“Vesayet odaklarına devleti teslim etmedik”

ANKARA (AA) – AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal, "FETÖ denen bu hain terör örgütüne karşı güçlü bir mücadele verilirken, tıpkı 15 Temmuz'a 'tiyatro', 20 Temmuz'a 'kontrollü darbe' dedikleri gibi verilen mücadeleye gölge düşürmeye çalışanlar, 17-25 Aralık'ta da FETÖ'nün söylemlerini sahiplenerek itibar cellatlığına soyunmuştur." ifadelerini kullandı.

Ünal, sosyal medya hesabı Twitter'dan yaptığı açıklamada, 17-25 Aralık'ın 40 yıl boyunca devletin içerisine bir ur gibi yerleşmiş olan STK görünümlü bir ihanet şebekesinin maskesinin düştüğü tarih olduğunu bildirdi.

17-25 Aralık'ın emniyet üniforması ve yargı cübbesi giyen teröristler ile millet iradesine darbe yapmaya kalkışan bu uru metastaz yapmadan temizleyebilecek güçlü siyasi iradenin milletin her daim teveccühünü kazanmış Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti hükümetlerinin olacağını gösterdiğine işaret eden Ünal, o tarihten bu yana Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde, hain örgüte karşı ortaya konan yüksek kararlılığın hem milletin takdir ve desteğini topladığını hem de devletin tüm kurumlarıyla bu hain örgüte karşı verilen mücadelede yekvücut olunmasını sağladığını vurguladı.

"FETÖ denen bu hain terör örgütüne karşı güçlü bir mücadele verilirken, tıpkı 15 Temmuz'a 'tiyatro', 20 Temmuz'a 'kontrollü darbe' dedikleri gibi verilen mücadeleye gölge düşürmeye çalışanlar, 17-25 Aralık'ta da FETÖ'nün söylemlerini sahiplenerek itibar cellatlığına soyunmuştur." değerlendirmesini yapan Ünal, paylaşımında şunları kaydetti:

"Siyaseti millete rağmen ve AK Parti düşmanlığı olarak gören ve yine her fırsatta Türkiye düşmanı odakların içerideki sözcülüğüne soyunan bu güruh 17-25 Aralık'tan sonra her fırsatta FETÖ'ye siper olmuş ve FETÖ'nün yanında saf durmaktan haya etmemiştir. Oysa 17-25 Aralık bu ülkeye, bu millete suikast yapmaya kalkışanların ortaya çıkarıldığı gündür, bizim de dimdik ayakta durduğumuz ve bu ülkeyi bugüne taşıdığımız gündür. Ve biz o gün dimdik ayakta durarak siyasetin de devletin de hukukunu koruduk. Nihayetinde ne o gün de ne de 15 Temmuz'da ne bu hain yapıya ne de vesayet odaklarına millet iradesinin emaneti olan devleti teslim etmedik. Millet bize görev verdiği sürece de her ne pahasına olursa olsun etmeyeceğiz."

Akıncı Üssü davası

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü'ndeki eylemlere ilişkin 474 sanıklı davaya tanık beyanlarıyla devam edildi.

  1. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları hazır bulundu.

Duruşmada, tanık olarak dinlenen eski kurmay yarbay Serhat Akın, darbe girişiminin yaşandığı dönemde, 11 Temmuz itibarıyla Kara Kuvvetleri Komutanlığı (KKK) Sicil Şube Müdürü olarak yeni atandığını söyledi.

Şu anda KKK darbe girişimi davasının sanığı olduğunu belirten Akın, tayin olduğu hafta eski şube müdürünün de orada bulunduğunu ve devir teslim işlemlerinin sürdüğünü iddia etti.

Evini henüz taşımadığı için Merkez Orduevi'nde kaldığını anlatan Akın, 15 Temmuz'da da normal mesaiye gittiğini, saat 19.30-20.00 civarı mesaiden ayrılıp orduevine döndüğünü kaydetti.

Akın, saat 22.00-22.30 gibi şube müdürünün telefon ettiğini ve herkesin mesaiye gitmesine yönelik emri aktardığını belirterek, arabası olmadığı için Oran'daki lojmanlara gidip önce onu aldığını kaydetti.

Serhat Akın, saat 00.30 gibi kuvvete gittiklerini, nizamiyede giriş çıkışların yasak olduğunun belirtilmesi üzere kuvvette görevli olduklarını söylediklerini, askerin de içeride bulunan subay ya da astsubaya durumu ilettikten sonra girebildiklerini bildirdi.

