Yargıtay MHP’nin olağanüstü kongre kararını onadı

ANKARA (AA) – Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin MHP’de olağanüstü kongre toplanmasına ilişkin kararını oy birliğiyle onadı.

Daire, Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin, “Kurultay Çağrı Heyeti” oluşturularak, partinin olağanüstü kurultaya götürülmesi kararının temyiz incelemesini tamamladı.

Karar, Yargıtay 18. Hukuk Dairesi Başkanı Mustafa Aysal tarafından açıklandı. Daire, Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin MHP’de olağanüstü kongre toplanmasına ilişkin kararını oy birliğiyle onadı.

Daire kararına karşı karar düzeltme isteminde bulunulamıyor. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, kararla ilgili gerekçesini birkaç gün içinde tamamlayarak, yerel mahkemeye gönderecek.

Bu kararla, Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin olağanüstü kongreyi toplamakla görevlendirdiği heyetin çağrısıyla kongre yapılabilecek.

– Süreç nasıl başladı?

MHP’deki tartışmalı süreç, bazı muhalif il başkanlarının “Kurultay Çağrı Heyeti” oluşturularak, partinin olağanüstü kurultaya götürülmesine karar verilmesi için 15 Ocak’ta parti genel merkezine başvurmasıyla başladı.

Olağanüstü kurultay talebine genel merkezin yanıt vermemesi üzerine muhaliflerin avukatları, Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesi’nde 5 Şubat’ta dava açtı. Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesi, 8 Nisan’da “Kurultay Çağrı Heyeti” oluşturularak, partinin olağanüstü kurultaya götürülmesi kararını verdi.

Büyük kurultayı toplantıya çağırmak üzere, kapatılan Aksaray İl Başkanı Ayhan Erel, MHP Kurucular Kurulu Üyesi Ali Sağır ve Bursa Üst Kurul Delegesi Mehmet Bilgiç’in “Kurultay Çağrı Heyeti” olarak görevlendirilmesine karar veren mahkeme, gerekçeli kararını 11 Nisan’da tamamladı.

Gerekçeli kararda, MHP’nin bin 232 delegesinden 531’inin olağanüstü kurultay talebinde bulunduğu, bu kişilerin talepte bulunmasına rağmen, MHP Genel Merkezi’nce olağanüstü büyük kurultay çağrısı yapılmadığının anlaşıldığı belirtildi. Gerekçeli kararda, MHP Tüzüğü’nün 63/3. maddesinde büyük kongre üyelerinin 1/5’inin başvurusu üzerine olağanüstü büyük kurultay toplantıya çağrılabileceği hükmünün yer aldığı ifade edilerek, bu hükmün bu hususta partiye takdir yetkisi vermediği sonucuna varıldığı aktarıldı.

Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin bu kararının ardından, konu parti yönetimince Yargıtaya taşındı. Karar, 5 Nisan’da temyize götürüldü.

Yargıtaydaki temyiz süreci devam ederken, mahkemece görevlendirilen çağrı heyeti 19 Nisan’da yaptığı toplantıda, olağanüstü kurultay tarihi olarak 15 Mayıs’ın belirlendiğini açıkladı. Parti yönetimi ise bu kararı tanımadığını bildirdi.

Kurultay tarihinin belirlenmesiyle MHP Genel Merkezi ve muhaliflerden farklı açıklamalar, hukukçulardan da farklı yorumlar geldi. Bazı hukukçular, Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin kararı tedbir niteliği taşıdığı için Yargıtay kararı beklenmeden, hemen uygulanması gerektiği görüşünde, bazıları ise temyiz başvurusunun ardından Yargıtayın vereceği kararın beklenmesinin zorunlu olduğunu belirtti.

– Gemerek ve Tosya kararları

Tartışmalar devam ederken ve temyiz istemini görüşecek Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’ndeki süreç işlerken, bu kez yerel mahkemelerden yeni kararlar geldi.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Oktay Öztürk, 29 Nisan’da düzenlediği basın toplantısıyla MHP ilçe başkanlarının başvurusu üzerine Tosya ve Gemerek Asliye Hukuk Mahkemeleri’nin, “Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin kararını Yargıtaydaki temyiz incelemesi sonuçlanıncaya kadar tedbiren durdurduğunu” duyurmuştu.

MHP Genel Merkezi’nin avukatı Yücel Bulut, Gemerek ve Tosya’dan alınan “Tedbir” kararlarını, gereği yapılmak üzere, İçişleri Bakanlığına, Emniyet Genel Müdürlüğüne, Jandarma Genel Komutanlığına, Ankara Valiliğine, Akyurt Kaymakamlığına, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına, ilgili seçim kurullarına ve Yüksek Seçim Kuruluna göndermişti.

Ankara 25. İcra Dairesi, “Kararın yasal süre içerisinde kendilerine ulaştırılmadığı” gerekçesiyle, Tosya Asliye Hukuk Mahkemesi’nin verdiği tedbir kararını hükümsüz saymış, Gemerek Asliye Hukuk Mahkemesi’nin olağanüstü kurultayın yürütmesinin durdurulması yönündeki tedbir kararı gereğince ise “Olağanüstü kurultayın düzenlenmesine ilişkin girişimlere engel olunması” yönünde karar almıştı.

