Eski Yargıtay üyesine hapis cezası

ANKARA (AA) – Eski Yargıtay üyesi Coşkun Demir, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyeliğinden 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı.

FETÖ'nün darbe girişimi sonrasında meslekten ihraç edilen ve tutuklanan eski Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) üyelerinin yargılanmasına devam edildi.

İlk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesince Yargıtay ek binadaki salonda görülen duruşmaya, tutuksuz sanık Demir ve avukatı katıldı.

Esas hakkındaki savunmasında suçlamaları kabul etmeyen Demir, 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimine kadar örgütü bir iyilik hareketi olarak gördüğünü öne sürdü. İddiaları reddeden Demir, beraatini istedi.

FETÖ'nün yargıya yerleştirdiği ilk 7 isimden olduğu belirlenen Demir ile sanık avukatının savunmasının ardından duruşmaya ara verildi.

  • Karar

Aranın ardından Yargıtay 9. Ceza Dairesi heyetinin aldığı karar, heyete başkanlık eden Daire Üyesi Maruf Alikanoğlu tarafından okundu.

Karara göre, sanık Coşkun Demir'e "FETÖ/PDY'e üye olmak" suçundan, alt sınırdan uzaklaşılarak 7 yıl hapis cezası verildi.

Terör suçlarında cezanın yarı oranında artırılmasını öngören 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5/1 maddesi uyarınca sanığa verilen ceza 10 yıl 6 aya çıkarıldı.

Sanığın duruşmalardaki iyi hali nedeniyle Türk Ceza Kanunu'nun 62. maddesindeki indirim uygulanarak ceza 8 yıl 9 aya indirildi.

Demir hakkında adli kontrole hükmeden mahkeme heyeti, yurt dışına çıkış yasağı konulmasına da karar verdi.

Eski Danıştay üyesi Davas'a hapis istemi

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sonrası meslekten ihraç edilen eski Danıştay üyesi Kasım Davas'ın terör örgütü üyeliğinden yargılandığı davada, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından esas hakkında mütalaa sunuldu.

İlk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesince, Yargıtay ek binadaki salonda görülen duruşmaya, tutuksuz sanık Davas ve avukatı katıldı.

Dosyaya gelen cevap ve belgelerin okunmasının ardından söz verilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ömer Kara, sanık hakkında hazırlanan esas hakkındaki mütalaayı okudu.

Örgütün yapısı, tanık beyanları, sanık savunması ile toplanan bilgi ve belgelere yer verilen mütalaada, tanık beyanları ile diğer bilgi ve belgelere göre sanık Davas'ın FETÖ içerisinde yer aldığı belirtildi.

Terör örgütü mensuplarının, 2010'da Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunda (HSYK) çoğunluğu ele geçirmelerinin ardından yapılan toplantılarda, sanığın, Danıştay üyeliğine seçilmesine karar verilen isimler arasında yer aldığı aktarılan mütalaada, Davas'ın hukuk eğitimi sırasında başlayan örgüt üyeliğinin Danıştaydaki görevi süresince de devam ettiği vurgulandı.

Mütalaada, sanığın diğer örgüt mensuplarıyla birlikte hareket ettiği kaydedildi. Kasım Davas'ın, FETÖ'nün önem verdiği dershanelere ilişkin davaların görüldüğü Danıştay 8. Ceza Dairesinde görev yaptığına işaret edilen mütalaada, sanığın bu davalarda örgüt menfaati çerçevesinde gayret göstererek oy kullandığına dikkat çekildi.

Davas'ın, örgütün iletişimde kullandığı ankesörlü telefondan arandığı belirtilen mütalaada, sanığın 4 ayrı hat üzerinden 12 kez arandığı aktarıldı.

Örgüt toplantılarına katılan Davas'ın, "himmet" denilen aidatları verdiği de belirtilen mütalaada, sanığın diğer örgüt mensubu Danıştay üyeleriyle İstanbul'da FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in yurt dışına kaçmadan önce kaldığı dershanedeki özel odayı ziyaret ettiği kaydedildi.

Sanığın Danıştay hücre yapılanmasında yer aldığına işaret edilen mütalaada, Davas'ın böylelikle örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu, sıkı bir disiplinle FETÖ'nün stratejisi, yapılanması, faaliyetleri ve amacına uygun hareket ettiği ve "terör örgütü üyesi olmak" suçunu işlediği sonucuna varıldığı belirtildi.

