Eski Yargıtay üyesine hapis cezası

ANKARA (AA) – Eski Yargıtay üyesi Coşkun Demir, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyeliğinden 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı.

FETÖ'nün darbe girişimi sonrasında meslekten ihraç edilen ve tutuklanan eski Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) üyelerinin yargılanmasına devam edildi.

İlk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesince Yargıtay ek binadaki salonda görülen duruşmaya, tutuksuz sanık Demir ve avukatı katıldı.

Esas hakkındaki savunmasında suçlamaları kabul etmeyen Demir, 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimine kadar örgütü bir iyilik hareketi olarak gördüğünü öne sürdü. İddiaları reddeden Demir, beraatini istedi.

FETÖ'nün yargıya yerleştirdiği ilk 7 isimden olduğu belirlenen Demir ile sanık avukatının savunmasının ardından duruşmaya ara verildi.

  • Karar

Aranın ardından Yargıtay 9. Ceza Dairesi heyetinin aldığı karar, heyete başkanlık eden Daire Üyesi Maruf Alikanoğlu tarafından okundu.

Karara göre, sanık Coşkun Demir'e "FETÖ/PDY'e üye olmak" suçundan, alt sınırdan uzaklaşılarak 7 yıl hapis cezası verildi.

Terör suçlarında cezanın yarı oranında artırılmasını öngören 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5/1 maddesi uyarınca sanığa verilen ceza 10 yıl 6 aya çıkarıldı.

Sanığın duruşmalardaki iyi hali nedeniyle Türk Ceza Kanunu'nun 62. maddesindeki indirim uygulanarak ceza 8 yıl 9 aya indirildi.

Demir hakkında adli kontrole hükmeden mahkeme heyeti, yurt dışına çıkış yasağı konulmasına da karar verdi.

Eski Danıştay üyesi Ahmet Eğerci'ye hapis istemi

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) dava takip biriminde yer aldığı belirlenen eski Danıştay üyesi Ahmet Eğerci'nin, terör örgütü üyeliğinden yargılandığı davada, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından esas hakkında mütalaa sunuldu.

İlk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesince Yargıtay ek binadaki salonda görülen duruşmaya, Eğerci, tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Duruşmada, Eğerci'nin avukatı ise hazır bulundu.

Dosyaya gelen cevap ve belgelerin okunmasının ardından söz verilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Mutahhar Keleşoğlu, sanık hakkında hazırlanan esas hakkındaki mütalaayı okudu.

Örgütün yapısı, tanık beyanları, sanık savunması ile toplanan bilgi ve belgelere yer verilen mütalaada, tanık beyanları ile diğer bilgi ve belgelere göre sanık Eğerci'nin FETÖ içerisinde yer aldığı belirtildi.

Terör örgütü mensuplarının, 2010'da Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunda (HSYK) çoğunluğu ele geçirmelerinin ardından yapılan toplantılarda, sanığın, Danıştay üyeliğine seçilmesine karar verilen isimler arasında yer aldığı anlatılan mütalaada, Eğerci'nin tetkik hakimliği döneminde başlayan FETÖ üyeliğinin Danıştaydaki görevi süresince de devam ettiği vurgulandı.

Sanığın örgüt toplantılarına katıldığı, "himmet" adındaki aidatları verdiğinin belirtildiği mütalaada, Eğerci'nin, FETÖ'nün dava takip biriminde yer aldığı kaydedildi.

Mütalaada, sanığın, örgüt için önemli olan dershane ve hastanelere ilişkin davalarda etkin rol oynadığı, aldığı talimatlar doğrultusunda FETÖ lehine davaların sonuçlanması için çaba sarf ettiği bildirildi.

Eğerci'nin, örgütün şifreli haberleşme programı ByLock kullanıcısı olduğuna işaret edilen mütalaada, sanığın diğer örgüt mensubu Danıştay üyeleriyle İstanbul'da FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in yurt dışına kaçmadan önce kaldığı dershanedeki özel odayı ziyaret ettiği vurgulandı.

Esas hakkındaki mütalaada, sanık Eğerci'nin, Yargıçlar ve Savcılar Birliğinin (YARSAV) ele geçirilmesine yönelik talimat kapsamında bu derneğe üye olduğu belirtildi.

Sanığın Danıştay hücre yapılanmasında yer aldığına dikkati çekilen mütalaada, Eğerci'nin böylelikle örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu, sıkı bir disiplinle FETÖ'nün stratejisi, yapılanması, faaliyetleri ve amacına uygun hareket ettiği ve "terör örgütü üyesi olmak" suçunu işlediği sonucuna varıldığı kaydedildi.

Örgüt hiyerarşisi içinde, "mahrem alan" kapsamında yer alan sanığın, eğitim düzeyi, sahip olduğu sosyokültürel birikimi, yaptığı görev nedeniyle edindiği mesleki bilgi ve tecrübeleriyle örgütteki konumu itibarıyla bu oluşumun terör örgütü olduğunu bilebilecek durumda olduğuna vurgu yapılan mütalaada, Eğerci hakkında Türk Ceza Kanunu'nun (TCK), kaçınılmaz bir hataya düşen kişinin cezalandırılamayacağını öngören "hata" başlıklı 30. maddesinin uygulanmaması istendi.

