CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç:

TBMM (AA) – CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) İstanbul seçiminin yenilenmesi kararına yönelik paylaşımlarına ilişkin, "Hem Sayın Abdullah Gül'ün hem de Sayın Davutoğlu'nun açıklamaları çok dikkat çekicidir ve önemlidir. İktidar partisinin bir zaman başbakanlığını, cumhurbaşkanlığını, milletvekilliğini yapmış bütün kesimlerden bu alınan kararın hiçbir vicdana sığmayacağı, Türkiye Cumhuriyeti'ni itibarsız, hukuksuz bir konuma sokacağı konusundaki uyarılar dikkate alınmalıdır." dedi.

Özkoç, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

YSK'nin İstanbul seçimlerine yönelik takvimini gösteren Özkoç, "Sandık kurullarının teşkiline dair ilçe seçim kararlarına karşı yapılan itirazın il seçim kurulunca kesin olarak karara bağlanmasının son günü, 2 Mart 2019. Bu tarihe kadar kimse itiraz etmedi. Hangi gerekçeyle İstanbul seçimlerini iptal ettiniz, itirazı kabul ettiniz ve tekrar seçim yaptırıyorsunuz? 2 Mart son günse, kimse itirazda bulunmadıysa tam kanunsuzlukla ilgili değilse nasıl iptal ediyorsunuz?" diye konuştu.

Özkoç, YSK'nin 31 Mart seçimlerinde sandık kurullarında görevlendirilen kişilere yönelik kararını da eleştirerek, "YSK'nin 130 sayılı genelgesi var. Sandık başında görevlendirilen memurların iki katı kadar memur görevlendirmesini talep ediyor oradaki hakim. Onların arasından kura ile belirliyor. Bu şekilde mümkün olmadığında, eksiklikler ilçe seçim kurulu başkanı tarafından o çevrede bulunan ve sandık kurullarında görev verilmesinde sakınca olmayan kimseler tarafından tamamlanır. 'İlla memur olması gerekir.' demiyor. Tamamlayacak olan YSK'nin sandıkta görevlendirdiği hakim. Hangi gerekçe ile iptal ediyorsunuz?" ifadelerini kullandı.

Kamu görevi ile ilgili olağanüstü başvuru süresi dolmasına rağmen bunun tam kanunsuzluktan değil, olağanüstü itiraz olarak kabul edilmesinin, İstanbul'un ilçeleri ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin iptalinin önlenmesine yönelik bir hareket olduğunu savunan CHP'li Özkoç, İstanbul seçimlerinde bir zarfın içerisindeki 4 oy pusulasından sadece birine ilişkin iptal kararı alınmasının "hukuk katliamı" olduğunu ileri sürdü. Özkoç, "Eğer bu süreç, bu şekilde devam eder, bugün yapılan itirazlarımıza da müspet cevap verilmezse, Türkiye Cumhuriyeti için 6 Mayıs kara bir gün olarak tarihe geçecektir." dedi.

  • "Cumhurbaşkanlığı yetkilileri sanatçıları fişleyemez"

"Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın iş dünyasını tehdit ettiğini" öne süren Özkoç, "İş dünyası diyor ki, 'Bu doğru bir şey olmamıştır.' Bunu esnaf, akademisyenler, üniversiteler, memur, işçiler, öğretmenler söyleyebilir. Bunu yasaklamak doğru bir şey midir? Değildir. Siyasileri milletimiz seçiyor. Seni seçerken siyasetle ilgilenmesi doğru da sen yanlış yaptığın zaman yanlışını söylemesi mi hata oluyor?" diye konuştu.

Söz konusu çevrelerin CHP'yi veya Millet İttifakı'nı eleştirmesi halinde Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından tehdit edilmeyeceğini savunan Özkoç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ama bizi eleştirirseniz bir cumhurbaşkanı sıfatıyla 'Size bunun bedelini ödettirim.' deme hakkını kim, hangi yasa veriyor? Bu nasıl bir vicdandır? Bu nasıl bir cumhurbaşkanlığı yetkisidir? Cumhurbaşkanı, hiçbir şekilde Türkiye Cumhuriyeti insanlarını özgürce fikirlerini söylemesinden dolayı tehdit edemez. Cumhurbaşkanlığı yetkilileri sanatçıların özgürce kendilerini ifade etmeleriyle ilgili onları fişleyemez. Sanatçılar kendi düşüncelerini özgürce söylerlerse, sanatlarını özgürce yerine getirirlerse, resim, film yaparken, şiir yazarken hem siyaseti hem toplumu, bütün dünyayı, evreni içine alacak eleştirisel gözle bakarlarsa o zaman sanatçıdır ve değerlidirler. Siz bunu hangi hakla engelleyebilirsiniz? Bunu şiddetle kınıyoruz."

  • "Hukuksuzluk meşrulaştırılıyor"

CHP'li Özkoç, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, YSK'nin İstanbul seçimlerine yönelik kararına ilişkin sosyal medya paylaşımı hatırlatılarak değerlendirmesinin sorulması üzerine şunları kaydetti:

"Hem Sayın Abdullah Gül'ün hem de Sayın Davutoğlu'nun açıklamaları çok dikkat çekicidir ve önemlidir. Sayın Abdullah Gül, kendisinin bugüne kadar başına gelenlerle ilgili hukuksuzluklara da atıfta bulunarak bir değerlendirme yapmıştır. İktidar partisinin bir zaman başbakanlığını, cumhurbaşkanlığını yapmış, milletvekilliğini yapmış bütün kesimlerden bu alınan kararın hiçbir vicdana sığmayacağı, Türkiye Cumhuriyeti'ni itibarsız, hukuksuz bir konuma sokacağı konusundaki uyarılar dikkate alınmalıdır. Toplumumuz ve iktidar tarafından da dikkate alınmalıdır. 'Seçimleri kaybederiz ama hukuksuz şekilde iptal ederiz, bir daha seçim yaptırırız. Bu sefer de şartları değiştirir seçimi kazanırız.' O zaman seçimlerin mantığı kalmıyor. O zaman da hukuksuzluk meşrulaştırılıyor. Buna karşı toplumun bütün kesimleri el birliğiyle karşı çıkmalıyız. Bu açıklamalarından dolayı ayrıca kendilerine teşekkür ediyoruz."

  • "Devlet Bahçeli yok hükmündedir"

Özkoç, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik eleştirileri ile ilgili soruya şu yanıtı verdi:

"Sayın Bahçeli yok hükmündedir. Sayın Bahçeli, bir zamanlar 'Şehitlerin vebalini ve kanını taşıyan bebek katiliyle müzakere yapan kişi' olarak değerlendirdiği Erdoğan ile 'Adaletten kaçan, rüşvetçilere ve hırsızlara kol kanat geren' olarak değerlendirdiği kişiyle 'kamu arazilerini zimmetine geçiren, haysiyet ve inandırıcılığını kaybeden bir kişi' olarak gördüğü kişiyle ortaklık kurmuştur. 'TC'yi silen, milliyetçiliği ayaklar altına alan kişisin.' demiştir. Bunları kullanırken, 8 Nisan 2014 tarihinde MHP Genel Başkanıydı. Aynı Genel Başkan bu sözleri sarf ettiği Tayyip Erdoğan ile bugün ortaktır. Eğer Tayyip Erdoğan'a bu sıfatları yakıştırıyorsa, bugün onunla ortaklığı kabul eden, onu kucaklayan, onun avukatlığını ve şakşakçılığını yapan bir konuma düşen Devlet Bahçeli'yi millet nasıl sınıflandırır, onu kamuoyunun takdirine bırakıyorum."

CHP'li Özkoç, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın avukatları aracılığıyla duyurduğu açıklama ve "yeni bir çözüm süreci"ne yönelik değerlendirmelerinin sorulması üzerine ise "Yeni çözüm süreci var mıdır, yok mudur bilmem. Ama bu kadar tesadüf olur mu, onu sormak lazım. Daha önceden hukukçularına bildirilen metin, açıklandığı gün itibarıyla kayda değer midir, ona bakmak lazım. Bir de Bahçeli'ye sormak lazım; 'ne oluyor kardeşim' diye." ifadelerini kullandı.

