Ukrayna'dan Türkiye'ye “nakil köprüsü”

İSTANBUL (AA) – HATİCE ŞENSES – Uzun yıllar böbrek yetmezliğiyle mücadele eden Ukrayna vatandaşları Valeriy Horobets ile Viacheslav Shcherbyna, sağlıklarına kavuşmak için birbirlerinden haberleri olmadan geldikleri Türkiye'de gerçekleştirilen çapraz nakille yeni hayatlarına "merhaba" dedi.

Aynı ülkede yaşadıkları halde yolları Türkiye'de kesişen Horobets ile Shcherbyna, birbirlerinin donörlerinden alınan böbreklerin nakledilmesiyle hayata tutundu.

Henüz 20'li yaşlarında diyabetle tanışan 47 yaşındaki Horobets'in hastalığı kalitesiz ilaçlar nedeniyle kontrol altına alınamadı. Bu nedenle de diyabetin getirdiği birçok olumsuzlukla karşılaşan Horobets, önce böbrek yetmezliğiyle tanıştı, ardından da görme yetisini kaybetti.

Yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle işini ve evliliğini kaybeden, hayatını son 3 yıldır diyaliz sayesinde sürdüren Horobets'in kaderi, arkadaşı Roman Petrash'ın kendisine böbreğini verebileceğini söylemesi üzerine değişti.

Bu gelişmenin üzerine Horobets, nakil olabilmek için yaptığı araştırmalar sonucunda Türkiye'ye gelmeye karar vererek, Medicana International İstanbul Hastanesi'ne başvurdu.

Bu sırada, Horobets gibi Ukrayna vatandaşı olup, böbrek yetmezliği ile mücadele eden ve kayınvalidesi Hanna Knukova'nın böbrek vericisi olmaya hazırlandığı Viacheslav Shcherbyna da nakil işlemi için aynı hastaneye başvurdu.

Daha sonra hem alıcıların hem de vericilerin yapılan tetkiklerinde, iki Ukrayna vatandaşının da uyumsuzluk nedeniyle donörlerinden böbrek alamayacağı tespit edildi.

Bunun üzerine yapılan tetkiklerin sonucunda, Horobets'in, Shcherbyna'nın kayınvalidesi Hanna Knukova'dan, Shcherbyna'nın ise Horobets'in arkadaşı Roman Petrash'tan böbrek alabileceği tespit edildi.

Bu gelişmenin üzerine çapraz nakil işlemleri başlatılarak, alıcı ve vericilerin ameliyatlarının da aynı anda gerçekleştirilmesi sağlandı.

Gerçekleştirilen başarılı çapraz naklin ardından hayata tutunan ve "Birbirimizle akraba olduk diyen" Horobets ve Shcherbyna, artık sağlıklı hayatın tadını çıkarmaya hazırlanıyor.

– "Burası olmasaydı belki de hiçbir zaman nakil olamayacaktım"

Sağlığına kavuşmanın heyecanını yaşayan Valeriy Horobets, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Burası olmasaydı belki de hiçbir zaman nakil olamayacaktım. Donör olan diğer Ukraynalılara da teşekkür ediyorum. Beraber, karşılıklı bir iş birliği yaptık. Yeni hayatımda tekrar işe başlayacağım için çok umutluyum. En büyük umudum tekrar çalışabilir olmak." dedi.

Naklin Türkiye'de yapılmasından çok memnun olduğunu dile getiren Horobets, duygularını şu sözlerle dile getirdi:

"Ukrayna'da Türkiye ile ilgili önemli referanslar var. Ukrayna'da böbrek nakli yaptırmaktan açıkçası çekindim. Daha başarılı olacağını düşündüğüm için ilk ve son naklimi Türkiye'de olmak istedim. Kendi ülkemizde görmediğimiz ilgiyi burada görmekten çok mutluyuz. Çok sevdik Türkiye'yi, burayı da bizim artık ikinci vatanımız gibi hissediyoruz. Kendimi artık çok daha iyi hissediyorum. Kendimi iyi hissetmem hayata karşı yeni umutlar doğuruyor."

– "Kayınvalidemin böbreğini bana vermek istemesi sevinç verici"

Viacheslav Shcherbyna da hastalığının bundan 13 yıl önce başladığını ancak o dönemde gereken özeni göstermemesi nedeniyle zaman geçtikçe hastalığın da ilerlediğini aktardı.

