Libya'da anayasa referandumu hazırlıkları yüzde 90 tamam

   TRABLUS (AA) - Libya Yüksek Seçim Kurumu Başkanı İmar es-Sayih, komisyonun anayasa referandumu hazırlıklarını yüzde 90 tamamladığını belirtti. </p>  <p>Tobruk'taki Temsilciler Meclisi Başkanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ile görüşen Sayih, referandum hazırlıklarının yüzde 90'ının tamamlandığını ifade etti.  

Referandumun yapılabileceği tarihe ilişkin net bir şey söylemeyen Sayih'in, başkent Trablus'taki Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanlık Konseyi'nin komisyona bütçe tahsis etmesini ve referandum yasası üzerindeki bazı küçük düzenlemeleri beklediklerini dile getirdiği aktarıldı.

– Libya'daki referandum hazırlığı

Libya'da uluslararası toplum aracılığıyla varılan uzlaşı çözüm planı yol haritasına göre, sırasıyla anayasa referandumu ardından bu anayasa temelinde cumhurbaşkanlığı ve meclis seçimlerinin yapılması kararlaştırılmıştı. Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi, yaklaşık bir yıl ayak sürümesinin ardından anayasa referandumunun yapılmasını sağlayacak yasa tasarısını geçen eylül ayı sonunda kabul etmişti.

Yasaya göre yeni anayasa taslağının kabul edilmesi için ülkenin doğu, batı ve güney şeklinde ayrılmış 3 bölgesinin her birinden yüzde 51 "evet" oyu alınması ve ülke genelinde ise toplam oyların üçte ikisinin yine bu yönde olması gerekiyor.

Libya'daki krize çözüm bulmak amacıyla İtalya'nın Palermo kentinde Kasım 2018'de yapılan uluslararası konferansta, ülkede 2019 yılında gerçekleştirilecek cumhurbaşkanlığı ve meclis seçimleri aracılığıyla otoritenin yeniden tesis edilmesi ve silahlı grupların nüfuz için yol açtığı şiddetin azaltılmasının hedeflendiği belirtilmişti. Ülkede gerçekleştirilecek anayasa referandumu, yapılması planlanan diğer seçimler için ön hazırlık niteliği taşıyor.

Brexit, Danimarkalıları AB’ye yaklaştırdı

KOPENHAG (AA) – Danimarka’nın Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılmasını isteyenlerin oranı azalış gösterdi.

Yapılan bir araştırmaya göre, Danimarkalıların yüzde 62’si Danimarka’nın AB’de kalıp kalmayacağı yönünde bir halk oylaması yapılmasına karşı çıkarken, sadece yüzde 26’lık bir kesim ise bu tür halk oylaması yapılmasını destekliyor.

Araştırmaya katılan Danimarkalıların yüzde 66’sı, Danimarka’nın AB’de kalıp kalmayacağı yönünde bir referanduma gidilmesi durumunda, AB’de kalmak için oy vereceğini belirtirken, yüzde 22’lik bir kesim ise tercihinin AB’den ayrılmak olduğunu ifade ediyor.

İngiltere’nin AB’den ayrılmasıyla (Brexit) ilgili 2016 yılında gerçekleştirilen referandum öncesi yapılan araştırmada, Danimarkalıların yüzde 33’ü, Danimarka’nın da AB’den ayrılmak için halk oylaması düzenlemesi fikrini destekliyordu.

Libya Devlet Yüksek Konseyi'nden referandum açıklamasına tepki

TRABLUS (AA) – Libya Devlet Yüksek Konseyi, Libya Yüksek Seçim Kurulu'nun ülkede daimi anayasa için 2019'un ilk ayında referandum yapılacağını açıklamasına tepki gösterdi.

Bağımsız danışma organı Devlet Yüksek Konseyi'nden, Seçim Kurulu'nun, daimi anayasa için referandum gerçekleştirileceğini duyurmasına ilişkin yapılan yazılı açıklamada, bunun hâlâ görüşülmekte olan bir konu olduğuna işaret edilerek, kurulun bu duyurusunun "garip" olduğu belirtildi.

Libya'da cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin gerçekleştirilmesine ön hazırlık olarak anayasa referandumu yapılmasının ülkenin içinde bulunduğu krizden çıkması için en doğru çözüm olduğu vurgulanan açıklamada, ancak Tobruk Merkezli Temsilciler Meclisi'nin (TM) referandum kanunu çıkarılması konusunda bazı kararları ihlal etmesi nedeniyle buna karşı çıkıldığı ifade edildi.