Örgüt hiyerarşisi içinde, "mahrem alan" kapsamında yer alan sanığın, eğitim düzeyi, sahip olduğu sosyokültürel birikimi, yaptığı görev nedeniyle edindiği mesleki bilgi ve tecrübeleriyle örgütteki konumu itibarıyla bu oluşumun terör örgütü olduğunu bilebilecek durumda olduğuna vurgu yapılan mütalaada, Davas hakkında, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK), kaçınılmaz bir hataya düşen kişinin cezalandırılamayacağını öngören "hata" başlıklı 30. maddesinin uygulanmaması istendi.

Esas hakkındaki mütalaada, sanığın, TCK'nin 314/2. ve Terörle Mücadele Kanunu'nun 5/1. maddeleri uyarınca "terör örgütü üyesi olmak" suçundan 7 yıl 6 aydan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.

Sanığın son karar merci Danıştayda görevlendirilmesi, örgütte temin ettiği güç ve sadakati ölçüsünde yükselip elde ettiği statüsüne eş değer şekilde yüksek yargı içerisinde konumlandırılması ve FETÖ'nün mahrem yapısı içerisinde bulunduğu hususları dikkate alınarak, suçun işleniş biçimi, kastın yoğunluğu ve oluşan tehlikenin ağırlığına göre temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi talep edildi.

Mütalaaya karşı söz verilen sanık Kasım Davas ve avukatı, esas hakkındaki savunmayı hazırlamak için süre verilmesini istedi.

Mahkeme heyeti, savunmasını hazırlaması için süre verilen sanığın tutuksuz yargılanmasının devamını kararlaştırdı.

Duruşma, karar için 17 Haziran'a bırakıldı.

SANAL DÜNYANIN GERÇEK TEHDİTLERİ – “Sanal dolandırıcılık” cezasız kalmıyor

ANKARA (AA) – İSMET KARAKAŞ – Türkiye'de internet üzerinden alışverişin yaygınlaşması üzerine bunu fırsata çevirmeye çalışan ve haksız kazanç elde ettiği saptanan dolandırıcılar, "bilişim suçları" kapsamında yargılanarak cezaya çarptırılıyor.

İnternetten bir ürünün satışını vadederek dolandırıcılık yapılması ve başkasına ait kredi ya da banka kartıyla haksız kazanç elde edilmesi suçlarını işledikleri belirlenenlerin eylemleri cezasız kalmıyor.

Mağdurların şikayetleri üzerine Türk Ceza Kanunu'ndaki ilgili maddelerde belirtilen hükümlerce yargılananlar, çeşitli sürelerde hapis ve para cezasına çarptırılabiliyor.

  • Verilen karar örnekleri

Bir internet sitesine verilen satılık cep telefonu ilanını gören kişi, satıcıyla irtibata geçerek 199 liraya anlaştı.

Satıcının talebi üzerine ürün bedelini banka havalesiyle gönderen mağdur, kendisine telefon yerine kargo şirketi aracılığıyla "parfüm ve müzik çalar" gönderildiği iddiasıyla mahkemeye başvurdu.

Mahkemede, parfüm ve müzik çaların yanlışlıkla mağdura gönderildiğini ifade eden sanık, karşı tarafın zararını gidermek istediğini belirtti. Buna rağmen yerel mahkeme, dolandırıcılık suçundan sanığı cezalandırdı.

  • Kapora aldı, arabayı satmadı

İnternetteki satılık araç ilanına başvuran 2 ayrı müşteki, irtibat numarasından ilan sahibini aradı ve satış konusunda anlaşmaya vardı.

İlan sahibine kapora olarak müştekilerden biri 500, diğeri ise 100 lira posta havalesiyle göndermesine rağmen aracın satış işlemleri gerçekleştirilmedi.

Olayın yargıya intikalinden sonra yapılan incelemeler sonucu, ilan sahibi sanığın, kapora amacıyla yatırılan paraları çektiği ve arkadaşı olan diğer sanıkla paylaştığı belirlendi.

Yargılama sonucunda sanıklar hakkında, müşteki sayısınca "dolandırıcılık" suçundan hüküm verildi.

  • "Nitelikli dolandırıcılık"tan ceza
          İnternetteki "satılık ikinci el deniz motoru" ilanına başvuran kişi, ürünü 3 bin lira bedelle satın alma konusunda satıcıyla anlaşmaya vardı.
    

Talep üzerine motorun ücretini ilan sahibinin hesabına gönderen şikayetçi, parayı ödemesine rağmen ürünü alamaması üzerine adli yollara başvurdu.

