GÜNDEM ÖZETİNE EK

  • Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhuriyet Meydanı ile İtfaiye Meydanı'nda düzenlenecek mitinglerde halka hitap edecek.

(Kayseri/13.00/Hatay/16.00)

Cumhurbaşkanı Erdoğan, canlı yayında soruları yanıtladı

İSTANBUL (AA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, terör örgütü FETÖ'nün elebaşı Fetullah Gülen'in iadesine ilişkin, "Şu an itibariyle bize net ulaşan bir şey tabii yok ama biz tabii elimize geçen her türlü belgeyi, bilgiyi Amerika'ya ulaştırıyoruz ve takipçisiyiz. Amerika'nın dışındaki diğer ülkelerde de biliyorsunuz takibini yapıyoruz ve oralardaki öncü, lider konumunda olan FETÖ'cüleri de tek tek toparlıyoruz." dedi.

Canlı yayında, elebaşı Gülen'in iadesine ilişkin ABD Başkanı Donald Trump'la görüşmesinin sorulması üzerine Erdoğan, "Şu an itibariyle bize net ulaşan bir şey tabii yok ama biz tabii elimize geçen her türlü belgeyi, bilgiyi Amerika'ya ulaştırıyoruz ve takipçisiyiz. Amerika'nın dışındaki diğer ülkelerde de biliyorsunuz takibini yapıyoruz ve oralardaki öncü, lider konumunda olan FETÖ'cüleri de tek tek toparlıyoruz. Onların sorgulanması, yargılanması devam ediyor ve ondan sonra da kendileri cezaevine konuluyor. Oralarda artık tutukluluk süreci, mahkumiyete girenler, mahkumiyet süreci yaşamaya devam ediyorlar." yanıtını verdi.

Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik müzakerelerinin askıya alınmasına ilişkin soru üzerine Erdoğan, "Avrupa Parlamentosu'nun almış olduğu kararın herhangi bir kıymeti harbiyesi yok." dedi.

Avrupa Birliği'nin büyük bir kriz içerisinde olduğunu vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İşte bunun ilk adımı Brexit'ti ama bunu başka ülkeler de takip edeceğe benziyor. Bu Fransa'da yaşanan olaylar sıradan değil. Bunları bir kenara koyamazsınız. Demek ki bir yerde boşluk var. Boşluk sebebiyle de bunlar yaşanıyor. Aynı şekilde diğer ülkelerde ciddi sıkıntılar… Avrupa Birliği kurumları da Avrupa Birliği'nin içinde bulunan bu krizden tabii olumsuz etkileniyor. Avrupa Birliği'nin maalesef şu anda Avrupa'ya bile faydası yok. Bunu ben neye benzetiyorum? Hani bizim şu anda bir tezimiz var ya 'Dünya beşten büyüktür' diyoruz. Şimdi Avrupa Birliği bir defa bunu yakalayamadı. Bir defa Avrupa da özellikle Avrupa Birliği'nden büyüktür. Bunu bir defa bilmemiz lazım. Sadece bunu bu ülkeler oluşturmuyor ki… 'Türkiye'yi niye almıyorsunuz arkadaş' dediğiniz zaman hep söyledikleri nedir biliyor musunuz? 'Sizin 82 milyon nüfusunuz var.' Nüfusumuz çok. Ya siz dilinizin altındaki asıl baklayı çıkarın ya, şunu bir çıkarın. Çıkarmıyorlar ama bunu bir zamanlar Fransız Dışişleri Bakanı'ndan bizzat dinledim. Ne dedi biliyor musunuz? 'Siz Müslümansınız, sizi Avrupa Birliği'ne almazlar' dedi."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizim de bir B planımızın, C planımızın olması lazım. Yani vizede, Gümrük Birliğinde aynı şeyleri yaptılar. Hala aynı şeyleri yapıyorlar. İşte şu anda 14 fasıl, 15 fasıl buralarda işi sürüncemede tutuyorlar. Olur veya olmaz şunu bir defa bilmemiz lazım ki, Türkiye, Avrupa Birliği'ne her şeyiyle bağlı bir ülke konumunda değil. Onun için 'Kopenhag Kriterleri olmazsa, Ankara Kriterleri'ni tesis ederiz. Onunla yolumuza devam ederiz' demiştim. Bugün de aynı kafadayım. Bunun nihai kararını kim verecek? Milletim verecek. Yapılması gereken nedir? Milletime giderim, milletim ne diyor? Devam mı diyor? Devam. Tamam mı diyor? Tamam. Bu kadar bizi oyalamaya hakkınız yok ya. Burası bir kabile devleti değil, burası Türkiye. Bizim dünyada 22 milyon kilometrekareye hükmetmiş bir devlet anlayışımız var. Biz oralardan küçüle, küçüle gelmişiz 780 bin kilometrekare olmuşuz. O şu anda 'Ben Avrupa Birliği üyesiyim' diyenlerin bir çoğunda bizim izlerimiz var. Hala atlarımızın orada mahmuzlarının izleri var. Önce bunu görmeleri lazım. Bunu göremeyenlere değerlendirmemizi milletimizle yaparız. Ondan sonra da kararımızı verir yolumuza devam ederiz. Olay bu kadar basit." değerlendirmesini yaptı.

AB'nin mülteciler konusunda ilk etapta 3 artı 3 milyar avro vereceklerini, ondan sonra tekrarının olacağını söylediklerini anımsatan Erdoğan, "Şu ana kadar verdikleri 1 milyar 750 milyon dolar. Bize diyorlar ki 'proje proje…' Ne projesi ya. Biz yatırdık, yatırdık. Şu anda 37,5 milyar dolar yatırdık. Eser ortada. Senin plan proje dediğin şey geleceğe yönelik. Biz yapmışız bunu. 'Gelin bunlara bakın, gezin buraları, görün' diyorum. Yaptıklarımızdan bize siz bedel ödeyin ve zaten bunları bizim bütçemize vermiyorsunuz. Uluslararası kuruluşlar vasıtasıyla AFAD'a, Kızılay'a, buralara veriyorsunuz. Tablo bu." diye konuştu.

  • Cemal Kaşıkçı cinayeti

Cemal Kaşıkçı cinayetinin uluslararası platformlara taşınmasına ilişkin soru üzerine Erdoğan, şu karşılığı verdi:

"Bizim partimizin adı adalet. İkincisi kalkınma ve bir devlet veya liderler adalet üzere ayakta dururlar. Eğer adalet yoksa çökmeye mahkumdurlar. Türkiye her zaman olduğu gibi adaleti savunmaya devam edecek, buradan taviz veremeyiz. Çünkü adalet mülkün esasıdır. Burada zikredilen mülk, 'mal mülk' anlamında mülk değil. Devletin ikamesi için ifade edilen bir anlamdır. Gelinen noktada Cemal Kaşıkçı cinayetini örtbas etmek, yok saymak mümkün değildir. Elimizdeki belgeler bize bunu gösteriyor. Biz bunu başta Suudi Arabistan'ın yetkilileri olmak üzere hepsine dinlettik. Kendileri bunu dinledikleri zaman, feveran ettiler. 'Bu ancak morfinlenmiş bir insanın yapacağı bir iş' dediler. Bunu biz özellikle Kral Selman'la da görüştük. Aynı zamanda veliaht prensle de bunları telefonda görüştük ama bir netice alamadık. Hep söylüyorlar, 'Biz bunlara verilmesi gereken ceza neyse vereceğiz.' Şimdi ortada bir defa şöyle bir durum var. Bunu kaç kere anlattım televizyonlarda. İki tane uçakla buraya gelen 15 kişi, bu işi icra edenler ve bu 15 kişinin içinde bunun katilleri ama zaten burada ortak bir eylem var. Bu ortak eylemin talimatını veren kim? Bunun ortaya çıkması lazım. Bu da belli, niye? Bu 15'e talimatı kimin verdiğini bu 15 biliyor zaten. Hatta Dışişleri Bakanları şu anda Dışişleri Bakanlığı görevinden alındı, başka bir göreve getirildi. O çok daha ileri gitti, dedi ki 'Yerli işbirlikçiyle beraber bunu yaptık.' Veliaht prens ise arka kapıdan Cemal Kaşıkçı'nın çıktığını söyledi. Bizzat kendisi. Ya bu nasıl bir iş ki, dışarıda nişanlısı bekliyor, Cemal Kaşıkçı arka kapıdan çıkıyor, nişanlısını almadan gidiyor. Böyle bir mantık, böyle bir anlayış olabilir mi? Bunlar dünyayı enayi zannediyorlar. İşin tabii ileri boyutlarını da kendileri çok daha iyi biliyor. 'Ben kesmeyi çok iyi bilirim' diyen bir ahlaksız, adi var orada. Meğerse bu adli tıp mensubuymuş. Bakın gelişte kimi nereye gönderecekleri belli. Başlarındaki lider konumunda olan isimler belli. Bu isimler ortada olduğuna göre, bunu şimdi veliaht prens bilmeyecek de kim bilecek. Bunun toplamda 22 kişiye falan çıkarıldığını söylediler. Talimatı veren belli. Bunu Amerika'dan gelen heyet, onlar bile kararı adeta kendi aralarında vermiş durumdalar ama konuşmuyorlar, konuşamıyorlar. Sadece 'biz böyle zannettik' diyorlar."