Meclisin ihlal ettiği noktalara değinilen açıklamada, siyasi anlaşmanın ek hükümlerinden referandum kararının onaylanmasıyla alakalı 12. maddenin uygulanmadığı, aynı şekilde kanun çıkarılması için Devlet Yüksek Konseyi'nin de onayının alınmasını gerektiren aynı anlaşmanın 23. maddesine uyulmadığı kaydedildi.

  • Referandum için siyasi uzlaşı şartı

Libya Yüksek Seçim Kurulu Başkanı İmad es-Sayih, dün düzenlediği basın toplantısında, taslak çalışmaları bitirilen daimi anayasa için Ocak 2019'un ilk yarısında referandum yapılacağını açıklamıştı.

Referandumun gerçekleşmesi için oy verme işlemleri sırasında güvenliğin sağlanması başta olmak üzere bazı şartların yerine getirilmesi gerektiğine işaret eden Sayih, referandum kanunu üzerinde siyasi uzlaşı sağlanmasını da şart koşarak, siyasi tarafların konumunun halen belirsiz olduğunu ve henüz hiçbir tarafta destek ya da memnuniyet işareti görmediklerini belirtmişti.

TM, eylül ayında tartışmalı bir oturumun ardından daimi anayasa referandum yasa tasarısını onaylamıştı ancak doğu bölgesi milletvekilleri yeterli sayıya ulaşılmadığını öne sürerek referandum yasasının onaylanmasını reddetmişti.

Libya'da yeni bir anayasa taslağı oluşturulması için tesis edilen 60 üyeli Anayasa Hazırlama Komisyonu, Temmuz 2017'de ülkenin kalıcı anayasası olacak taslak çalışmalarını bitirdiğini duyurmuştu.

Uluslararası toplum, TM'ye "meclis ve başkanlık seçimlerine hazırlık kapsamında anayasa çalışmalarının bir an önce tamamlanması" çağrıları yapıyor.

Geçen mayıs ayında Fransa'nın öncülüğünde gerçekleştirilen Paris Zirvesi'nde de Libya'da 10 Aralık 2018'de seçimlerin yapılması ve seçimin anayasal temellerinin atılması kararlaştırılmıştı.

Meksika'da yeni Devlet Başkanı Obrador'un projeleri onaylandı

MEKSİKO (AA) – Meksika'da yapılan referandumda aralık ayında göreve başlayacak yeni Devlet Başkanı Andres Manuel Lopez Obrador'un bütün projeleri kabul edildi.

Yaklaşık 130 milyon nüfuslu ülkede hafta sonu yapılan referanduma 926 bin kişi katıldı.

Aralarında tartışmalı Yucatan Yarımadası'ndaki turistik bölgeleri birbirine bağlayan tren yolu projesinin de bulunduğu Lopez Obrador'un sunduğu projelerin tamamı referandumda onaylandı. Çevreciler, Yucatan Yarımadası'ndaki tren yolu projesi için daha detaylı bir çalışma yapılması gerektiğini savunuyor.

Onaylanan projeler arasında petrol rafineri inşaatı, Pasifik ve Meksiko Körfezi'ni bağlayacak tren yolu yapımı, ağaçlandırma projesi ve sağlık sisteminde iyileştirmelerle ilgili projeler yer alıyor.

Meksika’da 1 Temmuz'da yapılan devlet başkanlığı seçimini, yüzde 48'lik oy oranı ile solcu aday Andres Manuel Lopez Obrador kazanmıştı.

Kanlı bir seçim süreci geçiren Meksika'da 8 Eylül'de başlayıp 27 Haziran'da sona eren seçim kampanyaları sırasında düzenlenen 543 saldırıda 48 aday ve 85 siyasi öldürülmüştü.

İsviçreli çiftçilerin “boynuzlu inek” talebi reddedildi

CENEVRE (AA) – İsviçre'deki referandumda, ülkedeki inek ve keçilerin boynuzunun kesilmeden, doğal olarak uzamasından yana olan çiftçilerin sübvansiyonlarla desteklemesini içeren tasarı reddedildi. Referanduma gidebilmek için 100 bin kişinin imza toplamasının yeterli olduğu İsviçre'de, son yılların en çok ilgi gören referandumlarından birisi yapıldı.

Bugün yapılan oylamada, resmi olmayan sonuçlara göre, halkın yüzde 44'ü, inek ve keçilerin boynuzunun doğal olarak uzamasından yana olan çiftçilere devlet desteği verilmesine "evet" derken, yüzde 56'sı karşı çıktı.