Yargılama esnasında ilan sahibi sanığın, deniz motorunu şikayetçiye göndermediği ve parayı hesaba yatırıldığı gün bankadan çektiği tespit edildi.

Mevcut deliller doğrultusunda "hileli eylemlerle haksız menfaat temin ettiği" belirlenen sanık, "nitelikli dolandırıcılık" suçundan cezalandırıldı.

Sanığın dava dosyasını temyiz etmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 23. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin kararını uygun bularak mahkumiyet kararını onayladı.

  • Başkasına ait kartıyla "nitelikli dolandırıcılık"

Ev sahibi Sema adlı kişi, kirasını alamaması üzerine arkadaşıyla kira bedelini tahsil için kiracısına gitti. Sema adlı kişinin evden ayrılmasını fırsat bilen yanındaki zanlı, kiracıdan banka kartını vermesini, parayı yatırınca oradan çekeceklerini belirtti.

Kartını ev sahibinin yanında gelen kişiye veren kiracı, birkaç gün sonra kirasını ödedi ancak kart bir süre daha Sema adlı kişinin arkadaşında kaldı.

Bunu fırsat bilen zanlı, internetten satılık televizyon ilanı verdi ve ürünü almak isteyen bir kişi ile 2 bin 500 lira karşılığında anlaştı. Anlaştığı kişiye de satış bedelini kiracıdan aldığı banka kartının hesabına yatırmasını istedi. Parayı yatıran alıcı, ilan sahibine ulaşamaması üzerine suç duyurusunda bulundu ve adli süreç başladı.

Paranın hesaba geçtiği gün çekildiği tespit edilen sanık, "nitelikli dolandırıcılık" ve "başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlamak" suçlarından cezalandırıldı.

  • Araba jantıyla dolandırıcılık

İnternetten satış yapan bir siteye satılık araba jantı ilanı veren 2 kişi, ürünü almak isteyen mağdurla telefon aracılığıyla anlaştı. Sanıklar, mağdurdan, satış bedelini banka hesabına yatırmasını talep etti. Mağdur, satış bedelini belirtilen hesaba yatırmasına rağmen ürünlerini alamadı.

Mağdurun şikayeti üzerine haklarında dava açılan sanıklardan birinin hesaba yatırılan parayı çektiği, diğeriyle paylaştığı ancak ürünün alıcıya verilmediği tespit edildi.

Yargılama sonucunda sanıklar, "bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" suçundan cezalandırıldı. Sanıkların davayı temyiz etmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 15. Ceza Dairesi, mahkemenin verdiği kararı yerinde bularak sanıklar hakkındaki hükmü onayladı.

Futbolda şike davasını onayan Kundakçı'ya hapis istemi

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) kumpas davalarından olduğu ortaya çıkan ve dönemin Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım ile spor dünyasında tanınmış birçok kişinin hapis cezasına çarptırıldığı, "futbolda şike davası"nda onama kararı veren eski Yargıtay 5. Daire üyesi Mesut Kundakçı'nın FETÖ yöneticiliğinden yargılandığı davada, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca esas hakkındaki mütalaa sunuldu.

İlk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesince Yargıtay ek binadaki salonda görülen duruşmaya, tutuklu sanık Mesut Kundakçı ile avukatı katıldı.

Dosyaya gelen cevap ve belgelerin okunmasının ardından söz verilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ömer Kara, sanık hakkında hazırlanan esas hakkındaki mütalaayı okudu.

Örgütün yapısı, tanık beyanları, sanık savunması ile toplanan bilgi ve belgelere yer verilen mütalaada, tanık beyanları ile diğer bilgi ve belgelere göre sanık Kundakçı'nın FETÖ içerisinde yer aldığı belirtildi.

Terör örgütü mensuplarının, 2010'da Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunda (HSYK) çoğunluğu ele geçirmelerinin ardından yapılan toplantılarda, sanığın Yargıtay üyeliğine seçilmesine karar verilen isimler arasında yer aldığı vurgulanan mütalaada, Kundakçı'nın mesleğine başlamadan önce var olan örgüt mensubiyetinin Yargıtay'daki görevi süresince de devam ettiği bildirildi.

Sanığın örgütün şifreli haberleşme ağı ByLock'u kullandığının aktarıldığı mütalaada, Kundakçı'nın uygulamadaki kullanıcı adını isminin ve soyadının baş harfleriyle çocuklarının doğum tarihlerinden oluşturduğu anlatıldı.

