Categories
Sağlık

“Türkiye burun estetiğinde çekim noktası oldu”

İSTANBUL (AA) – HATİCE ŞENSES – Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İsmail Kuran, ameliyat sonuçlarının çok iyi olması, Türk hekimlerin tüm dünyada takip edilen bilimsel platformlardaki başarısı, Orta Doğu bölgesinde burun operasyonlarına daha fazla ihtiyaç duyulması gibi nedenlerin rinoplastide Türkiye'yi çekim merkezi haline getirdiğini bildirdi.

Prof. Dr. Kuran, AA muhabirine yaptığı açıklamada, burnun yüzle uyumunun estetik açıdan önemli olduğunu belirterek, burna yapılan girişimlerin sadece estetik amaçlı olabileceği gibi bazen sadece fonksiyon için de yapılabildiğini aktardı.

Çoğu zaman ameliyatların hem estetik hem de fonksiyon için birlikte planlanarak gerçekleştirildiğini dile getiren Kuran, sadece fonksiyon için yapılan işlemlerin deviasyon, konka ve sinus ameliyatları olduğunu, estetik için yapılan operasyonların ise burnun tümünü içerebileceği gibi sadece burun ucuyla da sınırlı olabildiğini ifade etti.

İsmail Kuran, ameliyatlarda kullanılan cihaz ve aletlerin de teknolojik gelişmelere paralel olarak ilerlediğini, daha hassas malzemeler dışında, piezo, lazer gibi yüksek teknolojili uygulamaların da devreye girdiğini belirterek, bunların kemik ve kıkırdağın şekillendirilmesinde, çok ince detaylarla çalışma imkanı sağladığını söyledi.

Prof. Dr. Kuran, “Yüksek teknoloji, rinoplasti ameliyatlarının planlanmasında da önemli gelişmelere yol açtı. 3 boyutlu simülasyonlar burun ve yüz kalıplarının yapılabilmesi, hastaya nasıl bir sonuç alabileceği konusunda bilgi verdiği gibi cerrahın planlama yapmasına da büyük katkı sağladı. ” diye konuştu.

  • “Türkiye estetik cerrahinin tüm alanlarında önemli bir noktada “

Tüm bu gelişmelerle beraber, burun estetiğinin Türkiye'de ve dünyada en sık yapılan estetik cerrahi girişimlerinden biri olduğuna işaret eden Kuran, Türkiye'nin, özellikle son yıllarda estetik cerrahinin tüm alanlarında önemli bir noktaya ulaşmakla birlikte rinoplasti konusunda çok özel bir yere sahip olduğunu vurguladı.

Prof. Dr. İsmail Kuran, “Türk bilim insanları yaratıcı görüş ve teknikler konusunda rinoplasti literatürüne çok önemli katkılar sağlıyor. Uluslararası konferanslara konuşmacı olarak sıkça davet ediliyor ve özel bir ilgi görüyorlar. ” ifadelerini kullandı.

Rinoplastinin Türkiye'de en sık yapılan estetik girişim olduğunun altını çizen Kuran, tüm dünyada ilk sırada meme ameliyatları yer alırken, Türkiye'de ilk sırada rinoplasti operasyonlarının bulunduğunu kaydetti.

İsmail Kuran, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Ameliyat sonuçlarının çok iyi olması, hekimlerimizin tüm dünyada takip edilen bilimsel platformlardaki başarısı, Orta Doğu bölgesinde burun operasyonlarına daha fazla ihtiyaç olması rinoplastide Türkiye'yi bir çekim merkezi haline getirdi.

Hem ülkemizde hem de Orta Doğu'da burun deformitelerine ve solunum sorunlarına sık rastlanıyor. Bu da ameliyat sayısını artıran önemli bir etkendir. Türkiye'de ameliyatların yüksek oranda başarıyla yapılabilmesi, operasyon öncesi ve sonrası özenli bakım, yüksek hizmet kalitesi ve fiyatların bu kaliteye oranla çok hesaplı olması her yıl binlerce estetik-sağlık turizmi hastasını Türkiye'ye geliyor. Bu noktada burun estetiği için gelen yabancı hastaların sayısı giderek artıyor. Yabancı ülkelerden gelenlerin yaklaşık yüzde 15-20'sinin burun ameliyatı için geldiği söylemek mümkün. Turistler, birkaç operasyonu bir arada yaptırıp dinlenme süresini de tarihi turistik değerleri, alışveriş imkanları, iklim ve doğal güzellikler açısından zengin olan İstanbul, İzmir, Antalya, Muğla, Bodrum, Marmaris gibi şehirlerde gezerek geçiriyorlar. ”

  • “Türkiye rüşdünü ispatlamıştır “

Prof. Dr. İsmail Kuran, yurt dışından ameliyat için Türkiye'ye gelen hastaların bu tercihi yaparken birçok nedeninin bulunduğuna işaret ederek, “Öncelikle ülkemizde sağlık hizmeti standardı yüksek düzeydedir. Sağlık kurumlarımız ve hastanelerimiz modern, temiz, iyi donanımlıdır. Bununla birlikte bu hizmetlerin bedeli oldukça uygundur. Gelen kişilerin karşılanmasından konaklamalarına, kalan zamanlarında turistik, tarihi ve kültürel faaliyetlerin planlanmasına kadar bir paket halinde gerek hizmet planlaması gerekse ciddiyet ve güvenilirlik konusunda Türkiye rüşdünü ispatlamıştır. Yeni açılan ve planlanan şehir hastaneleri, birçok özel hastane ve klinikle ülkemiz bu konuda oldukça yüksek standartlara sahiptir. ” değerlendirmesinde bulundu.

Sağlık turizmi için hastaların Türkiye'ye, sadece tanıtımlarla değil, olumlu ameliyat referanslarını da dikkate alarak geldiklerini aktaran Kuran, şunları kaydetti:

“Sağlık turizmi için gelenler incelendiğinde, birkaç gruptan söz edilebilir. Estetik ve özellikle rinoplasti için gelenler arasında Avrupa'da yaşayan Türk nüfus küçümsenmeyecek kadar önemli bir yer tutar. Bunun dışında Avrupa ülkelerinden, Almanya, İngiltere, İsviçre, Hollanda öncelikli olmak üzere, bunu takip eden Romanya ile birlikte, yabancı hasta sayıları da giderek artmaktadır. Son yıllarda, Arap ülkelerinden gelen hasta sayısı dikkati çekecek oranda artmıştır. Türkiye ile bağlantısı olan veya sadece turistik amaçla gelen Ruslar, bir diğer önemli gruptur. Ayrıca, ABD, Avustralya ve Kanada'dan da gelenler olmaktadır. ”

Kuran, sağlık turizmi açısından yurt dışından gelecek yabancı hastaların seçiminin, bilgilendirilmeleri ve sonraki takiplerinin planlanmasının da çok önemli olduğunu sözlerine ekledi.

Advertisements
Categories
Alaturka

Sağlık turizminden 1,5 milyar dolar gelir

ANKARA (AA) – Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Bugüne kadar 1,5 milyar dolar, sağlık turizminden gelirimiz var, bunu yeterli görmüyoruz. 2023'e kadar medikal turizmde bunu 5 kat artırmanın mümkün olduğunu düşünüyoruz. ” dedi.

