Turkish trade union refuses to attend int’l meet in US

             By Ozcan Yildirim</p>    <p>ANKARA (AA) - A Turkish trade union announced on Thursday that it will not attend an international Washington meeting in March.</p>    <p>Ergun Atalay, head of Confederation of Turkish Trade Union, told Anadolu Agency that they refused an invitation by International Trade Union Confederation (ITUC) for attendance in a future meeting in Washington. </p>  <p>Atalay cited the recent IMF [International Monetary Fund] debate in Turkey for the refusal.</p>    <p>“We do not want to come side by side with the IMF to underline that we do not want to be exposed the austerity projects again,” he said.</p>    <p>The main opposition Republican People's Party (CHP) claimed Turkey would seek to negotiate with the IMF after the local elections set for March 31.</p>    <p>On Tuesday, President Recep Tayyip Erdogan rebuffed claims by the opposition that Turkey would seek new IMF loans, saying that era was long gone.</p>    <p>Highlighting refutations by Turkish presidential and government officials, Atalay said: “We think the recent statements that Turkey and IMF will make an agreement are not right.”

Türk-İş'ten IMF'li toplantıya katılmama kararı

ANKARA (AA) – ÖZCAN YILDIRIM – Türk-İş, üyesi olduğu Uluslararası Sendikalar Konfederasyonun (ITUC), IMF ve Dünya Bankası yöneticileriyle Washington'da yapacağı toplantıya davetli olmasına rağmen katılmama kararı aldı.

Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ITUC'un IMF ve Dünya Bankası yöneticileriyle 12 Mart'ta Washington'da bir araya geleceğini belirtti.

Buradaki toplantıda, insan onuruna yakışır iş ve ekonomik büyüme, gelişmekte olan ülkelerde krizler ve iyileştirme stratejileri, sendikalar, uluslararası mali kuruluşlar, herkes için sosyal koruma ve cinsiyet eşitliği konularının görüşüleceğini aktaran Atalay, toplantıya ITUC'un önemli bir üyesi olan Türk-İş'in de davetli olduğunu vurguladı.

  • "İşçinin yüzünü güldürecek politikalara ihtiyacı var"

Davete rağmen kamuoyunun gündemindeki IMF tartışmalarını da dikkate alarak toplantıya katılmama kararı aldıklarını bildiren Atalay, şunları kaydetti:

"Son dönemde Türkiye'nin IMF ile anlaşma yapacağına ilişkin söylemlerin doğru olmadığını düşünüyoruz. Cumhurbaşkanlığı ve hükümet yetkililerince bu yönde yapılan açıklamaları çok olumlu buluyoruz. Hükümetin yaptığı en iyi işlerden biri de ülkeyi ve özellikle çalışan kesimi IMF'den kurtarmasıydı. Geçmişte IMF'nin ülkemizde uyguladığı politikalarda en ağır bedeli çalışanlar olarak bizler ödedik. Bir daha kemer sıkma politikalarına maruz kalmak istemediğimizi vurgulamak için IMF ile yan yana gelmek istemiyoruz. Bugün Türkiye'nin kemer sıkma politikalarına değil işçinin, çiftçinin, esnafın, emeklinin cebini dolduracak, yüzünü güldürecek politikalara ihtiyacı var."

Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay ITUC Kongresi'nde konuştu

ANKARA (AA) – Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, Uluslararası Sendikalar Konfederasyonunun (ITUC) Danimarka'nın başkenti Kopenhag'da düzenlenen 4. Dünya Kongresi'nde katılımcılara hitap etti.

Türk-İş'ten yapılan yazılı açıklamada göre, Atalay konuşmasında, terörün Türkiye'de ve dünyanın diğer bölgelerinde kötü ve çirkin yüzünü göstermeye devam ettiğini belirtti.

Bazı gelişmiş ülkelerin terör örgütlerine silah, moral, para ve akıl verdiğine işaret eden Atalay, "Sivil vatandaş ölmüş, güvenlik görevlisi ölmüş, çocuk ölmüş, kadın ölmüş bu ülkelerin umurlarında değil. Bu film dünyada bazı ülkelerde görülmeye devam etmekte. Suriye'yi, Irak'ı, Filistin'i, Yemen'i, gaddarca öldürülen gazeteci Kaşıkçı'yı gözünüzün önüne getirin." dedi.

