Üsküdar-Çekmeköy-Sancaktepe metro hattının ikinci etabı açıldı

İSTANBUL (AA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesine ilişkin, "Biz 'Kararlıyız. Bunu meydana çıkaracağız.' dedik. Şimdi bu konuyla ilgili açıklamalarımı inşallah salı günü grup toplantısında yapacağım. Çünkü burada adaleti arıyoruz. Bütün çıplaklığıyla ortaya çıkacak. Sıradan atılan bazı adımlarla değil. Bütün çıplaklığıyla… 15 kişi buraya niye geldi, 18 kişi niye tutuklandı? Bunlar tüm detaylarıyla açıklanmalıdır. Bunları salı günü çok daha farklı bir şekilde grup konuşmamda anlatacağım." dedi.

Erdoğan, Üsküdar-Çekmeköy-Sancaktepe Metro Hattının İkinci Etabının açılış törenindeki konuşmasında, 1. ve 2. Dünya savaşlarında kurulan dengelerin bozulmaya başlandığı ve dünyanın yeniden yapılandığı bir süreçte olduklarını belirterek, Türkiye'nin bu dönemde istikrarını korumasının önemine işaret etti.

Türkiye'nin ileriye doğru her hamlesinde istikrarsızlığa sürüklenmek istendiğini vurgulayan Erdoğan, "Hamdolsun, bu defa aynı tuzağa bizi düşüremediler. 2008'de de yaptılar. Ama gereken cevabı aldılar. AK Parti döneminde oynanan tüm oyunlara rağmen kesintisiz bir şekilde 16 yıldır ülkemizi hedeflerine doğru ilerletmeyi başardık. Geçmişin eksiklerini telafi etmekle kalmadık, geleceğin de alt yapısını kurduk. Şimdi, bu alt yapı üzerinde büyük ve güçlü Türkiye'yi inşa etme aşamasındayız." diye konuştu.

Erdoğan, Türkiye'ye yönelik saldırıların şiddetinin giderek arttığını belirterek, şöyle devam etti:

"Mahiyette de değişiyor. İşte en son Cemal Kaşıkçı olayındaki hassasiyetler…Biz 'Kararlıyız. Bunu meydana çıkaracağız.' dedik. Şimdi bu konuyla ilgili açıklamalarımı inşallah salı günü grup toplantısında yapacağım. Çünkü burada adaleti arıyoruz. Bütün çıplaklığıyla ortaya çıkacak. Sıradan atılan bazı adımlarla değil. Bütün çıplaklığıyla… 15 kişi buraya niye geldi, 18 kişi niye tutuklandı? Bunlar tüm detaylarıyla açıklanmalıdır. Bunları salı günü çok daha farklı bir şekilde grup konuşmamda anlatacağım. Orada bunların detayına gireceğim. Dünya şu anda kimi nasıl konuşuyor, hepsine bakacağız."

– "Ana muhalefet terör örgütüyle seçimlere hazırlanıyor"

Eskiden vesayet eliyle yürütülen kampanyaların şimdi ana muhalefet ve bölücü örgütün ittifakına havale edildiğini dile getiren Erdoğan, "Şu anda ana muhalefet, bölücü terör örgütüyle el ele, kol kola Mart seçimlerine hazırlanıyor. Görüyorsunuz değil mi? CHP'ye gönül veren kardeşlerim, hala bu CHP'ye oy mu vereceksiniz? Bu terör örgütüyle el ele, kol kola olan CHP'ye oy mu vereceksiniz? HDP'ye oy veren kardeşlerim, sizler de hala bu terör örgütünün yardakçısı olan bu siyasi partiye oy mu vereceksiniz? Yazıktır, günahtır. Siz hizmete mi, bu terörü destekleyenlere mi? Benim Kürt kardeşlerimin kızlarını, çocuklarını Kandil dağına kaçıranlara mı oylarınızı vereceksiniz?" değerlendirmelerinde bulundu.

Erdoğan, eskiden, birkaç milyar dolarla yapılan ekonomik manipülasyonların şimdi daha büyük rakamlarla yürütüldüğünü belirterek, eskiden alt düzeyde seslendirilen niyetlerin şimdi en üst seviyede dile getirildiğini kaydetti.

Eskiden diplomasi, siyasetin ve hukukun içinde kotarılan işlerin şimdi aleni olarak gerçekleştirildiğine dikkati çeken Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Eskiden masada, sahada görmezden gelinen bir devlettik. Şimdi her yerde bulunduğumuz için denklemlerin ana aktörü ülkelerden biri haline geldik. Türkiye olarak bir üst lige çıktık. Ama asıl bulunmamız gereken yere henüz ulaşmadık. Ne zaman dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girersek işte o zaman asıl yerimize kavuşmuş olacağız. Bunun için çok çalışıyoruz. Bir yandan sınırlarımızın içinde ve dışında güvenliğimizi sağlamanın peşindeyiz. Cerablus'ta, Afrin'de, İdlib'te biz varız. Dolayısıyla bütün mağdur, mazlum kardeşlerimizin yanında biz varız. Bay Kemal, Suriyeli kardeşlerimizi tekrar buradan çıkarmanın hesabını yapıyor. Bay Kemal, hatalarıyla eksikleriyle onlar bizim kardeşlerimiz. Biz onlara senin baktığın gibi bakmayacağız. Biz onlara kardeş ve muhacir nazarıyla baktık, öyle bakacağız. Ama senin yaşamın başka. Senin tarzın başka. Biz öyle değiliz. Bombalardan kaçıp gelenlere biz gönlümüzü açtık. Senin insaf dilinde, vicdan anlayışında bunların hiçbiri yok. Biz eğitimimizle, sağlığımızla, ulaşımımızla, sanayimizle, teknolojimizle, alt yapımızla, üst yapımızla velhasıl her alanda hedeflerimize uygun bir seviyeye gelmeye çalışıyoruz."

Erdoğan, yürüdükleri yolun, taşlarla, dikenlerle ve tuzaklarla dolun olduğunu bildiklerini aktararak, bunca yıldır bütün zorlukların üstesinden milletle beraber geldiklerini söyledi.

Havalimanı sayısını 25'ten 56'ya, üniversite sayısını 76'dan 206'ya çıkardıklarını hatırlatan Erdoğan, üniversitesiz il kalmadığını kaydetti.

– Mart 2019 seçimleri

Erdoğan, demokrasilerde her seçimin bir yol ayrımı olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:

"Milletimiz 16 yıldır her yol ayrımında tercihini gelişmiş demokrasiden ve kalkınmadan yana kullandı. 24 Haziran'da yeni yönetim sistemimizin ilk Cumhurbaşkanı olarak şahsıma teveccüh gösteren milletimiz, bize 'Durmak yok, yola devam.' dedi. Şimdi önümüzde bir seçim daha var. 2019 Mart'ında bu defa mahalli idarelerde, belediyelerde yetki almak için tekrar milletimizin karşısına çıkacağız. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde 1994'te başladığımız hizmet yolculuğunu çeyrek asra yakın bir süredir farklı isimler vasıtasıyla devam ettiriyoruz. Böylesine büyük bir şehrin toplarlanmasının kolay olmadığını en iyi sizler takdir edersiniz. Ben bugün karşımda şu katılımı görünce Rabb'ime hamd ediyorum. Sağ olun, var olun. Bu demektir ki şu kalan 5 ay içerisinde çok çalışacağız. Çok gayret edeceğiz. Yeniden inşallah İstanbul başta olmak üzere ilçelerimizde AK Parti'yle beraber 'Yola devam.' diyeceğiz. Buna hazır mıyız?"

