“Türkiye, dünyanın incisidir”

İSTANBUL (AA) – AYŞE BÜŞRA ERKEÇ – Türkiye Gezginler Kulübü Derneği Başkanı Prof. Dr. Orhan Kural, gençlerin yurt dışına çıktıkça kültürünün arttığını belirterek, "Yurt dışına her giden genç, Türkiye için kazançtır çünkü oralarda Türkiye'yi tanıtıyorlar ama şunu özellikle belirtmeliyim ki, Türkiye'yi görmeden de yurt dışına çıkmanın pek bir anlamı yoktur. Yani gençlerimizin önce kendi ülkelerini tanımalarını tavsiye ederim. Ülkemizde görülesi çok güzel ilginç yerler var." dedi.

Kural, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 68 yaşında olmasına rağmen, Birleşmiş Milletler'e (BM) kayıtlı 193 ülkeye gittiğini, böylece dünya gezginleri arasında yer aldığı için mutlu olduğunu söyledi.

Türkiye'nin turizm açısından çok büyük avantajlara sahip olduğuna işaret eden Kural, "Türkiye geçiş coğrafyasında ve çok önemli bir geçmişi var. Gidiyorsunuz Norveç'e sizi yanmış, boş bir kiliseye götürüyorlar 10 avro alıyorlar içinde bir şey yok ama Türkiye'nin her köşesi ayrı bir hazinedir. Türkiye, dünyanın incisidir fakat biz hızla betonlaştırarak çok yanlış yaptık." şeklinde konuştu.

Orhan Kural, Türkiye'de ve dünyada gerçekleştirilen avcılık turizmine karşı olduğunu aktararak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Hayvanlar özgürce çoğalmalı ve doğada gezmeli ki insanlar fotoğraf çekmeli, paylaşmalı ve o ülkenin tanıtımını gerçekleştirebilmelidir. Bunun dışında ucuz turist de kabul etmiyorum. Turistler gelip bir hafta kalıyorlar ama verdikleri para Londra'da iki akşam yemeğinin parası. Bakıyorsunuz, otellerde yedikleri yemeklerin yarısını tabağında bırakıyor, böylece yemekler çöpe gidiyor. O nimeti bulamayan milyonlarca aç insan var ama bunu kimse düşünmüyor. Bizim artık kaliteli turisti ülkemize çekmemiz lazım. Kaliteli turist demek, yüksek para ödeyerek ülkemize gelecek turist demektir. Bakıyorsunuz, ucuz turistlerin verdikleri para, gezinin masrafını bile çıkarmıyor. Ancak acentalar alışverişe çıkartırlarsa, bir nebze kazanç sağlıyor. Yani bize meraklı, Türkiye'yi görmek, tanımak ve tanıtmak isteyen gezginler gelsin, az gelsin ama para bıraksın. Sayıya bakmayalım, kaliteye bakalım. Bunu Güney Asya'da yer alan Bhutan yaptı. Biz de yapmalıyız diye düşünüyorum ve benim gibi düşünen çok insan var. Bizim yaptığımız hatayı ucuz turist hatasını İspanya yaptı, sonuç, her tarafı kirlendi beton yığını oldu."

Eskiden Türk milletinin sadece New York, Paris gibi yerleri tercih ettiğini söyleyen Kural, "Şimdi halkımız daha meraklı oldu. Gençlerimiz, yurt dışına çıktıkça kültürleri artar. Yurt dışına her giden genç, Türkiye için kazançtır çünkü oralarda Türkiye'yi tanıtıyorlar ama şunu özellikle belirtmeliyim ki, Türkiye'yi görmeden de yurt dışına çıkmanın pek bir anlamı yoktur. Ben Türkiye'de 81 ve tüm ilçelerini gezdim. Yani gençlerimizin önce kendi ülkelerini tanımalarını tavsiye ederim. Ülkemizde görülesi çok güzel ilginç yerler var." ifadelerini kullandı.

– "İnsan pencereden bakarak, başarıyı yakalayamaz"

Prof. Dr. Kural, gezgin olmanın verdiği birikimle Türkiye'ye ve insanlara faydalı olmaya çalıştığını ifade ederek, "Eğer Türkiye'de bir şeyler yapabildimse bunu gezginliğime borçluyum. Zaten zor insanlar, zor yollarda bulunur yani oturup da evinin önündeki bahçeye pencereden bakarak insan, başarıyı yakalayamaz." dedi.

