Yarbaylardan “gerekirse kafalarına sıkın” talimatı

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Jandarma Genel Komutanlığı Karargahındaki eylemlere ilişkin davanın görülmesine devam edildi.

Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada, darbeciler tarafından alıkonulan Astsubay Seyit Ahmet Kaçmaz, müşteki sıfatıyla 15 Temmuz'da yaşadıklarını anlattı.

Olay tarihinde karargahta nöbetçi olduğunu, akşam saatlerinde sanık eski yarbaylar Bülent Ak ve Yusuf Köz'ün bulunduğu yere geldiğini belirten Kaçmaz, Ak'ın kendisine sıkıyönetim ilan edildiğini, Orgeneral Sükan Toplantı Salonuna gitmesi için talimat verdiğini söyledi.

Toplantı salonuna gittiğinde sanık eski Yüzbaşı Ramazan Karabulut'u gördüğünü kaydeden, Kaçmaz, bir süre sonra alıkonulan çok sayıda rütbeli personelin de salona getirildiğini dile getirdi.

Gelişmelere anlam veremediğini ifade eden Kaçmaz, "Alıkonulduğumuz salondaki silahlı askerlerin tepkileri gittikçe sertleşiyordu. Yarbaylar bizi kastederek 'gerekirse kafalarına sıkın' talimatını verdi." dedi.

İlerleyen saatlerde toplantı salonuna sivil giyimli 3 kişinin getirildiğini, askerlerin bunlara karşı hakaret içeren sözler sarf ettiklerini anlatan Kaçmaz, söz konusu şahısların TEM Daire Başkanı Turgut Aslan ve korumaları olduğunu sonrada öğrendiğini bildirdi.

Darbeciler tarafından alıkonularak salona getirilen Albay Güven Şağban'ın yapılan eylemlerin suç olduğunu söylediğini aktaran Kaçmaz, "Yüzünü görmediğim bir albay, Güven Şağban'a, 'Bıktım senden, senden çektiğimiz yeter, vurun gitsin.' dediğini duydum. Sonrasında yaşananları görmedim." ifadelerini kullandı.

Darbecilerin, silahlığın anahtarını sordukları Astsubay İrfan Algel'in, "Bütün kapıları kırmışsınız daha neyi istiyorsunuz." diyerek tepki gösterdiğine şahit olduğunu belirten Kaçmaz, sabah saatlerinde darbecilerin elinden kurtulduğunu söyledi.

Sanıklardan şikayetçi olduğunu dile getiren Kaçmaz, davaya katılma talebinde bulundu.

Duruşmaya devam ediliyor.

Sivillere hakaret eden darbeci katliam emri vermiş

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Jandarma Genel Komutanlığı Karargahı'ndaki eylemlere ilişkin davaya devam edildi.

Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmanın öğleden sonraki bölümünde, Jandarma Genel Komutanlığı önünde eşiyle yaralanan 15 Temmuz gazisi Mine Özer müşteki olarak dinlendi.

Özer, darbe girişiminin yaşandığı 15 Temmuz'da evinde olduğu sırada, darbecilerin kontrolündeki savaş uçaklarının Gölbaşı'ndaki Polis Özel Harekat Başkanlığına bomba attığını, patlamanın etkisiyle ortaya çıkan alev topunu gördüğünü söyledi.

Bunun üzerine darbe girişimi yapıldığını anladığını dile getiren Özer, "Polis Özel Harekatın bombalanmasından sonra 'Çocuklarımızı öldürüyorlar, buna engel olmamız gerekiyor' diyerek eşimle birlikte Gölbaşı'ndan Ankara merkeze geldik." dedi.