Personel başkanlığı katındaki odasına gittiğini ve durumu öğrendikten sonra sabaha kadar odasından çıkmadığını öne süren Akın, sabah herkes mesaiden ayrılırken kendisinin de kışlayı terk ettiğini söyledi.

Akın, odasında bulunduğu için yaşananlardan bilgisi olmadığını iddia etti.

Bir isim listesinden haberi olup olmadığı sorulan Akın, böyle bir şey olmadığını belirtti.

Sanıklardan eski binbaşı Ali Tiryaki'nin, kendisini tanıyıp tanımadığını ve görüşüp görüşmediklerini sorması üzerine Akın, tanımadığını ve görüşmediklerini öne sürdü.

  • İtirafçı tanığın beyanı

Tanık eski binbaşı A.K. ise 8 Temmuz 2017'de TSK'dan ihraç olduğunu, o zamana kadar KKK karargahında çalıştığını söyledi.

15 Temmuz'da mesainin normal başladığını ifade eden A.K, saat 13.30 civarı, ilgili şube müdürü kurmay albay Eşref Mert'in yanına giderek yaptığı bir çalışmayla ilgili sunum yaptığını belirtti.

"Odasından çıkacakken bana önemli bir görev vereceğini ve bunu mutlamaka başarmamı söyledi. İki şahsa yönlendirdi." diyen A.K, yönlendirdiği kişilerden birinin kurmay yarbay Serhat Akın, diğerinin kurmay albay Mutlu Serkan Vurdem olduğunu bildirdi.

Şube müdürünün bu kişilerden birinin yanına gitmesinin yeterli olacağını söylemesi üzerine aynı binadaki Serhat Akın'ın yanına gittiğini ifade eden A.K, gittiğinde odada bu davanın da sanıklardan binbaşı Ali Tiryaki ile 3 ya da 4 kişi daha olduğunu kaydetti.

A.K, "Akın, 'Bu gece tüm kuvvetler burada. Eski tabirle 'darbe yapılacak' dedi." diye konuştu.

Akın'ın odadakilerin isimlerini sorduğunu, isim listesinden de kontrol ettiğini belirten A.K, Akın'ın daha sonra da "Bizden haber bekleyin" diyerek odalarına gönderdiğini söyledi.

Çalışma odası bodrum katında olduğu için odasına geçtiğini ve telefon irtibatını bitirdiğini anlatan A.K, günlük izin yazdırıp şube müdürüne haber vermeden mesaiyi terk ettiğini bildirdi.

A.K, cep telefonunun saat 16.30 gibi çalmaya başladığını belirterek, telefonu sessize aldığını, çağrılara cevap vermediğini ifade etti.

Daha sonra santralden, eşinin telefonu üzerinden arandığını ve kışlaya çağrıldığını dile getiren A.K, aramaların sonu gelmeyeceği için saat 20.15 gibi birliğe gittiğini anlattı.

A.K, arayan kişiyi bulup "Beni niçin aradığınızı biliyorum. Gelmeyeceğim, katılmayacağım. Beni rahatsız etmeyin." dedikten sonra saat 20.40 gibi de çıktığını söyledi.

Mutlu Serkan Vurdem'in odasına gidip gitmediği sorulan A.K, onun odasına gitmediğini kaydetti.

A.K, örgütle bağının sorulması üzerine de FETÖ/PDY ile ortaokul yıllarında tanıştığını, harp okulu döneminde de örgüt üyeleriyle görüşmeyi sürdürdüğünü ifade etti.

Serhat Akın'daki isim listesi sorulan A.K, listenin kurşun kalemle yazılmış olduğunu ancak isimleri görmediğini belirtti.

Diğer tanık beyanlarının ardından duruşmaya öğle arası verildi.

“Katalog evliliğini” örgüt sırlarını korumak için yapmışlar

                  GAZİANTEP (AA) - ADSIZ GÜNEBAKAN - Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) yargı yapılanmasının "izdivaç abisi", "Hamza" kod adılı eski Yargıtay tetkik hakimi Oğuzhan Kır'a 9 yıl 4 ay hapis cezası verilen kararın gerekçesinde, örgütün "katalog evliliği" ile üçüncü kişilerin örgüt sırlarına vakıf olmasını engellemeyi amaçladığı belirtildi.