"Çok gezen mi, çok okuyan mı bilir?" sorusuna net bir cevap verdiğini vurgulayan Kural, şöyle devam etti:

"Kesinlikle bana göre çok gezen bilir çünkü gezdiğiniz şeyi asla unutmuyorsunuz. Okuduğunuz şeyleri karıştırsanız bile gördüğünüz şeyi asla unutmazsınız. İlk gezime 7-8 yaşlarımda, annem ve babamla birlikte çıkmıştım. Babam, İstanbul'da İl Milli Eğitim Müdürü olan bir insandı, bulduğumuz ilk fırsatta Bulgaristan, Yugoslavya, Avusturya'yı gezer, Romanya'dan çıkardık. Bazen Macaristan Çekoslovakya'ya doğru giderdik. Bütün bunların hiçbirini asla unutmuyorum. İstanbul'un her semtini çok iyi bilirim. Çocukluğumdan bu yana hatıralarımı topladığım evimi gezi evi yapıyorum ve müze oldu. Gezgin evimin 9 Aralık'ta resmi açılışını yapacağız, amacım çocukların bu evi görmesidir. Çok da kitap okurum ama okumayı gezmekle pekiştirmek lazım."

Kural, okunan kitapların zaman içerisinde karıştırılabileceğini dile getirerek, "Evimdeki tüm kitaplarımı da halka açıyorum. Bir kitabı alıp, 'Falanca sayfasında ne yazıyor?' deseniz hatırlamam belki ama 'Filanca ülkenin şu şehrinde ne yaşadın?' diye sorsanız, en küçük ayrıntısına kadar anlatabilirim. 30 yıl önce gezdiğim yerleri unutmuyorum. Gezmek, kesinlikle okumaktan çok daha önemli. İnsan gezerek beynine yerleştirdiği şeyleri kolay kolay unutmaz." değerlendirmesinde bulundu.

– "Gezdikçe insanın bilgi derinliği artar"

Gezdikçe insanın bilgi derinliğinin arttığını vurgulayan Kural, "Çevremdeki gençlere her zaman yola çıkmalarını öğretiyorum. Diyorum ki, 'Yola çıkan bir insan lisanını ilerletir, insanlarla daha iyi diyalog kurar ve barıştan yana olur.' Ben, insanların birbirlerini tanıdıkça savaşların biteceğine inanıyorum. Dostluklar, köprüler kurarak başlar ama yola çıkarak ilerletilir." dedi.

Pek çok insanın, gezmek için paraya ihtiyaç duyulduğu yanılgısına kapılarak gezginlerin çok para harcadığını düşündüğüne dikkati çeken Kural, çocuk ucuz oteller ve kiralanan evler olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Gittiğim ülke veya şehirde bakkaldan muz, peynir alıyorum, gidiyorum odama, kitabımı okuyup, keyfime bakıyorum. Neden lüks yerlere gideyim? Ben lüks otel ve mekan sahiplerini zengin etmek için yaşamıyorum. Canım sıkılınca arka sokaklarda gezip, yorulunca da bir kahvede oturup kahve içiyorum."

Kural, gezginlerin müzeleri dolaşmak zorunda olmadığını vurgulayarak, "Zaten müzelerin hepsi birbirine benziyor. Bana kızacaklar ama ben oturup insanlarla bir kahvede sohbet etmeyi daha çok seviyorum. Evlerine davet ettiriyorum kendimi ve insanları tanımak için onlarla oturuyor ve yiyip içiyorum. ‘Ne yapıyorlar, ne düşünüyorlar?’ diye gözlem yapıyorum çünkü bence bu da gezmenin bir parçasıdır. Gezmek demek, rehber kitaplarında yazılı bir yerde, her yeri görmek değil kültürü yaşamak demektir. Mesela İran çok ucuz bir ülke, gidip görün. Suriye eskiden harikaydı, müthiş bir ülkeydi ama bu artık mümkün değil. Henüz gitmeyenlere ise vize de gerekmeyen İran'a 150 lira verip, İstanbul'dan Tebriz'e otobüsle gitmelerini tavsiye ederim." diye konuştu.

Advertisements

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?