Atalay, bazı ülkelerin çıkar uğruna dünyayı şiddete sürüklediğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Ülkemin sınırlarında terör örgütlerine binlerce tır dolusu silah vermeye devam ediyorlar. Bazı gelişmiş ülkeler terör örgütlerine silah satışını bırakmalı, tüm dünyada yoksulluğun ve adaletsizliğin ortadan kaldırılması için verilen mücadeleye destek olmalıdır. Örneğin bugün Yemen'de üç yılı aşkın süredir çatışmalar yaşanmaktadır. Ülkenin yüzde 85'i açlıktan ve hastalıktan dolayı yardıma muhtaç durumdadır. Her gün yüzlerce çocuk ölmektedir. Bunlara göz yummak ve yardımcı olmamak insanlık suçudur. Birlemiş Milletlere ve uluslararası topluma çağrıda bulunuyoruz. Daha ne bekliyorsunuz? Kendi çocuklarınız ve kendi yakınlarınızın daha huzurlu uyumalarını sağlamak istiyorsanız bu vahşete 'dur' deyin. Dünya yarım asırdır Filistin'de olanları seyretmekte. İnsan onuruna yakışır koşullarda çalışmak Filistin halkının en temel hakkıdır."

  • "Danimarka'nın nüfusuna yakın mülteciyi misafir ediyoruz"

Türkiye'nin devlet ve sivil toplum kuruluşları el birliğiyle Danimarka'nın nüfusuna yakın mülteciyi misafir ettiğini vurgulayan Atalay, bunun 3,5 milyonunu Suriyelilerin oluşturduğunu, geri kalanının dünyanın değişik ülkelerinden gelen mülteciler olduğunu söyledi. Tüm zorluklarına rağmen savaştan kaçan ve çocuklarına güvenle nefes alacakları bir yer arayan mültecilere karşı Türkiye'nin insani vazife yerine getirdiğini vurgulayan Atalay, "Uluslararası Sendikal Hareket olarak 'Mülteciler Hoş geldiniz' pankartları asıyoruz. Ne yazık ki bunu demokrasinin beşiği olan Avrupa ülkelerine dahi kabul ettirebilmiş değiliz." ifadesini kullandı.

Atalay, özellikle Amerika'nın tetiklediği ekonomik ve siyasi gerilim nedeniyle dünyanın, belirsiz bir geleceğe sürüklendiğini, aşırı milliyetçilik, yabancı düşmanlığı, açgözlülüğün hızla yükseldiğini ifade ederek, "Avrupa da bu ortamdan etkilenmekte ve maalesef sosyal modeli korumakta zorlanmaktadır. Satın alma gücü gerileyen çalışanlar, emekliler, dar ve sabit gelirliler, yaşanan ekonomik dalgalanmalardan olumsuz bir şekilde etkilenmektedir. İşçi ücretleri tüm dünyada gerilemektedir. Türkiye'de hali hazırda 3 milyon işsiz bulunmaktadır. Biz yeni ve kaliteli iş imkanları oluşturulmasını talep ederken, bazı şirketler konkordato ilan etmekte ve çalışanlarını işten çıkarmaktadır. Bu kabul edilebilir bir durum değildir." değerlendirmesinde bulundu.

Küresel düzeyde "ticaret savaşları" adı altında oynanan oyunları bildiklerini vurgulayan Atalay, "Türk-İş, her zaman olduğu gibi ekonomik bağımsızlıktan yana olacaktır. Ülkemizin birlik ve beraberliği için milletin yanında yer almaya devam edecektir. Çünkü sendikalar ile sivil toplum örgütleri özgürlük ve demokrasiden yana olmak mecburiyetindedir. Dünyanın neresinde olur olsun, darbelerin karşısında olmak gerekir. Terör örgütlerine karşı durmak biz sivil toplum kuruluşlarının asli görevidir. Bir ülkede terör varsa o ülkede sendikalardan bahsedemezsiniz." görüşlerini paylaştı.

Yapılan düzenlemelerle kamudaki taşeron işçilerin bir bölümünün kadroya alındığını anımsatan Atalay, buna karşın KİT'lerde kadro bekleyen taşeron işçiler bulunduğunu söyledi.

Fransa'daki akaryakıt zammı protestolarına da değinen Atalay, "Bu yılın 10 aylık bölümünde ülkeme 41 milyon turist geldi. Ama ülkemle ilgili yabancı televizyonlar kötü propaganda yapmaya devam ediyorlar. Bilinmeli ki Paris ne kadar güvenli ise Türkiye de o kadar güvenlidir." ifadelerini kullandı.

Atalay, ITUC Genel Sekreteri Burrow ile görüşecek

ANKARA (AA) – Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) Genel Sekreteri Sharan Burrow ile yarın Brüksel'de bir araya gelecek.