Bakan Koca, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

“Sağlık turizminde gelinen nokta yeterli mi? Bu alanda hangi ülke vatandaşları Türkiye'yi tercih ediyor? ” yönündeki bir soru üzerine Koca, sağlık turizmi için en fazla Azerbaycan, Irak, Gürcistan, Almanya ve Rusya uyrukluların Türkiye'ye geldiğini söyledi.

Gelenlere onkoloji, göz, beyin cerrahisi ve radyoterapi başta olmak üzere birçok alanda nitelikli hizmet sunulduğunu belirten Koca, sağlık turizmi hizmetlerinde özel sektörün büyük bir paya sahip olduğunu vurguladı.

Türkiye'nin sağlık turizmi konusunda en büyük avantajlarından birinin, bulunduğu coğrafya olduğuna dikkati çeken Koca, 4 saatlik uçuş mesafesinde 1,5 milyarlık nüfusa ulaşılabilindiğini, bu nüfusun da orta-üst gelir seviyesindeki kitle olduğunu ifade etti.

Koca, sağlık turizmini çok stratejik bir hedef olarak gördüklerini bildirerek, şöyle devam etti:

“Hem fiziki şartlarımız hem kullandığımız teknolojiler hem de sahip olduğumuz insan kaynağımızla ciddi bir noktadayız. Şehir hastanelerimizin de devreye girmesiyle kamunun sağlık turizminde farklı bir noktaya geleceğini düşünüyorum. O nedenle mükemmeliyet merkezlerinden fazlasıyla bahsediyoruz. Bugüne kadar 1,5 milyar dolar, sağlık turizminden gelirimiz var, bunu yeterli görmüyoruz. 2023'e kadar medikal turizmde bunu 5 kat artırmanın mümkün olduğunu düşünüyoruz. Bunun için de kamu-özel-üniversite ayrımı gözetmeden bütün ülkenin birikimini kullanan ve bunu bir devlet politikası haline getiren, kamunun gücüyle de bunu kamçılayan bir dönem olsun istiyoruz. ”

– “Geldiğimiz yerin daha üst noktalara taşınabileceğine inanıyorum ”

USAŞ adıyla yeni bir kamu şirketi kurulduğunu ve bu şirketin özel sektör dinamiğiyle çalışabilecek nitelikte olduğunu vurgulayan Koca, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Burada bütün özel sektör, kamunun mükemmeliyet merkezleri ve üniversitelerimizin yaptığı hizmetler bir portalda bulundurulacak. Hangi hizmetleri, hangi fiyata verdiğinin de net belli olduğu bir sistem. Yoğun hasta akışının olduğu bölgelerde müdahale sonrası hastanın takibini yapmak üzere gerektiğinde orada kontrolleri ve takibini yapmak üzere sağlık kuruluşlarının da devreye girdiği, sağlık turizminden pay alan hiçbir ülkenin yapmadığı bir işlemden bahsediyorum, hem memnuniyeti hem direkt ulaşılabilirliği hem de güven unsuru anlamında son derece önemli olduğunu düşünüyorum. Daha dinamik, daha aktif ve bizim devlet imkanlarının da devreye girdiği kamu-özel ayrımı yapmadan bu sağlık turizmini bir şekilde kamçıladığımız ve katlanmasını arzu ettiğimiz bir döneme giriyoruz. ”

Koca, sağlık turizmi alanında kamunun yapacağı çok işlerin olduğunu, özellikle şehir hastanelerinin devreye girmesi ve ileri teknolojinin varlığıyla özel sektörün ölçeğinin çok üzerinde hizmetlerin yapılabileceğini ifade ederek, şunları kaydetti:

“Saç ekimi ve benzeri olabilir, ama kamunun organ nakli, kanser tedavisi, radyoterapi gibi daha üst düzeyde, daha üst ölçekte, devletler ile kamu ve özel sigorta şirketleriyle anlaşmalar yaparak yoğun bir döneme girelim istiyoruz. Abartarak söylemiyorum, dünyada bizim sunduğumuz sağlık hizmetlerini bu fiyatlarla sunan başka bir ülke yok. Almanya'da 250-500 avroya kadar değişen MR fiyatının, Türkiye'deki SUT fiyatı 61 lira. Bizim bypass ameliyatlarımızın rakamları dünyayla kıyaslanamaz. En ucuz olan Hindistan'dan bile ucuz. Bu ucuzluk daha alt model, daha düşük model, daha yetersiz teknoloji kullandığımızdan değil. Bilakis en üst teknoloji kullanılıyor, en iyi fiziki şartların oluştuğu ortamlar mevcut, en çok müdahaleyi güvenle yapan insan kaynağımız var. O nedenle biz çok tercih ediliyoruz. Ben geldiğimiz yerin daha üst noktalara taşınabileceğine inanıyorum. Bunu yapmak zorundayız. ”

Sağlık turizminde sunulan paketleri yoğunlaştırmak için Kültür ve Turizm Bakanlığı ile diyalog içerisinde olduklarını bildiren Koca, bu alanda hedefte bulunan ülkelerde ofisler açılmasını önemsediklerini dile getirdi.

Categories
Alaturka

Norveçlilerden Göcek'e ilgi

MUĞLA (AA) – OSMAN AKÇA – Dünya Engelliler Birliği (WDU) Turizm Komisyon Üyesi ve Norveç’te sağlık turizmi yapan bir şirketin Türkiye Sorumlusu Oya Demirel, Göcek'in Norveçli turistleri ağırlayacağını bildirdi.

Dünya Engelliler Vakfı (DEV) ve Dünya Engelliler Birliği'nin (WDU) hazırladığı “Accessible Tourism (Erişilebilir Turizm) Projesi ” toplantısına katılmak için Muğla’ya gelen Oya Demirel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Norveç'in yaşlı nüfusuna Göcek'in için ideal bir yaşam ortamı sunduğunu söyledi.

Norveç'te 15 yıldır devlete bağlı çalışan bir şirketin Türkiye sorumlusu olarak görev yaptığını belirten Demirel, “Norveç'in yüzde 70'i yaşlı nüfus. Özellikle İspanya, İtalya, Yunanistan ve Macaristan'a yılda aşağı yukarı 500 bin kişi gönderiyoruz. Tüm bunlar bizim sorumluluğumuz içerisinde. 10 yıldır da Türkiye'ye Norveç devletinin bakmakla yükümlü olduğu 60-70 yaş gruplarını getiriyoruz. Türkiye'de 6-7 ay kalıyorlar.” dedi.

Demirel, Göcek'in bir liman kenti olan Oslo'ya çok benzediğine de dikkati çekti.

Göcek’e ilk gelecek misafirlerin Oslolu olduğunu aktaran Demirel, “Bu kış inşallah 50-60 aileyi getirmeyi düşünüyoruz. Organize ediyoruz. Burada 8 ay kalmalarını sağlayacağız. Buradaki arkadaşlarımız önayak oldular. Göcek, bir yaşlının gelip rahatlıkla çarşıya çıkabileceği, alışveriş yapabileceği, her yerin elinin altında olan bir yer. ” diye konuştu.

Demirel, 87 ülke ve 6 kıtada 36 milyon kayıtlı engelli üyesi bulunan Birleşmiş Milletlere akredite edilen Dünya Engelliler Birliğinin de üyesi olduğunu hatırlattı.