– FETÖ'nün hastanesi yaralıları almamış

Jandarma Genel Komutanlığı Karargahı'nın etrafında konuşlanan tankları görünce buraya yöneldiklerini anlatan Özer, "Oraya giderken askerleri ikna edebileceğimi düşündüm. Görüştüğüm askere yaptığının yanlış olduğunu defalarca söyledim. Bu esnada nizamiye tarafından bir ses geldi. Sesin sahibi, 'Asker ne duruyorsun, vur bu şerefsizleri' diyerek bize ateş edilmesini emretti." dedi.

Bu talimattan kısa bir süre sonra helikopterden ve Jandarma Genel Komutanlığı nizamiyesinden sivillerin bulunduğu yöne ateş açıldığını belirten Özer, vücuduna 30 şarapnel parçası ile 3 kurşunun isabet ettiğini kaydetti.

Eşinin ve çevredeki sivillerin yardımıyla bir halı yıkama fabrikasına ait minibüse taşındığını anlatan Özer, araçta kendisiyle birlikte 13 yaralının daha bulunduğunu aktardı.

Önce FETÖ irtibatı nedeniyle kapatılan Turgut Özal Üniversitesi Hastanesine götürüldüklerini bildiren Özer, buradaki doktorların, "Sizi sokağa döktüyse o sizi tedavi etsin" diyerek kendilerini tedavi etmediklerini söyledi.

Bunun üzerine Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesine götürüldüklerini, ancak hastanenin girişi bariyerlerle kapatıldığı için özel bir hastaneye gittiklerini belirten Özer, "Sabah kendime geldiğimde dışarıdan sesler gelmeye devam ediyordu. O gece bize ateş edilince hepimizi öldürecekleri söylendi ve ölü taklidi yapmamızı isteyenler bile oldu." diye konuştu.

Sanıklardan şikayetçi olduğunu belirten Özer, davaya katılma talebinde bulundu.

Duruşmaya yarın devam edilecek.

Mahkeme sanıkların “duruşmayı uzatma girişimini” reddetti

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Jandarma Genel Komutanlığı Karargahı'ndaki eylemlere ilişkin davada, sanık ve avukatlarının "reddihakim" talebi, "duruşmayı uzatmaya yönelik" olduğu gerekçesiyle reddedildi.

Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada sanık eski yüzbaşı Ramazan Karabulut, mahkeme heyeti için "reddihakim" talebinde bulundu.

Sanığın talebine ilişkin söz alan avukatları, mahkemenin duruşmayı müşteki, sanık yakınları ve basına kapalı şekilde görmesini talep etti.

Müşteki avukatlarından Hayrettin Bıyıklıoğlu da sanık ve avukatlarının talebinin duruşmayı uzatmaya yönelik olduğunu belirtti.

Önceki duruşmalarda müşteki ve sanık avukatları arasında yaşanan gerginliğe dikkati çeken Bıyıklıoğlu, şunları söyledi:

"Müştekiye elbette sorular sorulacak ancak bunun davaya esas olması gerekiyor. Suçtan zarar gören müştekiye 'Neden tayin edildiği' soruluyor. Müşteki, 'Babam kucağımda son nefesi verdi.' diyor. 'Nasıl bir mermiydi?' diye soru geliyor. Sanık ve avukatlarından acılarımızı paylaşmalarını beklemiyoruz. Biz onların savunma hakkına saygı duyuyoruz, onlar da bizim acımıza saygı duysunlar. Reddihakim talebinin usule aykırı olduğunu düşüyor ve reddine karar verilesini talep ediyoruz."

Tarafların beyanının ardından kararını açıklayan Mahkeme Başkanı Abdullah Köksal, "duruşmayı uzatmaya" yönelik olduğu gerekçesiyle sanık ve avukatlarının "reddihakim" talebinin kabul edilmediğini açıkladı.

Sanık avukatları, mahkemenin bu kararına da itiraz etti.

Bir üst mahkeme olan Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesince itiraz sonuçlandırılıncaya kadar duruşmaya ara verildi.

Jandarma Genel Komutanlığı darbe girişimi davası

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Jandarma Genel Komutanlığı karargahındaki eylemlere ilişkin davaya devam edildi.

Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada darbe girişimi sırasında karargahtaki darbecilere karşı polis ekipleriyle hareket eden Jandarma Özel Harekat (JÖH) ekibinin başında bulunan Albay Özcan Mete Özcan, müşteki olarak dinlendi.

Olay tarihinde Orgeneral Arif Çetin'in emriyle darbecilere karşı mücadele etmek için Kara Havacılık Komutanlığına gittiğini belirten Özcan, itfaiye aracıyla kapatılan nizamiyelerde ayrıca silahlı askerlerin konuşlandırıldığını söyledi.

Buradaki askerleri silahlarından arındırdıktan sonra uçuşların kontrol edildiği kuleye müdahalede bulunduklarını anlatan Özcan, bu esnada darbecilerin kontrolündeki helikopterlerden kendilerine ateş açıldığını kaydetti.

Kulede kontrolü sağladıktan sonra Orgeneral Çetin'in emriyle Jandarma Genel Komutanlığı karargahına iki JÖH timiyle gittiğini ifade eden Özcan, polis özel harekat ile darbecileri teslim almak için operasyon yaptıklarını söyledi.

Sanıklardan şikayetçi olduğunu belirten Özcan, davaya katılmak istediğini sözlerine ekledi.

– "Davayı sulandırmayın"

Müşteki Özcan, beyanının alınmasının ardından mahkeme heyeti, sanıklar ve avukatlarının sorularına cevap verdi.

Çapraz sorgu sırasında bazı sanıkların müştekiye davanın esası dışında sorular yöneltmesi üzerine Mahkeme Başkanı Abdullah Köksal, "Davayı sulandırmayın, müştekiye kendinize ilişkin sorular sorun. Müştekinin size yönelik anlattıklarına ilişkin soru yöneltin." diyerek uyarıda bulundu.

Duruşmaya ara verildi.

Takipsizlik kararında “Avukat karşı tarafa katlanabilmeli” vurgusu

İZMİR (AA) – İzmir'de bir avukatın, hukuki bir konu nedeniyle iletişim halinde olduğu kişinin, cep telefonuna mesaj atarak kendisini "rahatsız ettiği" iddiasıyla yaptığı suç duyurusu, savcılıkça yerinde bulunmadı. Savcı, "Müştekinin meslek ve sanatı gereğince muhatap olduğu müvekkili ve özellikle de yaşamına müdahale ettiği karşı tarafın telefonla iletişimine katlanması gerektiği" belirtilerek takipsizlik kararı verdi.

İzmir Barosuna kayıtlı avukat Ali Balcı, hukuki bir konu nedeniyle iletişim halinde olduğu şüpheli M.D. hakkında, mesai saatleri dışında kendisini gece yarısı cep telefonu ve WhatsApp üzerinden rahatsız ettiği gerekçesiyle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.

Müşteki Balcı, dilekçesinde, M.D. ile gündüz görüştüğünü ancak gece yarısı üst üste kendisini aramasının ardından uyardığını ancak söz konusu kişinin aramaya ve WhatsApp üzerinden iletişime geçmeye çalıştığını kaydetti.

M.D. hakkında "Kişilerin huzur ve sükununu bozma" suçlamasıyla işlem başlatılması için savcılığa suç duyurusunda bulunan Balcı, şikayetçi olduğu kişinin kendisine özür mesajı yolladığını söyledi.

Başvuruyu inceleyen savcı ise M.D. hakkında "kovuşturmaya yer olmadığına" ilişkin karar verdi.

M.D'nin Balcı'ya attığı mesajlarda tehdit ya da hakaret içeren unsurların bulunmadığını tespit eden savcı kararında, "Hukuki ilişki nedeniyle şüphelinin müştekiyi aradığı, bu sebeple aramasının olağan olduğu, müştekinin ilk aramada cevap vermediği, telefonu meşgule attığı anlaşılmıştır. Halbuki avukat olan müştekinin meslek ve sanatı gereğince muhatap olduğu müvekkili ve özellikle de yaşamına müdahale ettiği karşı tarafın telefonla iletişimine katlanması gerektiği anlaşılmakla, olayda kamu davasını açılmasını gerektirir bir suç bulunmamaktadır." ifadelerine yer verdi.