Gaziantep 10. Ağır Ceza Mahkemesince, Yargıtay tetkik hakimliğinden Gaziantep Cumhuriyet Savcılığına atandıktan sonra meslekten ihraç edilen Oğuzhan Kır'a "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan verilen hapis cezasının gerekçeli kararında, örgütün katalog evliliği hakkında bilgiler yer aldı.

Örgüt için stratejik öneme sahip yargı mensupları, askerler, mülki idare amirleri ve örgüt hiyerarşisinde veya finansal açıdan önemli konumda bulunanların birbiriyle evlenmeye teşvik edilmesi yönünde bir sistem oluşturulduğu ve bu yönde katalog evlilikler yaptırıldığı hatırlatılan kararda, "Örgüt mensubunun, kendilerinden olmayan bir kadınla evlenmesi örgüt tarafından benimsenmeyen bir eylem olarak kabul edilmektedir. Örgütsel bağı kuvvetlendirmek ve muhafaza etmek amacıyla katalog evliliği yapılmaktadır. Örgüt, katalog evliliğini kabul etmeyenlere mesafeli davranıp, örgütten uzaklaştırarak üçüncü kişilerin örgütün sırlarına vakıf olmasını engellemeyi amaçlamıştır." ifadeleri yer aldı.

Katalog evliliğinde kişilerin iradesinin bulunmadığı belirtilen kararda, "Örgüt, has tabakasını kendi içinden evlendirmekte. Örgüte bağlılığı artırmak için bu tür bir evlilik teşvik edilmektedir. Böyle bir evlilik yapan örgütten kolay kolay ayrılamaz. Fetullah Gülen örgütün üst yönetimini bu şekilde birbiriyle evlendirip üyeleri eşten bağlamıştır." bilgilerine yer verildi.

  • "İzdivaç görüşmeleri tek tek yapılır"

Kararda, sanık Kır'ın da sohbetlere katılan kişilere kendisini "evlendirme abisi" olarak tanıtıp, bu kişilerle evlilik konusunda toplantılar düzenlediği ve sohbetlere katılan kişilerle tek tek görüşerek ve bu kişilere aday resimlerini göstererek katalog evliliği yapmaları yönünde ikna faaliyetleri yürüttüğü ifade edildi.

Sanığın mesleğini icra ederken örgütsel saiklerle hareket ettiğinin, örgüt mensubu kişiler arasında örgüt terminolojisinde katalog evliliği olarak bilinen "yapı evliliğinin" gerçekleştirilmesinde örgüt hiyerarşisinde evlendirme sorumlusu olarak görev yaptığının açıkça anlaşıldığı belirtilen gerekçeli kararda, tanık ifadelerine de yer verildi.

  • "Karı kocayı birbiriyle kontrol ediyorlardı"

Gerekçeli kararda ifadesine yer verilen tanık M.A, İstanbul Çağlayan Adliyesi'nde hakimlik stajı yaptığı dönemde hafta sonları örgütün sohbet toplantılarına katıldığını belirterek "Yanlış hatırlamıyorsam bu şahıs Hamza kod ismiyle kendisini bize tanıttı. Daha sonra evde bulunan bir odaya geçip teker teker herkesle görüşmeye başladı. Ben de kendisiyle görüştüm. Bu görüşmede kendisi bana 'evlendirme abisi' olduğunu söyleyerek evlilik hakkında ne düşündüğümü, nasıl kriterlerim olduğunu sordu." ifadelerini kullandı.

Katalog evliliğinin üniversiteden beri duyduğu bir konu olduğunu belirten M.A, "Bu yapının hem kendi işlerinin yürütülmesi noktasında hem de karı kocayı birbirleriyle kontrol etme noktasında örgüt içinden evliliklere teşvik ettiğini, dışarıdan evliliklere kolay kolay müsaade etmediğini, yapı içerisinde edindiğim tecrübeden biliyordum. Ben o zaman evlilik istemedim ama arkadaşlardan evliliğe olumlu bakanlara uygun eş adaylarının fotoğraflar üzerinden gösterildiğini öğrendim." diye konuştu.

Tanık A.A. ise hakimlik stajında tanıdığı Kır'ın evlendirme abisi olduğunu, örgüt içerisinde yer alan kadınlarla yine örgüt içerisindeki uygun erkekleri bir araya getirmekten sorumlu olduğunu kaydetti.