Kurum ile ile birlikte çalıştıklarını dile getiren Demirel, şunları kaydetti:

“Sadece Göcek değil, Göcek’in dışında bu bölgeleri de Birleşmiş Milletlerde tanıtıyoruz. Dalaman Belediye Başkanımız New York’ta yapılan bir toplantımıza katıldı. Orada 194 ülkeye bu bölgeyi anlattı. Bu bölgede biz Birleşmiş Milletlerin kriterlerine uygun çalışmalar yaparsak bu bölge öncü olacak. Biz 36 milyon kayıtlı engelliden getirebildiğimizi, buna uygun kriterler tamamlandığında getireceğiz. Burada yaşamalarını sağlayacağız. Norveç’in diğer bir şeklini tüm bölgede uygulamayı düşünüyoruz. İlk etapta Göcek’i düşünüyoruz.”

– “Türkiye’de sağlık turizminde çok güzel gelişmeler oldu”

Demirel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sağlık projelerine yıllar önce destek verdiğini, bununla ilgili tüm engellerin aşılacağını söylediğini belirtti.

Demirel, “Türkiye’de sağlık turizminde çok güzel gelişmeler oldu. Norveç’te ancak yazın bu havayı yaşayabilirsiniz. Dünyanın birçok yerine örnek olabilecek bir bölge burası. ” dedi.

– “Engelsiz ülkeler ”

Norveçlilerin yıllardır İspanya’ya gittiğini vurgulayan Demirel, şöyle devam etti:

“(İspanya’da ne var?) diyeceksiniz. Güneş var, deniz var ama bizdeki sıcaklık İspanya’da, İtalya’da ve Yunanistan’da yok. Bizdeki samimiyet, bağlılık, gelen insanlara gösterdiğimiz hürmet, sevgi, sıcakkanlılık oralarda yok. Ama engelsiz ülkeler. Yani gittiğiniz zaman bir engelle karşılaşmıyorsunuz. ‘Bir kaldırım, banka, alışveriş merkezi bana uygun.’ diye gidiyorlar oralara. Amacım bu kitleyi ülkeme getirmek.”

Demirel, Göcek için Dalaman Havalimanı'nın büyük bir avantaj olduğuna dikkati çekerek, “Göcek bölgesi engelsiz. Çarşıya çıktığınız zaman herhangi bir engel yok. Çok rahat bir engelli, bir yaşlı Göcek’te dolaşabilir. Her açıdan çok güzel burası. Projeler tamamlandığı anda inşallah burası Türkiye’nin Oslo’su olacak.” ifadesini kullandı.

– “Sözleşme imzaladık”

Turizmci Metin Parça da Göcek'in dünyanın bir numaralı doğal koylarından birisine sahip olduğunu ifade etti.

Göcek’in sağlık açısından oksijeni bol, havalimanına 20 dakika mesafede yer aldığını belirten Parça, şunları söyledi:

“İki katlı butik otellere sahip. Bir ucundan diğeri 2,5 kilometre yürüme mesafesinde. Kaliteli alışveriş merkezleri var. Göcek ayrıca erişilebilir turizm şehri. İnsanlar otellerinden çarşıya, sahile yürüme mesafesinde rahatlıkla ulaşabiliyor. Oya HanımIla birlikte Norveç’ten bu kış 26 aile yaklaşık 56 kişilik bir grubu misafir edeceğiz. Bunlar iki haftalık değişmelerle ya da 28 günlük turla Göcek’e gelecekler. Bununla ilgili sözleşme yaptık.”

Categories
Sağlık

Sağlıkta hedef yüksek teknolojili tıbbi cihazların imalatı

ANKARA (AA) – Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Ülkemizin yeni teknolojiye sahip ilaçların ve biyolojik ürünlerin üretilebildiği, yüksek teknolojili tıbbi cihazların imal edilebildiği bir ülke olmasını hedefliyoruz. ” dedi.

Koca, sağlık muhabirlerinin katıldığı kahvaltılı basın toplantısında, sağlık alanındaki gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Sağlık hizmetinin, devletin doğrudan veya dolaylı olarak sorumluluğunu üstlendiği bir kamu hizmeti olduğunu belirten Koca, Bakanlığın nihai vizyonunun tüm toplum olarak sağlıklı hayat tarzının benimsendiği, herkesin sağlık hakkının korunduğu, ihtiyaç halindeki herkesin vaktinde ve kaliteli sağlık hizmetine kolayca erişebildiği bir Türkiye'ye olduğunu ifade etti.

Koca, bunun kamu, üniversite ve özel sektör ayırımı yapılmaksızın, tüm ülke kaynaklarının seferber edildiği, riskli grupları önceleyerek toplumun en ücra köşesine ulaşabilen, tüm toplumu sağlıklı olmaya teşvik eden, verimli, hakkaniyetli, sürdürülebilir; vatandaşların alışkanlıkları, inançları ve beklentilerine saygı göstererek onların ihtiyaçlarını karşılayan bir sağlık sistemine sahip olarak başarılabileceğine inandığını söyledi.

Bu sisteme ulaşmada en önemli gücün insan kaynağı olacağını vurgulayan Koca, şunları kaydetti:

“Genç ve dinamik bir nüfusa sahibiz. Ancak nüfus artışımız bir dengeye oturmak üzere, gelecekte ülkemizin değişen demografik yapısı ile hizmet sunum modelimizde değişiklikler gerekecektir. Gelişen toplum beklentilerini ve yeni ortaya çıkan durumları başarıyla karşılayacak sağlık insan gücünün en uygun sayıda ve yüksek kalitede eğitilmesini sağlamalıyız. Bunun için Bakanlığımız eğitim kurumları ile her zaman iş birliği içinde çalışacaktır.

Bugün ihtiyaç duyduğumuz sağlık personelini değil, geleceğin sağlık teknolojilerini ustalıkla kullanabilecek 'sağlık profesyonellerini' yetiştirmeliyiz. Meslek eğitiminde hedefimiz sadece kontenjan değil, kaliteli eğitim olacaktır. Yine insan gücü, süreç ve teknoloji verimliliğini ölçülebilir ve kıyaslanabilir hale getirerek, performans yönetimi ile ilişkilendirilmiş bir hizmet modelini ortaya koyacağız. Bu sayede yapılan işlerin uygunluk, verimlilik ve kalite yönünden yüksek seviyede olmasını teminen, sonuç odaklı değerlendirmeyi de dikkate alacağız. ”

Koca, sağlığın sadece belli bir alanın sorumluluğu olmadığının altını çizerek, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

“Topyekun bir sağlık hareketi olmadan toplumun sağlık seviyesinin yükselmesinden söz edilemez. En iyi sağlık hizmeti verilse de sağlığı tehdit eden faktörler bulunduğu sürece sadece tedavi ile uğraşan bir sağlık sektörü ile sonuç elde edilir. Önemli olan sağlığı korumaktır. Sağlığı sadece bu alanda görevli profesyonellerin sorumluluğu olmaktan çıkarıp, toplum hayatına etkili olan tüm yapı ve sektörlerin gündemine sokarak, 'çok sektörlü sağlık sorumluluğu' bilincini geliştireceğiz. Toplumun yapı taşları olan bireylerin ve sivil grupların, sadece sağlık hizmeti tüketicileri olmaları değil, 'sağlık avukatlığı' yapma bilincine ulaşmalarını sağlamak, sağlıklı bir toplum yaratmanın ön şartıdır. Bu sayede toplumun tamamınca sevk edilen bir sağlık yönetim modeli temin edilebilir. ”

– “Tüm temel sağlık göstergelerinde en üst düzeye ulaşmak hedefimizdir ”

Sağlıklı yaşam kültürünün aileden başlayarak, okulda, iş yerinde, ulaşımda, barınmada, üretimde, ticarette, şehirleşmede, kent ve kırsal yaşamda ve hatta uluslararası ilişkilerde yerleşmesinin sağlanması gerektiğine işaret eden Bakan Koca, sağlıklı bir gelecek için tütün, alkol, madde ve teknoloji dahil her türlü bağımlılığın ve kötüye kullanmanın engelleneceğini bildirdi.