Esas hakkındaki mütalaada, sanığın, TCK'nin 314/2. ve Terörle Mücadele Kanunu'nun 5/1. maddeleri uyarınca "terör örgütü üyesi olmak" suçundan 7 yıl 6 aydan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması talebinde bulunuldu.

Sanığın son karar merci Danıştayda görevlendirilmesi, örgütte temin ettiği güç ve sadakati ölçüsünde yükselip elde ettiği statüsüne eş değer şekilde yüksek yargı içerisinde konumlandırılması ve FETÖ'nün mahrem yapısı içerisinde bulunduğu hususları dikkate alınarak, suçun işleniş biçimi, kastın yoğunluğu ve oluşan tehlikenin ağırlığına göre temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi talep edildi.

Mütalaaya karşı söz verilen sanık Ahmet Eğerci ve avukatı, esas hakkındaki savunmayı hazırlamak için süre verilmesini istedi.

Mahkeme heyeti, savunmasını hazırlaması için süre verilen sanığın tutukluluk halinin devamını kararlaştırdı.

Duruşma, karar için 23 Mayıs'a bırakıldı.

Eski Yargıtay üyesine hapis cezası

ANKARA (AA) – Eski Yargıtay üyesi Mehmet Sait Demiröz, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyeliğinden 13 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

FETÖ'nün darbe girişimi sonrası meslekten ihraç edilen ve tutuklanan Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) üyelerinin yargılanmasına devam edildi.

İlk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesince, Yargıtay Genel Kurul Salonu'nda görülen duruşmada, eski Yargıtay üyesi sanık Mehmet Sait Demiröz hakim karşısına çıktı. Duruşmaya Demiröz'ün avukatı ve yakınları da katıldı.

Duruşmada, sanık Demiröz ve avukatı esas hakkındaki savunmasını yaptı.

Örgütün talimatıyla Yargıtay üyeliğine seçildiği, ByLock kullandığı, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu belirtilen Demiröz, hakkındaki suçlamaları reddetti.

Aleyhindeki tanık beyanlarını kabul etmeyen sanık Demiröz, terör örgütü üyesi olmadığını savunarak, beraat ve tahliye talebinde bulundu.

Son sözü sorulan Demiröz, "Böyle bir suçu işlemedim. Mesleğimi onurumla yaptım. Hiçbir zaman vicdanımı ve irademi kimseye teslim etmedim." dedi.

  • Karar

Verilen aranın ardından toplanan Yargıtay 9. Ceza Dairesi heyetinin oy birliğiyle aldığı karar, heyete başkanlık eden Daire Üyesi Abdurrahman Orkun Dağ tarafından okundu.

Kararda, sanık Demiröz'ün üzerine atılı "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçunun sabit olduğu, bu nedenle sanığa Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 314/2. maddesi gereğince "kastın yoğunluğu, örgüt içindeki konumu, örgütte kaldığı süre, oluşan zarar ve tehlikenin ağırlığı" dikkate alınarak, alt sınırdan uzaklaşılarak 9 yıl hapis cezası verildiği belirtildi.

Terör suçlarında cezanın yarı oranında artırılmasını öngören 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5/1 maddeleri uyarınca sanığa verilen ceza 13 yıl 6 aya çıkarıldı.

Sanığın duruşmalarda pişmanlığının gözlemlenmemesi nedeniyle verilen cezada TCK'nin 62. maddesindeki indirim uygulanmadı.

Heyet, sanığın tutuklu bulunduğu sürenin infazından düşülmesine ve tutukluluk şartlarının devamına karar verdi.

Karara karşı temyiz yoluna başvurulabiliyor. Temyiz istemini, Yargıtay Ceza Genel Kurulu görüşecek.

Eski Danıştay üyesi Davas'a hapis istemi

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sonrası meslekten ihraç edilen eski Danıştay üyesi Kasım Davas'ın terör örgütü üyeliğinden yargılandığı davada, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından esas hakkında mütalaa sunuldu.

İlk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesince, Yargıtay ek binadaki salonda görülen duruşmaya, tutuksuz sanık Davas ve avukatı katıldı.

Dosyaya gelen cevap ve belgelerin okunmasının ardından söz verilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ömer Kara, sanık hakkında hazırlanan esas hakkındaki mütalaayı okudu.

Örgütün yapısı, tanık beyanları, sanık savunması ile toplanan bilgi ve belgelere yer verilen mütalaada, tanık beyanları ile diğer bilgi ve belgelere göre sanık Davas'ın FETÖ içerisinde yer aldığı belirtildi.

Terör örgütü mensuplarının, 2010'da Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunda (HSYK) çoğunluğu ele geçirmelerinin ardından yapılan toplantılarda, sanığın, Danıştay üyeliğine seçilmesine karar verilen isimler arasında yer aldığı aktarılan mütalaada, Davas'ın hukuk eğitimi sırasında başlayan örgüt üyeliğinin Danıştaydaki görevi süresince de devam ettiği vurgulandı.

Mütalaada, sanığın diğer örgüt mensuplarıyla birlikte hareket ettiği kaydedildi. Kasım Davas'ın, FETÖ'nün önem verdiği dershanelere ilişkin davaların görüldüğü Danıştay 8. Ceza Dairesinde görev yaptığına işaret edilen mütalaada, sanığın bu davalarda örgüt menfaati çerçevesinde gayret göstererek oy kullandığına dikkat çekildi.