  • "Sağa sola dolar, petrol dağıtmak suretiyle bu iş çözülmez"

Erdoğan, BM'den ve CIA'dan gelenlere kayıtların dinletildiğini aktararak, "Biz ortadayız, her şeyimizle bunları söylüyoruz. Suudi Arabistan, Türkiye ile olan ilişkilerine yönelik farklı tavırlar içerisine girmek suretiyle bu işi farklı bir mecraya doğru akıtıyor. Biz sizin bir defa lekelenmemeniz, bu noktada adil davranmanızı bekliyoruz sizden. Bunun adımını atın. Her zaman bizim bir sözümüz var. Nedir o? 'Abdestinden şüphesi olmayanın namazından şüphesi olmaz' Eğer senin bu noktada kendinden şüphen yoksa, ne korkuyorsun açıkça çık ortaya konuşman ne varsa bunları konuş. Ama böyle sağa sola dolar, petrol dağıtmak suretiyle bu iş çözülmez. Çünkü ortada bir can var. Bu bir kalemşor ve senin vatandaşın. Biz bunu dünyaya anlattık, anlatacağız. Çünkü bu benim ülkemde oldu." değerlendirmesini yaptı.

"Yeni askerlik sistemi ne zaman hayata geçecek?" sorusuna Erdoğan, "Yakın, yakın. Şu anda tarih vermeyeyim de… Bir defa seçim sonrasına kalır çünkü şu anda Savunma Bakanımız yurt dışında. O da gelecek." yanıtını verdi.

Erdoğan, Meclis Başkanlığı seçimiyle ilgiliyse "Yarın saat herhalde 17.00 gibi biter diye düşünüyoruz. Sayın Bahçeli zaten bu noktada açıklamasını sağ olsun yaptılar. Biz de arkadaşlarımızla gerekli çalışmalarımızı yaptık. Nasıl ki MHP milletvekillerinin parlamentoda olması çağrısını Sayın Bahçeli ifade ettiyse, biz de tabii aynı şekilde bütün milletvekillerimizin eksiksiz Meclis'te olmasını özellikle istiyoruz. Bir an önce seçimi bitirip, seçimden sonra yeni meclis başkanımız inşallah görevine başlamış olur." ifadelerini kullandı.

Gençleri sigaradan korumak istediklerini ifade eden Erdoğan, "Büyük kızım Yeşilay'ın yönetiminde, ciddi gayreti var. Kurumsallaşma noktasında gerek ulusal gerek uluslararası bazda çalışmaları devletle koordineli olarak yürüyor. Yeni düzenlemeler de gelecektir, bunun çalışmalarını ayrıca yapıyoruz, yapmamız lazım. Ben bireysel olarak yapıyorum. Siz de yapın, arkadaşlarınızın cebinden paketleri alın, tarihini yazın, telefonunu yazın. Gerekirse onları bize verin, biz zaman zaman sergileme noktasına gidiyoruz. Bu konuda çok farklı bir şekilde gelip bizden mali noktada, ekonomik olarak, finans noktasında destek isteyenlere de pek iyi bakmıyoruz." diye konuştu.

(Sürecek)

Cumhurbaşkanı Erdoğan, canlı yayında soruları yanıtladı

İSTANBUL (AA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Sayın Trump ile olumlu bir ilişkiye sahibiz. Bu da bir çok sorunu daha kolay çözmemizi sağlıyor. Kendisinin bir daveti oldu. Ben de kendisine 'Önce ben sizi bekliyorum' dedim. Bu denli ilişkilerde bir sıcaklık söz konusu." dedi.

Canlı yayında ekonomideki spekülasyonlara ilişkin bir soru üzerine Erdoğan, S&P'nin Türkiye'ye karşı kasıtlı bir davranışının söz konusu olduğunu dile getirerek, bu değerlendirmelerin ekonomik gerçekliklerden çok uzak olduğunu ve tamamen siyasi olduğunu anlattı.

Erdoğan, S&P ile Türkiye'nin bir ilişkisi kalmadığını "bunun da onları çıldırttığını" ifade ederek, şunları kaydetti:

"2002'de 212,7 milyar lira olan bankacılık sektörünün aktif büyüklüğü 2018 sonu itibariyle 3,9 trilyon liraya ulaştı. Mevduat büyüklüğü 16 yılda 138 milyar liradan 2,1 trilyon liraya yükseldi, toplam öz kaynaklarda 25,7 milyar liradan 421,2 trilyon liraya ulaştı. Çöken ekonomi bu mu? Bankacılıkta şube sayısı 6 bin 170'ten 10 bin 493'e çıktı. İhtiyaç olduğu için bu şubeler açılıyor. Sorunlu kredilerin oranı ise yüzde 17'den yüzde 3,8'e gerilemiş vaziyette. Özellikle bankacılık sistemimiz sağlam şekilde yoluna devam etmekte bunu rakamlar da açıkça ortaya koymaktadır. Şu an da bankacılık sistemi çok ciddi bir itibara sahiptir. BDDK bu yıl için sorunlu kredilerin oranının yüzde 6 civarında olacağını tahmin ediyor. Bazı sektörlerde sorunlu kredilerin oranları çift haneye yaklaşsa da sektörlerin genelinde bu oran en kötü senaryoda bile çift haneye ulaşmayacak."

  • "Tanzim satış noktaları"

Erdoğan, tanzim satış noktalarına değinerek, zincir marketlerin bu uygulamadan rahatsız olduğunu ifade etti.

"Biz nereden bu işe girdik, patlıcan, patates, soğan, biberden bu işe girdik. Niye girdik? Çünkü baktık ki patatesler, soğanlar depolanıyor." diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Üreticiden 2-3 liraya alınan tüketici olarak benim vatandaşıma geldiğinde 8-9-10 lira oluyor. Adım atınca bir anda fiyatlar yüzde 50 düştü. Fiyatlar düştükten sonra 'bu ürünleri çoğaltamaz mıyız?' sorusu geldi. Zincir marketlere ne oluyor, niye rahatsız oluyorsunuz? Siz 250-300 çeşit ürün satıyorsunuz, niye bundan rahatsız oluyorsunuz? Biz vatandaşımızın günlük temin etmek zorunda kaldığını orada satıyoruz. Et, kıyma bunlara girmedik ama siz bunda da aynı oyunu oynadınız. Bir ara kıyma 35 liraya kadar çıktı. Sonra biz ithale girince hemen fiyatlar 28 liraya düştü. Biz vatandaşımıza yapılan bu zulme ortak mı olacağız? Biz devlet isek bu zulmü ortadan kaldırmamız gerek. Böyle giderse bu iş o zaman biz Türkiye'de 81 vilayette icabında tanzim satışları oluştur ve bu tanzim satışlarda bu şekilde vatandaşa ucuz ürün teminine çalışırız. Nerede? Gıdada. Ürün çeşitlerini arttırarak… Yoksa bizim devlet olarak piyasada ne işimiz var? Bizim bir görevimiz var. O da nedir? Denetimdir. Bunu yapmamız ve fırsatçılara dersini vermemiz lazım."

Erdoğan, otomotiv sektörünün Türk sanayi ve ihracatının lokomotif sektörü olduğunun altını çizerek, "Son dönemde iç pazarda konjonktürden kaynaklı bir daralma söz konusu ama otomotiv ihracatı 2018'de yüzde 11 artışla 32 milyar dolara ulaşarak rekor kırdı. Rekor yine otomotivde. Sektör ayrıca Türkiye'nin 168 milyar 88 milyon dolarlık toplam ihracatından yüzde 18,8 ile yine en yüksek paya sahip oldu. İç pazarı tekrar hareketlendirmek için BDDK'nın kredi kartları ile ilgili bir açıklaması oldu. Taksit sınırı ve bireysel tüketici kredilerinde vadenin uzatılması yönünde çalışmalar yaptılar. Bu ciddi manada tüketiciyi rahatlatacaktır. Bu kapsamda fiyatı 120 bin liraya kadar olan taşıt alımı amacıyla kullandırılacak kredilerde vade 48 aydan 60 aya kadar yükselecek. Bu ciddi manada araç alımında alıcıyı rahatlatacaktır." ifadelerini kullandı.

