“Termal kent projesi üzerinde çalışıyoruz”

KÜTAHYA (AA) – MUHARREM CİN – Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi (KSBÜ) Rektörü Prof. Dr. Vural Kavuncu, Türkiye'nin termal kaynak zengini olmasına rağmen bundan sağlık hizmeti üretip yurt dışına pazarlama konusunda eksikleri olduğunu belirterek, turistlerin 3-5 gün değil yaklaşık bir ay konaklamasını sağlayacak, içinde otel, hastane, kür klinikleri ve sosyal alanların bulunduğu "termal kent projesi" üzerinde çalıştıklarını açıkladı.

Prof. Dr. Kavuncu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Anadolu topraklarının kıtaların çarpıştığı bir coğrafyada yer aldığını, bunun neticesinde oluşan fay kırıklarından bol mineralli sıcak su haznelerinin yeryüzüne çıkarak, Türkiye'ye termal sular bakımından zenginlik sağladığını belirtti.

Geçmişteki kaplıca kültürünün büyük değişikliklere uğradığını anlatan Kavuncu, şöyle konuştu:

"Termal sular nedeniyle ülke genelinde kaplıca ve ılıca geleneği geçmişten beri yer almaktadır. Bizler kaplıca geleneklerine göre büyümüş bir nesiliz. Geleneksel kaplıca kültürüne göre, geçmişten bugüne kadar halkımız yılın belli dönemlerini kaplıcalarda geçirmektedir. Kaplıca bölgelerinde geçirilen zamanlar bir aya kadar ulaşabiliyordu. Ancak zamanla kültürel gelişimler kaplıca geleneğinin değişmesine yönelik yeni bir yol çizdi. Kaplıca ismi değişerek termal olmaya başladı."

Kavuncu, zamanla kaplıca bölgelerinde termal otelciliğe yönelim olduğunu, bu otellerde de kaplıca geleneğinin mimariyle bozularak eski bilinen Türk hamamlarının artık kaybolmaya yüz tuttuğunu dile getirdi.

  • "Doğal tedavi yöntemlerinden epeyce uzak kaldık"

Kaplıca bölgelerinde uzun konaklamalar yerine kısa süreli tatil otelciliğine doğru değişim başladığını anlatan Kavuncu, şöyle devam etti:

"Eskiden şifa yerleri olarak bilinen kaplıca merkezleri, eğlence ve dinlenme yerlerine dönüştü.

Bu dönüşüm bizim kaplıca kültürünü önemli derecede etkiledi. Eskiden ailelerin 3 haftalık bir aylık kaplıcalarda vakit geçirmeleri yerine birkaç günlük termal otelde dinlenmeye dönüştü.

İşin şifa boyutundan, ilaçsız uygulamalar ve doğal tedavi yöntemlerinden epeyce uzak kaldık. Uzak kalınmasında sağlık politikalarımızın da rolü oldu. Eskiden kaplıcayla ilişkili raporlara bağlı bazı kaplıca bölgelerinde tedavi ödemeleri ön plandayken bu giderek köreldi. Şu anda yok denecek kadar azalmış oldu."

  • "Doğal tedavi yöntemleri modern tedaviyle birleştirilmeli"

Kavuncu, birçok ülkede doğal tedavi uygulamalarına bir yönelim olduğunu vurgulayarak, bunu iyi uygulayan ülkelerin termal su kaynaklarını modern tedavilerle birleştirip hem katma değere hem de kendi ülkelerinin insanları için bir yaşam ve sağlık kalitesine döndürmeyi başardıklarını anlattı.