Koca, sağlıklı beslenme ve hareketli yaşamın teşviki gibi hastalıkların ortaya çıkmasını geciktiren ve engelleyen tedbirlerin toplum içinde benimsenmesinin ve yaygınlaşmasının sağlanacağını dile getirdi.

Bunun için Sağlıklı Hayat Merkezleri ve Aile Hekimlikleri olmak üzere tüm sağlık imkanlarının seferber edileceğini belirten Koca, şöyle konuştu:

“Anne ölümü, bebek ölümü, bağışıklama ve kronik hastalık yükü dahil tüm temel sağlık göstergelerinde en üst düzeye ulaşmak hedefimizdir. Bu hedef için alınabilecek tüm tedbirleri alacağız. Tek bir annemizin, tek bir bebeğimizin engellenebilir bir sebeple hayattan kopmasına izin veremeyiz.

Yeni açmaya başladığımız şehir hastanelerini bir fırsata dönüştürüp, üniversitelerimizle birlikte sinerji oluşturacak bir modelle, en modern teknoloji ve en uygun mekanların en yüksek nitelikteki insan kaynağıyla birlikte vatandaşımızın hizmetine sunulduğu bir döneme geçmek istiyoruz. Bu sayede hastanede tetkik ve tedavisine gerek duyulan hastalarımızın sorunlarının tek bir merkezde çözülmesini hedefliyoruz. Vatandaşlarımızın sağlık amaçlı seyahatlerini asgari seviyede tutmak istiyoruz.

Oldukça düşük maliyetlerle vatandaş memnuniyetini yüksek tutmayı başaran sağlık sistemimize, yeni katacağımız hizmet modeliyle ülkemizi sağlık turizmi üssü haline getirmek zor değildir. Sağlık turizmi vasıtası ile ülkemize katma değer katılacak, yapılan yatırımların geri dönüşü hızlanacaktır. ”

– “Yüksek teknolojili tıbbi cihazların imal edilebildiği ülke olmayı hedefliyoruz ”

Bakan Koca, sağlık sistemindeki hızlı gelişimin Türkiye'ye dünyada hızla sağlık turizmi odağı haline gelme potansiyeli sunduğunu söyledi.

Bu potansiyelin uygun şekilde değerlendirilmesinin, üniversitelere sağlık meslekleri eğitim turizmi şansı vereceğini ifade eden Koca, “Bu sayede çeşitli ülkelerden gelecek sağlık profesyonellerine sağlık bilimlerinde eğitim verilerek hem sağlık diplomasisi adına çok önemli bir kazanç hem de yine ülkemiz adına bir kazanç imkanı sağlanmış olacaktır. ” diye konuştu.

Fahrettin Koca, aşı, ilaç ve tıbbi cihaz teknolojisinin olabildiğince yerelleştirilerek, Türkiye'nin jeopolitik durumu ve son dönemde bölgesinde kazandığı nüfuzu da göz önüne alarak önemli bir ekonomik fırsat oluşturulmasının mümkün olduğunu kaydetti.

Türkiye'nin jeopolitik konumu sebebiyle dünya nüfusunun neredeyse üçte birinin merkezi konumunda bulunduğunun altını çizen Koca, “Türkiye'nin ve civarındaki ülkelerin pazarları dikkate alındığında yatırımcılar açısından çok cazip bir pazar olduğu, bu pazar içinse ülkemizin ideal bir üretim merkezi olabileceği görülecektir. Ülkemiz bulunduğu coğrafyanın en istikrarlı ülkesidir. Ülkemizin yeni teknolojiye sahip ilaçların ve biyolojik ürünlerin üretilebildiği, yüksek teknolojili tıbbi cihazların imal edilebildiği bir ülke olmasını hedefliyoruz. ” açıklamasında bulundu.

Categories
Sağlık

2019 Yılı Bütçesi Plan ve Bütçe Komisyonunda

TBMM (AA) – Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, tıbbi cihaz alımına ilişkin, “Bundan böyle malzeme alımı kontrolsüz, herkesin istediği fiyatta verebileceği şeklinde olmayacak. Özellikle ilaç konusunda bu tarz bir sıkıntı yaşanması durumunda alabileceğimiz muhtelif tedbirler var. ” dedi.

Koca, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Bakanlığının bütçesi üzerindeki görüşmelerde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Sağlık malzemelerinin teminine ilişkin bilgi veren Koca, Sağlık Uygulama Tebliğinin (SUT) üzerinde fiyat oluştuğunda bazı sağlık malzemelerinin alınmasının genel bütçeden karşılanmasına devam edildiğini ve bunun en son kalp pillerinde yaşandığını belirtti. SUT fiyatlarının düşük kalması sebebiyle ilaç veya malzeme alınmamasının ise söz konusu olmadığının altını çizen Koca, “Özellikle tekel durumundaki firmalar, döviz kurundaki dalgalanmaları fırsat görerek farklı yaklaşımlara girme hevesinde olabiliyorlar. Zamanında 6 bin dolar teklif verdiği cihazı, 10 bin dolar karşılığı fiyatla teklif edebiliyorlar. ” dedi.

Kanser hastalığının tedavisinde en çok kullanılan iki ilaçla ilgili bazı firmaların indirim yapmadığını ve zam talebiyle geldiklerine dikkati çeken Koca, “Bu durumda ise biyobenzer eş değer olan ilacın ruhsatını vererek kamu olarak alımını yaptık. Yüklü alım ile biyobenzer yeni ruhsatını verdiğimiz listeye koyduğumuz firma, yüzde 40'a kadar indirim yapabildi. Daha önce bize hiç indirim yapmayıp zam talebinde bulunan firma yüzde 71 oranında indirim yaptı. Bunun bize bir yıllık toplam tasarrufu 427,6 milyon TL'dir. Bundan sonraki süreçte, bu anlamda fırsatçılık yapmak isteyen firmalarla ilgili benzer toplu alımlar sadece kamu için değil üniversiteleri de katarak en son implantta yaptığımız gibi gerektiğinde özel sektörü de katarak o firmanın piyasadaki tekelini kırmak anlamında bunu yapmakta kararlıyız. ” diye konuştu.