Son 1,5 yıldır hastalığın ciddi etkilerini görmeye başladığını ifade eden Shcherbyna, "O dönemde kalbimle de ilgili hastalığım ortaya çıktı. Son 9 aydır diyalize giriyordum. Bu, tamamen hayatımı değiştiren bir hastalık. Eskiden önem vermediğim hastalık, artık hayatımı altüst etmiş durumdaydı." dedi.

Daha sonra yakınlarının Türkiye'de nakil olabileceğini söylediğini ifade eden Shcherbyna, bunun için gerekli olan masrafların da arkadaşları aracılığıyla başlatılan sosyal bir kampanyayla toplandığını anlattı.

Shcherbyna, bu süreçlerden sonra kayınvalidesinin kendisine böbreğini vermek istemesinin ardından, böbrek nakli yaptırmaya karar verdiğini ve Türkiye'ye geldiklerini belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Kayınvalidemin böbreğini bana vermek istemesi sevinç verici bir durum. Sadece paranın yetmeyeceğini biliyordum. Para toplama aşamasında arkadaşlarımdan da donör olabileceğini söyleyenler vardı ama para toplandıkça o arkadaşların bazı şüpheleri, endişeleri olduğunu fark ettim. Kayınvalidem ilk günden son güne kadar hiç fikrini değiştirmeden, çok kararlı şekilde 'Endişelenme ben böbreğimi sana vereceğim.' demişti. Tabii uymayınca böyle bir çapraz nakil ihtiyacı doğdu. Şunu söylemek isterim, benim bir başkasına donör olmam gerekseydi onun kadar emin olur muydum bilemiyorum. O, kafasında hiçbir şüphe olmadan donör olacağını söyledi ve oldu. "

– "Artık yabancı hastalar sağlığı Türkiye'de arıyor"

Hastanenin Organ Nakli Bölüm Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer, "Türk tıbbı açısından yine gurur verici bir gün yaşıyorum. Eskiden biz hastalarımızı yurt dışına tedavi için yollardık ama şu an yabancı hastalar ülkemize gelip sağlığı Türkiye'de arıyorlar." dedi.

Çapraz nakille sağlıklarına kavuşan hastaların sağlık durumlarının her geçen gün daha iyiye gittiğini dile getiren Tuncer, şunları kaydetti:

"Sağlık Bakanlığı verilerine göre diyalizlerde günde 26 hastamız hayatını kaybediyor. Bu sebeple kan grubu uyumlu olsun olmasın, vericisi olan herkes büyük merkezlere çapraz nakil için başvursun. Buradaki örnekte Ukrayna'daki insanlar Türkiye'de gelip çareyi bulabiliyorlarsa, kendi vatandaşlarımız da lütfen bunu göz ardı etmesinler."

Prof. Dr. Murat Tuncer, organ bağışının önemine dikkati çekerek, "Bu konuda biraz daha duyarlı olmamız gerekiyor. Bu konuda hastalarımız Sağlık Bakanlığımıza, devletimize güvensinler. Seçim sisteminin adaletinden lütfen şüphe duymasınlar ve organlarımızı bağışlayalım. Bu insanların ailelerinde de önceden böbrek hastası yoktu. Her an birimizin ailesinde de bir böbrek hastası çıkabilir. O zaman 'Bu nasıl millet, niye organ bağışlamıyorlar?' demeye hakkımız yok. Çünkü toplumumuzda yaşayan diğer vatandaşlarımız ailemizden farklı değil." ifadelerini kullandı.

– "Türkiye'nin tıpta geldiği nokta gurur verici"

Medicana International İstanbul Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Muzaffer Sarıyar da Türkiye'nin tıp alanında çok ciddi bir gelişme gösterdiğini ifade ederek, bugün gelinen noktanın gurur verici olduğunu söyledi.

Sarıyar, Türkiye'de, 1975'te yapılan ilk nakilden bugüne kadar geçen süreye bakıldığında çok önemli gelişmeler kaydedildiğine işaret ederek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bu hastalarımıza bakacak olursak, çapraz nakil için dahi bizim ülkemize gelip, ameliyat olup sağlıklarına kavuştular. Sadece onlar değil, bizim ülkemize çok sayıda yabancı insan sağlığını kazanmak için geliyor. Sonuçta sağlıklarını da kazanmış olarak ülkelerine dönüyorlar."

Advertisements

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?