Categories
Ekonomi

Türk cerrahın ameliyatıyla öz güvenine kavuştu

İSTANBUL (AA) – MUSAB TURAN – On dokuz yaşındaki Ukraynalı Shurlo Vladyslav göğüs duvarında içe çöküklük (pektus ekskavatum) nedeniyle zor günler yaşarken, ailesi Medicana International İstanbul Hastanesi'ne ve burada görev yapan Göğüs Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Oğuzhan Özyurtkan’a ulaştı. Vladyslav'ın göğüs duvarı yapılan ameliyatla yeni bir görüntü kazandı.

AA muhabirinin edindiği bilgilere göre, Ukraynalı gencin göğsü, Özyurtkan'ın yaptığı cerrahi opearsyon ile normal bir görünüme kavuştu.

Medicana International İstanbul Hastanesi'nden alınan bilgilere göre, Vladyslav’ın pektus ekskavatum adı verilen, göğüs kafesinde içe doğru çöküklüğü vardı, fakat çocukluk döneminde bir problemi yoktu. On iki yaşından itibaren hızla boyu uzamaya başladığında şekil bozukluğu daha da belirginleşmeye başladı.

Görünümünün düzeltilmesi için operasyon olmayı kararlaştırdı ve yaptığı araştırmalar onu İstanbul’a yönlendirdi. İstanbul’da Medicana International İstanbul Hastanesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Oğuzhan Özyurtkan’a ulaştılar.

– Hayatına daha öz güvenli şekilde devam edebilecek

Yaptığı araştırmalar sonucunda cerrahi tedavi olmak amacıyla ailesiyle İstanbul’a geldi. Medicana International İstanbul Hastanesi Göğüs Cerrahisi uzmanı Özyurtkan tarafından minimal invaziv yani kapalı yöntemle opere edildi ve artık yeni görüntüsüyle hayatına daha öz güvenli şekilde devam edebilecek.

Anesteziden uyanır uyanmaz göğüs kafesini kontrol eden Shurlo, “Eski görüntümden kurtulduğum için çok mutluyum, artık ben de diğer insanlar gibi bir görünüme sahibim. ” diye konuştu.

– “Araştırdık, Türkiye’nin cerrahi konusunda Avrupa’da önde olduğunu gördük ”

Shurlo’nun veteriner olan babası Shurlo Vladyslav ise oğlunun göğüs kafesindeki şekil bozukluğunun on iki yaşından itibaren belirgin şekilde kendini gösterdiğini gördüklerini söyledi.

Shurlo'nun herhangi bir kalp veya akciğer problemi göstermediğini aktaran baba Vladyslav, şöyle konuştu:

“Nefes darlığı veya kalp hastalığı yoktu. Ancak şekil bozukluğu onu toplumda biraz geri durmaya yönlendirmişti. Yüzmeyi çok seviyordu, fakat görüntüsü yüzünden her zaman tişört ile suya giriyordu. Üstü çıplak olacak şekilde asla topluma çıkmıyor, fotoğraf çektirmiyordu. oturup hep birlikte ameliyat kararı aldık.

Ameliyatta karar kıldıktan sonra uygun yer aramaya başladık. Ülkemiz Ukrayna’da da bu tür operasyonlar yapılıyordu ancak deneyim çok az olduğu için Ukrayna'daki bir tedaviye şüpheyle yaklaştık. Yaptığımız araştırmalar sonucunda Avrupa’da Türkiye, Almanya ve İspanya’da bu tür operasyonların daha yüksek oranda yapıldığını gördük. Bu ülkeler arasında hem tecrübe hem de hastane kalitesi daha üstte olduğu için Türkiye’yi tercih ettik. ”

– Hastaya Nuss operasyonu adı verilen Minimal İnvaziv cerrahi yöntem uygulandı

Özyurtkan, hastaya Nuss operasyonu adı verilen minimal invaziv yani kapalı operasyon uygulandığını belirterek, “Operasyon esnasında, bu tür rahatsızlıklar için özel olarak geliştirilen titanyum çubuklar kameralı yöntemle sternum (iman tahtası) kemiğinin arkasına yerleştirildi ve çubukların dışarı itme gücü sayesinde içe göçük olan göğüs kafesinin şekli anında düzeldi.

– Göğüs duvarı deformiteleri en sık görülen doğumsal anomalidir

Dr. Özyurtkan başlıca iki türlü deformite bulunduğunu belirterek, “İlki, aynı hastamızda olduğu gibi olan, pektus ekskavatumdur, yani göğüs kafesi içe doğru çöküktür. Bu rahatsızlık her 300 kişinin birinde görülür ve dünyada en sık görülen doğumsal anomalidir. Diğeri ise pektus karinatumdur. Bu durumda ise göğüs kafesi dışa doğru çıkıktır. Bu deformitelerin halk arasındaki adları kunduracı göğsü ve güvercin göğsüdür (pektus karinatum). Bu deformiteler klasik yöntemle, yani kaburga ve kıkırdakların bir kısmı kesilip çıkartılması şeklindeki bir operasyonla düzeltilebilir. Ancak artık günümüzde minimal invaziv yani kapalı yöntemler daha sıklıkla kullanılmaktadır. Bu operasyonlara herhangi bir şekilde kaburga veya kıkırdak kesilip çıkarılmaz. Özel titanyum çubuklar kullanılarak yeniden şekil verme işlemi yapılır. Başarı oranı da hasta memnuniyeti de oldukça yüksektir. ” bilgilerini verdi.

Advertisements
Categories
Politika

Bedelli düzenlemesinin de bulunduğu “torba teklif” Meclis'te (1)

TBMM (AA) – Bedelli düzenlemesinin de bulunduğu “torba teklif ” ile uluslararası sektör dinamiklerine uyum sağlanması ve yasa dışı alanlarda oynanan bahislerin yasal zemine çekilmesi öngörülüyor.

Askerlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Başkanlığına sunuldu.

Teklifle, bahis oyunlarının ikramiye oranının brüt üst sınırı yüzde 59'dan yüzde 83'e çıkarılıyor. Böylece, hem yasa dışı bahisle ticari açıdan etkin mücadele edilecek hem de söz konusu alandan elde edilen kamu geliri kaybı önlenmiş olacak.

Teklifle, ikramiye oranlarının artırılması nedeniyle oluşabilecek yatırım ve işletme giderlerindeki tutar azalışlarının telafi edilmesi amaçlanıyor. Ayrıca, ilgili kuruma yapılacak red ve iadelerin yatırım ve işletme giderleri hesabında dikkate alınması gerektiğinden yatırım ve işletme giderleri oranı üzerinde kalan tutarın kamu payı olarak aktarılması öngörülüyor.