Sanık Kır'ın kendisiyle ilk tanıştırmak istediği kişinin M.S. olduğunu belirten A.A, "Kendisinin bana resmi gösterildi. Daha sonra Oğuzhan Kır'ın evinde M.S. ile 10 dakika kadar bir görüşmemiz oldu. Ben olumsuz yönde cevap verdim. Olumlu yanıt verseydim ikinci görüşme yapılacaktı." değerlendirmesine bulundu.

Z.K. de hakim savcılık stajı döneminde kendilerinden sorumlu "Damla" kod isimli kişinin evlilik için kendilerinden fotoğraflarını istendiğini, hatta Oğuzhan Kır'ın da evlilik hakkında genel toplantı yaptığını aktardı.

ByLock kullandığı belirlenen sanığın MP3 çalarında yapılan incelemede ise FETÖ elebaşına ait çok sayıda ses kaydının çıktığı belirtilen gerekçeli kararda, banka hesap hareketlerinde de haklarında FETÖ/PDY soruşturması bulunan kişilerle para transferinin olduğu bilgisi yer aldı.

Gaziantep 10. Ağır Ceza Mahkemesinde 14 Kasım'da görülen karar duruşmasında, sanık Kır, "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasına çarptırılarak tutukluluk halinin devamına karar verilmişti.

FETÖ'nün iş dünyası yapılanması davası

İSTANBUL (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) iş dünyası yapılanmasına yönelik FETÖ elebaşı Fetullah Gülen, kapatılan TUSKON'un başkanı Rızanur Meral ve genel sekreteri Mustafa Muhammet Günay ile Ömer Faruk Kavurmacı ve Faruk Güllü'nün de aralarında bulunduğu 86 sanığın yargılandığı davaya gizli tanıkların ifadelerinin okunmasıyla devam ediyor.

İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza İnfaz Kurumları karşısında bulunan salonda yapılan onuncu duruşmaya, 9 tutuklu sanık, 15 tutuksuz sanık ve avukatları katıldı.

Mahkeme başkanı celse arasında gizli tanık "Boran", "Berat" ve "Demir"in ifadelerinin alındığını ve bugünkü duruşmada bu ifadelerin okunacağını belirtti.

Duruşma, üye hakimin gizli tanıkların ifadelerini okumasıyla devam ediyor.

  • Ceza istemleri

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, firari sanıklar Gülen, Meral ve Günay hakkında, "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs", "TBMM'yi ortadan kaldırmaya teşebbüs" ve "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçlarından üçer kez ağırlaştırılmış müebbet, "terör örgütü kurmak ve yönetmek" suçlarından ayrı ayrı 15 yıldan 22,5 yıla kadar hapis cezası ve "örgüt suçu kapsamında özel belgede sahtecilik" suçundan da ayrı ayrı 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Sanıklardan Ramazan Erdem, Serkan Ercan ve Süleyman Tari'ye "örgüt suçu kapsamında özel belgede sahtecilik" ve "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçlarından 8,5 yıldan on sekizer yıla kadar hapis cezası öngörülen iddianamede, aralarında Ömer Faruk Kavurmacı ve Faruk Güllü'nün de bulunduğu 80 sanığın "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan 7,5 yıldan on beşer yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

İddianamede, sanıklarla ilgili sunulan deliller olarak da MASAK raporları, şüpheli ifadeleri, sorgu tutanakları ile "Boran", "Demir" ve "Berat" kod adlı gizli tanık anlatımları, TUSKON 5. Olağan Genel Kurulu sandık kayıt ve hazirun listeleri, iletişim dinleme tutanakları, tanık Yüksel Yılmaz'ın beyanları, ihbar tutanakları, kayyum olarak atanan TMSF raporları, "ByLock" raporları, Bank Asya hesap dökümleri, Digitürk cevap yazısı, İl Dernekler Müdürlüğü'nce gönderilen dernek üye kayıt listeleri ve sosyal paylaşım tespitleri yer alıyor.

  • Tahliye edilip tekrar tutuklanmıştı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından başlatılan soruşturma sonucunda 8 Eylül 2016'da tutuklanan sanıklardan Ömer Faruk Kavurmacı'nın avukatları, 1 Mayıs 2017'de 5. Sulh Ceza Hakimliği'ne tutukluluğa itiraz başvurusunda bulunarak, tahliye talep etmişti. İtiraz dilekçesini değerlendiren hakimlik, dilekçe ekinde sunulan özel bir hastanenin 18 Nisan 2017 tarihli sağlık raporundaki tespitleri değerlendirerek, Kavurmacı'nın tahliyesine karar vermişti.

