Categories
Alaturka

“Suudi Arabistan medya imparatorluğu kurmak istiyor”

WASHINGTON (AA) – Suudi Arabistan yönetiminin özellikle batı dünyasındaki imajını düzeltmek için önde gelen medya kuruluşlarıyla ortak çalışmalar yapmaya çalıştığı iddia edildi.

Wall Street Journal gazetesi, Suudi Arabistan yönetiminin yaptığı görüntülü çalışmalarla adından sıkça söz ettiren Vice Medya'yla ülkesinin imajını düzeltecek ve aynı zamanda bir medya imparatorluğu kurmasına yardım etmesi için bir anlaşma yapmaya çalıştığını yazdı.

Gazete, “Muhammed bin Salman uluslararası bir medya imparatorluğu kurarak rakip ülkelerle mücadele etmek ve ülkesinin imajını düzeltmek istiyor. ” ifadelerine yer verdiği habere referans olarak ise “Suudi Arabistan’ın imaj çalışmalarının içerisinde yer alan kişileri ” gösterdi.

Gazete, haberinde Riyad yönetiminin Vice medya grubuyla bir anlaşma yaparak “medya imparatorluğu ” kurmaya çalıştığını bildirdi.

Wall Street Journal, Arap dünyası üzerinde özellikle Türk dizilerinin ve Al Jazeera haber kanalının etkili olduğunu belirtirken, Suudi Arabistan'’ın medya üzerinden kurulan söylemi kendisinin kontrol etmeye çalıştığını kaydetti.

İstanbul'daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğunda öldürülen gazeteci Cemal Kaşıkçı olayından sonra Riyad yönetiminin çabalarının “zora girdiğine ” dikkat eçeken gazete, Vice medya grubuyla yapılacak anlaşmanın Kaşıkçı olayından dolayı “mümkün olamayabileceğini ” belirtti.

Gazete ayrıca, Vice medya grubunun geçen yıla göre yüzde 10 oranında bir küçülmeye gittiği yönünde bir bilgi paylaşarak, Vice medya grubunun ekonomik olarak Suudi Arabistan'ın desteğine ihtiyaç duyabileceğini yazdı.

Öte yandan haberde, Suudi Arabistan yönetiminin hali hazırda İndependent, Bloomberg gibi batı dünyasının önde gelen yayın kuruluşlarıyla çeşitli anlaşmalar yaptığına dikkati çekti.

Categories
Alaturka

“Bu cinayetin üstünün örtülmesi amaçlanıyordu”

ANKARA (AA) – Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetine ilişkin, “Bu cinayetin üstünün örtülmesi ya da bu cinayetin bir başkalarının üzerine belki atılması amaçlanıyordu ama Türkiye tüm bu çabaları, tüm bu niyetleri açık etmiştir, ortaya çıkarmıştır. ” dedi.

Gül, Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu'nu ziyaret etti. Basına kapalı gerçekleşen görüşme sonrası Bakan Gül ile Feyzioğlu gazetecilere açıklama yaptı.

Türkiye'de yargının temel unsuru olan savunmanın taşıyıcısı avukatların meslek organı TBB'yi ziyaret ettiğini belirten Gül, ülkedeki Yargı Reformu Strateji Belgesi'ni güncelleyerek, son halini kamuoyuyla paylaşacakları bir evrede olduklarını vurguladı.

Tüm bu süreçte “güven veren adalet ” anlayışıyla toplumun her kesimiyle diyalog içerisinde bulunduklarını anlatan Gül, sorunların tespiti ve bunlara yönelik çözüm arayışında olmanın önemine işaret etti.

Bakan Gül, Türkiye'de yargının FETÖ unsurlarından temizlenmesi ve inşasında da toplumun her kesimine güven veren adalet anlayışının ortaya konulmasının, görev olduğunu kaydetti.

Yargı Reformu Strateji Belgesi'nde, önemli bir husus olan savunma hakkının güçlendirilmesinin ayrı bir başlık olarak yer alacağını bildiren Gül, yargının temel unsuru olan avukatların niteliğinin artırılmasını çok önemsediklerini ifade etti.

Gül, “Bu nedenle önümüzdeki dönemde belgede de yer alacak bir konu, avukatlık mesleğine giriş için bir sınavın getirilmesi. Avukatlar şu anda mezun olunca avukatlık mesleğine başlayabilmektedir ama bizim ortaya koyacağımız vizyonda artık avukat olabilmek için bir sınava tabi olmak ve o sınavı kazandıktan sonra staj ve sonraki aşamaları katetmek gerekiyor. ” diye konuştu.