Ankesörlü telefonlarla Kudankçı'yla örgüt tarafından iletişim kurulduğunun da belirtildiği mütalaada, bu kapsamda sanığın 5 ayrı hat üzerinden 12 kez arandığına işaret edildi.

  • Kundakçı, "üst sorumlu" çıktı

Esas hakkındaki mütalaada, örgüt yöneticileri arasında bulunan Kundakçı'nın, FETÖ'nün Yargıtay Ceza ve Hukuk Daireleri Genel Sorumlusu Ali Akın'a bağlı "Yargıtay Ceza Daireleri Üst Sorumlusu" olarak hiyerarşik yapıda yer aldığı belirtildi.

FETÖ'deki örgüt yöneticiliği görevinden dolayı Kundakçı'nın, emrinde yaklaşık 70 örgüt mensubunun bulunduğu, sanığın bu kişilere çeşitli talimatlar verdiği kaydedildi.

Mütalaada, sanığın örgütsel stratejilerin belirlendiği toplantıları organize ettiği, "himmet" adı verilen aidatları toplayarak sivil imamlara aktardığı ifade edildi.

FETÖ'nün, "gaybubet" adı verdiği hücre evlerinde saklanmaya yönelik de çalışmalar yapan sanığın, örgüt mensuplarının iletişimde kullanacağı cihazları "Bilgi İşlemci" adı verilenlerden temin ederek üyelere dağıttığının bildirildiği mütalaada, Kundakçı'nın bazı üyelerin kullandığı cihazlara ByLock yüklemesini de sağladığı vurgulandı.

Davların örgüt lehine sonuçlandırılması için de çalışma yapan Kundakçı'nın, üst sorumlu olması nedeniyle bu konularda diğer üyelere talimatlar verdiğinin altı çizilen mütalaada, yargıdaki seçim süreçlerinde de kimlere oy verileceğinin sanık tarafından bildirildiği anlatıldı.

Mütalaada, sanığın, sivil imamlardan Mehmet Baysal ile Celil Kalyoncu'yla iletişiminin bulunduğuna dikkat çekildi.

Esas hakkındaki mütalaada, Mesut Kundakçı'nın, böylelikle örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu, sıkı bir disiplinle FETÖ'nün stratejisi, yapılanması, faaliyetleri ve amacına uygun hareket ettiği ve "terör örgütü yöneticisi olmak" suçunu işlediği sonucuna varıldığı belirtildi.

Örgüt hiyerarşisi içinde "mahrem alan" kapsamında yer alan sanığın, eğitim düzeyi, sahip olduğu sosyokültürel birikimi, yaptığı görev nedeniyle edindiği mesleki bilgi ve tecrübeleriyle örgütteki konumu itibarıyla bu oluşumun terör örgütü olduğunu bilebilecek durumda bulunduğuna işaret edilen mütalaada, Kundakçı hakkında, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK), kaçınılmaz bir hataya düşen kişinin cezalandırılamayacağını öngören "hata" başlıklı 30. maddesinin uygulanmaması talep edildi.

  • 22 yıl 6 aya kadar hapis istemi

Mütalaada, sanığın, TCK'nin 314/1. ve Terörle Mücadele Kanunu'nun 5/1. maddeleri uyarınca "terör örgütü yöneticisi olmak" suçundan 15 yıldan 22 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması istendi.

Sanığın son karar merci Yargıtayda görevlendirilmesi, örgütte temin ettiği güç ve sadakati ölçüsünde yükselip elde ettiği statüsüne eş değer şekilde yüksek yargı içerisinde konumlandırılması ve FETÖ'nün mahrem yapısı içerisinde bulunduğu hususları dikkate alınarak, suçun işleniş biçimi, kastın yoğunluğu ve oluşan tehlikenin ağırlığına göre temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi talep edildi.

Mütalaaya karşı söz verilen sanık ve avukatı, esas hakkındaki savunmayı hazırlamak için süre verilmesini istedi.

Mahkeme heyeti, esas hakkındaki savunmasını hazırlaması için süre verilen sanığın, tutukluluk halinin devamını kararlaştırdı.

Duruşma, karar için 22 Mayıs'a bırakıldı.

“Gazinocu cinayeti” davasında sanığa müebbet hapis

ANTALYA (AA) – Antalya'nın Serik ilçesinde gazino işleten İskender Doğan'ın bir akaryakıt istasyonunda öldürülmesiyle ilgili daha önce 13 yıl 30 gün hapis cezasına çarptırılan sanık, kararın Yargıtayca bozulmasının ardından yapılan yeniden yargılamada müebbet hapisle cezalandırıldı.

Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, sanık Serdar Dalmızrak, tutuklu bulunduğu cezaevinden Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Duruşmada, taraf avukatları da hazır bulundu.

Sanığa, Doğan'ın öldürülmesine ilişkin davada 3 yıl önce "kasten öldürmeye yardım" ve "ruhsatsız silah bulundurma" suçlarından 13 yıl 30 gün hapis cezası verildiği ancak kararın Yargıtayca bozulması nedeniyle yeniden yargılama yapıldığı belirtildi.

Söz verilen sanık Dalmızrak, cinayetin azmettiricisi olduğu suçlamasını kabul etmediğini belirterek hakkında beraat kararı verilmesi talebinde bulundu.

  • Cezada indirim yapılmadı

Mahkeme heyeti, sanığı "kasten öldürmeye azmettirme" suçundan müebbet hapisle cezalandırdı.

Heyet, sanığın cezasında herhangi bir indirim yapmadı.

Antalya'nın Kepez ilçesinde 17 Ocak 2015'te gazino işletmecisi İskender Doğan'ın, akaryakıt istasyonunda silahla vurularak öldürülmesiyle ilgili tutuklanan sanıklardan Burak Körkılıç'a 25 yıl, Baki Altıntop'a 8 yıl 4 ay ve Serdar Dalmızrak'a ise 13 yıl 30 gün hapis cezası verilmişti.

Doğan ailesinin avukatı karara itiraz etmişti.

Eski Yargıtay üyesi Akarsu'ya hapis istemi

ANKARA (AA) – Emekli Askeri Hakim Albay Ahmet Zeki Üçok'un, üç astsubayın "hipnoz ve işkence" ile ifadelerini aldığı suçlamasıyla 7,5 yıl hapis cezasına çarptırıldığı kararı onayan eski Yargıtay üyesi Mustafa Akarsu'nun, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyeliğinden yargılandığı davada Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan esas hakkındaki mütalaa sunuldu.

İlk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesince, Yargıtay ek binadaki salonda görülen duruşmaya tutuklu sanık Akarsu ile avukatı katıldı.

Dosyaya gelen cevap ve belgelerin okunmasının ardından söz verilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ömer Kara, sanık hakkında hazırlanan esas hakkındaki mütalaayı okudu.

Örgütün yapısı, tanık beyanları, sanık savunması ile toplanan bilgi ve belgelere yer verilen mütalaada, tanık beyanları, diğer bilgi ve belgelere göre sanık Akarsu'nun FETÖ içinde yer aldığı kaydedildi.

Mütalaada, terör örgütü mensuplarının 2010'da HSYK'de çoğunluğu ele geçirmelerinin ardından yapılan toplantılarda, sanığın, Yargıtay üyeliğine seçilmesine karar verilen isimler arasında yer aldığı belirtildi.

Akarsu'nun, örgüt stratejilerinin belirlendiği toplantılara katıldığı aktarılan mütalaada, sanığın bu toplantılarda "himmet" adı verilen aidatları da topladığı ifade edildi.

Örgütün, çıkarlarına aykırı davrandığını düşündüğü kişileri etkisiz hale getirmek için yaptığı yargı operasyonlarına işaret edilen mütalaada, kamuoyunda "Kayseri hipnoz" davası olarak bilinen davada emekli Askeri Hakim Albay Ahmet Zeki Üçok'un, üç astsubayın "hipnoz ve işkence" ile ifadelerini aldığı suçlamasıyla 7,5 yıl hapis cezasına çarptırıldığı kararı Akarsu'nun onadığı bildirildi.

Sanığın, örgütün yurt dışındaki kuruluşlarına para gönderdiğine dikkati çekilen mütalaada, Akarsu'nun, diğer örgüt mensuplarıyla arasındaki para transferlerine de işaret edildi.

Mütalaada, Akarsu'nun örgüt elebaşı Fetullah Gülen'in talimatı üzerine Bank Asya'nın desteklenmesine yönelik de faaliyet yürüttüğü belirtildi.

  • "Yargıtay imamının bacanağı"

FETÖ'nün Yargıtay imamı İlyas Şahin'in bacanağı olan sanığın örgütün hücre yapılanmasında bulunduğu anlatılan mütalaada, Akarsu'nun, büyük önem verilen 2014'teki HSYK seçimlerinde örgüt mensuplarının seçilmesine ilişkin çaba gösterdiği ifade edildi.