Davas'ın, örgütün iletişimde kullandığı ankesörlü telefondan arandığı belirtilen mütalaada, sanığın 4 ayrı hat üzerinden 12 kez arandığı aktarıldı.

Örgüt toplantılarına katılan Davas'ın, "himmet" denilen aidatları verdiği de belirtilen mütalaada, sanığın diğer örgüt mensubu Danıştay üyeleriyle İstanbul'da FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in yurt dışına kaçmadan önce kaldığı dershanedeki özel odayı ziyaret ettiği kaydedildi.

Sanığın Danıştay hücre yapılanmasında yer aldığına işaret edilen mütalaada, Davas'ın böylelikle örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu, sıkı bir disiplinle FETÖ'nün stratejisi, yapılanması, faaliyetleri ve amacına uygun hareket ettiği ve "terör örgütü üyesi olmak" suçunu işlediği sonucuna varıldığı belirtildi.

Örgüt hiyerarşisi içinde, "mahrem alan" kapsamında yer alan sanığın, eğitim düzeyi, sahip olduğu sosyokültürel birikimi, yaptığı görev nedeniyle edindiği mesleki bilgi ve tecrübeleriyle örgütteki konumu itibarıyla bu oluşumun terör örgütü olduğunu bilebilecek durumda olduğuna vurgu yapılan mütalaada, Davas hakkında, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK), kaçınılmaz bir hataya düşen kişinin cezalandırılamayacağını öngören "hata" başlıklı 30. maddesinin uygulanmaması istendi.

Esas hakkındaki mütalaada, sanığın, TCK'nin 314/2. ve Terörle Mücadele Kanunu'nun 5/1. maddeleri uyarınca "terör örgütü üyesi olmak" suçundan 7 yıl 6 aydan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.

Sanığın son karar merci Danıştayda görevlendirilmesi, örgütte temin ettiği güç ve sadakati ölçüsünde yükselip elde ettiği statüsüne eş değer şekilde yüksek yargı içerisinde konumlandırılması ve FETÖ'nün mahrem yapısı içerisinde bulunduğu hususları dikkate alınarak, suçun işleniş biçimi, kastın yoğunluğu ve oluşan tehlikenin ağırlığına göre temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi talep edildi.

Mütalaaya karşı söz verilen sanık Kasım Davas ve avukatı, esas hakkındaki savunmayı hazırlamak için süre verilmesini istedi.

Mahkeme heyeti, savunmasını hazırlaması için süre verilen sanığın tutuksuz yargılanmasının devamını kararlaştırdı.

Duruşma, karar için 17 Haziran'a bırakıldı.

Eski Danıştay üyesinin yargılandığı dava

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sonrası meslekten ihraç edilen Danıştay üyesi Mustafa Dinç'in yargılandığı davada, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından esas hakkında mütalaa sunuldu.

İlk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesince Yargıtay ek binadaki salonda görülen duruşmaya, tutuksuz sanık Dinç ile avukatı katıldı.

Dosyaya gelen cevap ve belgelerin okunmasının ardından söz verilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ömer Kara, sanık hakkında hazırlanan esas hakkındaki mütalaayı okudu.

Örgütün yapısı, tanık beyanları, sanık savunması ile toplanan bilgi ve belgelere yer verilen mütalaada, tanık beyanları, diğer bilgi ve belgelere göre, Mustafa Dinç'in FETÖ içerisinde yer aldığı kaydedildi.

Terör örgütü mensuplarının 2010'da Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunda (HSYK) çoğunluğu ele geçirmelerinin ardından yapılan toplantılarda sanığın, Danıştay üyeliğine seçilmesine karar verilen isimler arasında yer aldığı vurgulanan mütalaada, Dinç'in FETÖ üyeliğinin Danıştaydaki görevi süresince de devam ettiği belirtildi.

Mütalaada, Dinç'in diğer örgüt mensubu Danıştay üyeleriyle İstanbul'da FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in yurt dışına çıkmadan önce kaldığı dershanedeki özel odayı ziyaret ettiği anlatıldı.

Dinç'in örgütün hücre yapılanmasında yer aldığı ifade edilen mütalaada, FETÖ toplantılarına katılan sanığın ankesörlü telefonla diğer örgüt üyeleriyle iletişim kurduğu da bildirildi.

Sanık ile bazı FETÖ mensupları arasındaki para transferlerine işaret edilen esas hakkındaki mütalaada, Mustafa Dinç'in, böylelikle örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu, sıkı bir disiplinle FETÖ'nün stratejisi, yapılanması, faaliyetleri ve amacına uygun hareket ettiği ve "terör örgütü üyesi olmak" suçunu işlediği sonucuna varıldığı ifade edildi.

