Categories
Alaturka

“İslam toplumlarının güvenliğini tehdit eden hareketlere karşı birlikte mücadele edilmeli”

DOHA (AA) – Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, resmi temaslarda bulunmak üzere geldiği Katar'da Evkaf ve İslam İşleri Bakanı Dr. Gays bin Mübarek el Kuvari ile görüştü.

Katar Evkaf ve İslam İşleri Bakanlığı'nı beraberindeki heyetle birlikte ziyaret eden Başkan Erbaş, yaptığı açıklamada, “İslam toplumlarının güvenliğini tehdit eden hareketlere karşı birlikte mücadele edilmeli. ” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamını ileten Erbaş, iki ülke arasındaki stratejik, ekonomik, siyasi ve kültürel ilişkilerin yanında din hizmeti yürüten Diyanet İşleri Başkanlığı ile Katar Evkaf ve İslam İşleri Bakanlığı arasındaki işbirliğinin de en üst düzeye çıkarılmasını istediklerini söyledi.

– Başkan Erbaş’tan Kudüs ve Mescid-i Aksa için ortak hareket önerisi

Diyanet İşleri Başkanlığı ile Katar Evkaf ve İslam İşleri Bakanlığı arasında ortak yapılabilecek çalışmalarla ilgili önerilerde bulunan Başkan Erbaş, şöyle konuştu:

“İki ülke, İsrail’in son zamanlarda Kudüs ve Mescid-i Aksa’ya karşı sergilediği tutum karşısında ortak hareket etmeli, diğer Müslüman ülkelere örnek ve rehber olmalıdır. Balkanlar, Orta Asya ve Afrika'daki Müslüman azınlıkların karşılaştığı sorunlara ilişkin iki ülke tarihi bağlarıyla, bilgi ve tecrübe birikimini kullanarak ortak çalışma yürütmelidir. Küresel olarak İslamofobi ile mücadele konusunda ilmi ve akademik çalışmaların yanı sıra medya ve sosyal medya alanlarında da işbirliği yapılmalıdır. Gerek iki ülkenin sahip olduğu geleneksel dini değerlerin güçlendirilmesi gerekse dini referanslı terör ve şiddet eylemlerine karşı daha güçlü bir duruş sergilenmesi için iki ülkenin dini kurumları arasında yapılacak çalışmalara hukuki bir zemin oluşturmak maksadıyla ‘İşbirliği Protokolü’ imzalanmalıdır ve buna ilişkin taslak metnimiz daha önce bakanlığınıza ulaştırılmıştır. ”

Diyanet İşleri Başkanlığı personeli ile ilahiyat alanında eğitim alan öğrencilerin Arapça dil yeterliliklerinin geliştirilmesi konusunda ortak projeler geliştirilmesinin gerektiğine işaret eden Başkan Erbaş, eğitim alanında öğrenci ve öğretim görevlisi değişikliği sağlanarak tecrübe paylaşımına da imkân verilmesi gerektiğini kaydetti.

“İslam toplumlarının güvenlik ve istikrarını tehdit eden şiddet yanlısı akımlar, terör ve tekfir hareketleri gibi yapılarla mücadele alanında karşılıklı bilgi ve tecrübe paylaşımında bulunulması konusunda ortak uluslararası konferanslar düzenlememiz çok faydalı olacaktır. ” diyen Başkan Erbaş, şöyle devam etti:

“Dinin genel hükümlerinden uzaklaştırıcı ve ifsada neden olan eylemler ve bu eylemlerin kaynakları, yayılma usulü ve yöntemi ile mücadele metotları hususlarında önleyici yayınlar hazırlanması konusunda işbirliği yapılmalıdır. İnsani ve hayri yardım projeleri alanında vakıflar aracılığıyla bilgi ve tecrübe paylaşımı hususunda işbirliği yapılmalı, ortak projeler uygulamaya konulmalıdır. ”

– “Türkiye mazlumdan yana oldu ”

Katar Evkaf ve İslam İşleri Bakanı Dr. Gays bin Mübarek el Kuvari de ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Kuvari, Katar’ın zor günlerinde Türkiye'nin verdiği desteği dile getirerek, “Biz mazlum ve haksızlığa uğramış bir topluluğuz. Türkiye mazlumdan yana tavır alarak duruşunu göstermiştir. Biz, Türkiye'nin o zor günlerde yanımızda duruşunu kesinlikle unutmayız. Ve biliriz ki Türkiye zor günlerde bizim yanımızda duracak bir ülkedir. Kötülüklere ve ambargolara karşı göstereceğimiz en güzel duruş, birlik ve beraberliğimizdir. İnşallah bu birlik ve beraberliğimizi daha da ileriye taşıyarak daha güçlü hale getiririz.”

Kuvari, “Yanlış din algısına hizmet eden akımların başını çeken insanlara karşı verebileceğimiz en iyi ders, bizim doğru din anlayışını anlatmamız, birlik ve beraberliğimizi sağlamaktır.” dedi.

Ziyarette, Başkan Erbaş’a, Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı Dr. Ekrem Keleş, Diyanet İşleri Başkan Yardımcıları Dr. Selim Argun, Prof. Dr. Ramazan Muslu, Türkiye’nin Doha Büyükelçisi Fikret Özer ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın üst düzey yöneticileri eşlik etti.

Advertisements
Categories
Alaturka

Diyanet İşleri Başkanı Katar’da

DOHA (AA) – Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, resmi temaslarda bulunmak üzere geldiği Katar'da Başbakan Abdullah bin Nasır Al Sani tarafından kabul edildi.

Katar Vakıflar ve İslam İşleri Bakanı Gays bin Mübarek el-Kuvari’nin davetlisi olarak bu ülkeye gelen Erbaş ve beraberindeki heyet, Katar Başbakanı Abdullah bin Nasır Al Sani tarafından kabul edildi.

Başkent Doha’da bulunan Başbakanlık binasında gerçekleştirilen ziyarette Katar Başbakanı Al Sani, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş ise iki ülke arasındaki stratejik, ekonomik, siyasi ve kültürel ilişkilerin yanı sıra din hizmeti alanında da ilişkilerin en üst düzeye çıkarılmasını arzu ettiklerini belirtti.