Esas hakkındaki mütalaada, Akarsu'nun, böylelikle örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu, sıkı bir disiplinle FETÖ'nün stratejisi, yapılanması, faaliyetleri ve amacına uygun hareket ettiği ve "terör örgütü üyesi olmak" suçunu işlediği sonucuna varıldığı belirtildi.

Örgüt hiyerarşisi içinde "mahrem alan" kapsamında yer alan sanığın eğitim düzeyi, sahip olduğu sosyokültürel birikimi, yaptığı görev nedeniyle edindiği mesleki bilgi ve tecrübeleriyle, örgütteki konumu itibarıyla bu oluşumun terör örgütü olduğunu bilebilecek durumda bulunduğuna işaret edilen mütalaada, Akarsu hakkında Türk Ceza Kanunu'nun (TCK), kaçınılmaz bir hataya düşen kişinin cezalandırılamayacağını öngören "hata" başlıklı 30. maddesinin uygulanmaması istendi.

  • Örgüt üyeliğinden hapis istemi

Mütalaada, sanığın, TCK'nin 314/2. ve Terörle Mücadele Kanunu'nun 5/1. maddeleri uyarınca "terör örgütü üyesi olmak" suçundan 7 yıl 6 aydan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması talebinde bulunuldu.

Sanığın, örgütte temin ettiği güç ve sadakati ölçüsünde yükselip elde ettiği statüsüne eş değer şekilde yüksek yargı içinde konumlandırılması ve FETÖ'nün mahrem yapısı içinde bulunduğu hususları dikkate alınarak suçun işleniş biçimi, kastın yoğunluğu ve oluşan tehlikenin ağırlığına göre temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi talep edildi.

Mütalaaya karşı söz verilen sanık ve avukatı, esas hakkındaki savunmayı hazırlamak için süre verilmesini istedi.

Mahkeme heyeti, esas hakkındaki savunmasını hazırlaması için süre verilen sanığın tutukluluk halinin devamını kararlaştırdı.

Duruşma, karar için 21 Mayıs'a bırakıldı.

  • Ahmet Zeki Üçok ile ilgili süreç

Ahmet Zeki Üçok, 2009'da Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Savcısı olduğu dönemde Kayseri'de "Fetullah Gülen Grubu" diye bilinen oluşumla ilgili soruşturma yürütmüş, Hava Kuvvetleri Komutanlığının elektronik yazışma sistemine girdikleri ve bazı TSK personelini "Ergenekon" örgütü üyesi göstermek amacıyla sahte emirler ürettikleri iddiasıyla 3 astsubay hakkında soruşturma açmıştı.

Astsubayların tutuklanmasından yaklaşık 9 ay sonra Ahmet Zeki Üçok, bu soruşturma sırasında astsubaylara hipnozla işkence yapmakla suçlanarak tutuklanmıştı.

Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 17 Nisan 2012'de Üçok hakkında işkence suçundan verdiği 7,5 yıl hapis cezası kararı, Yargıtay 8. Ceza Dairesince onanmıştı. Onama kararını veren heyet üyeleri arasında Akarsu da yer almıştı. Üçok'un başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi, yargılamanın yeniden yapılmasına karar vermişti. 2. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, dava konusu suç Üçok'un askeri personel olduğu dönemde gerçekleştiği için dosyanın Askeri Yargıtaya gönderilmesine hükmetmişti.

Üçok'un itirazı üzerine Yargıtay, yeniden yargılamada Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin yetkili olduğuna karar vererek dosyayı geri göndermişti.

Bunun üzerine yapılan yargılamada Üçok, delil yetersizliğinden beraat etmişti.

Eski Yargıtay üyesine hapis istemi

ANKARA (AA) – Eski Yargıtay üyesi Mustafa Kemal Tepedelen'in Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyeliğinden yargılandığı davada, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca esas hakkında mütalaa sunuldu.

İlk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesince Yargıtay ek binadaki salonda görülen duruşmaya, tutuklu sanık Tepedelen ile avukatı katıldı.

Dosyaya gelen cevap ve belgelerin okunmasının ardından söz verilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ömer Kara, sanık hakkında hazırlanan esas hakkındaki mütalaayı okudu.

Mütalaada, terör örgütü mensuplarının 2010'da HSYK'de çoğunluğu ele geçirmelerinin ardından yapılan toplantılarda, sanığın, Yargıtay üyeliğine seçilmesine karar verilen isimler arasında yer aldığı belirtildi.