  • 15 yıla kadar hapis istemi

Örgüt hiyerarşisi içinde, "mahrem alan" kapsamında yer alan sanığın, eğitim düzeyi, sahip olduğu sosyokültürel birikimi, yaptığı görev nedeniyle edindiği mesleki bilgi ve tecrübeleriyle örgütteki konumu itibarıyla bu oluşumun terör örgütü olduğunu bilebilecek durumda olduğuna dikkati çekilen mütalaada, Dinç hakkında Türk Ceza Kanunu'nun (TCK), kaçınılmaz bir hataya düşen kişinin cezalandırılamayacağını öngören "hata" başlıklı 30. maddesinin uygulanmaması talep edildi.

Esas hakkındaki mütalaada, sanığın, TCK'nin 314/2. ve Terörle Mücadele Kanunu'nun 5/1. maddeleri uyarınca "terör örgütü üyesi olmak" suçundan 7 yıl 6 aydan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi.

Sanığın son karar merci Danıştayda görevlendirilmesi, örgütte temin ettiği güç ve sadakati ölçüsünde yükselip elde ettiği statüsüne eş değer şekilde yüksek yargı içerisinde konumlandırılması ve FETÖ'nün mahrem yapısı içerisinde bulunduğu hususları dikkate alınarak, suçun işleniş biçimi, kastın yoğunluğu ve oluşan tehlikenin ağırlığına göre temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi talebinde bulunuldu.

Mütalaaya karşı söz verilen sanık Dinç, esas hakkındaki savunmayı hazırlamak için süre verilmesini istedi.

Mahkeme heyeti, savunmasını hazırlaması için süre verilen sanığın tutuksuz yargılanmasının devamını kararlaştırdı.

Duruşma, karar için 17 Haziran'a bırakıldı.

Eski Yargıtay üyesine hapis cezası

ANKARA (AA) – Yargıtay 9. Ceza Dairesince, darbe girişiminden 4 gün önce yüksek yargıya ilişkin düzenlemeleri protesto amacıyla yapılan basın açıklamasını okuyan ve örgütün 5 kişilik danışma heyetinde yer aldığı belirtilen eski Yargıtay üyesi Salih Özaykut'a FETÖ üyeliğinden 14 yıl 3 ay hapis cezası verildi.

FETÖ'nün darbe girişimi sonrası meslekten ihraç edilen ve tutuklanan Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) üyelerinin yargılanmasına devam edildi.

İlk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesince, Yargıtay Genel Kurul Salonu'nda görülen duruşmada, darbe girişiminden 4 gün önce yüksek yargıya ilişkin düzenlemeleri protesto amacıyla yapılan basın açıklamasını okuyan eski Yargıtay üyesi Salih Özaykut hakim karşısına çıktı.

Duruşmada, Özaykut esas hakkındaki savunmasını yaptı.

Örgütün sivil imamı Mehmet Baysal'ı tanımadığını ve ByLock kullanmadığını ileri süren Özaykut, hakkındaki suçlamaları reddetti.

Özaykut, beraatine ve tahliyesine karar verilmesini istedi.

Son sözleri sorulan Özaykut, kendisi gibi pek çok kişinin, 15 Temmuz'dan önce bu örgütün silahlı örgüte dönüştüğünü, devletin varlığına, milletin birliğine, vatanın bekasına kastedeceğini bilmediğini ileri sürdü.

Örgütün hain amaçlarının 15 Temmuz'da görüldüğünü savunan Özaykut, "Ben bu zalim planın içinde yer almadım. Benim bunlar gibi zalimlerle irtibatım, iltisakım olamaz." şeklinde savunma yaptı.

  • Karar

Verilen aranın ardından toplanan Yargıtay 9. Ceza Dairesi heyetinin oy birliğiyle aldığı karar, Daire Üyesi Abdurrahman Orkun Dağ tarafından okundu.

Esas hakkındaki mütalaada sanığın, "terör örgütü yöneticiliği" suçundan cezalandırılması isteniyordu. Yargıtay 9. Ceza Dairesi heyeti, suç vasfını değiştirerek, sanığın "terör örgütü üyeliği" suçunun sabit olduğuna karar verdi.

Kararda, sanık Salih Özaykut'un üzerine atılı "FETÖ silahlı terör örgütüne üye olmak" suçunun sabit olduğu, bu nedenle sanığa Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 314/2. maddesi gereğince "kastın yoğunluğu, örgüt içindeki konumu, örgütte kaldığı süre, oluşan zarar ve tehlikenin ağırlığı" dikkate alınarak, alt sınırdan uzaklaşılarak 9 yıl 6 ay hapis cezası verildiği belirtildi.

Terör suçlarında cezanın yarı oranında artırılmasını öngören 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5/1 maddeleri uyarınca sanığa verilen ceza 14 yıl 3 aya çıkarıldı.

Sanık hakkında verilen cezada, TCK'nin 62. maddesindeki indirim uygulanmadı.

Heyet, sanığın tutuklu bulunduğu sürenin infazından düşülmesine ve tutukluluk şartlarının devamına karar verdi.

Karara karşı temyiz yoluna başvurulabiliyor. Temyiz istemini, Yargıtay Ceza Genel Kurulu görüşecek.

  • Suçlamalar

Özaykut hakkındaki esas hakkındaki mütalaada, ByLock'ta "Yakut" kod adını kullanan sanığın, ByLock sistemine örgüt tarafından verilen tablet üzerinden giriş yaptığı belirtildi.