  • "Trump ABD'ye davet etti"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ile olumlu bir görüşme yaptığını belirterek, şöyle devam etti:

"Bugüne kadar Sayın Trump ile ikili görüşmelerimiz itibariyle olumlu geçmektedir. Suriye konusuna gelince olumlu bir görüşme yaptık diyebilirim. Şu anda biliyorsunuz Savunma Bakanımız Washington'da idi. O da orada görüşmelerini yaptı. Bu görüşmelerle birlikte iş daha da farklı bir konuma gelecek. Daha net bilgileri Sayın Bakanımızdan alacağım. Görüşmemizde Suriye özellikle öne çıkarken, bunun yanında ikili ilişkilerimizde, 75 milyar dolar hedefi çok önemliydi. Dedik ki, 'Patriotlar meselesi sizin döneminizin getirdiği bir netice değil, bu ne yazık ki Sayın Obama döneminin getirdiği bir neticedir.' Sayın Obama, bu işi kongreden halledilebilseydi bugünkü duruma gelmeyecektik. Maalesef bu olumlu olmadı. Kendisi de bana çok hak verdi. 'Bu konuda çok haklısınız. Sizi buraya hangi sebeplerin getirdiğini biliyorum' dedi. Günümüz uluslararası ilişkilerinde liderlerin kendi arasındaki diplomasi son derece önemli. Biz de Sayın Trump ile olumlu bir ilişkiye sahibiz. Bu da bir çok sorunu daha kolay çözmemizi sağlıyor. Kendisinin bir daveti oldu. Ben de kendisine 'Önce ben sizi bekliyorum' dedim. Bu denli ilişkilerde bir sıcaklık söz konusu.

Rusya Federasyonu ile olan ilişkilerimizdeki yoğunluk gayet olumlu bir şekilde devam ediyor. Artık dünya liderlerinin uluslararası ilişkilerdeki samimiyeti ile ayrı bir zenginlik kazanıyor. Bu ayrıca aranızda kullanılan dili bile yumuşatabiliyor. Biz Sayın Putin ve Trump ile aynı zamanda bizim dışımızda belirlediğimiz isimleri de aktive ediyoruz. Onlar da birbirleriyle hemen anında görüşme yapabiliyorlar. Bu anında yaptıkları görüşmelerle netice almamız kolaylaşıyor. Şimdi Sayın Trump ile bu görüşmelerimizde bu neticeyi alabiliyoruz ama geçmişte bunlar yoktu. İktidarımızda bunu başardık. Uzun zamandır ABD'nin Ankara'da büyükelçisi yoktu. Şu anda çok önem verdikleri bir ismi Türkiye'ye büyükelçi atıyorlar. Belki bir iki hafta içinde bu büyükelçi görevine başlayacak. Maslahatgüzar ile bir büyükelçinin çalışması aynı değil. Kendisiyle de konuştuğumda, 'Önemli bir büyükelçimi gönderiyorum' dedi. 31 Mart'tan sonra belki bir Washington ziyareti yapma durumum olabilir, belki kendisi Türkiye'ye bir ziyarette bulunabilir. Bu konular önem arz ediyor ikili ilişkilerde."

(Sürecek)

Cumhurbaşkanı Erdoğan, canlı yayında soruları yanıtladı

İSTANBUL (AA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bu ülkeye en ufak bir yatırımı olmayan, herhangi bir kazanım sağlamayanların ideolojik formatlamasına, benim halkım bu tezgaha, bu tuzağa düşmemeli. Benim halkım burada bize kim ne kazandırır veya bugüne kadar bize hangi iktidar, hangi yerel yönetim ne kazandırdı buna bakması gerekir diye düşünüyorum." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CNN Türk-Kanal D ortak yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Bugün sadece Kahramanmaraş ile kalmadıklarını, öncesinde Tersane İstanbul ile adımı attıklarını dile getiren Erdoğan, Haliç'in kıyısında muhteşem bir projenin 2020 yılının kasım ayında hayata geçeceğini, bugün bu projenin temel atma törenini gerçekleştirdiklerini anımsattı.

Erdoğan, bataklık, çamur yığını, kokudan geçilmeyen Haliç'i temizlediklerini, temizledikten sonra da Haliç Kongre Merkezi'ni yaptıklarını hatırlatarak, "Orası sakatatçıların merkeziydi. Ama Haliç Kongre Merkezi ile bütün o çevre farklı bir değer kazandı. Şimdi bu Haliç Tersanesi, bilim, sanat, kültür merkezi olacak." diye konuştu.

Buranın eski Camialtı Tersanesi olduğunu hatırlatan Erdoğan, orada amatör kümedeyken 6 yıl futbol hayatının olduğunu anlattı.

Erdoğan, kendi semtinin bir bölgesi olduğu için çok çok iyi bildiği bir yer olduğunu aktararak, "Şimdi orada gerek o tarihi eserleriyle, gerekse yapılmış olan bu proje kapsamında gerçekten muhteşem bir eser meydana gelecek. Burada üç tane müzenin içinde olduğu Sadberk Hanım Müzesi gibi, ilk defa çok güçlü bir kadın müzesi burada yer alacak. Bir de İslam Türk Sanat Eserleri Müzesi burada yer alacak. Bunun dışında da gerek oteliyle, gerek oradaki marinasıyla, gerek oradaki markalarla, yürüyüş yollarıyla çok farklı Türkiye için çok büyük bir kazanım olacak. Bu Haliç'e farklı bir zenginlik katacak." diye konuştu.

  • "Bu süreçte milletimizle çok ciddi kararlı bir kucaklaşma şansını bulduk"

Erdoğan, seçim atmosferinin sorulması üzerine de meydanların şu anda gayet iyi olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:

"Meydanlar gayet iyi ama tabii bütün bu meydanların dilinin yanında, halkın özellikle şu anda seçimi hazmetmesi hangi konumda bunu da bir geneli itibarıyla masaya yatırmak lazım. Şimdi gün geçtikçe bu kızışıyor. Gün geçtikçe tabii ki vatandaşın özellikle verilen mesajları alması, verilen mesajlar üzerinden istikametini belirlemesi bir bunlar var, bir de ideolojik bir formatlamayla siyasi partileri değerlendiren kesim var. Tabii burada acaba marifet iltifata tabiidir anlayışıyla yapılan yatırımlar, eserler üzerinden değerlendirenlerin durumu mu, yoksa ideolojik formatlamayla bakanların durumu mu önemli? Beklentimiz şu, benim aziz milletim diyoruz ki bu ülkeye en ufak bir yatırımı olmayan, herhangi bir kazanım sağlamayanların ideolojik formatlamasına, benim halkım bu tezgaha, bu tuzağa düşmemeli. Benim halkım burada bize kim ne kazandırır veya bugüne kadar bize hangi iktidar, hangi yerel yönetim ne kazandırdı buna bakması gerekir diye düşünüyorum. Ankara'da, İstanbul'da, İzmir'de, Kayseri'de, Konya'da, Diyarbakır'da, Antalya'da, Adana'da, Mersin'de kimler ne kazandırdı? Trabzon'da, Samsun'da kimler ne kazandırdı. Velhasıl bu yerel yönetimin bu bakımdan çok önemli olduğunu düşünüyorum. Onun için biz bu süreç içerisinde milletimizle çok ciddi kararlı bir kucaklaşma şansını bulduk."

Çalışmalar kapsamında illere gittiklerini, fırsat bulduklarında ilçelere de gittiklerini aktaran Erdoğan, dün Muğla'da olduklarını, önce Fethiye'ye uğradıklarını, oradan sonra planda yokken Bodrum'a geçtiklerini ve herhangi bir hazırlık olmadığı için duvarın üzerinde Bodrumlu vatandaşlara seslenme fırsatı bulduklarını aktardı.

Erdoğan, yoğun bir çalışmayla devam ettiklerini vurgulayarak, yarın da en önemli iller arasında yer alan Kayseri ve Hatay'a gideceklerini belirtti.

  • "Birinci sırada özellikle şehir planları büyük önem arz ediyor"

Erdoğan, yol haritalarının, çalışmalarının hatırlatılması üzerine de "Aslında sizin bu sorunuzdan ben şunu anlıyorum. Aslında bizim manifestodaki başlıkları anlıyorum. Ama bunların tekrarında tabii çok büyük faydalar var." diyerek, şöyle devam etti:

"Birinci sırada özellikle şehir planları büyük önem arz ediyor. Ne tür sıkıntılar çekiyorsak bakıyorsunuz plansızlıktan çekiyoruz. Tabii plansızlık, kaçak yapılaşma vesaire bütün bunlar uzun vadeli ve hakkaniyete uygun şekilde hazırlanmadığı için çok bedel ödedik. Ama bundan böyle bizim yerel yönetim anlayışımızda bunlar uzun vadeli ve kesinlikle de hakkaniyete uygun şekilde bu planlar hazırlanacak. İkincisine gelince alt yapı ve ulaşım sorunları. Bizde bir anlayış var. Her evde bir tane otomobil olsun. Şimdi iki otomobil olsun, yetmez üç otomobil olsun, böyle bir anlayış var. Böyle bir fazla otomobil sayısı olunca da bu neyi getiriyor? Aracını park edecek yer bulmada sıkıntılar yaşıyorlar. Tabii apartmanların altında otopark olması lazım. Ancak yeni dikey mimarinin getirdiği bir anlayışla onların altında otoparklar falan oluyor. Ama daha önceki yapılaşmada maalesef mecburiyet olmasına rağmen apartmanların altında otopark yok. Ne yapıyor? Sokakta, kaldırımın üstüne aracını çekiyor. Bunlar tabii Allah göstermesin en ufak bir yangında, vesairede oraya da itfaiyenin girmesini engelleyen durumlar."