Tepedelen'in örgütün şifreli haberleşme ağı ByLock kullanıcısı olduğu ifade edilen mütalaada, sanığın uygulamadaki kullanıcı adını doğum yeri ile doğum tarihlerinden oluşturduğu bildirildi.

Eski Yargıtay 9. Hukuk Dairesi üyesi Tepedelen'in, ByLock'a giriş yaptığı hattın ise aynı suçtan tutuklu, örgütün yargıya yerleştirdiği ilk 7 isim arasındaki eski Yargıtay üyesi Coşkun Demir'in damadı üzerine kayıtlı olduğu anlatılan mütalaada, hattın Demir tarafından Tepedelen'e verildiği aktarıldı.

  • Sanık Tepedelen, grup sorumlusu çıktı

Mütalaada sanığın, örgüt hiyerarşisi kapsamında, Hukuk Daireleri üst sorumlusu eski Yargıtay üyesi Mehmet Arı'ya bağlı grup sorumlusu olduğu kaydedildi.

Tepedelen'in FETÖ'nün sivil imamlarıyla birlikte yapılan toplantılara katıldığı vurgulanan mütalaada, sanığın örgütün Yargıtay hücre yapılanmasındaki konumuna dikkat çekildi.

Esas hakkındaki mütalaada, Tepedelen'in, böylelikle örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu, sıkı bir disiplinle FETÖ'nün stratejisi, yapılanması, faaliyetleri ve amacına uygun hareket ettiği ve "terör örgütü üyesi olmak" suçunu işlediği sonucuna varıldığı ifade edildi.

Örgüt hiyerarşisi içinde "mahrem alan" kapsamında yer alan sanığın eğitim düzeyi, sahip olduğu sosyokültürel birikimi, yaptığı görev nedeniyle edindiği mesleki bilgi ve tecrübeleriyle örgütteki konumu itibarıyla bu oluşumun terör örgütü olduğunu bilebilecek durumda bulunduğuna işaret edilen mütalaada, Tepedelen hakkında, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK), kaçınılmaz bir hataya düşen kişinin cezalandırılamayacağını öngören "hata" başlıklı 30. maddesinin uygulanmaması istendi.

  • Örgüt üyeliğinden hapis istemi

Mütalaada, sanığın, TCK'nin 314/2. ve Terörle Mücadele Kanunu'nun 5/1. maddeleri uyarınca "terör örgütü üyesi olmak" suçundan 7 yıl 6 aydan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması talebinde bulunuldu.

Sanığın, örgütte temin ettiği güç ve sadakati ölçüsünde yükselip elde ettiği statüsüne eş değer şekilde yüksek yargı içerisinde konumlandırılması ve FETÖ'nün mahrem yapısı içerisinde bulunduğu hususları dikkate alınarak suçun işleniş biçimi, kastın yoğunluğu ve oluşan tehlikenin ağırlığına göre temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi talep edildi.

Mütalaaya karşı söz verilen sanık ve avukatı, esas hakkındaki savunmayı hazırlamak için süre verilmesini istedi.

Mahkeme heyeti, esas hakkındaki savunmasını hazırlaması için süre verilen sanığın tutukluluk halinin devamını kararlaştırdı.

Duruşma, karar için 20 Mayıs'a bırakıldı.

Eski Danıştay üyesine hapis cezası

ANKARA (AA) – Eski Danıştay üyesi Vecdi Karanfil'e, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyeliğinden 8 yıl hapis cezası verildi.

FETÖ'nün darbe girişimi sonrasında meslekten ihraç edilen ve tutuklanan eski Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) üyelerinin yargılanmasına devam edildi.

İlk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesince, Yargıtay ek binadaki salonda görülen duruşmaya, tutuksuz sanık Karanfil ile avukatı katıldı.

Duruşmada, sanık ve avukatı esasa yönelik savunmalarını yaptı. Savunmasında suçlamaları kabul etmeyen Karanfil, iddiaları reddetti. Örgüt üyesi olmadığını ileri süren Karanfil, beraatini istedi.

Savunmasının ardından son sözleri sorulması üzerine Karanfil, "Silahlı terör örgütü üyeliği suçunu işlemedim. Silah kullanmayı bile bilmiyorum. Bu suçlama hayatımla örtüşmüyor." dedi.

  • Karar

Savunmaların tamamlanmasından sonra duruşmaya ara verildi. Aranın ardından Yargıtay 9. Ceza Dairesi heyetinin aldığı karar, heyete başkanlık eden Daire Üyesi Maruf Alikanoğlu tarafından okundu.

