Gazeteci Ahmet Hakan'ın eski şoförüne 10 yıl hapis istemi

İSTANBUL (AA) – Gazeteci-yazar Ahmet Hakan Coşkun'un imzasını taklit ederek dairesini 170 bin lira karşılığında kiraya verip aldığı parayı da menfaati için kullandığı iddia edilen eski şoförü hakkında, 10 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanık Sari Demir'in bir süre müşteki Ahmet Hakan Coşkun'un yanında çalıştığı ve bu nedenle aralarında hizmet ilişkisi kurulduğu anlatıldı.

Coşkun'un, daha önceden şoförlüğünü yapan Demir'e, Trump Towers Residence'da, kendisine ait taşınmazı kiraya vermesini istediği belirtilen iddianamede, müştekinin ayrıca kiracı bulursa evi gösterebilmesi için anahtarını da teslim ettiği ifade edildi.

Sanığın bu taşınmazı kiraya verdiği ancak bu durumu Coşkun'a bildirmediği anlatılan iddianamede, Demir'in özel belge hükmündeki kira sözleşmesini düzenleyip müşteki adına imzaladığı, kiracıdan aldığı 170 bin lirayı da Coşkun'a vermediği kaydedildi.

Sanığın "Özel belgede sahtecilik" suçuna ilaveten müşteki adına tahsil ettiği parayı da ona vermeyerek "Hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma" suçunu işlediği vurgulanan iddianamede, Sari Demir'in bu iki suçtan 2 yıldan 10 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi.

İddianame, İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Demir, eylül ayında hakim karşısına çıkacak.

Öte yandan, sanık Sari Demir, Ahmet Hakan'ın 2015 yılında evinin önünde darbedilmesine ilişkin davada, "mağdur-müşteki" sıfatıyla yer almıştı.

Vatandaşın çektiği görüntüler darbe davasında izletildi

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Jandarma Genel Komutanlığı Karargahı'ndaki eylemlere ilişkin davaya devam edildi.

  1. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmanın öğleden sonraki bölümünde, darbeciler tarafından açılan ateş sonucu yaralanan Muammer Polat, müşteki sıfatıyla beyanda bulundu.

Müşteki Polat, ailesiyle Gölbaşı'nda bulunduğu sırada darbecilerin kontrolündeki uçakların, Polis Özel Harekat Başkanlığına attığı bombanın patlama sesini duyduğunu belirtti.

Bunun üzerine eşi ve çocuklarını eve bıraktıktan sonra arkadaşlarıyla AK Parti Genel Merkezi'ne gittiği söyleyen Polat, bir süre sonra zırhlı araçların etrafını sardığı Jandarma Genel Komutanlığı Karargahı'na geçtiğini ifade etti.

Buradaki askerlere, "Bu bir hain teşebbüstür, komutanınız hukuksuz talimat veriyor." dediğini aktaran Polat, buna rağmen askerleri ikna edemediklerini dile getirdi.

Askerleri komuta eden bir rütbelinin, halka ateş edilmesi için talimat verdiğini söyleyen Polat, bir süre sonra vatandaşlara ateş edildiğini, kendisiyle birlikte çok sayıda kişinin vurulduğunu anlattı.

Bu anları cep telefonuyla kaydettiğini belirten Polat, söz konusu görüntüleri daha önce mahkemeye sunduğunu anımsattı.

Sanıklardan şikayetçi olduğunu belirten Polat, davaya katılma talebinde bulundu.

Polat'ın cep telefonuyla kaydettiği olay anına ilişkin görüntüler, daha sonra mahkeme salonunda izletildi.

Duruşmaya yarın devam edilecek.

Binbaşı Yavuz Köse müşteki sıfatıyla 15 Temmuz'u anlattı

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Jandarma Genel Komutanlığı karargahındaki eylemlere ilişkin davaya devam edildi.

Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada, darbeciler tarafından alıkonulan Binbaşı Yavuz Köse müşteki sıfatıyla 15 Temmuz'u anlattı.

Olay günü Harekat Merkezi Vardiya Amiri olduğunu belirten Köse, akşam saatlerinde sanık eski yarbay Bülent Ak'ın silahlı 2 askerle harita odasına girdiğini ifade etti.

Bu sırada sanık eski üsteğmen İlker Çiçek'in sıkıyönetim ilan edildiğini, Orgeneral Sükan Toplantı Salonu'na gitmesi gerektiğini söylediğini aktaran Köse, salona geldiğinde sanık eski yarbay Yusuf Köz'ü silahlı olarak gördüğünü bildirdi.