Ziyarete Erbaş’ın yanı sıra Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı Dr. Ekrem Keleş, Diyanet İşleri Başkan Yardımcıları Dr. Selim Argun, Prof. Dr. Ramazan Muslu, Türkiye’nin Doha Büyükelçisi Fikret Özer ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın üst düzey yöneticileri katıldı.

Categories
Alaturka

Diyanet İşleri Başkanı Ürdün'de

AMMAN (AA) – Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Ürdün Vakıflar Bakanı Abdunnasır Ebu Basal ile bir araya geldi.

Erbaş, resmi ziyaretlerde bulunmak üzere beraberindeki heyetle geldiği Ürdün'de, Bakan Ebu Basal ve Türkiye'nin Amman Büyükelçisi Murat Karagöz tarafından karşılandı.

Ürdün Vakıflar Bakanlığı'ndaki görüşmede Erbaş, İslam'ın Anadolu'da yayıldığı günden bugüne kadar bu topraklarda yaşayan insanlarla ilişkilerin sıcak olduğunu belirterek, “Bugün de bu ilişkilerimiz en güzel bir seviyede devam ediyor. ” dedi.

Erbaş, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bir asra yakın bir geçmişinin olduğuna işaret ederek, şunları söyledi:

“Sizinle beraber bundan sonra gerçekleştireceğimiz iş birliği iki ülke için hayırlara vesile olacak diye düşünüyorum. Türkiye'de Diyanet İşleri Başkanlığının yüz yıla yıla yakın bir geçmişi var, bu süre içerisinde yapmış olduğumuz çok önemli hizmetler var. Ürdün'ün de tabii bu noktada diyanet hizmetleri ve özellikle din eğitimi, dil eğitimi noktasında çok büyük bir birikime sahip olduğunu biliyoruz. Bu birikimlerimizi, tecrübelerimizi birleştirdiğimiz, birbirimizle paylaştığımız takdirde hizmetlerin daha da büyüyeceğine, gelişeceğine olan inancımız tamdır. ”

– Din ve dil eğitiminin önemi

Karşılıklı tecrübe paylaşımının önemine dikkat çeken Erbaş, “Özellikle din eğitimi ve dil eğitimi noktasındaki öğrenci değişimi, hoca değişimi, öğretim üyesi değişimi Türkiye'den Ürdün'e, Ürdün’den Türkiye’ye, bu bizim çalışmalarımızı daha da hızlandıracaktır. Bu noktalarda birbirimize yardımcı olursak, destek olursak iki ülkenin büyük kazancı olacaktır, diye düşünüyorum. ” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Basal ve bakanlık çalışanlarına selamlarını gönderdiğini, bu ziyaretin hayırlara vesile olması yönündeki temennisini aktaran Erbaş, Ürdün Vakıflar Bakanı Abdunnasır Ebu Basal'a daveti ve ilgisi için teşekkür etti.

Ürdünlü Bakan Basal ise Erbaş ile beraberindeki heyete, bakanlığın yerel seviyedeki çalışmaları ile Mescid-i Aksa ve İslam dininin kutsal değerleri kapsamındaki hizmetlerine ilişkin bilgi vererek, ziyaretin iki ülkenin dini alanda iş birliğini artıracağını umduğunu kaydetti.

Başkan Erbaş'a Ürdün ziyaretinde Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı Dr. Ekrem Keleş, Başkan Yardımcıları Dr. Selim Argun, Prof. Dr. Ramazan Muslu, Dış İlişkiler Genel Müdürü Erdal Atalay, İnsan Kaynakları Genel Müdürü Dr. Burhan Erkuş, Dini Yayınlar Genel Müdürü Dr. Fatih Kurt, Türkiye Diyanet Vakfı Genel Müdürü Mehmet Savaş Polat’ın yanı sıra kurum yöneticileri de eşlik ediyor.

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş ile beraberindeki heyet, Ürdün ziyareti kapsamında Genel Fetva ve Baş Yargıç dairelerinin yanı sıra parlamentodaki Filistin Komitesiyle de bir araya geldi.

Erbaş, bugün başlayan ve iki gün sürmesi beklenen ziyaretin ardından Katar ve İran'a da resmi ziyaretlerde bulunacak.

Categories
Alaturka

“İslam'ın hakikatleri ile gençliğin heyecanı buluşursa dünya değişecektir”

İSTANBUL (AA) – Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, “Gençlik çağının en önemli vasfı olan heyecan ve aksiyon, eğer iyilik, adalet, hak-hakikat mecrasına yönlendirilirse coşkun bir rahmete dönüşecektir. Biliyoruz ki İslam'ın hakikatleri ile gençliğin heyecanı buluşursa dünya değişecektir. ” dedi.

Diyanet İşleri Başkanlığı'nca Mevlid-i Nebi Haftası dolayısıyla Osmanlı Arşivi Külliyesi Kongre Merkezi'nde düzenlenen “Peygamberimiz ve Gençlik ” konulu Uluslararası Mevlid-i Nebi Sempozyumu'na telekonferansla katılan Erbaş, sempozyumun hayırlı sonuçlara vesile olması temennisinde bulunarak, emeği geçenlere teşekkür etti.

Gençliğin insanın, kendisini, evreni ve yaratıcıyı anlamlandırma, eşya ve hadiseleri yorumlama sürecinde yaşadığı hareketli ve fırtınalı bir dönem olduğuna işaret eden Erbaş, çevreyle iletişim kurma sürecinden, kimlik inşasına ilk adımların atıldığı ve hayatın en dinamik dönemi olan gençlik devresinin aynı zamanda ömür sermayesinin en önemli ve verimli kazanımı olduğunu vurguladı.

Prof. Dr. Erbaş, Hazreti Peygamber'in hesap gününde, arşın gölgesinde toplanacak yedi sınıf kimseden birinin, “neşe ve huzuru Rabbine ibadette arayan, O'na kulluk ederek tertemiz bir hayat içinde büyüyen genç “, olduğunu haber vermesinin İslam'ın kulluğun zirve boyutta yaşandığı gençlik dönemine hangi perspektiften baktığına dair önemli bir referans olduğunu belirtti.