MHP Genel Başkanı Bahçeli'nin, "CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun, TBMM Grup Toplantısı'nda YSK hakimlerinin isimlerini okumasının suç unsuru olduğu" yönündeki açıklamalarının hatırlatılması üzerine de Özkoç, şöyle konuştu:

"Türkiye Cumhuriyeti'nin o günkü başbakanını ve ilgililerini vatana ihanetle, kendi parasını çocuklarına zimmetle, şehitlerin baş müsebbibi kişiyle masaya oturmakla suçlayıp 'bu vatan hainidir.' diyerek, kendi grup toplantısında yuhalatırken değil de, şimdi kendilerinin kurduğu, ortak olduğu kumpası açıklatırken suç sayıyor olması düşündürücüdür. Bunu da kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Devlet Bahçeli, şunun için yok hükmündedir; siyaset, doğru dürüst sözünün arkasında duran insanların işidir, dün söylediği dünde kaldı. 'Alçaktır, vatan hainleriyle beraber, milliyetçiliği ayaklar altına alan adamdır. Ama bugün, o günü unuttum. Sadece kendi siyasi varlığımı sürdürebilmek için bu adamı savunuyorum, avukatlığını yapıyorum' demek bir siyasetçiyi artık siyaset sahnesinde yok hükmünde sayar. Milletimiz de artık bunu görmüştür. Sayın Devlet Bahçeli'nin ne Türkiye ne dış dünya ne de siyaset dünyasında artık bir itibarı söz konusudur."

MHP TBMM Grup Toplantısı

TBMM (AA) – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, herkesin Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimleriyle ilgili kararına saygı göstermesi gerektiğini belirterek, "Bir arpa boyu yol alamamaktan bahsedenler art niyetlidir, sinsi hesap peşindedir." dedi.

Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, günlerdir İstanbul seçimlerinin konuşulduğunu, sandık yolsuzluğuyla ilgili tespitlerin belge ve delilleriyle YSK'ye sunulduğunu anımsattı.

"CHP ve peşine taktığı çıkar ortakları İstanbul seçimlerine hile karıştırmışlar, organize usulsüzlüklerin faili olmuşlardır." ifadesini kullanan Bahçeli, sandık kurullarının oluşumunda büyük sorun ve şüpheler oluştuğunu söyledi.

CHP'nin parti yöneticilerinin YSK'nin son karar için toplanacağı pazartesi gününe kadar tehdit edici, terbiye dışı ifadelerle son kozlarını oynadıklarını belirten Bahçeli, şunları kaydetti:

"CHP Genel Başkanı da dünkü grup konuşmasını perişan bir ruh haliyle yapmış, ipliği pazara çıkan, foyası ortaya dökülen bir zihniyet eşliğinde gerçekleştirmiştir.
Konuşmasının bir yerinde, Ekrem İmamoğlu'nun İstanbul Büyükşehir Belediyesi tabelasına Türkiye Cumhuriyeti'ni eklediğini ifade etmiş, bunun da bana kapak olduğunu söylemiştir. Sevsinler senin kapağını. Aferin çok güzel laf ettin, boynuna berat belgesini asarsın artık. Sayın Kılıçdaroğlu bilesin ki kaynayan kazan kapak tutmaz, gazozuna oyun olmaz, şayet oynamaya kalkarsan aklın başından gider. Sana kapak çoktan oldu ya duymadın ya da duyurmadılar, geçmiş olsun. Laf dedi döndü kasnak, söz söyledi oldu eski çamlar bardak. Sayın Kılıçdaroğlu, kapak resmi sevilerek alınan kitap gibisin, dışın hoş gibi, duruşun loş gibi, için bomboş.

CHP Genel Başkanı ve sözcüleri her şeyi yanlış anlıyor, atı arabanın ardına koşuyorlar. Önde TC tabelasını asarlar, arkada 'YPG bize mi saldıracakmış' diyerek tıkır tıkır karanlık işlerine bakarlar.
Önde şehit cenazesine katılırlar, arkada şehit yakınlarına terörist iftirası atarlar. Ön tarafta TC tabelasını koyarlar, arkada HDP’yle buluşurlar, Kandil’in destek mesajından mutluluk duyarlar. Önde Kuvayımilliye pozu verirler, arkada 'kuvayımelanet'e kucak açarlar.
Çünkü önde başka, arkada başkalar.
Önce TC'yi asarlar, sonra da hıyaneti askıya çıkarırlar.
Diyorum ki sizin neyinize Türkiye Cumhuriyeti, varın gidin zilletin neferleri."

-"İstanbul kanunsuzluğa teslim edilmemiştir"

Bahçeli, YSK'nin iddiaları araştırmasından CHP'li yöneticilerin neden telaşlandığını sorarak, "Nedir onları korkutan, gocunduran?
CHP Genel Başkanı niye öfke patlaması yaşamıştır?
İP'in başındaki şahıs niye su kaynatmıştır?
HDP'yi hoplatan nedir?
Adaletin yerini bulması sağlanmasın mı?" diye konuştu.

"Çok şükür YSK yapılan itirazları görüşmüş, oy çokluğuyla İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin yenilenmesine karar vermiştir." ifadesini kullanan Devlet Bahçeli, YSK'nin kararına "akıllara ziyan ve darbe" diyenlerin "asıl siyasi cuntacı, gerçek sicilli darbe severler" olduğunu belirtti.

YSK üyelerini isim isim hedef gösterip "çete mensubu, satılık adamlar, kul hakkı yiyenler, hukuk cinayetinin failleri" diyen kim varsa "millet hasımı, itibar celladı, demokrasi hazımsızı" olduğunu söyleyen Bahçeli, "İstanbul, kanunsuzluğa teslim edilmemiştir. Vakit, seçimlerin yenilenme vaktidir.
Bütün tartışmalar bitmiştir. Herkes YSK'nin kararına saygı göstermelidir. Bir arpa boyu yol alamamaktan bahsedenler art niyetlidir, sinsi hesap peşindedir. Hiç kimse ateşle oynamaya kalkışmamalıdır. 23 Haziran'da milli iradenin tam, eksiksiz, hilafsız ve hilesiz sandığa yansıması hepimizin boynunun borcudur." diye konuştu.

Seçim gününe kadar karargahı İstanbul'da kuracaklarını açıklayan Bahçeli, "Bilinsin ki İstanbul'a mitili atacağım.
Bütün teşkilatlarımızla, bütün imkan ve gücümüzle İstanbul'da çalışacağız, İstanbul'un geleceğini heba ve israf ettirmeyeceğiz. İnanıyorum ki Cumhur İttifakı hukuka uygun, şeffaf ve temiz bir seçimle İstanbul'da hak ettiği başarıya inşallah ulaşacaktır." dedi.

Bir cümle kurmak istediğini dile getiren Bahçeli, konuşmasını "Yargıya çete diyen sözde bir partinin genel başkanı sıfatını taşıyan ve milletvekili olan sana sesleniyorum, gel dokunulmazlığın kaldırması için bir talep ver, 'ilk oyu ben vermezsem namerdim' diyorum." diyerek bitirdi.

(Bitti)

MHP TBMM Grup Toplantısı

TBMM (AA) – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Cumhur İttifakı Türk milletinin ta kendisidir, ruh kökünün mümtaz bir tecellisidir. Cumhur İttifakı Türkiye Cumhuriyeti'nin istikbal meşalesi, istiklal nişanesidir. Bu meşaleyi söndürmeye, bu nişaneyi imhaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir." dedi.

Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, ramazanın mübarek olmasını dileyerek, bu kutlu ayın milli diriliş ve manevi toparlanmanın müjdesi, müstahkem bir uyanışın habercisi olmasını temenni etti.

Türkiye'nin normalleşmeye ihtiyacı olduğunu belirten Bahçeli, "Sıkılı yumruklar açılmalıdır. Gerginlikler azaltılmalıdır. Gerilimler hafifletilmelidir. Gönüller alınmalı, dargınlıklar bir kenara atılmalıdır." diye konuştu.

31 Mart'taki yerel seçimin kazananının açık ara farkla Cumhur İttifakı olduğunu dile getiren Bahçeli, "Bu gerçeğin inkar ve ihlali mümkün değildir. MHP saygıya, takdire, tebriğe layık müstesna bir başarıya imza atmıştır." ifadesini kullandı.