Burada darbecilerce alıkonulduğunu anlatan Köse, bir süre sonra TEM Daire Başkanı Turgut Aslan ve korumalarının da aynı salona getirildiğini ve ellerinin kelepçelendiğini söyledi.

İlerleyen saatlerde darbecilerce elleri bağlı bir şekilde bulundukları salona getirilen Albay Güven Şağban'ın yapılanın yanlış olduğunu, suç işlendiğini söylediğini aktaran Köse, "Bu sırada sanık eski albay Erkan Öktem, 'Güven Bey de buradaymış.' dedi. Güven Albay da 'Bana Komutanım diyeceksin.' karşılığını verince Öktem, silahını çekip namluya mermi sürdü, tetiğe bastı ancak tabanca ateş almadı." dedi.

  • Darbeciler rehinelerin arasına karışmış

Dönemin Jandarma Personel Daire Başkanı Tuğgeneral Veli Turan'ın da rütbeleri sökülmüş, elleri ve gözleri bağlı şekilde salona getirildiğini belirten Köse, "İlerleyen saatlerde sanıklardan eski üsteğmen Metin Yağcı, 'Her şey lehimize gidiyor, bir polis aracını biçtik, 15 tanesi yere serildi. 'Uzun adam' halkı sokağa çağırmış ama onu da alacağız.' dedi. Yağcı'nın bu beyanda bulunduğunu net olarak hatırlıyorum." diye konuştu.

Rehin tutuldukları salondan sabah saatlerinde zemin kata götürüldüklerini dile getiren Köse, burada sanıklar eski yarbaylar Cemal İyigün, Erdoğan Çiçek, Bülent Ak ve Yusuf Köz'ü dışarıya ateş ederken gördüğünü kaydetti.

Bir süre sonra söz konusu isimlerin kargaşadan yararlanarak gözden kaybolduklarına dikkati çeken Köse, diğer darbecilerin ise silahlarını bırakarak rehin alınanların arasına karıştıklarını ifade etti.

Darbecilerden şikayetçi olduğunu belirten Köse, davaya katılma talebinde bulundu.

Duruşmaya devam ediliyor.

Müştekiler darbecilerin vahşetini anlattı

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Jandarma Genel Komutanlığı Karargahı'ndaki eylemlere ilişkin davaya devam edildi.

Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada, darbecilerin açtığı ateş sonucu yaralanan Emrah Karatan, müşteki sıfatıyla yaşadıklarını anlattı.

Müşteki Karatan, 15 Temmuz'da evinde bulunduğu sırada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısı üzerine sokağa çıktığını belirtti.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne gitmeye karar verdiğini ancak Jandarma Genel Komutanlığı Karargahı önünden geçerken zırhlı araçları gördüğü için buraya yöneldiğini anlatan Karatan, vatandaşlarla askerleri ikna etmeye çalıştıklarını kaydetti.

Bu esnada darbecilerin kontrolündeki helikopterden bulundukları yere ateş edildiğini söyleyen Karatan, kendisiyle birlikte çok sayıda vatandaşın yaralandığını aktardı.

Atar damarının parçalandığını, sol bacağını kaybetme riskiyle karşılaştığını belirten Karatan, "Çok kan kaybetmiştim, doktorlar ilk önce ayağımı kesmeye karar vermişler ancak genç olduğum için bundan vazgeçip diğer bacağımdan damar nakletmeye karar vermişler. Allah'ın takdiri bacağım kurtuldu." diye konuştu.

Bacağının yanı sıra vücudunun birçok bölgesinde şarapnel parçası bulunduğuna değinen Karatan, darbecilerden şikayetçi olduğunu ve davaya katılmak istediğini sözlerine ekledi.

  • "Belden yukarısı yanmıştı"

Müştekilerden Ercan Şen de sosyal medyadan darbe girişimine ilişkin haberleri gördüğünü, ardından oğlu İbrahim Kerem Şen ile sivil iradenin temsilcisi Cumhurbaşkanına sahip çıkmak için Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne gittiğini anlattı.

Bir süre sonra bulundukları yere gelen üç zırhlı aracı, ellerinde Türk bayraklarıyla engellemeye çalıştıklarına işaret eden Şen, "Demokrasiyi katletmeyin, yaptığınız yanlıştır." diyerek uyardıkları askerlerin havaya ateş ederek karşılık verdiğini dile getirdi.