  • Kartal'da yıkılan bina

Kartal'da son yaşananlara da değinen Erdoğan, "En son bir felaket yaşadık, Kartal… Kartal'da yaşadığımız felaketteki sıkıntı nereden kaynaklanıyor? Buraya 3 kat izin almış, 3 kat izni, 8-10 kata çıkarmış. Bu tabii tamamen bir kaçak yapılaşma. Ama sadece o değil ki İstanbul'un da Türkiye'nin de değişik yerlerinde, her yerde İzmir, Ankara, aklınıza ne gelirse hepsinde buna benzer kaçak yapılaşmalar var ve bu kaçak yapılaşma bizi tehdit ediyor. Hele hele deprem bölgelerinde İstanbul'u, bütün bu deprem bölgelerinde bu sıkıntılar var. İzmir'de şu anda Karabağlar olsun, Bornova olsun buralar deprem bölgesi. Buralarda bu sıkıntılar var. Bu tehdit bir büyük depremde yani faturası bunun ne olur belli değil. Ama ben bundan endişeliyim, korkuyorum. Onun için de sürekli bu uyarılarımızı yapıyoruz." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, kentsel dönüşüm diye çalışma başlattıklarını aktararak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şimdi kentsel dönüşümle ilgili olarak biz bu çalışmamızı başlatırken dedik ki bak kentsel dönüşümde biz burada oturanlara kiralarını verelim, kendileri hemen kiraya geçsinler ondan sonra da biz burayı gönüllük esasına dayalı olarak bu bölgeleri yıkalım. TOKİ ile olmazsa müteahhitlerle ama TOKİ'nin koordinesinde buralarda konutlar yapalım ve bu yaptığımız konutlara kendilerini tekrar çekelim oturtalım. Yok başka yerde TOKİ'nin konutları var, buyursunlar oralarda otursunlar. Ama bu kaçak ve her an tehdit altında olduğumuz binalara yerleşmesinler. Çünkü bu kentsel dönüşüm aynı zamanda şehirlerimizin güzelliğini de getirecek."

(Sürecek)

Tersane İstanbul Temel Atma Töreni

İSTANBUL (AA) – Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Şimdi İzmir'in Körfez'ine bakın. Körfez, maalesef kokudan geçilmiyor. Haliç'in eski hali neyse İzmir Körfezi'nin hali de bu. İşte onun için diyoruz ki belediyecilik AK Parti'nin işidir ki biz İzmir'i de alalım, orayı da pırıl pırıl hale getirelim istiyoruz." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tersane İstanbul Temel Atma Töreni'nde yaptığı konuşmada, projede karşılaştıkları zorluklarla ilk defa muhatap olmadıklarını belirterek, şimdiye kadar ülkenin ve milletin yararına hangi adımı atmışlarsa, hangi projeye "Bismillah" demişlerse burada şahit olduklarının katbekat fazlasını yaşadıklarını söyledi.

Asrın projesi Marmaray'ın engellenmeye çalışıldığını, Avrasya Tüneli'nin daha proje aşamasındayken mahkemeye taşındığını, Yavuz Selim Köprüsü'nden Yeni İstanbul Havalimanı'ndan kendilerini vazgeçirmek için sokak olayları dahil her türlü provakasyonun denendiğini aktaran Erdoğan, bütün bunlarla beraber yılmadıklarını, usanmadıklarını, yollarına devam ettiklerini vurguladı.

Erdoğan, "Atatürk Kültür Merkezi'nin inşallah açılışını yaptığımızda, bunlara biz 'Niye geldiniz?' demeyeceğiz, 'Hoş geldiniz.' diyeceğiz. Çünkü bizim anlayışımız bu. Aynı şekilde Harbiye Kongre Merkezi'nde yine oradaki tiyatro merkezini çok daha büyük olarak yaptık. Orada da biz onlara 'Niye geldiniz? Burada niye siz eser sergiliyorsunuz?' demedik, 'Hoş geldiniz.' dedik. Niye? Bizde dağıtmak yok, bizde toparlamak var. Yani Mevlana'nın anlayışıyla, gel ne olursan ol yine gel, biz böyle diyoruz." şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehir hastanelerini kötülemek için kurgu, asparagas haberlerden bile medet umulduğunu, sadece yatırımlarda değil, hak ve özgürlükleri genişletme konusunda da benzer bir tavrın sergilendiğini ifade ederek, şunları kaydetti:

"Her zaman yasakları, baskıları savundular. Darbe ve vesayet odaklarının yanında saf tuttular. Milliyetçi Hareket Partisi ile hayata geçirdiğimiz üniversitelerde başörtüsünü serbest bırakan anayasa değişikliğini iptal ettirmek için Anayasa Mahkemesi'ne gittiler. 28 Şubat döneminde meslek liselerinin ve imam hatip okullarının kapısına kilit vuran kesintisiz eğitim düzenlemesine sahip çıktılar. 4+4+4 yasasının iptali için yine soluğu Anayasa Mahkemesi'nde aldılar. Belediyecilerimizin veya belediyelerimizin öğrencilere verdiği bursların iptalinden Anayasa değişikliklerine, Büyükşehir Yasası'ndan yargı reformlarına, Beştepe'deki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin inşasına kadar millet, memleket hayrına ne iş varsa, bir yolunu bulup hepsini de sabote etmeye kalktılar."

  • "Bunların da ufku, kendi sığ dünya görüşlerinin ötesine geçmiyor"

Erdoğan, "Herkesin ufku denizi kadardır. Bunların da ufku, kendi sığ dünya görüşlerinin ötesine geçmiyor, geçemiyor. Bunlar engellemekten, yıkmaktan, yakmaktan, yasaklamaktan başka bir şey bilmiyor." diyerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bırakın asırlık, yarım, çeyrek asırlık projeler üretmeyi, yarına dair inanın hiçbir tasavvurları yok. Ne 2023'e dair kanaatleri, ne 2053'e dair hayalleri, ne de 2071'e dair vizyonları var. Yok. Türkiye'yi kalkındırmanın değil, günü kurtarmanın hesabındalar. Sadece rant muslukları kesilmesin, yolsuzluk düzenleri zarar görmesin, kafa konforları bozulmasın diye uğraşıyorlar. Milli irade karşısındaki tutumları da farklı değil. Seçim kazanmanın değil, seçim dönemlerini en az zararla atlatmanın hesabını yapıyorlar. 1994'ten önce İstanbul'da olan, burayı ziyaret eden, İstanbul'da yaşayan kardeşlerim Haliç'in eski halini gayet iyi hatırlarlar. Haliç'i adeta bir bataklık olarak teslim almıştık. Çünkü hayatım benim bu Haliç'in kenarlarında geçti. Haliç'in içindeki o bataklıkları iyi bilirim. Burada üç tane gemi hacizliydi. Ali İpar'a ait üç tane gemi, birbirlerine bağlıydı ve biz o gemilerin arasından sandalla Kasımpaşa'dan Fener'e gidip gelirdik. Zira benim okulum Fener'in üzerinde Çarşamba'daydı. Kasımpaşa'dan oraya gider gelirdik."

O dönem Haliç'in su derinliği 50 santimetrenin altına kadar düştüğü için kayık dahi yüzdürülemez hale geldiğini aktaran Erdoğan, sanayi tesislerinden dökülen ve derelerden taşınan atıkların yol açtığı kirlilik yüzünden Haliç'te suni adacıkların ortaya çıktığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kötü koku sebebiyle bölgeden geçmenin bile mümkün olmadığına dikkate çekerek, "Hele Sütlüce… Sütlüce Mezbahanesi, hatırlarsınız orada kesimler yapılıyordu. Orada her türlü sakatat işlemi yapılıyordu. İşte şimdi bizim Haliç Kongre Merkezi olarak inşa ettiğimiz yer maalesef öyleydi. Ama şu anda burada yapılanlar hangi güzellikleri ifa edecekse aynen Sütlüce Kongre Merkezi'nin olduğu bölgeyi de biz sakatatçılardan aldık bugünkü hale getirdik." diye konuştu.

Pek çok kişinin Haliç'ten umudunu kestiğini aktaran Erdoğan, Belediye Başkanı olduğu dönemde, buranın toprakla doldurularak yeşil alan haline getirilmesini dahi teklif edenler olduğunu ifade etti.

  • "Ülkemize ve milletimize kazandırdığımız eserlerle asla yetinmiyoruz"

Erdoğan, "Biz Haliç'i kurtaracağız, yeniden o eski ihtişamlı günlerine döndüreceğiz, burayı tekrar Altın Boynuz haline getireceğiz.' dedik ve kolları sıvadık." diyerek, atık su arıtma tesisleri kurarak, Haliç'e atık su girişini önlediklerini, Haliç'teki balçığı yine bir boru hattıyla bugünkü Alibeyköy'de bulunan Vialand'a taşıdıklarını aktardı.