Yaşanılan dünyada gençliğe bakışa egemen olan düşüncede sorun merkezli bir yaklaşımın öne çıktığını ifade eden Erbaş, “Nitekim gençlik çağının en önemli vasfı olan heyecan ve aksiyon, eğer iyilik, adalet, hak-hakikat mecrasına yönlendirilirse coşkun bir rahmete dönüşecektir. Adeta gençlik çağı ile özdeş olarak algılanan itiraz duygusu, esasında kötülüğe, haksızlığa ve günaha karşı konumlandırılırsa gençler, insanlığın aydınlık geleceğinin öncü kadrosu olacaktır. Dolayısıyla yapılması gereken öncelikle her insanın bir alem, her varlığın bir ayet olduğu bilinciyle hareket ederek onları anlamak ve değer vermektir. Nebevi bir metot ile yaklaşarak, yargılamadan, dikte etmeden, onlarla dost olmak, vakit geçirmek, hayatı paylaşmak, yetki ve sorumluluk vermek ve en önemlisi onlara ufuk açmak, asil bir duruşa ve aksiyona sahip olmayı genç olmanın alameti farikası olarak kabul eden bir anlayışı yerleştirmektir. Biliyoruz ki İslam'ın hakikatleri ile gençliğin heyecanı buluşursa dünya değişecektir. ” diye konuştu.

Erbaş, Hazreti Allah'ın Kur'an-ı Kerim'de, putların anlamsızlığını mantıkla ortaya koyarak inkarcıları susturan, fani olanın peşinden gitmeyi zalime boyun eğmeyi reddeden ve tevhidi duruşun genç örneği Hazreti İbrahim'i, iffetini ve inancını hayatından üstün tutan bir genç olarak Hazreti Yusuf'u, adalet ve merhamet yolunda imkanlarını ve statülerini feda etme pahasına hak-hakikat mücadelesinden vazgeçmeyen Ashab-ı Kehf gençlerini kıyamete kadar yeryüzünün gençlerine örnek gösterdiğini aktardı.

– “Gençliğin en büyük örneği Peygamber efendimizdir ”

“Elbette kıyamete kadar gençliğin en büyük örneği Mekke'de herkesin takdir ettiği ve 'emin' sıfatıyla zikrettiği bir genç olan Peygamber Efendimizdir. ” diyen Erbaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Nitekim İslam'ı tebliğe başladığında ve Mekke'nin zor zamanlarında, O'nun çağrısına katılanların çoğu yine gençler olmuştur. Buna göre, enfüsi boyutta kendini arama, düşünce ve aksiyon planında bağlanma, aidiyet açısından demir atacağı limanı tayin etme gayretindeki genç için deniz feneri mesafesindeki en önemli merkez, Kur'an-ı Kerim'in; 'Andolsun, Allah'ın Resulü'nde sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı uman ve Allah'ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır' şeklinde tebcil ettiği Resul-i Ekrem'dir. Bu bağlamda, güzel ahlakın en büyük timsali Peygamber efendimiz, iyiyi, güzeli, hakkı, hakikati göstererek gençlere rehberlik etmiş, onların heyecanını iman ve güzel ahlakla insanlığa hizmete yöneltmiştir. O, gençlerle güven, sevgi, saygı ve samimiyete dayalı bir iletişimi esas almış ve onların kendilerini gerçekleştirmelerine vesile olmuştur. Nitekim henüz 20 yaşında iken Hilfü'l-Fudul cemiyetine katılarak Mekke'nin emniyetinin sağlanmasına katkı sunup haksızlığa karşı olduğunu deklare eden Peygamberimiz, genç yaşta dünya ve ukba saadetinin biricik vesilesi İslam'la şereflenen birçok sahabiyle Mekke'den yeryüzünü kuşatan ideal bir hayat ve medeniyet inşa etmiştir. Gençlerle kol kola hareket ederek onların gönül ve zihin dünyalarına rehberlik eden Peygamber efendimiz, hayatın içinde onlara önemli sorumluluklar vermiştir. ”

Prof. Dr. Erbaş, “inanç, teslimiyet ve kahramanlığın sonraki nesillerin belleğindeki mümtaz hatırası Hazreti Ali “, “anlam dünyasını aydınlatan vahyin katipleri arasında yer alan, Tebük Seferi'nin sancaktarı, Hazreti Ebu Bekir döneminde Kur'an-ı Kerim'i cem eden komisyonun başkanı Zeyd b. Sabit “, “Hz. Peygamber tarafından Medine'ye öğretmen olarak gönderilen Mus'ab b. Umeyr “, “Yemen'in dini hayatını şekillendiren ve olaylara yaklaşım tarzıyla içtihadın usulünü ortaya koyan Muaz b. Cebel, Habeşistan'a İslam'ın mührünü vuran Cafer b. Ebi Talib ” ve “Hz. Peygamberin Suriye'ye sevk ettiği orduya komutan olarak tayin ettiği Üsame b. Zeyd “i zikre değer genç sahabiler olarak sıraladı.

– “Terör örgütleri gençliğin saf duygularını istismar etmektedir ”

Hz. Peygamber'in eğitimiyle yetişen Ashab-ı Suffa, Ebu Hureyre, Abdullah b. Abbas, Abdullah b. Ömer, Abdullah b. Mes'ud, Enes b. Malik, Zeyd b. Harise, Zübeyr b. Avvam, Sa'd b. Ebi Vakkas gibi gençlik çağını mutluluk asrına dönüştüren seçkin gençlerin İslam medeniyetinin iman, bilgi, hikmet, marifet ve ahlakla neşvünema bulmasında önemli görevler ifa ettiklerini belirten Erbaş, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bugünkü gelinen noktada, toplumsal hayatı tüm veçheleriyle etkisi altına alan bireysellik, dünyevileşme, sanal yaşam, popüler kültür gençliği her taraftan kuşatmıştır. Ne yazık ki son iki asırdır, bir yanda tüketim ve gösteriş sektörü diğer tarafta tefrika ve anarşi üreten terör örgütleri, gençliğin saf duygularını istismar etmekte, derin hesapların, çıkar tutkularının ve kirli planların, masum kurbanları olarak gençleri seçmektedir. Bunun için, gencin ruhunun derinliklerinden gelen inanma ihtiyacı, sahih bilgi ve doğru bir yaklaşım ile karşılanmalıdır. Aksi halde, farklı arayışlar, paradokslar, bunalımlar, batıl akımlar, sapkın yönelişler ya da gerçeklerden kaçış ve boş vermişlik gündeme gelecektir. Dolayısıyla güzel ahlak, ideal, sorumluluk ve aksiyon sahibi, haksızlığa razı olmayan, mazlumdan ve doğrudan yana tavır alan bir gençlik için Peygamber Efendimizin örnekliğini en güzel şekilde ortaya koymak ve yaşayarak göstermek zorundayız. Kategorize etmeden, kırmadan, incitmeden, küçük düşürmeden onlara hayat kılavuzluğu yapan, anlam arayışlarına rehberlik eden ideal bir yaklaşımı benimsemek, nebevi miras olarak bizlerin omuzlarına yüklenmiş, ihmale gelmeyecek önemli bir sorumluluktur. ”