  • “İzleme ve Değerlendirme Kurulu oluşturacağız “

Adaletin, toplumun her kesiminin beklediği, özlediği ve ihtiyaç duyduğu temel bir konu olduğuna işaret eden Gül, 15 Temmuz sonrasında yargıya nüfuz etmiş, yargıyı bir güç olarak kullanan, cübbesinin içerisine FETÖ bağlılığını gizleyen hainler temizlendikçe, yargıya güvenin daha da arttığını vurguladı.

Reform belgesinin Bakanlık'taki 5-10 kişi tarafından değil, 82 milyonun görüşü, katkısı, önerisiyle hazırlanması gerektiğine değinen Gül, “Her kesimden, her meslek grubundan görüşleri almaya çalıştık. ” dedi.

Bakan Gül, reform belgesi kadar onun uygulanmasının da önemli olduğunu belirterek, reformu yıllık değerlendiren İzleme ve Değerlendirme Kurulu oluşturacaklarını bildirdi.

  • “Bu açıklamaların yanındayız “

Feyzioğlu'nun hem akademik hem meslek yönüyle Türkiye'nin çok değerli bir hukuk insanı olduğunu belirten Gül, “Önerilerini her zaman paylaşmaktadır. Türkiye'de terörle mücadele konusunda söz söyleyen bir kişi, elbette bu ülkenin her değerli vatandaşı söz söyleme hakkına sahiptir. Çünkü terörle mücadele esasen bir insan hakkı mücadelesidir ve bunu bir avukatın, Barolar Birliği Başkanı'nın söylemesi de elbette en doğru olanıdır. Bu konuda bizler bu açıklamaların yanındayız. Doğrusu da budur. ” ifadelerini kullandı.

“FETÖ'ye karşı mücadele temel hak, özgürlük ve insan hakkı mücadelesidir. ” diyen Bakan Gül, hukukçuların bu mücadeleye en güçlü desteği vermesinden doğal bir şey olamayacağını belirtti.

  • “Milletimiz müsterih olsun ”

Bakan Gül, ülkedeki tüm seçimler gibi 31 Mart seçimlerinin de hukuk çerçevesinde gerçekleştiğini, tüm siyasi partilerin sandık başında bulunduğu, itirazlara kanun yolunun açık olduğu bir seçimin yaşanacağını anlattı.

Vatandaşların spekülasyonlara asla itibar etmemesini isteyen Gül, “Her seçimde 'Şu oldu bu oldu, ölüler yazıldı.' Onlar için zaten itiraz süreleri var, bunlarla ilgili elbette seçmen listeleri güncelleniyor. Bu konuda suç işleyenler de çok ağır bir şekilde cezalandırılıyor. Dolayısıyla milletimiz müsterih olsun, sandık demokrasimin namusudur. ” diye konuştu.

  • “Umarım rapor, uluslararası farkındalığı artıracak “

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Gül, BM Özel Raportörü Agnes Callamard'ın Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilgili açıklamalarının hatırlatılması üzerine, Callamard'ın olayın gerçek yüzüyle ilgili bilgi sahibi olduğunu kaydetti.

“Türkiye, bu cinayetin örtbas edilmesini önlemiştir. ” ifadesini kullanan Bakan Gül, şu görüşlerini paylaştı:

“Türkiye hem adli hem idari kapasitesini sonuna kadar kullanarak bir insan ihlali, yaşam hakkı ihlaline karşı gerçeğin ortaya çıkması için büyük bir gayret göstermiş, büyük bir başarı ortaya koymuştur. Bu cinayetin üstünün örtülmesi ya da bu cinayetin bir başkalarının üzerine belki atılması amaçlanıyordu ama Türkiye tüm bu çabaları, tüm bu niyetleri açık etmiştir, ortaya çıkarmıştır. Bugün bir ön rapor anlamında, esasen bu ifadeleri görmek de gerçekten önemlidir. Burada şunu ifade etmek lazım; Suudi Arabistan'ın bu soruşturmaya kapalı olması, iş birliğine açık olmaması elbette olayın tüm yönleriyle aydınlatılmasını önlemektedir. Umarım bu rapor, uluslararası kamuoyunun daha da farkındalığını artıracaktır ve tüm faillerinin, azmettirenlerin ortaya çıkmasına da katkı sağlayacaktır. Türkiye olarak biz, tüm uluslararası topluma, soruşturmacılara elimizdeki tüm bilgileri elbette vermeye, paylaşmaya hazır olduğumuzu, devam edeceğimizi bu vesileyle ifade etmek isterim. ”

  • “Enkaz bu işin üstünü örtmeyecek “

Gül, Kartal'da bina çökmesine yönelik, “Ön rapor çıktı mı, hangi ihmaller var, gözaltı oldu mu? ” sorusuna karşılık, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca olayla ilgili başlatılan soruşturmanın titizlikle yürütüldüğünü aktardı.