İstanbul'un temizliğinden havasına, sosyal hizmetlerine kadar temel problemlerin büyük ölçüde halledildiğini dile getiren Erdoğan, hayata geçirilen dev yatırımlarla şehrin marka değerinin küresel çapta arttığını ifade etti.

Erdoğan, sırada İstanbul'u kültür-sanat, finans gibi alanlarda dünyanın bir numarası haline getirecek projelerin olduğunu anlatarak, şahsının, kabinedeki bakanların ve belediye başkanlarının el ele vererek İstanbul'u yükselteceğini kaydetti.

İstanbul markasını hak ettiği yere ulaştırmak için hayata geçirilecek çok projeleri, yapacak çok işleri ve dökecek çok terleri olduğuna vurgu yapan Erdoğan, İstanbul'dan destek ve yetki istedi.

Erdoğan, ilk günkü heyecanla, çeyrek asırlık tecrübeyle İstanbul'a hizmet etmeyi sürdüreceklerini belirterek, Üsküdar, Çekmeköy, Ümraniye, Sancaktepe ve Sultanbeyli'nin kendilerini iyi bildiğini söyledi.

Türkiye'nin tamamının, Türk milletin her ferdinin kendilerini yatırımlarıyla bildiğini dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bizi projelerimizle, değerlerimizle, yaşantımızla ve siyasetimizle bilir. Şimdi buradan öyle bir ses verin ki duymayan kulaklar duysun, görmeyen gözler görsün, lal olmuş diller konuşsun, nasırlamış kalpler titresin. Yeniden tercihimizi 2019 Mart'ında hizmet siyasetinden yana kullanıyor muyuz, yeniden milli iradenin yanında saf tutuyor muyuz, yeniden belediyelerde AK Parti diyor muyuz?"

– Notlar

Açılış törenine; Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Kasapoğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, İstanbul Valisi Vasip Şahin, İBB Başkanı Mevlüt Uysal, AK Parti İstanbul İl Başkanı Bayram Şenocak, milletvekilleri, ilçe belediye başkanları, iş insanı Ferit Şahenk, spor adamı Rıdvan Dilmen ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindekiler, Çekmeköy İstasyonu’ndan sürücüsüz metroya bindi. Heyet, Ihlamurkuyu İstasyonu'na kadar yolculuk etti. Erdoğan ve beraberindekileri, istasyon çıkışında bekleyen vatandaşlar karşıladı.

(Bitti)

Advertisements

TÜGVA Genel Merkezi Açılış Töreni

İSTANBUL (AA) – Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, rengi, dili, kökeni, sosyal statüsü ne olursa olsun tüm insanlığın yaradılıştaki kardeşliğine inandıklarını belirterek, "Bunun için de hilkatte kardeşlerimiz olan diğer toplumlara öteki olarak bakmıyoruz. Var oluş gayemizde kulluk vazifemizi layıkıyla ifa etmek, geride hayırla yad edilecek izler, hatıralar bırakmak bizim görevimizdir." dedi.

Erdoğan, Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) Genel Merkezi'nin açılışında yaptığı konuşmada, gençlere seslendi.

Okumak ve diploma sahibi olmak kadar hayatta insani vasıflarını kaybetmemenin önemli olduğunu vurgulayan Erdoğan, talebeliğin diploma avcılığı değil, beşikten mezara kadar sürecek ilim ve hikmet yolculuğu olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Özellikle bizi biz yapan hasletlerin örselendiği günümüz dünyasında gençlerin bu bakış açısına sahip olması önemli." diye konuştu.

İnsana, diğer insanın kurdu olarak değil, yoldaşı, sırdaşı ve kardeşi olarak bakan bir medeniyetin temsilcileri olduklarını kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:

"Biz rengi, dili, kökeni, sosyal statüsü ne olursa olsun tüm insanlığın yaradılıştaki kardeşliğine inanıyoruz. Bunun için de hilkatte kardeşlerimiz olan diğer toplumlara öteki olarak bakmıyoruz. Burası hepimiz için bir imtihan dünyasıdır. Unutmayın, Rabb'imiz 'Biz ölümü de hayatı da sizleri imtihan için yarattık.' buyuruyor. Var oluş gayemizde kulluk vazifemizi layıkıyla ifa etmek, geride hayırla yad edilecek izler, hatıralar bırakmak bizim görevimizdir."

Erdoğan, tarihte isminin önünde onlarca sıfatı, onlarca titri olduğu halde insanlık tarafından utançla hatırlanan pek çok karakter bulunduğunu dile getirerek, tarihin, ömrünü insan yetiştirmek için mücadele etmiş, vefatından asırlar sonra bile hayırla yad edilen gönül insanları, alimler ve ariflerle dolu olduğunu anlattı.

– Gençlerin Nurettin Topçu'yu örnek almasını istedi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TÜGVA ve yakınındaki Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı'nın (SETA) mekansal olarak bulunduğu yere dikkati çekti.

"Ebu Eyyub el-Ensari acaba niye buraya geldi?" diye soran Erdoğan, "Bunun bir anlamı var. Hedef büyüktü. Bu bir hedef göstermektir. Zira Sevgili Peygamberimizin 'Letüftehannel Kostantiniyyetü veleni'me'l emirü emirüha veleni'me'l ceyşü zalike'l ceyşü.' hadis-i şerifince bir hedef gösterdi. 'Konstantiniyye elbet fetholunacaktır. Onu fethedecek emir ne güzel emirdir ve o ordu ne güzel ordudur.' İşte hedef. Ebu Eyyub el-Ensari çıktı bu yollara geldi, burada şehit oldu. İşte bu bir hedef noktasıdır. Arkasından diğer İslam orduları. Onlar da çıktılar ve buralara kadar geldiler. Fetih müyesser oldu." diye konuştu.

Burada ruhların fethi için gençlerin önemli bir adımı ve çalışmayı yürütmesinin sıradan olmadığını aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

"Anlam burada zenginleşiyor. Bizim önderlerimiz, rehberlerimiz bunlar. Bizim önderlerimiz, rehberlerimiz madem ki bunları yaptı. Madem ki buralarda geldi, bizlerde bu çalışmayı yapacağız. 2023, 2053, 2071 bunu için çok önemli. Şimdi biz onların adeta izdüşümleri olarak bu adımları atıyoruz. Bu noktada bilhassa tahsillerine yurt dışında devam ettiren gençlerimize merhum Nurettin Topçu'nun Fransa'da yaşadığı şu hadisenin örnek olmasını özellikle diliyorum. Felsefeden sanata, dinden ekonomiye ve eğitime kadar pek çok alanda eser veren hem Batı düşüncesini bilen hem de milli değerlerimizi çok iyi tanıtan Nurettin Topçu doktora eğitimi için Fransa'ya gider. Bugün olduğu gibi 1934'te de dünyanın en seçkin üniversitelerinden biri olan Sorbonne'da doktorasını bitirir ve jüriye tezini sunar. Topçu'nun doktora çalışması Sorbonne Üniversitesi felsefe jürisi tarafından yılın en başarılı doktora tezi seçilir. Üniversite geleneklerine göre birinci öğrenciler ödüllendiriliyor. Yetkili profesör merhum Topçu'ya ödül olarak bir altın saat mi, Amerika veya Kuzey Avrupa'ya bir yolculuk mu istediğini sorar. Tam bir karakter abidesi olan Topçu, kararlı ve gayet kendinden emin bir şekilde 'Hiçbiri değil.' diye cevap verir. Profesör şaşırmış bir şekilde 'O zaman ne istiyorsunuz?' diye sorar. Bunun üzerine merhum Topçu, Sorbonne giriş ve çıkış kulelerinde 24 saat boyunca Türk bayrağının dalgalanmasını istiyorum.' diye cevap verir."