Yüksek Seçim Kurulunun 6 Mayıs 2019 tarihinde İstanbul seçimleri ile ilgili haklı ve meşru itirazları görüştüğünü ve adaletli bir kararla milletin yüreğine su serptiğini söyleyen Bahçeli, "YSK, oy çokluğuyla hakkın, halkın ve hukukun tercümanı olmuştur.
YSK'nin söz konusu kararına elbette tartışmasız saygı duyuyoruz, herkesten aynı tavır ve ahlaki tutarlılığı bekliyoruz. YSK'nin vermiş olduğu kararı alenen karalamak, çarpıtmak, darbe olduğunu söylemek, kurul üyelerine çete üyesi, hukuk cinayeti işlediler gibi itham ve iftiralarda bulunmak kirli bir ağızdır, yanlı bir bakıştır, yanlış bir değerlendirmedir, sakat bir zihniyetin sızlanmasıdır." değerlendirmesinde bulundu

  • "Bunların alayına yeteriz"

Bahçeli, 31 Mart'tan sonra Cumhur İttifakı'nın bulanmasını, budanmasını, karışmasını hatta kopmasını arzulayan müfsit ve münafık çevrelere adeta cesaret geldiğini ifade ederek "Görülen odur ki zillet cephesine figüranlık yapanlar beklenen tepkilerini peş peşe vermişlerdir.
Sanki saklandıkları deliklerine çomak sokulmuş, sanki can havliyle dışarı fırlamışlar, ardından da fitne oklarını fırlatmaya başlamışlardır. Bunlar mayalarına ve mizaçlarına uygun olanı yapmışlardır.
Aslında bu kimliksizlere çok görmüyoruz. İçtikleri süt neyse onun gereğini yapmışlardır." dedi.

"Zannederseniz ortada büyük bir sorun var da gizleniyor, üzeri örtülüyor. Zannederseniz Cumhur İttifakı tutmamış, sandıkta istediği sonuca ulaşamamış." diyen Bahçeli, şöyle devam etti:

"Meğerse ne kadar da Cumhur İttifakı nedeniyle kuyruk acısı çeken varmış, ne çok müptezelin karın ağrısı bulunuyormuş. Bunlar, günlerce utanmadan, sıkılmadan, ar damarları çatlamışçasına MHP ile AK Parti arasında bir sorun varmış gibi yazıp çizdiler.
İttifakın AK Parti'ye yaramadığını, MHP'nin AK Parti'nin altını oyduğunu hayasızca iddia ettiler, ahlaksızca ileri sürdüler. Durmadılar, Cumhur İttifakı bitti bitiyor yaygarası kopardılar."

Bahçeli, şunları kaydetti:

"MHP'nin oy oranı yüze 18,81 ise AK Parti'nin de yüzde 35'tir dediler. Halbuki il genel meclis seçiminde MHP'nin oyu yüzde 18,81; AK Parti'nin ise yüzde 41,61'dir ve iki partinin toplam oyu yüzde 60,42 düzeyindedir. Bu yalın gerçeği görmediler, göremediler, bir bakıma çılgına döndüler. 31 Mart'ta partilerin dün ile bugün arasındaki oy oranları arasında yapılacak en sağlıklı mukayesenin, nitekim gerçek temsil güçlerinin il genel meclis seçiminden almış oldukları sonuçlar olacağına akıl erdiremeyenler çürük ipte cambazlık yapmaya özenen gafillerdir. Bir ara 'Kum torbası değilim' çıkışıyla rest çeken, sonra da Cumhur İttifakı'nı kast ederek 'Mezara kadar sözünü en azından pazartesiye kadar değiştirmek lazım.' diye çıkıntılık yapan zat bunlardan birisidir.
Gıybet borsası kuruldu, dedikodu hissesi tavan yaptı. Bu sefiller, fitneye kucak açıp, fazilete sırt döndüler.
Karanlığa saklanıp aydınlığı taşa tuttular.
Maske takıp melaneti tırmandırdılar, zemzem diye zehri sundular.

Bilmeyen varsa yeniden söyleyeyim, Cumhur İttifakı Türk milletinin ta kendisidir, ruh kökünün mümtaz bir tecellisidir. Cumhur İttifakı Türkiye Cumhuriyeti'nin istikbal meşalesi, istiklal nişanesidir. Bu meşaleyi söndürmeye, bu nişaneyi imhaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir.
Cumhur İttifakı siyasi ahlakın simgesi, milli duruşun sinerjisi, 82 milyon Türk vatandaşının kaynaşma ve kucaklaşma siperidir.
Cumhur İttifakı'nın bozulmasını dileyen, bunu bekleyen, bunun için faaliyet halinde olan kim varsa herkes bilsin ki karanlık ve kuytu köşelerde barınan, bir vesileyle tutunacak dal arayan devşirilmiş namertlerdir.
Bunlara şerefiniz kadar konuşun desek, emin olun ki ömürleri boyunca tek kelime edemezler, etmeye takatleri yetmez.
Biliyor ve inanıyoruz ki fitne fesada bürünmüş insanlar iblisin yeryüzü suretleridir.
Cumhur İttifakı'nın muhkem ve muteber sireti, bu iblis suretlerini her aşamada göğüslemeye, her seviyede karşılamaya irade kuvvetiyle vardır, sonuna kadar da hazırdır.
Cumhur İttifakı’nın çözülmesini umanlar, Türkiye'yi çöküşe sürüklemek isteyen odaklardır. Allah hakim, millet şahittir ki biz bunların alayına yeteriz."

  • "Vatana ihanet ölçüsünde bir suç"

MHP Genel Başkanı Bahçeli, Türkiye'yi ekonomik darboğaza çekmek isteyen fırsatçıların, kirli odakların, zulüm ortaklarının devrede olduğunu belirterek döviz kuru üzerinden Türkiye'nin tehdit edildiğini söyledi.

Ekonomik operasyonun siyasi kumpasa eşlik ettiğini dile getiren Bahçeli, "Döviz kurunu bombaya çevirip refahımıza, büyümemize, ekmeğimize, geleceğimize direkt atanlara alkış tutmak, siyasi amaçlarla onların sözcülüğüne soyunmak vatana ihanet ölçüsünde bir suçtur." dedi.

Türkiye ekonomisini hedef alanlara çıtını çıkarmayıp "Batıyoruz, bitiyoruz, tükeniyoruz" diyenlerin kesinlikle iyi niyetli olmadıklarını vurgulayan Bahçeli, "YSK'nin İstanbul seçimlerini görüşmeye başladığı andan itibaren yükselen döviz kuru, inen borsa endeksi neyin mesajıdır? Türkiye'ye ne söylenmek istenmektedir?" diye sordu.

CHP'nin, İYİ Parti'nin, HDP'nin eşzamanlı olarak ekonomik teröristlerin dolduruşuna gelip Türkiye'nin karşısında mevziye girmelerinin sadece utanç vesikası değil "işbirlikçilik, ihanete yataklık, ilkel bir politik dürtünün eseri" olduğunu belirten Bahçeli, "Türkiye vahşi bir saldırı altındayken buna duyarsız kalmak, bir adım ötesine geçip ekonomik tetikçilerle paslaşmak; dahası biber, patlıcan, patates edebiyatıyla işsizlik istismarı yapmak çarpıklıktır, vicdanen kiralanmadır." diye konuştu.

  • "Cansa can, kansa kan…"

Türkiye'ye yönelik tehdit dalgasının büyüdüğüne dikkati çeken Bahçeli, şunları söyledi:

"S-400 Hava Savunma Sistemi alacağız diyoruz, 'Alamazsınız, yapamazsınız, bedeli ağır olur.' diyorlar. 'F-35 savaş uçağının üretim sürecinde varız, dördünü de aldık.' diyoruz, 'S-400'den vazgeçmediğiniz takdirde uçakları uçuramazsınız.' diyorlar. Ya F-35 ya da S-400 dayatmasıyla sabrımızı test ediyorlar. Bir yanda 'NATO üyeliğinden çıkartırız.' tehdidiyle irademize pranga vurmaya çalışıyorlar, diğer yanda 4-5 Nisan 2019'da Washington'da düzenlenen 70. NATO Zirvesi'nde sevimlilik gösterisi yapıyorlar.

'FETÖ terör örgütüdür, FETÖ elebaşını bize verin diyoruz.' Ne var ki FETÖ’cüleri dini baskıya uğrayan Sünni Müslümanlar olarak tanımlıyorlar. Doğu Akdeniz'de, 'Türkiye kendi kıta sahanlığı içinde sondaj faaliyetleri yapar.' diyoruz, hak ve yetkileri olmadığı halde deniz sınırlarının nereden geçeceğini açıklayıp Rumların yanında hizalanıyorlar.
Bununla da yetinmeyip Doğu Akdeniz'de önümüzü kesmek için plan üstüne plan yapıyorlar.
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilciliği, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de yürüttüğü sondaj faaliyetini durdurması yönünde haksız ve mesnetsiz çağrıda bulunuyor. 'Türk tarihinin hiçbir döneminde soykırım yoktur, 1915 olaylarına soykırım demek tarihi çarpıtmak, Türk milletine ihanettir.' diyoruz, bir tarafta büyük felaket ucubesini dillendirip diğer tarafta sözde soykırım anma günleri düzenliyorlar.