Balcı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, karara itiraz edeceklerini söyledi.

Bu kararla fonksiyonel olarak itibarsızlaştırılmaya çalışılan avukatlık mesleğine bakış açısının olumsuz yönde etkileneceğini savunan Balcı, "Kararın hukuki olamadığını düşünüyorum. Nitekim yazılı olarak iki kere uyarmama rağmen, ısrarla beni rahatsız edip şikayetçi olduğum şüpheli N.D. benden özür dileyip suçunu kabul etmiştir. Buna rağmen, verilen bu karar avukatları tipik bir köle yerine koymaktadır." şeklinde konuştu.

15 Temmuz'da TEM Başkanını vuran albaydan halka ateş edilmesi talimatı

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Jandarma Genel Komutanlığı karargahındaki eylemlere ilişkin davanın görülmesine devam edildi.

Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmanın öğleden sonraki bölümünde, müşteki olarak dinlenilen Uzman Çavuş Abdurrahman Maraşlı, eski albay Erkan Öktem'in, "Halkı yaklaştırmayın gerekirse vurun." talimatı verdiğini aktardı.

Olay günü komutanlığın A kapısının nöbetçisi olduğunu belirten Maraşlı, nöbetinin ilk saatinde telsizlerden albay ve yarbayların karargahta olduğuna dair konuşmalar yapıldığını bildirdi.

Maraşlı, nöbet tutuğu bölgeye gelen sanık eski yarbay Bülent Ak'ın sızma olacağını söyleyerek silahını istediğini ifade ederek, "Bülent Ak, kemerini boynumdan çekerek silahımı aldı. Bunun nedenini sorduğumda bizim yetersiz olacağımızı söyledi. Daha sonra TSK'nın yönetime el koyduğunu da belirtti." dedi.

Bülent Ak'ın silahının ardından cep telefonunu da alındığını anlatan Maraşlı, ardından Orgeneral Sükan Toplantı Salonu'na götürüldüğünü, burada darbeciler tarafından derdest edildiğini söyledi.

Bir süre sonra, sanık eski albay Erkan Öktem tarafından başından vurularak yaralanan TEM Daire Başkanı Turgut Aslan ile korumalarının da buraya getirildiğini anlattı.

Ardından dönemin Plan ve Güvenlik Daire Başkanı Albay Güven Şağban'ın da elleri bağlı bir şekilde salona getirildiğini belirten Maraşlı, "Güven albay, salondakilere 'Bu yaptığınız kanunsuzdur, doğru değildir.' diyerek buradakileri uyardı. Daha sonra Erkan Öktem geldi ve Güven albaya 'Sen bize çok çektirdin.' dedi. Güven albay da 'Bana komutanım diyeceksin, emirlerime uyacaksın.' karşılığını verdi. Bunun üzerine Erkan Öktem, Güven albaya karşı silahını çekti, namluya mermiyi sürdü, tetiğe basıp basmadığını bilmiyorum." diye konuştu.

Maraşlı, gecenin ilerleyen saatlerinde alıkonuldukları salona gelen sanık eski üsteğmen Metin Yağcı'nın "Uzun adam halkı kışkırtıyor." dediğini, Erkan Öktem'in de "Halkı yaklaştırmayın gerekirse vurun." talimatını verdiğini aktaran Maraşlı, sabah saatlerinde diğer rehinelerle garaja götürüldüğünü ifade etti.