Türk-İş'ten yapılan yazılı açıklamaya göre, Atalay ile Burrow görüşmede 4-5 Eylül'de Arjantin'in Mendoza şehrinde düzenlenecek L20 zirvesi öncesi genel bir değerlendirme yapacak.

ITUC Genel Merkezindeki görüşmede ikili ayrıca, ABD Başkanı Donald Trump'ın dünya genelinde başlattığı ticaret savaşının çalışanlar üzerindeki olumsuz etkilerine karşı uluslararası sendikal hareketin tepkisiyle ilgili görüş alışverişinde bulunacak.

Türk-İş'ten ITUC ve ETUC'a Filistin mektubu

ANKARA (AA) – Türk-İş, Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) ve Avrupa Sendikalar Konfederasyonuna (ETUC) gönderdiği mektupla, uluslararası sendikal hareketin, Filistin halkı ve işçisiyle dayanışma ve iş birliğini en üst düzeyde sürdürmesi talebinde bulundu.

Konfederasyondan yapılan yazılı açıklamada, ABD'nin Tel Aviv Büyükelçiliğini Kudüs'e taşımasının, uzun yıllardır bölgede devam eden gerginliği daha da tırmandırıp, bölgesel güvenliğe ve istikrara darbe vuracağı tespitine yer verildi.

Uluslararası toplumun yaşanan katliamı görmezden gelmemesi gerektiğinin belirtildiği açıklamada, Türk-İş yönetimince Gazze'de yaşanan zulmün uluslararası sendikal boyuta taşınması için ITUC ve ETUC'a mektup gönderildiği bildirildi.

Mektupta, uluslararası sendikal hareketin, Filistin halkı ve işçisiyle dayanışma ve iş birliğini en üst düzeyde sürdürmesi talebinde bulunulurken, İsrail'in Filistinlilere yönelik saldırıları kınandı.

– "Katliam, insanlık tarihine kara bir leke olarak geçti"

Türk-İş Genel Başkan Ergün Atalay da konuyla ilgili açıklamasında, ABD'nin sorumsuzca aldığı karar neticesinde İsrail'in fütursuzca yaptığı katliamın insanlık tarihine kara bir leke olarak geçtiğini ifade etti.

İsrail'in her zaman olduğu gibi tüm insanlığın gözleri önünde yeni bir insanlık suçu işlediğini belirten Atalay, şunları kaydetti:

"ABD'nin Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanımasını protesto eden Filistin halkına İsrail güçlerince yapılan saldırılar neticesinde onlarca Filistinli katledilmiş ve binden fazlası da yaralanmıştır. Burada katledilen sadece Filistin halkı değil aynı zamanda insanlığın evrensel ve ortak değerleridir. Söz konusu insanlık suçu işlenirken ve masum Filistin halkı katledilirken, açılış töreni düzenlenmesi ise insanlık dışı tavrın en belirgin örneğidir."

Türk-İş’ten ITUC’a Arakan mektubu

ANKARA (AA) – Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) Genel Sekreter Sharan Burrow’a Arakanlı Müslümanlara yönelik katliama karşı harekete geçilmesi çağrısında bulundu.

Türk-İş’ten yapılan yazılı açıklamaya göre, Atalay’ın Burrow’a Arakanlı Müslümanlara yönelik katliamla ilgili mektup gönderdi.

Mektupta, Myanmar güvenlik güçlerinin gerçekleştirdiği vahşetin insanlık suçu olarak tarihe geçtiğini belirten Atalay, masum sivillere yönelik şiddet ve insan hakları ihlallerinden büyük endişe duyduklarını ifade etti.

Myanmar hükümetinin hiçbir uluslararası kuruluşa bölgeye giriş izni vermemesi nedeniyle ölü sayısının tam olarak belirlenemediğine dikkati çeken Atalay, mektupta şunları kaydetti:

“Masum insanlara yönelik bu katliam tüm insanlığın gözleri önünde gerçekleşmesine rağmen bugüne kadar uluslararası toplum yeterli duyarlılığı göstermemiş ve tepki vermekte geç kalmıştır. Uluslararası sendikal hareketin ITUC ve ETUC bünyesinde en kısa zamanda Arakan’da yaşanan vahşete karşı harekete geçmesi tüm dünyada temel insan haklarının varlığını sürdürebilmesi açısından son derece önem arz etmektedir. İnsan onuruna yakışır bir şekilde yaşamak, din, dil, ırk, cinsiyet, etnik köken ve tüm diğer unsurlardan ve coğrafi konumundan bağımsız bir şekilde, her insanın hakkıdır. Sendikal hareket dünyadaki birlik ve bütünlüğünü bu temel üzerine inşa etmiştir. Savaşların, şiddetin, ölümlerin ve hak kayıplarının giderek arttığı, dünyanın yönünü kaybetmeye başladığı bir dönemden geçiyoruz. Uluslararası sendikal hareket, bu gidişata dur diyebilecek, kamuoyunu oluşturabilecek en önemli örgütlü güçtür. Bu çerçevede, uluslararası üst kuruluşlarımız olan ITUC ve ETUC’u Arakan’daki vahşetin sona ermesi ve bölgeye insani yardım ulaştırılabilmesi için bir an önce harekete geçmeye çağırıyoruz.”