Örgütün yargı sivil imamı "Nejat" kod adlı Mehmet Baysal tarafından oluşturulan "Danışma Heyeti" adlı grupta sanığın da yer aldığı, bu yapının Yargıtay içerisindeki yargısal faaliyetlerinde örgüt üyelerinin izleyeceği yolu belirlediği ifade edildi.

Örgüt talimatıyla Yargıtay'a üye seçilen sanığın, 2011 yüksek yargı üye seçiminde üyelerin belirlenmesinde, üyeler seçildikten sonra da örgüt mensubu üyelerin hangi dairelerde görev yapacağı konusunda rol oynadığı anlatıldı.

Sanığın, darbe girişiminden 4 gün önce Yargıtay binası önünde yapılan basın açıklaması adı altındaki örgütsel eyleme katılıp açıklamayı bizzat okuduğu da belirtilen mütalaada, sanığın ayrıca ankesörlü telefonla ardışık ve periyodik arandığı tespitleri yer aldı.

Mütalaada, sanığın emir ve talimat verme noktasında etkin olduğu, FETÖ silahlı terör örgütünün Yargıtay hücre yapılanmasında "yönetici" konumunda yer aldığı ve "örgüt yöneticisi olma" suçunu işlediği sonucuna varıldığı belirtildi.

  • 5 kişilik danışma heyeti

Örgütün sivil imamlarından Mehmet Baysal'ın, Yargıtaydaki faaliyetleri yürütmek üzere 5 kişilik "danışma heyeti" kurduğu ortaya çıkmış, eski yüksek yargı üyeleri firari Ali Akın, Aydın Boşgelmez, Osman Yurdakul, Mehmet Kaya ve sanık Salih Özaykut'tan oluşan 5 kişilik heyetin, Yargıtay içerisinde yargısal faaliyetlerde örgüt üyelerinin izleyeceği yolu belirlediği ifade edilmişti.

Seçim ve davaların takibi gibi konuların, öncelikle sivil imam Mehmet Baysal'ın da katılımıyla bu danışma heyetinde kararlaştırıldığı, alınan kararların, grup sorumlularına, oradan da örgüt üyelerine iletildiği belirtilmişti.

Futbolda şike davasını onayan Kundakçı'ya hapis istemi

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) kumpas davalarından olduğu ortaya çıkan ve dönemin Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım ile spor dünyasında tanınmış birçok kişinin hapis cezasına çarptırıldığı, "futbolda şike davası"nda onama kararı veren eski Yargıtay 5. Daire üyesi Mesut Kundakçı'nın FETÖ yöneticiliğinden yargılandığı davada, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca esas hakkındaki mütalaa sunuldu.

İlk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesince Yargıtay ek binadaki salonda görülen duruşmaya, tutuklu sanık Mesut Kundakçı ile avukatı katıldı.

Dosyaya gelen cevap ve belgelerin okunmasının ardından söz verilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ömer Kara, sanık hakkında hazırlanan esas hakkındaki mütalaayı okudu.

Örgütün yapısı, tanık beyanları, sanık savunması ile toplanan bilgi ve belgelere yer verilen mütalaada, tanık beyanları ile diğer bilgi ve belgelere göre sanık Kundakçı'nın FETÖ içerisinde yer aldığı belirtildi.

Terör örgütü mensuplarının, 2010'da Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunda (HSYK) çoğunluğu ele geçirmelerinin ardından yapılan toplantılarda, sanığın Yargıtay üyeliğine seçilmesine karar verilen isimler arasında yer aldığı vurgulanan mütalaada, Kundakçı'nın mesleğine başlamadan önce var olan örgüt mensubiyetinin Yargıtay'daki görevi süresince de devam ettiği bildirildi.

Sanığın örgütün şifreli haberleşme ağı ByLock'u kullandığının aktarıldığı mütalaada, Kundakçı'nın uygulamadaki kullanıcı adını isminin ve soyadının baş harfleriyle çocuklarının doğum tarihlerinden oluşturduğu anlatıldı.

Ankesörlü telefonlarla Kudankçı'yla örgüt tarafından iletişim kurulduğunun da belirtildiği mütalaada, bu kapsamda sanığın 5 ayrı hat üzerinden 12 kez arandığına işaret edildi.

  • Kundakçı, "üst sorumlu" çıktı

Esas hakkındaki mütalaada, örgüt yöneticileri arasında bulunan Kundakçı'nın, FETÖ'nün Yargıtay Ceza ve Hukuk Daireleri Genel Sorumlusu Ali Akın'a bağlı "Yargıtay Ceza Daireleri Üst Sorumlusu" olarak hiyerarşik yapıda yer aldığı belirtildi.

FETÖ'deki örgüt yöneticiliği görevinden dolayı Kundakçı'nın, emrinde yaklaşık 70 örgüt mensubunun bulunduğu, sanığın bu kişilere çeşitli talimatlar verdiği kaydedildi.

Mütalaada, sanığın örgütsel stratejilerin belirlendiği toplantıları organize ettiği, "himmet" adı verilen aidatları toplayarak sivil imamlara aktardığı ifade edildi.

FETÖ'nün, "gaybubet" adı verdiği hücre evlerinde saklanmaya yönelik de çalışmalar yapan sanığın, örgüt mensuplarının iletişimde kullanacağı cihazları "Bilgi İşlemci" adı verilenlerden temin ederek üyelere dağıttığının bildirildiği mütalaada, Kundakçı'nın bazı üyelerin kullandığı cihazlara ByLock yüklemesini de sağladığı vurgulandı.

Davların örgüt lehine sonuçlandırılması için de çalışma yapan Kundakçı'nın, üst sorumlu olması nedeniyle bu konularda diğer üyelere talimatlar verdiğinin altı çizilen mütalaada, yargıdaki seçim süreçlerinde de kimlere oy verileceğinin sanık tarafından bildirildiği anlatıldı.

Mütalaada, sanığın, sivil imamlardan Mehmet Baysal ile Celil Kalyoncu'yla iletişiminin bulunduğuna dikkat çekildi.

Esas hakkındaki mütalaada, Mesut Kundakçı'nın, böylelikle örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu, sıkı bir disiplinle FETÖ'nün stratejisi, yapılanması, faaliyetleri ve amacına uygun hareket ettiği ve "terör örgütü yöneticisi olmak" suçunu işlediği sonucuna varıldığı belirtildi.

Örgüt hiyerarşisi içinde "mahrem alan" kapsamında yer alan sanığın, eğitim düzeyi, sahip olduğu sosyokültürel birikimi, yaptığı görev nedeniyle edindiği mesleki bilgi ve tecrübeleriyle örgütteki konumu itibarıyla bu oluşumun terör örgütü olduğunu bilebilecek durumda bulunduğuna işaret edilen mütalaada, Kundakçı hakkında, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK), kaçınılmaz bir hataya düşen kişinin cezalandırılamayacağını öngören "hata" başlıklı 30. maddesinin uygulanmaması talep edildi.

  • 22 yıl 6 aya kadar hapis istemi

Mütalaada, sanığın, TCK'nin 314/1. ve Terörle Mücadele Kanunu'nun 5/1. maddeleri uyarınca "terör örgütü yöneticisi olmak" suçundan 15 yıldan 22 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması istendi.

Sanığın son karar merci Yargıtayda görevlendirilmesi, örgütte temin ettiği güç ve sadakati ölçüsünde yükselip elde ettiği statüsüne eş değer şekilde yüksek yargı içerisinde konumlandırılması ve FETÖ'nün mahrem yapısı içerisinde bulunduğu hususları dikkate alınarak, suçun işleniş biçimi, kastın yoğunluğu ve oluşan tehlikenin ağırlığına göre temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi talep edildi.

Mütalaaya karşı söz verilen sanık ve avukatı, esas hakkındaki savunmayı hazırlamak için süre verilmesini istedi.

Mahkeme heyeti, esas hakkındaki savunmasını hazırlaması için süre verilen sanığın, tutukluluk halinin devamını kararlaştırdı.

Duruşma, karar için 22 Mayıs'a bırakıldı.

FETÖ'nün Yargıtay “grup sorumlusu”na 12 yıl 9 ay hapis

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) Yargıtaydaki "grup sorumlusu" olduğu belirlenen eski üye Dursun Murat Cevher, örgüt üyeliğinden 12 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı.

FETÖ'nün darbe girişimi sonrası meslekten ihraç edilen ve tutuklanan eski Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) üyelerinin yargılanmalarına devam edildi.

İlk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesince, Yargıtay Genel Kurul Salonu'nda görülen duruşmaya tutuklu sanık eski Yargıtay üyesi Dursun Murat Cevher ve avukatı katıldı.

Esas hakkındaki savunmasını yapan sanık Cevher, silahlı terör örgütüne üye olduğu suçlamasını ve bununla bağlantılı tüm suçlamaları reddetti.

Gizli haberleşme sistemi ByLock'u kullanmadığını, ele geçirilen dijital materyallerde örgütle ilgili delil bulunamadığını savunan Cevher, örgütün sohbetlerine katıldığı iddiasını da kabul etmedi. Sanık Cevher, herhangi bir sosyal buluşmanın örgüt toplantısı olarak nitelendirilmesinin hukuk ve vicdanla bağdaşmayacağını ileri sürdü.

Aleyhindeki tanık beyanlarını da kabul etmeyen Cevher, beraatine ve tahliyesine karar verilmesini istedi.

  • Karar

Verilen aranın ardından toplanan Yargıtay 9. Ceza Dairesi heyetinin oy birliğiyle aldığı karar, Daire Üyesi Abdurrahman Orkun Dağ tarafından okundu.

Kararda, sanık Dursun Murat Cevher'in üzerine atılı "FETÖ silahlı terör örgütüne üye olmak" suçunun sabit olduğu, bu nedenle sanığa Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 314/2. maddesi gereğince "kastın yoğunluğu, örgüt içindeki konumu, örgütte kaldığı süre, zarar ve tehlikenin ağırlığı" dikkate alınarak, alt sınırdan uzaklaşılarak 8 yıl 6 ay hapis cezası verildiği belirtildi.

Terör suçlarında cezanın yarı oranında artırılmasını öngören 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5/1 maddeleri uyarınca sanığa verilen ceza 12 yıl 9 aya çıkarıldı.

Duruşmalarda suçlamaya ilişkin pişmanlığın gözlemlenmemesi nedeniyle sanık hakkında verilen cezada TCK'nin 62. maddesindeki indirim uygulanmadı.

Heyet, sanığın tutuklu bulunduğu sürenin infazından düşülmesine ve tutukluluk şartlarının devamına karar verdi.

Karara karşı temyiz yoluna başvurulabiliyor. Temyiz istemini, Yargıtay Ceza Genel Kurulu görüşecek.

  • Suçlamalar

Dursun Murat Cevher hakkında hazırlanan esas hakkındaki mütalaada sanığın, hakim-savcı eğitim merkezinden itibaren örgüt içinde yer aldığı, Adalet Bakanlığının çeşitli kademelerinde görev yaptıktan sonra örgütün talimatıyla 2011'de Yargıtay üyesi seçildiği belirtildi.

ByLock'u etkin kullandığı tespit edilen sanığın yazışmalarına da yer verilen mütalaada, Yargıtay üyesi seçildikten sonra örgütsel faaliyetlerini sürdüren sanığın, Yargıtay içinde örgütsel hareket tarzı belirlenmesi, seçim ve görevlendirmelerde örgüt talimatlarının koordinasyonunun sağlanması, örgüt adına yapılan işlerin gizlilik içinde sürdürülmesi, örgüt elebaşının talimatıyla Bank Asya'ya para yatırılması, örgütün takibindeki dosyalarla ilgili bilgilerin paylaşılması konularında aktif rol aldığına yönelik ByLock görüşme içeriklerine ulaşıldığı bildirildi.

Böylelikle sanığın, Yargıtay içinde örgütsel taktik belirlenmesinde önemli rol oyladığı aktarılan mütalaada, Cevher'in, Yargıtayın "hukuk daireleri sorumlusu" eski üye Ali Akın'ın bir altında bulunan ve talimatları diğer üyelere ulaştırması için ilettiği "grup sorumluları"ndan olduğu ifade edildi.

Eski Yargıtay üyesi Akarsu'ya hapis istemi

ANKARA (AA) – Emekli Askeri Hakim Albay Ahmet Zeki Üçok'un, üç astsubayın "hipnoz ve işkence" ile ifadelerini aldığı suçlamasıyla 7,5 yıl hapis cezasına çarptırıldığı kararı onayan eski Yargıtay üyesi Mustafa Akarsu'nun, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyeliğinden yargılandığı davada Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan esas hakkındaki mütalaa sunuldu.

İlk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesince, Yargıtay ek binadaki salonda görülen duruşmaya tutuklu sanık Akarsu ile avukatı katıldı.

Dosyaya gelen cevap ve belgelerin okunmasının ardından söz verilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ömer Kara, sanık hakkında hazırlanan esas hakkındaki mütalaayı okudu.

Örgütün yapısı, tanık beyanları, sanık savunması ile toplanan bilgi ve belgelere yer verilen mütalaada, tanık beyanları, diğer bilgi ve belgelere göre sanık Akarsu'nun FETÖ içinde yer aldığı kaydedildi.

Mütalaada, terör örgütü mensuplarının 2010'da HSYK'de çoğunluğu ele geçirmelerinin ardından yapılan toplantılarda, sanığın, Yargıtay üyeliğine seçilmesine karar verilen isimler arasında yer aldığı belirtildi.

Akarsu'nun, örgüt stratejilerinin belirlendiği toplantılara katıldığı aktarılan mütalaada, sanığın bu toplantılarda "himmet" adı verilen aidatları da topladığı ifade edildi.

Örgütün, çıkarlarına aykırı davrandığını düşündüğü kişileri etkisiz hale getirmek için yaptığı yargı operasyonlarına işaret edilen mütalaada, kamuoyunda "Kayseri hipnoz" davası olarak bilinen davada emekli Askeri Hakim Albay Ahmet Zeki Üçok'un, üç astsubayın "hipnoz ve işkence" ile ifadelerini aldığı suçlamasıyla 7,5 yıl hapis cezasına çarptırıldığı kararı Akarsu'nun onadığı bildirildi.

Sanığın, örgütün yurt dışındaki kuruluşlarına para gönderdiğine dikkati çekilen mütalaada, Akarsu'nun, diğer örgüt mensuplarıyla arasındaki para transferlerine de işaret edildi.

Mütalaada, Akarsu'nun örgüt elebaşı Fetullah Gülen'in talimatı üzerine Bank Asya'nın desteklenmesine yönelik de faaliyet yürüttüğü belirtildi.

  • "Yargıtay imamının bacanağı"

FETÖ'nün Yargıtay imamı İlyas Şahin'in bacanağı olan sanığın örgütün hücre yapılanmasında bulunduğu anlatılan mütalaada, Akarsu'nun, büyük önem verilen 2014'teki HSYK seçimlerinde örgüt mensuplarının seçilmesine ilişkin çaba gösterdiği ifade edildi.

Esas hakkındaki mütalaada, Akarsu'nun, böylelikle örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu, sıkı bir disiplinle FETÖ'nün stratejisi, yapılanması, faaliyetleri ve amacına uygun hareket ettiği ve "terör örgütü üyesi olmak" suçunu işlediği sonucuna varıldığı belirtildi.