Derin borularla, İstanbul Boğazı'ndan Haliç'e günde 260 bin metreküp su taşıdıklarını vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Boğaz'ın suyunu oraya taşıdık. Niye? Su devir daimini iyi yapalım, Haliç'teki kokuyu tamamen kaldıralım ve Haliç'i artık balık tutulur, hatta yüzülür hale getirelim. Boğaz'dan Haliç'e deniz suyunu aktarabilmek için 5 kilometre tünel yaptık. Haliç'teki çözünmüş oksijen miktarını artırarak Haliç suyunun yenilenmesi ve biyolojik çeşitliliğin artmasını sağladık. Aşama aşama yaptığımız çalışmalarla Haliç yeniden hayat buldu. Hamdolsun Haliç temizlendi, eski ihtişamına yeniden kavuştu. Şimdi İzmir'in Körfez'ine bakın. Körfez maalesef kokudan geçilmiyor. Haliç'in eski hali neyse İzmir Körfezi'nin hali de bu. İşte onun için diyoruz ki belediyecilik AK Parti'nin işidir ki biz İzmir'i de alalım orayı da pırıl pırıl hale getirelim istiyoruz.

Burada şu noktanın altını özellikle çizmek istiyorum, şayet biz muhalefete göre politikalarımızı belirleseydik emin olun hala Haliç kire, bataklığa, pis kokulara mahkum olurdu. Şayet bunlara kendimizi konumlandırsaydık bugün İstanbul'da hala çöp dağları altında insanlarımız Ümraniye'de olduğu gibi ölüyor olacaktı. Şayet bunların dediklerine göre hareket etseydik ne Avrasya Tüneli ne Marmaray ne Yeni Havalimanı olurdu. İnşallah şimdi Boğaz'ın üzerinde üç katlı bir tüneli de yapacağız. Onu da halledeceğiz. Aynı şekilde ne Bolu, ne Ovit tünelleri, ne de 30 tane yeni havalimanımız olurdu. Şayet biz o malum meslek odalarının baskılarına boyun eğseydik bugün İstanbul hala üç 'Ç' yani çöp, çamur ve çukur ile üç 'Y' yani yokluk, yolsuzluk ve yasaklara esir olurdu. Şayet biz CHP'nin eleştirilerine prim verseydik bugün ülkemiz hala IMF'nin kapısında tefecilere el açıyor olacaktı."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, göreve geldiklerinde Türkiye'nin IMF'ye 23,5 milyar dolar borcu olduğunu hatırlatarak, borcun 2013'ün Mayıs ayında sıfırlandığını ve artık Türkiye'nin IMF ile hiçbir ilgisinin kalmadığını söyledi.

"Şayet biz her meselede ideolojilerin at gözlüğünden bakan bu çapsızları dikkate alsaydık ne Türkiye'yi 3,5 kat büyütebilir, ne ihracatımızı 36 milyar dolardan 170 milyara ulaştırabilirdik." diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Aynı şekilde ne ülkemizi hızlı tren hatlarıyla, otoyollarla, duble yollarlar, köprülerle ilmek ilmek dokuyabilir, ne de dünyanın en güçlü sosyal devleti haline gelebilirdik. Gerek İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığımız döneminde gerekse Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığımız sırasında bu kifayetsizleri asla nazarı dikkate almadık. Hiçbir zaman karşımızdakilerin çapsızlığı, vizyonsuzluğu, basiretsizliğinin bizim istikametimizi belirlemesine müsaade etmedik. Ülkemizin ihtiyaçları, milletimizin talepleri doğrultusunda kısa, orta ve uzun vadeli planlarımızı yaptık, hamdolsun onları tek tek hayata geçirdik. İstanbul'u ve Türkiye'yi son 17 yılda başarıdan başarıya işte bu şekilde taşıdık. Yaptıklarıyla yetinenler unutmayın düş kuramayanlardır. Mevcutla iktifa edenler geleceğe dair hayalleri ve hedefleri olmayanlardır. Ülkemize ve milletimize kazandırdığımız eserlerle asla yetinmiyoruz. Geldiğimiz yeri, mevcut konumumuzu asla yeterli görmedik, görmüyoruz."

(Sürecek)

Ardahan'ın kurtuluş yıl dönümü

ANKARA (AA) – Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ardahan'ın kurtuluş yıl dönümünü kutladı.

Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi'nden yapılan açıklamaya göre Erdoğan, Ardahan'ın kurtuluş yıl dönümü dolayısıyla Vali Mustafa Masatlı ile Belediye Başkanı Faruk Köksoy'a birer tebrik telgrafı gönderdi.

AK Parti'nin Balıkesir mitingi

BALIKESİR (AA) – Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İstanbul-İzmir otoyolunun Balıkesir kuzey ve batı kavşağı arasındaki kısmıyla Akhisar ve Saruhanlı kavşakları arasındaki bölümünü önümüzdeki ay trafiğe açıyoruz." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisince Kuvayımilliye Meydanı'nda düzenlenen mitinge katılarak, vatandaşlara hitap etti.

Eğitimde 3 bin 489 yeni dersliği Balıkesir'e kazandırdıklarını belirten Erdoğan, bugün 47 binden fazla yükseköğrenim öğrencisinin öğrenim gördüğü şehre, ikinci devlet üniversitesi olan Bandırma 17 Eylül Üniversitesini kurduklarını hatırlattı.

Erdoğan, yükseköğrenim öğrencileri için 4 bin 672 kişi kapasiteli yurt binaları açtıklarını, ileriki birkaç yıl içinde Balıkesir, Edremit ve Bandırma'da toplam 2 bin 750 kişi kapasiteli 3 yükseköğrenim yurdunu daha hizmete açacaklarını dile getirdi.

Aralarında 550 yıllık Zağnos Paşa Camisi, Yıldırım Camisi ve Manyas Hacı İlyas Camisi'nin olduğu 83 ata yadigarı eseri restore ettiklerini anlatan Erdoğan, "Atalarımızın eserlerine hep sahip çıktık. Halihazırda Karesi İbrahim Bey Camisi, Karesi Hamidiye Camisi, Erdek Hacıömer Camisi ve Dursunbey Halhallı Camisi gibi önemli eserlerin restorasyonları devam ediyor." diye konuştu.

Erdoğan, Havran ilçesinde 116 bin metrekarelik alanda millet bahçesi yapmak için çalışmalara başladıklarını söyledi.

Balıkesirli ihtiyaç sahiplerine, şehit yakınlarına, yaşlılara ve engellilere toplamda 1,8 katrilyon lira tutarında kaynak aktardıklarını vurgulayan Erdoğan, şehre 27'si hastane olmak üzere toplam 66 sağlık tesisini kazandırdıklarını ifade etti.

Kente şehir hastanesi standartlarında bin yataklı eğitim ve araştırma hastanesi yaptıklarını hatırlatan Erdoğan, Sındırgı, Gömeç ve İvrindi Devlet Hastaneleri ile 8 sağlık tesisinin inşası, 15 sağlık tesisinin ise plan, proje ve ihale çalışmalarının sürdüğünü kaydetti.

Balıkesir'in bölünmüş yol uzunluğunu 76 kilometreden, 513 kilometre ilaveyle 589 kilometreye çıkardıklarını bildiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bu yollar olmasaydı bizim halimiz ne olacaktı? Yol medeniyettir. Yolun varsa medenisin, yolun yoksa gayrimedenisin. Şimdi bölgede bütün üst geçitler, kavşak düzenlemeleri bütün bunlar yine AK Parti belediyeciliğinin eserleri. Toplam maliyeti 1,7 katrilyon lira olan 16 yol projemizin yapımı devam ediyor. Tamamını bu yıl içinde hizmete alacağımız İstanbul-İzmir Otoyolu projesinin 106 kilometrelik kesimi Balıkesir'den geçiyor. Bu vesileyle şu müjdeyi sizlerle paylaşmak istiyorum; İstanbul-İzmir otoyolunun Balıkesir kuzey ve batı kavşağı arasındaki kısmıyla Akhisar ve Saruhanlı kavşakları arasındaki bölümünü önümüzdeki ay hemen trafiğe açıyoruz. Bir diğer önemli projemiz de içinde Çanakkale Köprüsü'nün de yer aldığı Kınalı-Tekirdağ-Çanakkale-Balıkesir Otoyolu Projesi'dir. Bu otoyol Balıkesir'de İstanbul-İzmir Otoyolu'na bağlanacak. Böylece İzmir, Aydın, Antalya gibi turizm merkezlerinin Avrupa ülkeleriyle arasındaki mesafe kısalmış olacak."

-Balıkesir Havalimanı'na yıllık 1 milyon yolcu kapasiteli terminal binası

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sındırgı ile Edremit Kuzey Çevreyollarını ve Bandırma Susurluk yolundaki Manyas ve Okçugöl köprülü kavşaklarını bu yıl tamamlayacaklarını söyledi.

Eskişehir, Kütahya, Balıkesir ve Bandırma-Balıkesir-Manisa-Menemen demiryolu hatlarını elektrikli ve sinyalli hale getirerek modernize edildiğini anlatan Erdoğan, tamamlanan kesimleri etap etap işletmeye açtıklarını, kalan kesimleri de bu yıl içinde bitireceklerini ifade etti.

Kentin ortasından geçen tren yolunun şehir dışına alınmasının da gündemlerinde olduğuna işaret eden Erdoğan, mevcut tren yolu bölgesini de kent meydanı yaparak vatandaşın hizmetine sunacaklarını belirtti.

