İbn-i Haldun Üniversitesi, 2018-2019 akademik yılı açılışı töreni

İSTANBUL (AA) – İbn-i Haldun Üniversitesi'nin, 2018-2019 akademik yılı açılışı bir törenle gerçekleştirildi.

Başakşehir'de bulunan üniversitenin konferans salonundaki tören, İstiklal Marşı'nın okunması ve Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başladı.

İstanbul Valisi Vasip Şahin, burada yaptığı konuşmada, insanlara güzel isimlerin verilmesi gibi kurumlara da tarihi şahsiyetlerin isimlerinin verilmesinin önemli olduğunu söyledi.

İbn-i Haldun isminin bir üniversiteye verilmesinin beraberinde kuruma şahsiyet ve kimlik kazandıracağına inandığını dile getiren Şahin, "Kurumların isimleri de kurumlara şahsiyet, kimlik ve ruh kazandırır. Hele ki bu İbn-i Haldun olunca, buradaki şahsiyet, kimlik ve kişilik çok daha bariz bir şekilde öne çıkıyor. Bu, bilerek, isteyerek ve seçilerek konulmuş bir isim. İbn-i Haldun'un açmış olduğu yolda, bu üniversitenin mensupları hem öğrenciler hem de öğretim üyeleri olarak giderek medeniyet dünyamıza yeni ufuklar açacaklardır." dedi.

– "Medeniyet dünyamızın zenginlikleri ortaya çıkacak"

"Bizim medeniyetin diğer medeniyetlerden farklı özellikleri var" diyen Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bizim medeniyetimiz, ilmi bir araç olarak kullanıyor. Neye bir araç olarak? Önce nefsinin sonra toplumun terakkisi için bir araç olarak kullanmaktır. Aksi takdirde ne tahakküm ne de tekebbür için bizde ilim hiçbir zaman kullanılmaz, kullanılamaz. Dolayısıyla bu ruh ve heyecan, bu üniversite ve buna benzer üniversitelerimizde hakim oldukça biz hem medeniyet dünyamızın o zenginlerini yeniden ortaya çıkarmış olacağız hem de bugün çok ciddi buhranlar geçiren dünyaya, çok ciddi ve çok alternatif ve iç açıcı teklifler sunacağız. Bu anlamda bu yeni üniversitenin, inşallah heyecanıyla, ihlasıyla, samimiyetiyle yoluna devam edeceğine inanıyorum. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum."

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal ise üniversitenin mütevelli heyet üyesi olduğunu hatırlatarak, misafir ve ziyaretçi değil ev sahibi olduğunu ifade etti.

Uysal, İbn-i Haldun Üniversitesi'nin, yeni kurulan bir üniversite olmasına rağmen hedefine ulaşma konusunda başarılı işler yaptığını belirterek, "İki yıl içinde hedefe varma adına iyi bir mesafe alınmış. İlk iki yılda başarımız istenilen noktada değilse bile çok yaklaşmış durumda. Ülke ve idareciler olarak buna çok ihtiyacımız var. Üniversitemiz sosyal bilimler üniversitesidir. Burada üretilecek düşünceler, fikirler, yetiştirilecek öğrenciler, gerçekten idareciler adına çok önemli. Bu nedenle iki noktada, yani hem ülkemiz hem de biz idareciler adına sevinçliyiz." diye konuştu.

– "Görevlerimizi tam yaparsak hedefe hızlı ulaşırız"

İbn-i Haldun Üniversitesi'nde sosyal bilimler alanında yetişecek geleceğin idarecilerinin çıkmasıyla ülkenin işlerinin kolaylaşacağına inandığını dile getiren Uysal, şöyle konuştu:

"Eğitimde önemli olan 6 etkenden bahsedildi. Ancak bunları özetlersek iki etkenden bahsedebiliriz. Birisi imkan ve ortam, diğeri azim ve mücadele. Her halde imkan ve ortamda, mütevelli heyeti ve bu şehrin yöneticileri olarak sorumluluk bizde. Yani, burada üniversite kampüsünün, bursların ve diğer imkanların sağlanması adına bulunan sorumluluk bizde. Azim ve mücadele ise öğretim üyesi ve öğrencilerde. Bu konuda eğer iki taraf da görevini iyi yaparsa inanıyoruz ki hedefe çok daha kısa sürede varırız. Ülkemiz, İslam dünyası ve insanlık adına buna çok ihtiyacımız var. İnşallah bu kadar acil olan bir konuda, görevimizi tam yaparız. Üniversitemiz hedefine daha çabuk varır. Başarı, azim orada daha çabuk buluşur. 2018-2019 akademik yılımız hayırlı olsun."

Mütevelli Heyet Başkanı Prof. Dr. İrfan Gündüz ise İbn-i Haldun'da görev yapan mütevelli heyeti ve öğretim üyeleri ve öğrencilerle bir aile olduklarını belirtti.