Bakan Gül, şu bilgileri verdi:

“Başsavcımızın görevlendirdiği bir başsavcı vekili koordinasyonunda soruşturma titizlikle sürdürülmektedir. Olay anından itibaren ilgili numunelerin alınması, bilirkişilerin tayin edilmesi ve olayın ne şekilde, hangi sebeple gerçekleştiğine ilişkin tüm çalışmalar yapılıyor. Bu arada enkaz kaldırma çalışmaları da sürüyor. Hem o çalışmaları da engellememek adına hem de soruşturmanın nihayi olarak gerçek anlamda ortaya çıkması için büyük bir çaba ortaya konuyor. Elbette İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığımız bu konularla ilgili açıklama yapmaya ihtiyaç duyulduğunda kamuoyunu da mutlaka bilgilendirecektir. Ama şunu açıkça söylemek lazım; orada hiçbir şekilde enkaz bu işin üstünü örtmeyecektir. Kim sorumluysa, bu olayın ortaya çıkmasına kim sebebiyet vermişse, milletimiz müsterih olsun savcılığımız titizlikle bu soruşturmayı sürdürmektedir ve ihmali olan, kusuru olan varsa, ne şekildeyse, kimlerse bunları da elbette soruşturma sonucunda ortaya çıkacaktır ve kamuoyuyla paylaşılacaktır. Bizler de bu süreci takip edeceğiz. ”

  • Feyzioğlu: “Devletimize göğsümüzü siper etmeye devam edeceğiz “

TBB Başkanı Metin Feyzioğlu da bazılarının kendilerine “devletçi ” eleştirmesinde bulunduğunu anımsatarak, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni başımızın üstünde taşımak, bu devletin içinde yer alan her kurum gibi bizim de vazifemizdir. ” dedi.

TBB'nin, Anayasa'da temel özellikleri tanımlanmış devletin dimdik arkasında olduğunu vurgulayan Feyzioğlu, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni, siyasi iktidardan ayırmayı bilmeyenlerin ya da kasıtlı olarak bu ayrımı yapmak istemeyenlerin her türlü saldırısına karşı devletimize göğsümüzü siper etmeye devam edeceğiz. ” diye konuştu.

TBB'nin tartışmasız milli bir yapı olduğuna işaret eden Feyzioğlu, “Bundan rahatsızlık duyan varsa rahatsızlık duymaya devam edebilir. Kavgadan ve düşmanlıktan beslenen terör örgütleri, milletimizin kucaklaşması ve gücünü hukuktan alan devletimizin kararlılığı sayesinde kahredilecektir. ” değerlendirmesinde bulundu.

Categories
Alaturka

Aktay, Uluslarası Af Örgütü yöneticileriyle görüştü

ANKARA (AA) – AK Parti Genel Başkan Danışmanı Yasin Aktay, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Yöneticisi Andrew Gardner ve beraberindeki heyetle görüştü.

AK Parti'den yapılan açıklamaya göre, Aktay, parti genel merkezinde Gardner ve beraberindeki heyetle bir araya geldi.

Görüşmede, uluslararası ilişkiler boyutu olan Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayeti ve davası ele alındı.

Categories
Alaturka

BM Özel Raportörü Callamard, İstanbul Adliyesi'nde

İSTANBUL (AA) – Cemal Kaşıkçı cinayetine yönelik uluslararası soruşturma için Türkiye'de bulunan Birleşmiş Milletler (BM) Yargısız ve Keyfi İnfazlar Özel Raportörü Agnes Callamard, İstanbul Adliyesine geldi.

Callamard ve beraberindeki heyet, evlilik işlemleri için 2 Ekim 2018'de girdiği konsolosluk binasında öldürülen Washington Post gazetesi yazarı Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetine yönelik uluslararası soruşturma kapsamında Türkiye'de bulunuyor.

Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'na gelen Callamard ve beraberindeki heyet, adliyenin protokol kapısından içeri girerek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan'ın bulunduğu kata çıktı.

Fidan tarafından kabul edilen heyetin, görüşmesi başladı.