Almanya başta olmak üzere Çekya, İtalya, İspanya ve İsrail gibi ülkelerin termal sağlık alanında önemli kazançlar sağladığına değinen Kavuncu, "Almanya'da bin 200'e yakın kür merkezi oluşturulmuş. Bunları sınıflandırıp sağlık tedavilerine entegre ederek kür klinikleri oluşturmuşlar. Kür klinikleri aslında bir ritüelin toplam ismi ve tek bir tedavi içermiyor. Buralarda su tedavileri merkezli olmak üzere beraberinde uygulanan fizyoterapiler, rehabilitasyon ve psikoterapi hasta eğitimleriyle birlikte bir ihtiyacı karşılıyor." değerlendirmesinde bulundu.

Kavuncu, belli dönemlerde bu kür kliniklerine alınan yaşlı hastaların kronik hastalıklarının yönetilmesinde, modern tıp ile bir araya getirilen bu uygulamalar sayesinde çok başarılı sonuçlar alındığını ifade etti.

Bu durumun daha az hastane ve ilaç masrafı anlamı taşıdığını belirten Kavuncu, "Her şeyden önemlisi de kendilerini hayatta daha verimli hissediyorlar. Daha kaliteli bir yaşama sahip oluyorlar. Yaşlanan Avrupa bu şekilde çözümler getirerek bunu çoğaltmış. Bu kliniklerde sadece yaşlılık hastalıklarının tedavileri yapılmıyor. Buralarda alerjik, akciğer, kalp, kanser ve çocuk hastalıkları gibi rahatsızlıklar için özel sağlık ve kür programları geliştirmişler." diye konuştu.

  • "Bir termal kent projesi üzerinde çalışıyoruz"

Türkiye'nin termal kaynaklar bakımından zengin bir ülke olmasına rağmen termal suyu içine katan tedavi modellemelerinde istenen seviyede ilerleme sağlayamadığına dikkat çeken Kavuncu, "Ülkemizde çok iyi tedavi sağlayan modern hastanelerimiz var. Kür ve rehabilitasyon tedavileri anlamında da çok iyi tesislerimiz olmasına rağmen sağlık hizmeti üreterek yurt dışına pazarlanması konusunda eksiklerimiz var." dedi.

KSBÜ olarak termal sağlık turizmi alanında işletim ve hizmet modellemeleri üzerinde çalıştıklarını aktaran Kavuncu, şunları kaydetti:

"Biz üniversite olarak termal alanda çalışmalarımızı yoğunlaştırdık. Kütahya'dan üreteceğimiz işletim ve hizmet modellemelerini ülkemizin modellemeleri olarak planlıyoruz. Çok iyi termal otellerimiz, hastanelerimiz var. Yetişmiş uzman personelimiz de giderek artıyor. Biz bunların ayrı ayrı olmasını istemiyoruz. Bunları birleştiren bir sistem üzerine çalışıyoruz. Kütahya'da kaplıca bölgesinde rehabilitasyon alanında tedavi hizmeti veren çok iyi altyapıya sahip iki hastanemiz var. Bu imkanları birleştirerek bir ürün çıkartma aşamasına geldik. Bu ürün ise termal sağlık turizmi."

Yurt dışından ve ülke genelinden gelen insanlara ortalama üç hafta süren sağlık ve turizm hizmeti verecek bir çalışma yaptıklarını aktaran Kavuncu, "Yurt dışından gelecek turistlerin 3-5 gün değil yaklaşık bir ay kalmasını hedefliyoruz. Bunu sadece termal oteller ve hastanelerle sağlayamayız. Bunların hepsini içine alan termal kent projesiyle sağlayabiliriz. İçerisinde otel hizmeti, hastane, kür klinikleri ve sosyal alanların bir arada olduğu bir termal kent projesi üzerinde çalışıyoruz." ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Kavuncu, termal sağlık turizmi konusunda Kütahya'da rol model olarak Yoncalı kaplıcaları bölgesinde 5 bin dönüm alanda bir termal şehir planlaması yaptıklarını, bu termal şehir planlaması içerisinde yapımı devam eden bir şehir rehabilitasyon hastanesi, termal oteller ve sosyal alanların olduğu bir belde oluşturmayı hedeflediklerini sözlerine ekledi.

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?