İlerleyen saatlerde vatandaşların bulunduğu yere helikopterin ateş ettiğini anlatan Şen, şöyle devam etti:

"Vücudumda ıslaklık hissettim, baktım ki sol ayak bileğimden kan fışkırıyor. Oğlum imdadıma yetişti, başka bir vatandaş da yardımıma koştu ama o da omzundan vurulmuştu. Gazi Hastanesi'ne gittiğimizde, ilk getirilen yaralıların bizler olduğunu fark ettim. Sedyede postallı ve bacaklarında kamuflaj pantolon olan biri yatıyordu. Kim olduğunu sorduğumda polis olduğunu söylediler. Üzerindeki örtüyü çekince belden yukarısı yanmıştı ve o gece ilk kez ağladım. Hastanedeki tedavimin ardından iki oğlumu da alarak Genelkurmay Başkanlığına gittim."

Darbecilerden şikayetçi olduğunu bildiren Şen, davaya katılma talebinde bulundu.

  • "Tank kadını eziyordu"

Müşteki Mustafa Türker ise İstanbul'daki köprülerin askerler tarafından kapatıldığı haberlerini izledikten sonra evine yakın olan Külliye'ye gitmeye karar verdiğini söyledi.

Yolların kapatılması nedeniyle aracını park ederek yürümeye başladığını vurgulayan Türker, Jandarma Genel Komutanlığı Karargahı'na geldiği esnada kendilerine ateş edildiğini ifade etti.

Türker, "Etrafıma baktığımda birinin yüzünün yarısı yoktu, vücudumda başkalarına ait ceset parçaları vardı. Ayak ve kollarımdan kan akıyordu. Sırtımda büyük bir yara vardı. Tankın ezdiği bir kadını gördüm. Tankı geriye alması için askere bağırıyordu ancak asker aldırış etmiyordu." ifadelerini kullandı.

Vatandaşların kendisini hastaneye götürdüğünü dile getiren Türker, vücudundan çok sayıda şarapnel parçası çıkarıldığını anlattı.

Yaklaşık 2,5 ay tedavi gördüğünü aktaran Türker, darbecilerden şikayetçi olduğunu kaydetti.

Duruşmaya devam ediliyor.

Darbe gecesi vurulan TEM Daire Başkanı infazı anlattı

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Jandarma Genel Komutanlığı Karargahı'ndaki eylemlere ilişkin davaya devam edildi.

Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada darbecilerin başından vurarak yaraladığı dönemin TEM Daire Başkanı Turgut Aslan, müşteki sıfatıyla mahkemeye gönderdiği yazılı beyanında infaz anını anlattı.

Aslan, üst düzey emniyet yetkilileriyle FETÖ mensubu askerlerin gözaltına alınması için düzenlenen toplantıda olduğu esnada askeri hareketlilik yaşandığını belirtti.

Bunun üzerine bilgi almak için aradığı dönemin Jandarma Genel Komutanlığı Harekat Başkanı Tümgeneral Arif Çetin'in gelişmeler hakkında yeteri kadar bilgisinin bulunmadığını ancak siber saldırı olabileceğini söylediğini aktaran Aslan, Çetin ile karargahta görüşmeye karar verdiklerini kaydetti.

Korumaları Hasan Gülhan ve Hüseyin Uğur İşçi ile Jandarma Genel Komutanlığının nizamiyesine geldiklerini belirten Aslan, görevli askerlere TEM Daire Başkanı olduğunu söylemesine rağmen içeri girmelerine izin verilmediğini ifade etti.

Bunun üzerine nizamiyeden ayrılacakları esnada bir grup askerin kendilerini durdurarak içeri alacaklarını söylediklerini aktaran Aslan, bu esnada darbecilerin kendisi ve korumalarına silah çekerek tabancalarıyla telefonlarına el koyduklarını bildirdi.

  • "Konuşan olursa kafasına sıkın"

Arif Çetin ile görüşmek istediğini söylemesi üzerine darbecilerden birinin "TSK yönetime el koydu, burada onların sözü geçmez." dediğini anlatan Aslan, "Önce kalabalık bir salonda bekletildik. Kelepçenin bileğimi sıktığını, gevşetmelerini söyledim. Bunun üzerine ikinci kelepçeyi taktılar. Üniformalı bir asker, 'Konuşan olursa kafasına sıkın' talimatı veriyordu. Çok konuştuğum gerekçesiyle ağzımı bantladılar. Bu şekilde bir zaman sonra üst kattaki başka salona götürüldük. Burada bazı rütbeli askerler de rehin tutuluyordu." diye konuştu.