İcra Dairesi’nin kararı doğrultusunda, muhaliflerin 15 Mayıs’ta olağanüstü kurultayı yapmayı planladıkları Büyük Anadolu Oteli’ne girişleri polis tarafından engellenmiş ve kurultay toplanamamıştı.

MHP’den Yargıtaya başvuru

ANKARA (AA) – MHP Genel Merkezi, bir üst kurul delegesi tarafından parti tüzüğüyle ilgili Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan başvuru sonuçlanıncaya kadar olağanüstü kurultaya ilişkin temyiz kararının bekletilmesi için Yargıtay 18. Hukuk Dairesine başvurdu.

AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, parti avukatı Yücel Bulut tarafından akşam saatlerinde Yargıtay 18. Hukuk Dairesi Başkanlığı’na bir dilekçe sunuldu.

Dilekçede, MHP’li bir üst kurul delegesi tarafından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına, parti tüzüğünün olağanüstü kurultay toplanmasına ilişkin 63/3. maddesinde yer alan, ‘Genel Başkan ile MYK’ya verilen takdir yetkisinin Siyasi Partiler Kanunu’na aykırı olup olmadığının yetkili ve görevli Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından denetlenmesi” istemiyle yapılan başvurunun doğrudan Yargıtay 18. Hukuk Dairesindeki yargılamayı etkilediği savunuldu.

Dilekçede, Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesinin, önüne gelen uyuşmazlıkta, siyasi parti tüzüklerinin Siyasi Partiler Kanunu ve diğer kanunların emredici hükümlerine aykırılık halini denetlemek yetkisinin münhasıran “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına ve Anayasa Mahkemesine ait bulunmasına rağmen bu yetkiyi kendisinde gördüğü” ve MHP Tüzüğünün 63/3 maddesindeki takdir hakkını Siyasi Partiler Kanunu’nun 14/6’ıncı maddesindeki düzenlemeye aykırı görerek somut uyuşmazlıkta uyguladığının altı çizildi.

Ankara 12.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin, bir siyasi parti tüzüğünün üst metinlere uygun olup olmadığı konusunda kendisini yetkili görürken temel bir yanılgıya düştüğü ileri sürülen dilekçede, müvekkilin bir dernek değil siyasi parti olduğuna işaret edildi. Dilekçede, “Bu durumda dernek tüzüklerinin kanunun amir hükümlerine aykırı olması halinde, tüzüğü değil kanun maddesinin uygulanması gerektiğine ilişkin yargı içtihatlarının siyasi partiler hakkında uygulanması mümkün değildir. Zira derneklerden farklı olarak siyasi parti tüzüklerinin kanunlara uygun olup olmadığını denetlemek yetkisi bir başka adli organın yani Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ve Anayasa Mahkemesinin münhasır yetkisi içerisindedir” denildi.

Dilekçede, Ankara 12.Sulh Hukuk Mahkemesi’ndeki yargılama boyunca, MHP’li muhaliflerin emsal karar olarak ileri sürdükleri ve mahkemenin de dosya içerisine aldırmış olduğu Saadet Partisi’nin gerekçeli kararında sulh hakiminin, parti tüzüğünü denetleme yetkisinin bulunmadığına vurgu yapıldı. Dilekçede “Öyle ki Saadet Partisi gerekçeli kararının 5’inci sayfasında da ‘Sulh hakiminin, tüzüğün kanuna uygun olup olmadığını denetleme yetkisi bulunmadığı’ açık bir şekilde ifade edilmektedir” görüşüne yer verildi.

-“Telafisi güç ve imkansız sonuçlar”

Genel Merkezin başvurusunda, hak kaybı olmaması için Yargıtay’daki temyiz incelemesinin Anayasa Mahkemesi tarafından verilecek karara kadar mutlaka bekletilmesi gerektiği savunuldu.

Dilekçede, şunlar kaydedildi:

“Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılacak inceleme neticesinde şayet Tüzüğün 63/3 maddesinin Siyasi Partiler Kanunu’nun 14/6 maddesine aykırı olduğu iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurulursa, Anayasa Mahkemesi tarafından; ya Tüzüğün 63/3 maddesinin Siyasi Partiler Kanunu’nun 14/6 maddesine aykırı olduğu tespit edilerek Milliyetçi Hareket Partisi’ne ihtar verilecek ya da Tüzüğün 63/3 maddesinin Siyasi Partiler Kanunu’nun 14/6 maddesine aykırı olmadığına karar verilecektir.

Anayasa Mahkemesi tarafından verilecek karar her şartta, Anayasa 153/son maddesinde yer alan ‘Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar’ hükmü gereğince herkesi bağlayacaktır.