Burada TEM Daire Başkanı Aslan'ın koruması Hüseyin Uğur İşçi ile Tuğgeneral Veli Turan'ı elleri ve gözleri bağlı şekilde gördüğünü anlatan Maraşlı, "Garaj kısmında kum torbalarından mevzi yapılmıştı. Çelik yelekli Yusuf Köz'ün, dışarı doğru ateş ettiğini gördüm." dedi.

Maraşlı, sanıklardan şikayetçi olduğunu sözlerine ekledi.

Duruşmaya yarın devam edilecek.

“Karargaha ilerleyenlerin hepsi vuruldu”

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Jandarma Genel Komutanlığı karargahındaki eylemlere ilişkin davaya devam edildi.

23. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmanın öğleden sonraki bölümünde, Danıştay Üyesi Muharrem Özkaya müşteki olarak dinlenildi.

Olay günü 22.30 sıralarında televizyon izlediği esnada İstanbul'daki boğaz köprülerinin kapatıldığını öğrendiğini bildiren Özkaya, bundan bir süre sonra da savaş uçaklarının alçak uçuş yaptığını anlattı.

Kardeşi Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya ile görüşmesinden sonra TSK içindeki bir grubun askeri kalkışma yaptığını öğrendiğini ifade eden Özkaya, dönemin Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Harun Kodalak ile görüşerek olaylara ilişkin soruşturma başlatıldığı bilgisini aldığını aktardı.

Darbecilere karşı direnmek için eşini ve çocuğunu evde bırakarak Genelkurmay Başkanlığı karargahına gitmeye karar verdiğini kaydeden Özkaya, kışla önüne gittiğinde tam teçhizatlı darbecilerin polisleri bölgeden uzaklaştırmaya çalıştığını söyledi.

Bir süre sonra Jandarma Genel Komutanlığı karargahına gittiğini anlatan Özkaya, şöyle devam etti:

"Burada önümdeki bir kişinin vurulduğunu ve yerde yattığını gördüm. Onu hastaneye götürmek için arabamdan inmeye çalıştığımda arabama kurşun isabet etti. Yanımızdaki arkadaşlardan biri beyaz bayrak salladı ve yaralıyı başka bir arabaya aldık, ağır yaralıydı. Ondan sonra ben arabama binmedim. Otobüsler ve kamyonlar kışla önüne çekilmişti. Özellikle 3-4 genç arkadaşımızın ileri doğru atıldıklarında karargahın içinden yapılan atışlarla vurulduğunu gördüm. Atışların Jandarma Genel Komutanlığından yapıldığına eminim ancak kimlerin ateş ettiğini görmedim. Bölgedeki zırhlı araçlardan bize atış yapılmadı. Karargaha doğru ilerleyenlerin hepsi vuruldu. Sabahleyin bombaların atıldığında da ben oradaydım."

Darbe girişiminin yaşandığı 15 Temmuz'da alanlarda verdiği demokrasi mücadelesini sonuna kadar devam ettireceğini belirten Özkaya, darbe sanıklarından şikayetçi olduğunu belirterek, davaya katılma talebinde bulundu.

Özkaya, darbe girişimi sırasında Kızılay ve Jandarma Genel Komutanlığı önünde cep telefonuyla çektiği görüntüleri de mahkeme heyetine sundu.

– "Şerefle sahip çıkacağım bir video"

Müşteki Özkaya, beyanlarının alınmasının ardından mahkeme heyeti, sanıklar ve avukatlarının sorularına cevap verdi.

Sanık avukatlarından Ayten İzmirli'nin, "Çektiğiniz bir videoda 'Kızılay meydanı boş, halk buraya gelmeli' diyorsunuz. Siz böyle yaparak halkı galeyana getirmiyor musunuz?" sorusuna Özkaya, "Yaşamım boyunca onurla ve şerefle sahip çıkacağım bir video olacaktır. O dönem milletin namusu, ülkenin demokrasisi için tankların önüne çıktığımızın bir vesikası olacak o video." cevabını verdi.

Duruşmaya devam ediliyor.

