MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli:

TBMM (AA) – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "AK Parti İstanbul için Binali beyi düşünmüşse, istifa tartışmasına kimse girmesin. Çünkü milletvekili, belediye başkanı seçilirse, istifa eder belediye başkanı olur. Binali bey seçildiği gün Meclis Başkanlığından ayrılmış olur." dedi.

Mecliste gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bahçeli, Fenerbahçe'nin durumuna ilişkin soru üzerine, "Fenerbahçe'de 1907 ruhu vardır. Herkesin küme düştüğü yerde ayağa kalkan kulüplerden birisidir. Herhangi bir endişeye kapılmaya gerek yoktur. Beşiktaş'ın en büyük rakibidir." karşılığını verdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yapacağı görüşmeye ilişkin davet gününün belli olmadığını belirten Bahçeli, "Gün belli olursa görüşeceğiz inşallah" dedi.

Gazetelerde, belediye başkanlığı seçimlerinde "6 ilin MHP'ye verildiği" yönünde haberlerin yapıldığının anımsatılması üzerine Bahçeli, şöyle konuştu:

"Basında çok farklı anlatımlar, algı yaratmalar var. Bunların çoğu doğru değil. Çünkü AK Parti ve MHP'den birer saygıdeğer parti yöneticisi bir araya gelerek çalışmaları devam ettiriyorlar. Şu an için 51 ilde adaylar belirleniyor ve kamuoyuyla paylaşılıyor. Geriye kalan 30 büyükşehrin içinde 3 tanesi, MHP'nin aday çıkartmayacağı büyük il olarak ilan edildi. Diğerleri üzerinde de çalışmalar devam ediyor. Ancak bizim bir düşüncemiz vardır: Çünkü CHP, HDP ve İP bir araya gelir, bir ittifak oluştururlar, adaylarını ona göre belirlemeye çalışırlarsa, böyle belirlenen yerlerde de biz Cumhur İttifakının adayı kim olursa ona destek vereceğimizi söylüyoruz.

Mesela, Osmaniye 51 ilin kapsamı içindedir. Osmaniye'yi 51 ilin dışında tutar, orada herhangi bir tarzda aday belirlemede bir jeste muhatap kılarsanız, o zaman 51 ilin kapsamındaki Osmaniye'nin AK Parti il teşkilatına veya adayına haksızlık yapmış olursunuz. Bunları birbirinden ayırt etmek lazım. Osmaniye için 'ittifak yapılıyor, jest' filan diyorlar, böyle bir şey yok. Osmaniye 51 ilin arasında. AK Parti de aday çıkarabilir, biz de zaten belediye başkan adayımızı ilan ettik. AK Parti'nin, 'Osmaniye'yi dışarıda tutuyorlar' diyerek jestin içine dahil etmeleri doğru değil. Jest ile rest arasında j ile r farkı vardı."

"Hangi iller jest kapsamında?" sorusuna Bahçeli, "Biz Cumhur İttifakı ruhuyla bakıyoruz. Nerede Cumhur İttifakı kazanacaksa, biz orada varız." yanıtını verdi.

"Buralarda 'şu il sizin bu il bizim' gibi bir durum yok" diyen Bahçeli, "1 Nisan günü Cumhur İttifakı çok güçlü bir şekilde Türk milletiyle birlikte uyanacak 4 yıl ülkeyi Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle yönetecektir." ifadelerini kullandı.

"Erzurum ve Denizli'de adayınızı çektiniz. AK Parti adayları mı desteklenecek?" sorusu üzerine Bahçeli, "Cumhur İttifakını oluşturan iki partinin içinde, sözgelimi Erzurum'da AK Parti 24 Haziran'da 220 bin oy almış, buna karşılık biz de 78 bin oy almışız. Böyle bir durum karşısında 'aday bizden olsun' demek Cumhur İttifakı ruhuyla bağdaşmaz. Önemli olan Cumhur İttifakını oluşturan partilerin adaylarının seçilmesidir. Böyle bir yaklaşım içerisindeyiz. Denizli'de de bu böyledir." değerlendirmesini yaptı.

"MHP tabanını rahatsız etmeyecek adaylar için önerileriniz olabilir mi?" sorusuna ise Bahçeli şu yanıtı verdi:

"MHP'ye gönül vermiş arkadaşlarımızın, adaylar üzerinde görüşlerini açıklamaları Cumhur İttifakına ters düşer. Eğer Cumhur İttifakı dediğimiz anlayış hangi ilde nasıl kazanacağını düşünüp 'şu adayla kazanacağız' diyorsa, artık o ilke olarak benimsenmiş demektir. Şahıslar üzerinden yorum getirdiğiniz takdirde diğer partiler gibi olursunuz. Birgün biri, öbür gün başkası çıkar. Şimdi iki aday netleşmiş durumda. İstanbul için de Binali beyin ismi geçiyor. Binali beyin aday olması halinin 'şimdi istifa etmesi gerekir mi gerekmez mi…' AK Parti Binali beyi düşünmüşse, böyle bir tartışmaya kimse girmesin. Çünkü milletvekili belediye başkanı seçilirse, istifa eder belediye başkanı olur. Binali bey seçildiği gün Meclis Başkanlığından ayrılmış olur."

Öğrenci andı ve af tartışmalarıyla ilgili bir soru üzerine Bahçeli, bu konularda geçmişteki düşüncelerini aynen koruduklarını söyledi.

"Ne andımızdan ne de af teklifimizin gerçekleşmesi için herhangi bir tasarruftan vazgeçeriz" diyen Bahçeli, "Ancak 50 milletvekili ile af yasasını çıkarmak mümkün değil. Bundan dolayı Mecliste temsil edilen partilerle bir uyum sağlanırsa çok daha rahat olur. AK Parti bu konuda bir yaklaşım ortaya koyarsa yine gerçekleşme şansı kuvvetli olur." ifadelerini kullandı.

Bir başka soru üzerine, AK Parti'nin üç büyük ilde kimi aday gösterirse destekleyeceklerini açıkladıklarını anımsatan Devlet Bahçeli, "Bu durum içinde Binali Yıldırım bey önemli bir şahsiyettir. Cumhur İttifakının inşaası sırasında Başbakan ve AK Parti Genel Başkanı olarak bu sürecin başlatılmasında, yönlendirilmesinde AK Parti ile MHP arasındaki diyalogların geliştirilmesinde önemli bir rol üstlenmiştir. Dolayısıyla Cumhur İttifakından biz memnuniyet duyuyorsak aynı şekilde Binali Yıldırım beyden de memnuniyet duymamız gerekir. Tabiatı budur. Aday olursa başımın üstünde yeri var." değerlendirmesini yaptı.

-"X artı Y eşittir Z"

MHP'nin, aday göstermediği yerde AK Parti ile ortak kampanya yürütüp yürütmeyeceği sorusunu yanıtlayan Bahçeli, AK Parti ve MHP'nin iki ayrı tüzel kişilik olduğunu hatırlattı.

Partilerin, propagandalarını ayrı ayrı belirlediğinin, iki parti arasındaki ortak noktanın hedef birliği olduğunun altını çizen Bahçeli, şöyle devam etti:

"Hedef birliği ise Cumhur İttifakının 1 Nisan itibarıyla başarılı olmasıdır. Daha evvelden de söylediğimiz gibi 'X artı Y eşittir Z' formülü geçerlidir. Z dediğimiz şey: 1 Nisan günü, Türkiye'de birçok şeyi yerli yerine oturtacak, yeni bir sistemi harekete geçirecek, kalıcı kılacak tarihi bir gün olacaktır. Bunun haricinde belediye başkanları Ali olmuş Veli olmuş bu fazla önem arz etmez. Bizim için önemli olan 1 Nisan sabahı Cumhur İttifakının anlayışına dayalı genel kabul görmüş olan bir Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin kalıcı istikrar sağlayıcı, Türkiye'nin sorunlarını çözme kuvvet ve kudretine sahip bir yapıyla yoluna devam etmesi halidir. Bu sebepten dolayı 1 Nisan bizim için çok önemlidir. Ben Cumhur İttifakı olarak da 1 Nisan'da çok güçlü olacağımızı düşünüyorum."

Bahçeli, cebinden çıkardığı "X artı Y eşittir Z" formülüne dayalı çizelge üzerinden de şu sözleri dile getirdi:

"Ne diyor formül: X artı Y eşittir veya büyüktür Z. Yani 'yüzde 52'nin üzerinde olabilir' diyoruz. 1 Nisan günü Cumhur İttifakının sonucu bu olacak. 51 ilde X artı Y nedir? Bu illere bakarsanız zillet ittifakı yok. Kim toplarsa toplasın. Zillet ittifakı 31 Mart'a kadar kendi aralarında görüşsünler.

MHP her seçime kendi imkanı ölçüsünde iddialı giriyor. Buradaki ana hedef Cumhur İttifakıdır. Nasıl her gün hava durumunu takip ediyorsunuz? Seçimin de kendine göre bir iklimi vardır. Seçimde her ilde seçim iklimi bazılarında lodos olabilir, bazılarında karayel, bazılarında meltem olabilir. Bunun manası şudur: Her parti, Cumhur İttifakını oluşturan partiler; 'ben Yozgat ilinde nasıl kazanacağım' diyorsa, o konudaki faaliyetlerini planlayarak birbirlerine destek olmak kaydıyla Cumhur İttifakını kazandırmaktır. Önemli olan Cumhur İttifakının adayıdır."

Binali Yıldırım'ın adaylığı ile ilgili Bahçeli, "Cumhur İttifakının ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin inşasında Binali Yıldırım önemli bir şahsiyettir. Bu kişi eğer 'ben İstanbul'dan aday olacağım' diyorsa, Cumhur İttifakına inanıyor ve saygı duyuyorsak Binali Yıldırım Beye de saygı duyup ona inanmak durumundayız." diğerlendirmesini yaptı.

Bahçeli, Fenerbahçe ile ilgili bir başka soruya da "Ben bir Beşiktaşlı olarak Ali Koç beye çok güvenirim. O, en aşağıdan alıp liderliğe getirebilecek kararlılığı olan bir şahsiyettir." karşılığını verdi.

CHP TBMM Grup Toplantısı

TBMM (AA) – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, 2014'te "Her vatan evladı cumhurbaşkanı olabilir ne var ki Recep Tayyip Erdoğan olamaz." dediğini belirterek, "Sayın Bahçeli, şimdi kimin gölgesindesin? Ülkücü kardeşlerime hiçbir sözüm yok, başımın üstünde yeri var. Ama partisine sahip çıkmayanları, onun sözleriyle vurmak zorunda kaldım." dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 3 Aralık'ın Dünya Engelliler Günü olduğunu anımsattı.

Anayasanın 61. maddesindeki "Devlet, sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alır." hükmüne işaret eden Kılıçdaroğlu, "Bugüne kadar 16 yıl geçti. Bütün engelli kardeşlerime sesleniyorum; 16 yılda sizin hangi sorununuzu çözdüler? Ankara, İstanbul'a bakın, engellilerin rahatlıkla gezebileceği kentler mi? Balıkesir, Denizli, Mersin, Adana'ya bakmak gerekiyor. Neden engelliler için yaşanamaz kentler haline geldiler?" diye sordu.

Parlamentonun görevini yaparak yasa çıkardığını, kamuda işçi statüsünde yüzde 4, memur statüsünde yüzde 3 engelli çalıştırma zorunluluğu getirdiğini anlatan Kılıçdaroğlu, kamuda 11 bin 313 engelli kadrosunun boş olduğunu kaydetti. Kılıçdaroğlu, "Dışarıda binlerce engelli iş arıyor. Neden devlet, yasanın gereğini yerine getirmiyor? Kendi yandaşları olunca bütün kapılar açık, engelliler olunca bütün kapılar kapalı. O kapalı kapıları, martta CHP'ye oy vererek açacaksınız." dedi.

Bugünün Madencilik Günü de olduğuna dikkati çeken Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin yer altındaki kazalarda Avrupa birincisi olduğunu, en çok ölümlü kazaların Türkiye'de görüldüğünü belirtti. Soma ve Zonguldak'ta meydana gelen kazaları anımsatan Kılıçdaroğlu, bütün bunların nedenin önlem alınmadan işçinin yer altına indirilmesi olduğunu ifade etti. Kılıçdaroğlu, "Elin oğlu her türlü önlemi alır sonra aşağı indirir, biz işçiyi aşağı indiririz öldükten sonra önlem alırız." diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, Kuzey Marmara Otoyolu inşaatında viyadük çalışması sırasında beton blokların düşmesi sonucu hayatını kaybeden işçilere Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı ve sabır diledi.

-"Hak aramak erdemdir"

Grup toplantısını 3. havalimanında çalışan ve tutuklanan işçilerin yakınlarının da izlediğini dile getiren Kılıçdaroğlu, işçilerin çaba, emek harcadığı, hak istediği her saniyeden itibaren yanlarında olduklarını söyledi.

İşçilerin taleplerini sıralayan Kılıçdaroğlu, bu kişilerin yasadan kaynaklı haklarını istediğini belirtti. Kılıçdaroğlu, "Siz hak istediniz diye jandarma, polis, biber gazları, panzerler, tomalar geldi. 'Neden hakkınızı arıyorsunuz' diye baskı kurdular, bazı arkadaşlarınız hapiste. Hak aramanın suç olduğu ortamlar, dikta yönetimlerinin olduğu ortamlardır. Demokrasilerde insan, haklarını arar. Hak aramak erdemdir, şereftir, diktatöre boyun eğmemektir. Yarın davaları görülecek. O davalarda da CHP'li milletvekilleri hazır olacak." değerlendirmesinde bulundu.

Kemal Kılıçdaroğlu, 3. havalimanı inşaatında 52 işçinin hayatını kaybettiğini, bu 52 kişinin ölümünün gizlendiğini savundu.

Sadece işçinin değil esnafın, sanayicinin, çiftçinin, işsizin, memurun da hakkını savunduklarını anlatan Kılıçdaroğlu, "Bizim görevimiz halkın çıkarlarını savunmaktır; birilerinin çıkarlarını değil. Sarayı değil halkı savunuyoruz. Saraydan değil halktan yana tavır alıyoruz." dedi.

-"Ergenekon furyası"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, bir ara herkesin Ergenekoncu, herkesin darbeci olduğunu, "Ergenekon furyası" bulunduğunu belirterek, 11 yılda bir fırtına estirildiğini söyledi.

Konuşan herkesin "darbeci, Ergenekoncu" diye suçlandığına değinen Kılıçdaroğlu, bu dönemde 60 bin kişinin telefonunun dinlendiğini, 588 kişinin tutuklandığını, bin 260 kişinin ifade verdiğini, 7 sanığın ifade vermeden hayatını kaybettiğini, 7 sanığın kanser olduğunu, 26. Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un "terörist" diye tutuklandığını anlattı.

Savcının mütalaasında, "Ergenekon adlı bir terör örgütünün varlığı ispat edilememiştir. Bu nedenle varlığı kanıtlanamayan örgütün liderliği, üyeliği ve örgüt adına suç işlenmesinin de söz konusu edilemeyeceği anlaşılmıştır." dediğini anımsatan Kılıçdaroğlu, insanların hayatını kaybettiğini, ölüme mahkum edildiğini şimdi ise "Biz yanlış yaptık." denildiğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, "Sarayda oturan zat 'Bizi kandırdılar, aldatıldık' dedi. Oysa bir dönem önce, 'Ne istediyseniz size vereceğiz' diyorlardı. 'Ergenekon' dediler, Ergenekon'u verdiler; 'Bunları tutuklayın' dediler, tutukladılar; 'hapse atın' dediler, hapse attılar. Savcının arabası zırhlı değil… Kendi makam arabasını savcıya verdi. Şimdi o savcı yurt dışında. Sıkılmadan, 'Bu davaların savcısıyım' dedi. Şimdi o savcı, sahte deliller üreten savcı sarayda oturuyor." diye konuştu.

-"Her sabah sofrada otomobil mi yiyorlar?"

"Saray, sarayın çevresi ve tefeciler hariç ekonomiden herkes şikayetçi." diyen Kılıçdaroğlu, vatandaşın, eti gramla alır noktaya getirildiğini savundu.

Havuz medyasının, "Enflasyon düştü" şeklinde başlıklar attığını belirten Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kasımda tüketici fiyatları yüzde 1,44 düştü deniliyor. Güzel. Neyin fiyatı düştü? Düşüşün yüzde 38,8'i dizel, yüzde 20,8'i benzinli otomobil fiyatlarındaki düşüş. Bunlardaki düşüş nedeniyle enflasyon da biraz düşmüş oluyor. Bakkal Mehmet Efendi, taşeron işçisi Ali Efendi her sabah sofrada otomobil mi yiyorlar? Bulurlarsa soğan, patates, peynir, zeytin, yumurta yiyorlar. Bunlarda fiyat düşmedi tam tersine artış binde 48 devam ediyor. Vatandaşın sofrasındaki enflasyon devam ediyor. Vergileri düşürdüler, enflasyon düştü. Yılbaşından sonra vergiler artacak. Ne olacak? Bizim derdimiz otomobil alanlar değil. Onların durumu iyi. Bizim derdimiz asgari ücretle geçinen, borç batağındaki vatandaş, iş bulamayan işsiz, emeklilikte yaşa takılanlar, asgari ücretin altında aylık alanlar. 1 milyon 800 bin kişi asgari ücretin altında aylık alıyor. 6 milyon 700 bin kişi asgari ücret alıyor."

-Bahçeli'ye yanıt

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, ne bir parti lideri ne de bir başka kişiyi özel olarak suçlamadığını ifade ederek, eğer bir yanlış varsa bunu hatırlattığını söyledi.

Özellikle muhalefet partilerini eleştirmemeye özen gösterdiğini belirten Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Muhalefet partilerinin hedefinin de iktidar olması, iktidarın yanlışlarını söylemesi lazım. Bugün Sayın Bahçeli beni, partimizi eleştirmiş. Sayın Bahçeli'ye hiçbir şey söylemiyorum. Sadece şunu söylüyorum, onun ağzından söylüyorum. Şimdi okuyacağım sözler bana değil Sayın Bahçeli'ye ait, ona hatırlatmak istiyorum. 8 Nisan 2014'te, 'Türklüğü reddeden, TC'yi silen, milliyetçiliği ayaklar altına alan bir inkarcıdan Türkiye'ye cumhurbaşkanı olmaz, olamaz, olmayacaktır. Tekeden süt sağılmaz, balda tuz bulunmaz, suda ateş yanmaz, Recep Tayyip Erdoğan'dan da cumhurbaşkanı olmaz. Her vatan evladı cumhurbaşkanı olabilir ne var ki Erdoğan olamaz' diyor. Sayın Bahçeli diyor. Sayın Bahçeli, şimdi kimin gölgesindesin? Ben sana şimdi ne söyleyeyim? Ben sana bir şey söylemiyorum, senin sözlerini sana hatırlatıyorum.

Ama ülkücü kardeşlerime sözüm var. Ülkücü kardeşlerimin bayrak sevgisi, vatan sevgisi, insan sevgisi benim gönlümde, yüreğimde de aynen vardır. Vatan, bayrak, insan sevgisi aynen vardır. Biz hiç kimsenin gölgesine sığınmayız. Hiç kimseden medet ummayız, bizim sevgimiz vatan sevgisi, bayrak sevgisi, insan sevgisidir. Birilerinin önünde diz çöküp, yalvarmayız, yakarmayız. Biz ayrıyız. O nedenle ülkücü kardeşlerim bilsinler, onlara hiçbir sözüm yok, benim başımın üstünde yeri var. Ama partisine sahip çıkmayanları, kusura bakmayın onun sözleriyle vurmak zorunda kaldım."

(Sürecek)

MHP TBMM Grup Toplantısı

TBMM (AA) – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Türk milletine tuzak kuran, günahla kol kola giren, batıla mihmandarlık yapan iradesiz ve icazetli yönetimler, İslam’ın sırtına saplanmış zehirli hançerden başka bir şey değildir. Suudi Arabistan Allah’tan korkuyor, kuldan utanıyorsa önce işlediği vahşi cinayetin hesabını versin, bedelini ödesin." dedi.

Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, engelli olmanın insani ve her insanının maruz kalacağı bir durum olduğunu söyledi. Engellilerin çözülmesi gereken problemlerinin bulunduğunu vurgulayan Bahçeli, engellilerin toplumla bütünleşmeleri, başkalarının yardımına muhtaç olmadan hayatlarını idame ettirebilmelerinin, fiziki ve sosyal çevrenin oluşturduğu engellerin kaldırılmasına bağlı olduğunu ifade etti.

Bahçeli, engellilerle ilgili atılacak her adımın, yapılacak her kanuni düzenlemenin yanında ve arkasında önşartsız duracaklarını bildirdi.

Türk kadınının seçme ve seçilme hakkını elde edişinin 84. yıl dönümünün yarın kutlanacağını anımsatan Bahçeli, kadının siyasette temsilinin gecikmiş olmakla birlikte, dönemin sosyal ve siyasal iklimini göz önüne aldığında alınan kararın reform niteliğinde ve çığır açan bir stratejik hamle olduğunu söyledi.

Bir tarafta kadınların seçme ve seçilme haklarıyla ilgili 84 yıllık kazanımı överken, diğer yanda bitmeyen, dinmeyen, bir türlü eksilmeyen kadına yönelik şiddeti konuşuyor olmanın "hüsran verici bir çelişki" olduğunu vurgulayan Bahçeli, "Meşhur bir kadına yönelik şiddet günlerce medyada yer buluyorken, nice talihsiz ve tanınmayan kadınımızın yaşadığı ızdırap maalesef gün yüzüne çıkmıyor, çıkamıyor. Kadınlar kadar medeniyiz, kadınlar kadar insanız, kadınlar kadar güçlüyüz, kadınlar kadar haysiyetliyiz. Şiddet seli bitmeden, akan kan durmadan, cinayetler, istismarlar, tacizler, tecavüzler son bulmadan kadınlarımızın seçme ve seçilme haklarını konuşuyor olmamız gerçekten de bir avunmadır." değerlendirmesini yaptı.

-"Türkiye tüm dikkatleri üzerine çekti"

"Adil ve Sürdürülebilir Gelecek" temasıyla toplanan G-20 Zirvesi’ne Türkiye'nin haklı ve meşru duruşuyla damga vurduğunu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 1 Aralık’ta düzenlediği basın toplantısındaki sözlerinin "etkili ve isabetli olduğunu" belirten Bahçeli, Türkiye'nin, G-20 Zirvesi'nde hakkın ve haklının sözcüsü mertebesine çıkarak tüm dikkatleri üzerine çektiğini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, hak ve adaleti gözetmeyen bir sistemin ilanihaye devam etmeyeceğine vurgu yapmasının, terör örgütlerinin arkasında duran müttefiklerin gözlerinin içine baka baka eleştirilerini dile getirmesinin çok değerli, çok önemli olduğunu kaydeden Bahçeli, "Toplantıda, terörün her türlüsü güçlü şekilde kınanarak 7-8 Temmuz 2017’de yapılan Hamburg G-20 Zirvesi’ne hakim olan terörle mücadele kararlılığının arkasında durulmuştur. Peki, G-20 Zirvesi’ne katılan ülkelerden bazılarının teröre verdiği destek nasıl izah edilecektir?" diye sordu. Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye ile ABD müttefiktir.
Bunun yanında müttefik olmanın karşılıklı ahlaki ve hukuki sorumlulukları vardır ve taraflar için de bağlayıcıdır. Ancak ABD müttefiklik hukukuna duyarsızdır, kayıtsızdır, biganedir. Terör örgütleriyle sürekli olarak yan yana, yanak yanağadır. Türkiye sınırının hemen dibinde, Suriye’nin kuzeydoğusunda ABD’nin gözlem noktaları kurmak için harekete geçmesi tam bir rezalettir. ABD kimi kimden korumakta, neyi gözlemlemek için hazırlık yapmaktadır? Müttefik olduğumuz ülkenin PYD-YPG lehine gözcülük yapması, PKK/YPG’yi alenen muhafaza altına alması ne hukukla, ne adaletle, ne de ittifak onuruyla bağdaşmaktadır.

Açıklamalara yüzeysel ve üstünkörü baktığımızda ABD’nin Türkiye’yi korumaya çalıştığı izlenimi karşımıza çıkacaktır. Kimden, PKK/YPG’den, başka, IŞİD’ten. Büyük Türk milletini korumaya alacak, bilinsin ki henüz doğmamıştır.
Türkiye hiç kimsenin himayesine, hiç kimsenin gözetim ve koruyuculuğuna ihtiyaç duymayacak kudret ve kuvvete haiz bir devlettir.
ABD PKK/YPG’nin gözcüsü olmanın ayıbını asılsız ve fuzuli bahanelerle örtmeye çalışmasın, çünkü her şey ortadadır.
Saklayacak, gizleyecek bir şey de yoktur; nitekim gözlem noktaları kurulmasının amacı, Fırat’ın doğusuna kilitlenmiş Türkiye’yi teröristlerin nam ve hesabına izlemek, perdelemek ve gerekirse de karşı tedbir geliştirmektir.
Bunun adı terör ajanlığıdır, terörist seviciliktir.
ABD, PKK/YPG’nin dümen suyuna çoktan girmiştir.
Ancak hevesler beyhude, çabalar boşunadır.
Fırat’ın doğusu temizlenesiye kadar, hainler ya inlerinde teslim alınıp ya da sığınaklarında imha edilesiye kadar mücadeleden taviz yoktur, tavsama yoktur, tehir yoktur, geri adım ise haramdır.
Ok yaydan çıkmış, mızrak çuvalı delip geçmiştir.
Gözlem noktalarından Türkiye’yi izleyen ABD, derin bir çukurdadır. YPG’li teröristler ABD’li askerlerle nöbetleşe gözcülük yapsalar da bu milletin ayranı bir kabarırsa, bu devletin sabrı bir taşarsa, alimallah herkes kaçacak delik, canını kurtaracak yer arayacaktır."

-"Emperyalizmin tutsağı ülkeler…"

Suriye’nin kuzey ve doğu sınırlarında teröristlerden oluşturulacak sözde sınır muhafızlarının parasal, eğitim, silah ve lojistik ihtiyaçlarının karşılanması konusunda Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve bazı körfez ülkelerinin ABD’yle ortak hareket edeceğinin söylendiğini aktaran Devlet Bahçeli, "anlaşılan, Kaşıkçı cinayetinin altından kalkamayan Suudi Arabistan yönetiminin, Türkiye husumetini gizleyemeyen Birleşik Arap Emirliklerinin, ABD’ye olan diyet borçlarını, bu şekilde ödeyeceklerini" söyledi.

"Emperyalizmin tutsağı olmuş bu ülkelerin neresi İslam, nereleri doğrudur?" diye soran Bahçeli, "Türk milletine tuzak kuran, günahla kol kola giren, batıla mihmandarlık yapan iradesiz ve icazetli yönetimler, biliniz ki İslam’ın sırtına saplanmış zehirli hançerden başka bir şey değildir.
Suudi Arabistan Allah’tan korkuyor, kuldan utanıyorsa önce işlediği vahşi cinayetin hesabını versin, bedelini ödesin.
Türk ve Türkiye düşmanlarına omuz vermek, teröristlere destek sağlamak imanın, İslam’ın neresine sığacaktır?
Kudüs’ün karışmasından sonra, Kabe’nin de karışması ve kaosa girmesi mi isteniyor?
Yoksa Türk-Arap cepheleşmesi tırmandırılarak yeni bir sıcak çatışma mı planlanıyor?" dedi.

Gerek Suudi Arabistan’ın gerekse de Birleşik Arap Emirlikleri’nin 15 Temmuz ihanetine nasıl baktıkları, hangi gizli kapaklı ilişkilerin içinde sürüklendiklerinin artık sır olmadığını belirten Bahçeli, "Şimdi de Türk düşmanlığıyla ve ABD’nin gözüne girebilmek için bölücü terör örgütlerine destek vermeleri alçaklıktır, ahlaksızlıktır, su katılmamış kepazeliktir.
Türk milleti oyunları görmektedir.
Ruhu esir düşmüş, şuuru kapanmış ülke ya da ülkelerin hazımsızlıklarına tamam demeyecek, göz yummayacaktır." diye konuştu.

-"Etme bulursun, inleme ölürsün"

Ukrayna ile Rusya arasındaki kutuplaşmaların yumuşaması, aklıselimin galip gelmesi, uluslararası hukuka uygun hareket edilmesini temenni ettiklerini dile getiren Bahçeli, her iki ülkenin sabırlı ve soğukkanlı politika takip etmelerinin tarihi önemde olduğunun altını çizdi.

Bahçeli, Doğu Akdeniz’de sular ısınmışken, hidrokarbon kaynakları üzerinde güç mücadeleleri sürdürülüp Kıbrıs Türklüğünün hakları yok sayılırken, bu defa da Karadeniz’in yeni bir çatışma girdabına sürüklenmesinin bölgesel huzur ve barış çabalarını temelden dinamitleyeceğini kaydetti.

Son zamanlarda her yerin karışık, her tarafın kaos içinde olduğunu belirten Bahçeli, Fransa'daki protestolara da değindi. Bahçeli, şöyle konuştu:

"Şu feleğin işine bakınız ki 17 Kasım’dan bu tarafa Fransa sarsılmaktadır. Hatta ikinci Fransız devriminden bile bahsedilmektedir. Akaryakıt zammı bahanesinin yanı sıra Macron’un politikalarına tepki göstermek amacıyla sokaklara çıkan Sarı Yelekliler her yeri yakıp yıkmaktadır. Bugüne kadar iki kişi ölmüş, yüzlerce kişi yaralanmış, bir o kadarı da gözaltına alınmıştır. Hasta çocuğuna ekmek ve süt almaya giderken polis saldırısıyla ağır yaralanan kadının dramı bütün Fransa’yı ayağa kaldırmıştır.

Demokrasi, özgürlük ve insan hakları konusunda mangalda kül bırakmayanların foyası meydana çıkmıştır.
Fransa teyakkuzdadır, şaşkındır, tedirgindir, gergindir.
Gezi olayları esnasında polisin göstericilere meşru ve hukuki müdahalesinden rahatsız olan Fransa, bugünlerde Türkiye’ye ne söylemişse yemiş yutmuş, olayları bastırmak amacıyla orantısız tepkiye tevessül etmiştir.
Bir ara OHAL yönetimiyle ilgili ülkemize ayar ve akıl vermeye kalkışan Fransa’nın bizatihi OHAL ilanını tartışmaya başlaması da çok manidar bir gelişmedir.
Temennimiz Fransa’daki olayların durulması, tansiyonun düşmesi, toplumsal sükunetin temin edilmesidir.
Biz başkalarının yıkımından memnuniyet duyan, başkalarının krizinden el ovuşturan bir ülke, bir medeniyet, bir millet değiliz.
Frenk dememiş, Fransuva dememiş, zamanında 'kanuni' vasfımızla cihana merhamet göstermiş ecdadın bugünkü asil varisleriyiz."

Bahçeli, şayet olaylar yayılırsa, sokak hareketlerinin bütün Avrupa’yı sarartacağını, köşeye sıkıştıracağını vurgulayarak, "Kaldı ki çatışmalar Belçika’ya çoktan sıçramış, Hollanda ise alarm vermeye başlamıştır.
Göstericilerin giydiği yeleklerin sarı mı siyah mı olduğundan daha önce, şiddet olaylarını tetikleyen gizemli el ve emellerin deşifresi sanıyorum pek çok şeyi ortaya çıkaracak, Gezi Parkı’nın içyüzü daha da netlik kazanacaktır." dedi.

"Etme bulursun, inleme ölürsün" atasözünü hatırlatan Bahçeli, "Fransa’nın hali aslında ders almasını bildikten sonra ibret vesikasıdır.
Türklüğü aşağılama, İslam’ı kötü gösterme çabaları aynısıyla ters tepecek, muhataplarını mahcup ve perişan edecektir." diye konuştu.

Toplantının sonunda Bahçeli'ye, Bitlis İl Başkanı Turan Deniz ile Ahlat İlçe Başkanı Tahsin Gülsar tarafından bir tablo ile Ahlat'ı temsilen kümbet maketi verildi.

(Bitti)

MHP TBMM Grup Toplantısı

TBMM (AA) – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "İP boşuna heves etmesin, CHP ve HDP'den aldığı suflelere boş yere güvenmesin, bizim nazarımızda günahtan kurtulmadıktan, tövbe ve pişmanlık yaşamadıktan, terör ittifakından dönmedikten sonra önergeleri yalnızca zaman israfı, buruşturulup atılacak kağıt parçalardır." dedi.

Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 2006'dan beri toplanan ve Almanya İçişleri Bakanlığı tarafından dördüncüsü düzenlenen İslam Konferansı'nın geçtiğimiz günlerde Berlin'de yapıldığını anımsattı.

"Almanya'da ve 'Almanya için bir İslam' sloganıyla toplanan konferans skandaldır, aymazlıktır, inançlarımıza hakarettir." ifadesini kullanan Bahçeli, "Ne kadar Türkiye muhalifi varsa konferansa davet edilmiştir. Bizi daha da öfkelendiren husus ise açık büfede domuz etinin servis edilmesidir. Müslüman mahallesinde salyangoz satmaya kalkışmak, İslam'ı yeniden tanımlama küstahlıklarıyla birlikte, Almanya için İslam projesini sahnelemek tek kelimeyle camiyi kiliseye hapsetme izansızlığıdır." değerlendirmesinde bulundu.

"Ezanın hür sesini çanın gürültüsüyle bastırmak, İslam dinine hakaret seferleri düzenlemek Almanya'nın ne haddinedir?" diyen Bahçeli, şöyle devam etti:

"Almanya İçişleri Bakanlığı İslam Konferansı düzenleme yetkisini nereden almış, böyle bir hakkı kendisinde nasıl görmüştür? Almanya'nın ılımlı İslam taraftarlarının veya dinler arası diyalogcuların izinden giderek yüce dinimizi FETÖ'cülerin iş birliğiyle keyfi şekilde yorumlaması tüm Müslümanlara, tüm inananlara ihanettir."

-Kılıçdaroğlu'na eleştiri

Almanya'yı ziyarete giden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "PKK'lılardan ve FETÖ'cülerden fırsat bulup" fotoğraf karelerinden çıkarak, sözde konferansa tek bir söz edemediğini belirten Bahçeli, şunları söyledi:

"Bir Alman gazetesine yazdığı makalenin başlığına bakar mısınız:
Neymiş, Türkiye'de demokratlar yalnız bırakılmamalıymış. Almanya'dan yardım dilenmek manda özlemi değil midir?
Bununla da kalmıyor, hem kutuplaşmadan şikayet edip hem de ilerici halk kitlelerinin Türkiye'yi yeniden aydınlığa çıkarmak için mücadeleden asla vazgeçmeyeceklerini aklınca ileri sürüyor.
Akıl akıl, gel çengele takıl, durum budur.
Akıl olmayınca ne yapsın sakal, tablo aynen böyledir."

"Sayın Kılıçdaroğlu tavsiyem olsun, aklına geleni işleme, her ağacı taşlama, Allah muhafaza kamyon farı görmüş tavşana dönersin." ifadesini kullanan Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Seni ve zihniyetini HDP de kurtaramaz, çürük İP de tutamaz.
CHP Genel Başkanı, ilerici halk kitlelerini biliyorsa gerici halk kitlelerini de mutlaka hafızasında taşıyordur. Gerici diye kast ettikleri; makarnacı, kömürcü, bidon kafalı, göbeğini kaşıyanlar diye aşağılanan milyonlar ise halt ettiğini, yine mayına bastığını, yine sınıfta kaldığını kendisine hatırlatmak isterim.
Gerici diye suçladığı vatan evlatları milli ve manevi değerlere sahip olanlar ise Kılıçdaroğlu ve çevresi unutmasın ki biz de gericiyiz, biz de geri kalmaya seve seve hazırız.