Şayet Anayasa Mahkemesi tarafından MHP Tüzüğünün 63/3 maddesinde yer alan ve MHP Genel Merkezine Büyük Kurultayın Olağanüstü Toplantıya çağrılması konusunda takdir hakkı tanıyan düzenlemenin, Siyasi Partiler Kanunu’nun 14/6 maddesine aykırı olmadığına karar verilirse bu durumda müvekkilim MHP tüzel kişiliğini, olumsuz yönde etkileyecek telafisi güç ve imkansız sonuçlar ortaya çıkacaktır. Bu karar 153/Son gereği, kesin hüküm olacak ve tüm yargı organlarını bağlayacaktır. Kaldı ki, Ankara 12’nci Sulh Hukuk Mahkemesinin tüzüğün 63/3 maddesini Siyasi Partiler Kanunu’na aykırı bulan ve temyiz incelemesine konu olan kararı, Anayasa Mahkemesince yukarıda zikredilen mahiyette verilecek karara da aykırı olacaktır.”

– “İki ayrı mahkeme kararı olacak”

Genel Merkez dilekçesinde, bu durumda MHP Tüzüğün 63/3 maddesinde yer alan düzenlemeye ilişkin biri, tüzüğün 63/3 maddesini Siyasi Partiler Kanunu’na aykırı bulan Ankara 12’nci Sulh Hukuk Mahkemesi kararı, diğeri de tüzüğün 63/3 maddesini Siyasi Partiler Kanunu’na uygun bulan Anayasa Mahkemesi kararına ilişkin ortada iki ayrı mahkeme kararı olacağına işaret edildi.

Anayasa Mahkemesi tarafından Tüzüğün 63/3 maddesinde yer alan takdir hakkının geçerli bir düzenleme olduğu tespit edilirse, Ankara 12’nci Sulh Hukuk Mahkemesinin vermiş olduğu kararın bütün gerekçesinin de ortadan kalkacağı belirtilen başvuruda, “Bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesinin vereceği karar, huzurdaki davayı doğrudan etkileyeceğinden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen hukuki sürecin ‘bekletici mesele’ olarak kabul edilmesi gerektiği düşünülmektedir.” ifadesi kullanıldı.

Anayasa Mahkemesinin, 2005/3 esas no ve 2011/1 sayılı Siyasi Parti İhtar kararına atıfta bulunulan dilekçede, şunlar kaydedildi:

“Anayasa Mahkemesi, AK Parti Tüzüğü’nün Siyasi Partiler Kanunu 14’üncü maddesinde Olağanüstü Kurultayın Toplanması konusunda 1/5 azınlık imzası arayan düzenlemesinden farklı olarak, salt çoğunluk imzası arayan 70’nci maddesini SPK 14’nci maddesine uygun bulmuştur.

Yukarıda yapılan açıklamalar ve AK Parti Tüzüğü’nün SPK’nın 14. Maddesine uygun bulunduğuna ilişkin Anayasa Mahkemesinin emsal kararı birlikte değerlendirildiğinde, MHP Tüzüğünün 63/3 maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından SPK’ya aykırı olmadığına karar verilmesi halinde MHP tüzel kişiliğini olumsuz yönde etkileyecek telafisi güç ve imkansız sonuçlar ortaya çıkmasını önlemek amacıyla sayın dairenizden, temyiz incelemesinin Anayasa Mahkemesi tarafından verilecek kararın sonucuna kadar bekletilmesinin zaruret teşkil ettiği izahtan varestedir.”

Dilekçede, Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/280 E. 2016/660 K. sayılı dosyasına ilişkin olarak sürmekte olan temyiz incelemesinin, “bekletici meselenin” varlığı kabul edilerek, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, davanın temelini oluşturan MHP Parti Tüzüğünün 63/3 maddesinde yer alan takdir hakkına ilişkin olarak yaptığı inceleme ve dava açılması halinde Anayasa Mahkemesi tarafından tesis edilecek karara kadar bekletilmesi istendi.

Kızını döverek öldüren babaya müebbet az bulundu

ANKARA (AA) – AYLİN SIRIKLI DAL – Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 2 yaşındaki öz kızını yaramazlık yaptığı gerekçesiyle döverek öldüren babaya, ağırlaştırılmış müebbet yerine müebbet hapis cezası veren yerel mahkeme kararını bozdu.

Antalya’nın Serik ilçesinde eşinden boşandıktan sonra kızı Semanur’un velayetini üzerine alan Mehmet Emin Çiçek, kanepeden düşerek yaralandığını iddia ettiği 2 yaşındaki kızını Serik Devlet Hastanesine götürdü.

Kontrollerde küçük kızın vücudunda morluk ve darp izlerinin bulunduğunun tespit edilmesi üzerine baba Çiçek gözaltına alındı. Küçük Semanur, tedavi gördüğü Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yaşamını yitirdi.

Baba Çiçek ile Semanur’un üvey annesi Sara Samancı Çiçek hakkında kamu davası açıldı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı da davaya müdahil oldu.

Baba, kızını dövmediğini ve düşme sonucu yaralandığını iddia etti. Üvey anne ise olayın yaşandığı günden bir gün önce 2 yaşındaki çocuğu, babasının 2 kez dövdüğünü ileri sürdü.

Manavgat 2. Ağır Ceza Mahkemesi, baba Çiçek hakkında, “nitelikli kasten öldürme” suçundan verdiği ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını, eylemin olası kasıtla işlendiği gerekçesiyle Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddesi uyarınca müebbet hapis cezasına indirdi.