Örgüt hiyerarşisi içinde "mahrem alan" kapsamında yer alan sanığın eğitim düzeyi, sahip olduğu sosyokültürel birikimi, yaptığı görev nedeniyle edindiği mesleki bilgi ve tecrübeleriyle, örgütteki konumu itibarıyla bu oluşumun terör örgütü olduğunu bilebilecek durumda bulunduğuna işaret edilen mütalaada, Akarsu hakkında Türk Ceza Kanunu'nun (TCK), kaçınılmaz bir hataya düşen kişinin cezalandırılamayacağını öngören "hata" başlıklı 30. maddesinin uygulanmaması istendi.

  • Örgüt üyeliğinden hapis istemi

Mütalaada, sanığın, TCK'nin 314/2. ve Terörle Mücadele Kanunu'nun 5/1. maddeleri uyarınca "terör örgütü üyesi olmak" suçundan 7 yıl 6 aydan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması talebinde bulunuldu.

Sanığın, örgütte temin ettiği güç ve sadakati ölçüsünde yükselip elde ettiği statüsüne eş değer şekilde yüksek yargı içinde konumlandırılması ve FETÖ'nün mahrem yapısı içinde bulunduğu hususları dikkate alınarak suçun işleniş biçimi, kastın yoğunluğu ve oluşan tehlikenin ağırlığına göre temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi talep edildi.

Mütalaaya karşı söz verilen sanık ve avukatı, esas hakkındaki savunmayı hazırlamak için süre verilmesini istedi.

Mahkeme heyeti, esas hakkındaki savunmasını hazırlaması için süre verilen sanığın tutukluluk halinin devamını kararlaştırdı.

Duruşma, karar için 21 Mayıs'a bırakıldı.

  • Ahmet Zeki Üçok ile ilgili süreç

Ahmet Zeki Üçok, 2009'da Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Savcısı olduğu dönemde Kayseri'de "Fetullah Gülen Grubu" diye bilinen oluşumla ilgili soruşturma yürütmüş, Hava Kuvvetleri Komutanlığının elektronik yazışma sistemine girdikleri ve bazı TSK personelini "Ergenekon" örgütü üyesi göstermek amacıyla sahte emirler ürettikleri iddiasıyla 3 astsubay hakkında soruşturma açmıştı.

Astsubayların tutuklanmasından yaklaşık 9 ay sonra Ahmet Zeki Üçok, bu soruşturma sırasında astsubaylara hipnozla işkence yapmakla suçlanarak tutuklanmıştı.

Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 17 Nisan 2012'de Üçok hakkında işkence suçundan verdiği 7,5 yıl hapis cezası kararı, Yargıtay 8. Ceza Dairesince onanmıştı. Onama kararını veren heyet üyeleri arasında Akarsu da yer almıştı. Üçok'un başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi, yargılamanın yeniden yapılmasına karar vermişti. 2. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, dava konusu suç Üçok'un askeri personel olduğu dönemde gerçekleştiği için dosyanın Askeri Yargıtaya gönderilmesine hükmetmişti.

Üçok'un itirazı üzerine Yargıtay, yeniden yargılamada Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin yetkili olduğuna karar vererek dosyayı geri göndermişti.

Bunun üzerine yapılan yargılamada Üçok, delil yetersizliğinden beraat etmişti.

Eski Danıştay üyesine hapis cezası

ANKARA (AA) – Eski Danıştay üyesi Vecdi Karanfil'e, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyeliğinden 8 yıl hapis cezası verildi.

FETÖ'nün darbe girişimi sonrasında meslekten ihraç edilen ve tutuklanan eski Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) üyelerinin yargılanmasına devam edildi.

İlk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesince, Yargıtay ek binadaki salonda görülen duruşmaya, tutuksuz sanık Karanfil ile avukatı katıldı.

Duruşmada, sanık ve avukatı esasa yönelik savunmalarını yaptı. Savunmasında suçlamaları kabul etmeyen Karanfil, iddiaları reddetti. Örgüt üyesi olmadığını ileri süren Karanfil, beraatini istedi.

Savunmasının ardından son sözleri sorulması üzerine Karanfil, "Silahlı terör örgütü üyeliği suçunu işlemedim. Silah kullanmayı bile bilmiyorum. Bu suçlama hayatımla örtüşmüyor." dedi.

  • Karar

Savunmaların tamamlanmasından sonra duruşmaya ara verildi. Aranın ardından Yargıtay 9. Ceza Dairesi heyetinin aldığı karar, heyete başkanlık eden Daire Üyesi Maruf Alikanoğlu tarafından okundu.

Karara göre, sanık Vecdi Karanfil'e, "silahlı terör örgütü FETÖ/PDY'e üye olmak" suçundan, alt sınırdan uzaklaşılarak 6 yıl hapis cezası verildi.

Terör suçlarında cezanın yarı oranında artırılmasını öngören 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5/1 maddesi uyarınca sanığa verilen ceza 9 yıla çıkarıldı.

Sanığın duruşmalardaki iyi hali nedeniyle TCK'nin 62. maddesindeki indirim uygulanarak ceza, 8 yıla indirildi.

Mahkeme heyeti, adli kontrole hükmedilen sanık hakkındaki yurt dışına çıkış yasağının devamına da karar verdi.