Dışarıdan gelebilecek kurşunların hedefi olmaları için rehin tutuldukları salonun penceresinin önünde bekletildiklerine dikkati çeken Aslan, sabah saatlerinde salona gelen birinin, "Alın bunları" dediğini belirtti.

Talimat üzerine elleri arkadan kelepçeli, gözleri bağlı şekilde kollarından çekiştirilerek infaza götürüldüklerini kaydeden Aslan, şöyle devam etti:

"Bizi binadan açık alana çıkardılar. İlk anda sanık eski albay Erkan Öktem, diğerlerine 'Kafanızı çevirin, bizi tanımasınlar' diye emir verdi. Gözümüz bağlı olduğu için nereye götürüldüğümüzü biliyordum ancak açık havaya çıktığımızı hissediyordum. Bizi götürdükleri yerde gözlerimi açtılar, kafamı eğdiler. O esnada gece boyunca eylemleri komuta eden üniformalı asker bize 'Oturun, kafanızı eğin' dedi. Sonra kafama silah doğrulttuklarını hatırlıyorum. Beni hangisinin vurduğunu bilmiyorum. Bizi vuran şahıslar ikinci kattaki salona girdiğimizde emirler yağdıran sesin sahibi olan üniformalı asker ile yanındaki şahıslardır.

Emirler veren ve bize 'Oturun' diyen sesin sahibinin, gece boyunca darbe teşebbüsünde komutayı sağlayan, daha önce sıklıkla gittiğim Jandarma Genel Komutanlığının özel kalem müdürlüğünde görevli Erkan Öktem olduğunu teyit ettim. Makam aracımızın girişinden infaz edilmek üzere gözleri ve ellerimiz bağlı infaza götürüldüğümüz ana kadar her şeyi hatırlıyorum. Kamera kayıtlarına yansıyan görüntüleri birebir yaşadım."

  • "103 gün komada kaldı"

Darbecilerin kendisiyle vurdukları koruması Hasan Gülhan'ın olay yerinde şehit olduğunu sonradan öğrendiğini belirten Aslan, saatler sonra Emniyet Müdürü Serhat Çokaklı'nın kendisini olay yerinde bularak hastaneye götürülmesini sağladığını ifade etti.

Ağır yaralı şekilde götürüldüğü hastanede 103 gün komada kaldığını dile getiren Aslan, sonrasında yaşadıklarını şöyle anlattı:

"Hastaneye yetiştirildiğimde nabzım zayıf, tansiyonum ise 3'müş. Hayati riskim sürerken 4 ağır beyin ameliyatına alınmışım. Ateşli silah yaralanmasından dolayı kafatasında oluşan basıncı azaltmak için kafatasımın bir kısmı kesildi. Mermilerin deldiği açık yaraların kapanması için plastik cerrahi ameliyatı, beyin cerrahi ameliyatı, cihaza bağlı solunum, cihaza bağlı beslenme, pasif fizik tedavi, enfeksiyon tedavileri ve burada sayılmayacak sayıda ve ağırlıkta tedavi uygulanmış. 103 gün sonra uyanmışım.

Uyandığım zaman 'Demokrasi var mı?' diye sormuşum. Ailem ilk sözlerimi o anda anlayamamış. Yaşadıkları üzüntüden dolayı söylediklerimi ertesi gün idrak edebilmişler. Darbe yapıldığını, rehin alındığımı ilk anlardan itibaren anlamıştım, başarılı olup olmadığını sormuşum. 13 ay boyunca hastanede yatarak tedavi gördüm. Ölümden döndüm, ailem maddi ve manevi kayıplar yaşadı."

  • "FETÖ beni hedefe koymuştu"

Darbe girişiminden önce TEM Daire Başkanı olarak FETÖ'ye ilişkin kapsamlı bir rapor hazırladığını, bu çalışmanın mahkemelerde delil olarak kullanıldığına işaret eden Aslan, bu nedenle örgütün kendisini hedef yaptığını söyledi.