  • Heyet, 2 Şubat'a kadar Türkiye'de

BM Yargısız ve Keyfi İnfazlar Özel Raportörü Callamard, 2 Şubat'a kadar Türkiye'de olacak.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, Kaşıkçı cinayetine ilişkin uluslararası soruşturmanın Callamard'ın yetkisi altında yürütüleceğini, Callamard'ın talebi üzerine “Kaşıkçı'nın öldürülmesiyle ilgili koşulların ” insan hakları açısından gözden geçirileceğini ve değerlendirileceğini açıklamıştı.

Agnes Callamard'ın Türkiye'ye ziyaretine, İngiliz avukat Helena Kennedy ile eski Dünya Adli Tıp Akademisi Başkanı ve Coimbra Üniversitesi Tıp Fakültesi Müdürü Prof. Dr. Duarte Nuno Vieira'nın da eşlik edeceği bildirilmişti.

BM raportörünün, Kaşıkçı'nın öldürülmesine ilişkin hükümetlerin attığı adımlar ve tepkilerin yanı sıra devletlerin ve bireylerin gazetecinin öldürülmesi konusundaki sorumluluklarının niteliği ve kapsamını da değerlendireceği vurgulanmıştı.

Callamard, soruşturma sürecinde elde ettiği bilgileri ve soruşturmaya ilişkin tavsiyelerini, BM İnsan Hakları Konseyinin haziran ayındaki oturumunda rapor olarak sunacak.

Categories
Alaturka

Bakan Gül, BM raportörü Callamard'la görüştü

ANKARA (AA) – Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Cemal Kaşıkçı cinayeti soruşturması kapsamında Türkiye'ye gelen Birleşmiş Milletler (BM) Yargısız ve Keyfi İnfazlar Özel Raportörü Agnes Callamard ile görüştü.

Bakanlıkta basına kapalı gerçekleşen görüşme, yaklaşık bir saat sürdü.

Kabulde, Adalet Bakan Yardımcısı Cengiz Öner, Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürü Kasım Çiçek de hazır bulundu.

Categories
Alaturka

“Kaşıkçı cinayetinde bedeli ne olursa olsun gerçeği ortaya çıkarmalıyız”

MADRİD (AA) – İtalya Başbakanı Giuseppe Conte, “Kaşıkçı cinayetinde bedeli ne olursa olsun gerçeği ortaya çıkarmalıyız. ” dedi.

Conte, Roma'daki Başbakanlık Konutu'nda (Palazzo Chigi) 2018 yılı değerlendirme toplantısında, Cemal Kaşıkçı olayı ve Yemen'deki insanlık krizine ilişkin soruları da yanıtladı.

“Acımasız bir şekilde olsa da Kaşıkçı cinayetinde bedeli ne olursa olsun gerçeği ortaya çıkarmalıyız. ” diyen Conte, Arjantin'in başkenti Buenos Aires'deki G20 toplantısında Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman ile de bu konuyu konuştuğunu aktardı.

Conte, “Avrupa'daki diğer partnerleri ve İtalyan hükümeti adına, Prens Bin Selman'dan, Kaşıkçı cinayetinde gerçeğin ortaya çıkarılması için yerel yönetimler tarafından uluslararası standartlara uygun, eksiksiz ve tam bir yargılama istediğini ” söyledi.

Kaşıkçı cinayetine ilişkin yargılamaya “bir İtalyan uzmanın da katılmasını ” talep ettiklerine vurgu yapan Conte, İtalya'nın Riyad Büyükelçisinin konuya ilişkin bilgilendirildiğini dile getirdi.

İtalya Başbakanı ayrıca, Suudi Arabistan'ın Yemen'deki saldırılarına ilişkin değerlendirmelerin kısa sürede sonuçlanacağını ve harekete geçeceklerini kaydetti.

Categories
Alaturka

İİT Anayasa ve Yüksek Mahkemeleri Birinci Yargı Konferansı

İSTANBUL (AA) – Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türkiye, Fırat'ın doğusundaki terör bataklığına müdahale konusunda yeteri kadar zaman kaybetmiştir. Bundan sonrası için tek bir günlük gecikmeye dahi tahammülümüz yoktur. ” dedi.

Erdoğan, Dolmabahçe Sarayı'nda düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı'na (İİT) Üye/Gözlemci Devletlerin Anayasa ve Yüksek Mahkemeleri Birinci Yargı Konferansı'nın açılışında konuştu.