Bakan Koca, Sağlık Market uygulamasıyla Devlet Malzeme Ofisi (DMO) ile işbirliği içinde tıbbi cihaz ve malzemelerin daha uygun fiyata alınabileceği bir tedarik modelinin oluşturulduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bundan böyle malzeme alımı kontrolsüz, herkesin istediği fiyatta verebileceği şeklinde olmayacak. Özellikle ilaç konusunda bu tarz bir sıkıntı yaşanması durumunda alabileceğimiz muhtelif tedbirler var. Yurt dışından doğrudan toplu alım, hızlı ruhsatlandırma, zorunlu ruhsatlandırma ve lisans serbestleştirmesi gibi yollara başvurma hakkımızı kullanmak istiyoruz, gerektiğinde bunu kullanıyoruz. ”

– “Yatak ücreti adı altında alınan 93 lira, özel sektör daha fazla alamaz ”

Acil, yoğun bakım, kanser ve kalp cerrahisi uygulamalarından da fark alınmadığının altını çizen Koca, “Bunu alan var mı, bundan sonraki süreçte bunu takip ediyor olacağız. Bu ve benzeri hizmetleri her geçen gün fark almadan SUT düzenlemesi yapıyor olacağımızı da görmüş olacağız. Yani, bundan sonraki süreçte vatandaşın özellikle sıkıntı çekeceği, özellikle yük olabileceği acil, yoğun bakım gibi kendi iradesiyle gittiği hizmetler dışındaki kanser, radyo terapi ve benzeri birçok hizmeti özellikle SUT düzenlemesi yaparak özel dahil hiçbir yerde fark alınmama yöntemini kullanacağımızdan emin olun. ” diye konuştu.

Yatak ücreti adı altında fark alındığının belirtilmesi üzerine de Koca, “Yatak ücreti adı altında alınan sadece 93 lira, özel sektör daha fazla alamaz, otelcilik hizmeti adı altında alır. ” dedi.

Koca, temelde böyle bir sistem için gelişen toplum beklentilerini ve yeni ortaya çıkan durumları başarıyla karşılayacak sağlık insan gücünün en uygun sayıda ve yüksek kalitede eğitilmesinin sağlanması gerektiğine işaret etti. Bunun için Bakanlığın eğitim kurumları ile her zaman iş birliği içinde çalışacağının altını çizen Koca, şunları kaydetti:

“Bugün ihtiyaç duyduğumuz sağlık personelini değil, geleceğin sağlık teknolojilerini ustalıkla kullanabilecek 'sağlık profesyonellerini' yetiştirmeliyiz. Meslek eğitiminde hedefimiz sadece kontenjan değil, kaliteli eğitim olacaktır.

Yine, insan gücü, süreç ve teknoloji verimliliğini ölçülebilir ve kıyaslanabilir hale getirerek, performans yönetimi ile ilişkilendirilmiş bir hizmet modelini ortaya koyacağız.
Sağlığı sadece bu alanda görevli profesyonellerin sorumluluğu olmaktan çıkarıp, toplum hayatına etkili olan tüm yapı ve sektörlerin gündemine sokarak, 'çok sektörlü sağlık sorumluluğu' bilincini geliştireceğiz. Toplumun yapı taşları olan bireylerin ve sivil grupların sadece sağlık hizmeti tüketicileri olmaları değil, 'sağlık avukatlığı' yapma bilincine ulaşmalarını sağlamak, sağlıklı bir toplum yaratmanın ön şartıdır.

'Sağlıklı Yaşam Kültürünün', aileden başlayarak, okulda, iş yerinde, ulaşımda, barınmada, üretimde, ticarette, şehirleşmede, kent ve kırsal yaşamda ve hatta uluslararası ilişkilerde yerleşmesini sağlamamız gerekir.

Sağlıklı bir gelecek için tütün, alkol, madde ve teknoloji dahil her türlü bağımlılığı ve kötüye kullanımı engelleyeceğiz. ”

Bakan Koca, uzman aile hekimleri, genişletilmiş ekip çalışması ve iki yönlü aile hekimliği-hastane iletişimi ile birinci basamak sağlık hizmetlerini güçlü ve daha örgütlü hale getirerek sistemin güçlendirileceğine işaret ederek, hızlı bir şekilde yaşlanan toplumunda, aile hekimlerinden başlayarak etkin bir kronik hastalık yönetimi sistemi ile insanların sağlıklı yaşlanmasının temin edilmek zorunda olduğunu belirtti.

– “Ülkemizi sağlık turizmi üssü haline getirmek zor değil ”

Anne ölümü, bebek ölümü, bağışıklama ve kronik hastalık yükü dahil tüm temel sağlık göstergelerinde en üst düzeye ulaşılmasının hedeflendiğini vurgulayan Koca, sözlerine şöyle devam etti:

“Oldukça düşük maliyetlerle vatandaş memnuniyetini yüksek tutmayı başaran sağlık sistemimize yeni katacağımız hizmet modeliyle ülkemizi sağlık turizmi üssü haline getirmek zor değildir.

Sağlık sistemimizdeki hızlı gelişme Türkiye'ye dünyada sağlık turizmi odağı haline gelme potansiyeli sunmaktadır. Bu potansiyelin uygun şekilde değerlendirilmesi, üniversitelerimize hızla sağlık meslekleri eğitim turizmi şansı verecektir.

Aşı, ilaç ve tıbbi cihaz teknolojisini olabildiğince yerelleştirip, ülkemizin jeopolitik durumu ve son dönemde bölgesinde kazandığı nüfusu da göz önüne alarak önemli bir ekonomik fırsat oluşturmamız mümkündür. ”

Bakan Koca'nın soru ve eleştirileri yanıtlamasının ardından Sağlık Bakanlığı, Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı bütçeleri ile Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu ve Türkiye Halk Sağlığı Kurumunun kesin hesapları kabul edildi.

(Bitti)

Categories
Alaturka

“Cari açığın kapatılmasında sağlık turizmi çok önemli”

ANTALYA (AA) – AYŞE YILDIZ – Uluslararası Antalya Sağlık Turizmi ve Eğitim Derneği (UASTED) Başkanı Mehmet Kanpolat, sağlık turizminin cari açığın kapatılmasında çok önemli olduğunu belirtti.

Kanpolat, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sağlık için dünyada 30 milyon insanın ülkeler arası seyahat ettiğini aktardı.

Türkiye'yi de milyonlarca turistin ziyaret ettiğine dikkati çeken Kanpolat, bunun sağlık turizmi açısından büyük avantaj olduğunu vurguladı. Kanpolat, son 16 yılda sağlıkta dönüşümle ilgili ciddi yatırımların yapıldığını, güçlü bir altyapı kurulduğunu ifade etti.

Sağlık turizminin gelişmesinde tek eksikliğin tanıtım olduğunu söyleyen Kanpolat, bürokrasi ve sivil toplum kuruluşlarının el ele verdiği sürece turizmdeki 2023 hedefini yakalayıp, geçeceklerini aktardı.

Bu anlamda özellikle sivil toplum kuruluşlarına ve hükümete büyük iş düştüğünü anlatan Kanpolat, şunları kaydetti:

“Sağlık turizmi belki altyapısına bir kuruş harcamadan içeriye döviz sokacağımız tek sektör. Cari açığın kapatılması için sağlık turizmi çok önemli. 2002'den bu yana yapılan yatırımların meyvelerini toplama dönemi. O yüzden sağlık turizmi bu anlamda önem arz ediyor çünkü altyapımız, her şeyimiz hazır. Sağlık turizminde, 100 milyar doların olduğu bir pastadan bahsediliyor. Maalesef Türkiye olarak sağlık turizminde istenilen yerde değiliz ama son 4-5 yıldır yapılan çalışmalar sayesinde çıtamızı yükseltiyoruz. ”

Türkiye'nin, dünyada ülkesine turist çeken ilk beş ülkeden biri olduğuna dikkati çeken Kanpolat, ancak ülkenin turizmden elde ettiği gelir açısından 12'nci sırada yer aldığını söyledi.

