Cumhurbaşkanı Erdoğan canlı yayında soruları yanıtladı

İSTANBUL (AA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir'in 14 ilçesindeki CHP listelerinde terör örgütü PKK ile ilişkili 27 kişinin tespit edildiğini belirterek, "Bunların 19'u direkt dağ kadrolarıyla bağlantılı. Bundan daha güzeli olur mu ispat için? Sadece bu örnek bile CHP ile PKK arasındaki ittifakı göstermesi açısından çok çarpıcıdır." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan,TGRT Haber-Beyaz TV'nin ortak yayınında "Cumhurbaşkanı ile Seçim Özel" programında, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

CHP'nin neden Cumhur İttifakı gibi İstanbul'da bir miting yapmadığına ilişkin soru üzerine Erdoğan, "Bugünkü mitingden sonra olay onlar için çok daha düşündürücü olacaktır. Meydana çekebilmek, gelmek bir aşk işi. Dertli olmayı gerektirir." diye konuştu.

CHP'nin seçimlerde en çok HDP'den medet umduğunu ifade eden Erdoğan, İstanbul'da, Ankara'da ve İzmir'de HDP'nin adayı olmadığını, aday çıkarmamasının da manidar olduğunu söyledi.

"Demek ki CHP bütün umudunu oraya bağlamış. Listelerinde bolca da HDP'lilere yer vermişler. Aynı şekilde İYİ Parti'de öyle." diyen Erdoğan, HDP'nin birçok yerde seçime girmediğini kaydetti.

Erdoğan, sadece AK Parti'nin kazandırılmaması için AK Parti kazanırsa nelerin olabileceğini ve yerel yönetimlerde başarı grafiğinin artacağını çok iyi gördükleri için böyle davrandıklarını vurgulayarak, şöyle devam etti:

"İzmir'in sadece 14 ilçesindeki CHP listelerinde terör örgütü PKK ile ilişkili 27 kişinin tespit edildiğini biliyorum. Bunların 19'u direkt dağ kadrolarıyla bağlantılı. Bundan daha güzeli olur mu ispat için? Sadece bu örnek bile CHP ile PKK arasındaki ittifakı göstermesi açısından çok çarpıcıdır. Bugün medyada CHP, HDP, İYİ Parti ve Saadet Partisi'nden belediye meclis üyesi olan yüzlerce ismin PKK ile ilişkisini resmeden kayıtlar ortaya kondu. Manzara korkunç. Sıradan bir olay yaşamıyoruz. FETÖ ile PKK'yı almışlar, oturmuşlar listelerini birlikte yapmışlar. Yetmemiş belediye meclisi üye listelerinde bunlara yer vermişler, seçim stratejilerini de birlikte belirliyorlar. Olay ortada."

  • "İstiklal Marşı okumayan bir adamla yan yana duruyorsun"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun ülkücü olduğuna ilişkin sözlerinin hatırlatılması üzerine Erdoğan, "Bay Kemal her şeyi söyler. Çok taklacıdır, çok takla atar. Akşam yatarken, sabah kalkarken söylediği yalanları takipte biz zorlanıyoruz. Onun hiçbir yerinin milli olması mümkün değil. Kesinlikle böyle bir yanı asla yok. Vatansever olması da mümkün değil. Niye? Alman Parlamentosunda terör örgütünün paçavralarıyla resim çektirenlerle birlikte yan yana poz veren bir adamın bu ülkeyi seven birisi olması mümkün değil." diye konuştu.