Böylelikle, inek ve keçilerin boynuzlarının alınmasına karşı olan 66 yaşındaki çiftçi Armin Capaul, 9 yıldır verdiği mücadeleyi kaybetti.

Capaul, 120 bin civarında imza toplayarak, olayın referanduma taşınmasını sağlamayı başarmıştı.

İneklerin boynuzlarıyla daha iyi iletişim kurduklarını, boynuzların hayvanların beden sıcaklıklarını düzenlemeye de yardımcı olduğuna inanan Capaul, bunun için devletin çiftçilere yıllık yaklaşık 190 İsviçre frangı sübvansiyon desteğinde bulunmasını talep ediyordu.

İsviçre'de turistlerin ilgisini çeken ineklerin yaklaşık dörtte üçünün boynuzları alınıyor veya inekler genetik olarak boynuzsuz doğuyor. Hükümet, boynuzsuz ineklerin daha az yer kapladıkları için daha az maliyetli olduğunu gerekçe göstererek tasarıya karşı çıkıyordu.

Öte yandan, bugün yapılan referandumda, bazı sağcı partilerin "İsviçre anayasasının uluslarası hukukun üzerinde olmasını" içeren tasarısı yüzde 66 oyla reddedilirken, sistemi aldattığından şüphenilen sigorta dolandırıcılarının dedektiflerle izlenmesini kapsayan ve hükümet tarafından önerilen tasarı da seçmenlerin yüzde 65'si tarafından onaylandı.

Mahalle sakinleri taş ocağı için sandık kurdu

İZMİR (AA) – İzmir'in Urla ilçesine bağlı Balıklıova mahallesinde yaşayan vatandaşlar, özel bir firmanın mahalle yakınına kurmayı planladığı taş ocağının yapılıp yapılmamasına ilişkin, "halk oylaması" gerçekleştirdi.

Sahildeki tiyatro binasında "sandık" kuran Balıklıovalılar ve komşu mahalle sakinleri üzerinde "Balıklıova'da taş ocağına hayır" yazan kağıtları oy sandığına attı.

Yaklaşık 500 mahalle sakini tek tek sandığa giderek, taş ocağına karşı oy kullandı.

Balıklıova Amaçlar Derneği Başkanı Dilek Ülkü, gazetecilere yaptığı açıklamada, evlerinin yakınına kurulmak istenen taş ocağına karşı olduklarını, yaptıkları oylamayla da bunu göstermek istediklerini anlattı.

İzmir Valiliği'nin tesisin yapılmasına ilişkin, "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu gerekli değildir." şeklinde karar verdiğini vurgulayan Ülkü, "Biz de temsili bir oylama yaptık. Burada 'ÇED raporu gereklidir' diyoruz. Çünkü taş ocağı çevresindeki 3 kilometre içinde zeytin ağaçlarını bulunduğunu biliyoruz. Biz ÇED raporun oluşturulmasını istiyoruz." dedi.

Ülkü, "ÇED raporu gerekli değildir" kararına karşı 12 vatandaşın İzmir İdare Mahkemesi'nde dava açtığını belirterek şunları söyledi:

"Köy sınırları içinde açılan taş ocağı Kadıovacık ve Barbaros mahallerini de etkiliyecek. Doğamız çok güzel, toprağımız çok güzel. Bunların birkaç parça taş için yok olmasını istemiyoruz. Taş ocağı açılırsa, kırma eleme tesisi olacak. Her taraf toz toprak içinde kalacak."

Mahalle sakinlerinden 70 yaşındaki Mustafa Efezeybek, taş ocağının kurulmasını istemediğini belirterek, "Bu taş ocağı halkı zehirler, bitkileri etkiler. Zeytin ağaçları tozlardan dolayı meyve veremez. Oyumuzu kullandık, gitsinler başka yere kursunlar." diye konuştu.

Emekli 65 yaşındaki Hanım Denizeri de köyünü çok sevdiğini, taş ocağının yapılmaması için mücadele edeceğini bildirdi.

Tayvan'da yerel seçimle birlikte referandum da yapılacak

ANKARA (AA) – Tayvan'da, gelecek ay yerel seçimlere ek olarak 9 ayrı sorunun oylanacağı referandum yapılacak.

Tayvan haber ajansı CNA'da yer alan habere göre, Tayvan Merkez Seçim Komisyonu 24 Kasım'da yapılacak yerel idare seçimlerinde seçmenlere sunulmak üzere iki referandum sorusuna daha onay verdi. Böylece referandumda seçmenlere yöneltilecek soruların sayısı 9 oldu.