Categories
Alaturka

Mevlid-i Nebi Haftası açılış töreni

İSTANBUL (AA) – Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, “İnanıyorum ki biz bu çağın gençlerine Hz. Peygamber gibi yaklaşabilirsek elbette bize ilgi göstereceklerdir. Eğer bugün gençliğin heyecanıyla İslam’ın hakikatleri buluşursa dünya güzelleşecektir. İşte bu gayeye matuf olarak, Mevlid-i Nebi haftasında Peygamberimiz ve gençlik konusunu etraflıca ele alacağız. ” dedi.

Mevlid-i Nebi Haftası, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katıldığı törenle başladı.

Erbaş, Sinan Erdem Spor Salonu'nda düzenlenen programda yaptığı konuşmada, Hz. Muhammed'in dünyaya gelişiyle, cehaletin, zulmün hakim olduğu, merhametin, erdemin, hikmetin kaybolduğu, güçlünün zayıfı ezdiği bir toplumun; ilmin, adaletin, şefkatin aydınlığında asr-ı saadete dönüştüğünü söyledi.

Hz. Muhammed'in dünyaya gelişiyle bireysel, toplumsal ve evrensel düzeyde, zihin, fikir ve ahlak planında tarihin en büyük inkişafının ve inkılabının yaşandığını belirten Erbaş, şöyle konuştu:

“Mevlid-i Nebi'yi anmak, aynı zamanda, savaşlar, yoksulluk ve ümitsizlik gibi devasa sorunların kuşattığı yeryüzünü yeniden adalet, merhamet ve muhabbetle tanıştırmanın yolunu ve yöntemini anlamaktır.
Rabbimiz onu bizlere, 'hakkımızda şahitlik edecek' ve 'doğru yol üzere gönderilmiş bir elçi', 'müjdeleyici ve uyarıcı' olarak tanıtmaktadır. Kur’an-ı Kerim’e göre, Peygamber Efendimiz, 'Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çokça ananlar için en güzel örnektir.' Onun sünneti, Kur’an’ın hayata dönüşmüş şeklidir. Kur’an’dan sonra İslam’ın ikinci temel kaynağıdır. Dolayısıyla Peygamberimizin sünnetini göz ardı ederek İslam’ın anlaşılması ve yaşanması mümkün değildir. ”

Diyanet İşleri Başkanlığının, mübarek gün ve gecelerin, toplum ve insanlık için önem arz eden konuları etraflıca ele almaya vesile kıldığını kaydeden Prof. Dr. Erbaş, “Bu bağlamda 2018 yılı Mevlid-i Nebi Haftası’nda 'Peygamberimiz ve Gençlik' konusunu ana tema olarak belirledik.
Biliyoruz ki gençlik bir milletin geleceği, en büyük imkanı ve zenginliğidir. Gençlerini ihmal edenler geleceklerini imha etmiş olurlar.
Bu bilinçle Diyanet İşleri Başkanlığı olarak gençlik hizmetlerine özel bir önem veriyoruz.
Camilerimizde Diyanet Gençlik Merkezleri kuruyoruz. 81 il ve 922 ilçede toplamda kadın-erkek Gençlik Koordinatörü olarak görevlendirilen 2006 hocamız başta olmak üzere bütün görevlilerimizle, okullarda, yurtlarda, seminerler, yarışmalar vb etkinliklerle gençlerimize buluşuyoruz. ” ifadelerini kullandı.

– “Bu çağın gençlerine Hz. Peygamber gibi yaklaşabilirsek elbette bize ilgi göstereceklerdir ”

Diyanet İşleri Başkanlığının gençlerle ilgili konularda çalışmalarının devam ettiğini belirten Erbaş, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile işbirliği içinde Kredi Yurtlar Kurumuna bağlı yurtlarda görevlendirilen 253 kadın 297 erkek, toplamda 569 manevi danışman hocanın gençlere hizmet ve rehberlik ettiğini belirtti.

Yaz Gençlik Kampları etkinliklerinde hocaların gençlerle buluştuğunu dile getiren Erbaş, “Müftülerimizin ve bütün hocalarımızın gayretleriyle açtığımız 1.000 civarında öğrenci evi ve Türkiye Diyanet Vakfımız bünyesindeki 32 öğrenci yurdu ile sayımızı her yıl artırmaya çalışıyoruz. 'Gençliğe Değer Projesi' ile '10 gencimiz 10 hocamıza emanet' sloganıyla gençlerimize hizmet seferberliği başlatıyoruz.
İl buluşmalarımızda gençlerimize mutlaka zaman ayırıyoruz, başta üniversitelerimiz olmak üzere okullarda gençlerimizle buluşmalar gerçekleştiriyoruz. ” bilgisini verdi.