Berat Kandili'ni idrak ettiğimiz 19 Nisan 2019'da dört kahramanımızın, ramazan ayına girdiğimiz şu günlerde, 'Azez’de, Hakkari’de ve Şırnak’ta sekiz kahramanımızın hayatlarına kasteden hain ve bölücü terör örgütleriyle aranıza mesafe koyun, terörle mücadelemize destek verin.' diyoruz, duymuyorlar, umursamıyorlar.
Aziz şehitlerimize bir kez daha Allah'tan rahmet diliyorum. Diyorum ki terörle mücadelenin bedeli ne olursa olsun sonuna kadar, gittiği yere kadar, dibine kadar sürdürülmeli, ihanetin kökü kurutulmalıdır.
Karşımıza kim çıkıyorsa çıksın, teröristlerin arkalarında kimler duruyorsa dursun, hepsine hodri meydan.
Cansa can, kansa kan, bedelse bedel, bu vatana, bu millete, milli bekaya feda olsun."

  • "Üç maymunu oynuyorlar"

"Bütün bu gelişmeler karşısında ABD ve diğer muhasım ülkelerle nasıl dost ve müttefik olacağız?" sorusunu yönelten Bahçeli, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Özellikle Türkiye ile ABD arasındaki ilişkiler tarihinin en kötü seviyesindedir.
Çoklu sorunlar iki ülke arasındaki irtibat ve temasları kırılma noktasına kadar bükmüştür.
ABD, Türkiye'ye karşı psikolojik harp taktikleri uygulamaktadır.
Bu ülke açık değildir, dürüst değildir, mert değildir, adaletli değildir, tutarlı değildir, samimi hiç değildir.
Türkiye'yi NATO üyeliğiyle tehdit etmek, ekonomik yaptırım mesajlarıyla baskı altına almak düşmanlık ötesi bir uygulamadır."

CHP, İYİ Parti ve HDP'den ABD'ye karşı en ufak eleştiri gelmediğine işaret eden Bahçeli, şunları kaydetti:

"S-400 konusunda bile ABD'nin yanında duracak, gönüllü propagandasını yapacak kadar Türkiye'ye yabancı kalmışlardır.
Bunlara zillet diyorsak boşuna değildir.
Cumhur İttifakı'na dil uzatan ahmakların emperyalizme itirazları neredeyse yoktur.
Üç maymunu oynuyorlar.
Keçeyi suya salmışlar, farkında değiller.
Milli vicdanda hüküm giymişler, haberleri bulunmuyor.
Türkiye düşmanlarına göz kırpandan, gevşek durandan milli bir tepki duyulamaz, vicdanlı bir tavır görülemez, bu vatana, bu millete sadakat hissiyatı asla bulunamaz."

(Sürecek)

UPDATE – Opposition urges respect for Istanbul revote decision

                UPDATE WITH MORE REMARKS BY MHP LEADER</p>    <p>By Muhammet Emin Avundukluoglu </p>    <p>ANKARA (AA) - A Turkish opposition leader on Wednesday called for respecting the Supreme Election Council’s (YSK) decision of a do-over election in Istanbul. </p>    <p>Devlet Bahceli, head of Nationalist Movement Party (MHP), was speaking at his party’s parliamentary group meeting in the capital Ankara. </p>    <p>Bahceli said his party &quot;surely&quot; respects the decision of the YSK, adding: &quot;We are waiting for everyone to pose the same attitude and same moral consistency.&quot; </p>    <p>He said that the YSK registered the irregularity in Istanbul election in the March 31 local elections. </p>    <p>&quot;All discussions are over. Everybody should respect YSK's decision, Bahceli added. </p>    <p>On Monday, the YSK accepted the ruling Justice and Development (AK) Party's objection to the local election results in Istanbul with seven votes in favor and four against. </p>    <p>It said the decision was taken as some ballot committee members who served during the elections were not civil servants as required by law. </p>    <p>The YSK announced that a do-over election in Istanbul will be held on June 23.</p>    <p>Touching upon the U.S.’s opposition to Turkey’s purchasing of Russian S-400 missile defense system, Bacheli said the relations between Washington and Ankara are “at the worst level”. </p>    <p>&quot;Threatening Turkey with NATO membership and pressuring the country with the statements of economic sanctions is an act far beyond hostility. The U.S. has no right to do this,&quot; he added.</p>    <p>Tensions between the U.S. and Turkey have worsened in recent months with Turkey set to begin receiving the advanced S-400 Russian surface-to-air missile system, which Washington says will jeopardize Turkey's role in the F-35 fighter jet program and could trigger congressional sanctions.

Opposition urges respect for Istanbul revote decision

                By Muhammet Emin Avundukluoglu</p>    <p>ANKARA (AA) - A Turkish opposition leader on Wednesday called for respecting the Supreme Election Council’s (YSK) decision of a do-over election in Istanbul.</p>    <p>Devlet Bahceli, head of Nationalist Movement Party (MHP), was speaking at his party’s parliamentary group meeting in the capital Ankara.</p>    <p>Bahceli said his party &quot;surely&quot; respects the decision of the YSK, adding: &quot;We are waiting for everyone to pose the same attitude and same moral consistency.&quot;</p>    <p>He said that the YSK registered the irregularity in Istanbul election in the March 31 local elections.</p>    <p>&quot;All discussions are over. Everybody should respect YSK's decision, Bahceli added.</p>    <p>On Monday, the YSK accepted the ruling Justice and Development (AK) Party's objection to the local election results in Istanbul with seven votes in favor and four against.</p>    <p>It said  the decision was taken as some ballot committee members who served during the elections were not civil servants as required by law.</p>    <p>The YSK announced that a do-over election in Istanbul will be held on June 23.

Turkey: Opposition blasts attack on Anadolu Gaza office

             UPDATES WITH MHP LEADER CONDEMNATION, MORE BACKGROUND; REVISES HEADLINE, DECK, AND LEDE</p>  <p>By Baris Gundogan and Ozcan Yildirim</p>  <p>ANKARA (AA) - Turkish opposition parties have condemned Saturday's Israeli warplane attack which destroyed the Gaza Strip office of Turkey’s Anadolu Agency.</p>  <p>&quot;We condemn the Israeli attack on the Gaza office of Anadolu Agency, which was founded by [Turkish Republic founder] Mustafa Kemal Ataturk,&quot; Faik Oztrak, main opposition Republican People’s Party (CHP) spokesman, told Anadolu Agency on Sunday.</p>  <p>Oztrak also conveyed his best wishes to the staffers of Anadolu, Turkey's premier news agency.</p>  <p>Opposition Nationalist Movement Party (MHP) leader Devlet Bahceli also condemned the attack, decrying the many innocent lives lost in Israeli attacks Saturday -- including a mother and infant -- though the Anadolu office was evacuated in time.</p>  <p>“I also convey my best wishes to Anadolu Agency staff,” Bahceli said at a news conference on Sunday.</p>  <p>On Saturday, Israeli warplanes hit the building in Gaza which houses Anadolu Agency's office with at least five rockets. No injuries or death were reported, but the building was razed.</p>  <p>Founded in 1920, Anadolu Agency currently produces news in 13 languages and serves 6,000 subscribers in 93 countries, with at least 3,000 employees stationed in 100 countries.</p>  <p>On a daily basis, Anadolu Agency publishes an average of 1,600 stories, 2,300 photos, six infographics, and 400 videos, and airs 15 live broadcasts. </p>  <p>* Writing by Diyar Guldogan and Sena Guler</p>  <p> 

“MHP'nin temel tercihi Cumhur İttifakı'nın yaşaması”

ANKARA (AA) – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "MHP'nin temel tercihi Cumhur İttifakı’nın yaşaması ve yaşatılması doğrultusundadır. '2023 Lider Ülke Türkiye' amacına sonuna kadar sadığız." ifadesini kullandı.

Bahçeli, yaptığı yazılı açıklamada, 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri'nin ardından, "Siyasi tartışmaların boyut ve hızında azalma şöyle dursun, yaygın ve yoğun bir artış gözlemlendiğine" işaret etti.

Türkiye'nin tehlikelerle dolu bir girdaba sürüklenmek, sonu ve sonucu karanlık olan bir mecraya süratle çekilmek istendiğini belirten Bahçeli, Türk milletinin sinir uçlarıyla oynandığını vurguladı.