Silivri Devlet Hastanesi'nin "mahkumun hayatı için kesin bir tehlike arz etmediği" şeklindeki sağlık raporu üzerine İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi'nce çıkarılan yakalama kararı çerçevesinde yeniden gözaltına alınan Kavurmacı, 17 Haziran 2017'de tutuklanmıştı.

“Mahrem imam”ın darbe girişimi sonrasındaki faaliyetleri gerekçeli kararda

ERZURUM (AA) – MUHAMMET MUTAF – Erzurum'da, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasının (FETÖ/PDY) sözde mahrem imamlarından olduğu gerekçesiyle 8 yıl 9 ay hapse çarptırılan "Nadir" kod adlı Ender Gökmen hakkındaki gerekçeli kararda, sanığın 15 Temmuz'daki darbe girişimi sonrası ziyaret ettiği örgüt mensuplarına çözülmeyi önlemek için telkinlerde bulunduğu belirtildi.

Erzurum 4. Ağır Ceza Mahkemesi, FETÖ/PDY üyesi olduğu gerekçesiyle yargılandığı davada örgüt içerisindeki konumu ve kastının yoğunluğu dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşılarak "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırdığı Ender Gökmen hakkındaki kararının gerekçesini açıkladı.

Mahkemenin gerekçeli kararında, örgütün il yapılanmasına yönelik başlatılan soruşturma çerçevesinde örgütün mahrem askeri yapılanmasında "Nadir" kod adını kullanan Gökmen hakkında da soruşturma yürütüldüğü belirtilerek, sanığın oturduğu apartmanın görevlisinin arama yapmak için gelen ekiplere sanığın adını "Emre Efe" olarak bildirdiğine işaret edildi.

Sanığın evindeki aramada banyoda bulunan klozette yer alan flaş bellekte inceleme yapıldığı aktarılan gerekçeli kararda, incelemede, söz konusu bellekte, örgüt mensubu kişilere ait Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru forumları, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile verilen ihraç kararları ile Danıştay'ın örgüt üyeleri hakkında verdiği bazı kararların bulunduğunun görüldüğüne vurgu yapıldı.

Gerekçeli kararda, yargılama aşamasında ifadesi alınan tanıklardan M.Ş'nin şu ifadeleri dikkati çekti:

"Lise son sınıfta okuduğum dönemde 'Yusuf' kod isimli sivil imam, astsubay meslek yüksekokuluna başvurmam konusunda telkinde bulundu ve aynı yıl jandarma yüksekokuluna kayıt yaptırdım. 2014'te buradan mezun olarak Erzurum Tortum İlçe Jandarma Komutanlığına atandım. Göreve başladıktan sonra 'Recai' kod isimli sivil imam benimle irtibat kurdu ve 'Nadir' kod isimli Gökmen ile tanıştırdı. Görüşmek istemediğim halde bu iki kişi beni tehdit edip himmet istediler. Gökmen benimle görüşmek için Tortum'a geldi."

  • Darbe girişiminden sonra tahliye olan sanığı evinde ziyaret etmiş

İfadesinde örgüt ile bağlantısını kabul eden tanık A.İ. ise şunları söyledi:

"2013'te örgütün mahrem yapılanmasına girdim. Erzurum'da tanıştığım 'Çağrı' kod imam bana 'Abdullah' kod adını verdi ve 'Recai' kod isimli kişinin evine götürdü. 9 Ağustos 2016'da örgüt üyesi olmaktan tutuklanıp 28 Kasım 2016'da tahliye oldum. Tahliye olduktan sonra evimde iken kapım çaldı, açtığımda Gökmen'i gördüm. Benimle görüşmek istedi ancak kabul etmedim."

Gökmen'in örgüt mensuplarının birbirleriyle evlendirmesine de aracılık ettiği anlatılan gerekçeli kararda tanık A.A'nın da şu ifadelerine yer verildi:

"2008'de örgütün mahrem yapılanmasına girdim. 2015-2017 arasında 'Nadir' kod adlı Gökmen, jandarma astsubay grubunda sivil imam olarak öğretmen seviyesinde görevliydi. Öğretmenlerin üstü olan müdür yardımcıları tutuklanınca Gökmen müdür yardımcısı pozisyonuna getirildi ve toplantılara katıldı. Askeri personel ile ilgilenip himmet topladı, öğrendiği askeri bilgileri üstlerine iletti."