Şehit yakınları darbe sanıklarıyla yüzleşti

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Jandarma Genel Komutanlığı karargahındaki eylemlere ilişkin davaya devam edildi.

Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmanın öğleden sonraki bölümünde, olay tarihinde darbecilerce şehit edilenlerin yakınları ile 15 Temmuz gazileri müşteki olarak dinlendi.

Şehit Tevhit Akkan'ın eşi Edebiye Akkan, darbe girişiminin ilk saatlerinde eşi ve çocuklarının darbecilere karşı direnmek için Jandarma Genel Komutalığı Karargahına gittiğini, burada açılan ateş sonucu eşinin başından vurularak şehit olduğunu, iki oğlunun ise yaralandığını söyledi.

Müşteki Edebiye Akkan, darbe sanıklarından şikayetçi olduğunu, davaya katılmak istediğini sözlerine ekledi.

Şehidin oğlu 15 Temmuz gazisi Emrah Akkan da olay gecesi babasıyla evde bulundukları sırada kendisini arayan bir arkadaşının ağlayarak darbe yapıldığını söylediğini aktardı.

Ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "darbecilere karşı alanlara" çağrısı üzerine ağabeyi Nahit ve babası Tevhid Akkan ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne gitmeye karar verdiklerini ifade etti.

Külliye'ye yakın bir mesafe kala tankları gördüğünü, bu esnada zırhlı araçtaki askerlerin havaya ateş ettiğini söyleyen Akkan, burada karşılaştıkları yaralı bir polisin, "Gitmeyin ateş ediyorlar" dediğini bildirdi.

Tanktaki askerlere, "Biz bu vatanın evladıyız, neden bunu yapıyorsunuz?" diye sorduğu sırada kendilerine ateş edildiğini, kurşunların ağabeye isabet ettiğini belirten Akkan, "Etrafa baktığımda babamı da vurulmuş bir vaziyette gördüm. Vurulduğumu ise fark etmemiştim. Babamı hastaneye götürdüğümde ben de burada kendimden geçmişim. Kalbimin iki santimetre altına kurşun girmiş, karaciğerimi yırtarak çıkmış. Günlerce yoğun bakımda kaldım." diye konuştu.

Tedavisinin devam ettiğini belirten Akkan, darbecilerden şikayetçi olduğunu kaydetti.

– İkna girişimine ateşle karşılık vermişler

Gazi Ferit Akkan ise kardeşi ve babasıyla evden çıktıklarında darbe girişiminin ilk saatleri olduğunu dile getirdi.

Jandarma Genel Komutanlığı karargahı önüne geldiklerinde zırhlı araçlardaki askerleri ikna etmeye çalıştıklarını ancak kendilerine ateş edilerek karşılık verildiğini vurguladı.

İlk ateşte babasının vurulduğunu, iki kardeşinin yaralandığını aktaran Ferit Akkan, "Babama yetiştiğimde can çekişiyordu. Şehadet getirmesini istedim. İki kardeşimin vurulduğunu bilmiyordum. Hastaneye geldiğimizde vurulduklarını fark ettim. Sanıklardan şikayetçiyim." dedi.

Duruşmaya yarın devam edilecek.

Akıncı Üssü davasında müştekiler dinlendi

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü'ndeki eylemlere ilişkin davaya devam edildi.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada, Akıncı Üssü'nden havalanan savaş uçaklarının bombalamasının yanı sıra darbe sanığı askerlerin ateş etmesi nedeniyle şehit düşenlerin yakınlarıyla saldırılarda yaralananlar, müşteki sıfatıyla beyanda bulundu.

Akıncı Üssü lojmanlar nizamiyesinde darbecilerin açtığı ateş sonucu bacağından yaralanan 15 Temmuz gazisi Rahim Kömürcü, olay gecesini anlattı.