"Türkiye sevgisinden esasen mahrum olan defolu siyaset akım ve ekolleri yangına adeta körükle giderken, kriz çığırtkanlığından, kavga şakşakçılığından, kargaşa ve karmaşa havariliğinden rahatsızlık duymayacak bir seviyesizliğin faili olmuşlardır." ifadesini kullanan Bahçeli, bunların aslında zulüm ve zulmetin figüranları olduğunu bildirdi.

Gazete sayfalarında, televizyon ekranlarında, sosyal medya platformunda iddia ve ilan edilen yalanların, spekülasyona dayalı haber ve yorumların artık sabırları zorlayan, tahammül sınırlarını zedeleyen bir noktaya çoktan ulaştığını aktaran Devlet Bahçeli, şöyle devam etti:

"Türkiye'ye siyasi ve ekonomik pusu kuran iç ve dış odaklar devamlı surette istikrarsızlığa yatırım, ihanete yardım, işbirlikçiliğe de yataklık yapmaktadır. Nitekim emel ve hedefleriyle yakayı ele vermişlerdir. Siyasi çürüme, ekonomik çöküş, sosyal çözülme bekleyen, bu kapsamda ülkemizin kuyusunu kazan, milli ülkülerimizi kurutmayı amaçlayan hasis ve hain çevreler karşımızda sırayla cephe almışlardır. Zillet şımarmıştır. Oyun büyüktür, ihmal ve inkara gelecek yanı da kalmamıştır. Türkiye’nin aleyhine kurgulanan senaryo vahşidir, kurulan tuzak vandaldır. Milli birlik ve dayanışma hissiyatımızın zaafa uğraması, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün zayıflaması konusunda çok sinsi bir rekabet ve yarış maalesef sahnededir. İstiyorlar ki bölünelim, dağılalım. Diliyorlar ki birbirimize girip varlığımızı tüketelim. Bozguncuların faal olması tesadüfi görülmemelidir.

Buhran meraklılarının zincirlerinden boşanmış gibi faaliyete geçmesi tevatür değil, tezvirat değil, gerçeğin bizzat kendisidir. Geziciler, Sorosçular, ekonomik tetikçiler, küresel tefeciler, teslimiyetçiler, çukurcular, bölücüler, kozmopolit zihniyetler kıpır kıpırdır. Türkiye’nin köşeye sıkışması, elinin kolunun bağlanması hususunda zulüm bekçileri devrede, iş birlikçiler devriyededir."

  • "Şüphe örgüsü henüz kaldırılabilmiş değildir

Türkiye'yi meşgul eden beka düzeyindeki pek çok sorun çözülmeyi beklerken, hala bir arpa boyu mesafe alınamamasının, asıl gündem ve öncelikli meselelere odaklanma güçlüklerinin milleti haklı olarak kaygılandırdığına değinen Devlet Bahçeli, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerindeki sis perdesi, şaibe örtüsü ve şüphe örgüsünün ise henüz kaldırılmadığını belirtti.

Türk demokrasisi üzerinde kara bulutlar dolaştıran, egemenlik haklarına leke düşürmek için kollarını sıvayan mihrakların, İstanbul seçimlerine damga vuran haksızlık ve hukuksuzlukları örtbas etmek için titiz çalışma halinde olduklarını ifade eden Bahçeli, "Almanya eski Cumhurbaşkanı’nın İstanbul Büyükşehir Belediyesine heyecanla, mal bulmuş mağribi gibi gerçekleştirdiği zamanlama itibarıyla manidar ziyareti ilişki ve irtibatlar hakkında sağduyulu her insanımıza ipucu vermektedir." değerlendirmesini yaptı.

Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) vereceği kesin kararın uzadıkça doğal olarak spekülasyonların çoğaldığına, karşılıklı atışma ve anlaşmazlıkların çığırından çıktığına vurgu yapan Bahçeli, önüne gelenin ahkam kestiğini, İstanbul seçimleri üzerinden de aslı astarı olmayan görüş beyan ettiğini bildirdi.

Sözde uzmanlar, aydın kisveli provokatörler, eski siyasetçiler, yarım hukukçularla polemikten geçinen akademisyenlerin yalan yanlış malumatlarla süreci kirlettiğine, akılları karıştırdığına dikkati çeken Devlet Bahçeli, buna da hiç kimsenin hakkı olmadığını belirtti.

"Artık söz ve yetki YSK'nindir" açıklamasını yapan Bahçeli, şöyle devam etti:

"Bunu bilmek, çıkacak karar ne olursa olsun riayet etmek asıldır. Türkiye'nin önündeki en öncelikli mesele İstanbul çerçevesinde sandık yolsuzluğunun tespiti ve bunun kanuni süreler içinde de telafisidir. Bu itibarla YSK'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Seçimleriyle birlikte Maltepe ve Büyükçekmece Belediye Başkanlığı Seçimlerindeki haklı ve meşru itirazları en doğru, en isabetli, en hukuka uygun şekilde değerlendirmesi milli bir beklentidir. Türkiye'nin önü açılmalı, adalet muhakkak yerini bulmalıdır. MHP İstanbul’da seçimlerin yenilenmesinden yanadır. Bu konudaki tutarlı ve samimi çağrılarımız bilinmektedir. Kaldı ki itiraza esas teşkil eden gerekçe ve deliller başka bir çıkış yolu göstermemektedir.

Türkiye’nin maruz kaldığı sorunların giderek ağırlaştığı, hatta içinden çıkılmaz bir aşamaya geldiği bugünkü nazik ortamda, demokrasinin erdemlerine, hukukun ilkelerine, milli iradenin hükmüne herkes saygı duymak mecburiyetindedir. Dünyanın en büyük Türk kentinin üzerine hile ve usulsüzlüklerin gölgesi asla düşmemeli, düşürülmemeli, buna fırsat verilmemelidir. Bu konuda sorumluluk öncelikle YSK'nindir."

  • "Vicdana uygun olması kaydıyla elbette saygı gösterecektir

MHP'nin YSK'nin alacağı karara maşeri vicdana uygun olması kaydıyla elbette saygı göstereceğine işaret eden Devlet Bahçeli, "Ancak İstanbul seçimlerinin yenilenme ihtimali karşısında tehdit dilini şiddetlendiren, sokakları işaret eden, karışıklığa davetiye çıkaran siyasi zilletin ateşle oynama hesabı hissedilir derecede belirgindir." değerlendirmesini yaptı.

Türkiye’nin siyasi ve ekonomik iflası için zalimlerle bir olan, birlikte aynı mevziye giren çarpık ve devşirilmiş siyasetçilerin demokrasi dışı özlemleri, dayatmacı üslupları, ayıplı usullerinin bütün yönleriyle ortada olduğuna vurgu yapan Bahçeli, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

"MHP’ye küstahça eyalet hatırlatması yapan, Cumhur İttifakı'nı oluşturan partiler arasına nifak sokmak için mücadele eden dönek ve köksüzlerin FETÖ ve PKK ile aynı kareye girmeleri rezalettir, hezimettir. Bilinmelidir ki Türk milletine dayatma ve şantaj bugüne kadar sökmemiş, bundan sonra da sökmeyecektir. Kutuplaşmayı besleyip bileyenlerin, siyasi kundakçılığın markası olarak bilinenlerin uzlaşma görüntüsü altında ülkemize kast etme çabaları dikkatli ve duyarlı hiçbir gözden kaçmamaktadır. Mutabakatın adresi zillet değil, cumhurdur. 21 Nisan 2019'de vuku bulan müessif Çubuk hadisesi üzerinden siyasi ikbal hesabı yaparak içine düştükleri zilleti tahkim ve takviye etmeye çalışanların nereye varmak istedikleri, neyi hedefledikleri günbegün açığa çıkmaktadır.

Terör örgütüyle kurdukları şer ittifaklarını ikinci plana düşürebilmek için Çubuk’un Akkuzulu köyündeki esef verici olayı istismar etmeyi amaçlayanlar yanlıştadır, tarihi bir hatanın içindedir. CHP, İP ve HDP ortaklığı milli hassasiyetleri alenen kaşımakta, kirli sicillerini kapatmak için çırpınmaktadır. Fakat çırpınışları beyhudedir."

Milleti acıya ve yasa boğan bölücü teröristlerle içli dışlı olanların maskelerinin düştüğünü, zehirli niyetlerinin deşifre olduğunu bildiren Bahçeli, tam da böyle bir zaman aralığında, siyasette yeni arayışların görüldüğünü, sözde manifestolar yayımlandığını, yeni hükümet sisteminin doğrudan doğruya hedef alındığını belirtti.