– “Tek eksikliğimiz tanıtım ”

Sağlık turizminde, diş, estetik, saç ekiminden A grubu ameliyatlara kadar hepsinin önem taşıdığını anlatan Kanpolat, “Kanser vakaları, organ nakilleri önemli. Bir organ nakli için söylenen rakamlar 150-200 bin dolar. Dolayısıyla büyük bir pazar. ” dedi.

Sağlık turizminin geliştirilmesine yönelik Antalya'da 7-11 Kasım'da Uluslararası İslam Dünyası Sağlık Turizmi Konseyi-MEDTİS organizasyonunu gerçekleştireceklerini belirten Kanpolat, İslam coğrafyasında bunun ilk olacağını bildirdi.

Kanpolat, konseyin, Türkiye'nin sağlık altyapısının tanıtımı için önemli olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

“Özellikle İslam coğrafyasındaki insanlar, tedavi için Hindistan başta olmak üzere farklı ülkelere gidiyor. Biz bu İslam coğrafyasına talibiz. Konseyimizin amacı da budur. Konseyin gruplar halinde çalışmaları olacak. Dar kapsamda helal turizm, seyahat acenteleri, kalite çalıştaylarımız gerçekleşecek. Katılımcı ülkelerden delegeler gelecek. Ortak bir kararla belirli aralıklarla bir araya gelip, bunların gelişmesi için çaba sarf edeceğiz. 57 İslam ülkesinden bin 200 alım heyetinin müracaatı oldu. ”

Categories
Sağlık

Bakan Koca'dan Bilkent Şehir Hastanesinde inceleme

ANKARA (AA) – Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Bilkent Şehir Hastanesinde incelemelerde bulunarak, “Uluslararası tanıtımlarımız açısından Bilkent Şehir Hastanemiz model olacak. ” ifadesini kullandı.

Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, yapımına 2015 yılında başlanan ve gelecek ay sonundan itibaren aşamalı olarak hizmete girecek hastanenin inşaat alanını ziyaret eden Koca, detaylı incelemelerde bulundu ve yetkililerden bilgi aldı.

Bilkent Şehir Hastanesinin Türk vatandaşlarının yanı sıra yurt dışından gelecek hastalar için de önemli bir merkez olmasını istediklerini vurgulayan Koca, hastaneye ulaşım için yeni köprülü kavşak ve yolların inşa edildiğini, toplu taşıma konusunda düzenlemeler yapıldığını belirterek, “180 dönüm arazide vatandaşlarımızın bir yerden diğer yere geçişini çok iyi planlamamız ve hızlı bir yaklaşım içinde olmamız gerekiyor. Bunun için tüm hazırlığımızı yapıyoruz. ” değerlendirmesinde bulundu.

Sağlık turizminin Türkiye'nin stratejik önceliklerinden biri olduğunun altını çizen Koca, şunları kaydetti:

“Hizmet kalitesi, hastanın konforu ve fiziki şartlar için iyi bir planlama yapıldı. Hastanemizin öne çıkacak özellikli hizmetlerinin çok iyi tanıtılması gerekiyor. Uluslararası tanıtımlarımız açısından Bilkent Şehir Hastanemiz model olacak. ”

Bakan Koca, şehir hastanelerinin üniversitelerle iş birliği içinde eğitim-araştırma için önemli imkanlar sağlayacağını da kaydetti.

– Hastane projesi

Bilkent Şehir Hastanesi Mersin, Yozgat, Isparta, Adana, Kayseri ve Elazığ'dan sonra hizmete giren 7'nci şehir hastanesi olacak.

Toplam 3 bin 704 yatak kapasitesiyle dünyanın en büyük üçüncü sağlık kompleksi olan hastanede günlük 40 bin hasta tedavi görecek ve 6 bini tıbbi personel olmak üzere toplamda 11 bin çalışan hizmet verecek.

Hastanede 131 ameliyathane, 706 yataklı yoğun bakım ünitesi, 38 yataklı diyaliz merkezi yer alacak.

Türkiye'nin en büyük laboratuvarını barındıracak hastanede tüm hizmetler dijital ortamda yürütülecek. Kampüste ambulans helikopterler için de 2 ayrı heliport bulunacak.

Categories
Ekonomi

“Anadolu'da yeni İstanbullar ortaya çıkarmalıyız”

İSTANBUL (AA) – ALİ ATAR – Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Mehmet Gürbüz, 2023'te dünya çapında 10 marka şehir oluşturma gayretiyle çalıştıklarını belirterek, “Anadolu'da yeni İstanbullar ortaya çıkarmalıyız. ” dedi.

Gürbüz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, tüm dünyada kentlerin ülkelerin önüne geçtiğini belirterek, kendine has özelliklerini ön plana çıkaran, ihtisaslaşan ve fark yaratan kentlerin kendi ekonomilerini oluşturduğunu söyledi.

Dünyada artık ülkelerin değil, şehirlerin rekabet ettiğine dikkati çeken Gürbüz, “Bugün Almanya ile Fransa'nın ya da ABD ile İspanya'nın rekabetini değil, Berlin ile Barcelona'nın, Paris ile New York'un birbirleriyle rekabet içinde olduğuna şahit oluyoruz. Biliyorsunuz, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı Türkiye'nin 2023 hedeflerinde 10 küresel marka ortaya çıkarma hedefi var. Bu küresel marka hedefine ek olarak bizler, 2023'te dünya çapında 10 marka şehir oluşturma gayretiyle çalışıyoruz. Anadolu'da yeni İstanbullar ortaya çıkarmalıyız. ” diye konuştu.

Marka şehirleri ortaya çıkaracak gücün Anadolu'da fazlasıyla bulunduğunu ifade eden Gürbüz, Türkiye'nin coğrafyasıyla, çalışkan nüfusuyla önemli bir potansiyel taşıdığını vurguladı.

Gürbüz, “Bize düşen görev Anadolu'da yeni İstanbullar yaratmak. Dünya sahnesine marka şehirler anlamında yeni başarı hikayelerini yaratacak güç biz de fazlasıyla var. ” ifadesini kullandı.

– “Balıkesir'de ikinci bir Hong Kong oluşturabiliriz ”

Mehmet Gürbüz, Çin'in Tarihi İpek Yolu'nu yeniden canlandırmayı hedefleyen “Bir Kuşak, Bir Yol ” inisiyatifini yakından takip ettiklerini belirterek, Çinlilerle Balıkesir'de serbest bölge kurmayı planladıklarını bildirdi.

Çinlilerin bölgede bir aktarma istasyonu planladığını dile getiren Gürbüz, “Biz de serbest bölgeyi Ro-Ro limanları ile destekleyip Çin'in yeni pazar arayışlarında kapı olmayı hedefliyoruz. Bununla ilgili Çinli heyeti Balıkesir'de ağırladık. Bu topraklarda, Balıkesir'de ticaret anlamında ikinci bir Hong Kong oluşturabiliriz. ” değerlendirmesinde bulundu.

– “Sağlık serbest bölgeleri kurmak istiyoruz ”

Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Gürbüz, son dönemde ekonomileri güçlendirmenin temelinin iş birliğinden geçtiğini, küreselleşme sürecinin yerelleşme adına yapılan çalışmaları güçlendirdiğini vurguladı.

Merkeziyetçi anlayışlarda izlenen modernleşmeyle insanlara daha yaşanılabilir bir dünya yaratılmasının hedeflendiğinin altını çizen Gürbüz, bölgesel gelişmeyi hızlandırmak ve bölgenin sürdürülebilir olmasını sağlamak açısından mahalli idareler ile diğer kuruluşlar arasında iş birliğinin arttığını ifade etti.