Evinde bulunduğu sırada darbe girişimine ilişkin haberleri izlediğini, başta gelişmelere anlam veremediğini belirten Kömürcü, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısı üzerine babasıyla Akıncı Üssü'ne gittiğini söyledi.

Buradaki kalabalığın "tekbir" getirdiğini, İstiklal Marşı okuduğunu anlatan Kömürcü, "Amacımız askerleri darbe girişimine karşı uyarmak, yasa dışı bir eylemde bulunmamaları için ikna etmekti." dedi.

Lojmanlar nizamiyesindeki silahlı askerleri tahrik edecek bir tutum içinde olmadıklarını anlatan Kömürcü, "Askerleri ikna etmek için her şeyi yaptık ama bizi dinlemiyorlardı. Önce havaya, sonra da üzerimize ateş ettiler. Ayaklarımdan vuruldum, babamı da kanlar içinde görünce onun üzerine kapandım. Bizler yerde kanlar içindeyken bir rütbeli ağza alınmayacak küfürler ederek, 'Siz kim, devleti korumak kim' diyordu. Bu rütbeli, ayağa kalkanı vuracağını söylüyordu. Bu esnada olay yerinde kaçmaya çalışan bir genci beylik tabancasıyla sırtından vurduğunu gördüm." şeklinde konuştu.

Müşteki Kömürcü, sanıklardan şikayetçi olduğunu belirterek, davaya katılma talebinde bulundu.

– "İdam istiyoruz"

Polis memuru Hacı Raşit Başar da helikopter teknisyeni olduğunu, olay tarihinde iş yerinden gelen mesaj üzerine Gölbaşı Havacılık Daire Başkanlığına gittiğini söyledi.

Darbecilerin kontrolündeki uçakların attığı bomba ile bir helikopterin vurulduğunu, buradaki 7 teknisyen polisin şehit olduğunu anlatan Başar, kısa bir süre sonra ikinci bombanın Özel Harekat Başkanlığına atıldığını ifade etti.

Müşteki Başar, şehit olan arkadaşları ve yaralananlar için sanıklardan şikayetçi olduğunu sözlerine ekledi.

Havacılık Daire Başkanlığına atılan bomba nedeniyle şehit olan polis memuru Murat Alkan'ın eşi Demet Alkan da sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmalarını istedi.

Şehidin babası Sıddık Alkan ise "Bunlar bizden ne istedi Hakim Bey, bunların amacı nedir? Hainler, oğlumu şehit etti. Sehpalar kurulsun, dar ağacında sallansınlar, idam istiyoruz idam. Acımız başka şekilde dinmez." dedi.

Havacılık Daire Başkanlığında helikopter pilotu olarak görev yaptığını aktaran müşteki Ahmet Şenol Çoban, ülkeye yaşattıkları acıdan dolayı darbe sanıklarından şikayetçi olduğunu dile getirdi.

Jandarma Genel Komutanlığı önünde şehit düşen Cuma Dağ'ın eşi Rukiye Dağ da "O gece çatışmalar çok yoğun şekilde devam ettiği için eşimin naaşını ancak sabah saatlerinde alabildik. Sanıkların hepsinden şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum." diye konuştu.

Duruşmaya yarın devam edilecek.

Sanık albay, müştekinin ısrarına rağmen soru soramadı

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü'ndeki eylemlere ilişkin davaya devam edildi.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada, Akıncı Üssü'nden havalanan savaş uçaklarının bombalamasının yanı sıra darbe sanığı askerlerin ateş etmesi nedeniyle şehit düşenlerin yakınlarıyla saldırılarda yaralananlar, müşteki sıfatıyla beyanda bulundu.

Akıncı Üssü lojmanlar nizamiyesinde darbecilerin açtığı ateş sonucu bacağından yaralanan 15 Temmuz gazisi Nurettin Erdal, olay gecesini anlattı.

Evinde bulunduğu sırada darbe girişimine ilişkin haberleri izlediğini, ilk başta gelişmelere anlam veremediğini belirten Erdal, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısı üzerine sokağa çıktığını söyledi.

