“25 Aralık darbeye teşebbüs” davasında mütalaa

İSTANBUL (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'nın (FETÖ/PDY), takipsizlikle sonuçlanan 25 Aralık soruşturmasında usulsüzlükler yaptıkları ve şüphelilere kumpas kurarak darbeye teşebbüs ettikleri iddiasıyla 71 sanığın yargılandığı davanın mütalaasında, ''Örgüt, 15 Temmuz darbe girişimine kadar olan süreçte yaptığı operasyonlarda yargı ve emniyetteki mensupları aracılığıyla hukuki görünüm altında hukuk dışı soruşturmalar yapmış, bu soruşturmalardaki amaç da dikkate alındığında davamıza konu soruşturmanın hukuk darbesi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.'' denildi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumları karşındaki salonda yapılan duruşmada, Cumhuriyet Savcısı Ramazan Gökçe, esas hakkındaki mütalaasını açıkladı.

Cumhuriyet Savcısı Ramazan Gökçe, esas hakkındaki 247 sayfalık mütalaasında örgütün kuruluşundan 15 Temmuz darbe girişime kadarki süreçte her ne kadar silahlı eylemde bulunmadığı iddia edilse de özellikle emniyet ve yargı teşkilatındaki mensupları aracılığıyla hukuku bir silah gibi kullanmaktan geri durmadığını vurguladı.

Örgütün yaptığı operasyonların bunun en büyük delili olduğu belirtilen mütalaada, "Örgüt hukuk kisvesi altında amacı ve ideolojisi doğrultusunda yaptığı operasyonlarda hukuku örgütün amacını perdelemek için bir araç olarak kullanmıştır. Davamıza konu 25 Aralık Operasyonu da örgütün hukuku silah gibi kullandığının en büyük delillerinden biridir.'' denildi.

– ''Davaya konu soruşturma hukuk darbesidir''

Örgütün iktidarı ele geçirerek ülkeyi yönetmeyi amaçladığı belirtilen mütalaada, şu değerlendirmelerde bulunuldu:

''Örgütün bunu gerçekleştirmek için belirtilen operasyonları yaparak hükümeti istifa etmeye ya da düşürmeye çalıştığı anlaşılmıştır. Örgüt, 15 Temmuz darbe girişimine kadar olan süreçte yaptığı operasyonlarda yargı ve emniyetteki mensupları aracılığıyla hukuki görünüm altında hukuk dışı soruşturmalar yapmış, bu soruşturmalardaki amaç da dikkate alındığında davamıza konu soruşturmanın hukuk darbesi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Örgütün 17-25 Aralık soruşturmaları neticesinde hükümeti düşürmeyi başarabilmesi halinde 15 Temmuz darbe girişimine gerek kalmayacağı değerlendirilmiştir. Yasama ve yürütmenin hukuk normları ile bağlı olduğu kadar, yargı yetkisini kullanan makamların da anayasa ve yasalarla bağlı oldukları ve siyaseti dizayn etmek gibi bir görev ve yetkilerinin bulunmadığı, davamıza konu soruşturmada Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının örgüt lideri olarak gösterilmesi ve 'dönemin başbakanı' ibaresi kullanılmak suretiyle fezleke düzenlenmesi, soruşturmayı hazırlayanların hukuki bir soruşturma görünümü altında, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini cebren ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs ettiklerini ortaya koymaktadır.''

Eski emniyet müdürleri sanıklar Yakub Saygılı, Kazım Aksoy, Yasin Topçu’nun da aralarında bulunduğu 59 sanık hakkında, "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasını istedi.

Mütalaada, Saygılı, Aksoy ve Topçu hakkında "terör örgütü yöneticisi olmak", "siyasal veya askeri casusluk", "haberleşmenin gizliliğini ihlal", "kişilerin arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması", "özel hayatın gizliliğini ihlal", "verileri yok etme", "resmi belgede sahtecilik", "resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek" ve "göreve ilişkin sırrın açıklanması" suçlarından yetmişbeşer yıldan yüzkırkar yıla kadar hapis cezasına çarptırılmaları istendi.

Bu sanıklar hakkında cezalandırılmaları istenilen suçlar kapsamında, başbakan-MİT müsteşarı buluşması, Çek Cumhuriyetinde yapılan enerji ihalesi görüşmeleri görüntülerinin elde edilmesi, dinlemeler yaptıkları, İsmail Rüştü Cirit ve Nihat Ömeroğlu’nun bulunduğu ortamları usulsüz dinlemeler suretiyle konuşmaları kayıt altına almaları ve bu kayıtları ifşa ettikleri, başbakan ve MİT müsteşarının yapmış oldukları kamuya açık olmayan Haliç Kongre Merkezi görüntülerinin elde edilmesi ve basına sızdırılması, başbakanın Ankara’da bulunan resmi konutunun CELL haritasının çıkartılması ve kiminle görüştüğünün ifşa edilmesi, başbakanın Kısıklı’da bulunan evinin teknik olarak takip edilmesi ve kiminle görüştüğünün ifşa edilmesi eylemlerinin bulunduğu belirtildi.

Eski emniyet müdürü sanık Mahir Çakallı hakkında "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile "terör örgütü üyesi olmak", "siyasal veya askeri casusluk", "haberleşmenin gizliliğini ihlal", "kişilerin arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması", "özel hayatın gizliliğini ihlal", "verileri yok etme", "resmi belgede sahtecilik" ve "göreve ilişkin sırrın açıklanması" suçlarından 34 yıldan 64 yıla kadar hapis talep edildi.

– 51 sanık hakkında 130 yıla kadar hapis istemi

Mütalaada, 51 sanık hakkında "terör örgütü üyesi olmak", "siyasal veya askeri casusluk", "haberleşmenin gizliliğini ihlal", "kişilerin arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması", "özel hayatın gizliliğini ihlal", "verileri yok etme", "resmi belgede sahtecilik", "resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek" ve "göreve ilişkin sırrın açıklanması" suçlarından otuzdörder aydan yüzotuzar yıla kadar değişen sürelerde hapis cezası istendi.

Öte yandan mütalaada, 4 sanığın sadece "terör örgütüne üye olmak" suçundan 7 yıl altışar aydan onbeşer yıla kadar hapsi talep edilirken, tüm sanıkların "verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" suçundan dava açılmış ise de bu suçun yasal unsurları oluşmadığından beraatleri istenildi.

Sanıklar İsmail ve Mustafa Meydan’ın ‘’silahlı terör örgütüne üye olmak’’ suçundan cezalandırılmalarına yeterli ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden beraatlerine karar verilmesi istenilen mütalaada, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen, ABD'deki Hakan Atilla davasında tanıklık yapan Hüseyin Korkmaz, eski Emniyet Müdürü Hamza Tosun ile Sinan Dursun, Engin Filiz ve Sinan Sağyalavaç'ın dosyasının tefrik edilmesini, haklarındaki yakalama kararlarının devamını talep edildi.

Mütalaada, 54 sanığın hükmen tutuklanması istenirken, duruşma sanıkların taleplerinin alınmasıyla devam ediyor.

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?