Buna göre, Spor Toto Teşkilat Başkanlığı tarafından içinde bulunulan yılın ilgili ayında beyan edilip ödenen Katma Değer Vergisi (KDV) tutarından, bir önceki yılın aynı ayında beyan edilip ödenen KDV tutarının, Orta Vadeli Programda ilgili yıl için belirlenen nominal ekonomik büyüme tahmini oranında arttırılmasıyla bulunan tutarın çıkarılmasından sonra kalan tutar, Spor Toto Teşkilat Başkanlığınca Türkiye’de kurulu bankalarda açılan özel hesaba, ödemeyi takip eden beş iş günü içinde ilgili vergi dairesi tarafından ret ve iade edilecek.

Özel hesaba aktarılan bu tutar, Spor Toto Teşkilat Başkanlığınca yatırım ve işletme giderleri olarak kullanılacak ve yatırım ve işletme giderleri oranına dahil edilecek. Özel hesaptan amaç dışı kullanılan vergi iadeleri, amaç dışı kullanıldığı vergilendirme dönemine ilişkin KDV olarak Spor Toto Teşkilat Başkanlığı adına vergi kaybı cezası kesilerek tarh edilecek ve gecikme faizi hesaplanacak.

Özel hesabın oluşturulması, idaresi, bu hesaba aktarılan tutarların kullanılması ve denetlenmesi ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye Cumhurbaşkanlığı yetkili olacak.

Uygulamaya ilişkin usul ve esaslar tespit edilinceye kadar, ikramiye oranının brüt üst sınırının yüzde 59 olarak uygulanmasına devam edilecek.

Teklifle, pazarlıkla temin yöntemiyle hizmet alınması süresince ortaya çıkabilecek yorum ve uygulama farklılıklarının giderilmesi de amaçlanıyor.

Teklife göre, geçici teminat oranı yüzde beşten yüzde üçe, kesin teminat yüzde ondan yüzde altıya indirilecek. Pazarlıkla temin usulünde bu teminat oranlarından farklı teminat oranları belirlenebilecek.

– Uluslararası Sağlık Hizmetleri şirketi kurulacak

Türkiye'nin sağlık hizmeti alanındaki yüksek potansiyelini ve rekabet gücünü değerlendirerek sağlık turizminden döviz geliri sağlamak amacıyla, uluslararası sağlık hizmetleri alanında ülkede sunulan hizmetlerin tanıtımını yapmak, kamu ve özel sektörün sağlık turizmine yönelik faaliyetlerini desteklemek ve koordine etmek, uluslararası sağlık hizmetlerine ilişkin politika ve stratejiler ile hizmet sunum standartları ve akreditasyon kriterleri konusunda Sağlık Bakanlığına önerilerde bulunmak üzere, Uluslararası Sağlık Hizmetleri unvanıyla anonim şirket (USHAŞ) kurulacak.

– Personel sayısı 150 kişiyi geçemeyecek

USHAŞ'ın ilgili olduğu bakanlık Sağlık Bakanlığı, hisselerinin tamamı Hazine ve Maliye Bakanlığına ait olacak. Ancak, Hazine ve Maliye Bakanlığının mülkiyet hakkıyla kar payı hakkına halel gelmemek ve pay sahipliğinden kaynaklanan bütün mali haklar Hazine ve Maliye Bakanlığında kalmak kaydıyla, USHAŞ'taki pay sahipliğine bağlı oy, yönetim, temsil, denetim gibi hak ve yetkiler Sağlık Bakanlığı tarafından kullanılacak.

USHAŞ'ın başlangıç sermayesi 10 milyon Türk lirası olacak.

USHAŞ'ta, İş Kanunu'na tabi personel istihdam edilecek, çalışacak personel sayısı 150 kişiyi geçemeyecek ve bu sayı Cumhurbaşkanınca artırılabilecek.

USHAŞ; Kamu İhale Kanunu, Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi olmayacak.

(Sürecek)

Categories
Sağlık

Edirne'nin “sağlık üssü” Balkanlar'dan da ilgi görüyor

EDİRNE (AA) – CİHAN DEMİRCİ – Türkiye'deki önemli sağlık yatırımlarından Sultan 1. Murat Devlet Hastanesi, son teknoloji cihazları, modern mimarisi ve otel konforundaki hasta odalarıyla Trakya bölgesinin yanı sıra Balkan ülkelerindeki bazı hastalara da şifa dağıtıyor.

Edirne Sağlık Müdürü Ali Cengiz Kalkan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın vizyonuyla şehir hastaneleri konusunda çok büyük atılımların gerçekleştirildiğini söyledi.

Edirne Sultan 1. Murat Devlet Hastanesi'nin, şehir hastanelerine yakın büyüklükte ve hizmet kalitesinde olduğunu belirten Kalkan, “80 bin metrekare kapalı alanı, 100 küsur dönüm arazi üzerinde yerleşmesi, 460 yatak kapasitesi, bütün sosyal ve nitelikli donatıları ve gerekli tıp hizmetleriyle Edirne, Trakya ve Balkanlar'a soydaşlarımıza hizmet veriyor. Hastanemizin her açıdan taşıdığı potansiyel, sağlık turizmi açsından taşıdığı potansiyel, çok çok ileri düzeyde. Sağlık turizmi açısından burayı önemli bir üs olarak konumlandırmış durumdayız. Bakanlığımızın uzun yıllardır yaptığı hazırlıklar da bu güzergahta devam ediyor. ” diye konuştu.

– “Bu hizmetleri daha da ileriye taşıyacağız “

Hastanenin sağlık turizmi akreditasyon belgesi aldığını anlatan Kalkan, şunları kaydetti:

“Tüm Balkanlar'da önemli merkezlerde ofisler açarak, hastanemizin tanıtımını yapmak istiyoruz. Balkanlar'dan hastanemize gelip sağlık hizmeti alan insanlar da bu farkı fark ediyor. Onların tanıtımlarıyla da önemli bir sağlık turizmi girdisi yaşamaya başladık. 2017'de yurt dışından gelen 600 hastaya uluslararası hasta birimi tarafından hizmet verildi. Bulgarca, Sırpça, Arnavutça, Makedonca, Boşnakça başta olmak üzere çeşitli dillerde tanıtım rehberleri hazırladık. Bunları hastalarımızla buluşturduk. 2 yıldır yoğunlaştığımız çalışmalar meyvelerini vermeye başladı. İnşallah bu hizmetleri daha da ileriye taşıyacağız. Bu yıl da ocak ve mayıs ayları içerisinde yurt dışından gelen 200 hastaya hizmet verildi. Tüm Balkan ülkelerine ambulanslarımız gidip hastaları alıp gelmektedir. ”

Bulgaristan, Yunanistan, Makedonya, Gürcistan, Almanya, Özbekistan, Türkmenistan, İran, Irak, Suriye gibi çeşitli ülkelerden gelenlerin sağlık hizmeti aldığını anlatan Kalkan, Osmanlı'nın mirası Sultan 2. Bayezid Edirne Darüşşifası'ndan feyz alarak çalışmaları sürdüklerini vurguladı.