Referandum sorularından ilki Tayvan'ın 2020 Tokyo Olimpiyatları'na "Çin Taipeisi" adı yerine "Tayvan" adı altında girip girmemesiyle ilgili olacak.

Hükümetin enerji politikasına, hava kirliliği kontrolüne, Japonya'nın Fukuşima Daiiçi Nükleer Santrali'ndeki patlamadan etkilenen yerlerden tarım ürünü ithalatının yasaklanmasına dair sorular da halka yöneltilecek.

Öte yandan, eş cinsel evliliklerle ilgili 3 aleyhte ve 2 lehte girişime dair sorular referandumda oylanacak.

Yerel seçimlerde büyük kent, kent, ilçe belediye başkanları, meclisleri ve başsavcıları ile köy ve mezra yöneticileri seçilecek.

Avrupalıların yüzde 64'üne göre “AB olmasa da olur”

BRÜKSEL (AA) – Brüksel merkezli "Avrupa'nın Dostları" adlı düşünce kuruluşunun açıkladığı anket sonuçlarına göre Avrupalıların yüzde 64'ü, AB'nin olmaması halinde hayat şartlarının kötüleşeceğine inanmıyor.

Kuruluşun Avrupa genelinde yaklaşık 11 bin kişi ile yaptığı ankete göre, katılımcıların yüzde 49'u AB'nin gereksiz olduğuna inanırken, yüzde 64'ü de AB'nin olmaması durumunda hayat standartlarının kötüleşeceğini düşünmüyor.

Anketin, katılımcıların yanıtlarından yola çıkarak vardığı sonuç kısmında "Değişim ve reform sağlanmazsa, AB, çoğu vatandaşı için önemsiz kalmayı sürdürecektir." ifadelerine yer verildi.

Ayrıca, Avrupalıların üçte birinden fazlasının AB bütçesi harcamalarında "daha şeffaf" olunmasını beklediği aktarıldı.

Katalan liderden İspanya hükümetine tehdit

MADRİD (AA) – Katalonya Özerk Yönetimi Başkanı Quim Torra, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez'e, bölgeye bir ay içinde bağımsızlık referandumuna gitme hakkı tanımaması durumunda azınlık hükümetine olan desteği çekecekleri tehdidinde bulundu.

Torra, Barselona'da yaptığı konuşmada, Katalan ayrılıkçı partilerin kendi kaderini tayin hakkı için oylama istedi.

Sabırlarının sonsuz olmadığını belirten Torra, "Eğer üzerinde mutabık kalınan, bağlayıcı ve uluslararası tanınırlığı olan kendi kaderini tayin hakkına ilişkin bir teklif kasım ayı gibi masaya gelmezse, bağımsızlık hareketi Sayın Sanchez'e parlamentoda herhangi bir istikrar garantisi veremez." dedi.

İspanya Hükümet Sözcüsü Isabel Celaa da gazetecilere yaptığı açıklamada, Torra'nın sözlerine tepki göstererek, "Ültimatomları kabul etmiyoruz." ifadesini kullandı.

Özerk yönetimi desteklediklerini ancak bağımsızlığa karşı çıktıklarını vurgulayan Celaa, Torra'dan diyaloğa devam etmesini istedi.

– Hükümet düşebilir

Başbakan Sancehz, ayrılıkçı Katalan partilerin desteğini yitirmesi durumunda 2019 bütçesini parlamentodan geçirmekte zorlanacak. Bütçenin kabul edilmemesi hükümetin düşmesine neden olacağından, ülkede seçime gidilmek zorunda kalınacak.

Haziran ayında göreve gelen Sanchez'in azınlık hükümeti, parlamentonun alt kanadı Temsilciler Meclisinde 350 sandalyenin sadece 84'üne sahip. Bu durum hükümeti, ayrılıkçı partiler karşısında güç durumda bırakıyor.

– Süreç

İspanya Anayasa Mahkemesinin, yasa dışı olduğunu ilan etmesine rağmen geçen sene 1 Ekim'de Katalonya Özerk Yönetim Bölgesi'nde bağımsızlık referandumuna gidilmiş, 27 Ekim'de de Katalonya Özerk Yönetimi Parlamentosu, referandum sonuçlarına dayanarak tek taraflı bağımsızlık ilan etmişti.

