Eski askeri hakimlerin yargılanmasına devam edildi

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimi sonrası görevinden ihraç edilen ve darbecilerin sözde sıkıyönetim direktifinde Askeri Yargıtay Başsavcısı olarak görevlendirilen eski Askeri Yargıtay Üyesi Yusuf Tamer Çetin hakim karşısına çıktı.

FETÖ'nün darbe girişimi sonrası meslekten ihraç edilen ve tutuklanan Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) üyeleri ile askeri hakimlerin yargılanmasına devam edildi.

İlk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesince, Yargıtay Genel Kurul Salonu'nda görülen duruşmaya, tutuksuz sanık Çetin ile avukatı katıldı.

Duruşmada sanık hakkındaki iddianamenin özeti okundu.

İddianamede, sanığın darbe girişimini yapanlar tarafından hazırlanan sıkıyönetim direktifindeki görevlendirme listesinde Askeri Yargıtay Başsavcısı olarak yer aldığı, ev ve iş yerindeki aramada iki adet 1 dolar ele geçirildiği belirtildi.

Bilirkişi raporu ve tanık ifadelerine göre, listeyi hazırlayanların istemedikleri kıdemli üyeleri Milli Savunma Bakanlığında (MSB) görevlendirdiği, kendilerinden olanların yanı sıra seçimlerde birlikte hareket ettikleri, tehlikeli görmedikleri kişilere de listede yer verdikleri anlatılan iddianamede, sanığın da örgüt tarafından tehlikeli görülmediği için listeye eklendiği kaydedildi.

İddianamede, sanığın örgüt üyesi olmadığı, iradesini örgüte teslim etmediği, örgüt hiyerarşisine dahil olmadığı ancak bilerek ve isteyerek örgüte yardım ettiği kaydedildi ve örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüte yardım suçundan cezalandırılması istendi.

Savunma için söz verilen sanık Çetin, FETÖ ile irtibatı ve iltisakının bulunmadığını, sıkıyönetim listesinin bilgisi dışında hazırlandığını, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmesinin söz konusu olmadığını ileri sürdü.

FETÖ üyeliğinden yargılanan eski Genelkurmay Adli Müşaviri Muharrem Köse'ye onur belgesi verilmesi için çabaladığı yönündeki suçlamaya değinen Çetin, genel kurulda diğer üyelerin, kendi isteğiyle görevinden ayrılanlara hediye ve onur belgesi verilmesini istediğini, kendisinin ise genel bir tavır olarak buna karşı çıktığını ancak tartışmanın uzaması nedeniyle bu tutumundan vazgeçtiğini anlattı.

Çetin, sıkıyönetim listesinin bilgisi dışında hazırlandığını, bunun anlaşılması nedeniyle yaklaşık 22 ay tutuklu kaldıktan sonra Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine tahliye edildiğini, kimin hazırladığı belirlenemeyen bir listeden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını söyledi.

Listeyi, 18 Temmuz'da mesaiye gittiğinde öğrendiğini iddia eden Çetin, "Görevlendirmeyi yapanlar, çalışmayı istemedikleri, karşı olan kişileri MSB emrine yazmışlar, aynı yapıdan olanlara görev vermişler. Kendilerine zarar vermeyecek şeklinde düşündükleri isimleri aralara yerleştirerek, dolgu malzemesi yaparak, listeyi tamamlamışlar. Herkesle iyi geçinmem, hukuki açıdan herkese yardımcı olmam, ikinci kıdemli kişi olmam nedeniyle, sorun çıkarmayacağımı, tehlike oluşturmayacağımı düşündükleri için başsavcı olarak yazıldığımı düşünüyorum. Bence özel bir önemi yoktur." savunmasını yaptı.

Mahkeme Başkanlığı yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesi Üyesi Fevzi Yıldırım'ın "Size verilen görev öyle sıradan bir görev değil." demesi üzerine Çetin, Haluk Zeybel'den sonra ikinci kıdemli kişi olması nedeniyle başsavcı olarak görevlendirilmiş olabileceğini belirtti.