Prof. Dr. Erbaş, gençlere yönelik çalışmalara yoğunlaşacaklarını ifade ederek, şöyle konuştu:

“Dini istismar eden terör örgütleriyle mücadele kapsamında özellikle gençlerimize yönelik bilinçlendirme çalışmalarımız ve zararlı alışkanlıklarla mücadele alanında manevi rehberlik çalışmalarımız devam etmektedir.
Bu vesileyle bütün gençlerimizi, gençlik merkezlerimize, aile ve dini rehberlik bürolarımıza, KYK’larda oluşturduğumuz manevi rehberliklerimize, müftülüklerimize davet ediyorum. Başkanlığımızın merkez ve taşra teşkilatında bütün kapılarımız gençlerimize her zaman açıktır. Bütün görevlilerimiz, hocalarımız sizlerle tanışmaktan onur duyacaklardır. İnanıyorum ki biz bu çağın gençlerine Hz. Peygamber gibi yaklaşabilirsek elbette bize ilgi göstereceklerdir.
Eğer bugün gençliğin heyecanıyla İslam’ın hakikatleri buluşursa dünya güzelleşecektir.
İşte bu gayeye matuf olarak, Mevlid-i Nebi haftasında Peygamberimiz ve gençlik konusunu etraflıca ele alacağız.
Bütün camilerimizde yoğun programlar icra edeceğiz. ”

Mevlid-i Nebi Haftası dolayısıyla yurtiçi ve yurtdışında çalışmaların da olacağını belirten Erbaş, 23-25 Kasım tarihlerinde İstanbul’da, “Uluslararası Mevlid-i Nebi Sempozyumu ” gerçekleştireceklerini aktardı.

Erbaş, din hizmetlerine katkılarından dolayı Cumhurbaşkanı Erdoğan'a da teşekkür etti.

Programda, Edirne Selimiye Camisi İmam Hatibi Alpcan Çelik, Kur'an-ı Kerim tilaveti gerçekleştirirken, Diyanet Tasavvuf Musikisi Korosu ilahiler seslendirdi.

Erbaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hat tablosu hediye ederken, Erdoğan da salonda bulunanlara gül armağan etti.

Categories
Politika

CHP TBMM Grup Toplantısı

TBMM (AA) – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş'ın Kadir Mısıroğlu'nu ziyaret etmesine ilişkin, ” 'Ziyaret 9 Kasım'da tamamen insani duygularla yapılmıştır' diyor. Bunun insani duygularla ne ilgisi var? Hadi sen gittin; altında makam araban, üstünde resmi kıyafetin, cübben var. Resmi kıyafetle gidiyorsan, Diyaneti temsilen gidiyorsun sen oraya. Sen bunu bilmiyorsan o koltuğu derhal ama derhal terk et. ” dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Vatandaşlara seslenen Kılıçdaroğlu, “Kasayı damada teslim edene kızacaksınız, damada değil. ” ifadelerini kullandı.

Türkiye'de her 10 vatandaştan 7'sinin ekonomik kriz yaşandığını belirttiğini aktaran Kılıçdaroğlu, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının, egemen güçlerden talimat almamak için ekonomiye özel önem verdiklerine işaret etti.

Her konuda zengin kaynaklara sahip Türkiye'nin “basiretsiz yönetimle ” yoksullaştırıldığını ve savrulduğunu ileri süren Kılıçdaroğlu, tarımsal ürünlerin birçoğunun ithal edildiğini ve buna yönelik ithalatın devam edeceğini söyledi.

Çiftçinin zamları, martta gübre ve ilaç almak zorunda kaldığında görebileceğini belirten Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Ekmeyecek çünkü zarar edecek. Yönetemiyorlar. Yönetemeyince bir suçlu bulacaklar. Bu sefer neyse bereket oradan yırttık, 'Kılıçdaroğlu suçludur' demedi. Bu sefer suçlu, dış güçlerdi. Dış güçler her zaman vardı. Milli Kurtuluş Savaşını dış güçlere karşı yapmadık mı? 'Ekonomik bağımsızlığımızı dış güçlere karşı sağlayalım, onlara faiz ödemeyelim, teslim olmayalım' diyoruz. Bu, şu anlama da geliyor; evin kapısını açık bırakıyorsun, içeriye hırsız girip her şeyi soyuyor, çıkıyorsun meydana 'Hırsız var' diye bağırıyorsun. Tamam hırsız suçlu da o kapıyı açık bırakan kim? Asıl sorumlu, evi yöneten o değil mi? Kabahat sende kardeşim, hırsızda değil. ”

– “100 günün sonunda ne oldu? ”

Vatandaşın borç batağına girdiğini ileri süren Kılıçdaroğlu, hükümetin israfı önleme konusunda ev kadınlarından bilgi alabileceğini belirtti.

Hükümetin 100 Günlük Eylem Planı'na yönelik eleştirilerde bulunan Kılıçdaroğlu, “100 günün sonunda ne oldu? 100 günde dolar acayip fırladı, faizler düşürülecekti, faizler rekor kırdı. Konkordato ve işsizlikte rekor kırdık. İşsizlik Fonu yağmalandı. 'Bir tek orada para var, orayı nasıl talan ederiz' hesabını yapıyorlar. İş kazaları arttı, hak arayan işçiler bu 100 gün içinde tutuklandı. ” ifadelerini kullandı.

Bir devletin itibarının, ürettiği değerlerle yükselebileceğine işaret eden Kılıçdaroğlu, lüks ve şatafat içerisinde yaşayan ülkelerin ise ancak alay konusu olabileceğini dile getirdi. Türkiye'de tasarrufu vatandaşın, savurganlığı sarayın yaptığını söyleyen Kılıçdaroğlu, Hazine garantili projeler için ödenen yüksek tutarların vatandaşın cebinden çıktığını iddia etti.

Ekonomik krizden çıkışın yollarını 13 maddede anlattıklarını anımsatan Kılıçdaroğlu, bu maddelerin her birinin gerçeği yansıttığını vurguladı.