Gürbüz, gayrimenkulde yabancı yatırımcıyı Türkiye’ye çekecek yeni modeller üzerine çalıştıklarını belirterek, Balıkesir'de sağlık turizmine yönelik projeler gerçekleştireceklerini kaydetti.

Avrupa nüfusunun giderek yaşlandığını anımsatan Gürbüz, şunları kaydetti:

“Sahip olduğumuz coğrafya sağlık turizmi için son derece uygun. Özellikle Avrupa'nın yaşlanan nüfusunu Türkiye çekmek için sadece 'yazlık' gibi ikincil gayrimenkul inşa etmek yerine, döviz girdisi yaratacak yatırımlar tercih edilebilir. Türkiye ve dünyada sağlık serbest bölgeleri kavramını ilk uygulayan bölge olmak istiyoruz. Sahip olduğumuz coğrafya bunun için son derece uygun. Kaz Dağları, dünyada oksijen oranı en yüksek yaşam alanlarından birisi. Özellikle Avrupa'nın yaşlanan nüfusunu buraya çekmek istiyoruz. Yazlık inşa etmek yerine, döviz girdisi yaratacak yatırımlar tercih ediyoruz. ”

Categories
Sağlık

Sağlık turizmine portallı tanıtım

ANKARA (AA) – DENİZ ÇİÇEK – Sağlık turizminden döviz geliri sağlamak ve ülkedeki sağlık hizmetlerinin tanıtımını yapmak amacıyla Uluslararası Sağlık Hizmetleri AŞ (USHAŞ) kurulacak olması, sağlık sektöründe memnuniyet yarattı.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Türkiye Sağlık Kurumları Meclisi Başkanı Seyit Karaca, AA muhabirine, TBMM'de kabul edilen yasayla sağlık turizmi alanında faaliyet göstermek amacıyla Uluslararası Sağlık Hizmetleri AŞ'nin kurulacak olmasını değerlendirdi.

Karaca, özel sektörün sağlık turizminde itici güç olduğunu ve önemli yatırımlar yaptığını, devletin gücünü de arkasında hissetmek istediğini söyledi.

“Devletin kefaleti ve garantisi ” ile iş yapmanın önemine işaret eden Karaca, kurulacak şirketin de sektörün tanıtımı ve promosyonu için doğru bir adım olduğunu dile getirdi.

– Yabancı için fiyat düzenlemesi talebi

Karaca, sektör olarak bazı çekincelerinin bulunduğuna dikkati çekerek, Sağlık Bakanlığının denetleyici ve regülatör olması gerekirken aynı zamanda hizmet de sunduğunu anımsattı. Kurulacak şirketin sadece kamu hastanelerine yönelik fonksiyonlarının bulunması endişesi taşıdıklarını, bu nedenle de Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'yı ziyaret ettiklerini anlatan Karaca, endişelerini paylaştıklarını bildirdi.

Karaca, “Bu görüşmeden olumlu düşüncelerle çıktık. USHAŞ'ın başına özel sektörden bir ismin gelmesini bekliyoruz. Bu şirket, bir portalla tüm sektöre yönelik tanıtım yapacak şekilde bir organizasyona girecek. Belli kriterleri taşıyan tüm hastanelerin tanıtımını dünyada yapacak. Böylece, sektörümüzün tanıtımı devlet eliyle gerçekleşecek. ” dedi.

Kamu hastaneleri ve özel hastaneler arasındaki hizmet sunumu fiyat farklarına da işaret eden Karaca, kamu hastanelerinin Sağlık Uygulama Tebliği çerçevesinde sunduğu düşük fiyatın, sağlık turizmi için geçerli olmaması yönündeki görüşünü ifade etti. Karaca, kamu hastaneleri ile özel hastanelerin fiyatlarının orta noktada buluşturulmaması halinde rekabetin söz konusu olamayacağını ve özel sektörün dezavantajlı noktaya geleceğini vurgulayarak, yabancı hastalar için yeni bir fiyat düzenlemesi yapılması gerektiğini bildirdi.

– “Onkoloji ve cerrahi de öne çıksın ”

Sağlık turizminin sadece termal turizm ve saç ekimi olarak görülmemesi gerektiğine dikkati çeken Karaca, şunları kaydetti:

“Kardiyovasküler cerrahi, onkoloji, beyin cerrahisi ve transplantasyonda (organ nakli) ciddi yol aldık. Bu alanların da daha önce çıkmasını istiyoruz. Şu anda Hindistan sağlık turizmi alanında bize rakip. Malezya ve Tayland bazı yönleriyle öne çıkıyor. Avrupa ülkeleri de fizik tedavi gibi alanlarda rakibimiz. Sağlık turizmi alanında hızlı adım atmalıyız, hızlı aksiyon almalıyız. Çünkü pek çok ülke de artık bu alana giriyor. Hatta işletmelere 'Gelin benim ülkemde de yatırım yapın, size teşvik ve kolaylık sağlarız.' diyorlar. Bazı işletmelerimiz de bu kapsamda Balkanlar'da ve Avrupa'da yatırımlar yaptı. ”

– USHAŞ nedir?

TBMM'de kabul edilen torba tasarıya göre, Türkiye'nin sağlık hizmeti alanındaki yüksek potansiyelini ve rekabet gücünü değerlendirerek sağlık turizminden döviz geliri sağlamak amacıyla ülkede sunulan hizmetlerin tanıtımını yapmak, kamu ve özel sektörün sağlık turizmine yönelik faaliyetlerini destekleyerek koordine etmek, uluslararası sağlık hizmetlerine ilişkin politika ve stratejilerle hizmet sunum standartları, akreditasyon kriterleri konusunda Sağlık Bakanlığına önerilerde bulunmak üzere Uluslararası Sağlık Hizmetleri unvanıyla bir anonim şirket (USHAŞ) kurulacak. Uluslararası sağlık hizmetleri alanında aracılık faaliyeti gösteren kurumlara yetki belgesi verecek USHAŞ, yurt dışında sağlık kuruluşu açabilecek, işletebilecek. USHAŞ'ın yurt içinde şirket kurması veya bir şirkete yüzde 50'den fazla hisseyle ortak olmasına karar vermeye Cumhurbaşkanı yetkili olacak. Başlangıç sermayesi 10 milyon lira olarak belirlenen USHAŞ Sağlık Bakanlığı ile ilgilendirildi, hisselerinin tamamı ise Hazine ve Maliye Bakanlığına ait olacak.

Categories
Politika

Bedelli düzenlemesinin de olduğu “torba teklif” Genel Kurulda kabul edildi (2)

TBMM (AA) – Kanal İstanbul ve benzeri su yolu projeleri yap-işlet-devret modeli kapsamına alınacak.

TBMM Genel Kurulunda kabul edilen Askerlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve KHK'lerde Değişiklik Yapan Kanun'a göre, en az 4 yıllık fakülte veya yüksekokullardan pilot olarak mezun olanlar, ticari pilot veya havayolu nakliye pilotu lisansları bulunanlar öncelikli olarak, en az 4 yıl süreli mühendislik eğitimi veren fakülte veya yüksekokullardan mezun olup muvazzaf subay olmak için başvuranlar; başvuru yapılan yılın ocak ayının ilk günü itibarıyla azami 32 yaşını bitirmemek kaydıyla muvazzaf subaylığa nasbedilerek pilotaj eğitimine başlatılacak.