Semanur’un üvey annesi Çiçek ise “ihmal suretiyle kasten öldürme” suçundan beraat etti.

– Baba yönünden yerel mahkeme kararı bozuldu

Kararın temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin gündemine geldi. Daire, yerel mahkemenin kararını sanık baba yönünden bozdu, üvey anne yönünde ise onadı.

Dairenin kararında, sanık Mehmet Emin Çiçek’in suç tarihi itibarıyla henüz 2 yaşını doldurmayan öz kızı Semanur’u yaramazlık yaptığı gerekçesiyle vurmak, ısırmak ve yere atmak suretiyle dövdüğü, aldığı darbelerin etkisiyle vücudunun birçok yerinde ekimoz alanları oluşan çocuğun kaburga kırıkları, beyin kanamasıyla beyin doku harabiyeti, künt batın ve göğüs travmaları nedeniyle de iç organ yaralanmalarına bağlı hayatını kaybettiğinin anlaşıldığı belirtildi.

Çocuğun yaşı ve fiziki yapısı, darbelerin şiddeti, yaraların niteliği ve otopsi raporuna göre sanığın açığa çıkan kastının doğrudan kastla nitelikli öldürme suçuna yönelik olduğu vurgulanan kararda, bu gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu olası kast indiriminin uygulanması suretiyle eksik ceza tayini yapılmasının bozmayı gerektirdiği kaydedildi.

MİT tırlarının durdurulması davası

ANKARA (AA) – İlk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 16. Ceza Dairesinde görülen ve gizlilik kararı verilen “Adana ve Hatay’da MİT’e ait tırların durdurulması”na ilişkin davanın duruşmalarının Ankara Adliyesindeki duruşma salonunda yapılması kararlaştırıldı.

Kararın, bu davayla birleştirilen dosyalar nedeniyle davadaki tutuklu sanık sayısının 21’e yükselmesi ve Yargıtaydaki salonların yetersizliği nedeniyle alındığı öğrenildi.

“Adana ve Hatay’da MİT’e ait tırların durdurulması”na ilişkin dava, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 16. Ceza Dairesince görüşülüyor.

Gizlilik kararı nedeniyle basına kapalı devam eden davada, eski Adana Cumhuriyet Başsavcısı Süleyman Bağrıyanık, eski Adana İl Jandarma Komutanı Kurmay Albay Özkan Çokay, eski savcılar Aziz Takçı, Özcan Şişman ve Ahmet Karaca yargılanıyor.

Adana ve İstanbul’daki davaların bu davayla birleştirilmesiyle, yargılanan sanık sayısı 21’i tutuklu olmak üzere 46’ya yükseldi.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi Heyeti, tutuklu sanık sayısının fazlalığı, Yargıtaydaki salonların yetersizliği nedenleriyle duruşmaların Ankara Adliyesindeki büyük duruşma salonunda yapılmasını kararlaştırdı.

Bu kapsamda, davanın yedinci duruşması 24 Mayıs’ta Ankara Adliyesinde gerçekleştirilecek.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi Heyeti, davanın ilk duruşmasında, “davanın mahiyeti itibarıyla kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kılması nedeniyle bu aşamada sanıkların savunmasının alınması sırasında Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 182/2. maddesi gereğince duruşmanın kapalı yapılması”na oy birliğiyle karar vermişti.

Yargıtay’dan “küçük puntolu indirim ilanı” kararı

ANKARA (AA) – AYLİN SIRIKLI DAL – Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, akaryakıtta indirim yapan bir benzin istasyonunun reklam kampanyasında, indirim oranının altına küçük puntoyla “…ye varan” yazılmasının, müşterileri aldatıcı, yanıltıcı nitelikte ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğuna karar vererek, bu yolla yapılan haksız rekabetin önlenmesine hükmetti.

Bir akaryakıt istasyonu, ülke genelindeki tüm istasyonlarında, “yüzde 7’ye varan indirim” kampanyası başlattı.

Bu kampanyanın ardından, Bursa’da faaliyet gösteren bir başka akaryakıt şirketi de akaryakıtta “yüzde 7’ye varan indirim” yaptıklarını kamuoyuna duyurmaya başladı. Ancak ilanlarda “yüzde 7” ibaresi büyük, “…ye varan” ibaresi ise küçük puntolarla yer aldı.

İlk kampanyayı başlatan akaryakıt şirketi, Bursa’daki şirketin kampanyasının “aldatıcı ve halkın iradesine etki ederek, haksız kazanç sağlamaya yönelik olduğu”nu ileri sürerek, dava açtı.

Dava dilekçesinde, “…ye varan” ibaresinin panolarda okunmayacak derecede küçük yazıldığı, reklama bakıldığında tüketiciler tarafından direkt tüm ürünlerde yüzde 7 indirim yapıldığının algılandığı belirtilerek, bu şekilde haksız rekabete yol açıldığı ileri sürüldü ve bu haksız rekabetin önlenmesi istendi.