Arkadaşlarıyla ilk önce Ankara Emniyet Müdürlüğüne, oradan da uçakların havalandığı Akıncı Üssü'ne geçtiklerini anlatan Erdal, "Nizamiyedeki askerler bize doğrudan ateş etti. Çoğu vuruldu, ben de yaralandım. Askerleri tahrik edecek bir durum söz konusu değildi." dedi.

Müşteki Yunus Çetin de darbe girişimini televizyondan öğrendiğini, bunun üzerine zaman kaybetmeden Akıncı Üssü'ne gittiğini ifade etti.

Buradaki kalabalığın tekbir getirdiğini, İstiklal Marşı okuduğunu söyleyen Çetin, "Amacımız askerleri darbe girişiminde yer almamaları için ikna etmekti ama çabamız karşılık bulmadı. Önce havaya, sonra da üzerimize ateş edildi. En ön sıralardaydım, vuruldum. Sürünerek olay yerinden uzaklaşamaya çalıştım." diye konuştu.

– "Ali Eraslan bana soru sorsun"

Müşteki Murat Bal ise sanıklardan şikayetçi olduğunu belirterek, davaya katılma talebinde bulundu.

Darbe girişiminin ilk saatlerinde, Ankara'yı vuran savaş uçakların havalandığı Akıncı Üssü'ne gittiğini anlatan Bal, askerlere darbe yapılmaya çalışıldığını anlattıklarını aktardı.

Sanık eski albay Ali Eraslan'ın lojmanlar nizamiyesindeki askerleri komuta ettiğini söyleyen Bal, "Kendisine uçakların neden havalandığını sorduğumuzda, hareketliliğin sınır ötesi operasyon için olduğunu iddia etti. Ben de 'Kimi kandırıyorsun, bu uçaklar Ankara'yı vuruyor' diye tepki gösterdim." ifadesini kullandı.

İyi niyetli yaklaşımlarına rağmen askerlerin kendilerine karşı kaba ve sert davrandığını dile getiren Bal, şöyle devam etti:

"Ali Eraslan'dan şikayetçiyim, en ağır cezanın verilmesini istiyorum. Onları uyardık, 'darbe girişimi yapılıyor' dedik. Bu çabamız onlarda karşılık bulmadığını o gün çekilen görüntülerden de izleyebilirsiniz. Ali Eraslan bize 'Gidin namazınızı kılın' dedi. Ben de ona 'Siz değil misiniz Hazreti Ömer'i namazda arkadan bıçaklayan FETÖ'cüler' karşılığını verdim. Bunun üzerine geri çekildi. Ateş etmeleri için yüzü maskeli MAK timine emir verdi. Sivillere ateş edilmesi emrini veren Ali Eraslan idi. Bunların hepsi görüntülerde var."

Beyanının ardından çapraz sorgusuna geçilen Bal, "Ali Eraslan bana soru sorsun. Kaç gündür onu bekliyorum, hadi sorsun." dedi.

Müşteki Bal'ın ısrarına rağmen sanık Ersalan, önceki müştekilere yönelttiği soruları Bal'a sormadı.

Sanık avukatı Ayten İzmirli'nin "Neden askeri bir yere girmeye çalışıyordunuz?" sorusuna Bal, "Askeri bölge amacının dışına çıkmıştı. Oradan kalkan uçaklar Ankara'yı vuruyordu. Daha ne olsun?" cevabını verdi.

Avukat İzmirli'nin "Neden polisi aramadınız, kendiliğinden hak aramanın suç olduğunu bilmiyor musunuz?" sorusuna da "Aramamı istediğiniz ilçenin güvenliğinden sorumlu emniyet görevlisi FETÖ'den yargılanıyor. Ülke elden gidiyor, ne yapmamı bekliyordunuz?" karşılığını verdi.

Duruşmaya yarın devam edilecek.