Ayrıca, yedek subay olma koşulları ile uçuş için gerekli şartları taşımak, sınavlarla ilgili uygulanacak temel askerlik ve subaylık anlayışını kazandırma eğitiminde başarılı olmak şartları da aranacak. Yaş aralığını Milli Savunma Bakanlığı belirleyecek.

Pilotaj eğitiminde başarısız olanlar, Kuvvet Komutanlıklarınca uygun görülen diğer sınıflara nakledilecek ve nakledildikleri sınıfları ile ilgili subay sınıf okulları temel eğitimine, sınıfları ile ilgili subay sınıf okulları olmayanlar ise özel askeri eğitime tabi tutulacak.

Başarı gösteremeyenler sonraki dönem aynı eğitime tekrar alınacak. İkinci eğitimde de başarı gösteremeyenlerin Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişikleri kesilecek.

“Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamaz. ” şeklinde sağlık raporu alanlar ile harp ve vazife malulleri hariç olmak üzere, verilen eğitimler süresince herhangi bir nedenle ilişiği kesilenlerden, temel askerlik eğitimine başladıkları tarihten ilişiklerinin kesildiği tarihe kadar aldıkları aylıkları dışında devletçe yapılan masraflar, kanuni faizleriyle kendilerinden tahsil edilecek.

Bu düzenleme kapsamında subay nasbedilenler hakkında deneme süresi uygulanmayacak. Bunlardan “Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamaz. ” şeklinde sağlık raporu alanlar ile harp ve vazife malulleri hariç olmak üzere ilişiği kesilenler, verilen eğitimler sonucunda elde ettikleri diploma, sertifika uzmanlık belgesi ile kurs bitirme belgesini kullanamayacak, bunlara bağlı herhangi bir meslek yapamayacak.

Deniz karakol uçaklarında görev yapan taktik koordine ve seyrüsefer subaylarının yükümlülük süresi 2 yıl daha uzatılacak.

Kanunla, YÖK Kanunu'nda değişikliğe gidilerek, özellikli tıbbi işlemlerin yerine getirilmesini ve sağlık turizmini teşvik etmek üzere bu hizmetler için ilave ek ödeme yapılması öngörülüyor.

2020 yılı sonuna kadar harp okullarının 2, 3 ve 4. sınıflarına üniversitelerin ilgili bölümlerinden öğrenci alınabilecek. Harp okullarına geçişe ilişkin usul ve esaslar Milli Savunma Bakanlığı ile YÖK tarafından müştereken belirlenecek.

– Sağlık personeline fiili hizmet süresi zammı

Kanunla, hekim, diş hekimi, eczacı, hemşire, fizyoterapist gibi sağlık personeline yılda 60 gün fiili hizmet zammı veriliyor.

Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun, Hemşirelik Kanunu, Eczacılık ve Eczaneler Hakkında Kanun kapsamında sağlık meslek mensubu sayılan, insan sağlığı için koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici hizmetlerde çalışanların bir yıllık çalışmalarına da 60 gün fiili hizmet süresi zammı uygulanacak.

– Bahis oyunlarında ikramiye sınırı

Kanunla, bahis oyunlarının ikramiye oranının brüt üst sınırı yüzde 59'dan yüzde 83'e çıkarılıyor.

İkramiye oranlarının artırılmasıyla oluşabilecek yatırım ve işletme giderlerindeki tutar azalışlarının telafi edilmesi amaçlanıyor. İlgili kuruma yapılacak ret ve iadelerin, yatırım ve işletme giderleri hesabında dikkate alınması gerektiğinden yatırım ve işletme giderleri oranı üzerinde kalan tutarın kamu payı olarak aktarılması öngörülüyor.

Buna göre, Spor Toto Teşkilat Başkanlığı tarafından içinde bulunulan yılın ilgili ayında ödenen KDV tutarından, bir önceki yılın aynı ayında ödenen KDV tutarının, Orta Vadeli Programda ilgili yıl için belirlenen nominal ekonomik büyüme tahmini oranında arttırılmasıyla bulunan tutarın çıkarılmasından sonra kalan tutar, Spor Toto Teşkilat Başkanlığınca Türkiye’de kurulu bankalarda açılan özel hesaba, ödemeyi takip eden 5 iş günü içinde ilgili vergi dairesi tarafından ret ve iade edilecek.

Özel hesaba aktarılan bu tutar, Spor Toto Teşkilat Başkanlığınca yatırım ve işletme giderleri olarak kullanılacak, yatırım ve işletme giderleri oranına dahil edilecek. Özel hesaptan amaç dışı kullanılan vergi iadeleri, amaç dışı kullanıldığı vergilendirme dönemine ilişkin KDV olarak Spor Toto Teşkilat Başkanlığı adına vergi kaybı cezası kesilerek tarh edilecek ve gecikme faizi hesaplanacak.

Özel hesabın oluşturulması, idaresi, bu hesaba aktarılan tutarların kullanılması ve denetlenmesi ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye Cumhurbaşkanlığı yetkili olacak.

Uygulamaya ilişkin usul ve esaslar tespit edilinceye kadar, ikramiye oranının brüt üst sınırının yüzde 59 olarak uygulanmasına devam edilecek.

Geçici teminat oranı yüzde 5'ten yüzde 3'e, kesin teminat yüzde 10'dan yüzde 6'ya indirilecek. Pazarlıkla temin usulünde bu teminat oranlarından farklı teminat oranları belirlenebilecek.

– Uluslararası Sağlık Hizmetleri şirketi kurulacak

Türkiye'nin sağlık hizmeti alanındaki yüksek potansiyelini ve rekabet gücünü değerlendirerek sağlık turizminden döviz geliri sağlamak amacıyla ülkede sunulan hizmetlerin tanıtımını yapmak, kamu ve özel sektörün sağlık turizmine yönelik faaliyetlerini desteklemeyip, koordine etmek, uluslararası sağlık hizmetlerine ilişkin politika ve stratejiler ile hizmet sunum standartları, akreditasyon kriterleri konusunda Sağlık Bakanlığına önerilerde bulunmak üzere Uluslararası Sağlık Hizmetleri unvanı ile bir anonim şirket (USHAŞ) kurulacak.

Uluslararası sağlık hizmetleri alanında aracılık faaliyeti gösteren kurumlara yetki belgesi verecek USHAŞ, yurt dışında sağlık kuruluşu açabilecek, işletebilecek.

USHAŞ'ın yurt içinde şirket kurması veya bir şirkete yüzde 50'den fazla hisseyle ortak olmasına karar vermeye Cumhurbaşkanı yetkili olacak. USHAŞ işletme bütçesi Genel Kurul onayına sunulmadan önce Hazine ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınacak.

USHAŞ'ın ilgili olduğu bakanlık Sağlık Bakanlığı, hisselerinin tamamı Hazine ve Maliye Bakanlığına ait olacak, başlangıç sermayesi 10 milyon Türk lirası olacak.

Şirkette istihdam edilecek personel sayısı 150 kişi olacak, Cumhurbaşkanı bu sayıyı dört katına kadar artırabilecek.

USHAŞ'ta, İş Kanunu'na tabi personel istihdam edilecek. USHAŞ, Kamu İhale ve Kamu İhale Sözleşmeleri kanunları ile 233 sayılı KHK'ye tabi olmayacak.

Kanal İstanbul ve benzeri su yolu projeleri yap-işlet-devret modeli kapsamına alınacak.

(Bitti)