Balıkesir'de iki havalimanı olduğunu aktaran Erdoğan, Edremit'teki Koca Seyit Havalimanı'na yıllık 3 milyon kapasiteli bir terminal binasını inşa ettiklerini, bu havalimanının 2003'te 3 bin 567 olan yolcu trafiğinin, geçen yıl 516 bine çıktığına dikkati çekti.

"Yıllık yüz bin yolcu kapasiteli küçük bir terminali olan Balıkesir Havalimanı'mıza yıllık 1 milyon yolcu kapasiteli terminal binası yapıyoruz." diyen Erdoğan, şöyle konuştu:

"Buradan bir müjde vermek istiyorum. Bay Kemal ne verir bilmiyorum. O, akşam yalan, sabah yalan, akşam iftira, sabah iftira. Ben de durmadan mahkemeleri kazanıyorum. 1,5 milyon kazandım, 1 milyon kazandım şimdi nihai kararı bekliyoruz, onanma kararı, o da geldikten sonra biz de bunu Mehmetçik Vakfına hibe ederiz. Çünkü Bay Kemal'in böyle bir yere nasip olmaz hiç olmazsa biz oradan gelen bu kararı Mehmetçik Vakfımıza vermek suretiyle adeta şehitlerimize… Neler yaptığını biliyorsunuz değil mi? Terör örgütlerine karşı savaşanlara 'ne işiniz var orada?' aynen bu ifadeyi kullanıyor. Mehmetçik'in görevinin ne olduğunu tarih kaydetmiştir. Benim Mehmetim teröristlerle uğraşmayacak da kimle uğraşacak? Tabii ki teröristlerle bu mücadeleyi vereceğiz ve hepsi de giderken evde anacığı, babacığı ne diyor? 'Git oğlum git, ya şehit ol ya gazi', biz böyle yetiştik. Dolayısıyla bundan sonra da bu mücadele böyle devam edecek. Şimdi nedir o müjde? Terminal binası yakında tamamlanıyor ve bu yıl içinde havalimanımızı hizmete açıyoruz. Böylece Balıkesirli kardeşlerimiz uçak yolculuğu için Edremit'e kadar gitmek zorunda kalmayacak."

  • "Çiftçilerimize toplamda yaklaşık 2,8 milyar lira tarımsal destek verdik"

Erdoğan, Balıkesir'e 20 baraj ve 22 gölet inşa ettiklerini, 10 baraj ve 5 göletin yapım çalışmalarının devam ettiğini söyledi.

Son 16 yılda inşa ettikleri sulama projeleriyle 620 bin dekar zirai araziyi sulamaya açtıklarını hatırlatan Erdoğan, şimdi 173 bin dekar zirai araziyi daha sulamaya açacaklarını dile getirdi.

İkizcetepeler Barajı'ndan alınan suyu, inşa ettikleri içme suyu isale hattıyla ve içme suyu arıtma tesisiyle Balıkesir'e ileterek şehrin içme suyu problemini çözdüklerini vurgulayan Erdoğan, mevcut atık arıtma tesisi ihtiyacını karşılayamaz hale gelen kente günlük 10 bin metreküp kapasiteli yeni bir atık arıtma tesisi kurulacağı müjdesini verdi.

Çiftçilere verdikleri desteklerden bahseden Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bay Kemal ne diyor? 'Çiftçi artık arazisini satıyor' diyor. 'Çiftçi artık para bulamıyor' diyor. Bay Kemal, bak sana şimdi buradan söylüyorum; çiftçilerimize toplamda yaklaşık 2,8 milyar lira tarımsal destek verdik. Balıkesir'de bir Teknopark, 8 Ar-Ge merkezi kurduk. Balıkesirli girişimcilerimize toplamda 12,5 katrilyon lira tutarında yatırım teşviki sağlayarak 25 bin ilave istihdam oluşturduk."

(Sürecek)

Afyonkarahisar'da toplu açılış töreni

AFYONKARAHİSAR (AA) – Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na açtığı davalara ilişkin, "Bütün davaları kazanıyorum. Biliyorsunuz birisinden 1,5 milyon, birisinden 1 milyon. İnşallah şimdi onları aldıktan sonra da hemen Mehmetçik Vakfımıza onu hibe edeceğiz. Çünkü Bay Kemal benim Mehmetçiğimi hep küçümsemiştir." dedi.

Anıtpark Meydanı'nda düzenlenen toplu açılış töreninde Afyonkarahisarlılara hitap eden Erdoğan, Kılıçdaroğlu aleyhinde "yalan ve iftira" içerikli beyanları nedeniyle açtığı bütün davaları kazandığını bildirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biliyorsunuz birisinden 1,5 milyon, birisinden 1 milyon. İnşallah şimdi onları aldıktan sonra da hemen Mehmetçik Vakfımıza onu hibe edeceğiz. Çünkü Bay Kemal benim Mehmetçiğimi hep küçümsemiştir. Afrin'e girdiği zaman onlara maalesef yanlış yapmıştır. Teröristlerle mücadele ettiklerinde yanlış yapmıştır ve hiçbir zaman vatansever bir tutum göstermemiştir." ifadesini kullandı.

Erdoğan, "İşte şimdi Kandil'deki teröristler ona talimat veriyorlar ve HDP'ye ne diyorlar, 'CHP ile beraber seçime gireceksiniz.' diyorlar. Niye? 'AK Parti'yi çökertmek için böyle yapacaksınız, Cumhur İttifakı'nı çökertmek için böyle yapacaksınız.' Bay Kemal de bunu yerine getiriyor mu? Getiriyor ve onlarla beraber yürüyor mu? Yanında bir de adı 'İYİ' olan bir parti var. Bir de yanlarında adı Saadet olan bir particik var. Bunlar dörtlü çete. Bu dörtlü çete kime karşı birleşiyor? Cumhur İttifakı'na." diye konuştu.

Cumhur İttifakı'nın milliyetperver ve vatansever olduğunu vurgulayan Erdoğan, alandakilerle "Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız." sözlerini tekrarladı.

Erdoğan, HDP'nin kongrelerinde İstiklal Marşı'nın bile okunmadığına işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İstiklal Marşı'nı dahi okumayanlarla Bay Kemal, sen nasıl kol kola giriyorsun? İYİ Parti sen nasıl bunlarla kol kola giriyorsun? Saadet sen nasıl bunlarla kol kola giriyorsun? Bunlar kongrelerinde benim şu güzel bayrağımı dahi astırmayanlardır. İşte bizim farkımız bu. Onun için Afyonkarahisar'dan bunlara güzel bir Osmanlı tokatını 31 Mart'ta atmaya var mıyız? Bizi anlamak isteyen, farkımızı görmek isteyen hiç uzağa gitmesin, gelsin Afyonkarahisar'a baksın. Bizim başarılarımızın sırrına vakıf olmak isteyen işte bu meydana baksın. Maşallah bu ne coşku, bu ne muhabbet? Hamdolsun. Milletimizle kurduğumuz gönül bağına baksın."

  • "118 kalem hizmetin resmi açılışını gerçekleştiriyoruz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP ve şürekasının Ankara'da rant kavgası verirken AK Parti'nin bugün burada olduğu gibi toplu açılış törenleri, mitingler ve ziyaretlerle, insanıyla kucaklaştığını vurguladı.

Karşılarında "zillet ve illet ittifakı" olduğunu söyleyen Erdoğan, onlar küçük hesaplarla boğulurken kendilerinin Afyonkarahisar'da toplam yatırım bedeli 1 milyar 172 milyon lirayı aşan 118 kalem hizmetin resmi açılışını gerçekleştirdiklerini aktardı.

Erdoğan, Afyonkarahisar Belediyesinin kazandırdığı, aralarında kavşaklar, alt geçitler, içme suyu tesisleri, cemevi ve Kuran kurslarının bulunduğu eserlerin açılışını yaptıklarını, İl Özel İdaresinin 76,5 milyon liralık yatırımla vatandaşın istifadesine sunduğu asfalt, isale, sulama çalışmalarını hizmete aldıklarını, Devlet Su İşlerinin 97 milyon liralık yatırımla şehre kazandırdığı göletlerin, içme suyu ve sulama tesislerinin resmi açılışını gerçekleştirdiklerini dile getirdi.

Tarım ve Orman Bakanlığının bitirdiği tesisleri, çevre düzenlemelerini, alt yapı projelerini ve 157 firmaya sağladığı yatırım desteklerini hizmete sunduklarını belirten Erdoğan, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının 307 milyon liralık yatırım bedeliyle halkın kullanımına sunduğu yolları, köprülü kavşakları, bölünmüş yolları, alt geçitleri, demiryolu yenileme ve yapımlarını bugün resmen hizmete aldıklarını ifade etti. Ayrıca, Afyonkarahisar merkez ve ilçelerde Milli Eğitim Bakanlığınca inşaası tamamlanan okulları, yurtları, liseleri ve derslikleri hizmete açtıklarını anlatan Erdoğan, Kredi Yurtlar Kurumunun Bolvadin'e kazandırdığı 500 kişilik yükseköğrenim yurdunun, Gençlik ve Spor Bakanlığının inşa ettiği 3 bin kişilik Prof. Dr. Veysel Eroğlu Kapalı Spor Salonu'nun açılışını yaptıklarını kaydetti. TOKİ tarafından merkez ve ilçelerde inşaası tamamlanan konutları, camileri ve ticaret merkezlerini hizmete aldıklarını bildiren Erdoğan, "Çeşitli kurumlarımızın hizmet binalarını, restorasyon çalışmalarını, yatırım desteklerini, canlı hayvan borsalarından doğalgaz boru hatlarına kadar pek çok yatırımı bugün resmen şehrimize kazandırıyoruz." dedi.

  • "Sosyal devlet' kavramını yeniden ayağa kaldırdık"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afyonkarahisar'ın gerek belediye gerekse kamu yatırımlarında AK Parti'nin hizmet siyasetini en iyi bilen şehirlerden olduğunu belirterek, 17 yıl öncesinin Afyonkarahisar'ı ile 2019'un Afyonkarahisar'ı arasında dağlar kadar fark olduğunu söyledi.

AK Parti'nin kuruluşunu ilan etmek için 2001 yılında Afyonkarahisar'a geldiklerinde kendi yağıyla kavrulmaya çalışan, kamu hizmetlerinden yeterince istifade edemeyen, adeta unutulmuş, kaderine terk edilmiş bir şehir gördüklerini anlatan Erdoğan, yaptıkları yatırımlarla Afyonkarahisar'da yılların ihmaline son vermekle kalmadıklarını, aynı zamanda her alanda şehre çağ atlattıklarını dile getirdi.

Kente son 16 yılda 21,5 katrilyon lira tutarında yatırım yaptıklarının altını çizen Erdoğan, şöyle konuştu:

"Biz buyuz. Eğitimde 2 bin 517 yeni derslik, 45 bin öğrencinin öğrenim gördüğü şehrimize ikinci devlet üniversitesini, Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesini kurduk. Birinciyi de biz kurduk. Yükseköğrenim öğrencileri için 11 bin 541 kapasiteli yurt binalarını hizmete açtık. Afyonlu genç kardeşlerimiz için 15 bin seyirci kapasiteli bir stadyumu, Sandıklı Gençlik Merkezi'ni futbol sahaları, spor salonlarını inşa ettik. Geçmişte adeta unutulan bir kavramı, 'sosyal devlet' kavramını yeniden ayağa kaldırdık. Sanayicimizi, memurumuzu, işçimizi desteklediğimiz kadar Afyonlu ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızın da yardımına koştuk. Şehit yakınlarımıza, yaşlılarımıza, engellilerimize toplam 1,2 katrilyon lira tutarında kaynak aktararak destek sağladık."

(Sürecek)

Cumhurbaşkanı Erdoğan, canlı yayında soruları yanıtladı

İSTANBUL (AA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP'nin IMF konusunu gündeme getirip durduğunu ifade ederek, " 'İşte bak göreceksiniz IMF'ye Türkiye muhtaç olacak, böyle bir noktaya geldi.' Daha IMF şurada 1-2 sene önce bizden borç istedi. 5 milyar dolar borç istedi. Ben Başbakanım o zaman dedim ki 'verin'. Bizim vereceğimizi anlayınca IMF borç almaktan çekindi ve vazgeçti. Şu anda IMF ile bir ilişkimiz yok, borç yok, bitti o iş." dedi.

ATV-A Haber ortak canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Erdoğan, sağlıktaki dönüşümün sorulması üzerine, Kemal Kılıçdaroğlu'nun SSK Genel Müdürü olduğu dönemi gördüklerini, o dönemde hastanelerde ölenlerin rehin alındığı tabloları da bildiklerini dile getirerek, "Ölmüş ya… Onu bırakmıyorlar. Genel Müdür kim? Bay Kemal. Ya ölmüş, 'parayı getireceksin öyle alabilirsin'. Bu dönemler yaşandı." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, o dönemde ilaç olmadığını, SSK'lıların eczanelerden ilaç alamadığını, hastanelerin eczanelerinde de yazılan ilaçların tamamının bulunamadığını dile getirerek, artık böyle bir sorun olmadığını, kim olursa olsun vatandaşın istediği eczaneden gidip ilacını alabildiğini kaydetti.

Artık herkesin istediği hastanede tedavisini olabildiğini, SGK ile anlaşması olan özel hastanelerde de bunun geçerli olduğunu anlatan Erdoğan, "Bir ara mesela Bay Kemal, yalanı iyi biliyor dedim ya, hastanelerde artık ameliyatlar durdu yalanını da attı. Bütün bunlar Türkiye'de yürürken, biz bir taraftan devlet hastanelerini yürüttük ve her ilde, hatta ilçelere varıncaya kadar hastaneler inşa ettik. Şimdi de benim hakikaten hayalim olan şehir hastanelerine geçtik. Şu anda büyükşehirlerden bu işe başladık. Büyükşehirlerin yanında bazı şehirlerimizde de Yozgat, Isparta gibi, oralarda da şehir hastaneleri yaptık." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehir hastanelerinde her şeyin daha otomatik bir sisteme bağlandığını, kadroların daha da güçlü olduğunu aktararak, yaklaşık 3 bin 600 yataklı Bilkent'teki Ankara Şehir Hastanesi'nin çok yakın bir zamanda açılışının yapılacağını söyledi.

Bilkent'teki şehir hastanesinde hasta kabulünün de başladığını ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bunu yıpratmak için bile ne diyorlar biliyor musun? 'Yol yok.' Ne demek yol yok? Yolu da var, çok çok büyük, fazlasıyla yeter otoparkı da var. Şu anda 6 binin üzerinde ambulansa sahibiz. Bu noktalara geldik. Bu şehir hastanesinde bu yatak kapasitesiyle diğer komşu hastanelerden oraya taşınmalar başladı. Çünkü vatandaşımızın orada çektiği çileler son bulsun diyoruz. Atatürk Eğitim Hastanesi taşındı. Şimdi Dış Kapı falan onlar taşınıyor, taşınacak. Böylece buralardaki sıkıntılar da süratle buraya taşınınca zaten biter. Orada artık bir sıkıntı falan inşallah kalmayacak. Ambulans servisleriyle, her şeyiyle ve hep söylüyorum, doktor noktasındaki sayıyı daha da artırmak gayemiz var. Sağlık memuruydu, hemşireydi bütün bunlarda sayıyı daha da artıracağız. Sağlık Bakanımızın da ifade ettiği gibi, burada çok ciddi bir eleman ihtiyacımız olacak. Bunlarla beraber de bu şehir hastanesinde güçlü ekipmanlarla, ekiplerle, burada ileri bir teknoloji kullanılacak. Aynı şeyi mesela, burada şimdi Olimpiyat Stadı'nın yanında bir şehir hastanesi yine yapılıyor. Kısa bir zaman sonra da Anadolu Yakası'nda da Samandıra bölgesinde bir şehir hastanesini de başlayacağız. Şu anda proje çalışmaları tamam, ihale çalışmalarına başlayacağız. Kartal'daki enkazda yaralıların kaldırıldığı hastanenin hemen bitişiğinde ayrıca devlet hastanesi yapıyoruz. O bittiği anda da zaten şu anda kullanılan yeri devre dışı bırakacağız."

  • "Mahalle baskısı nerede ve nasıl yaşanıyor, herkesin çok iyi görmesi lazım"

Sanatçı Ferman Akgül'ün konser için gittiği Avustralya'da rahatsızlandığı ve orada aldığı sağlık hizmetinden memnun kalmadığı, bunun üzerine sosyal medyada Türkiye'nin sağlık sisteminin daha iyi olduğuna dair yaptığı sosyal medyada paylaşımının ardından bir "linç kampanyasının" yürütülmesine ilişkin görüşü sorulan ve "Sizinle toplantı yapan sanatçılar, sporcular, sinemacılar linç kampanyasına maruz kalıyorlar, şahsınız da öyle. Ne diyeceksiniz?" sorusu üzerine Erdoğan, bu noktada üzüldüğünü, ülkede eğer bir ayrımcılık varsa, bunun sanatçılardan veya siyasetçilerden kaynaklanmadığının ortaya çıktığını, tam aksine birilerinin düşünce dünyasına uymayacak hareketler içerisine girildiği zaman bunun yapıldığını aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu durumu 16-17 yıldır yaşadıklarını dile getirerek, "Harbiye Kongre Merkezi'ni yaparken, yanında da biliyorsunuz bir tiyatro var. Biz tabii orayı yaparken dedik ki tiyatroyu da yıkmamız lazım. Neden? Çünkü aşağıda 3 bin kişilik adeta bir opera binası yapıyoruz. Burası öyle veya böyle zaten hafriyatlar yapılırken yıkılacak. Ama biz buraya bunun daha büyüğünü yapalım dedik. Biz daha işe başlamadık hemen bu tiyatrocu olduğunu söyleyenler başladılar aleyhte kampanyalara. Tabii kendilerine birçok konuşmamda ifade ettim 'Biz daha büyüğünü, daha modernini yapacağız'. Hayır, durmadılar. Biz de işimize baktık ve orada 3 bin 300 kişilik dev salonu, opera binasını yaptık. Yukarıda da tiyatro salonunu yaptık." şeklinde konuştu.

O günden bugüne Harbiye Kongre Merkezi'nin sürekli faaliyet halinde olduğunu ifade eden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Sürekli uluslararası, ulusal toplantılar olsun. Bunun dışında yine değişik yerlerde bizimle beraber herhangi bir etkinliğe gelen kim olursa olsun, Türkiye'nin en popüler sanatçıları her zaman bu tiplerden maalesef sözlü hakaretlere uğramışlardır. İşte ana muhalefetin başındaki zat, kullandığı ifadeye baksana, 'Bu adam, adamlar' falan, bunu kullanıyor. Biz bu sanatçılarımızla nereye gittik? Hanım erkek hep beraber Afrin mücadelesinin yapıldığı dönemde Mehmetçiğimize bir moral aşılayalım diye Genelkurmay Başkanım olsun, kuvvet komutanlarımız olsun hep beraber oraya gittik ve onlarla birlikte orada şöyle bir el ele, kol kola olduk, resimler çektirdik. Bu arada da Sayın Tatlıses başta olmak üzere orada az önce söylendiği gibi Yaylaları, vesaireleri söylemek suretiyle hem askerimize orada ayrı bir coşku aşılama imkanı oldu hem de o dayanışma ruhunu… Bunlar tabii ilk defa yapılmıyor. Bunlar geçmişte sanatçıların her zaman Mehmetçikle moral günleri adı altında buluşmaları olurdu. O moral günleriyle Mehmet güç, kuvvet bulur. Bazı şeylerini unuturdu. Bizim yaptığımız da buydu. Bunu yaptık. Tabii Bay Kemal'in bu tür şeylerden haberi yok. Bu ancak yaşamakla oluyor ve ben tabii sanatçılarımıza yapılan bu saygısızlık, hakaretlerden dolayı da hakikaten her zaman söylemişimdir onlar adına devamlı üzüntülerimi dile getirmişimdir. Ama kim ne derse desin sanatçı zaten sanatıyla, bir defa kendisine olan muhabbeti her zaman kazanacaktır ve biz de her zaman onların yanındayız. Nitekim bu son sinema yasasıyla ilgili attığımız adım da bunun bir emaresidir. Şunu bir defa bilmemiz lazım, bu nefret dili hiçbir zaman kazanamaz, bunu bileceğiz. Tahammülsüzlük, zaten bizim değerlerimize de uygun değil. Onlar istedikleri kadar tahammülsüzlük göstersinler. Şunu bilmemiz lazım, mahalle baskısı nerede ve nasıl yaşanıyor, herkesin çok iyi görmesi lazım. Şu anda benim milletim de işte bu mahalle baskısının nerelerden geldiğini, nasıl olduğunu görmek suretiyle de 31 Mart'ı buna göre değerlendirmesi lazım diye düşünüyorum."

  • "IMF 1-2 sene önce bizden borç istedi"

Erdoğan, ekonomideki son duruma ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine de göreve geldiklerinde IMF'ye olan borcun 23,5 milyar dolar olduğunu, o zaman Merkez Bankası'nın döviz rezervinin de 27,5 milyar dolar olduğunu anımsattı.

"Tabii biz şunu bir defa biliyorum, IMF'nin Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidarının, bu SHP olabilir, CHP olabilir, bunların birbirinden farkı yok. Biz bunları biliyorsunuz sesinden tanırız ve 23,5 milyar dolar borçla kucağımızda bulduğumuz IMF'ye biz bir defa taksitlerimizi ödemeye devam etti." diyen Erdoğan, şöyle konuştu:

"Merkez Bankası'nın ise bu döviz rezervi bizi rahatsız ediciydi. Bunun da artması lazımdı. Başbakanlığım döneminde bir ara Merkez Bankası'nın döviz rezervi 136 milyar dolara kadar çıktı. Ama bu arada IMF'yi eritiyoruz. Hatırlarsanız 2008'deki ekonomik krizde de benim bir açıklamam olmuştu. Demiştim ki 'Bu kriz bizi teğet geçer, hiç endişe etmeyin.' demiştim. Şu anda da gelinen noktada da 2013 Mayıs'ında biz IMF'ye olan borcumuzu sıfırladık. Fakat sürekli hep bizim önümüze bu IMF getirilirdi. Eyvallah tamam, bunu biz başlatmadık. Kucağımızda bulduk ama bu işi biz çözeceğiz, çözdük ve bitti. Şimdi CHP yine bunu gündeme getirip duruyor. 'İşte bak göreceksiniz IMF'ye Türkiye muhtaç olacak, böyle bir noktaya geldi.' Daha IMF şurada 1-2 sene önce bizden borç istedi. 5 milyar dolar borç istedi. Ben Başbakanım o zaman dedim ki 'verin'. Bizim vereceğimizi anlayınca IMF borç almaktan çekindi ve vazgeçti. Şu anda IMF diye bir ilişkimiz yok, borç yok, bitti o iş. Ama bu arada biz 80 milyar dolara kadar Merkez Bankası döviz rezervinde bir düşüş yaşadık. Şimdi yeniden toparlandık ve Merkez Bankası döviz rezervi 100 milyar dolara tırmandı. Şu anda yine oraya geldi ve burada kalmayacağız. Bu artış inanıyorum ki devam edecek. Çünkü biz yere bir defa sağlam basıyoruz. Biz diğer ülkeler gibi değiliz."

  • "Türkiye'ye operasyon çekilmeye çalışıldı"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'ye kur, döviz ve enflasyon üzerinden operasyon çekilmeye çalışıldığını belirterek, "Bununla kalmadılar bir de patates, sivri biber, yok domates, yok bunun yanında çeşitli bakliyat ürünleri vesaire. Dedik ki bakın burada dürüst davranın ve zincir marketlere de seslendik, açık söyledim, eğer bunlar yapılmazsa, bu fiyatlar en uygun yere çekilmezse biz burada adımlarımızı atarız. Biz adımı attık. Şu anda da tabii bu işi Ankara, İstanbul olarak başladık. Bugün Bursa'da 3 tane açtık. Onlar da 10'a çıkacak ama ben 10'da bırakmayın, 30'a felan çıkartın dedim. Bunu yaygınlaştırarak devam ettireceğiz." diye konuştu.

Bu adımın hemen ardından fiyatların yarı yarıya düştüğünü, bununla kalmayıp, zincir marketlerde de rakamların ciddi manada düşüş göstermeye başladığını aktaran Erdoğan, bazı köşe yazarlarının "Bu serbest piyasa ekonomisine terstir." eleştirilerine değinerek, bunun çok ahlaki bir durum olmadığını aktardı.

Serbest piyasa ekonomisinin, haftalık, 10, 15 günlük ürünler için geçerli olmadığını, bunun beyaz eşya, otomobil gibi ürünlerin piyasadaki fiyatlarının belirlenmesinde geçerli olan bir durum olduğunu dile getiren Erdoğan, "Öbür tarafta kalkıp da domatesi, patatesi serbest piyasa ekonomisi içinde belirleyici bir ürün olarak nasıl ortaya koyarsın? Bir defa bunun belirleyici ürün olması lazım ama bunların öyle bir durumu yok ki Bunu sattın sattın, satmadığın takdirde bunlar depolarda zaten çürüyor. Benim vatandaşım da bunu gidiyor olmadık fiyatlarla alıyor. Soğanda bunu yaşadık, çürüdü, sarımsak çürüdü. Ama şimdi Antalya da bu işin içinde, o da giriyor ve böylece benim vatandaşım şu anda ilk etapta bir defa yarı yarıya düştüğünü gördü." değerlendirmesini yaptı.

Erdoğan, seçim sonrası şartların düzelmemesi halinde bunu daha yaygın hale getireceklerini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bakkallarımıza, küçük marketlere varıncaya kadar onlarla da bunu konuşup, bu adımları atarak çok daha geniş bir satış ağını kurmuş olacağız. Bu tabii marketleri ciddi manada rahatsız edecek. Çünkü bunun arkasından ne gelecek? Eğer fiyatlarda uygun bir yere inmezlerse bu defa biz diğer ürünlere de gireceğiz. Ama bizim kesinlikle bu alanlarda da bulunmak diye bir derdimiz yok. Baktık ki her şey yerli yerine oturdu hemen biz anında çekiliriz, bizim orada kalmak diye bir derdimiz yok. Bizim zaten işimiz başımızdan aşmış vaziyette. Biz daha bu işe girerken siyasette, 'bizim işimiz ticaret değil' dedik. Ama bu konuda da zincir marketler, diğerleri olsun hepsi insaflı hareket edecekler. Çünkü biz hangisinin de ne kadar kazandığını biliyoruz."

(Sürecek)

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan taziye telefonu

ANKARA (AA) – Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, vefat eden gazeteci, yazar ve eski Yeşilay Genel Başkanı Mustafa Necati Özfatura'nın oğlu Murat Özfatura'yı arayarak, başsağlığı diledi.

Alınan bilgiye göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan, vefat eden Mustafa Necati Özfatura’nın oğlu Murat Özfatura'yı telefonla arayarak, aileye başsağlığı dileklerini iletti.