Hayatı boyunca darbelere karşı olduğunu, demokrasiye inandığını dile getiren Çetin, "Darbe başarılı olsaydı da bu görevi kabul etmezdim ve yine tutuklanırdım. Beni de MSB emrine almamalarından hicap duyuyorum." dedi.

– "1 doları uğur olarak sakladım"

Üzerinde ve evinde bulunan 1 dolarlara ilişkin savunma yapan Çetin, üzerindeki 1 doların teyzesinin oğlunun 2011'deki düğününde dağıtıldığını, kendisinin de uğur olarak sakladığını öne sürdü.

Çetin, düğüne katılan herkese dolar dağıtılıp dağıtılmadığı sorusu üzerine, herkese verilmediğini, kuzeninin çocuklara verirken kendisine de 1 dolar verdiğini ifade etti. Yıldırım'ın "2011'de aldığınız doları 2016'ya kadar cüzdanınızda sakladınız öyle mi?" sorusuna karşılık Çetin, bunu uğur olarak cüzdanında tuttuğunu yineledi.

Evinde bulunan 1 dolardan ise haberinin olmadığını ileri süren Çetin, "Bu konuda eşimin beyanları esastır. Annem torununun düğününde çocuklara dağıtırken eşim 'Bana da ver.' diye istemiş. Bu paraya elimi sürmedim, parmak izine bakılabilir." savunmasını yaptı.

Özellikle MİT krizi ve 17-25 Aralık sürecinden sonra o zamanki adıyla cemaat yapılanmasıyla mücadele ettiğini savunan Çetin, Askeri Yargıtay Genel Kurulunda yapı mensupları ve diğer üyeler arasında ayrışma yaşandığını, aynı dairede, aynı lojmanda bulunmasına rağmen cemaat mensuplarının yanında yer almadığını söyledi.

Çetin, bu kişilerle ilişkilerini azaltmak istese de aynı dairede görev yapması ve aynı lojmanı kullanması nedeniyle beşeri ilişki kapsamında görüştüğünü kaydetti.

FETÖ'nün kumpas davalarından olduğu ortaya çıkan Balyoz davasında 16 yıl hapis cezası aldığı için yurt dışına kaçan bir askeri hakimin firar etmesi nedeniyle Askeri Yargıtayda yargılandığını anlatan Çetin, bu davada askeri hakimin mecbur kaldığı için firar ettiği yönünde muhalefet şerhi yazarak, bu kişiyi korumaya çalıştığını ileri sürdü.

Çetin, FETÖ tarafından örgüt mensubu olmayan Hava Kuvvetleri personelinin hukuka aykırı delillerle karalanmaya çalışıldığı dönemde de Askeri Yargıtay Genel Kurulunda bu askerleri savunduğunu, FETÖ'nün bu taktikleriyle Kurulda savaştığını iddia etti.

Sanık Çetin, İncirlik Üssü komutanının FETÖ mensupları tarafından uzaklaştırılması amacıyla açılan davada da bu komutana verilen mahkumiyet kararının bozulması yönünde oy kullandığını belirterek, araştırıldığında tüm bu kararlarının görülebileceğini söyledi.

Askeri öğrenci ve subay olarak terörle mücadeleyle geçirdiği 34 yıllık meslek hayatında tek isteğinin aklanmak olduğunu dile getiren Çetin, beraatini istedi.

Çetin'in avukatı da 10 günde bir imza verme şeklindeki adli kontrolün ayda bire çevrilmesi talebinde bulundu.

Verilen aranın ardından mahkeme heyeti, sanığın adli kontrol kapsamında bundan sonra kolluğa ayda bir imza vermesine hükmetti. Duruşma 28 Şubat 2019'a bırakıldı.

Bu arada, Emniyet Genel Müdürlüğü ve İçişleri Bakanlığının davaya katılma talepleri reddedildi.

Advertisements

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?