– Sağlık turizmi akreditasyon belgesi aldı

Edirne Sultan 1. Murat Devlet Hastanesi Başhekimi Mustafa Talha Sütçü de sağlık turizmi akreditasyon belgesi alınmasının ardından özellikle Yunanistan ve Bulgaristan'dan gelen soydaşların ilgisiyle karşılaştıklarını dile getirdi.

Hastanede Türkçe bilmeyenler için tercüman hizmeti verdiklerini belirten Sütçü, “Arap ülkelerinden gelenlere ve özellikle Suriyelilere tercüman hizmeti veriyoruz ve onlarla da aynı şekilde ilgileniyoruz. Sağlık turizmi son dönemlerde çok popüler ve biz bu konuda öncü olmak istiyoruz. ” dedi.

– “İnsanın yüreği açılıyor burada ”

Yunanistan'ın Gümülcine şehrine bağlı Domroköy köyünden gelen 64 yaşındaki Eşref Ahmet, hastanede onkoloji tedavisi görüyor.

Ahmet, yaklaşık 8 aydır tedavi gördüğünü dile getirerek, “Yunanistan'da tedavi olmadım. Bu benim kendi tercihim. Burada doktorlar ve hizmet iyi, her şey çok güzel, hastane pırıl pırıl. İnsanın yüreği açılıyor burada. Sağlık personeli bizimle çok güzel ilgileniyor. ” diye konuştu

Babasının hastalığı nedeniyle 2016'dan bu yana Edirne'ye geldiklerini anlatan Eşref Enver ise hastaneden ve sağlık personelinden memnun olduklarını ifade etti.

Herkesin kendilerine misafir gibi davrandığını anlatan Enver, “Türkiye'den Allah razı olsun. Batı Trakya'dan da hastalar buraya geliyor, sağ olsunlar bizlerle çok ilgileniyorlar. Özellikle Recep Tayyip Erdoğan'a çok teşekkür ediyoruz. Onun sayesinde oldu bunlar. ” şeklinde konuştu.

Eşinin tedavisi için hastaneye gelen Figen Yıldırım da hastanenin ve ortamın çok temiz olduğunu belirterek, “Her şey çok rahat. Biz bu ilgiyi çok yerde görmedik açıkçası. Hastanelerimiz eskiden berbat durumdaydı. Kuyruklar, sıralar vardı, şimdi öyle bir şey yok. Sanki özel bir yerdesin ve hemen bakıma alıyorlar. İlgi çok fazla, vatandaş olarak çok memnunuz. ” ifadelerini kullandı.

Categories
Alaturka

“19 bin sağlık işçisi ve 12 bin doktor alacağız”

ÇORUM (AA) – Sağlık Bakanı Ahmet Demircan, “18 bin hemşire, sağlık teknisyeni, teknikeri olmak üzere 30 meslek grubundan alım yapıyoruz. 9 bin kişi bir ay önce aldık, 19 bin de sağlık işçisi alacağız. Önümüzdeki günlerde ilana çıkıyoruz, bu yıl 12 bin de doktor alıyoruz, kadromuza dahil ediyoruz. ” dedi.

Bakan Demircan, Çorum Sağlık Müdürlüğü hizmet binasının açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin en başarılı olduğu alanlardan birinin sağlık olduğunu ve birçok ülke için Türkiye'nin örnek teşkil ettiğini söyledi.

AK Parti iktidarlarından önceki sağlık alanıyla 2002'den sonraki sağlık alanının kıyas bile edilemeyeceğini belirten Demircan, 16 yıl önce 600 civarında olan ambulans sayısının şu anda 6 bin olduğuna dikkati çekti.

Yıllar önce Türkiye'de rahatsızlanan yabancıların kendi ülkelerince alınarak uçakla götürüldüğünü anlatan Demircan, “Gençliğimizde 'bir Alman vatandaşı Türkiye'ye gelmiş, hastalanmış, Almanya uçak göndermiş, hastasını, vatandaşını almış götürmüş' derlerdi. Gazetelerde böyle haberler çıkardı, imrenirdik. Kendimiz için hayal etmekte zorlanırdık ama şu an Türkiye'nin 4 ambulans uçağı ve 19 helikopteri hazır bekliyor. Hastalarımızın nakli konusunda en ufak sıkıntımız yok. ” diye konuştu.

Bakan Demircan, hastanelerin son derece modern bir yapıya kavuşturulduğunu dile getirerek, “Önceden hastanelerde özel oda bulmak sorundu. Ameliyat ettiğiniz hastalara yoğun bakım odası bulmak kolay değildi, pek çoğunda yoktu. Bu zorluklar şimdi unutuldu. Şu an hastanelerimizin tüm odaları özel oda, tek kişilik veya iki kişilik. Türkiye sağlık altyapısını yeniliyor, bunun da çoğu gitti azı kaldı. Yeni konsept çerçevesinde hastanelerimizi yeniliyoruz. ” dedi.

Demircan, şöyle devam etti:

“Sadece binaları, mekanı yenilemekle kalmıyoruz. Türkiye'nin ciddi hekim açığı vardı. Hala da var. Bunları inşallah tamamlamak için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Bu sene 56 bin sağlık personeli, doktor, hemşire, sağlık çalışanı, teknisyeni, teknikeri ve sağlık işçisi… Şu an ilanda ÖSYM'de, 18 bin hemşire, sağlık teknisyeni, teknikeri olmak üzere 30 meslek grubundan alım yapıyoruz. 9 bin kişi bir ay önce aldık, 19 bin de sağlık işçisi alacağız. Önümüzdeki günlerde ilana çıkıyoruz, bu yıl 12 bin de doktor alıyoruz, kadromuza dahil ediyoruz. ”

– “Sağlık turizminden 20 milyar dolar gelir elde edebiliriz “

Bütün bunların yeterli olmadığını söyleyen Demircan, “Fevkalade iyi bir nokta ama yetmez. Türkiye'de bu sayı daha da artacak. Sağlık turizminde de Türkiye mesafe kat etmeye başladı. Yılda 4 milyar dolar civarında Türkiye sağlık turizminden gelir elde ediyor. Yaptığımız planlamalarla 2023 yılında Türkiye'nin sağlık turizminden 20 milyar dolar gelir elde etmesini sağlama imkanımız var. Planlamalarımızı buna göre yapıyoruz. ” dedi.

Bakan Demircan, konuşmasının ardından Çorum Vali Vekili Ayhan Özkan, AK Parti Çorum milletvekilleri Salim Uslu, Ahmet Sami Ceylan, Lütfiye İlksen Ceritoğlu Kurt ve diğer protokol üyeleriyle birlikte hizmet binasının açılışını yaptı.

Demircan, daha sonra Çorum Belediyesince Ulukavak Mahallesi'nde düzenlenen ve yaklaşık 10 bin kişinin yer aldığı iftar programına katıldı. Vatandaşlarla sohbet eden Demircan, bazı çocuklara hediye verdi.