Türkiye'den yeni bir plan istendiğini dile getiren Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

“(Cambaza bak cambaza) oyunu haline getirdikleri Münbiç hikayesiyle bizim dikkatimizi dağıtmaya, kararlılığımızı bozmaya çalışıyorlar. Münbiç, yüzde 80-90 itibarıyla Arapların yaşadığı bir yerdir ama orayı tamamen o terör örgütlerine vermiş durumdalar. Bize söz verdiler, 'Onlardan orayı boşaltacağız. Onları Fırat'ın doğusuna göndereceğiz.' dediler, göndermediler. Şimdi de diyoruz ki 'Temizlediniz temizlediniz, çıkardınız çıkardınız, çıkarmadığınız takdirde biz Münbiç'e de gireceğiz.' Türkiye, Fırat'ın doğusundaki terör bataklığına müdahale konusunda yeteri kadar zaman kaybetmiştir. Bundan sonrası için tek bir günlük gecikmeye dahi tahammülümüz yoktur. Afrin Operasyonu'nda sahada karşılaştığımız manzara, istihbarat birimlerimizden gelen raporlarla tescillidir. Bu veriler bize Fırat'ın doğusunda neler yapıldığını ve şayet hemen harekete geçmezsek, ileride karşımıza neler çıkacağını göstermeye yeterlidir. Şu gerçeğin de bilinmesini istiyorum; Suriye'de attığımız adımlarla sadece kendi ülkemizin güvenliğini sağlamakla kalmıyor, ümmetin ve tüm insanlığın izzetini de koruyoruz. ”

Erdoğan, hiçbir mezhep fanatizminin bu gerçeğin üstünü örtemeyeceğini vurgulayarak, “Kendi hesaplarının peşinde koşmayan, hakkaniyetle meseleye eğilen herkes, bu hakikati görecektir. Bölgede gerçekten huzurun, adaletin, ahlakın peşinde olanlara düşen, yürüttüğü bu mücadelede Türkiye'ye destek, olmalıdır. ” dedi.

  • “Kaşıkçı cinayetinin takibini neredeyse tek başımıza yapıyoruz ”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, adalet konusunda en büyük tehlikelerden birini, “Yargı kurumunun akıl ve muhakemeyi bir kenara bırakıp kendi ideolojik saplantılarının peşine düşenlerin kontrolü altına girmesi ” şeklinde açıklayarak, “Türkiye, FETÖ meselesinde bu sıkıntıyı yaşamıştır. Önce emniyet ve yargı içindeki elemanları vasıtasıyla ardından da ordu içindeki militanlarını kullanarak ülkemizde darbe yapmaya kalkışan bu örgütün mensupları, şimdi hukuk önünde hesap veriyor. Yaşadığımız ihanet, ne kadar büyük olursa olsun biz bunlarla mücadelemizi hukuktan, adaletten, haktan ve vicdandan taviz vermeden yürütüyoruz. Rehavete kapılmıyor, kararlılığımızı hep canlı tutuyor ama hukuk devleti ilkesine de titizlikle bağlı kalmayı sürdürüyoruz. ” diye konuştu.

Hiçbir suçlunun cezasız kalmasına izin verilmediği gibi tek bir masumun haksızlığa uğramasına da rıza gösterilemeyeceğinin altını çizen Erdoğan, konuşmasını şöyle tamamladı:

“Adalet ve onun uygulama aracı olan hukuk, yasalar, yargı mekanizmaları, toplumun tamamı tarafından görüldükleri ölçüde etkilidir. Türkiye bu konuda tarihi bir imtihana maruz kalmış ve süreçten alnının akıyla çıkmayı başarmıştır. Ülkemizin demokrasisine de hukuk devleti niteliğine de hak ve özgürlükler konusundaki samimiyetine de kimsenin söyleyecek bir sözü olamaz. Lafa geldiğinde demokratlığı, özgürlükçülüğü, farklılıklara saygıyı kimseye bırakmayan Batılı ülkelerin, en küçük bir tehdit karşısında nasıl faşizan uygulamalara yöneldiğine hep birlikte şahit oluyoruz. Demokrasi ve hukuku bir makyaj olarak kullananlarla aynı değerleri hayatının merkezine yerleştirenler arasındaki fark, ancak bu tür sınamalar sayesinde ortaya çıkabiliyor. Üzüntüyle ifade etmek isterim ki İslam toplumlarının çoğunun yönetimleri, henüz bu sınamalara dahi maruz kalmayacak derecede adaletten, hukuktan, özgürlüklerden uzak bir görüntü içindedir. Bunu bir öz eleştiri olarak söylüyorum. Merhum Cemal Kaşıkçı cinayeti sonrasında sergilenen tavırlar, bu gerçeği bir kez daha adeta yüzümüze çarpmıştır. Haksız yere bir cana kıymanın inancımızdaki yeri ortadayken, üstelik de gerçekten insanlık dışı bir yöntemle işlenen bu cinayetin takibini neredeyse şu anda tek başımıza yapıyoruz. Bu eksiklerimizi gidermeden, İslam toplumları olarak hak ettiğimiz yere gelebilmemiz, Rabbimizin ve Peygamber Efendimizin bize müjdelediği huzura ve saadete kavuşabilmemiz mümkün değildir. Konferansın tüm bu meselelerin konuşulduğu, tartışıldığı, çözüm yollarının ortaya konulduğu bir platforma dönüşmesini diliyorum. ”

Konferansa, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit, Danıştay Başkanı Zerrin Güngör, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal da katıldı.