  • Darbe girişimi sonrası örgütün dağılmasını önlemeye çalışmış

Gerekçeli kararda, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı dikkate alınarak karar verildiği belirtilerek, sanık Ender Gökmen hakkında şu bilgiler paylaşıldı:

"Sanığın, üniversite öğrenciliği döneminden itibaren örgütün şakirt ve mahrem yapılanmalarında görev aldığı, jandarma astsubay grubunda öğretmen seviyesinde görevli iken Ağustos 2016'dan itibaren örgütte müdür yardımcısı olduğu, 15 Temmuz'daki başarısız darbe teşebbüsü sonrası örgütün dağılmasını önlemek maksadıyla faaliyetler yürüttüğü anlaşılmıştır. Jandarma yapılanmasında görev almadan önce 'Erdem' kod adını kullanmakta iken yapılanmada görev aldıktan sonra 'Nadir' kod adını kullanmaya başlayan sanığın konutundaki aramada ele geçirilen delillerden de darbe girişimi tarihinden sonra yürüttüğü faaliyetlere delalet ettiği anlaşılmıştır."

Gökmen'in askerlere sohbet verdiği, himmet topladığı ve örgüt elebaşının talimatlarından sonra bankadaki hesabına ekonomik durumu ile uygunluk arz etmeyen miktarlarda para yatırdığı belirtilen gerekçeli kararda, sanığın örgütün çözülmemesi için darbe girişimi sonrası yaptığı ziyaretlerde görüştüğü örgüt mensuplarına etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmamaları yönünde telkinde bulunduğuna işaret edildi.

Gerekçeli kararda, hakkındaki suçlamaları reddeden sanığın, örgüt içindeki konumu ve suç işleme kastının yoğunluğu dikkate alınıp alt sınırdan uzaklaşılarak cezalandırılması gerektiğine karar verildiği ifade edilerek, Gökmen'in bu nedenlerle "silahlı terör örgütü üyesi olmak" suçundan 8 yıl 9 ay hapse mahkum edildiği kaydedildi.

Bursa merkezli FETÖ/PDY operasyonu

BURSA (AA) – Bursa merkezli 3 ilde Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) yönelik operasyonda 17 şüpheli gözaltına alındı.

Alınan bilgiye göre, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında daha önce örgüte ait olan ve kanun hükmünde kararnamelerle kapatılan derneklerde yönetici ve üye olan 17 kişi hakkında yakalama kararı çıkartıldı.

Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, Bursa, İstanbul ve Manisa'daki adreslere düzenledikleri eş zamanlı operasyonda 17şüpheliyi gözaltına aldı.

Şüphelilerden bazılarının örgüt liderinin talimatının ardından Bank Asya'ya para yatırdıkları, bazılarının örgüt yöneticileriyle telefon görüşmelerinin tespit edildiği öğrenildi.

Donanma Komutanlığı'ndaki darbe girişimi davasında dosyası ayrılanların yargılanması

KOCAELİ (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Donanma Komutanlığı'ndaki eylemlere ilişkin davada, hükümle birlikte dosyaları ayrılan 7'si tutuklu, 13'ü firari 35 sanığın yargılandığı davanın duruşması başladı.

Davada, Donanma Komutanlığı'ndaki eylemlere ilişkin 90 sanığın yargılandığı davada 25 Ekim'de açıklanan kararda, bazı sanıklara ceza verilmesinin yanı sıra dosyalarının ayrılmasına hükmedilen 2'si tutuklu, 12'si sivil "mahrem imam" olmak üzere 35 sanık yargılanacak.

Kocaeli 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Kocaeli Kapalı Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde özel olarak yaptırılan 250 kişi kapasiteli salonda görülen duruşmaya, bazı tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile avukatları ve sanık yakınları katıldı.

Duruşmayı sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile vatandaşlar da takip ediyor.

Polis ve jandarma ekiplerinin salon çevresinde geniş güvenlik önlemleri aldığı davayı takip etmek isteyen vatandaşlar, x-ray cihazları ve arama noktalarından geçirilerek salona alındı.