Bakan Demircan, buradaki konuşmasında, vatandaşlardan 24 Haziran'da yapılacak Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimleri'nde Recep Tayyip Erdoğan ile AK Parti'ye destek istedi.

Categories
Alaturka

“Geleneksel ve tamamlayıcı tıp, sağlık turizmi için de önemli”

İSTANBUL (AA) – HATİCE ŞENSES – Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cevdet Erdöl, Türkiye'nin inanılmaz bir sağlık turizmi potansiyeli olduğunu belirterek, “Geleneksel ve tamamlayıcı tıp, ülkemize sağlık turizminde çok önemli katkılar sağlayacak bir öğe olarak duruyor. Nedeni şu; bizim bitkilerimiz, endemik floramız, auramız inanılmaz zengin. Dolayısıyla bu zenginliği önce kendimizin öğrenmesi lazım, sonra başkalarına anlatmamız lazım. ” dedi.

Erdöl, Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Sağlık Bakanlığı, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi iş birliğiyle gerçekleştirilen 1. Uluslararası Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Kongresi'nin ardından AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Mahiyet itibarıyla çok önemli bir kongrenin Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleştirildiğine işaret eden Erdöl, yerli ve yabancı birçok bilim insanın geleneksel ve tamamlayıcı tıp konusunda bir araya gelmesinin çok önemli olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Erdöl, kongredeki asıl amaç ve beklentilerine ilişkin bilgi vererek, “Binlerce yıllık birikim ürünü olan tedavi etme biçimleri, sanatları, yeterlilik ve yetkinlikleri, modern tıpla adeta küskün bir vaziyette gidiyor. Modern tıp, geleneksel tıbbı önemsemiyor, geleneksel ve tamamlayıcı tıpla uğraşanlar da modern tıbbı önemsemiyor. Halbuki her ikisi, birbirine ihtiyacı olan iki ayrı ekol. Bunları birleştirmemiz lazım. Ne binlerce yıllık geleneksel tıbbı, ne de bugünkü modern tıbbın imkanlarını yok saymalıyız. Her ikisinin getirilerini bir araya getirmemiz ve birleştirmemiz, insanoğluna daha fazla sayıda şifa metodu sunmamız gerekiyor. Yapmak istediğimiz aslında budur. ” diye konuştu.

Bunun için Sağlık Bakanlığı'nın şimdiye kadar çok önemli adımlar attığını, geleneksel ve tamamlayıcı tıp konusunda eğitimler başlatıldığını dile getiren Erdöl, üniversite olarak Sağlık Bakanlığı'nın ruhsatlandırdığı 15 branşta verdikleri eğitimle bine yakın hekimi sertifikalandırdıklarını aktardı.

Cevdet Erdöl, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının kanıta dayalı halde yapılması gerektiğini vurgulayarak, bunun için gayret ve çaba gösterdiklerini dile getirdi.

– “Geleneksel ve tamamlayıcı tıp ile modern tıp birbirlerinin alternatifi değil ”

“Kanaate dayalı tıptan, kanıta dayalı tıbba geçiş süreci içerisinde biz hem geleneksel ve tamamlayıcı hem de modern tıbbı bir araya getiren ve getirmek isteyen bir misyon üstlenmiş durumdayız. ” diyen Erdöl, şunları kaydetti:

“Geleneksel ve tamamlayıcı tıp ile modern tıp birbirlerinin alternatifi değil, destekleyicisidir. Bunu vurgulamamız gerekiyor. Yani bir şey etki ediyorsa, yan etkisini de dikkate almamız lazım. Dolayısıyla etkilerini ve yan etkilerini göz önüne alan ilmi gerçekler ışığında bilimsel çalışmalar yaparak bunu doğrulamamız gerekiyor. 'Ben yaptım oldu' mantığından kurtulmamız gerekiyor. Standartları belli, etik kurullardan geçmiş, insan üzerinde deneye girmeyen ama belli ölçüde bilimsel çalışmalara imkan veren, etik kuralları dikkate alan çalışmalar yapmamız gerekiyor. Yoksa 'Biri 1500 sene önce böyle yapmış, benim ninem böyle yapardı' diyerek insanları tedavi edemeyiz. Çünkü zararları olan pek çok maddeyi kullanıyoruz. Bitki, ot deyip geçilmemesi önemli. Verdiğinizde insanı öldüren, karaciğer, böbrek yetmezliğine kadar götüren pek çok bitki var. Bunları ve diğer tedavi metotlarını bilimsel normlarda dizayn edip çalışma yapmak durumundayız. Bunlar bugüne kadar yapılamadı ama biz bunları yapmak zorundayız. Yapmak için arzuluyuz, üniversite olarak da elimizden gelen gayreti bu yönde gösteriyoruz, göstermeye de devam edeceğiz. ”

Prof. Dr. Erdöl, doğu dünyasının geleneksel ve tamamlayıcı tıp yöntemlerini çok fazla uyguladığını ve bu konuya aşina olduğunu dile getirerek, batının da Türkiye'den biraz daha ilerde olduğunu ve geleneksel ve tamamlayıcı tıp ile entegre olmaya çalıştığını belirtti.

Erdöl, “Doğunun, batının ortasında bir ülke olarak biz maalesef doğudan da batıdan da bu konuda biraz geriyiz. Bu açığı kapatmamız lazım. Bununla ilgili bilimsel normlar içerisinde hareket ederek, çağdaş seviyeyi aşmamız gerekiyor. Bunun için de herkesin her şeyi merdiven altında yaptığı sistemden çıkıp, Sağlık Bakanlığı'nın belirlediği normlar içerisinde, eğitimli hekimler tarafından yapılan tedavilerle bunu denetlenebilir hale getirmemiz lazım. ” diyerek, ölçülemeyen hiçbir şeyin denetlenemeyeceğini söyledi.

Bu alanlarda bir ölçüm ve standardizasyon metodu geliştirmeleri gerektiğine işaret eden Erdöl, “Bize has tedavi ölçümleri, metotları ve ölçülebilir kriterleri geliştirmemiz lazım. Bununla ilgili zaten gerek Sağlık Bakanlığımız, gerek üniversiteler ciddi olarak çalışıyor. Önümüzdeki süreç içerisinde inanıyorum ki bu kongreden alınacak ilhamla çok daha iyi şeyler yapacağız. ” şeklinde konuştu.

– “Türkiye'nin inanılmaz bir sağlık turizmi potansiyeli var ”

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Erdöl, “Gerek sayın Cumhurbaşkanımız, gerek sayın Emine Erdoğan hanımefendi, geleneksel ve tamamlayıcı tıp konusunda baştan beri destek olmuşlardır. Modern tıbbın imkanlarının da ülkemizde sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde nerelere geldiğini görüyorsunuz. Gıpta edilen bir ülke haline geldiğimizi görüyorsunuz. Bunun yanında geleneksel ve tamamlayıcı tıbba olan desteklerini de vurgulamamız gerekiyor. Kendilerine bu konuda da millet adına müteşekkir olduğumuzu ifade etmek isterim. ” değerlendirmesinde bulundu.

Prof. Dr. Erdöl, geleneksel ve tamamlayıcı tıbbın ülkenin sağlık turizmine de önemli katkılar sunacak bir alan olduğunu dile getirerek, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bir kere Türkiye'nin inanılmaz bir sağlık turizmi potansiyeli var. Bunun için biz bazı alanlarda özellikle termal sağlık turizmini öne çıkaran Ankara'da, Afyonkarahisar'da, deniz turizmini öne çıkaran Antalya ve Muğla'da bazı çalışmalarımızı üniversite olarak Afyon Kocatepe Üniversitesi ile birlikte yapmaya gayret ediyoruz. Geleneksel ve tamamlayıcı tıp, ülkemize sağlık turizminde çok önemli katkılar sağlayacak bir öğe olarak duruyor. Nedeni şu; bizim bitkilerimiz, endemik floramız, auramız inanılmaz zengin. Dolayısıyla bu zenginliği önce kendimizin öğrenmesi, sonra başkalarına anlatmamız lazım. Biz bu zenginliğin de henüz ülke olarak çok farkında değiliz. Derya içinde yüzen balık gibi, suyun farkında değiliz. Sudan çıktığında fark ediyor. Başka bir batı ülkesine gittiğinizde ülkemizin ne kadar farklı bir ülke olduğunu o zaman anlıyorsunuz.

Geleneksel ve tamamlayıcı tıpta atacağımız adımlar, ülkemizin sağlık turizmine çok ciddi katkı sağlayacaktır diye düşünüyorum. Ayrıca bu alanın, yakın gelecekte hiç kimsenin ummayacağı kadar hem maddi hem manevi gelir elde edilebilecek bir alan olacağını düşünüyorum. ”

Categories
Ekonomi

Sağlık turizmine dört koldan teşvik

ANKARA (AA) – DENİZ ÇİÇEK – Maliye Bakanı Naci Ağbal, sağlık turizmi kapsamındaki hizmetler için getirilen KDV istisnasının, Türkiye'yi başka ülkeler karşısında avantajlı duruma getirdiğini belirterek, “Sağlık turizmini kurumsal olarak teşvik etmek amacıyla yeni bir düzenleme daha yapacağız. Özel sektöre sağlık turizmi kapsamında yapacağı yatırımlarda ilave yatırım teşvikleri getireceğiz. ” dedi.

Ağbal, AA muhabirine, sağlık turizminin desteklenmesi için getirilen KDV istisnasıyla bu konuda yapılacak yeni çalışmalara ilişkin değerlendirmede bulundu.

Sağlık turizmini teşvik etmek amacıyla kısa süre önce yasalaşan yeni KDV düzenlemesiyle yabancılara Türkiye'de bu alanda sunulan hizmetler için KDV istisnası getirildiğini anımsatan Ağbal, daha önce de sağlık turizmi kapsamında elde edilen kazançların yüzde 50'sini kurumlar vergisinden istisna tuttuklarını, böylece özel hastanelerin yurt dışından hasta getirmesini teşvik ettiklerini söyledi.

Ağbal, sağlık turizminin, gittikçe gelişen bir alan olduğuna işaret ederek, “Dünya nüfusu yaşlanıyor. Avrupa, dünyanın en hızlı yaşlanan bölgesi. Sağlık ve yaşlıların bakımı çok maliyetli bir iş. Birçok ülke bu maliyetleri düşürmek için çareler arıyor. Türkiye, güneşi, nitelikli sağlık tesisleri, personeli ve termal tesisleriyle müthiş bir fırsat yakalamış durumda. ” diye konuştu.

– “Yurt dışındaki sosyal güvenlik kurumlarıyla sözleşme yapılacak ”

Sağlık turizminin desteklenmesi amacıyla getirilen KDV istisnasının Türkiye'yi başka ülkeler karşısında avantajlı hale getirdiğini, yakında özel sektörün önünü açmak ve sağlık turizmini kurumsal olarak teşvik etmek amacıyla yeni bir düzenleme daha yapacaklarını bildiren Ağbal, şöyle devam etti:

“Özel sektöre sağlık turizmi kapsamında yapacağı yatırımlarda ilave yatırım teşvikleri getireceğiz. Ekonomi Bakanlığı, yatırım teşvik sistemi içinde tanımlamak suretiyle ilave kurumlar vergisi indirimi ve KDV istisnası sağlayacak. Yurt dışında diğer sosyal güvenlik kurumlarıyla birden fazla yılı kapsayan sözleşmeler yapılabilecek. Özellikle Avrupa'daki sosyal güvenlik kurumlarıyla uzun dönemli sözleşmeler yaparak, o ülkeler hasta ve yaşlılarını bakım için Türkiye'ye gönderdiğinde anlaşılan fiyatlar üzerinden tedavi ve bakımlarını sağlayacağız. Ciddi oranda şehir hastanelerine yapılan yatırımlar var. Bu yatırımların değerlendirilmesi, bu yolla ülkeye döviz getirilmesi ve sağlık sektöründe olağanüstü istihdam yaratma imkanımız var. ”

Ağbal, Kafkaslar, Balkanlar, Ortadoğu ve Afrika'da sağlık imkanlarının gelişmemiş olması nedeniyle sağlık hizmetlerinin başka ülkelerden karşılandığına dikkati çekerek, “Türkiye bu bölgede sahip olduğu nitelikli sağlık tesisleri ve nitelikli sağlık personeliyle müthiş bir avantaja sahip. Bizim dışımızda başka ülkeler de sağlık turizmini kendi ülkelerine yöneltmek istiyorlar. Türkiye olarak erken hareket eder, gerekli bütün teşvikleri sağlarsak diğer ülkelerin önüne geçeriz. ” değerlendirmesinde bulundu.

– “Kapsama giren hizmetler belirlenecek ”

Ekonomi Bakanlığının yanı sıra Sağlık Bakanlığının da bu konuda yeni bir düzenleme üzerinde çalıştığını belirten Ağbal, şunları kaydetti:

“Sağlık turizmine hem insan kaynağı yetiştirilmesi hem kurumsal hem de yurt dışında pazarlama anlamında ciddi teşvikler getireceğiz. KDV düzenlemesi, sağlık turizmine sağlanan teşviklerin en önemlilerinden. Sağlık Bakanlığı da sağlık turizmi kapsamında olan hizmetleri belirleyecek. Bir tebliğle KDV istisnası kapsamındaki hizmetleri açıklayacağız. Bu KDV istisnası, otelciliğe değil, sağlık hizmetlerine ilişkin olacak. ”

Categories
Sağlık

“Türkiye sağlık alanında çok önemli atılımlar yaptı”

GÜMÜŞHANE (AA) – Sağlık Bakanı Ahmet Demircan, “Türkiye yeni yeni adım attığı bir turizm alanına giderek açılıyor, o da sağlık turizmidir. Türkiye sağlık alanında çok önemli atılımlar yaptı. Türkiye'nin bu alanda gücü, potansiyeli arttı. ” dedi.