Örgütün yayın organlarında kendisine ilişkin gerçekleri yansıtmayan haberlerin yayımlandığını, hakkında 250'den fazla dava açıldığını belirten Aslan, "FETÖ artık terör örgütüydü ve altında imzam vardı. FETÖ mensuplarının dava dosyalarında bu rapor vardı. Başka çareleri yoktu, bundan dolayı davalar ve tehditlerle yıpratmaya çalıştılar. Örgütle mücadelemden ötürü beni vurdular. İnfaz, darbenin akışı esnasında rastgele olmadı. Bu infaz bir suikast niteliğindeydi. Jandarma Okullar Komutanlığı ve Genelkurmay Başkanlığındaki aramalarda darbecilerce derdest edilecek listede benim de ismim yer alıyor." beyanında bulundu.

Kendisini alıkoyan, kanunsuz emirleri yerine getiren, canına kasteden ve hayatında geri döndürülemez maddi ve manevi kayıplara neden olan darbecilerden şikayetçi olduğunu ifade eden Aslan, davaya katılma talebinde bulundu.

Sağlık sorunları nedeniyle duruşmaya katılamadığını kaydeden Aslan, dilekçesini kızının yardımıyla hazırlayabildiğini belirtti.

15 Temmuz gazisi, kardeşinin şehadetini anlattı

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Jandarma Genel Komutanlığı Karargahı'ndaki eylemlere ilişkin davanın görülmesine devam edildi.

Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada, darbecilerin şehit ettiği Özgür Gencer'in ağabeyi 15 Temmuz gazisi Şenol Gencer, müşteki sıfatıyla yaşadıklarını anlattı.

Müşteki Gencer, olay tarihinde evinde bulunduğu sırada sosyal medyada uçakların alçaktan uçuş yaptığına ilişkin haberleri gördüğünü, ardından o dönemde başbakan olan Binali Yıldırım'ın darbe girişime yönelik açıklamalarını izlediğini söyledi.

Demokratik tepkisini göstermek için Etimesgut meydanına gittiğini belirten Gencer, kardeşi Özgür Gencer'in Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne zırhlı araçların yöneldiğini bildirmesi üzerine buraya geçtiğini anlattı.

Gencer, ilerleyen saatlerde kalabalığın arttığını, bir süre sonra darbecilerin kontrolündeki helikopterin sivilleri taradığını, buna rağmen halkın geri adım atmadığını belirtti.

Kardeşinin saat 04.00 sıralarında eve geçerek kendisini aradığını, olayların yatışmadığını, yeniden Külliye'ye gideceğini söylediğini aktaran Gencer, bu görüşmeden yaklaşık bir saat sonra kardeşiyle Jandarma Genel Komutanlığı önüne gitmeye karar verdiklerini dile getirdi.

Gencer, bu esnada savaş uçaklarının bulundukları bölgeye bomba attığını dile getirerek, şunları kaydetti:

"F16 uçakları buraya bombayı attıktan sonra her yeri toz bulutu kapladı. Patlamanın etkisiyle yolun ortasına savruldum. Ayağa kalktım, bilincim yerindeydi. Sağ göğsüm, omzum ve bacağıma şarapnel parçaları isabet etti. Kardeşim Özgür'ü yerde gördüm. Yanına gittiğimde büyük parçalar isabet etmişti ve öz kardeşimin iç organları dışarı çıkmıştı. Gömleğimle yarasına tampon yaptım. 'Ambulans' diye bağırdım. Bir minibüsle hastaneye götürdük, girişte ağzından kan geliyordu. 'Kardeşimi kurtarın.' diye yalvardım. Gün boyu ameliyatta olduğunu düşünüyordum ama hastaneye geldikten yarım saat sonra şehit olmuş."

Mahkeme Başkanı Abdullah Köksal'ın, "Başın sağ olsun." temennisine Gencer, "Vatan sağ olsun." karşılığını verdi.

Darbecilerden şikayetçi olduğunu belirten Gencer, davaya katılmak istediğini sözlerine ekledi.

Duruşmaya devam ediliyor.

Gaziler duruşmada 15 Temmuz gecesini anlattı

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Jandarma Genel Komutanlığı Karargahı'ndaki eylemlere ilişkin davanın görülmesine devam edildi.

Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda gerçekleştirilen duruşmada, darbecilerin açtığı ateş sonucu yaralanan 15 Temmuz gazileri, olay günü yaşadıklarını anlattı.

Müşteki Mehmet Cemal Almaz, 15 Temmuz'da arkadaşlarıyla piknikte olduğu sırada eşinin kendisini arayarak darbe girişimi olduğunu söylediğini aktardı.