– “Devletin saygınlığı bu kadar yerlerde sürünemezdi ”

Kılıçdaroğlu, gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın 2 Ekim'de öldürüldüğünü ve cesedinin “eritilerek yok edildiğini ” öne sürdü.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Kaşıkçı cinayetine ilişkin ses kayıtlarına yönelik açıklamalarını eleştiren Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Bunu gazetecilere anlatıyor. Hiçbir gazeteci şu soruyu sormuyor veya 'Sakın bu konuda sormayın' deniliyor. Bu ses kayıtlarını önce sen dinledin, cinayeti sen biliyorsun. Sen cinayeti bildiğin halde bu cinayeti işleyenleri niye tutuklamadın, neden gözaltına almadın, neden serbest bıraktın? Üstelik bu katillerin hiçbirisinin öyle diplomatik dokunulmazlığı da yok. Geliyorlar cinayeti işliyorlar, sana bandı da dinletiyorlar. 'Bütün dünya istihbarat örgütüne bunu attım' diyorsun. Kim bilmiyor? Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları bilmiyor. Bütün dünya biliyor, TBMM'de 600 milletvekili bilmiyor. Niçin? 'Devlet sırrını öğrenirler.' Yeni bir araştırma önergesi vereceğiz, o ses kayıtlarının TBMM'ye gelmesini isteyeceğiz. Türkiye'nin onurunu koruyacağız. ”

Türkiye'nin, Kaşıkçı cinayetine ilişkin ses kayıtlarını istihbarat örgütü aracılığıyla Suudi Konsolosluğunu dinleyerek elde ettiğinin açıklandığına dikkati çeken Kılıçdaroğlu, “Dünyaya diyor ki biz sizi de dinliyoruz. Devletin itibarı, saygınlığı bu kadar yerlerde sürünemezdi. Devlet adamı olmak farklıdır, sorumluluk gerektirir, çok konuşmak anlamına gelmez. Kendi ülkesinin çıkarlarını savunmak, kurumlarının da çıkarlarını savunmak demektir. ” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, devlet adamlığının israfa karşı durmayı, kul hakkı yememeyi ve hiçbir çocuğun yatağa aç girmemesini gerektirdiğini de ifade etti.

– “İyi ki aramızda Rifat Börekçi'ler var ”

Kemal Kılıçdaroğlu, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün tam 100 yıl önce bugün, 13 Kasım 1918'de İstanbul'daki işgalci güçlere yönelik “Geldikleri gibi giderler' sözünü hatırlatarak, “Bu, bir vatanseverin yaptığı reddiyedir. ” dedi.

Mustafa Kemal ve arkadaşları için “Ankara Fetvası “nı yayımlayan vatansever Rifat Börekçi ve müftü arkadaşlarına yönelik İstanbul Hükümeti'nce idam kararı çıkarıldığını anlatan Kılıçdaroğlu, Kurtuluş Savaşı ve sonrasında Atatürk'ün yanında yer alan Börekçi'nin, ilk Diyanet İşleri Başkanı olarak atandığını anımsattı.

Rifat Börekçi'yi rahmetle anan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ülkenin bağımsızlığı, özgürlüğü, yetimin, bayrağın hakkı için mücadele ettiler. Bu insanlar, canlarını feda etmekten, gözlerini dahi kırpmadan yollarına devam ettiler. Ama saray, bunlar hakkında idam kararı verdi. Bunlar düşmanı temizlediler, ülkenin bağımsızlığını sağladılar, inancımızı özgürce yaşamaya başladık. İyi ki aramızda Mustafa Kemaller, Rifat Börekçiler var. 98 yıl önce Damat Feritler, Dürizzade Abdullahlar vardı. 98 yıl önce Mustafa Kemaller ve Rifat Börekçiler de vardı. Geldik 98 yıl sonraya. Aynı tablo toplumun önünde. İlk Diyanet İşleri Başkanı Rifat Börekçi, şimdi 18. Diyanet İşleri Başkanı var. Bu Başkan, 'Keşke Yunan galip gelseydi' diyen kişinin önüne gidip diz çöküyor. ”

Binlerce şehidin kanıyla, acı ve gözyaşıyla kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin minarelerinden özgürce ezan okunduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, “Sen şimdi kalkıyorsun, 'Keşke Yunan galip gelseydi diyen adamın önünde diz çöküyorsun, bunu kabul etmiyorum. ” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu'nun bu sözleri üzerine salonda bulunanlar, “Diyanet istifa ” şeklinde slogan attı.

– “Altında makam araban, üstünde cübben var ”

Kılıçdaroğlu, dini inanç ve insan olmanın gereği olarak ölenin arkasından rahmet okunması gerektiğine işaret ederek, şunları kaydetti:

“Ölenin arkasından rahmet okur, hakkımızı helal ederiz. Hepimizin hataları olabilir insan olmanın gereği. Bayrağına, vatanına, inancımıza düşman olan bu kişi, 'Keşke Yunan galip gelseydi', '10 Kasımda 09.05'te kenefe gidin' diyor. Ve bu kişiyi, Diyanet İşleri Başkanı ziyarete gidiyor 9 Kasım'da. 'Ziyaret 9 Kasım'da tamamen insani duygularla yapılmıştır' diyor. Bunun insani duygularla ne ilgisi var? Hadi sen gittin; altında makam araban, üstünde resmi kıyafetin cübben var. Resmi kıyafetle gidiyorsan, Diyaneti temsilen gidiyorsun sen oraya. Sen bunu bilmiyorsan o koltuğu derhal ama derhal terk et. Sana o koltuğu sağlayanlar idamla yargılanabilir. Rifat Börekçi, Mustafa Kemal idamla yargılandı. Sen tarihine ve inancına da ihanet ediyorsun, şehitlere ve gazilere de ihanet ediyorsun. Böyle bir şey olamaz. Aklın almayacağı bir şey. Tarihinden, geleneklerinden, töresinden, şehitlerinden, gazilerinden bu kadar uzak bir kişiyi hayatım boyunca hiç görmedim ve tanımadım. ”

Kılıçdaroğlu, Genç İmam Hatipliler Derneği Genel Başkanı Muhammet Samet Akkaya'nın Diyanet İşleri Başkanı Erbaş'ın Mısıroğlu'nu ziyaret etmesine ilişkin açıklamalarından duyduğu memnuniyeti ifade ederek, “Diyanet İşleri Başkanı'na ders verir gibi açıklama yapıyor. ” dedi.

“Vatan sevgisi olan, genç bir imam ” olarak nitelendirdiği Akkaya'nın açıklamalarının önemini belirten Kılıçdaroğlu, sözlerinin arkasında durduğu sürece Akkaya'nın yanında olacağını ve onu gözlerinden öptüğünü söyledi.