Demircan, Gümüşhane Valisi Okay Memiş'i makamında ziyaret ederek, kentteki yatırımlara ve projelere ilişkin bilgi aldı.

Yarın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nın kutlanacağını belirten Demircan, millet için hayırlı uğurlu olmasını diledi.

Demircan, 23 Nisan'ın önemli bir adımın atıldığı tarih olduğuna işaret ederek, “Ülke bağımsızlık savaşı verirken daha o gün ülkenin nasıl yöneltileceğinin ilan edildiği gündür 23 Nisan. Millet egemenliği ile millet egemen olacak, milletin dediği olacak, istediği şekilde yöneltileceğinin ilanıdır. Aslında 23 Nisan'ı bu yönü ile de çok iyi değerlendirmek lazım. Tarihimizin en önemli kararlarından biridir. ” diye konuştu.

Gümüşhane'nin, Doğu Karadeniz'de önemli, tarihi kökleri olan bir il olduğunu ifade eden Demircan, bugün ve yarın için de önemi giderek artacağı il olduğunu belirtti.

Gümüşhane'nin 40 yıl önceki halini hatırladığını aktaran Bakan Demircan, şöyle devam etti:

“Şimdiki Gümüşhane'yi görüyorum ve müşahede ediyoruz ki çok şeyler değişti. Atatürk Üniversitesi'nde okurken yolumuzun yarısı buradan geçer, yarısı da Kelkit Vadisi'nden giderdi. O zamanlar Türkiye'nin gayri safi milli hasılası bin doların altındaydı. Şimdi 12 bin dolar düzeyindeki Türkiye'yi konuşuyoruz. İnşallah yarın 20 bin, 25 bin doların üzerindeki Türkiye'yi konuşacağız. O zaman konuşacağımız şeyler çok daha farklı olacak. Gümüşhane için konuşacağımız şeyler de farklı olacak. Gümüşhane'nin gelecek vizyonu içerisinde turizm, tarım ve madencilik önemli sektörler. Gümüşhane, adı üzerinde madencilik yapılmış önemli merkezlerimizden ve değerli madenlerin bulunduğu bir yer. Elbette ki Türkiye güçlendikçe, madenlerini işletme konusunda yeterli yol aldıkça Gümüşhane'nin önemi daha da artacaktır. ”

Türkiye'nin en önemli konularından birinin de tarım olduğunu kaydeden Demircan, “Türkiye elbette ki 2002 öncesinden çok daha iyi mesafeler aldı. Üretimde, 2002 öncesiyle kıyaslanamayacak şekilde mesafe aldık. Ancak Türkiye'nin nüfusu da tüketim modeli de artıyor. Dolayısıyla hayvancılık açısından Türkiye'nin çok ciddi adımlar atması lazım. Böyle bir potansiyele sahip illerimizden biri de Gümüşhane'dir. Gümüşhane'nin, hayvancılık konusunda önümüzdeki dönemde de bu güne kadar olduğu gibi daha fazla destekleneceğini biliyorum. ” değerlendirmesinde bulundu.

– “Pratisyen hekim açığımız kapanıyor ”

Demircan, turizmin, Türkiye'nin önem verdiği sektörlerden biri olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:

“Buralar, bu bölgeler turizme açılıyor, daha da gelişecek ancak ben bir turizm alanından bahsedeceğim. Türkiye yeni yeni adım attığı bir turizm alanına giderek açılıyor, o da sağlık turizmidir. Türkiye sağlık alanında çok önemli atılımlar yaptı. Türkiye'nin bu alanda gücü, potansiyeli arttı. Altyapısını yeniledi, sağlıkta insan gücü de giderek artıyor. Uzman sayısı artıyor ve artacak. Pratisyen hekim açığımız kapanıyor. Yaptığımız projeksiyonlarda şunu gördük, 2023 itibariyle Türkiye'nin pratisyen hekim açığı doluyor ve 2024'ten itibaren pratisyen hekimler için mecburi hizmeti kaldıracağız. Uzman hekimler için de 2030'a doğru belki o da kalkacak. ”

Türkiye'de tıp fakültelerinin öğrenci yetiştirme kapasitesinin, Türkiye'nin ihtiyacının üzerine çıktığını belirten Demircan, “Bunu biz yurt dışına açıyoruz ve yabancı öğrenciler gelip eğitim alıyorlar. Bu bizim için de büyük bir prestijdir. Burada doktor olup ülkesine dönecek insanlar bizim gönüllü elçilerimizdir. Hocalarıyla burada irtibatı devam edecektir. Şu anda sağlık turizmi ile ilgili yasamız Meclise gelmiştir. Önemli bir yasa hazırlığı yapılmıştır. İnşallah seçimden önce onu da Meclisten geçiririz. ” dedi.

– “Son şekli verildikten sonra hastanemizle ilgili gerekli adımları atacağız ”

Gümüşhane'nin coğrafi olarak zor bir yerde bulunduğunu, düz alan bulmanın kolay olmadığını vurgulayarak, kentte yeni bir hastane yaptıklarını anımsatan Demircan, “Bununla ilgili medyada çıkan haberler var. Hastanede teknik bir sorun var mı, yok mu? Bu teknik konudur. Son şekli verildikten sonra hastanemizle ilgili gerekli adımları atacağız. ” diye konuştu.

Demircan, Türkiye'nin büyük bir ülke olduğunu, bu tür sorunların üstesinden gelecek teknik donanımı ve imkanı bulunduğunu aktararak, şöyle devam etti:

“2002 yılında nitelikli yatak sayımız Türkiye'de 18 bindi. Şu anda Türkiye'de nitelikli yatak sayımız 129 bindir. Türkiye'de 2002'de genel yatak sayımız 160 binlerdeyken şu anda 230 binlere çıktı. Aslında son 15 yıl içerisinde 130 bin yeni yatak yaptık. Eski yatakları kaldırdığımız için standart olarak eski sayının üzerine çıktık. Eskiden 10 bin nüfusa yatak sayımız 25'in altında iken şimdi 10 bin nüfusa yatak sayımız 35 ve nitelikli yatak sayımız ise yüzde 60'ların üzerindedir. Bunu yüzde 100'e doğru tırmandırmak istiyoruz ki Türkiye sağlıkta hak ettiği yere gelecek. ”

– “Sisteminiz fonksiyonel değilse kalkınmanız yavaşlar, hız kaybeder ”