Bunun üzerine darbecilerin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı alabileceklerine karşı Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne gitmeye karar verdiğini ifade eden Almaz, "Seçilmiş cumhurbaşkanına yönelik olası saldırıya karşı koymak ve milli iradeye sahip çıkmak amacıyla hareket ettim." dedi.

Külliye'ye geldiğinde Jandarma Genel Komutanlığı Karargahı etrafında konuşlandırılan zırhlı araçları gördüğünü bildiren Almaz, buradaki vatandaşlarla askerleri ikna etmeye çalıştıklarını ancak bu çabalarının karşılık bulmadığını söyledi.

Diyalog kurmaya çalıştıkları askerlerin kendilerine tepki gösterdiğini dile getiren Almaz, bir süre sonra darbecilerin kontrolündeki helikopterin ateşine maruz kaldıklarını kaydetti.

Vücuduna 15 şarapnel parçası isabet ettiğini anlatan Almaz, aynı zamanda bacağının kırıldığını ifade etti.

Elinde telsiz olan bir askerin hava desteği istediğini duyduğunu belirten Almaz, "Bu talepten sonra yani helikopter saldırısından önce zırhlı araçlar kapaklarını kapattı. Baş münafık FETÖ elebaşı Gülen başta olmak üzere darbecilerden şikayetçiyim." diye konuştu.

  • "Yanımdaki sivil vuruldu"

Müşteki Mehmet Koca da olay tarihinde evinde bulunduğu sırada darbe girişimine ilişkin sosyal medyadaki haberleri gördüğünü belirtti.

Bunun üzerine Cumhurbaşkanlığında görev yapan bir arkadaşını aradığını, onun da yaşananların FETÖ'cülerin bir kalkışması olduğunu söylediğine değinen Koca, demokratik tepkisi göstermek için sokağa çıktığını, bir vatandaşın aracıyla Jandarma Genel Komutanlığının önüne gittiğini dile getirdi.

Buradaki vatandaşlarla askerleri ikna etmeye çalıştıkları bilgisini veren Koca, "Sabah saatlerine kadar burada kaldım, uçaktan atılan bombanın etkisiyle sol kulağımda işitme kaybı oldu. Jandarma Genel Komutanlığı binasının üst katından açılan ateş sonucu yanımdaki bir sivilin vurulduğuna şahit oldum, darbecilerden şikayetçiyim." şeklinde beyanda bulundu.

  • Eşi de yaralandı

Müşteki Ali Karaca ise eşi Ayşe Karaca ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne gitmek için evden ayrıldıklarını ancak yolların kapalı olması nedeniyle buraya ulaşamadıklarını ifade etti.

Jandarma Genel Komutanlığı önündeki kalabalığı görünce buraya yöneldiklerini anlatan Karaca, karargahtan açılan ateş sonucu eşinin ayağından yaralandığını, onu hastaneye götürmek için araca taşıdığı sırada kendisinin de ayağından vurulduğunu fark ettiğini belirtti.

15 Temmuz gazisi Karaca, darbecilerden şikayetçi olduğunu belirterek davaya katılmak istediğini sözlerine ekledi.

Duruşmaya ara verildi.

“Darbeye karşı çıkılması gerektiğini biliyordum”

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Jandarma Genel Komutanlığı Karargahı'ndaki eylemlere ilişkin davanın görülmesine devam edildi.

Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmanın öğleden sonraki bölümünde, darbecilerin açtığı ateş sonucu yaralanan Hatice Işık, müşteki sıfatıyla 15 Temmuz’da yaşadıklarını anlattı.

Olay günü evinde bulunduğu sırada kendisini arayan arkadaşının darbe girişimi olduğunu söylediğini aktaran Işık, bu durumu ablasıyla paylaştığını anlattı.

Demokrasiye inanan bireyler olarak bu duruma tepki göstermeleri gerektiği konusunda karar aldıklarını dile getiren Işık, "Olay tarihinde 20 yaşındaydım ama darbeye karşı çıkılması gerektiğini biliyordum. Zira darbeleri konu edinen belgesellerden çıkardığım sonuç, hükümet ister iyi olsun ister kötü, darbenin iyisi olmazdı ve ülkeye zarardan başka bir şey getirmiyordu. Bu bilinçle o gece alanlara çıktım." dedi.

