'da çocukların “sinema otobüsü” keyfi

ORDU (AA) – EYÜP ELEVLİ – Ordu'nun Kumru ilçesinde sinema bulunmaması nedeniyle oluşturulan "sinema otobüsü" ile çocuklar film izleme şansı buluyor.

Kumru Belediyesince 40 mahalleli ilçede sinema olmadığı için uzun yıllar yolcu taşıyan bir otobüsün, sinema ortamını oluşturacak şekilde düzenlenmesi için karar alındı. Belediye tarafından otobüsün koltuk ve perdeleri yenilenirken, ekran ve ses sistemi de yerleştirilerek dış cephesine çeşitli filmlerin afişleri giydirildi.

"Sinema otobüsü" adı verilen araç, okullara giderek, büyük çoğunluğu hiç sinemaya gitmemiş çocukların güzel bir anı yaşaması için kullanılmaya başlandı.

AK Parti Kumru İlçe Kadın Kolları ile bazı sivil toplum kuruluşlarının da destek verdiği proje kapsamında, çocuklara sinemada patlamış mısır da ikram edilerek, sinema ortamı oluşturuldu.

Otobüs, Erikçeli İlk ve Ortaokulunda öğrenim gören öğrencilerle buluştu. Okul bahçesinde park eden sinema otobüsü alkışlarla karşılayan öğrenciler, kadınlar tarafından hazırlanan ikramlar eşliğinde animasyon film izledi.

Kumru Belediye Başkanı Günan Murat Hatipoğlu da okula gelerek çocukların heyecanını paylaştı. Başkan Hatipoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ilçede sinema olmadığı için vatandaşların bu kültürden uzak olduğunu söyledi.

Çocukların sinemayla tanışmasını istediklerini dile getiren Hatipoğlu, mahalleleri gezen sinema otobüsünün onları mutlu ettiğini anlattı. Hatipoğlu, "İnsanların genel kaygı ve düşünceleri aslında geleceğine ilişkin. Biz dertlenirken geleceğimize ilişkin dertleniyoruz. Bizim asıl geleceğimiz çocuklarımız. Onlara ilişkin dertlenmek, düşünmek, daha fazla gayret göstermemiz gereken bir alan. O noktada biz de Kumru ilçesi olarak küçük bir adım attık. Hayırlı olmasını diliyoruz. İnşallah örnek olur. Güzel bir çalışma olduğuna inanıyoruz." diye konuştu.

– "Ciddi bir maliyeti olmadı"

Hatipoğlu, projede çok ciddi masrafları olmadığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu otobüsümüz verimli kullanım ömrünü tamamlamıştı. Dolayısıyla ulaşımdan çok neye hizmet edebilir noktasında düşündük, sonra aklımıza bu fikir geldi. İçerideki koltuk yapısını, ses sistemlerini, sinema oluşabilmesi için ekran yapısı gibi unsurları uygun bir hale getirdik. İlçe belediyemize çok ciddi bir maliyeti olmadı. Belediyemizin imkanlarıyla bu işleri çözdük ve gerçekten sinema ortamı oluşturacak bir yapıyı elde ettik."

Bazı mahallelerin ilçeye uzak mesafede olduğuna işaret eden Hatipoğlu, "Sabit bir sinemamız olsa, bizim 17 kilometre, 30 kilometre uzaklıkta köylerimiz var, o çocukları belki her zaman ilçe merkezine taşımak mümkün olmayacaktı. Ama biz rahatlıkla o mahallelerimize, köylerimize ulaşıp oradaki çocuklarımıza sinema sunumu yapabiliyoruz. Onlar da çok hoşnut kalıyorlar. Bu 4 ay önce oluşturduğumuz bir proje ve gösterimlere devam ediyoruz. Çocuklarımızın bu mutluluğunu görünce de 'Allah'a şükürler olsun, güzel bir iş yapmışız' diyoruz." ifadelerini kullandı.

– "Sinema öğrencilerimizin ayağına geldi"

AK Parti İlçe Kadın Kolları Başkanı Aynur Demir de projeye katkı verdiklerini, çocukların sinema ortamını yaşabilmeleri için meyve suyu, kek ve patlamış mısır ikramı yaptıklarını aktardı.

Okul müdürü Murat Saygı ise sinemaya hiç gitmemiş öğrencilerinin olduğunun altını çizerek, "Sinema öğrencilerimizin ayağına geldi. Özellikle okulumuzun bahçesine geldi ve sanırım birkaç gün daha burada kalacak. Bu etkinlikten istifade etmeyen öğrencimiz de kalmayacak. Bu imkanı sundukları için teşekkür ediyoruz." dedi.

Öğrencilerden Hatice Sinem Aşur daha önce hiç sinemaya gitmediğini belirterek, "Ayağımıza kadar sinemayı getirdiler. Mutluyum." dedi.

Samet Oranlı ise ilk defa sinemada film izleyeceği için heyecanlı olduğunu dile getirdi.