Gümüşhane ziyaretinin seçim öncesine denk geldiğine işaret eden Demircan, şu görüşlerini paylaştı:

“Hükümetimiz Türkiye'de istikrarı tesis etmiştir. Bütün bu kalkınmaların altında yatan en önemli zeminden biri istikrar, diğeri de sistemdir. Sisteminiz fonksiyonel değilse kalkınmanız yavaşlar, hız kaybeder. Türkiye'de parlamenter sistemle bugüne kadar bunlar yapılabildi. Bu sistemin hızı bu kadar. 15 yıldır bu sistemden çok daha fazlasını da yapabilirdik sistem başkanlık sistemine dönüşseydi. Sonunda milletimizin talebini yerine getirebilmek için 2017 yılı Nisan ayında bu parlamenter sistemi bırakalım, Cumhurbaşkanlığı sistemine geçelim. Milletimiz 'evet' dedi. Biz de onun fiili uygulamasına 24 Haziran'dan sonra geçeceğiz ve hep birlikte Türkiye'nin çok daha hızlı kalkınacağına ve güçleneceğine şahit olacağız. ”

Demircan, Gümüşhane'de anjiyo ünitesi kurulmasına ilişkin gelişmeleri Vali Memiş'in takip ettiğini aktararak, “Ankara'ya gidişte bunun etüdünü tamamlayalım. Burası bir il merkezidir. Böyle bir ünitenin olması gerekir. Ulaşımı zor olan yerler dikkate alınarak inşallah anjiyo ünitemizi buraya açacağız. Sağlık Bakanından da bu sözü aldınız. ” dedi.

Vali Memiş, ziyaret anısına Bakan Demircan'a ibrik hediye etti.

Ziyarette, AK Parti Gümüşhane Milletvekilleri Hacı Osman Akgül ve Cihan Pektaş ile Gümüşhane Belediye Başkanı Ercan Çimen de yer aldı.

Categories
Alaturka

Etiyopya'da Türk sağlık turizmi resepsiyonu

ADDİS ABABA (AA) – Türkiye’nin Addis Ababa Büyükelçiliği, Türk sağlık turizmine katkıda bulunmak amacıyla Etiyopya’da tanınan Türk şarkıcı ve oyuncu Keremcem’in de katıldığı resepsiyon düzenledi.

Addis Ababa Büyükelçisi Fatih Ulusoy ve eşi Şeyma Nur Ulusoy tarafından başkent Addis Ababa'da verilen resepsiyona, çok sayıda diplomat ve Etiyopyalı sağlık sektörü temsilcisinin yanı sıra turizm acenteleri temsilcileri de katıldı.

Etiyopya’da “Yetekema Hiwot ” ismiyle seyirciyle buluşan “O Hayat Benim ” isimli Türk dizisinde canlandırdığı “Ateş ” isimli karakterle tanınan ve sevilen oyuncu Keremcem, Türk şarkıcı Koray Yıkarbaba'nın ardından sahne alarak şarkılar seslendirdi.

Keremcem'in katılması sebebiyle Etiyopyalı basın mensuplarının yoğun ilgi gösterdiği resepsiyonda, Türkiye'de çeşitli hastanelerden gelen doktor ve temsilciler de yaptıkları sunumlarla Türkiye’de verilen sağlık hizmetlerini misafirlere anlattı.

Resepsiyonda konuşan Büyükelçi Ulusoy, Türkiye'nin dünyadaki sağlık merkezlerinden birine dönüştüğünü belirtti. “Geçen yıl 750 bin kişi sağlık turizmi için Türkiye’yi ziyaret etti. ” diyen Ulusoy, Türk sağlık kurumlarının Batı ülkelerine nazaran daha cazip fiyatlar sunduğunu hatırlattı.

Türkiye’nin son 15 yılda her alanda olduğu gibi sağlık alanında da büyük bir atılım yaptığını söyleyen Ulusoy, Türk doktorlarının dünyanın en zor ameliyatlarını gerçekleştirdiğini dile getirdi. Ulusoy, Türk Hava Yolları'nın gerçekleştirdiği uçuşlarla ise Türk sağlık turizmine büyük katkı sağladığını ifade etti.

Sahnede konuşan Keremcem, Etiyopya'da olduğu için çok mutlu olduğunu aktararak “Beni Ateş olarak tanıdığınızı biliyorum ama benim adım Keremcem. Burada olduğum için çok mutluyum. Ben gülümseyen bir insanım ve buradaki herkes bana gülümsüyor. Hepinize bu sıcak karşılamanız için teşekkür ediyorum. Etiyopya'ya tekrar geleceğim. ” dedi.

Keremcem ayrıca resepsiyon öncesinde kendisine yoğun ilgi gösteren Etiyopyalı basın mensupları ile Büyükelçilik Konutu'nda bir araya geldi.

Categories
Ekonomi

“Sağlık turizminde payımızı artırmalıyız”

ANTALYA (AA) – LEYLA ATAMAN KOYUNCUOĞLU – Uluslararası Antalya Sağlık Turizmi ve Eğitim Derneği Başkanı Dr. Mehmet Kanpolat, Türkiye'nin sağlık turizminden yıllık 2-3 milyar dolarlık pay aldığını belirterek, “Bu pay çok yetersiz. Sağlık turizminde payımızı artırmalıyız. ” dedi.

Kanpolat, AA muhabirine yaptığı açıklamada, insanların tedavi olmak amacıyla ikamet ettikleri ülkeden başka ülkelere seyahat etmelerine “sağlık turizmi “, tedavi amaçlı giden kişiye de “sağlık turisti ” denildiğini söyledi.

Yılda ortalama 35-40 milyon yabancı turisti ağırlayan Türkiye'nin ve ortalama 12-13 milyon turistin geldiği Antalya'nın kitle turizminde bir numara olduğunu ifade eden Kanpolat, ülkenin sağlık turizminden ise yeteri kadar pay alamadığını bildirdi.

Sağlık turizminin yeteri kadar gelişememesinde iki temel dezavantaj bulunduğunu kaydeden Kanpolat, Türkiye'nin 2002'den sonra sağlıkta dönüşüm programı kapsamında sağlık altyapısını ciddi şekilde geliştirdiğini ancak bunu yurt dışında yeterince tanıtamadığını dile getirdi.

Kanpolat, “Hastanelerimiz dünya standartlarının üzerinde, birçok gelişmiş ülke hastanesinden daha donanımlı fakat bize hala ikinci, üçüncü sınıf ülke gözüyle bakılıyor. 6-7 kişilik odalarda, kötü şartlarda hizmet verdiğimizi düşünüyorlar. Biz bunu dışarıdaki kişilerden net şekilde duyuyoruz. ” diye konuştu.