Akredite edilen gazeteciler de kendilerine ayrılan bölümde duruşmayı takip ederken, salona, ses ve görüntü kaydı yapabilen cihazlar alınmadı.

Duruşmada, yeni delillere ve tamamlanan bazı belgelere karşı sanıkların savunma yapması ve bazı tanıkların dinlenilmesi bekleniyor.

  • İddianameden

İddianamede, firari sanıklar örgüt elebaşı Fetullah Gülen ve eski Kuzey Görev Grup Komutanı Tuğamiral Ayhan Bay ile tutuklu sanık eski Deniz Hava Ana Üs Komutanı Tuğamiral Tezcan Kızılelma'nın da aralarında bulunduğu sanıklar hakkında "cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs", "silahlı örgüt kurmak veya yönetmek" ve "silahla birden fazla kişiyle birlikte yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak" ve "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ve 19 yıldan 36 yıl altışar ay, diğer sanıklar hakkında da 7 yıl 6 aydan yirmi dokuzar yıla kadar hapis cezası isteniyor.

2019 Yılı Bütçesi TBMM Genel Kurulunda

TBMM (AA) – İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ, "Türkiye'nin başındaki iki büyük terör belası, PKK geri dönmek üzere büyük ölçüde Suriye'ye çekilmiştir, FETÖ ise geri dönmek üzere dünyaya dağılmıştır. Selefi cihatçı terörist örgütlenmeler ise Türkiye içinde kozalarını hızla örmeye devam etmektedirler." dedi.

TBMM Genel Kurulunda, İçişleri Bakanlığı, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ile bu bakanlıklara bağlı kamu kurumlarının bütçelerinin görüşüldüğü 6. turda, İYİ Parti milletvekilleri söz aldı.

İYİ Parti Mersin Milletvekili Behiç Çelik, her üç günde bir polisin intihar ettiğini öne sürerek, "Geçen gün bir emniyet müdürü intihar etti, Rize Emniyet Müdürünün öldürülmesi de iyi analiz edilmeli. Polislerin çalışma saatlerinin angaryaya dönüşmemesi gerekiyor. 3600 ek gösterge hakkı mutlaka verilmelidir." diye konuştu.

Kentlerde giderek bozulan huzurun tekrar oluşması için çözüm bulunması gerektiğini aktaran Çelik, Suriyeliler'in mutlaka ülkelerine gönderilmesi gerektiğini savundu.

İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ, jandarma teşkilatının terörle mücadelede önemli rol üstlendiğini vurguladı.

Jandarmanın bugün "hibrit savaş ordusu" haline geldiğini belirten Özdağ, 15 Temmuz FETÖ darbe girişimi sonrasında jandarmaya sızan FETÖ'cülerin çok büyük bir kısmının tasfiye edildiğini söyledi.

Ümit Özdağ, jandarmanın yurt içinde PKK ile etkili mücadele sürdürdüğünü ifade ederek, şunları kaydetti:

"Ancak unutulmamalıdır ki Türkiye'nin başındaki iki büyük terör belası, PKK geri dönmek üzere büyük ölçüde Suriye'ye çekilmiştir, FETÖ ise geri dönmek üzere dünyaya dağılmıştır. Selefi cihatçı terörist örgütlenmeler ise Türkiye içinde kozalarını hızla örmeye devam etmektedirler. Geri dönmek üzere hazırlanan FETÖ dışında, Türkiye'nin önümüzdeki yıllarda bir hibrit savaş olan Orta Doğu iç savaşından ülkemize yönelik tehditlerin daha da artacağı anlaşılmaktadır. Bundan dolayı Jandarma Genel Komutanlığının güçlendirilmesine devam edilmelidir."

Özdağ, bugün jandarma teşkilatında FETÖ'nün yerini başka bir örgütün aldığını iddia etti.

FETÖ'nün Türk Silahlı Kuvvetleri ve jandarma içindeki yapılanmasına yönelik operasyonların devam ettiğini anlatan Ümit Özdağ, "Bu operasyonların bir bölümünün de ankesörlü telefon operasyonları olduğunu biliyoruz. Ancak bu operasyonlarda da ağır hatalar yapılmaya başlandığını görüyoruz. Örneğin 2010 senesinde bir yüzbaşı bir tek kez ankesörlü telefondan aranmış, görevden alınıyor. Yapmayın, bu doğru değil. Bu iş çok cıvıyor. Bu cıvımanın arkasından birilerinin FETÖ için genel affı gündeme getirdiğini göreceksiniz. Bunu bilinçli olarak yapıyorlar." sözlerini kullandı.