Erdoğan, vefatından 43 yıl sonra bile Nurettin Topçu'yu insanların gönlünde yaşamasının nedeninin vatanperverlik şuuru taşıması olduğunu belirterek, gençlerden Topçu'yu örnek almasını istedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, böyle bir karaktere, tarih ve millet bilincine sahip olmanın önemine işaret ederek, "Onun için tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet.' diyoruz. Bu şuurda bir gençlik. Her bir TÜGVA'lı gencimizin böyle bir karakterle, böyle yüksek bir benlik şuuruyla donanmasını istiyorum." dedi.

(Bitti)

GÜNDEM ÖZETİNE EK

– Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TÜGVA Genel Merkezi'nin açılışını yapacak, Kamboçya Başbakanı Hun Sen'i kabul edecek, Üsküdar-Çekmeköy-Sancaktepe metro hattı ikinci etabının açılışını gerçekleştirecek.

(İstanbul/12.00/14.00/16.30)

Cumhurbaşkanı Erdoğan Diyarbakır'da

DİYARBAKIR (AA) – Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Diyarbakır'ın Sur ilçesinde incelemelerde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Diyarbakır Stadyumu'nun Açılışı ve Ziraat Diyarbakır Gençlik Festivali Kapanış Töreni'nin ardından Sur ilçesine geçti.

Yetkililerden buradaki çalışmalar hakkında bilgi alan Erdoğan, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca, PKK'lı teröristlerin saldırısı sonucu evleri yıkılan aileler için ilçede yaptırılan konutlar ile kentsel dönüşüm çalışmaları kapsamında, Alipaşa Mahallesi'nde yapımı süren konutlarda incelemelerde bulundu.

Erdoğan, daha sonra ilçedeki tarihi surların bir parçası olan Keçi Burcu'nu ziyaret etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Mehdi Eker, Çiğdem Karaaslan ve Hamza Dağ da eşlik etti.

Ziraat Diyarbakır Gençlik Festivali

DİYARBAKIR (AA) – Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bölgemiz üzerinde hain emelleri olanların maşalığını yaparak bu halka hizmet edilemez. Dikkat ediniz adı ve iddiası ne olursa olsun tüm terör örgütlerinin ipinin ucu aynı yere çıkar. Benliklerini bir dolara Amerika'daki şarlatana satan FETÖ'cüler, İslam adına Müslümanları katleden DEAŞ'lılar ile kendi halkına, kendi ülkesine kurşun sıkan bölücü teröristlerin hiçbir farkı yoktur." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Diyarbakır Stadyumu'nun Açılışı ve Ziraat Diyarbakır Gençlik Festivali Kapanış Töreni'ne katıldı.

Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, perşembe günü başlayan festivalin yarın sona ereceğini, mayısta İstanbul'da yapılan festivalin ekimde Diyarbakır'da tekrarlanıyor olmasını anlamlı bir tercih olarak gördüğünü belirterek, "Sanat, kültür, spor, eğlence ve daha pek çok etkinliğin içinde yer aldığı bu festivalin Diyarbakır'ın gelişen ve değişen yüzünün sembolü olacağına inanıyorum." ifadesini kullandı.

Diyarbakır'a sevgi ve muhabbetlerinin lafta olmadığına işaret eden Erdoğan, "Biz Diyarbakır'ı istismar etmek değil, imar etmek, geliştirmek, yükseltmek, huzura ve refaha kavuşturmak için çalışıyoruz." diye konuştu.

Bu yıl içinde üçüncü defa Diyarbakır'a geldiğini ve Diyarbakırlılarla kucaklaştığını anlatan Erdoğan, "Emin olun Diyarbakır'ın her meselesini takip ediyor, her işini kolay kılmanın yolunu arıyoruz. Hele konu Diyarbakırlı gençlerimiz olduğunda elimizden ne gelirse yapmayı boynumuzun borcu olarak kabul ediyoruz." değerlendirmesini yaptı.

– "Bu gençlik umudumuz, ümidimiz her şeyimizdir"

Diyarbakır'da gençlerle birlikte olmanın, enerjilerine enerji kattığını ve mücadele azimlerini bilediğini vurgulayan Erdoğan, "Çünkü biz bugün burada karşımızda Selahaddin Eyyubi'nin torunlarını görüyoruz, çünkü biz bugün burada karşımızda atasından işaret aldığı gün milletiyle birlikte yürüyecek Fatih'in evlatlarını görüyoruz. Çünkü biz bugün burada karşımızda Asım'ın neslini görüyoruz, çünkü biz bugün burada karşımızda 'Zaman bendedir ve mekan bana emanettir' şuurundaki bir gençliği görüyoruz. Bu gençlik ki peygamberlerin, sahabelerin, nice büyük devlet, kültür, sanat insanlarının şehri Diyarbakır'ın ve ülkemizin geleceğidir. Bu gençlik ki 2053 ve 2071 vizyonlarımızı hayata geçirecek nesildir. Bu gençlik ki umudumuz, ümidimiz her şeyimizdir." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm gençlere "bu büyük sorumluluğu üstlenmeye, bunun için kendimizi her alanda en iyi şekilde yetiştirmeye, değerlerimize sahip çıkarak ruhumuzu, sporu ihmal etmeyerek bedenimizi, eğitimle vizyonumuzu en ileriye taşımaya, tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet için mücadeleye, bayrağımızı indirmek, ezanımızı susturmak, istiklalimizi elimizden almak, istikbalimizi karartmak isteyenlere günlerini göstermeye, ülkenin 81 milyon insanının hepsini, 81 vilayetinin tamamını kucaklayarak yola devam etmeye" hazır olup olmadıklarını sordu.

Stadyumdaki gençlerden aldığı "Evet" yanıtı üzerine Erdoğan, "Maşallah, bu gençlik yanımızda oldukça ulaşamayacağımız hedef, galip gelemeyeceğimiz mücadele yoktur." değerlendirmesinde bulundu.

Bir ülkenin kuruluşu ve geleceğinin kılıçla kalemin ucunda olduğuna işaret eden Erdoğan, "Kılıcınız keskin olacak ki vatanınıza ve özgürlüğünüze göz dikenlere fırsat vermeyesiniz. Kaleminiz güçlü olacak ki nesillerinizi eğitim öğretim yoluyla geleceğe hazırlayabilirsiniz." dedi.

Türkiye'nin bugün hem kendini savunmanın hem de geleceği inşa etmenin çabası içinde olduğunu, her iki konuda da çok önemli mesafe katedildiğini anlatan Erdoğan, "Bundan birkaç yıl önce Diyarbakır'ın merkezi başta olmak üzere, kimi şehirlerimizdeki bazı mahallelerde çukurlar kazarak ülkemizin ve milletimizin geleceğini oraya gömmek istediler, biz de bu abideleri diktik. Onlar çukur kazdılar biz ise bu abideleri diktik. Diyarbakır halkı bu ihaneti gördüğü için devletinin yanında dimdik durdu ve teröristleri hüsrana uğrattı." ifadesini kullandı.

Teröristlerin Türkiye sınırları içinde başaramadıklarını dışarıda yapmaya çalıştığını belirten Erdoğan, şunları söyledi:

"Ona da izin vermedik. Kem alatla kemalat olmaz. Bölgemiz üzerinde hain emelleri olanların maşalığını yaparak, bu halka hizmet edilemez. Dikkat ediniz adı ve iddiası ne olursa olsun tüm terör örgütlerinin ipinin ucu aynı yere çıkar. Benliklerini bir dolara Amerika'daki şarlatana satan FETÖ'cüler, İslam adına Müslümanları katleden DEAŞ'lılar ile kendi halkına, kendi ülkesine kurşun sıkan bölücü teröristlerin hiçbir farkı yoktur. Yüce dinimizin değerlerini istismar ederek, bu ülkeye cephe alanlar ile Kürt kardeşlerimizin adını istismar ederek bu millete savaş açanların gerisindeki silüet aynıdır."

Türk'üyle, Kürt'üyle, Laz'ıyla, Çerkez'iyle, Roman'ıyla, Abaza'sıyla, Süryani'siyle, Arap'ıyla, Balkan veya Kafkas göçmeniyle bu ülkedeki 81 milyon vatandaşın tek devletinin Türkiye Cumhuriyeti olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Devletimize sahip çıkacağız, birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize sahip çıkacağız. Kendine başka kimlik arayan, kendine başka devlet arayan, yakın tarihte pek çok örneğini gördüğümüz gibi evini de yurdunu da ailesini de onurunu da kaybetmeye mahkum oluyor. Türkiye Diyarbakırlı kardeşlerimiz başta olmak üzere, her kesimden insanımızın ortak gayretiyle bu tuzağa düşmemiş, oyunu bozmuş, iradesine sahip çıkmıştır." diye konuştu.

(Sürecek)

Erdoğan, Aliyev ile görüştü

ANKARA (AA) – Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile görüştü.

SOCAR Star Rafinerisi'nin açılış törenini gerçekleştiren Erdoğan ve Aliyev daha sonra baş başa görüşmeye geçti.

Rafineri içinde basına kapalı gerçekleşen yemekli görüşme, 1,5 saat sürdü.

SOCAR Star Rafinerisi açılış töreni

İZMİR (AA) – Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, SOCAR Star Rafinerisi'ne ilişkin, "Bu rafineri Türkiye'nin en büyük yerlileştirme projesidir. Bu şekilde petrol ürünleri ithalatında her yıl 1,5 milyar dolar civarında tasarruf edilmesi, petrol ürünlerinde dışa bağımlılığın azaltılması hedefleniyor." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile İzmir'in Aliağa ilçesinde yapımı tamamlanan SOCAR Star Rafinerisi açılış törenine katıldı.

Buradaki konuşmasına, "Aziz kardeşim" diye hitap ettiği Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve tüm misafirleri selamlayarak başlayan Erdoğan, Azerbaycan'ın 18 Ekim Bağımsızlık Günü'nü tebrik etti.

Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından 18 Ekim 1991'de bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan'ın dün itibarıyla 27. yılını geride bıraktığını dile getiren Erdoğan, "Esasen bugünkü Azerbaycan tıpkı Türkiye Cumhuriyeti'nin, bizim son devletimiz oluşu gibi kardeşlerimizin de en genç devletidir." ifadesini kullandı.

Erdoğan, yaklaşık bir ay önce Bakü'nün kurtuluşunun 100. yıl dönümü etkinlikleri için Azerbaycan'da olduklarını, Türk ve Azerbaycan ordularının resmi geçitlerini heyecanla ve gururla izlediklerini belirterek, "Türk askeri birlikleri Azerbaycanlı kardeşleriyle geçmişte nasıl omuz omuza çarpıştılarsa o gün de öyle omuz omuza yürüdüler. Bu geçit töreni iki ülke arasında iş birliğinin, iki devlet bir millet oluşumuzun nişanesiydi." diye konuştu.

– "İlişkilerimizi bir adım daha öteye taşıyoruz"

Star Rafinerisi'nin açılışıyla dünyaya örnek teşkil eden iki ülke ilişkilerinin bir adım daha öteye taşındığını vurgulayan Erdoğan, "Azerbaycan'la ilişkilerimizi sadece hamaset, sadece siyaset boyutunda bırakmayıp güçlü bir ekonomik çerçeveye de oturtuyoruz." şeklinde konuştu.

Tesisin enerji alanında iki ülke arasındaki dayanışmanın güçlendirilmesi için uzun süredir yaptıkları çalışmaların en önemli ve somut örneklerinden olduğuna işaret eden Erdoğan, daha önce Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı ve Bakü-Tiflis-Erzurum Doğalgaz Boru Hattı Projelerini hayata geçirdiklerini anımsattı.

Erdoğan, her biri ayrı öneme sahip bu stratejik projelere, haziranda da bölgesel ve küresel ölçekte etkiye sahip olacak TANAP'ı da eklediklerini anlatan Erdoğan, "Bugün açılışını yaptığımız Star Rafinerisi ile Azerbaycan'la kardeşlik ilişkilerimizin stratejik boyutunu daha da güçlendirmiş oluyoruz. Türkiye ile Azerbaycan'ın öncülüğünde hayata geçirdiğimiz her proje ülkelerimizin bölgesel güç olma vasfını tahkim etmektedir. Dünyanın ticaret savaşları ve krizlerle sarsıldığı bir dönemde birer birer açılışını yaptığımız bu projelerin ülkelerimizi hem tek tek kendi gayelerine hem de ortak hedeflerine yaklaştırdığına inanıyorum." değerlendirmesinde bulundu.

Star Rafinerisi'nin 6,3 milyar dolarlık bir yatırım olduğuna dikkati çeken Erdoğan, bunun dışında konteyner limanı ve petro kimya tesislerinin de ele alınmasıyla yaklaşık 10 milyar dolarlık bir yatırımın bulunduğunu kaydetti.

Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi SOCAR'ın bu yatırımı Türkiye'ye kazandırdığını belirten Erdoğan, "Son 30 yıldır gerçekleştirilen en büyük reel sektör yatırımı olan Star Rafinerisi Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesindeki en büyük petrol tesislerinden biri olarak inşallah faaliyet gösterecektir. Rafineri ülkemizin ilk Stratejik Yatırım Teşvik Belgesi'ne sahip projesi olma özelliğini de taşıyor. Böyle bir yatırım olunca bizim üzerimize düşen de bir görev var, kendilerine ayrıca bir destek de vereceğiz, o destek de bundan böyle sadece bakanlıkta bütün muameleler yürümek suretiyle işlemler bu teşvikten de istifade etmiş olacak. Zira marifet iltifata tabidir, iltifatsız olursa zaidir." diye konuştu.

– "Türkiye'nin en büyük yerlileştirme projesidir"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu rafineri Türkiye'nin en büyük yerlileştirme projesidir. Bu şekilde petrol ürünleri ithalatında her yıl 1,5 milyar dolar civarında tasarruf edilmesi, petrol ürünlerinde dışa bağımlılığın azaltılması hedefleniyor. Günde 214 bin varil, yılda 10 milyon ton ham petrol işleme kapasitesine ve 1,6 milyon metreküp depolama kapasitesine sahip rafineride dizel, nafta, jet yakıtı ve LPG gibi petrol ürünlerinin üretimi gerçekleştirilecek. İstihdam boyutuyla da önemli olan bu tesiste bin 100 kişi görev yapacak. Böylece Türkiye ve Azerbaycan ekonomilerine önemli bir girdi sağlamanın yanında Ege Bölgemizin refahını da yükseltmiş olacağız." dedi.

İki devlet bir millet olarak kendi ülkelerinin yanında bölgedeki tüm halkların güvenliği, istikrarı, refahı ve zenginliği için de çalıştıklarına vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Gönül bölgedeki herkeste bu samimiyeti görebilmeyi isterdi. Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon kaynaklarına yönelik tek taraflı oldu bittiler gibi başarısızlığa mahkum çeşitli girişimlerden üzüntü duyuyoruz. Bu durum bölgemizde hala istikrarsızlık ve gerilimden beslenme politikalarından vazgeçemeyenler bulunduğuna da işaret ediyor. Türkiye olarak bu tür dayatmalara karşı cevabımızı hem sahada hem de diplomatik alanda en güçlü şekilde vermeyi sürdüreceğiz. Ülkemizi ve kardeşlerimizi yok sayan hiçbir teşebbüsün başarı şansı olmadığını eninde, sonunda tüm taraflar görecektir. Dostluğa, dayanışmaya, birlikte kazanmaya yönelik her teklife açık olduğumuzu buradan bir kez daha tekrarlamak istiyorum."

Açılışı yapılan tesisin kazançlı iş birliğinin en güzel örneği olduğunu ve herkesi benzer iş birliklerine davet ettiklerini belirten Erdoğan, "Türkiye ve Azerbaycan'ın bölgemizin güvenliği ve istikrarının olmazsa olmaz aktörleri olduğu artık herkes tarafından kabul edilmeye başlanan bir gerçektir. Bu iki ülkenin içinde yer almadığı, rıza göstermediği, destek vermediği hiçbir proje hedefine ulaşamaz." diye konuştu.

– "Kabul edilebilir bir durum değil"

"Azerbaycan topraklarının yüzde 20'sinin çeyrek yüzyıldır hala işgal altında bulunuyor olması kabul edilebilir bir durum değildir." ifadesini kullanan Erdoğan, Türkiye ve Azerbaycan'ın bu sorunun çözümü için yaptığı girişimlere uluslararası toplumun daha fazla sessiz kalamayacağını söyledi. Erdoğan, şunları kaydetti:

"Birleşmiş Milletler başta olmak üzere bölgesel ve küresel sorunların çözümü için kurulan yapılar bu sessizliklerinin bedelini kendi içlerini boşaltarak, varlıklarını çürüterek ödüyorlar. Adalet ve hakkaniyet duygusundan uzak içi boş bir uluslararası sistemin hiçbir toplumun ve bireyin nezdinde itibarı kalmaz. Biz uluslararası toplumun Karabağ meselesi başta olmak üzere dünyada ortaya çıkan haksızlıklara dur demesini bekliyoruz. Şayet istikrara, huzura, refaha yönelik kurallar istisnasız tüm devletler için uygulanmazsa kimse geleceğine güvenle bakamaz. Türkiye ve Azerbaycan olarak biz her hal ve şart altında inandığımız değerler uğrunda verdiğimiz ortak mücadeleye devam edeceğiz. Allah'ın izniyle bu kutlu davada muvaffak olacağız."

Rafinerinin açılışını Aliyev ile yapmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Erdoğan, "Star Rafinerisi ülkelerimize, milletimize ve bölgemize hayırlı olsun diyorum. Bu projenin ülkemize kazandırılmasında ve inşasında başta değerli kardeşim İlham Aliyev ve emeği geçen herkese özellikle teşekkür ediyorum." dedi.

Konuşmaların ardından iki Cumhurbaşkanı, "Her şeyi başlatan petrol damlasını" simgeleyen damlaya dokunarak tesisi açtı ve daha sonra hatıra fotoğrafı çekildi.

Törende TBMM Başkanı Binali Yıldırım, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ da yer aldı.

Dokuz Eylül Üniversitesi Akademik Yıl Açılış Töreni

İZMİR (AA) – Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Böylesi bir mirasa sahip Türkiye'nin, nasıl oluyor da bugün dünyanın en büyük 500 üniversitesi arasında esamesi okunmuyor. Demek ki bir şeyleri kaybettik. Bir yerde bir sıkıntı var. Bir şeyleri unuttuk, bir şeyleri ihmal ettik." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sabancı Kültür Sarayı'nda düzenlenen Dokuz Eylül Üniversitesi Akademik Yıl Açılış Töreni'ne katıldı.

Konuşmasına, İzmir'de yapımı tamamlanan SOCAR Star Rafinerisi'nin açılışını, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile gerçekleştireceklerini bildirerek başlayan Erdoğan, yaklaşık 6,5 milyar dolarlık yatırım bedeli bulunan rafinerinin iki ülkeye hayırlı olmasını diledi.

Rafinerinin, Türkiye'ye kazandırılmasında emeği geçenleri kutlayan Erdoğan, 27. Bağımsızlık Günü'nü dün kutlayan Azerbaycan halkını tebrik etti.

Türkiye ve Azerbaycan arasındaki ilişkinin dünyada pek az ülkeye ve topluma nasip olacak nezihlikte ve hasbilikte olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Rabbim birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi, dayanışmamızı daim eylesin. İnşallah önümüzdeki dönemde siyasi, sosyal ve ekonomik olarak ilişkilerimizi daha da ileriye taşıyacağız." temennisinde bulundu.

Bunun, bölgenin ve dünyanın güvenliğine, refahına, huzuruna daha büyük katkılar sağlayacağına inancını dile getiren Erdoğan, "1,5 milyar dolarlık cari açıkta bize ciddi bir katkısı olan bir yatırım." ifadesini kullandı.

– "Üç önemli kayıp yaşadık"

Yeni eğitim öğretim yılında, öğretim üyelerine ve öğrencilere başarılar dileyen Erdoğan, yaklaşık 90 bin öğrencisiyle ülkenin en büyük yüksek öğrenim kurumları arasında bulunan Dokuz Eylül Üniversitesinin, her alanda başarısını daha da ileriye taşıyacağını söyledi.

Son günlerde, her biri kendi alanlarındaki birikimleri, başarıları, eserleriyle gençlere örnek olan üç önemli kayıp yaşandığına işaret eden Erdoğan şöyle devam etti:

"Bunlardan biri fotoğraf sanatçısı Ara Güler'dir. Dünyanın son yarım asrına damga vurmuş tüm önemli liderlerle foto röportajlar gerçekleştirmiş, objektifiyle tarihe tanıklık etmiş bu büyük ustayı tazimle yad ediyorum. Kendisiyle ve objektifiyle ailece ayrıca şahsen tanışma imkanı bulduğumuz bu büyük usta son nefesine kadar ülkemizi uluslararası alanda başarıyla temsil etmiştir.

İkinci olarak rahmetle yad etmek istediğim isim, ıhlamurların çiçek açtığı mevsimlerin şairi, şiirimizin bir çift Beyaz Kartalı, Anadolu şiirinin ulu çınarı Bahaettin Karakoç'tur. Her ölüm hüzünlüdür ama şairin ölümü yürekleri bir başka burkar. Bize düşen büyük aşk ve dava şairi, Abdurrahim Karakoç'un ağabeyi olan Bahaettin Kartakoç'u şaire yakışır şekilde şiirleriyle yad etmektir."

Erdoğan, Bahaettin Karakoç'un "Ihlamurlar Çiçek Açtığı Zaman" şiirinin dizelerini okudu.

Üçüncü kaybın, siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler alanındaki akademik çalışmaları yanında siyasetçi kimliğiyle de saygıdeğer bir hanımefendi olarak tanınan Prof. Dr. Oya Akgönenç olduğunu belirten Erdoğan, "Bu üç isim her biri kendi alanındaki özgün çalışmaları ve başarılarıyla gençlerimizin çok iyi tanımaları, öğrenmeleri ve örnek almaları gereken şahsiyetlerdir." diye konuştu.

– "Başarı hangi işi yaptığınızla değil işinizi nasıl yaptığınızla ilgilidir"

"Başarı hangi işi yaptığınızla değil işinizi nasıl yaptığınızla ilgilidir." diyen Erdoğan şöyle devam etti:

"Fotoğrafçıysanız, en iyi fotoğrafları çekiyorsanız bu milletin gönlünde yer edinirsiniz. Şairseniz, yürekleri fetheden şiirleri yazıyorsanız isminiz tarihe ölümsüz harflerle yazılır. Akademisyenseniz, alanınızda en iyi birikime sahipseniz ve bunu insanlık için en doğru şekilde kullanıyorsanız asla unutulmazsınız. Siyasetçiyseniz ülkenize ve milletinize yaptığınız hizmetler oranında kalıcılık ve itibar elde edersiniz. Baki'nin dediği gibi 'Baki kalan bu kubbede hoş bir seda imiş' meğer."

Öğrencilerden de eğitimlerine, öğretimlerine aynı anlayışla ve dört elle sarılmalarını beklediklerini kaydeden Erdoğan, "Rabbim hepimizi işlerini en iyi ve en hayırlı şekilde yapan kullarından eylesin." dedi.

– "Her biri dahi tek başına birer destandır"

Erdoğan, Türkiye'nin devleti, milleti ve kurumlarıyla hudayinabit bir ülke olmadığını vurgulayarak, "Biz, kadim bir devlete ve medeniyete sahibiz. Bu kadim tarihte çok büyük mücadeleler, emekler, fedakarlıklar vardır. Sadece Anadolu'daki varlığımızı koruyabilmek için verdiğimiz mücadelenin her biri dahi tek başına birer destandır." değerlendirmesinde bulundu.

Sadece Malazgirt'ten başlayıp 15 Temmuz'a kadar uzanan şanlı zaferler silsilesinden bahsetmediğini belirten Erdoğan, her alanda kökleri derinlere inen kurumlara sahip olunduğunu aktardı.

Erdoğan, bugün içinde bulunulan yüksek öğrenim kurumlarının dünyanın eski eğitim, öğretim müesseselerinin mirasçıları olduğunu belirterek, Şanlıurfa'daki Harran Okulu'nun dünyanın en eski üniversiteleri arasında yer aldığını hatırlattı. Erdoğan, Nizamiye Medreselerinin çağlarının çok ötesindeki eğitim kurumları, Ege Bölgesi'ndeki binlerce yıllık geçmişe sahip şehirlerin de aynı zamanda birer kültür ve bilim yuvası olduğunu söyledi.

İstanbul, Bursa, Konya, Erzurum, Diyarbakır başta olmak üzere şehirlerin asırlar boyunca sadece bölgenin değil dünyanın en önemli kültür ve bilim merkezleri arasında yer aldığını dile getiren Erdoğan, "Peki böylesi bir mirasa sahip Türkiye'nin, nasıl oluyor da bugün dünyanın en büyük 500 üniversitesi arasında esamesi okunmuyor. Demek ki bir şeyleri kaybettik. Bir yerde bir sıkıntı var. Bir şeyleri unuttuk, bir şeyleri ihmal ettik. Yitik, kaybedildiği yerde bulunur. Madem cevher, bu topraklarda saklı öyleyse sorunun çözümünü de yine burada arayacağız." değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, Türkiye'nin son 17 yılda katettiği mesafenin, ocağın ateşi biraz harlayınca ortaya çok güzel sonuçlar çıkabileceğini gösterdiğini belirterek, bu süreçte en büyük yatırımı eğitim öğretime yaptıklarını vurguladı. Erdoğan, "Ancak bu yatırımlardan henüz arzu ettiğimiz neticelerin elde edebildiğimizi maalesef söyleyemiyorum." dedi.

(Sürecek)

Cumhurbaşkanı Erdoğan Moldova'da

KOMRAT (AA) – Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Gelecek yıl Komrat'ta büyük bir eğitim kompleksi inşa etmek için gereken adımları atıyoruz, proje bitmek üzere." dedi.

Moldova'daki temaslarının ikinci gününde Gagauz Özerk Yeri başkenti Komrat'a gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Moldova Cumhurbaşkanı İgor Dodon ve Gagauz Özerk Yeri Başkanı Vlah ile geldiği Kent Meydanı'nda Gagauz Özerk Yeri halkına hitap etti.

Erdoğan, ziyaretinin oldukça bereketli geçtiğini belirterek, ziyaretinin ilk gününde gerçekleştirdikleri baş başa ve heyetler arası görüşmelerde, ilişkileri stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararı aldıklarını hatırlattı.

– "Unutmayın sizin gücünüz, Moldova'nın gücü"

Bu kararın Moldova ile yeni bir dönemin kapılarını açacağını belirten Erdoğan, "Moldova ile kurduğumuz ortak geleceğin köprüsü sizlersiniz. Unutmayın sizin gücünüz, Moldova'nın gücü, Moldova'nın gücü sizin gücünüzdür." dedi.

Moldova Parlamentosu'nda 3 Gökoğuz Türk'ü milletvekili bulunduğuna ve Gagauz Özerk Yeri Başkanı İrina Vlah'ın da Bakanlar Kurulu üyelerinden biri olarak görev yaptığına işaret eden Erdoğan, "Sizleri siyasette temsil eden bu dostlarımıza çok önemli iki görev düşüyor. Birincisi Gökoğuz Yeri'nin sesi olmak, ikincisi de Moldova ile diyalog kanallarını hep açık tutmak." diye konuştu.

24 Şubat'ta Moldova parlamentosu seçimlerine, 19 Mayıs'ta başkanlık seçimlerine gidileceğini kaydeden Erdoğan, "Her birinizin vatandaşlık görevi, bu süreçte birliğinizi, beraberliğinizi, dayanışmanızı korumak ve oyunuza sahip çıkmaktır. Sandıktan çıkan her sonuç halkın özgür iradesini yansıtır ve saygıyı hak eder. Oradan çıkacak sonucun belirleyicisi de siz olacaksınız. Şimdiden sonuçların Gökoğuz Yeri ve Moldova için hayırlı olmasını temenni ediyorum." ifadelerini kullandı.

– Komrat'a büyük bir eğitim kompleksi

Türkiye olarak Gökoğuz Türkleri'nin kendi vatanlarında hayatlarını en üst standartlarda sürdürebilmeleri için destek vermeye devam edeceklerini bildiren Erdoğan, bu toprakların topyekun kalkınması için üzerilerine düşenleri yapacaklarını açıkladı.

Kongaz Süleyman Demirel Moldova Türk Lisesi'nin 1999'dan bu yana Türk ve Moldovalı öğretmenler vasıtasıyla eğitim verdiğini hatırlatan Erdoğan, şimdiye kadar okuldan 386 öğrencinin mezun olduğunu kaydetti.

Sağlık tesisi olmayan yerlere sağlık tesisi yaptıklarını, kreşler açtıklarını, mevcut hizmet binalarını yenilediklerini, Vulkaneşti'nin su sorununu giderecek altyapı projesine başladıkları bilgisini paylaşan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Gelecek yıl Komrat'ta büyük bir eğitim kompleksi inşa etmek için gereken adımları atıyoruz, proje bitmek üzere. Okuluyla yurtlarıyla kapalı spor alanıyla basket alanıyla voleybol alanıyla tenis kortlarıyla buraya bu muhteşem eseri kazandırıyoruz. Gökoğuz Yeri buradaki tüm gençlerimiz için parlak bir gelecek sunabilecek altyapıya sahip olmalıdır."

Bugün Komrat Bölge Hastanesi Aziz Sancar Tanı ve Tedavi Merkezi'ni açtıklarını vurgulayan Erdoğan, içindeki tüm modern araç gereçleriyle beraber açılan bu eserin Gökoğuz Yeri halkını rahatlatacağını bildirdi.

Bugün Kültür Sarayı'nın açılışını da yaptıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Birçok kültürel etkinlikleri yapacağınız, çocuklarımızın kültürel eğitimini alacağı muhteşem bir saray oldu." dedi.

Erdoğan, 2 bin 400 metrekare kapalı alana sahip Kültür Sarayı'nın Gökoğuz Yeri'nin medarıiftiharı olacağını belirtti.

– "Aramızdaki bu bağlar daha da güçlenecek"

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Moldova'nın yardıma en çok ihtiyaç duyan bölgelerinden biri olması Gökoğuz Yeri'nin kaderi değildir, olmamalıdır. Burada hepimize görevler düşüyor. Sayın Cumhurbaşkanı da bugün aramızda. Kendisinin Gökoğuz Yeri'ne olan samimi desteğini yakinen biliyorum. Bu destek Moldova'nın Gökoğuz Yeri'ne sahip çıktığının önemli bir göstergesidir. Bu yaklaşımın, Moldova Devletinin tüm makamlarınca devam ettirilmesi çok önemlidir. Dün Stratejik Konsey Anlaşmasını imzalarken, ardından sayın Başbakan Filip ve bakanlarla birlikte 5 önemli anlaşmaya da imzamızı attık. Bugüne kadar 60 anlaşması olan Türkiye-Moldova, bu beş anlaşmayla beraber bu sayıyı daha da tırmandırdı. Aramızdaki bu bağlar daha da güçlenecek. Biz de daha fazla iş adamımızı Gökoğuz Yeri'ne, Moldova'ya yatırım yapmaya teşvik edeceğiz. Komrat'ta başkonsolosluğumuzun açılmasını heyecanla beklediğinizi biliyorum. İnşallah çok yakında başkonsolosluğumuzu da açacak, başkonsolosumuzu da atayacağız. Sayın Cumhurbaşkanımızla dün bunu da görüştük, konuştuk. Başkonsolosluğumuzun da faaliyete geçmesiyle burada Türkiye'ye açılan yeni bir kapınız daha olacak."

– "Sizlerden dilinize sahip çıkmanızı bekliyoruz"

Moldova ailesini bir parçası olarak ülkenin resmi dilini en iyi şekilde öğrenmelerini ve kullanmalarını önemli gördüğünü belirten Erdoğan, şunları söyledi:

"Bu sayede hem Moldova'nın beşeri zenginliğini artıracak hem de Gökoğuz Yeri'nin kalkınmasına katkıda bulunacaksınız. Sizlerin ana dili olan Anadolu'da analarımızın, babalarımızın konuştuğu saf, bozulmamış öz Türkçeyi yaşatmanızdan büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Dil, bir ileti aracı olmanın yanında toplumsal hafızanızdır, düşünce biçiminizdir, kültürünüzdür. Hepsinden önemlisi dil, kimliğin aynasıdır. Sizlerden dilinize sahip çıkmanızı, çocuklarınıza Gökoğuz Türkçesi'ni öğretmenizi, bu sayede ortak Türk tarihimizi, kültürümüzü ve benliğimizi canlı tutmanızı bekliyoruz. Gökoğuz Türkçesi'ni unutmayın, unutturmayın. Diğer Türk topluluklarıyla akrabalarınız olsun. Türk Cumhuriyetleri'yle bağlarınızı muhakkak geliştirin. Unutmayın, biz Adriyatik'ten Çin Seddi'ne uzanan 300 milyonluk büyük bir aileyiz."

Gagavuzya Milli Marşı'nın dizelerini okuyan Erdoğan, "Allah, bayrağınızı yüksek kaldırmayı nasip etsin, toprağınızı korusun." temennisinde bulundu.

Erdoğan, Moldova makamlarına da destekleri için şükranlarını sundu.

– Notlar

Konuşmaların ardından Gagauz Özerk Yeri Başkanı Vlah Gagauzya Özerk Bölgesi'nin sosyal, ekonomik ve kalkınmasına yönelik katkıları, yüksek profesyonellik ve Türkiye Cumhuriyeti ile Moldova Cumhuriyeti halkları arasındaki dostane ilişkileri güçlendirme faaliyetleri dolayısıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Gagauz Yeri Madalyası takdim etti.

Kent Meydanı'ndaki programda, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, Moldova Cumhurbaşkanı İgor Dodon'un eşi Galina Dodon ile Erdoğan'a ziyaretinde eşlik eden heyet üyeleri de yer aldı.

(Bitti)

Cumhurbaşkanı Erdoğan Moldova'da

KOMRAT (AA) – Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Kültürel ırkçılık dünyanın dört bir ucunda adeta bir veba salgını gibi gün geçtikçe yayılıyor. İslam karşıtlığının yabancı düşmanlığına, etnik milliyetçilikle terörizme kadar birçok sorun bir arada yaşama idealimize sekte vuruyor. Buradaki soydaşlarımızın asla böyle bir tuzağa düşmemesi gerekiyor. Her birinizin bu bilinçle hareket edeceğine inanıyorum." dedi.