İkinci dezavantajın ise turist sağlığında kısa vadede kazanç sağlama amaçlı yüksek faturalandırmalar olduğunu belirten Kanpolat, “Bilgisiz faturalandırma, yüksek faturalandırma, adına ne dersek diyelim bir şekilde haksız kazanç elde edilmesi. Bu kısa vadede kazanç gibi gözükse de uzun vadede ülkemize zarar veriyor ve güvensizlik sorununa neden oluyor. Dünya pazarı ile rekabet edecekseniz fiyatın da abartılmaması lazım, fiyatın iyi ayarlanması lazım. ” değerlendirmesini yaptı.

Sağlık turizminde ekstra yatırıma gerek olmadığını, ufak tefek değişikliklerle pazardan daha fazla pay alınabileceğini anlatan Kanpolat, şöyle konuştu:

“Birincisi güven sıkıntısını giderecek mevzuatların çıkarılması lazım. Örneğin şu anda sağlık turizmi yapacak kuruluşlar ve kişilerle ilgili bir akreditasyon yok. Bu alanda çalışacak kurum ve kişilerin niteliklerinin belirlenmesi ve bunlara resmiyet kazandırılması gerekiyor. Hasta getiren seyahat acentalarının resmileştirilmesi gerekiyor. Sağlık amaçlı gelen kişilerin normal turistten farklı olduğunun bilinmesi lazım. Bunun için özenle seçilmiş elemanların hizmet vermesi lazım. Nasıl bugün yoğun bakımda görev yapan hemşireye yoğun bakım sertifikası veriliyorsa, sağlık turizmi yapan elemanların da böyle sertifikalandırılması lazım. Hasta geldiğinde kalacağı otelin bile bu hizmete uygun olması gerekiyor. ”

– 150 milyar dolarlık sektör

Sağlık turizminin dünyada ciddi pazar olduğuna işaret eden Kanpolat, “Bugün dünya sağlık turizmi ekonomik büyüklüğünün 100-150 milyar dolar arasında olduğu söyleniyor. Bunda en büyük payı ise 42-43 milyar dolar ile Hindistan alıyor. Hindistan'ı Tayland, Singapur, Almanya ve Macaristan gibi ülkeler takip ediyor. Türkiye sağlık turizminden yıllık 2-3 milyar dolarlık pay alıyor. Bu pay çok yetersiz. Sağlık turizminde payımızı artırmalıyız. ” dedi.

Sağlık turizmi kapsamında Türkiye'ye en fazla saç ekimi için gelindiğini söyleyen Kanpolat, bunu diş ve estetik amaçlı uygulamaların takip ettiğini bildirdi.

Türkiye'ye henüz A grubu ameliyatlarda çok fazla hastanın gelmediğini kaydeden Kanpolat, “A grubu hastalıklar by-pass, beyin, mide ameliyatları gibi ameliyatlar. Dünyada A grubu ameliyatlarda Almanya, estetikte ve saç ekiminde ise Hindistan ön planda. ” diye konuştu.

Kanpolat, bir üniversite hastanesi, 3 eğitim ve araştırma hastanesi, 27 özel ve 17 devlet hastanesi olan Antalya'nın sağlık turizminde ciddi potansiyeli bulunduğuna işaret ederek, bu potansiyelin değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Mehmet Kanpolat, Türkiye'nin ev sahipliğinde 22-23 Eylül'de Konya'da İslam Coğrafyası Sağlık Turizmi Kongresi ve Çalıştayı yapılacağını sözlerine ekledi.

Categories
Sağlık

İnönü Üniversitesi sağlık turizminde hedef büyüttü

MALATYA (AA) – ORHAN YOLDAŞ – Geçen yıl 21 ülkeden 150'nin üzerinde hastanın tedavi edildiği İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezine, Sağlık Bakanlığı tarafından “sağlık turizmi yetki belgesi ” verildi.

İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kızılay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaklaşık 1,5 yıl önce kurdukları sağlık turizmi biriminin aktif olarak hizmet verdiğini söyledi.

Geçen yıl bu kapsamda 100 hastayı kente getirmeyi hedeflediklerini ifade eden Kızılay, yürüttükleri çalışmalar sayesinde bu hedefin çok üzerine çıktıklarını dile getirdi.

Kızılay, bu alanda önemli çalışmalara imza attıklarını belirterek, “Geçen yıl 21 ülkeden 150'nin üzerinde hastayı tedavi ettik ve üniversitemize, kentimize 1 milyon 175 bin lira gelir sağladık. Hastalarımız karaciğer nakli, genel cerrahi, kulak burun boğaz, plastik cerrahi gibi farklı alanlarda tedavi oldu. ” dedi.

– Hedef, bin hasta

Geçen yıl sağlık turizmi yetki belgesi almak üzere Sağlık Bakanlığına başvurduklarını anlatan Kızılay, şöyle devam etti:

“Yaptığımız toplantılar sonucunda Sağlık Bakanlığı tarafından sağlık turizmi yetki belgesi verilen 3 devlet üniversitesinden biri olduk. Sağlık turizmindeki başarımızın görünür olması ve bakanlıktan bu konuda destek almamız, hastanemiz ve kent için çok önemli. Bu yıl da farklı ülkelerden gelen hastaları tedavi etmeye devam ediyoruz. Şu anda farklı ülkelerden 3 kişi hastanemizde tedavi görüyor. Sağlık Bakanlığı koordinesinde Pakistan'dan karaciğer nakli için hasta almaya başladık. Bu yıl sağlık turizmi kapsamında bin hastaya sağlık hizmeti vermeyi hedefliyoruz. ”

Karaciğer naklinde Avrupa'da ilk, dünyada ise ikinci sırada bulunduklarını belirten Kızılay, şunları kaydetti:

“Çocuk yanığı, kemik iliği nakli, baş ve boyun ameliyatlarında, kulak burun ve boğaz ameliyatlarında, ortopedi ameliyatlarında, cildiye, plastik cerrahi gibi çok sayıda alanda iddialıyız. Uluslararası hastaları getirebilirsek, çok başarılı tanı ve tedavi uygulayarak, memleketlerine sağlıklı bir şekilde göndereceğimize inanıyoruz. Hastanemize ve ekibimize bu konuda güveniyoruz. Bakanlığın bize yetki belgesi vermesi hedeflerimize ulaşmamızı kolaylaştıracak. ”

– Onkoloji ve kalp hastanesi yapılacak

Prof. Dr. Kızılay, Karaciğer Nakil Hastanesinin branş hastanesi olarak hizmet verdiğini, Onkoloji Hastanesinin inşaatının da hızla sürdüğünü dile getirerek, “Onkoloji Hastanesinin inşaatı 2019 sohbaharında bitecek. Aynı yıl açılışını yapmayı planlıyoruz. Onkoloji Hastanesi biraz ilerleyince diğer dallarda ihtisas hastanesi açmayı planlıyoruz. İlk etapta Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci'nin bize müjde olarak verdiği kalp hastanesi geliyor. Bakanımız bu konuda destek verecek. ” dedi.