Kapatılan Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi ise “…ye varan indirimli” ibaresinin “yüzde 7” ibaresine göre küçük yazıldığını ancak rahatlıkla okunabildiğini, tabelada gösterilen ürün fiyatları ile pompa satış fiyatlarının aynı olduğunu belirterek davayı reddetti.

Kararın temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay 11. Hukuk Dairesine geldi.

Daire, yerel mahkemenin kararını bozdu.

– “Dikkat çekilmeyecek şekilde yazıldığı görülmektedir”

Dairenin kararında, davaya konu reklam kampanyasına ilişkin fotoğrafların incelendiği, “yüzde 7 indirim” kısmı büyük puntolarla ve belirgin yazılmasına rağmen “…ye varan” kısmının oldukça küçük harflerle ve dikkat çekmeyecek şekilde yazıldığının görüldüğü kaydedildi.

Reklamda, “yüzde 7 indirim” yazılı kısımın ilk göze çarptığı belirtilen kararda, reklamdaki bu yazım şeklinin, özellikle akaryakıt istasyonlarının bulunduğu güzergahtaki kara yolundan seyir halindeyken geçen ve bu nedenle o sırada dikkatlerini öncelikle yola ve trafiğe yoğunlaştırmış sürücüler için yanıltıcı olduğu ifade edildi.

Kararda, sürücülerin seyir halinde geçen kısa sürede reklamın ilk olarak fark ettikleri dikkat çekici şekilde yazılan “yüzde 7 indirim” kısmına göre akaryakıt satın alma kararı vermelerinin mümkün olduğu vurgulandı.

Bu durum karşısında söz konusu reklamın “müşterileri aldatıcı ve yanıltıcı nitelikte olduğu, iyi niyet kurallarına aykırı bu durumun haksız rekabet teşkil edeceği” kabul edilen kararda, mahkemece yaratılan haksız rekabetin önlenmesine karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesinin bozmayı gerektirdiği vurgulandı.

Maçta hakaret içeren tezahürat yapan taraftara ceza

ANKARA (AA) – FERDİ TÜRKTEN – Yargıtay, futbol maçında “hakaret içeren tezahürat”ta bulunduğu gerekçesiyle spor müsabakalarını seyirden yasaklama tedbiri üzerine yasaklı karşılaşma sırasında kolluğa bildirimde bulunmaması nedeniyle hakkında dava açılan sanığın beraatine ilişkin yerel mahkeme kararını bozdu.

Adana’da, Adana Demirspor-Çaykur Rizespor karşılaşmasında, stadyum içinde “hakaret içeren tezahürat”ta bulunan bir taraftar hakkında soruşturma açıldı.

Soruşturma kapsamında taraftar hakkında, Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun ve ilgili yönetmelik gereğince, “spor müsabakalarını seyirden yasaklama tedbiri” uygulanmasına karar verildi.

Kanun gereğince “yasaklama kararının sebebini oluşturan fiilin işlendiği müsabakanın tarafı olan ve taraftarı olduğu takımın katıldığı spor müsabakalarının yapılacağı gün, yurt içinde bulunduğu takdirde, müsabakanın başlangıç saatinde ve bundan bir saat sonra bulunduğu yere en yakın genel kolluk birimine başvurmakla yükümlü” olan taraftar, tedbirin gereklerine uymadı ve güvenlik güçlerine müracaat etmedi.

Taraftar hakkında kanun ve seyirden yasaklanma tedbirine aykırılık suçundan dava açıldı. Kapatılan Adana 3. Sulh Ceza Mahkemesi, taraftarın beraatine karar verdi.

– Yargıtay beraati bozdu

Kararın temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay 19. Ceza Dairesine geldi. Daire, yerel mahkemenin kararını bozdu.

Dairenin kararında, kanunun “seyirden yasaklama”yı düzenleyen maddeleri ile yönetmeliğin ilgili maddeleri hatırlatıldı.

Yönetmeliğin “Müsabakaları seyirden yasaklanma tedbirine ilişkin usul ve esaslar”ı içeren maddesine de yer verilen kararda, sanığın stadyum içerisinde hakaret içeren tezahürat eylemi sonrası başlatılan soruşturma gereğince kolluk tarafından spor müsabakalarını seyirden yasaklama tedbiri uygulanmasında hukuka aykırılık bulunmadığı belirtildi.

Tedbirin gereklerine uymayan sanığın eyleminin, kanunun ilgili maddesindeki suçu oluşturduğu gözetilmeden, mahkumiyeti yerine beraatine karar verilmesinin bozmayı gerektirdiği kaydedildi.

Kanunun ilgili maddesi, spor müsabakalarını seyirden yasaklanan ve maçın başlangıç saatinde ve bundan bir saat sonra bulunduğu yere en yakın genel kolluk birimine başvurma yükümlülüğüne aykırı hareket eden kişiye, 25 günden az olmamak üzere adli para cezası verilmesini öngörüyor.

MHP’li muhalifler mahkeme kararını bekliyor

ANKARA (AA) – MHP Olağanüstü Kurultay sürecinde muhalif hukukçuları, Gemerek Asliye Hukuk mahkemesinin geçerli olmadığını iddia ettikleri kararını işleme koyan Ankara 25. İcra Müdürlüğünü, Ankara 3. İcra Mahkemesine şikayet etti.

AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, bugün olağanüstü kurultayda genel başkanlığa aday olduklarını açıklayan Sinan Oğan, Meral Akşener, Koray Aydın ve Ümit Özdağ, Çağrı Heyeti üyeleri ile bir araya gelerek durum değerlendirmesi yaptı. Yaklaşık 1,5 saat süren toplantıda, son gelişmeler ele alındı ve hukuki konular masaya yatırıldı.

Toplantıda, taraflar, “Gemerek Asliye Hukuk Mahkemesinin, yetkisinde olmadığı halde hukuk dışı bir şekilde tedbir kararı verdiğini, bu karar doğrultusunda Ankara 25. İcra Müdürlüğünün de Ankara Valiliğine ‘Olağanüstü kurultay yaptırmayın’ niteliğinde yazı yazmasını” değerlendirdi. Bu duruma rağmen olağanüstü kurultay yapılabileceğini belirten ancak “değişim isteyen ülkücü delegelerin daha fazla mahkeme kapılarında sürünmesini istemeyen” muhalifler, Ankara 3. İcra Mahkemesi nezdinde Ankara 25. İcra Müdürlüğünü şikayet etmeye karar verdi ve bugün öğleden sonra başvurularını yaptı.

“Genel merkez ile birlikte hükümetin de davaya müdahil olduğu” değerlendirmesini yapan muhalifler, Ankara 3. İcra Mahkemesinin yarın karar vermemesi durumunda Yargıtay sürecini bekleyecekler. Muhalifler, bu ay içerisinde temyizi değerlendireceği açıklanan ve daha önce benzer konularda karar vererek kendi içtihatını oluşturan Yargıtay’ın, Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesinin MHP’de olağanüstü kongre toplanmasına ilişkin kararını onamamasını mümkün görmüyor.

Yarın gözler Ankara 3. İcra Mahkemesine çevrilecek ve MHP’li delegelerin, muhaliflerin kararı doğrultusunda 15 Mayıs Pazar günü kurultay salonunda olup olmayacağı, mesai saati bitimine kadar belli olacak.

Mısır’da bazı yargı mensupları emekliye sevk edildi

KAHİRE (AA) – Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, “Rabiatul Adeviyye gösterilerini destekleyen açıklamalar yapmakla” suçlanan 44 hakimi emekliye sevk etti.

Resmi Gazete’de yer alan karara göre, Hakimler Disiplin Kurulunun, kamuoyunda “Rabiatul Adeviyye açıklaması” ve “Mısır için hakimler” olarak bilinen iki davayla ilgili olarak 14 ve 28 Mayıs’ta verdiği kınama kararının ardından Sisi bugün çıkardığı 192 ve 193 sayılı kararnamelerle 44 hakimi emekliye sevk etti.

Emekli edilenler arasında Yargıtay Başkan Yardımcısı Muhammed Naci Hasan Dirbale gibi yüksek yargı mensupları da bulunuyor.

AA muhabirine konuşan Dirbale, cumhurbaşkanlığı kararnamesini, adalet, hak ve özgürlükleri savunan şerefli hakimlerin ”kıyıma tabi tutulması” olarak yorumladı ve daha önce de buna benzer kıyımların yaşandığını ifade etti.

Sisi, geçen ay hakimlere yaptığı bir konuşmada, yargının bağımsız olduğunu ve hakimlerin işlerine müdahale etmeyeceklerini söylemişti.

“Mısır için hakimler” hareketinin ismi Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’in devrilmesinin ardından 2012’de gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı seçimlerinde gündeme gelmişti. Basın toplantıları düzenleyerek kamuoyuyla sürekli irtibat halinde olan hareket, Hürriyet ve Adalet Partisinin adayı Muhammed Mursi’nin seçimleri kazandığını duyurmuştu.

MHP’deki olağanüstü kongre tartışmaları

ANKARA (AA) – MHP Olağanüstü Kongresi’nin “yapılıp yapılamayacağı” üzerine tartışmalar sürüyor.

MHP Genel Merkezi’ne göre Yargıtay kararının beklenmesi gerekiyor ancak muhalif kanat, Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin kararı doğrultusunda 15 Mayıs’ta kongre salonunda olmayı planlıyor.

MHP’de Genel Merkez ve muhalif avukatları, olağanüstü kongre sürecine ilişkin yerel mahkeme kararının temyiz incelemesini yapan Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin dosyaya yönelik duyurusunu değerlendirdi.

MHP Genel Merkez avukatı Yücel Bulut, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin, yürütülen algı operasyonlarına karşı böyle bir açıklama yapma gereği duyduğunu düşündüğünü bildirdi.

Bulut, “Bu açıklamadan benim anladığım, kararın algı operasyonlarında iddia edildiği gibi bugün yarın çıkacak bir karar olmadığına işaret ediyor.” dedi.