Ablasıyla Sincan Lale Meydanı'na gittiklerini, buradaki vatandaşlarla Ankara merkezine geçtiklerini ifade eden Işık, daha sonra Jandarma Genel Komutanlığı Karargahı'nın önüne geldiklerini aktardı.

Vatandaşların askerleri ikna etmek için çaba gösterdiğini, buna rağmen kendilerine ateş edildiğini vurgulayan Işık, "Elinde bayrak olan bir genç başından vurularak yere düştü. Bayrak bir örtü gibi üzerini kapattı. O anlar, sadece bu kelimelerle anlatılacak kadar sırada değildi. Etkisini üzerimden atmış değilim." diye konuştu.

Yaralılara yardım etmek istediklerini ancak darbecilerin kendilerine ateş ederek buna izin vermediklerine değinen Işık, yaralılardan birini çekmeye çalıştığı sırada sağ karın bölgesinde vurulduğunu belirtti.

Kurşunun etkisiyle belden aşağısını hissetmediğini dile getiren Işık, "Üç gün yoğun bakımda kaldıktan sonra üç ay fiziki tedavi gördüm. Böbreğimin yarısı ve bağırsaklarımın bir kısmı alındı. Tedavim devam ediyor." dedi.

Müşteki Işık, kendisini vuran darbecilerden şikayetçi olduğunu, davaya katılmak istediğini sözlerine ekledi.

– Yarbaydan ateş talimatı

Müşteki Savaş Şanlı da sosyal medyadan darbe girişimine ilişkin haberleri okuduğunu, ardından AK Parti Genel Merkezine gittiğini, burada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın halkı alanlara çağıran konuşmasının dinlettirildiğini bildirildi.

Tanıkların Külliye'ye gideceği söylentisi üzerine vatandaşlarla buraya koşarak gittiklerini anlatan Şanlı, ellerinde bayraklarla zırhlı araçların önünü kestiklerini kaydetti.

Daha sonra Jandarma Genel Komutanlığı Karargahı önüne geldiklerini, buradaki darbeci askerleri ikna etmeye çalıştıklarını vurgulayan Şanlı, bir yarbayın askerlere ateş etmeleri için emir verdiğini, askerlerin de ilk önce havaya sonra da kendilerine ateş açtığını belirtti.

Yarbaya yöneldiğini ancak etrafındaki silahlı askerlerin buna izin vermediğini aktaran Şanlı, "O yarbayın yanında sivil giyimli biri vardı. Yarbayla hareket ediyorlardı. Ne konuştuklarını duymuyorduk ama yarbayın peşinden hiç ayrılmıyordu." diye konuştu.

İlerleyen saatlerde darbecilerin kontrolündeki helikopterden açılan ateş sonucu yaralandığını anlatan Şanlı, sanıklardan şikayetçi oldu.

Duruşmaya yarın devam edilecek.

Darbe sanığından müştekiye tehdit

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Jandarma Genel Komutanlığı Karargahındaki eylemlere ilişkin davanın görülmesine devam edildi.

Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmanın öğleden sonraki bölümünde, darbeciler tarafından alıkonulan Astsubay Kadir Göçmenoğlu müşteki olarak dinlendi.

Olay tarihinde Jandarma Genel Komutanlığı karargahında bilgi sistem bölük nöbetçisi olduğunu belirten Göçmenoğlu, akşam saatlerinde sanık eski Bilgi Sistem Bölük Komutanı yüzbaşı Erkan Demir'in emriyle Orgeneral Sükan Toplantı Salonu'na gittiğini belirtti.

Göçmenoğlu, söz konusu salona geldiğinde kendisini silahlı bir şekilde karşılayan sanık eski yarbay Yusuf Köz'ün üstünü arayarak cep telefonunu bırakmasını istediğini, bu esnada sanık eski yüzbaşı Ramazan Karabulut'un ise "Kalkmayın, bakmayın, dönerseniz vururum." diyerek salondakileri uyardığını söyledi.

Salonda kendisi gibi alıkonulan çok sayıda personel olduğunu dile getiren Göçmenoğlu, ilerleyen saatlerde darbecilerden birinin rehinelerin başında bekleyen askerlere, polisleri kastederek, "Kobralar (helikopter) biçti geçti, leşleri etrafa dağıldı, eski uzun halkı sokağa çağırıyor ama süreç lehimize gelişiyor." dediğini aktardı.

Göçmenoğlu, sabah saatlerinde polisin karargaha düzenlediği operasyonla darbecilerin elinden kurtulduğunu belirtti, sanıklardan şikayetçi oldu.