Bunun üzerine, dönemin İspanya Başbakanı Mariano Rajoy yönetimindeki merkezi hükümet, Senatonun onayıyla özerk yönetim hükümetini feshetmiş, bölgeyi doğrudan yönetmeye başlamış ve 21 Aralık'ta erken seçime gidilmesine karar vermişti.

21 Aralık'ta yapılan erken seçimleri, ayrılıkçı partiler az farkla kazanmış, bağımsızlık hedefiyle bir hükümet kurmuştu.

Haziran ayında göreve gelen İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, Katalonya'ya daha fazla özerklik verilmesi konusunda referandum yapılmasını önerirken, ayrılıkçıların talep ettiği bağımsızlık referandumuna karşı çıkmıştı.

Haklarında tutuklama kararı bulunan eski Katalan lider Carles Puigdemont ve bazı eski bakan veya siyasetçiler, Belçika, İskoçya ve İsviçre'ye kaçarken, 9 eski hükümet üyesi ise halen tutuklu.

İspanya Başbakanı'ndan Katalan lidere eleştiri

MADRİD (AA) – İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, yasa dışı bağımsızlık referandumunun yıl dönümünde Barselona'da yaşanan olaylardan dolayı Katalonya Özerk Yönetimi Başkanı Quim Torra'yı radikalleri cesaretlendirmekle suçladı.

Sanchez, bir grup radikalin dün akşam Katalonya Özerk Yönetimi Parlamentosu'na girmeye çalışması nedeniyle yaşanan arbedeye ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı.

Olaylar sırasında birlik yanlısı partilerden Ciudadanos liderleri polis eskortu eşliğinde parlamentodan ayrılmak zoruna kalırken, Sanchez, Katalan lider Torra'yı olayı gerçekleştiren radikalleri cesaretlendirmekle eleştirdi.

Sanchez, açıklamasında, "Başkan Torra, sorumluluklarına göre hareket etmeli ve radikalleri tüm Katalanları temsil eden kurumları ablukaya almaya cesaretlendirerek siyasi normalleşmeyi tehlikeye atmamalı." dedi.

– Puigdemont da eleştirdi

Tek taraflı bağımsızlık ilanı nedeniyle hakkında tutuklama kararı bulunan eski Katalonya Özerk Yönetimi Başkanı Carles Puigdemont da dünkü şiddet olaylarına tepki gösterdi.

Puigdemont, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, yüzleri kaplı ve şiddet kullanan bu kişilerin kendilerinden olmadığını ifade belirterek, "Biz yüzümüzü kapamadan barışçıl bir şekilde yaptık." ifadelerini kullandı.

Dün, ayrılıkçılar, başta Barselona olmak üzere Katalonya kentilerinde kara ve demir yollarını kesmiş, yürüyüşler düzenlemişti. Yüzlerini kapatan bazı ayrılıkçılar, Girona kentindeki Katalonya bölgesel yönetim binasına asılı İspanyol bayrağını indirip yerine Katalan ayrılıkçıların bayrağı "Esteleda"yı asmıştı.

Akşam saatlerinde ise bir grup, Katalonya Parlamentosuna girmeye çalışmış ve polisin müdahalesinin ardından kapıdan uzaklaştırılmışlardı.

– Süreç

İspanya Anayasa Mahkemesinin, yasa dışı olduğunu ilan etmesine rağmen geçen sene 1 Ekim'de Katalonya Özerk Yönetim Bölgesi'nde bağımsızlık referandumuna gidilmiş, 27 Ekim'de de Katalonya Özerk Yönetimi Parlamentosu, referandum sonuçlarına dayanarak tek taraflı bağımsızlık ilan etmişti.

Bunun üzerine, dönemin İspanya Başbakanı Mariano Rajoy yönetimindeki merkezi hükümet, Senato'nun onayıyla özerk yönetim hükümetini feshetmiş, bölgeyi doğrudan yönetmeye başlamış ve 21 Aralık'ta erken seçime gidilmesine karar vermişti.

21 Aralık'ta yapılan erken seçimleri ayrılıkçı partiler az farkla kazanmış, bağımsızlık hedefiyle bir hükümet kurmuştu.

Son olarak İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, Katalonya'ya daha fazla özerklik verilmesi konusunda referandum yapılmasını önerirken, ayrılıkçıların talep ettiği bağımsızlık referandumuna karşı çıkmıştı.

Haklarında tutuklama kararı bulunan eski Katalan lider Carles Puigdemont ve bazı eski bakanlar veya siyasetçiler, Belçika, İskoçya ve İsviçre'ye kaçarken 9 eski hükümet üyesi tutuklu durumda.