Konuşmaların ardından, hatıra fotoğrafı çektirildi.

(Bitti)

Categories
Alaturka

“Kaşıkçı cinayeti, Veliaht Prensin ülkeyi nasıl yönettiği konusunda bizi uyandırdı”

WASHINGTON (AA) – Washington Post gazetesi, Suudi Arabistan’da kadın aktivistlerin hapsedilerek işkenceye maruz kaldığını ve çoğu Batı medyasının bu konuya ilgi göstermediğini savundu.</p> <p>Sarah Aziza imzasıyla çıkan “Suudi Arabistan’ın kadın reformculara karşı acımasız tavrı bizi çok önceden uyandırmalıydı” başlıklı makalede, ülkedeki kadın aktivistlere yönelik uygulamalara dikkat çekildi.</p> <p>İnsan hakları örgütlerinin uyarılarına rağmen, birçok batılı liderin Suudi Arabistan’daki adaletsizlikler yerine genç reformcu Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın “Suudi Rönesansı”na odaklandığı belirtilen makalede, kadınlara yönelik araba kullanma yasağı kaldırıldığı halde kadın hakları konusunda yıllarını veren aktivistlerin demir parmaklıklar ardında tutulmasındaki ironiye dikkat çekildi.</p> <p>Makalede, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayeti konusunda ortaya çıkan delillerin, Veliaht Prens hakkında gelecekte meşru bir lideri olup olmayacağı konusunda şüphelere neden olduğu belirtilerek, “Sonunda, Kaşıkçı’nın bir kabus gibi öldürülmesi, Veliaht Prens'in ülkeyi nasıl yönettiği konusunda bizi uyandırdı. Oysa, bu cinayet, Veliaht Prens tarafından oluşturulmuş acımasız baskı modelinin sadece bir uzantısıydı.” değerlendirilmesi yapıldı.</p> <p>Uluslarası toplumun Muhammed Bin Selman’ı, Kaşıkçı cinayetinden çok önce azarlaması gerektiği savunulan makalede şu yoruma yer verildi:</p> <p>“Veliaht Prens yönetiminin doğasından şüphe etmek için bir zaman olduysa eğer, o çok geride kaldı. Tüyler ürpertici işkence raporları bize, yanlış yerlere yaptığımız kredilendirmeden dolayı hala büyük bir bedel ödendiğini hatırlatıyor. Ve çoğumuz bir Suudi hapisanesinin içini göremeyecek olsak da, pişman olunmamış bir Muhammed tehlikesi küresel bir tehlikedir. Veliaht Prens, acımasızlığı için anlamlı bir bedel ödemediğine kani olduğu müddetçe, biz Suudi Arabistan’da, Yemen’de ve değişik yerlerde daha çok kan dökülmesini bekleyebiliriz.”</p> <p>- “Kushner, kayınpederi gibi ahmak ve toy”</p> <p>Aynı gazetede Jennifer Rubin tarafından kaleme alınan “Jared Kushner ne yaptı?” başlıklı makalede de ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı ve baş danışmanı Kushner’in Muhammed Bin Selman ile devam eden ilişkisi, özellikle Veliaht Prens'e Kaşıkçı cinayetinden sonra tavsiyelerde bulunması eleştirildi.</p> <p>Makalede “Belli ki dış politika konusunda kayınpederi gibi ahmak ve toy olan Kushner, Suudilerin yönlendirmelerine karşı onun elini kolunu bağlıyor.” yorumu yapıldı.

Categories
Alaturka

ABD'de Senatör Graham'den Kaşıkçı cinayeti açıklaması

WASHINGTON (AA) – ABD'de Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, Amerikan Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü Gina Haspel'in Senatoda düzenlediği Cemal Kaşıkçı oturumuna katılan tüm senatörlerin Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın Kaşıkçı cinayetinin suç ortağı olduğuna inandığını söyledi.

Graham, ABD'de Başkan Donald Trump hükümetine yakınlığıyla bilinen Fox TV kanalına Kaşıkçı cinayetine ilişkin açıklamalar yaptı.

CIA Direktörü Haspel'in kendileriyle yaptığı kapalı oturumu, “Kongre'deki kariyerim boyunca katıldığım en iyi oturumdu. ” şeklinde değerlendiren Graham, oturum esnasında CIA yetkililerinin senatörlere Muhammed bin Selman'ın Kaşıkçı'yı yaklaşık 2 senedir takip ettiğini belirttiklerini kaydetti.

Graham, “Bu operasyon dikkatlice planlanmış. Cinayeti yöneten kişi de Muhammed bin Selman'ın sağ kolu. ” dedi.

“Oturuma katılan senatörlerin Muhammed bin Selman'ın cinayetin suç ortağı olduğuna dair şüphesi yok. ” ifadesini kullanan Graham, Veliaht Prens'in başka isimleri de kaçırtarak Suudi Arabistan'a getirttiğini aktardı.

Senatonun, Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ı Kaşıkçı cinayetinin “suç ortağı ” şeklinde etiketlediğini belirten Graham, “Suudi Arabistan'a yapılacak hiçbir silah satışını desteklemeyeceğim. ” şeklinde konuştu.

Graham, Suudi Arabistan'ın ABD'ye, ABD'nin Suudi Arabistan'a ihtiyacından daha fazla ihtiyacı olduğunu vurguladı.

Categories
Politika

CHP TBMM Grup Toplantısı

TBMM (AA) – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “AK Parti'nin iktidar olduğu 2002'de, krizden yeni çıkmış Türkiye'de vatandaşın bankalara borcu 6 milyar 605 milyon lira idi. Şimdi 9 Kasım 2018 itibarıyla vatandaşın bankalara olan borcu 522 milyar 962 milyon liraya ulaştı. ” dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada iş adamları başta olmak üzere toplumun her kesiminde sıkıntılar yaşandığını, yerel seçimde seçimlerinde iktidara ders verilmesi durumunda ülkeye bahar havasının geleceğini öne sürdü.

Hükümetin soğan depolarını bastığını ve soğan üreticilerini terörist konumuna soktuğunu belirten Kılıçdaroğlu, “Soğan baskınları yapılıyor depolarda. Beyefendi bir de açıklama yapmış, 'silahı olan ile soğanı olan terörist arasında hiçbir fark yoktur' diye. Elinde bombası olanı, hendek kazanı anladık, elinde soğan olan teröristi de yeni duyuyorum. Soğan üreticilerinin gözü aydın. Siz de terörist oldunuz. ” diye konuştu.

Soğanın depolanmaması halinde tarlada kalacağına dikkati çeken Kılıçdaroğlu, “En büyük depoyu Toprak Mahsulleri Ofisi yapıyor. Orayı da bas o zaman. Derler ya 'Allah şaşırtmasın', ne yapacaklarını şaşırmışlar. ” ifadesini kullandı.

Ortaya çıkan tablonun sorumlusunun iktidar olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, “Türkiye'nin 2 milyon ton soğan üretmesi lazım. Eğer bunun altına düşerseniz soğanı ithal edersiniz. Sen oturup kendine soruyor musun? Memleketi bu hale kim getirdi? Biliyorum, 'dış güçler' diyecekler. Fakir fukaraya ucuz soğan yedireceksen çiftçiye destek vereceksin, gübreye zam yapmayacaksın, çiftçinin hakkını vereceksin, mili gelirinin en az yüzde 1'i oranında çiftçiye destek olacaksın. Bunu yaptığın zaman çiftçimiz eker, biçer. ” değerlendirmesinde bulundu.

Vatandaşın gözünü soğana değil, devleti soyanlara çevirmesini isteyen Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Devlet nasıl soyulur size söyleyeyim. Köşeyi döndüler, her türlü ihtiyacını karşıladılar. Köprülere son iki yılda yüzde 157 oranında zam yaptılar. Buna müdahale eden var mı? Nereye gidiyor bu paralar? Kim alıyor bu paraları? Bunun adı soygun, vurgun değil mi? Bunun adı vatandaşın cebinden zorla para almak değil mi? Sudan'da 780 bin 500 hektar arazi kiraladılar. Bakan, Türk müteşebbislerini Sudan'a davet ediyor. Ona göre Türkiye'de hiç boş arazi kalmamış. Bir karış bile yer yok. Sudan'da daha ucuz üretip çiftçiyi bitireceğiz diyor. Asıl hedef Türkiye'de çiftçiyi bitirmek. Bütün bunların müsebbibi sarayda oturan zat ve onun damadı, yani hanedanı. ”

Kılıçdaroğlu, uzun yıllardır tek adam rejiminin memleket için ne kadar büyük felaket olduğunu anlattıklarını ifade ederek, “Şimdi tek adam rejimindeyiz. Her türlü kararı o veriyor. Soğan depolarını basıyor, yarın un fabrikalarını, yoğurt üreticilerini basacaklar. Ekonomi baskı ile yönetilmez. Ekonomi ekonomi biliminin kuralları çerçevesinde yönetilir. ” dedi.