Duyuruda, dosyanın mayıs ayı içerisinde müzakere edileceğinin belirtildiğini aktaran Bulut, “Tabii ‘şu gün karar çıkacak’ demek mümkün değil mayıs ayı içerisinde. Hafta sonuna bu kararın yetişmesi mümkün görülmediğine göre tedbir kararları ışığında zannediyorum ki güvenlik güçleri gerekli tedbirleri alacaktır. Ben kongrenin yapılabileceğini düşünmüyorum.” ifadesini kullandı.

Kongrenin yapılmasına yönelik girişimlerin engellenmesi için alınan kararı da değerlendiren Bulut, “Güvenlik kuvvetleri bu kararları aldılar. Gerekli güvenlik önlemlerini almak onların yetkisi dahilinde. Nasıl bir güvenlik tertibatı alınacak o konuda malumat sahibi değilim ama bu tedbir kararları geçerli ve yürürlükteki kararlar, uygulanacağını düşünüyorum.” diye konuştu.

– “Niye bekletiyorlar anlamamız mümkün değil”

Eski MHP Milletvekili Meral Akşener’in avukatı Feridun Bahşi ise Genel Merkez cephesinin “algı operasyonu” yaptığını savundu.

“Yargıtay, kapısına ‘dosyayı bu ay içerisinde görüşeceğiz’ diye yazana kadar 20 sayfalık bizim dosyamızı inceleyebilirlerdi, niye bekletiyorlar anlamamız mümkün değil” diyen Bahşi, şöyle devam etti:

“Bizim Yargıtay onama kararının onaylamasını beklememiz gibi bir durum söz konusu değildir zira 12. Sulh Hukuk Mahkemesinin kararının bizim düşüncemize göre temyiz kabiliyeti yok.

Yargıtayın karar vermesini, dosyanın netleşmesi açısından ve milletin kafasındaki kavram karmaşasının giderilmesi açısından önemsedik yoksa Yargıtay kararının kesinleşmesi şartı yok. Genel Merkez, Yargıtaya icranın durdurulması yönünde de bir başvuru yapmadı.

Bu konuda Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin bu tür kararların temyize tabi olmadığına dair onlarca kararı var. Hatta Büyük Anadolu Derneği örneğinde olduğu gibi içtihat oluşturmuş hukuk genel kurul kararı var.”

Bahşi, mevcut dosyanın çok değerlendirme yapılacak, karmaşık, büyük, tarafları olan bir dosya olmadığını savunarak, “Dosya; basit, tespit ve tedbir dosyası. Tespit ve tedbir dosyasının, Türkiye’de milyonlarca kişinin beklediği bir kararın geciktirilmesini anlamak mümkün değil. İnsanın aklına tabii ki bu konuda farklı şeyler geliyor. Acaba basına yansıyan daire üzerinde farklı baskılar mı sebebiyle uzatılıyor anlamıyoruz. Biz Türk adaletinin her kademesinin baskılar karşısında dimdik duracağına ve hak hukuk adalet çerçevesinde karar vereceklerine inanan insanlardanız” değerlendirmesinde bulundu.

Feridun Bahşi, tüm dava süreci boyunca Genel Merkez’in yanlış yönlendirildiğini savunarak; “Sonuç itibarıyla biz 15 Mayıs 2016 günü saat 09.00’dan itibaren Büyük Anadolu Otel’deyiz” dedi.

– “Kararın verilebileceğini düşünüyoruz”

Akşener’in avukatlarından Uğur Tarhan da Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesinin kararının usule uygun olduğunu, bu kararı denetlemek ve nihai kararı vermekle yetkili organın Yargıtay olduğunu ifade etti.

Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesinin kararının ardından Yargıtayın görev alanına müdahale anlamı taşıyacak hukuki ihtilaflar doğduğunu aktaran Tarhan, bunları gidermenin de Yargıtayın sorumluluğunda olduğunu bildirdi.

Kamuoyuna mal olmuş bir kararı geciktirmenin hukuk düzenine yarar sağlamayacağını, kamuoyunun beklentisini de karşılamayacağını vurgulayan Tarhan, “Çok da kapsamlı olmayan dosyayla alakalı bu ayın 15’inden önce karar verilmesini engelleyen nedir? Böyle bir engel olmadığını, kararın verilebileceğini, hukuk düzeninin de tekrar rayına gireceğini, kamu düzeni açısından da olumlu, faydalı, yararlı bir durum oluşacağını düşünüyoruz.” diye konuştu.

Tarhan, kararın ayın 15’inden önce çıkmasının sadece kendilerinin değil kamuoyunun da beklentisi olduğuna dikkati çekti.

Tarhan, şunları kaydetti:

“Maalesef Yargıtayın yetkisine müdahale eden, yarın hukuk düzeni açısından sorunlar çıkarabilecek, hukuki kaos ortaya çıkarabilecek işlemler oldu. Bu işlemlerin de Yargıtay tarafından ortadan kaldırılması gerekiyor. Bu, sıradan bir dosya değil. Yargıtayın, kamu düzeninin bozulmasının, istenmeyen hadiselerin olmasının önüne geçilmesi açısından da sorumluluğu vardır. Kapsamlı bir dosya değil, ön incelemesi de yapılmış. Bu nedenle kararın, olumlu ya da olumsuz bir an önce çıkmasını bekliyoruz.”