Moldova'daki temaslarının ikinci gününde Gagauz Özerk Yeri başkenti Komrat'a gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Moldova Cumhurbaşkanı İgor Dodon ve Gagauz Özerk Yeri Başkanı Vlah ile geldiği Kent Meydanı'nda Gagauz Özerk Yeri halkına hitap etti.

Konuşmasına "Zaman hayır olsun Gökoğuz Yeri, zaman hayır olsun Komrat, burada olmasalar bile yürekleri bizimle çarpan tüm Gökoğuz Türk'ü soydaşlarım zaman hayır olsun." ifadesiyle başlayan Erdoğan, tüm vatandaşları selamladı.

Erdoğan, "Bizlere şu muhteşem tabloyu yaşattığınız için her birinize şükranlarımı sunuyorum. Bugün burada kardeşlik var, bugün burada dayanışma var, işbirliği var, elbette burada Moldova ile Türkiye'nin kadim dostluğu var. Buraya elimiz boş gelmek yakışmaz dedik, olmaz dedik, sizlere tüm Türkiye'nin, 81 milyonluk Türk milletinin selamlarını getirdim, sizlere Türkiye'deki akrabalarınızın sınırları aşan muhabbetini getirdim. Türkiye Cumhurbaşkanı olarak gerçekleştirdiğim bu tarihi ziyaretin Moldova ve Gökoğuz Yeri ile dayanışmamızı daha da perçinlediğine inanıyorum." dedi.

Bugünkü buluşmaya vesile olan Cumhurbaşkanı Dodon'a teşekkür eden Erdoğan, ziyareti boyunca kendilerini evlerinde hissettiren Moldova makamlarına da şükranlarını sundu.

"Elbette bugünlere kolay gelmedik, karşımdaki şu muhteşem dayanışma manzarasına ulaşmamız hiç kolay olmadı." ifadesini kullanan Erdoğan, bugünlere kendilerinden önceki cumhurbaşkanlarının, Türkiye ile Moldova'nın ortak geleceğine inanan devlet ve siyaset adamlarının gayretiyle gelindiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizim inancımızda ehli hünerin kıymetini bilmek, emek ve çaba sahibi herkesin hakkını teslim etmek esastır. Öncelikle bizden önceki siyasetçilere ülkem ve milletim adına şükran borcumuzu ifa etmek istiyorum. Gökoğuz Yeri'nin 1994 yılında özerk statüye kavuşmasına katkı sağlayan 9. Cumhurbaşkanımız merhum Süleyman Demirel'i, dönemin Moldova Cumhurbaşkanı Mircea Snegur'u, yine o dönemde Gökoğuz Türklerinin önderi Stefan Topal'ı burada şükranla yad ediyorum." diye konuştu.

Bu devlet ve siyaset adamlarının sergilediği işbirliğinin hem Moldova'ya hem de Gökoğuz yerine huzur ve barış getirdiğini vurgulayan Erdoğan, "Zor zamanlarda halklarının geleceğine yön veren ve bu topraklarda güzel bir miras bırakan liderlerin çabaları asla unutulmayacaktır. Bundan kısa süre önce 28 Eylül'de Gökoğuz Yeri'nin kurucu başkanı, Gökoğuz Türklerinin aksakalı Stefan Topal'ın vefatından duyduğum üzüntüyü özellikle ifade etmek istiyorum. Gökoğuz kimliğinin ve dilinin sadık evladının toprağı bol olsun diyorum. Onlar bu dünyadan göç ettiler ama geride bizim sahip çıkmamız ve çok daha ileriye taşımamız gereken bir miras bıraktılar. İnşallah bizler de Türkiye ve Moldova liderleri olarak bu mirası daha da ileriye götüreceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

Son 16 yılda attıkları adımların bu mirasa sahip çıkma hususundaki güçlü iradelerinin yansıması olduğuna işaret eden Erdoğan, iki ülke arasındaki bağların Gagauz Özerk Yeri'ni de içine alacak şekilde her alanda daha da perçinlendiğini söyledi. Erdoğan, "Bugün iki ülke tarihte hiç olmadığı kadar birbirine yakındır. Fiziki sınırımız olmasa da biz Moldova'yı komşu ülke olarak görüyoruz." dedi.

Moldovalıların dertleriyle dertlenmeyi, sevinçleriyle mutlu olmayı bir görev bildiklerini dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Moldova'nın toprak bütünlüğünün korunmasına büyük önem veriyoruz. Hem Moldova'daki hem de Gökoğuz Yeri'ndeki gelişmeleri tıpkı komşularımızdaki hadiseler gibi çok yakından takip ediyoruz. Gerektiğinde de elimizdeki tüm imkanları Moldova halkı için seferber etmekten çekinmiyoruz. TİKA'mızla, iş adamlarımızla ve sivil toplum kuruluşlarımızla Moldova'nın kalkınması, gelişmesi, dünya sahnesinde hak ettiği konuma ulaşması için gayret sarf ediyoruz. Bundan sonra da aynı kararlılıkla Moldova halkının ve siz Gökoğuz Türklerinin kara gün dostu olmayı sürdüreceğiz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir hususun altını çizmek istediğini aktararak şunları kaydetti:

"Sizler 1994 yılında diğer devletler iç çatışmalarla kıvranırken kardeşçe yaşamayı seçtiniz. Avrupa'nın birçok ülkesi geleceğe karamsarlıkla bakarken sizler bu topraklarda huzuru, barışı, dayanışmayı tercih ettiniz. Moldova ve Gökoğuz halklarının bu kararı her türlü takdirin üzerindedir. Sizlerin bu asil tavrı tam anlamıyla bir demokrasi ve medeniyet örneğidir. Geçen 24 yılda kendilerini idare etme olgunluğunu gösteren siz soydaşlarımızı gönülden kutluyorum. Kendi kimliğinizi, dilinizi, iç barışınızı, birliğinizi, dirliğinizi koruyarak bu güzel mirası evlatlarınıza, torunlarınıza aktarmanızı diliyorum.

Bilhassa içinde bulunduğumuz dönemde bunun son derece önemli olduğuna inanıyorum. Zira Avrupa başta olmak üzere dünyanın pek çok yerinde etnik ve kültürel farklılıklar kaşınmaya çalışılıyor. Asırlardır aynı toprağı paylaşan, aynı havayı soluyan, geçmişi ve geleceği ortak olan toplumlar ayrıştırılmak isteniyor. Kültürel ırkçılık dünyanın dört bir ucunda adeta bir veba salgını gibi gün geçtikçe yayılıyor. İslam karşıtlığının yabancı düşmanlığına, etnik milliyetçilikle terörizme kadar birçok sorun bir arada yaşama idealimize sekte vuruyor. Buradaki soydaşlarımızın asla böyle bir tuzağa düşmemesi gerekiyor. Her birinizin bu bilinçle hareket edeceğine inanıyorum. Bu topraklardaki barış ve huzur ortamının bozulmasına hiçbirinizin müsaade etmeyeceğini düşünüyorum."

(Sürecek)