Genç İmam Hatipliler Derneğinin yeminini de okuyan Kılıçdaroğlu, “Bütün bu laflardan sonra o zatın, o koltukta oturmaması lazım. O koltuk, Cumhuriyet tarihine ihanet koltuğu değil, sevginin, saygının, hoşgörünün koltuğudur, 72 millete bir yaklaşma koltuğudur, her inanca ve kimliğe saygı koltuğudur, o koltukta insanlar ayrıştırılmaz, bölüştürülmez, kin ve nefrete sürüklenmez. O nedenle o zatın o koltuğu bir an önce bırakması da benim en büyük arzumdur. ” şeklinde konuştu.

Bu arada Kılıçdaroğlu'na, grup toplantısını izleyenler tarafından Uygur Türklerinin durumuna ilişkin raporun yanı sıra çeşitli hediyeler sunuldu.

(Bitti)

Categories
Alaturka

“2018 Yılı Hac ve Umre Hizmetleri Değerlendirme Toplantısı”

ANKARA (AA) – Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, “Hac hizmetlerimizi her sene daha iyi noktalara getirmenin gayreti içinde olmak zorundayız. ” ifadesini kullandı.

Başkanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre, Erbaş, Diyanet İşleri Başkanlığı Hac ve Umre Hizmetleri Genel Müdürlüğünce Kızılcahamam'da gerçekleştirilen “2018 Yılı Hac ve Umre Hizmetleri Değerlendirme Toplantısı “nın açılış konuşmasını yaptı.

Haccın üç boyutu olduğunu anlatan Erbaş, “Bireysel boyut olarak herkesin kendi dünyasıyla yüzleşmesi ve kendi özüne doğru yaptığı yolculuk. Sosyal boyut, kardeşlik, yardımlaşma gibi duyguların pekişmesi. Evrensel boyut ise ümmet bilinci ve Müslümanların birlik ve beraberliğinin küresel düzeyde işlevsel hale getirilmesi. ” değerlendirmesinde bulundu.

Başkan Erbaş, iki ayda 80 bin hacı adayına kutsal topraklarda ibadet yaptırmanın, sonrasına yurda getirmenin önemli ve büyük bir organizasyon olduğuna dikkati çekti.

Hac organizasyonun birçok zorluğu olduğuna ve çok yönlü bir çalışmayı beraberinde getirdiğine işaret eden Erbaş, organizasyonda görevli birimlerin kendi içerisinde ve birbiriyle doğru ve sağlıklı bir ilişki içinde olmalarının hayati öneme sahip olduğunu vurguladı.

Erbaş, Diyanet İşleri Başkanlığının hac organizasyonunda 40 yıllık büyük bir tecrübeye sahip olduğunun ve marka haline geldiğinin altını çizerek, emeği geçen herkese teşekkür etti.

Daha iyiye ulaşmanın önündeki en büyük engelin yaptığını yeterli görmek olduğunu vurgulayan Erbaş, “Hac hizmetlerimizi her sene daha iyi noktalara getirmenin gayreti içinde olmak zorundayız. ” ifadesini kullandı.

Toplantıya, Diyanet İşleri Başkan Yardımcıları Osman Tıraşçı, Prof. Dr. Ramazan Muslu, Hac ve Umre Hizmetleri Genel Müdürü Enver Günenç, Yönetim Hizmetleri Genel Müdürü Haydar Bekiroğlu, Dini Yayınlar Genel Müdürü Fatih Kurt, Dış İlişkiler Genel Müdürü Erdal Atalay, 2018 yılında hac organizasyonunda görev yapan ekip başkanları, kafile başkanları ve irşat görevlileri katıldı.

Categories
Alaturka

“Gıybet, dedikodu yapmayın, birbirinizi çekiştirmeyin”

BURSA (AA) – Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, gıybet ve dedikodunun, toplumun en büyük hastalıklarından biri olduğunu belirterek, “Gıybet, dedikodu yapmayın, birbirinizi çekiştirmeyin. Çünkü bu saydığımız şeyler, insanın huzurunu bozan, muhabbeti ve birliği beraberliği ortadan kaldıran, zaman zaman büyük kavgalara sebep olan çok kötü şeylerdir. Bunlardan uzak durunuz. ” dedi.

Bazı etkinliklere katılmak için dün Bursa'ya gelen Erbaş, Ulu Cami'de sabah namazını kıldırdı, vaaz verdi.

Erbaş, burada yaptığı konuşmada, Kur'an-ı Kerim'de, inanan insanlara dedikodu ve gıybet yapmamaları konusunda uyarılar bulunulduğunu belirtti.

Toplumun en büyük hastalıklarından birinin gıybet ve dedikodu olduğunu vurgulayan Erbaş, “İki kişi bir yere geldiği zaman hemen üçüncüsünün gıybetini yapmaya başlar. Toplumda kadını, erkeği, büyüğü, küçüğü sanki normal bir şeymiş, yanlış ve günah değilmiş gibi böyle bir yanlışın içine düşüyor. ” diye konuştu.

Sabah namazına gelen gençlere bununla ilgili tedbir almalarını tavsiye eden Erbaş, şöyle devam etti:

“Eğer bu yaşlarda gıybetin ne kadar yanlış olduğunu, insanı birbirinin arkasından çekiştirmenin ne büyük günah olduğunu zihnimize, kalbimize, gönlümüze yerleştirirsek ona göre şahsiyet kazanırız. Şahsiyetimiz de o şekilde gelişir. Ölü kardeşinin etini yemeyi kim ister? Tiksiniriz değil mi? Ölü kardeşinin etini yemek ne kötü bir şey. Allah'tan korkun. Sakın böyle bir şey yapmayın. Sakın gıybet, dedikodu yapmayın, birbirinizi çekiştirmeyin. Çünkü bu saydığımız şeyler insanın huzurunu bozan, muhabbeti, birliği beraberliği ortadan kaldıran, zaman zaman büyük kavgalara sebep olan çok kötü şeylerdir. Bunlardan uzak durunuz. Eğer yaptınız ise tövbe edin. Allah, tövbe edenlerin tövbelerini kabul edendir. ”

Erbaş, Hazreti Muhammed'in insanları doğruluğa ve dürüstlüğe davet ettiğini belirterek, “Doğruluktan ayrılmayınız. Doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de cennete götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında doğrulardan yazılır. İnsan kötülüğü işledikçe kötülüğe alışıyor. İyilik yaptıkça, dürüst oldukça öyle bir alışkanlık kazanıyor. Rabbimizin bizden istediği, bize emrettiği şeylerle meşgul olmamız gerekiyor. ” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Erbaş, İl Müftüsü İzani Turan ve beraberindekiler daha sonra camideki vatandaşlarla sohbet etti.