Kılıçdaroğlu'nun "omurgasız siyaset" yaptığını belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bunlar istedikleri yere eğilirler. Biz siyasete öyle bakmadık. Bay Kemal'in siyasette her yeri acemi. Onun hayatı siyasetle geçmedi. Bizim hayatımız siyasetle geçti. 40 yıldır gençlik kollarından itibaren siyasetin içinden geldiysek, birçok şeyi halkımızla yoğurarak geldik. Ülkücüleri dar ağacına yürütenlerle beraber şu anda Bay Kemal yol yürüyor. İşareti yapmakla kimseyi aldatması mümkün değil. Utanmadan ülkücülükten söz ediyor. Ülkücülüğün bir İslam davası yolu var. Onun böyle bir şeyi olması mümkün mü? Ülkücülük bir defa Türkiye sevdasıdır. Onun Türkiye sevdası diye bir şeyi de söz konusu değil. Bugün Adalar'da gördük. İstiklal Marşı okumayan bir adamla yan yana duruyorsun. Ezana ve bayrağa karşı olanları savunanlarla. Bir defa ülkücü olması mümkün mü? Taksim'deki olayda senin İstanbul il başkanın, kadın onlarla beraber. Onları savunmadı mı Bay Kemal, savundu. Sözcüsü de ne dedi? 'O düdükler polise karşıydı.' Siz kimi aldatıyorsunuz. Siz milleti ne zannediyorsunuz. Ezan başlıyor, düdükler başlıyor. Bay Kemal ülkücü olmak, Aybüke öğretmen ile Necmettin öğretmeni şehit edenlerle yol yürümek değildir."

Kılıçdaroğlu'nun PYD ve PKK'yı terör örgütü olarak görmediğini, 15 Temmuz darbe girişiminde ortadan sıvışarak, Atatürk Havalimanı'ndan FETÖ'cülerin kendisini almasıyla Bakırköy Belediyesine gittiğini ifade eden Erdoğan, "Kahveni yudumlayıp Bakırköy Belediyesinden bunu takip edeceksin, daha sonra da 'Bir darbe hareketi olursa tankların önünde önce ben dururum' diyeceksin. Niye durmadın? Daha sonra çeviriyor, 'Bana da haber versinler, ben de gelirdim.' diyor. Bunda her şey var. Bunun dürüst olması, vatansever olması, böyle bir şey yok." şeklinde konuştu.

  • 17 yılda yapılanlar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 17 yılda neler yapıldığına ilişkin soru üzerine de, bugünkü mitingde ekranlardan yapılanları gösterdiğini söyledi.

İstanbul Boğazı'nın üstüne üçüncü gerdanlık olarak Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün yapıldığını anlatan Erdoğan, "Altta Marmaray var. Onu göremeyebilir (Kılıçdaroğlu) haklıdır alttan geçtiği için. Bu raylı sistem. Anlamaz zaten o raylıyla lastikliyi." dedi.

Erdoğan, Avrasya Tüneli'nin de yapıldığını, İstanbul-İzmir Otoyolunu yapımının sonuna doğru yaklaşıldığını dile getirerek, "Osmangazi Köprüsü'nden geçmeni (Kılıçdaroğlu) tavsiye ederim. Şöyle bir geç, Bursa'ya doğru gitmende fayda var. Hiç olmazsa bazı yeşillikleri görürsün." diye konuştu.

Bu yolun yıl sonuna kadar bitirileceğini, İstanbul ile İzmir arasındaki mesafenin 3,5 saate indirileceğini dile getiren Erdoğan, 6 bin 100 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunun 22-23 bin kilometre çıktığını, üçüncü havalimanının da ortada olduğunu kaydetti.

Erdoğan, 25 havalimanı sayısının 57'ye çıktığını, 76 üniversitenin 206'ya ulaştığını belirterek, "81 ilin tamamında Bay Kemal üniversite var. Eline, diline dursun '17 senede ne yaptınız derken.' Bunlar kendiliğinden olmadı, biz yaptık." dedi.

Bütün illerde, hatta ilçelere varıncaya kadar devlet hastaneleri bulunduğunu, yine şehir hastanelerinin yapımının devam ettiğini vurgulayan Erdoğan, CHP'ye gönül verenlerin de bu hizmetlerden yararlandığını anlattı.

Erdoğan, İzmir'deki körfezin de Haliç'in eski hali gibi pislik içinde olduğunu, İzmir'e Gördes Barajı'ndan su getirdiklerini, kentte yollar, üniversiteler ve hastanelerin AK Parti iktidarı döneminde yapıldığını kaydetti.