– Müştekiyi tehdit etti

Müşteki Göçmenoğlu, beyanının ardından mahkeme heyeti ile sanıklar ve taraf avukatlarının sorularına cevap verdi.

Soru sormak için söz alan sanık eski astsubay Abdülkadir Baytak, Göçmenoğlu'na "Bugün burada olmasa da başka bir yerde sana bunun hesabını soracağım." dedi.

Araya giren Mahkeme Başkanı Abdullah Köksal, sanık Baytak'ı ifadeleri nedeniyle uyardı.

Duruşmaya yarın devam edilecek.

“İçeri girmeye çalışırlarsa vururuz”

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Jandarma Genel Komutanlığı Karargahındaki eylemlere ilişkin davanın görülmesine devam edildi.

Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salondaki duruşmada, darbeciler tarafından alıkonulan Jandarma Mühendis Üsteğmen Mustafa Aygül, müşteki sıfatıyla 15 Temmuz'da yaşadıklarını anlattı.

Olay tarihinde evinde bulunduğu sırada kendisini arayan Teğmen Oğuz Sezgin'in sistemlerde arıza olduğunu söylediğini aktaran Aygül, bunun üzerine karargaha gitmeye karar verdiğini ifade etti.

Nizamiyeye geldiğinde kapıdaki görevlilerin kendisini beklettiğini anlatan Aygül, "Nizamiyedeki askerler 'Dur kim bizden kim bizden değil bilmiyoruz' dedi. İlk başta geçişime izin verilmedi ama başkalarına izin verildi. Sistem odası arızası için geldiğimi söyleyince içeri aldılar. İçeri girdiğim esnada aynı askerler, 'Sen gerçekten nereye geldiğini biliyor musun?' diye ikaz ettiler. Ben de 'İki yıldır geldiğim iş yerime geldim' karşılığını verdim." diye konuştu.

Karargahta karşılaştığı Bünyamin Tekin'den sıkıyönetim ilan edildiği bilgisini aldığını, bu duruma anlam veremediğini dile getiren Aygül, karargahın haberleşme sistemlerini kontrol ettiğini ancak bağlantıların kesildiğini gördüğünü kaydetti.

Aygül, gelişmeler hakkında bilgi almak için televizyonu açtığı sırada silahlı bir şekilde Bilgi Sistem Sunucu Odasına giren sanık eski yüzbaşı Erkan Demir'in Orgeneral Sükan Toplantı Salonuna gitmesini istediğini ifade etti.

Söz konusu salona geldiğinde alıkonulduğunu aktaran Aygül, rehinelerin başında bekleyen sanık eski yüzbaşı Ramazan Karabulut'un, "Kafasını çevireni vururum" dediğini anlattı.

İlerleyen saatlerde dönemin TEM Daire Başkanı Turgut Aslan ve korumalarının da darbeciler tarafından alıkonularak aynı salona getirildiğini belirten Aygül, sanık eski üsteğmen Metin Yağcı'nın "Uzun, halkı sokağa çağırmış, içeri girmeye çalışırlarsa vururuz" dediğini aktardı.

Bu ifadeden sonra darbe girişimi yapıldığını anladığına işaret eden Aygül, sabah saatlerinde karargahın zemin katına götürüldüklerini, burada bir askerin dışarıya ateş ettiğini gördüğünü söyledi.

Polisin operasyonuyla darbecilerin elinden kurtulduklarını anlatan Aygül, sanıklardan şikayetçi olduğunu, davaya katılmak istediğini sözlerine ekledi.

– Babası şehit, kardeşi gazi oldu

Şehit Akif Kapaklı'nın oğlu Eyüp Kapaklı da duruşmada müşteki olarak dinlendi.

Kardeşi Ömer Faruk Kapaklı'nın da gazi olduğunu hatırlatan Kapaklı, annesi ile kardeşinin olayların etkisini üzerinden atamadığı için mahkeme ortamında bulunamadıklarına değindi.

Kardeşi ve babasının darbe girişimine karşı mücadele vermek için Jandarma Genel Komutanlığı Karargahı önüne gittikleri bilgisini veren Kapaklı, burada babasının şehit olduğunu, kardeşinin ise yaralandığını kaydetti.

Darbecilerden şikayetçi olan Kapaklı, davaya katılma talebinde bulundu.

Duruşmaya ara verildi.