Karara göre, sanık Vecdi Karanfil'e, "silahlı terör örgütü FETÖ/PDY'e üye olmak" suçundan, alt sınırdan uzaklaşılarak 6 yıl hapis cezası verildi.

Terör suçlarında cezanın yarı oranında artırılmasını öngören 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5/1 maddesi uyarınca sanığa verilen ceza 9 yıla çıkarıldı.

Sanığın duruşmalardaki iyi hali nedeniyle TCK'nin 62. maddesindeki indirim uygulanarak ceza, 8 yıla indirildi.

Mahkeme heyeti, adli kontrole hükmedilen sanık hakkındaki yurt dışına çıkış yasağının devamına da karar verdi.

Eski Yargıtay üyesi Sarıoğlu'na hapis cezası

ANKARA (AA) – Eski Yargıtay üyesi Refik Sarıoğlu'na, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyeliğinden 7 yıl 6 ay hapis cezası verildi.

FETÖ'nün darbe girişimi sonrasında meslekten ihraç edilen ve tutuklanan eski Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) üyelerinin yargılanmasına devam edildi.

İlk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesince, Yargıtay ek binadaki salonda görülen duruşmaya, tutuklu sanık Sarıoğlu ve avukatı katıldı.

Duruşmada, sanık ve avukatı esasa yönelik savunmalarını yaptı. Savunmasında suçlamaları kabul etmeyen Sarıoğlu, iddiaları reddetti.

Örgüt üyesi olmadığını öne süren Sarıoğlu, tahliyesini istedi. Sarıoğlu, son sözleri sorulması üzerine beraatini talep etti.

  • Karar

Savunmaların tamamlanmasının ardından duruşmaya ara verildi. Aranın ardından Yargıtay 9. Ceza Dairesi heyetinin aldığı karar, heyete başkanlık eden Daire Üyesi Maruf Alikanoğlu tarafından okundu.

Karara göre, sanık Refik Sarıoğlu'na, "silahlı terör örgütü FETÖ/PDY'e üye olmak" suçundan, alt sınırdan uzaklaşılarak 6 yıl hapis cezası verildi.

Terör suçlarında cezanın yarı oranında artırılmasını öngören 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5/1 maddesi uyarınca sanığa verilen ceza 9 yıla çıkarıldı.

Sanığın duruşmalardaki iyi hali nedeniyle TCK'nin 62. maddesindeki indirim uygulanarak ceza, 7 yıl 6 aya indirildi.

Mahkeme heyeti, sanığın, aldığı ceza miktarını, gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği süreyi dikkate alarak tahliye edilmesine hükmetti.

Yurt dışına çıkış yasağı konulan Sarıoğlu hakkında adli kontrole de karar verildi.

Eski Yargıtay üyesi Yağcı'ya 12 yıl hapis cezası

ANKARA (AA) – Eski Yargıtay üyesi Ali Yağcı, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyeliğinden 12 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

FETÖ'nün darbe girişimi sonrasında meslekten ihraç edilen ve tutuklanan eski Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) üyelerinin yargılanmasına devam edildi.

İlk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesince, Yargıtay Genel Kurul Salonu'nda görülen duruşmaya, tutuklu sanık Yağcı ve avukatı katıldı.

Esas hakkındaki savunmasında iddiaları reddeden Yağcı, delillerin hukuka aykırı olduğunu öne sürdü, beraatini istedi.

Savunmasının ardından son sözünün sorulması üzerine Yağcı, masum olduğunu belirtti.

  • Karar

Aranın ardından Yargıtay 9. Ceza Dairesi heyetinin aldığı karar, heyete başkanlık eden Daire Üyesi Abdurrahman Orkun Dağ tarafından okundu.

Karara göre, sanık Ali Yağcı'ya, "silahlı terör örgütü FETÖ/PDY'e üye olmak" suçundan, alt sınırdan uzaklaşılarak 8 yıl hapis cezası verildi.

Terör suçlarında cezanın yarı oranında artırılmasını öngören 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5/1 maddesi uyarınca sanığa verilen ceza 12 yıla çıkarıldı.

Suçlamalara ilişkin pişmanlığın gözlemlenmemesi nedeniyle sanık hakkında, TCK'nin 62. maddesindeki indirim uygulanmadı.

Yağcı'nın tutuklu bulunduğu sürenin infazından düşülmesine karar veren heyet, sanığın tutukluluk halinin devamına hükmetti.