Yassıada'daki çalışmalara ilişkin Erdoğan, "yaslı ada" olarak ifade ettiği ada için güzel bir proje yapıldığını, çalışmaların devam ettiğini, adada Demokrasi ve Özgürlükler Adası olarak uluslararası barışa yönelik toplantıların düzenleneceğini anlattı.

Bir iki ay içerisinde son rötuşların yapılmasının ardından açılışın gerçekleştirileceğini belirten Erdoğan, "Bu ada ülkemizin demokrasi anıtıdır, özgürlük anıtıdır. Kim bu ülkede demokrasiden yana, bu onun ispatıdır. 2002 sonrasında bürokratik vesayeti tasfiye etmenin, halk iradesini siyasetin merkezine oturtmamızın inşallah burası bir timsali olarak kalıcılığını ortaya koyacaktır." ifadesini kullandı.

  • Yeni Zelanda'daki saldırı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yeni Zelanda'daki saldırının bireysel bir terör eylemi değil örgütlü terör eylem olduğunu söyledi.

Yeni Zelanda yönetiminin kendilerine verdiği söz üzerine bu saldırısının arkasında kimler olduğunu ortaya çıkaracaklarına inandığını vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Sayın Başbakanın yaptığı açıklamalar her yönüyle takdire şayandır. Bu işin acısını hissetmiştir. İslam İşbirliği Teşkilatını olağanüstü düzenledik. Bu toplantıya başbakan yardımcısı ve göçten sorumlu Müslüman bakan katıldı. Kendileriyle baş başa görüşmeyi yaptık. Onlar da bu işin takipçisi olduklarını, hatta ben anında başkan yardımcımla Fuat Beyi ve Dışişleri Bakanımı geniş bir heyetle Yeni Zelanda'ya gönderdim. Onlar orada genel valiyle, başbakanla, belediye başkanıyla, oradaki Müslüman cemaatlerin temsilcileriyle görüşmeler yaptı. Hatta bana bağlantı kurdular, telefonla onlara hitap ettim. Halk bu konuda asla böyle bir terör içerisindeki halk diye değerlendirilemez. Yeni Zelanda halkı, aslında insanlıktan nasibini almamış olanlara bir insanlık dersini vermiştir. Merasimler veya olayların olduğu yere gelip çiçekler koymaları falan bu bir insani duruştur. İnsani duruşu bir kenara koymamız mümkün değil. "

Erdoğan, Yeni Zelanda halkına şükranlarını dile getirdiğini, gelen misafir heyete özellikle söylediğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Ama ortada bir gerçek var. Avustralya'da bir senatör çıkıyor, ahlaksızca, edepsizce bir açıklama yapıyor. Ama benzer açıklamayı da ne yazık ki bu ülkede Bay Kemal yapıyor. Ne diyor? 'İslam ülkelerinden kaynaklı terör' diyor. Senin batılılar gibi, terörün kaynağını İslam'a dayıyorlar ya. Bay Kemal de aynı şeyi yapıyor, aynı şeyi söylüyor. Avustralya'daki senatör de aynı şeyi söylüyor. 'İslam dünyasından kaynaklanan terör' diyemezsin arkadaş, haddini bil. O zaman sen, kendinden şüphe etmen lazım. Barış dini olan İslam'a sen terörü fatura edemezsin. Haddini bil. İslam dünyasının içinden teröristler çıktı diye de İslamı terörize edemezsin. Bu adam Hristiyan. 51 Müslümanı öldürdü. Şimdi biz Hristiyanlığa terör dini mi diyeceğiz veya Hristiyan dünyasından kaynaklanan terör mü diyeceğiz. Böyle bir haddimiz veya hakkımız var mı? Yok. Hepsinin içinden, Musevilerin içinden de bunlar çıkabilir, Hristiyanların içinden de bunlar çıkabilir, Müslümanların içinden de bunlar çıkabilir. Biz DEAŞ'ı savunabilir miyiz? Savunamayız. O başka bir şey bu başka bir şey."

(Sürecek)

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?