Milli vicdanda hiçbir karşılığı olmayan siyaset eskilerinin muhasım odakların dikkatini çekme gayretleri, Türkiye düşmanı yabancı dostlarının tavsiye ve tembihleriyle hareketlenmelerinin bayağı bir operasyonun tezahürüne delalet olduğuna işaret eden Bahçeli, "Zillet ittifakının yedeğindeki bu şahsiyetlerin siyasi sorumluluk üstlendikleri dönemlerde hangi musibet ve melanetlere kucak açtıkları milli hafızalarda hala canlıdır." ifadesini kullandı.

CHP, İYİ Parti ve HDP ittifakının zeminini genişletmeye çalışırken, Türkiye muhalifi çevrelerin zamanı lehlerine çevirme telaşındayken, Cumhur İttifakı'na yönelik bilinçli ve organize saldırıların varlığı gizlenemez düzeye ulaştığını bildiren Bahçeli, MHP ile AK Parti arasında soğukluk veya mesafe varmış gibi iddialarda bulunanların mayasının bozuk, mizacının bulanık, maksadının da belalı olduğunu kaydetti.

"MHP'nin temel tercihi Cumhur İttifakı'nın yaşaması ve yaşatılması doğrultusundadır. Sözlerimize bağlıyız, '2023 Lider Ülke Türkiye' amacına sonuna kadar sadığız." ifadesini kullanan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, şu görüşlerini paylaştı:

"Cumhur İttifakı'nın hisarlarında acaba gedik açar mıyız diye dört bir koldan üzerimize gelenlere karşı ne tavizimiz ne de tamahımız olacaktır. MHP milli bekanın varlığına baş koymuştur. Sağlam ve sarsılmaz duruşumuz Türkiye’nin hak ve menfaatlerini müdafaa üzerine bina edilmiştir. Durduğumuz yer milli tarih ve kültürün yanı, bin yıllık kardeşliğin yeridir. Cumhur İttifakı manşetlerle kurulmamıştır. Cumhur İttifakı çürük ve kiralık aydınların telkinleriyle var olmamıştır. Cumhur İttifakı Türkiye karşıtlarının tesiriyle de hayat bulmamıştır. 15 Temmuz gecesi yeşeren, 7 Ağustos Yenikapı’da yükselen, 16 Nisan halkoylamasında hedefleri çizilen, 24 Haziran seçimlerinde birlikteliğini perçinleyen, 31 Mart seçimlerinden de güçlenerek çıkan Cumhur İttifakı Türkiye’yi geleceğe taşımalıdır. Bizim temel tercihimiz, milli ve stratejik hedefimiz budur. Başka ittifak arayışlarına kuşkusuz ihtiyaç yoktur. Kaldı ki buna gerek de olmayacaktır. Türk milletinin tamamını kucaklamak ikamesi ve ihmali olmayan haslet ve amacımızdır. Bize göre herkes eşittir Türkiye'dir."

  • Tehlikelerle doludur

"31 Mart seçimleri öncesi 'Kürdistan’da kazanacağız, batı da AK Parti ile MHP’ye kaybettireceğiz' diyen bölücülerle Türkiye İttifakı nasıl sağlanacaktır?" sorusunu soran Bahçeli, coğrafi ve bölgesel düzeyde ittifak arayışlarının sonunun kendilerine göre mahsurlu ve tehlikelerle dolu olduğuna işaret etti.

Cumhur İttifakı'nın Türkiye'yi muasır medeniyetler seviyesine çıkarmaya ve muvaffakiyetle pekişmiş bir istikbale milli şuur ve kaynaşma kültürüyle taşımaya hazır olduğunu belirten Bahçeli, şunları kaydetti:

"Dürüst, düzgün ve mert bir milli ittifakın önünde hiçbir mihrak duramayacaktır. S-400 Hava Savunma Sistemi etrafında, ABD’yle çok boyutlu sorunlar kümesinin içinde NATO üyeliğimiz açıktan sorgulanmaktadır. Küresel ve emperyalist kuşatma gittikçe sertleşmektedir. Terör örgütleriyle mücadele etkin bir şekilde devam ederken, gelen şehadet haberleri milli yürekleri kavurmaktadır. Ekonomik terörün saldırganlığı azgınlaşmakta, döviz kuru, faiz, enflasyon, işsizlik bahanesiyle ülkemizin etrafındaki çember daralmaktadır. Bu tablo karşısında Cumhur İttifakı’nı tartışmak, bizzat cumhuru tartışmak demektir, ilaveten Türkiye Cumhuriyeti’ni kösteklemek, Türk milletinin varlığını kurcalamak anlamına gelecektir. Beşeriyet dehşet kapanındadır, küresel vicdan suskun, küresel adalet durgundur.

Sudan, Cezayir, Suriye, Venezuela başta olmak üzere, ülkeler, coğrafyalar kan ve kriz dalgaları altında öğütülmektedir. Çok tehlikeli ve yayılma tehlikesi olan tehdit edici meselelerin varlığı biliniyorken Türkiye’de cumhurun ittifak ruhunu önce yargılayıp, sonra da dinamitlemek milli birliğe düşmanlık, Türkiye’ye kötülüktür. Şunu herkes bilmelidir ki Cumhur İttifakı dağılmadan hiçbir haine fırsat verilmeyecek, Türkiye baskılara teslim olmayacaktır."

Cumhur İttifakı'nın uyanan tarihin sesi, dirilen coğrafyanın mesajı, Türk asırlarının zafer nişanesi olduğunu belirten Bahçeli, "Komplolar ittifakımız karşısında işlemeyecektir. Kumpaslar ittifakımıza çarpıp dağılacaktır." ifadesini kullandı.

MHP ile AK Parti'nin siyasi hesaplarla değil, çıkara dayalı değil, seçimlere ayarlı değil, beka ve istiklal arzusuyla bir araya geldiğini bildiren Bahçeli, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Bizim inancımızın ve irademizin çerçevesi bu şekilde belirginleşmiştir. İki parti arasına fitne sokmak için 31 Mart’tan alınan sonuçları ve oy oranlarını kılıf yapanların milli mensubiyetleri arızalı olduğu gibi maksatları da karanlık ve kuşkuludur. 29 Nisan sendromunu canlı tutup partimizden açıklama geleceğini söyleyen, ittifakın biteceğini ifade eden akıl ve ahlak fukaraları bir kez daha duvara toslamışlardır. Bunlar izansız, insafsız, iradesiz, ikircikli ve ikiyüzlüdür. Karar ve kanaatimiz odur ki, Cumhur İttifakı’na özenle ve önemle sahip çıkılmalıdır. Cumhur İttifakı sadece MHP ve AK Parti’nin ortaklığı değil, Türk milletinin takdiri, tercihi, tebriki, ümit ve ufuk bayrağıdır. Bu ittifakın mimarı esasen 82 milyon Türk vatandaşıdır. Cumhur İttifakı da Türkiye'dir. Başarılarda gururu yenmek, felaketlerde ümitsizliğe direnmek Cumhur İttifakı’nın şuur özetidir, böyle de olmalıdır.

Türk milletinin bugün ulaştığı sonuç, asırlar boyunca çekilen ızdırapların neden olduğu uyanıklığın eseri, bu aziz vatanın her köşesini sulayan şehit kanlarının bedelidir. Bizim verilecek vatanımız, vazgeçilecek insanımız, terk edilecek ülkemiz yoktur, güvence Cumhur İttifakı’dır. MHP herkesin, her siyasi partinin temel tercihlerini milletimizle paylaşmasını temenni etmektedir. Puslu ortamlardan nemalanan siyaset karaborsacılarına aradıkları imkan ve şartları vermemek milli bir vazife olarak karşımızdadır. Biz bu vazifeye sadığız, bu vazifeyi de seve seve yerine getirdik, getirmeye devam edeceğiz. Uyanan milli şuur, ayaklanan milli gurur oyunları inşallah cumhurun ittifak azmiyle bozacaktır. Cumhur İttifakı çevresinde vızır vızır fitne kazısı yapanlara hem sırtımız dönük hem de kapımız örtüktür. Böylesi açık tavır ve tercihi muhataplarımızdan da beklemek en tabii hakkımızdır."

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü de kutlayan Devlet Bahçeli, bugünü hain gayeleri için bir fırsat olarak görenlere, işçilerin tertemiz duygularını sömürmek için provokasyon kuyruğuna giren namertlere göz açtırılmaması dileğinde bulundu.

Venezuela'daki darbe teşebbüsünü çok güçlü şekilde kınadığını belirten Bahçeli, "Halkın iradesine silah doğrultuların hak ettikleri cezayı bulmalarını içtenlikle bekliyor, umut ediyorum. Geleceğin insanlık çınarı darbecilerin değil, demokrasi sevdalılarının elinde büyüyecek ve kökleşecektir. Bugünler herkes için bir ahlak imtihanı, her ülke için bir samimiyet testidir." ifadesini kullandı.

Turkish opposition leader Bahceli slams France's Macron

             <p>By Burcu Celik and Aybuke Inal</p>  <p>ANKARA (AA) - A Turkish opposition leader on Saturday slammed France for trying to pass judgement on the 1915 events between the Ottoman Empire and Armenians.</p>  <p>&quot;French President Macron designating April 24 a day of commemoration through a presidential decree is a shameful disaster,&quot; said Devlet Bahceli, leader of the Nationalist Movement Party (MHP).</p>  <p>&quot;If France is in the mood for commemoration, it might commemorate the victims in Africa it slaughtered or the blood it spilled here in Cukurova a century ago and then apologize to the Turkish nation,&quot; he added, referring to France's colonialist past and in the wake of World War II.</p>  <p>Turkey's position on the events of 1915 is that the deaths of Armenians in eastern Anatolia took place when some sided with invading Russians and revolted against Ottoman forces. A subsequent relocation of Armenians resulted in numerous casualties.<br> <br> Turkey objects to the presentation of the incidents as &quot;genocide&quot; but describes the 1915 events as a tragedy in which both sides suffered casualties.<br> <br> Ankara has repeatedly proposed the creation of a joint commission of historians from Turkey and Armenia plus international experts to tackle the issue.</p>  <p> </p>  <p>-Turkish, Israeli elections</p>  <p>Speaking at a party gathering in the capital Ankara, Bahceli addressed Turkey’s recent local elections -- including the undecided election in the metropolis of Istanbul -- and Tuesday’s elections in Israel, resulting in another term for controversial leader Benjamin Netanyahu.</p>  <p>&quot;Organized irregularities&quot; have been found in Istanbul’s Buyukcekmece and Maltepe districts, and they are &quot;impossible to hide,&quot; said Bahceli.</p>  <p>&quot;If the results evolve in a way that hurts the public conscience, a repeat election in Istanbul will be considered as a solution,&quot; Bahceli said. </p>  <p>Gains in 11 big cities by the main opposition People's Republican Party's (CHP) may be a Pyrrhic victory, he added. </p>  <p>&quot;In places where the CHP took over the administration, the city council members are predominantly from the People's Alliance,&quot; he said, referring to the election partnership of the MHP and the ruling Justice and Development (AK) Party. </p>  <p>On the Israeli elections, Bahceli drew a gloomy picture for the Mideast.</p>  <p>&quot;The elections in Israel and the position of Netanyahu is a sign that the dark scenarios for our region will grow even darker,&quot; he said.</p>    

“Bu aslında nevi şahsına münhasır Pirus zaferidir”

            ANKARA (AA) - MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, &quot;Zillet ittifakının ana aktörü CHP özellikle 11 büyükşehirde sonuç aldığı görülmektedir. Bu aslında nevi şahsına münhasır Pirus zaferidir. Kazanırken kayıp böyle bir şeydir. CHP’nin yönetimini üstlendiği büyükşehir belediyelerinde meclis üyeliklerinin ağırlığı Cumhur İttifakı’ndan yanadır. Davul onların boynunda olsa da, tokmağın kimde olduğu aşikardır.&quot; dedi. 

Bahçeli, partisinin Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Merkez Disiplin Kurulu (MDK) üyeleri ve milletvekillerinin katılımıyla Kızılcahamam'da düzenlenen toplantının açılışında konuştu.

Yerel seçimleri değerlendiren Bahçeli, seçimlerin birkaç müessif olay dışında genel anlamda huzurlu ve sakin geçtiğini söyledi.

Seçime katılım oranının yüzde 85’i bulduğunu vurgulayan Bahçeli, "Demokrasimiz bir kez daha rüştünü ispatlamıştır. Türkiye'yi kötüleme yarışına giren mihraklar, demokrasimizi yargılamaya heves eden karanlık çevreler, geleceğimizi kundaklamaya kalkışan dış güçler kaybetmiştir." dedi,

"Zillet İttifakı ne yaptıysa 31 Mart’tan sonuç alamamıştır." diyen Bahçeli, aldatma ve kandırma siyasetinin itibar görmediğini belirtti.

Türk demokrasisinin her türlü engellemeye, karşı duruşlara, karamsar yaklaşımlara, iftiralara, yalanlara rağmen köklü ve dinamik niteliğini kanıtladığını, gelişmeye açık vasfını da koruduğunu aktaran Bahçeli, şöyle devam etti:

"Yeni hükümet sisteminin istikrar içinde devamlılığı için 31 Mart seçimleri tarihi önemdeydi. Bu kapsamda 31 Mart seçimleri, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin adı konulmamış, ilanı yapılmamış güvenoyuna dönüşmüştü. Çünkü CHP- İP- HDP’nin başını çektiği zillet ittifakı yeni hükümet sistemine mesafeli tavırlarını muhafaza edip her fırsatta eskiye dönmekten bahsediyorlardı. Cumhur İttifakı’nın, 24 Haziran Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimlerinde aldığı demokratik desteğin gerisine düşmesi de asıl ve esas hedefleri arasındaydı.

Nitekim X+Y=Z formülüyle siyasi denklemini kurduğumuz 31 Mart seçimlerinde Z, yani MHP ile AK Parti’nin toplam oyu, 24 Haziran’ın gerisine düşmemiş, tam tersine üstünde kalmıştır. Kısaca Z, zafer olarak tecelli etmiştir."

CHP, İYİ Parti, HDP, Saadet Partisi ve diğer yedeklerinin zoraki ittifakının milli iradeden geçer not alamadığını belirten Bahçeli, gerçekleri çarpıtmanın nafile olduğunu dile getirdi.

– Sonuç asla değişmeyecektir

İster il genel meclis seçiminden çıkan tabloya isterse belediye meclis seçimindeki tabloya bakılsın bu sonucun asla değişmeyeceğini vurgulayan Devlet Bahçeli, "MHP ile AK Parti'nin Cumhur İttifakı şemsiyesi altında yaptığı hesapsız ve çıkarsız birliktelik hukuku millet nezdinde tam olarak destek bulmuş, takdir edilmiş, üstelik taraflara ihmali halinde ağır siyasi bedellere yol açacak sorumluluklar yüklemiştir." dedi.

Türk milletinin Cumhur İttifakı'na güven duyduğunu açık seçik gösterdiğini aktaran Bahçeli, 31 Mart seçimlerinde kazananın Cumhur İttifakı ve Türk milleti olduğunu söyledi.

– 235 belediye başkanlığı kazandık

MHP'nin 31 Mart seçimlerinde 1 büyükşehir, 10 il, 58 metropol ilçe, 78 ilçe, 89 belde olmak üzere toplam 235 belediye başkanlığı kazandığını bildiren Bahçeli, "Bin 389 belediyenin 987'si Cumhur İttifakı’nın siyasi sorumluluğuna teslim edilmiştir. Belediye başkanlıklarının yüzde 72'si Cumhur İttifak’ını oluşturan partilerin yönetimine geçmiştir." değerlendirmesini yaptı.

"Geldiğimiz bu aşamada karşımızdaki tablo başarı sayılmayacak mıdır?" diye soran Bahçeli, partilerinin 2014 seçimlerine göre büyük bir sıçrama yaptığını bildirdi.

MHP'nin, Orta Anadolu ve Karadeniz başta olmak üzere hemen hemen tüm seçim çevrelerinde hem Cumhur İttifakı içinde hem de tek başına siyasi varlığını güçlü şekilde göstererek yükselişini sürdürdüğünü aktaran Bahçeli, "Oransal olarak belediye başkanlığı sayısını en çok arttıran parti MHP olmuştur." diye konuştu.

MHP ile AK Parti'nin seçimden başarıyla çıktığını tekrarlayan Bahçeli, "Gönül isterdi ki daha fazla belediye başkalığı kazanalım. Bu itibarla, eksiğimiz varsa tamamlayacağız. Bütün sonuçları sandık sandık inceleyeceğiz. Daha iyisini, daha fazlasını zaman ve süreç içerisinde el birliğiyle, güç birliğiyle, tam bir inanmışlıkla mutlaka sağlamış olacağız. Bize bağlanan güveni boşa çıkarmayacağız." açıklamasında bulundu.

– 3 bin 658 belediye meclis üyesi

31 Mart seçimlerinde 3 bin 658 belediye meclis üyesinin MHP'den seçildiğini bildiren Devlet Bahçeli, bu sayının toplam belediye meclis üyelerinin yüzde 17,63’üne tekabül ettiğini söyledi.

31 Mart seçimleri değerlendirilirken MHP'nin oy oranının belediye meclis sonuçları baz alınarak yorumlandığını, kasıtlı ve yanlı şekilde devamlı yüzde 7,4 düzeyinde gösterildiğini aktaran Bahçeli, bu iddianın gerçek dışı olduğunu söyledi.

Bahçeli, "27 büyükşehir, 17 il, 431 metropol ilçe, 36 ilçe, 33 beldede aday göstermeden Cumhur İttifakı’yla seçimlere katıldığımız açıktır. Partimizin doğrudan oy almadığı pek çok seçim çevresi varken, oy oranımızı yüzde 7,4 göstermek haksızlıktır, adaletsizliktir. 31 Mart’ta partilerin oy dağılımı en sağlıklı şekilde il genel meclis seçimlerinde görülebilecek, en azından herkese ve hepimize hakkaniyetli bir fikir verecektir. Bu çerçevede Milliyetçi Hareket Partisi’nin aldığı oy oranı yüzde 18,81’dir. Ayrıca seçilen il genel meclis üye sayımız da 188’dir." dedi.

AK Parti'nin il genel meclisi seçiminde aldığı oy oranını ise yüzde 41,61 olarak açıklayan Bahçeli, Cumhur İttifakı’nı oluşturan partilerin toplam oy oranının yüzde 60,42 seviyesinde olduğunu belirtti.

Belediye meclis üyeleriyle il genel meclis üyelerinin sayısal ve oransal üstünlüğünün mutlak anlamda Cumhur İttifakı'nda olduğunu vurgulayan Bahçeli, "Zillet ittifakının kanatları kırıktır." ifadesini kullandı.

Cumhur İttifakı’nın belediye başkanlıklarını alamadığı büyükşehir ve illerde belediye meclis üyeleri boyutuyla denetim ve kontrol görevinin de "cumhur"un bizzat kendisine emanet edildiğini belirten Bahçeli, "Zillet ittifakının ana aktörü CHP'nin özellikle 11 büyükşehirde sonuç aldığı görülmektedir. Bu aslında nevi şahsına münhasır Pirus zaferidir. Kazanırken kayıp böyle bir şeydir. CHP’nin yönetimini üstlendiği büyükşehir belediyelerinde meclis üyeliklerinin ağırlığı Cumhur İttifakı’ndan yanadır. Davul onların boynunda olsa da tokmağın kimde olduğu aşikardır." diye konuştu.

– HDP bütün imkanlarıyla CHP’ye çalışmıştır

HDP'nin seçimlerde bütün imkanlarıyla CHP’ye çalıştığını bildiren Bahçeli, şöyle devam etti:

"İP'in karanlık misyonu bütün yönleriyle deşifre olmuştur. CHP'nin kuklasına dönenler, siyasi hülleyle ahlaki hezimet yaşayanlar, MHP’ye engel olmak, önüne geçmek amacıyla kumandayla hareket edenler iki cihanda da yatacak yerleri olmayan kötülerdir. Bunlar PKK’nın emellerine hizmet etmişlerdir. Bunlar Türkiye düşmanlarının gölgesine sığınmışlar, kılıcını sallamışlardır. Başkasına kazandırayım derken kendi kalelerine gol üstüne gol atmışlardır.

Varlıklarını sadece iş birlikçiliğe, ilkesizliğe, CHP’nin kule nöbetçiliğine adayanlar 31 Mart’ta siyaseten iflas bayrağını çekmişler, çürümenin son safhasına eriye eriye geçmişlerdir. İstanbul'da, Ankara'da, İzmir'de, Adana'da, Mersin'de, Antalya'da, Bursa'da zillet ittifakına HDP-PKK kan nakli yapmış, CHP’ye oy desteği sağlamıştır."

FETÖ’cülerin de her yerde açık açık, göstere göstere, adeta meydan okuyarak "zillet ittifakı"na çalıştıklarını bildiren Bahçeli, üç büyükşehirde çok tehlikeli bir oyun oynandığını, diğer büyükşehirlerde de durumun bundan farklı olmadığını söyledi.

Büyükşehir ilçe belediyelerinde sayısal ve siyasal üstünlüğün Cumhur İttifakı'ndayken, büyükşehir belediye yönetimlerinin CHP'ye geçtiğini belirten Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Mesela Ankara'da Cumhur İttifakı 25 ilçenin 22'sinde belediye yönetimini kazanmış, üç ilçenin yönetimi de CHP'de kalmıştır. Buna rağmen büyükşehir belediye başkanlığına hakkındaki suçlamalardan henüz aklanmamış ve hukuken temize çıkmamış bir şahıs seçilmiştir. Bize göre, ilçe belediyelerindeki iradenin büyükşehir belediyesine yansımamış olması kafa karıştırıcı bir pürüz, demokratik bir zafiyettir. Bunun tamir ve telafisi şarttır. Önümüzdeki gündem konularından birisi de bu olmalıdır. Mahalli idarelerde sistemsel onarım, yönetimsel düzenleme elzemdir."

– Biz ne dediğimizi biliyoruz

Konuyla ilgili tekliflerini 2 Nisan günü muhabirlerle bir sohbet esnasında dile getirdiğini hatırlatan Bahçeli, burada bir sistem adaletsizliğinden, bir sistem dengesizliğinden bahsettiğini söyledi.

İlçelerde başarı kazanıp büyükşehirde kaybetmenin normal ve kabul edilebilir bir şey olmayacağına vurgu yaptığını anımsatan Bahçeli, ayrıca "Öyle bir sistem inşa edilsin ki sadece büyükşehir belediye başkanını seçelim, o da üstlendiği görev ve yetkiye dayanarak ilçe belediye başkanlarını belirlesin." dediğini aktardı.

"Bu teklifimizden dolayı keyfi kaçanlar neye ve kime hizmet etmektedir?" diye soran Devlet Bahçeli, şunları kaydetti:

"Korkmaya, kaçmaya, kaçak güreşmeye gerek yoktur. Teklifimizi bölücü ve yıkıcı çevrelerin üslubunu kullanarak 'eyalet sistemine yeşil ışık yakılıyor' diyerek çarpıtmak ahmaklıktır, cahilliktir, hatta utanmazlıktır. Türkiye’yi eyaletlere bölmeyi amaçlayan alçaklara hizmet edenler bellidir. Kürdistan çağrısı yapan siyasi teröristlerle hedef ve emel birliği içinde olan köksüzler bilinmektedir. Mehmetçik katilleriyle aynı hizaya giren kimliksizlerin teklifimizi sulandırması, bize çamur atması düştükleri derin çukurdan kurtulmalarına yetmeyecektir. Onlar kendi dertlerine yansınlar. En iyi bildikleri bühtanlarla avunsunlar, bayağı dedikodularla vakit harcasınlar. Biz Türkiye’nin huzuru için gerekirse alayını karşımıza alırız. Biz, yeri gelirse zillete düşenlerin hakkından tek başımıza geliriz. Eyyamcılar, entrikacılar, erdemsizler bize eyalet uyarısı yapmasınlar, gitsinler zillet ve rezaletten yakalarını kurtarmayı denesinler. Biz ne dediğimizi biliyoruz. Hiç kimsenin küçük aklına ihtiyaç duymuyoruz. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir, bu kabulden asla taviz vermiyoruz. Milletin iradesinin üstünde irade tanımıyoruz. Bunu da hücrelerimize kadar biliyor ve benimsiyoruz. Zilletin ortakları, köşe yazarları, akılları varsa kendilerine saklasınlar. Eğer teklifimiz kabul görürse, hiç olmazsa büyükşehir ölçeğinde hem bir tutarlılık hem bir ahenk hem de bir denge sağlanmış olacaktır. Böylelikle mahalli idareler yönetimiyle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi arasında tam bir uyum tesis edilecek, merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasındaki dengelenmeyle birlikte var olan boşluklar doldurulacaktır. Müteakiben Türkiye’nin eli daha da güçlenecektir. Bu seçim sonuçları göstermiştir ki yerel yönetimlerde yeni bir yasal ve sistemsel reform büyük ihtiyaçtır. Konunun TBMM’ye gelmesi halinde parti olarak her desteği vereceğimiz, her katkıyı sunacağımız çok ama çok iyi bilinmelidir."

(Sürecek)