Categories
Alaturka

“Din İstismarıyla Mücadele Seferberliği”

SAKARYA (AA) – Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, “Din İstismarıyla Mücadele Seferberliği “ni başlattıklarını belirterek, “Bütün illerimizi, köylerimizi, kasabalarımızı, ilçelerimizi dolaşıyoruz, ehil isimlerle. Buna ihtiyaç var. Sizler de bu konuda bizlere yardımcı olun. ” dedi.

“Sabah Namazı Buluşmaları ” kapsamında Adapazarı'ndaki tarihi Orhan Camisi'ne gelen Erbaş, cemaate sabah namazını kıldırdı.

Erbaş, namaz sonrası cemaate hitap ederek, “Bu seher vaktinde fecir zamanı üzerimize sağanak sağanak yağan Allah'ın rahmeti, bereketi ve mağfireti hepimizin üzerine olsun. Rabbim ibadetlerimizi kabul eylesin. Tövbe ve istiğfarlarımızı makbul eylesin. 'Amin' diyen biz mümin kullarını umduklarımıza nail eylesin, korktuklarımızdan emin eylesin. ” diye konuştu.

Her pazar sabahı Orhan Camisi'nde artık teamül haline gelen sabah namazı sonraları sohbetlerinden birinde birlikte olduklarını belirten Erbaş, birlik ve beraberlik temennisinde bulundu.

Erbaş, Diyanet İşleri Başkanlığı olarak “Din İstismarıyla Mücadele Seferberliği “ni başlattıklarını dile getirerek, “Bütün illerimizi, köylerimizi, kasabalarımızı, ilçelerimizi dolaşıyoruz, ehil isimlerle. Buna ihtiyaç var. Sizler de bu konuda bizlere yardımcı olun. Müftülerimiz, hocalarımız mihraplarımızda. Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu 16 üyesi ve 100'e yakın uzman ismiyle bilgi üretiyor, çalışıyor. İlahiyat fakültelerinden destekler alıyoruz. İslami ilimler fakülteleri 100'ün üzerine çıktı, 102 kadar ilahiyat fakültesi var. Bilgiyi doğru kaynağından öğrensin gençlerimiz diye ilahiyat fakülteleri kuruluyor. ” ifadelerini kullandı.

– “Kur'an ve sünnet beraber anlaşılır ”

Mevlid Kandili'nin 19 Kasım'da idrak edileceğini aktaran Erbaş, şöyle devam etti:

“17 Kasım'da açılışını yapacağız. Önceden kutladığımız 'Kutlu Doğum Haftaları' vardı. Şimdi bütün dünyayla birlikte Hicri takvime göre Mevlid-i Nebi Haftası olarak kutlayacağız inşallah. İşte o haftada hangi konuyu işleyeceğiz? 'Peygamberimiz ve Gençlik'. Gençlere sahip çıkmazsak kim çıkacak? O yüzden bir genelge gönderdik müftülüklerimize. Kaç müftümüz var? Bin 2. Dünyanın hiçbir yerinde bin 2 müftüyle çalışan ülke yok. Bu da büyük bir kazanç bizim için. Müftülerimiz sadece fetva vermek için değil, doğumundan vefatına kadar insanımızın yanında. Onlar ülkemizin en zor zamanlarında cephelerin en önlerinde yer almış, kürsüleri cephe olarak kullanmışlar, kürsülerden insanlarımızı cephelere sevk etmişler. Kendileri de onların önünde sarıklı mücahitler olmuşlar, bugün de öyle elhamdülillah.

Hurafelerle, yanlışlarla, sünneti dışlayarak, öteleyerek birtakım anlayışlar ortaya çıkıyor. Sünnet olmadan Kur'an anlaşılır mı? Peygamberimizin hayatını, sünnetini bilmeden, Kur'an anlaşılır mı? Bunları birbirinden ayırmak mümkün mü? Mümkün değil, Kur'an ve sünnet beraber anlaşılır. Kur'anı anlamak için sünnetten yararlanacağız, sünneti anlamak için Kur'an'dan yararlanacağız. Birbirinden ayrılması imkansız. ”

Erbaş, “Allah için çalışmak nasıl olmalı? ” konusunda da cemaate vaaz verdi.

Categories
Alaturka

“Müslümanlar daha çok bir araya gelmeli”

ANKARA (AA) – Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Müslümanların çeşitli vesilelerle daha çok bir araya gelmesi gerektiğini bildirdi.

Diyanet İşleri Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, Erbaş, Çad Yüksek İslam Konseyi heyetini kabul etti.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Erbaş, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Müslümanlar çeşitli vesilelerle daha çok bir araya gelmeli ve Müslüman ilim adamları, alimler, imamlar, 'hademe-i hayrat' dediğimiz din hizmetinde çalışan kardeşlerimizin birbirleriyle tecrübelerini paylaşmaları için daha çok görüşmeleri önem arz etmektedir. ” değerlendirmesinde bulundu.

Dini Yüksek İhtisas Merkezlerindeki eğitimler ve hizmet içi eğitimlerden de örnekler veren Ali Erbaş, “Din hizmetlerinde ve din eğitiminde daha nitelikli bir çalışma yapabilmek için 'Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz' hadisi şerifini ilke olarak kabul ediyoruz. ” ifadelerini kullandı.

Çad Yüksek İslam Konseyi heyeti adına konuşan Naim Oumar Alhadi de görüşmeden duyduğu memnuniyeti aktararak, Diyanet İşleri Başkanlığının tecrübelerinden faydalanmak istediklerini belirtti.

Kabulde, Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu Başkanı Hafız Osman Şahin ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Erdal Atalay da hazır bulundu.