Gündüz, şunları kaydetti:

"Ders yılının başındayız. Bir şeyin bidayeti nasılsa, nihayeti de öyle olur. Bu sizden başlar ve sizde biter. Büyük bir aşkla, büyük bir heyecanla ve büyük bir azimle bu yola girmeniz lazım. Eğer pörsümüş ve benmiş bir inançla üniversiteye geldiyseniz buradan pek fazla netice alamazsınız. O yüzden aşkınızı, heyecanınızı, çilenizi, ıstırabınızı içinizde dip diri her zaman yaşayın. Biz Necip Fazıl Kısakürek'ten böyle gördük. Bu konuda gerçekten her birisi kendi kulvarında parmakla gösterilen hocalarımız aynı zamanda bu aşkı, bu heyecanı size aşılayarak sizlere önderlik yapacaklar. Burada biz bir aileyiz. Ben şuna inanıyorum: İbn-i Haldun Üniversitesi bir manivela gibi sadece Türkiye'yi değil, dünyayı değiştirecek kadroları, yetiştirecek kararlılığa, azme, heyecan ve aşka sahiptir."

İbn-i Haldun Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanvekili Necmeddin Bilal Erdoğan ise doktoraya başladığı yıllarda İtalya Bolonya'da asistan olarak bulunduğunda eğitim gördüğü üniversiteyi ziyarete gelen Tarık Ramazan'ın Avrupa'daki Müslümanların entegrasyonu için Müslümanların, Avrupa'nın, batının değerleri olarak bildiği veya Müslümanlara bu şekilde dayatılan değerlerin aslında kendi hafızalarında, kendi geçmişlerinde ve değerler silsilesinde olan değerler olduğunu hatırlattığını anlattı.

– "İbn-i Haldun’cu yaklaşım önemli"

Ramazan'ın anlattıklarını hayatının birçok alanında tekrar tekrar yaşadığını aktaran Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu:

"Bugün TÜRGEV'imizin Palet Okulları'nı duyanlar vardır. 2011'de Montessori Metodu'na dayalı bir okul açtık. Bu metodu tanıdığım zaman, 'aslında bize çok yakın bir şeydir' dedim. Neden? Çocukların fıtratını koruyarak onları geleceğe taşımak gerektiğini, çocukların en iyi yetişmesinin onlar için hazırlanmış bir ortamda fıtratlarını rencide edecek, tahrip edecek, bütün etkenlerden koruyarak onları yetiştirmenin olduğunu öğrenmiştim. Şimdi, orada da çok iyi mesafe aldık. Buraya gelenler 'Niye Batı'nın, gavurun metotlarıyla çocukları yetiştiriyorsunuz?' dedikleri zaman bakın 'bunu bulan kişi aslında bizim değerlerimizden, inancımızdan esinlenerek bir şey bulmuş' diyoruz. Bunu nasıl bulmuş, tabii bilemeyiz ama bugün işte İbn-i Haldun'un öğretilerinde de görüyoruz. İbn-i Haldun, eğitimin, öğrenmenin gerçekleşmesinden ve eğitimin gayesinin, insanların gayesinin, insanlara meleke kazandırmak olduğundan bahsediyor. Yani sadece bilgiyi insandan insana aktarmak değil, o bilgiyi edinen insanların meleke kazanmasıdır' diyor. Meleke kazanmak ise zaman zaman bir meslek, zaman zaman ise bir konu üzerine derinlemesine uzmanlaşmaktır."

İbn-i Haldun'cu yaklaşımdaki kastlarının bu olduğunu vurgulayan Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

"Bir araştırma üniversitesi olmaktan maksadımız; sizlerin alanlarınızı belirlemeniz, bu alanlarda uzmanlaşmanız ve dünya üzerinde bu alanlarda referans noktasına gelen araştırmacılar olmanızdır. Bu üniversitemizin kuruluşu 2015 yılıdır. Üç senelik sürede üniversitemiz hakikaten Türkiye'nin en prestijli, en itibarlı üniversiteleri arasında saygın yerini almış durumda. Ve eğitim için ikinci yılımız yine, 150 yıldızımız, 60 üzerinde uluslararası öğrencimiz ile bir aradayız. Şimdiden öğrencilerimizin yarıdan fazlası araştırmacı yani yüksek lisans, doktora öğrencisi. Hakikaten çok kutlu bir yolcuğun başında, hızlı mesafe aldığımızı görüyorum. Bunda emeği geçen mütevelli heyetimiz, hocalarımız ve akademik kadromuz ve emeği geçenlere çok teşekkür ediyor, akademik yılının hayırlı uğurlu olmasını diliyorum."

Rektör Prof. Dr. Recep Şentürk, üniversitede yürütülen çalışmalar hakkında bilgiler verdi. İbn-i Haldun Üniversitesi'nin kendi alanında başarılı bir kurum olduğunu anlatan Şentürk, gelecek adına umutlu olduklarını vurguladı.

Konuşmaların ardından, üniversitenin çeşitli fakültelerine birincilikle yerleşen öğrencilere ödüller verildi. Üniversitede yaptıkları bilimsel çalışmalarla adlarını duyuran öğretim üyeleri de ödüllendirildi.

Davetlilerle öğretim üyeleri ve öğrencilerin birlikte aile fotoğrafı çektirmesinin ardından, Prof. Dr. Muhammet Hamur'un ilk dersi vermesiyle tören sona erdi.

Advertisements

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?