Askeri casusluk davasında “terfi” oyunu

İZMİR (AA) – GÜLCAN KAPLAN – Aralarında muvazzaf askerlerin de bulunduğu 357 sanık hakkında “askeri gizli bilgi ve belge bulundurma” suçlamasıyla açılan ve şubat ayında tüm sanıkların beraatiyle sonuçlanan davada 4 polis, müdahillik taleplerinin reddedildiği gerekçesiyle Yargıtaya temyiz incelemesi başvurusu yaptı.

Söz konusu başvurunun, dosyanın açık kalmasını ve subayların “YAŞ terfilerini engellemeyi” amaçladığı öne sürüldü.

Davanın asker sanıklarının avukatlarından Murat Ergün, AA muhabirine yaptığı açıklamada, TSK Personel Kanunu’na göre herhangi bir davada tutuklu yargılanmış personelin kesinleşmiş beraat kararı olmadan terfi listesine giremediğini belirterek, söz konusu başvuruyla davanın asker sanıklarının YAŞ’ta ve ağustostaki terfilerde rütbe almasının engellenmeye çalışıldığını belirtti.

Davada savcılık makamının mahkemenin verdiği beraat kararını temyiz etmediğini, tam da bu sırada müdahil olmak isteyen polislerin “sahneye çıktığını” dile getiren Ergün, “Esastan değil, usül yönünden temyiz ediyorlar. Çünkü davanın tarafı değiller. ‘Biz neden taraf olamadık’ diyorlar. Dava konusu isnat edilen suçla ilgileri yok, suçun zarar göreni değiller. Dolayısıyla müşteki olamazlar. Kararın kesinleşmesini engelliyorlar” diye konuştu.

Ergün, Yargıtayın başvuruya sadece müdahillik talebi üzerinden usulden bakacağını, dolayısıyla beraat kararının kesinleşmesinin uzun sürmeyeceğini ifade etti.

– “Süreç uzasın istiyorlar”

Davanın iki numaralı sanığı emekli albay Coşkun Başbuğ ise örgütün dosyayı açık tutarak süreci uzatmayı ve zaman kazanmayı hedeflediğini savundu.

Temyiz başvurusunda bulunan polisleri “yavuz hırsız” olarak tanımladığını anlatan Başbuğ, “Bu örgüt o kadar arsız ki her yolu deniyor, hiçbir değer yargısı yok. Dava bitmiş, mahkemeye müşteki olarak katılma talebinde bulundular, mahkeme bunu reddetti. Elinden geleni ardına koymama mantığıyla bu reddi gerekçe göstererek temyiz başvurusunda bulunuyorlar. Bunun ilk sebebi davayı geciktirmek. Ola ki bir yerlerde örgütün son kazıntıları kaldıysa ya da rüzgar dönerse dosya açık kalsın, süreç uzasın istiyorlar” dedi.

– “Son çırpınışlar”

Başvuru yapanların aldıkları talimatı uyguladıklarını ileri süren Başbuğ, “Bu örgütte net olan husus, hepsinin gözü dönmüş durumda olması. Hiçbir şey yıldırmıyor. Belgeleriyle, ispatıyla, delilleriyle her şey ortaya konuldu. Buna rağmen o son umudu deniyorlar. Bunu ferdi yapmıyorlar, akıl hocaları ve bir yerlerden aldıkları talimatı uyguluyorlar. Bunların hepsi son çırpınış, son denemeler” diye konuştu.

Başbuğ, askeri casuslukta yargılanan subayların hepsinin “pırıl pırıl ve önü çok açık olan subaylar” olduğunu dile getirerek aralarında generalliğine kesin gözüyle bakılan subayların bulunduğuna işaret etti.

Temyiz başvurusunun bu subayların terfilerini engelleyeceğine dikkat çeken Başbuğ, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Her ne kadar itibarları iade edilse de görevlerine iade olsalar da, şu an için bu dava gerekçe gösterilerek terfileri durduruluyor. Şura kararına elbette etkisi olacaktır. Bunun hesabının yapıldığına yürekten inanıyorum. İnşallah süreç hızlı ilerler ama şuraya (YAŞ) az bir süre kaldı. Bu arkadaşlarımızın mağduriyetleri devam edecek. En iyi ihtimal önümüzdeki seneyi bekleyecekler. İnşallah Genelkurmay bunları dikkate alır.”

– Dava

“Gizli bilgi ve belge bulundurma” iddialarına ilişkin İzmir Emniyet Müdürlüğüne 10 Ağustos 2010’da gelen ihbar maili üzerine başlatılan ve aralarında muvazzaf askerlerin de bulunduğu 357 sanık ve üst düzey askeri yetkililer, devletin gizli bilgi ve belgelerini yabancı istihbarat servislerine vermekle suçlanmış, İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesi şubat ayında tüm sanıkların beraatine karar vermişti.

Söz konusu davaya yönelik kumpas soruşturması kapsamında ise İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosundan Sorumlu Başsavcı Vekili Okan Bato’nun hazırladığı ve Fetullah Gülen’in bir numaralı sanık olarak yer aldığı toplam 68 sanıklı iddianame de 2. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilmişti.