Radyo Televizyon Gazetecileri Derneği 2017 Yılı Medya Oscarları Ödül Töreni

ANKARA (AA) – Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bir şairimizden esinlenerek söylediğim gibi biz her biri top güllesi niyetiyle atılan manşetlerle köşelerini kurşun gibi kullanan kalemşörlerle çarpışa çarpışa bugünlere geldik." dedi.

Başkan Erdoğan, Sheraton Otel'de düzenlenen Radyo Televizyon Gazetecileri Derneği 2017 Yılı Medya Oscarları Ödül Törenine katıldı.

Erdoğan, katılımcıları selamlayarak başladığı konuşmada, bu yıl ödül alacak medya mensuplarını tebrik etti. 1979'dan beri bu ödülleri veren derneği, sektörü kucaklayan istikrarlı çalışmaları sebebiyle tebrik eden Erdoğan, radyo ve televizyon kuruluşlarında görev yapanlara çalışmalarında başarılar diledi, geride bırakılan Kurban Bayramı'nı bir kez daha kutladı.

Erdoğan, bu sektörde ebediyete irtihal edenlere Allah'tan rahmet diledi.

– "Gazetecilik mesleği köklü ve önemli bir iş"

Haberleşmenin insanlıkla birlikte ortaya çıkmış ve günümüze kadar kesintisiz şekilde farklı biçimlerle gelmiş bir ihtiyaç olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Bu ihtiyaç güvercinden dumana, atlı ve yaya ulaklardan, geçmişi milattan önceye kadar uzanan yazılı dokümanlara kadar pek çok yöntemle karşılanmaya çalışılmıştır. Matbaanın keşfiyle birlikte bu alanda yeni bir dönem açılmıştır. Daha önce el yazması veya tahta harflerle sınırlı sayıda çoğaltılan eserler, matbaanın icadıyla çok sayıda ve uygun maliyetlerle üretilmeye başlanmıştır." diye konuştu.

Haberleşmede çığır açan bir başka dönüm noktasının da radyo ve televizyonun keşfedilmesi olduğuna işaret eden Erdoğan, "Radyo ve televizyon yayıncılığı her geçen yıl büyük gelişmeler göstererek günümüze kadar gelmiştir. Bu arada haberleşmede bir başka dönüm noktası icadı olan interneti de özellikle zikretmemiz gerekiyor. Temelleri 1960'larda atılan, ülkemizde de 1990'lı yıllardan beri günlük hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen iletişim aracı, sosyal medya ve diğer işlevleriyle hala gelişmeye devam ediyor. Bu kısa medya tarihini sizlere hatırlatmamın sebebi gazetecilik mesleğinin ne derece köklü ve önemli bir iş olduğunun altını çizmektir." değerlendirmesinde bulundu.

– "Zaman kazandırıcı yönü yanında kontrol edici tarafları da tartışılıyor"

Matbaa, radyo, televizyon, internet derken, bugün gelinen noktada medya araçlarının olmadığı bir hayatı neredeyse tahayyül edemez hale gelindiğine dikkati çeken Erdoğan şöyle devam etti:

"Medyanın hayatımıza bu kadar girmesiyle birlikte kolaylaştırıcı ve zaman kazandırıcı pek çok yönü yanında kontrol edici ve yönlendirici tarafları da tartışılmaya başlanmıştır. Bu çerçevede küresel köy, eşik bekçiliği, suskunluk sarmalı, enformasyon toplumu gibi pek çok teori geliştirilmiştir. Bugün baktığımızda, haberlerden sinemaya eğlence programlarından çizgi filmlere kadar medya içeriğinin önemli bölümünün belli odakların tekelinde olduğunu görüyoruz. Medyanın tekelleşmesi, giyim kuşamın, mimarinin, yeme içme alışkanlıklarının daha pek çok bireysel ve toplumsal davranışın da tek düze haline gelmesine yol açıyor. Görevimiz gereği dünyada ayak basmadık ülke neredeyse bırakmadık. Gittiğimiz her yerde aşağı yukarı aynı kıyafetleri giymiş insanlar, aynı mimariyle inşa edilmiş şehirler, aynı eşyalarla donatılmış mekanlar görüyoruz. Ziyaret ettiğimiz ülkelerin yerel unsurları sadece otantik gösteriler ve sergiler olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye'nin de bu tek düzeliğin dışında olmadığını üzülerek ifade etmek isterim."

AK Parti iktidarları döneminde kişisel gayretiyle ilhamını kendi tarihinden, medeniyetinden alan bir mimari anlayışı geliştirmek için çok çalıştıklarını anlatan Erdoğan, "Medyada da böyle bir yaklaşımla üretilmiş eserlerin, yer alması konusunda ciddi çaba gösterdik." şeklinde konuştu.

Yapılan güzel işlerin de varlığına işaret eden Erdoğan şunları kaydetti:

"Ama hala tüm dünyayı kuşatan kısırlığın dışına çıkamadığımız da bir gerçektir. Medyadan başlayıp, günlük hayatımızın her alanına kadar bu süreci siyasi, ekonomik, kültürel, sosyal pek çok sebebi olduğunu biliyoruz. Bizim 40 yıllık siyasi hayatımızdaki tecrübelerimizden çıkardığımız sonuç şudur; şayet ülke ve millet olarak güçlüyseniz, kendi özgürlüğünüzü koruma şansına sahipsiniz. Böyle bir gücünüz yoksa ya kendinizi dünyadan tecrit edeceksiniz ki artık böyle örnekler pek kalmadı ya küresel düzene tabi olacaksınız. Bizim yöntemimiz daha farklı. Biz ne tabi olmayı ne tecrit olmayı tercih ettik. Bizim tercihimiz güçlü hale gelmekten yana oldu. Bunun için geçtiğimiz 16 yılda Türkiye'yi 3,5 kat büyüttük, geliştirdik, zenginleştirdik. Bunun için ülkemizi her alanda kendi ayakları üzerinde durur hale getirmeye çalıştık. Bunun için 81 vilayetimizin tamamının ve 81 milyon vatandaşımızın her birinin ülkemizin zenginliğinden pay alabilmesini sağlamaya gayret ettik. Bunun için vesayet odaklarından darbecilere, siyasi madrabazlardan ekonomik tetikçilere kadar herkesin karşısında milletimizle birlikte dimdik durduk. Bunun için her alanda yerli ve milli vurgusu yaptık, yapmaya devam ediyoruz."

Sadece 15 Temmuz mücadelesinin bile millet olarak bu yöndeki kararlılığın en somut örneği olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Açık konuşmak gerekirse İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday olduğumuz günden itibaren bize en çok saldıranların, bizi en çok linç etmeye çalışanların başında kusura bakmayın medya geliyor. Ana akım medya ülkemizde eskiden beri vesayetçilerle darbecilerle mandacılarla birlikte hareket etmiştir. Milletin yanında durmak yerine marjinallerin safında yer almayı maharet sanan medyaya karşı da çok büyük mücadeleler verdik." dedi.

– "Köşelerini kurşun gibi kullanan kalemşörlerle çarpışa çarpışa bugünlere geldik"

Başkan Erdoğan, "Bir şairimizden esinlenerek söylediğim gibi biz her biri top güllesi niyetiyle atılan manşetlerle köşelerini kurşun gibi kullanan kalemşörlerle çarpışa çarpışa bugünlere geldik." yorumunu yaptı.

Hukuka da vicdana da ahlaka da sığmayacak bir mahkeme kararıyla mahkum edildiğinde, kendisi için atılan "Muhtar bile olamaz" manşetlerini unutmadığını dile getiren Erdoğan, şunları söyledi:

"Şahsımız, hükümetimiz, partimiz aleyhine yazılan, çizilen, atılan iftiraların, yapılan çarpıtmaların haddi hesabı yoktur. Gezi ihanetini 'sosyal tepki', 17-25 Aralık emniyet yargı darbe girişimini 'hukuka saygı', çukur eylemlerini 'sivil direniş', 15 Temmuz'u 'tiyatro' olarak göstermeye çalışanlar, operasyonlarını hep medya üzerinden yürüttüler. Teröristlere güzellemeler yapan, milleti aşağılayan, hor gören, hakir gören bir zihniyet yıllarca medyada baş tacı edildi. Millete 'göbeğini kaşıyan adam' , 'bidon kafalı', 'koyun' diyerek ve daha nice ifadelerle en ağır hakaretleri yapanlar hep kusura bakmayın medya mensupları değil miydi?"

(Sürecek)

Advertisements

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?