Zillet şemsiyesinin altında buluşanlar bu milletin değerlerine, bu milletin köküne, bu milletin ruhuna, bu milletin tarihine tamamen yabancıdır.
İşleri güçleri istismardır, yalandır, aldatmadır, kandırmacadır.
Devşirmelerle yola çıkmak, çıkarcıların yakasına rozet takmak, inkarcılarla ağız birliği yapmak edepsizliktir.
Sırayla Meclis araştırma önergesi verirler, kendileri çalıp kendileri oynarlar, üç beş kişiyle siyasi amigoluk yaparlar, döner sosyal medyadan tezvirata heves ederler.
Bre cahiller, solumuza flu bakıyoruz demedik mi?
Zilletten gelen Allah'tan gelsin diye tavır göstermedik mi?
Cumhur İttifakı'ndan başka her yere kapalı olduğumuzu söylemedik mi?

İP boşuna heves etmesin, CHP ve HDP'den aldığı suflelere boş yere güvenmesin, bizim nazarımızda günahtan kurtulmadıktan, tövbe ve pişmanlık yaşamadıktan, terör ittifakından dönmedikten sonra önergeleri yalnızca zaman israfı, buruşturulup atılacak kağıt parçalardır.
Bu zilletin ortakları, yakında göğe direk denize kapak önergesi verirlerse, aya merdiven Mars'a otoban için Meclis'e önerge sunarlarsa hiç kimse şaşırmasın, şaşkınlık yaşamasın.
Bir söz vardır; delilik şüphesiz aptallıktan daha iyidir. Delilik var olmuş bir zekanın yok oluşudur, aptallık ise var olmamış bir zekanın var olmamaya devam edişidir.
Sanıyorum anlayan anladı, anlamayan da zillete çoktan daldı. CHP-İP verkaçıyla hazırlanan, HDP'nin tezahüratı eşliğinde varlık bulan Meclis araştırma önergeleri siyasi butlandır, bizim için doğmadan ölmüştür.
Çünkü niyetleri kötüdür, hedefleri kirlidir, maksatları arızalıdır.
Bizim onlarla işimiz yoktur ama meselemiz vardır, hesabımız vardır, 31 Mart 2019'da bu hesap sandıkta görülecektir."

-"Şansınızı fazla zorlamayın"

Devlet Bahçeli, yeni bir çözüm süreci için "kendini akil sanan bazı akılsız ve zeka özürlülerin Oslo’da toplandıklarını" belirterek, "Bu kadar yolu tepip şu kış kıyamette niye Oslo'ya kadar giderler, anlamak zordur.
Hemen sınırımızın diğer tarafına geçip Kandil'e gitseler, orada bir mağara deliğinde oturup çözüm gevişi getirseler, bir daha da geri dönmeseler hem zahmete katlanmazlar hem de kendilerini yormazlardı." dedi.

"Akil geçinen akılsızlar aramızda dolaşan terörist hayranlarıdır." diyen Bahçeli, "PKK’nın düdüğünü çalarlar, haçlıların bekçiliğini yaparlar, melanetin beşiğini sallarlar, her şey olurlar, her kılığa girerler, elbette sadece Türk olamazlar, olmaya da takatleri ve nefesleri yetmez.
Türk'ün haysiyeti, gururu ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Bunlarda ne arar bu özellikler?" açıklamasını yaptı.

Yine bildik isimlerin sahnede olduğunu, yine malum ülkenin bir enstitüsünün ön planda bulunduğunu vurgulayan MHP Genel Başkanı Bahçeli, şunları kaydetti:

"Bakın yarım akıllı çürük akiller, anladığınız dilden değilse bile Türkçe konuşuyorum, kulak verin, sözlük varsa elinize alıp sözlerimi tercüme edin. Çözüm süreci gömüleli çok olmuştur, şansınızı fazla zorlamayın. İsterseniz PKK'ya katılın, isterseniz Avrupa kadrosuna karışın ama Türk milletinin sabrını zorlamayın, tahammülünü yanlışa yormayın.
Milletin şamarını yerseniz Hanya'yı da Konya'yı da öğrenir, Oslo'yu da İmralı'yı da görür, kendinizi mekap giyerek dağda taşta bulursunuz.
Akıllı olun, aklınızı başınıza alın, üstünü başınızı yırtmayın, çözüm çığlığı atmayın, zira meydan boş değildir, MHP'nin gözü üzerinizdedir."

(Sürecek)

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli:

TBMM (AA) – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, AK Parti ile yürütülen ittifak görüşmelerinin, 30 büyükşehir belediye başkanı ve onun altyapısını oluşturan belediyeler üzerinde yoğunlaştığını belirterek, "Partizanca değil akıllıca bir yol izlenmektedir." dedi.

Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nın ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir görüşmesinin olup olmayacağı sorusu üzerine Bahçeli, AK Parti ve MHP'den iki saygıdeğer yöneticinin bir araya gelerek çalışmalarını devam ettirdiğini; önemli adımlar atıldığını söyledi.

"Çalışmalar olumludur, verimlidir." ifadesini kullanan Bahçeli, "Cumhurbaşkanımızın Türkiye'ye dönüşüyle birlikte, arzularlarsa kendi incelemelerini yaptıktan sonra, MHP ile görüşme isteği olursa görüşmeye hazır olduğumuzu geçmişte de ifade etmiştim, şimdi de ifade ediyorum." dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan randevu istenip istenmediğine ilişkin soruya Bahçeli, "Henüz yok. Venezuela'dan da randevu istenmez yani." karşılığını verdi.

Büyükşehirlerde AK Parti ile ortak bir çalışma yürütüldüğüne ilişkin haberlerin hatırlatılması üzerine Bahçeli, "Şu anki çalışma 30 büyükşehirin, büyükşehir belediye başkanı ve onun altyapısını oluşturan belediyeler üzerinde yoğunlaşmaktadır. Her şey dikkate alınmaktadır. 2014, 2018 verileri göz önünde bulundurulmakta, partizanca değil akıllıca bir yol izlenmektedir. Zannediyorum hayırlı bir sonuç elde edilecektir." değerlendirmesini yaptı.

-"Meclis Başkanlığı iddiası"

"MHP'nin görüşmelerde TBMM Başkanlığını istediği" yönündeki iddialar hatırlatılarak "Böyle bir pazarlık söz konusu mu?" sorusuna Bahçeli, "Tekraren söylüyorum, MHP'de pazarlık söz konusu olmaz. Partimizin karşısında bir pazar vardır, her türlü sebze orada bulunmaktadır. İsteyen alıp, isteyen satar ama bizim partimizde olmaz." cevabını verdi.

Bir gazetecinin, "MHP'nin böyle bir talebi olmadı mı?" sorusu üzerine Bahçeli, "Meclis Başkanı henüz var." dedi.

AK Parti Belediye Başkanı Adayları Tanıtım Toplantısı

İSTANBUL (AA) – Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'ye Cumhur İttifakı'na olan bağlılığını bugün bir kez daha beyan ettiği için teşekkür ediyorum." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen AK Parti Belediye Başkanı Adayları Tanıtım Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, bugüne kadar girdikleri 14 seçim ve halk oylamasında tercihlerini AK Parti'den yana kullanan vatandaşlara şükranlarını sunarak, sandıktan kendisine çıkan her bir oyu, namusu bilerek sahiplenen ve hakkını vermek için gece gündüz çalışan milletvekillerine, belediye başkanlarına, belediye meclis ve il genel meclisi üyelerine, sandık müşahitlerine, mahalle teşkilatlarına teşekkür etti.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye, Cumhur İttifakı'na olan bağlılığını bugün bir kez daha beyan ettiği için teşekkür eden Erdoğan, "Biz de AK Parti olarak ülkemizin ve milletimizin beka mücadelesinin en büyük dayanak noktalarından biri olarak gördüğümüz Cumhur İttifakı'na bağlılığımızı, buradan tekrar beyan ediyoruz. Sayın Bahçeli'ye, önümüzdeki seçimlerde İstanbul, Ankara ve İzmir'de aday çıkarmayarak AK Parti'yi destekleme kararı için de ayrıca teşekkürlerimi sunuyorum." diye konuştu.

Türkiye'nin, Cumhur İttifakı'ndan aldığı güçle çok daha zorlu ve büyük mücadelelerden başarıyla çıkacağını vurgulayan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile hedeflerine ulaşma kararlılığı ve gücü artan Türkiye inşallah 2023'e bu heyecanla ulaşacaktır. Özellikle, 31 Mart seçimlerinin gerçekten Cumhur İttifakı karşısında yer alan Sayın Bahçeli'nin ifadesiyle 'zillet ittifakı' karşısında, yükümüzün ne kadar ağır olduğunu bir kez daha ifade etmek istiyorum.

Zira bu malum ittifakın içinde vatanseverliğe karşı, milliyetperverliğe karşı ne ararsanız var. Hele hele terör örgütünün içinde olduğu böyle bir ittifaktan, milli ittifak çıkar mı? Terör örgütünün destek verdiği böyle bir oluşumun içinden vatanseverlik çıkar mı? İşte bugün bazı medya yayınlarında da gördüğümüz gibi çocukları dağlara kaçırıp, Kandil'de onlara neler uygulandığını görüyoruz. Şu anda Ana Muhalefet Partisi bu tür bir oluşumla, Kandil'den aldıkları icazetle bir araya gelen böyle bir ittifakı inanıyorum ki 31 Mart'ta benim milletim, o teröristleri nasıl çukurlara gömdüyse şimdi de sandığa gömecektir."

Onun için gece gündüz demeden çok çalışacaklarını dile getiren Erdoğan, "Ana kademe, kadın kollarımız, gençler… Kapı kapı dolaşarak çok koşacağız. İnşallah 31 Mart gecesi, bizler için çok anlamlı olacak çok farklı olacak." dedi.

Gençlere seslenen Erdoğan, "Gençlerimize emanet ettiğimiz 2053 ve 2071 vizyonlarımız, aynı zamanda Cumhur İttifakı'nın menzilinin ifadesidir. Birileri için ittifaklar seçimle, sandıkla sınırlı olabilir, biz ülkenin ve milletin geleceği için yaptığımız ittifakı inşallah sonraki nesillere de miras olarak bırakacağız. Buradan bir kez daha Sayın Bahçeli'ye ve MHP'ye gönül vermiş kardeşlerimize, bu kutlu yürüyüşe verdikleri destek için teşekkürlerimi ve şükranlarımı ifade ediyorum." diye konuştu.

(Sürecek)

Erdogan: ECHR ruling on ex-HDP leader 'not our concern'

By Muhammet Emin Avundukluoglu

ANKARA (AA) – Turkish president on Tuesday said the European Court of Human Rights (ECHR) ruling demanding the release of jailed former co-chairman of the Peoples’ Democratic Party (HDP) Selahattin Demirtas was "not our concern".

Responding the reporters at the parliament, Recep Tayyip Erdogan said, "Decisions the ECHR make are not of our concern."

Erdogan recalled that ECHR has many rulings on terror groups and they were all against those made by Turkish courts.

"There are also so many things we can do against it [ECHR's decision]. We will do a counter move, and close the deal," said Erdogan.

He added: "Terrorism is still continuing in Turkey and the Turkish nation is the one who pays the price."

Demirtas had been detained during Turkey's referendum and the presidential election campaigns, which the court said "was stifling pluralism and limiting freedom of political debate".

In November 2016, Demirtas along with 12 HDP lawmakers, were arrested on terror-related charges. Demirtas remains in custody pending trial.

Around a dozen HDP lawmakers are currently in prison pending trial for terrorism-related offenses after their parliamentary immunity was lifted in May 2016.

Turkey's government has said the HDP had links to the PKK, which is listed as a terrorist organization by Turkey, the U.S. and EU.

Erdogan also said would meet with Devlet Bahceli, the leader of the opposition Nationalist Movement Party (MHP) on Wednesday.

Erdogan stressed that he did not see any issue on the continuation of People's Alliance with MHP.

"We will discuss the electoral alliance [in the upcoming local elections]. I hope we will obtain a result which will be good for both sides."

Local elections are set to be held across Turkey on March 31, 2019.

The alliance — formed early this year, ahead of June general elections — includes the ruling Justice and Development (AK) Party and the MHP as well as the much smaller BBP, or the Great Union Party.

MHP TBMM Grup Toplantısı

TBMM (AA) – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Suudi Arabistan'daki Cemal Kaşıkçı cinayeti soruşturmasıyla ilgili, "Cinayetin baş azmettiricisi olarak ismi sık sık telaffuz edilen veliaht, böylesi bir olayın bir daha tekrar etmemesi maksadıyla kurulan istihbarat üst komisyonunun başına getirilmiştir. Yani kuzu canavara teslim edilmiştir. Bu durum tam bir akıl tutulması, tam bir hilkat garibesi, tam bir çelişki yumağıdır." dedi.

Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Kaşıkçı cinayetinde Türkiye'nin, hakkın ve hukukun yanındaki sağlam duruşuyla takdir topladığını belirtti.

"Konunun hazin tarafı ise İslamiyet'in yargılanma ayıbı, Mekke ve Medine'yi yönetiminde tutan ülkenin iç karartan ahlaki ve adalet açığıdır." diyen Devlet Bahçeli, Suudi Arabistan yönetiminin cinayetin hemen ertesinde başvurduğu hezeyan dolu açıklamaların ve cinayeti örtbas girişimlerinin, Türkiye'nin ortaya koyduğu deliller sayesinde çürütüldüğünü dile getirdi.

Bahçeli, "Olayın gerçekleştiği ilk günlerde Kaşıkçı'nın konsolosluk binasından sağ olarak çıktığını iddia eden Riyad yönetimi, olayla ilgili sorumlulukları olmadığını savunmuştu. Ancak Türk emniyet ve istihbaratının kuyumcu titizliğiyle yaptığı çalışmalar neticesinde Suudi Arabistan, cinayetten yaklaşık 1,5 ay sonra Kaşıkçı'nın konsoloslukta öldürülerek parçalara ayrıldığını itiraf etmek zorunda kalmıştır." diye konuştu.

Suudi Arabistan yönetiminin, olayla ilişkili 18 Suudi vatandaşını gözaltına aldığını ve bunlardan 5'i hakkında idam talebinde bulunduğunu hatırlatan MHP lideri Bahçeli, şunları söyledi:

"Kimleri sallandırıp kimleri kurtaracakları ise bize göre muammadır. İşin vahametine bakın ki cinayetin baş azmettiricisi olarak ismi sık sık telaffuz edilen veliaht, böylesi bir olayın bir daha tekrar etmemesi maksadıyla kurulan istihbarat üst komisyonunun başına getirilmiştir. Yani kuzu canavara teslim edilmiştir. Bu durum tam bir akıl tutulması, tam bir hilkat garibesi, tam bir çelişki yumağıdır. Suudi Arabistan yönetimi cinayetin asıl sorumlularını ortaya çıkarmamıştır veya çıkarmak işine gelmemiştir. Gerçeğin malum bir huyu vardır ve o da şudur; Ertelense de üzeri örtülse de bir zaman sonra büyüyerek ilk uygun zamanda ortaya çıkmasıdır.