Ekonomiyi iyi yönetmek için liyakat olması gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Sen kalktın ekonomiden anlamayan damadını devletin kasasının başına getirdin. Olmaz, yürümez bu işler. ” şeklinde konuştu.

– “Vatandaşı borç batağına soktular ”

Vatandaşın borç batağına sokularak perişan durumda bırakıldığını öne süren Kemal Kılıçdaroğlu, “AK Parti'nin iktidar olduğu 2002'de, krizden yeni çıkmış Türkiye'de vatandaşın bankalara borcu 6 milyar 605 milyon lira idi. Şimdi 9 Kasım 2018 itibarıyla vatandaşın bankalara olan borcu 522 milyar 962 milyon liraya ulaştı. Ocak-kasım arasında 49 milyar 390 milyon lira faiz ödedi vatandaş. ” açıklamasını yaptı.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, AK Parti iktidarlarının vatandaşa değil, tefecilere hizmet ettiğini öne sürerek, şöyle devam etti:

“Vatandaş borç batağında, evini geçindiremiyor. Pazarda çantasını dolduramıyor. Asgari ücretli perişan ama o beyefendi sarayında kilosu 4 bin lira olan çay içiyor. Ona göre memlekette hiçbir sorun yok. Çünkü mutfak dolu, uçağa biniyor para ödemiyor, elektrik, doğalgaz parasız. Türkiye'nin de böyle olduğunu zannediyor. Tefeciye, saray çevresindeki müteahhitlere soruyor 'ekonomi nasıl' diye. Onlar da 'ekonomi iyi gidiyor, hiç endişe etme, aynen devam et' diyorlar. O da devam ediyor. Halktan kopan bir yönetimin Türkiye'yi getirdiği nokta budur.

Sadece yurt içindeki değil, yurt dışındaki tefecilere de faiz ödeniyor. Bu yılın 9 ayında Londra'daki bir avuç tefeciye ödediği faiz 9 milyar 724 milyon lira oldu. Son 16 yılda dışarıya, tefecilere ödenen faiz ise 159 milyar 290 milyon dolara çıktı. Bu aynı zamanda iktidarın, gücün, Erdoğan'ın tefeciler tarafından teslim alındığını gösteriyor. Tefecilerin talimatından asla çıkamaz. Dış güçler dediği o tefeciler ne istiyorsa Erdoğan vermeye hazır. Papazı istediler, tak diye verdiler. Gazeteci istediler, tak diye verdiler. Gariban olunca içeri atıyorlar. ”

Kılıçdaroğlu, AK Parti'nin pahalılık, enflasyon, işsizlik demek olduğunu öne sürerek, seçmenin yerel seçimde iktidara ders vermesini istedi.

– Şehit yakınları ve gaziler için toplanan paralar

Kemal Kılıçdaroğlu, 15 Temmuz'da şehit olanların yakınları ve gaziler için toplanan paranın akıbetini daha önce sorduğunu ancak henüz bir yanıt alamadığını belirterek, “Toplanan para ne kadar? Faizi ne kadar? Kimlere verdiniz? Toplanan bu paraları şehit yakınları ve gazilere vermeyen bir iktidarı ne yapacaksınız? Sizin adınıza bu para toplandı. Bir yere kondu mu, konmadı mı bilmiyoruz? Yediler mi, yemediler mi bilmiyoruz? Ama bir şeyi unutmayın, bunların bir malı götürme geleneği var. Sizin adınıza toplanan malı götürdüler mi, götürmediler mi? Bu soruya cevap bekliyorum. ” diye konuştu.

Kaşıkçı cinayetine de değinen Kılıçdaroğlu, “Bildiğiniz, ses kayıtlarını dinlediğiniz halde katilleri niye serbest bıraktınız? Kraldan para mı dilendiniz? Size para sözü mü verdi? Onun için mi katilleri serbest bıraktınız? Onun için mi Türkiye'yi itibarsız konuma getirdiniz? Bunun da cevabını bekliyorum. ” dedi.

(Bitti)