  • "4B kabul edilebilir bir sistem değil"

İYİ Parti Adana Milletvekili İsmail Koncuk, AK Parti'nin 2002 yılından beri çalışma hayatını yerle yeksan ettiğini ileri sürdü.

Vekil ebe, vekil hemşire, vekil imam gibi AK Parti iktidarında icat edilen çalışma biçimlerine artık son verilmesi gerektiğini dile getiren Koncuk, "4B sistemi kabul edilebilecek bir sistem değildir. Aynı işi yapan insanların farklı hukuki normlara tabi tutulması, özlük hakları bakımından farklı haklara sahip olması kamuda çalışma barışını ve huzuru ortadan kaldırmaktadır. Tamamen hepsinin kadrolu olacağı şekilde yeniden düzenlenmesi lazım." diye konuştu.

Koncuk, ülkede 13 milyon çalışan işçinin sadece bir milyonunun sendikalı olduğunu belirtti.

Emeklilikte yaşa takılanlar konusunda Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk'tan bir söz duymadığını ifade eden Koncuk, şöyle konuştu:

"Bunun kamu maliyesine yükü nedir? Bundan daha ne kadar kaçabileceğinizi merak ediyorum. Geçen gün Anayasa Mahkemesi bir karar verdi. Kararda, 'yaşa takılanların haklı olduğunu ve Mecliste bu konuda düzenleme yapılması gerektiğini' söyledi. Vatandaşlar sizden bununla ilgili kanun bekliyor ama siz sallıyorsunuz. O kişiler de sizi yerel seçimde sallayacak gibi görünüyor ama bakalım ne kadar sallayacak?"

  • "Kaç tane devlet hastanesi kapatılmıştır?"

İYİ Parti Antalya Milletvekili Tuba Vural Çokal, şehir hastanelerini eleştirerek, "Hastaneleri yapan şirketlere yüzde 70 doluluk garantisi verilmesinin nedeni nedir? Yüzde 70 doluluk olmaması durumunda devlet geri kalanı karşılayacaktır." dedi.

Bu süreçte kaç devlet hastanesinin kapatıldığını ve ekipmanlara ne olduğunu soran Çokal, sağlık AVM'leri yapan şirketlerin uluslararası kredilerine Hazine garantisi verildiğini ileri sürdü.

İYİ Parti'li Çokal, "Şehir hastaneleri için 20 yılda 30,3 milyar lira kira bedeli ödenecektir. 2050 yılına kadar ise toplam 50 milyar lira kira bedeli ödenecektir, bu da devlete büyük mali külfet getirecektir." diye konuştu.

"Sağlık ücretsiz" denilmesine rağmen katılım payı altında hastalardan eczaneler aracılığıyla çeşitli ücretler alındığını anımsatan Çokal, Suriyeliler'in sağlık kuruluşlarında ücretsiz tedavi olduğunu kaydetti. Çokal, "Suriyeliler için sağlık ücretsiz olabilir ama bizim vatandaşımız 14 kalem katılım payı öderken, onların ücretsiz olmasını nasıl karşılayayım?" ifadesini kullandı.

İYİ Parti Eskişehir Milletvekili Arslan Kabukcuoğlu, "Bütçede, emekli, üretim, adalet, eğitim, sağlık hizmeti ve kalkınma yok, soğuktan donan askerlerimiz yok. Sadece vatandaşa kemer sıkma var." dedi.

Hükümetin önceliğinin seçim olduğunu, iktidarda kalabilmek için kendi zenginini ve medyasını yaratan Hükümetin bundan sonra da kaynağı bu amaç için kullanmaya devam edeceğini savunan Kabukcuoğlu, üretimden uzaklaşan ve betona dayalı bir gelişme politikası izleyen Hükümetin eskisi gibi bol kaynakla borçlanamadığını söyledi.

Kabukcuoğlu, "Ekonomik krizin faturası papaza kesilmeye çalışılsa da artık millet gerçeğin ne olduğunu görüyor. Her türlü gücü elinde tutan bir adam vardır, herkes ona hesap vermektedir, onu kızdırırsanız hakkınızı hiçbir yerde arayamazsınız." diye konuştu.