Riyad yönetimi toplam 15 kişilik infaz timinin tamamı hakkında yargılama yapmamıştır. Bununla birlikte tutuklanan ve idamla yargılanan kişilerin kimlikleri kamuoyu ile paylaşılmamıştır.
Yani kapalı devre bir süreç ağır ağır, adım adım işletilmiştir. Anlaşılıyor ki Suudi Arabistan yönetimi sanal bir mahkeme yoluyla cinayetin faillerini karartma yoluna heves etmiş, bunu hedef haline getirmiştir.

Merhum Kaşıkçı'nın cesedi üzerindeki sis ve esrar perdesi henüz aralanmış değildir. Nitekim akıbet belirsizdir.
Yerli iş birlikçinin kimliği ise hala aydınlanmış değildir. Suudi Arabistan yönetimi Türkiye ile iş birliği yapacağını açıklamış olmasına rağmen somut bir girişimde bulunmamış, üstelik samimiyetten uzak bir tavır sergilemiştir.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı, Kaşıkçı davasının uluslararası boyuta taşınmasının kabul edilemez olduğunu ve meselenin siyasileştirilmesinin İslam dünyasının bölünmesine neden olacağını dile getirmiştir.
Bize göre bu bakan halt etmiştir.
Mayınlı alanda top çevirdiklerinin farkında bile değildir.
Suudi yetkililer kırk dereden su getiriyorlar, suçluluğun verdiği telaşla yanlış üstüne yanlışa imza atıyorlar.
Maktul bellidir, müşteki bellidir, cinayet mahalli bellidir, azmettiren, Kaşıkçı'yı boğan, parçalara ayırıp asitle yok eden caniler bellidir. Dahası olayın iki ayrı ses kaydının varlığı da bilinmektedir.
Saklanacak ne kalmıştır?
Gizlenecek ne bırakılmıştır?"

Bahçeli, kendilerini üzen bir başka hususun ise Mekke Başimamı'nın 19 Ekim tarihli Cuma Hutbesi'nde Velihat Prens için "özel olarak ilahi ilhamlara mazhar kılınmış kişi" şeklindeki tanım ve taltifi olduğunu söyledi.

"Efendimizin, Hazreti Ömer için kullandığı bu ifadenin Prens Selman için sarfedilmesi hüsran verici bir hezeyandır." diyen Devlet Bahçeli, "Karanlık ilişkiler kuran, cinayet şebekelerini seferber eden, gizli ajanda sahibi olan, dilinin altında, kafasının arkasında emperyalistleri arkalayan amaçlar bulunan bir şahıs nasıl oluyor da ilahi ilhamlara mahzar olabiliyor? Her şey bu kadar ucuz ve basit midir? Günahı görmek, yanlışı reddetmek için ille de ebabil kuşlarının gelip taş yağdırmalarını mı bekleyelim? Bundan sonra Hac farizesinin güvenli bir şekilde yapılacağına nasıl itimat edelim, nasıl inanalım?" diye sordu.

– "ABD, bölgemizde kaos istemektedir"

Bahçeli, Suudi Arabistan yönetiminin "İslam dünyasına kan ve fitne ekerek, terör örgütlerine mali yardım yaparak, emperyalistlere kucak açarak, İslam dünyasını bölüp parçalama işine sanki memur edilmiş gibi" olduğunu ve vahşi bir katliamla İslam'ı karalamaya çalışanlara koz verdiğini söyledi.

ABD'nin ise Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilgili başından beri Veliaht Prensi koruma yoluna gittiğini, Suudi Arabistan ile iş birliğini korumak istediğini dile getiren MHP lideri Bahçeli, şöyle devam etti:

"Cemal Kaşıkçı'nın öldürülme emrini Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman'ın verdiği söylense de bu durum ABD Başkanı Trump tarafından görmezden gelinmiştir. ABD'nin Kaşıkçı cinayetinin azmettiricilerini muhafazası gayet normaldir.
ABD, bölgemizde kaos istemektedir. İslam ülkelerinde çatışma arzulamaktadır.
Yanıbaşımızda terör devleti kurmayı amaçlamaktadır.
Bu nedenle Suudi Arabistan'a ihtiyacı vardır, Yemen'deki operasyonların sürmesi çıkarınadır, İran'ın çevrelenmesi stratejik hedefidir ve her ne pahasına olursa olsun cinayetin asıl azmettiricilerini saklamakta ısrarlıdır.

Artık Suudi Arabistan yönetimi şapkasını önüne koyup düşünmek zorundadır.
İslam dünyasına huzur gelecekse, bu gaye emperyalistlerden nifak ithaliyle gerçekleşmeyecektir.
Türkiye'nin kendileri ve iş birlikçileri için kanlı oyunların sahneleneceği bir ülke olmadığı gerçeğini de hiç kimse aklından çıkarmamalıdır.
Ülkemizi dibi görünmeyen bir uçuruma sürüklemek isteyenler er ya da geç kazdıkları kuyuya kendileri düşecekler, elbette hem halklarına hem de yüce Allah'a kesinlikle hesap vereceklerdir."

(Sürecek)

Walls closing in on bin Salman: Turkish party leader

by Muhammet Emin Avundukluoglu

ANKARA (AA) – Avenues of escape for Saudi Crown Prince Mohammed bin Salman are disappearing after last month’s killing of a journalist at the Saudi Consulate in Istanbul, said a Turkish opposition party leader on Tuesday.

"The circle is tightening around the crown prince, paths to escape and salvation are closed," said Nationalist Movement Party (MHP) leader Devlet Bahceli, accusing bin Salman of responsibility for the killing of Saudi journalist Jamal Khashoggi.

"What is the difference between the Saudi administration and the mentality of Osama bin Ladin?" he asked in a speech to his party's parliamentary group, referring to the late al-Qaeda terrorist leader.

"What separates this country from al-Qaeda?" he added.

Bahceli also said that the culprits in the Khashoggi killing should be tried in Turkey, or if not there, “in an international trial after an international investigation."

Khashoggi, a columnist for The Washington Post, went missing after entering the Saudi Consulate in Istanbul on Oct. 2.

After weeks of saying he had left the consulate alive, the Saudi administration admitted he was killed there, claiming it was the work of a rogue exfiltration team.

MHP lideri Bahçeli:

TBMM (AA) – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yarın görüşme yapacağına ilişkin haberlerle ilgili, "Cumhurbaşkanlığından yapılan bir açıklamaysa doğrudur. Bizim böyle açıklamamız yoktur ama yarın Cumhurbaşkanıyla saat 16.00'da görüşme konusu gündeme gelirse, katılabileceğimizi ifade ediyoruz." dedi.

Bahçeli, TBMM'deki grup toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yarın görüşme yapacağına ilişkin haberler bulunduğunun anımsatılmasına Bahçeli, "Cumhurbaşkanlığından yapılan bir açıklamaysa doğrudur. Bizim böyle açıklamamız yoktur ama yarın Cumhurbaşkanıyla saat 16.00'da görüşme konusu gündeme gelirse, katılabileceğimizi ifade ediyoruz." karşılığını verdi.

Bahçeli, gündem konusunun, "yerelde ittifak" olup olmadığının sorulması üzerine, "Gündemi, davet sahibi belirler. Davet edilen yere biz gündemle gidersek o başka bir şey olur. MHP'ye yakışmaz." değerlendirmesini yaptı.