ITUC ve ETUC’tan Türkiye karşıtı karar

ANKARA (AA) – ÖZCAN YILDIRIM – Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) ile Avrupa İşçi Sendikaları Konfederasyonu (ETUC), Türkiye’deki siyasi gelişmeleri gerekçe göstererek Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) ekim ayında İstanbul’da düzenleyeceği 10. Avrupa Bölge Toplantısı’na katılmama kararı aldı.

ILO’nun en önemli toplantılarından biri olan ve ekim ayında İstanbul’da düzenlenmesi kararlaştırılan 10. Avrupa Bölge Toplantısı’na, ITUC ve ETUC yönetiminin aldığı karar gölge düşürdü.

Türkiye’deki siyasi gelişmeleri ve bazı taleplerinin karşılanmadığını gerekçe göstererek yapılacak toplantıya katılmama kararı alan uluslararası nitelikteki iki konfederasyon, bununla da kalmayıp bağlı tüm sendikaların temsilcilerine de toplantıya katılmama çağrısı yaptı.

Bu gelişmeler üzerine hem ITUC hem de ETUC’un üyesi olan Türk-İş ve Hak-İş konfederasyonları, ITUC Genel Sekreteri Sharan Burrow ile ETUC Genel Sekreteri Luca Visentini’ye gönderdikleri mektuplarla alınan kararların gözden geçirilmesi talebinde bulundu.

– “Tüm üye konfederasyonları ülkemizde görmeyi ümit ediyoruz”

Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, Burrow ve Visentini’ye gönderdiği mektupta, ILO’nun 10. Avrupa Bölge Toplantısı’nın geniş katılımla gerçekleşmesi halinde işçi sorunlarının uluslararası sendikal hareketle birlikte çok daha güçlü bir şekilde ifade edileceğini belirterek, şu talepte bulundu:

“Üst kuruluşlarımızı ve Avrupa bölgesindeki tüm üye konfederasyonları ülkemizde görmeyi güçlü bir şekilde ümit ediyoruz. Uluslararası işçi hareketi ve Türkiye işçi kesimi adına son derece önemli sonuçlar beklediğimiz bu fırsatın kaçırılmaması adına üst kurullarımız olan ITUC ve ETUC’un toplantıya katılmama kararını gözden geçirmesinde ısrar ediyoruz.”

Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan tarafından kaleme alınan mektupta da diyalog, müzakere ve mücadele kavramlarının önemine değinilerek, şu ifadelere yer verildi:

“Küresel politikadaki uluslararası sendika ailesinin büyük bir lideri ve müzakerecisi olarak Bayan Burrow’un ILO Bölgesel Toplantısı’nda bu liderliği yansıtacağına inanıyoruz. Bu sebepten ötürü ITUC ve ETUC’taki uluslararası liderlerimizin aldıkları kararı yeniden gözden geçirmelerini ve tüm Avrupa’daki sendikaların, ITUC ve ETUC’un bu toplantıyı bir mücadele başarısına dönüştürmeleri için toplantıya katılmalarını talep ediyoruz.”

Türk-İş Genel Başkanı Atalay’dan ITUC’a “Hollanda” mektubu

ANKARA (AA) – Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, 155 ülkede 168 milyon işçiyi temsil eden Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) ile 39 Avrupa ülkesinde 45 milyon işçiyi temsil eden Avrupa Sendikalar Konfederasyonuna (ETUC) Hollanda başta olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinin Türk bakan ve siyasetçilere çeşitli engeller koymasıyla ilgili mektup gönderdi.

Mektubuna, Hollanda’da yaşanan son olaylar ve temel hak ihlallerinin kendilerinde şok etkisi yarattığını belirterek başlayan Atalay, şu ifadeleri kullandı:

“Hollanda Hükümeti ve polisinin Türk bakanlara ve Rotterdam’da yaşayan Türk vatandaşlarına karşı gerçekleştirdiği insanlık dışı muamele ve demokratik hak ihlalleri tüm algılarımızı değiştirmiştir. Bize demokrasi ve insan hakları dersi vermeye kalkan hükümetlerin gerçek yüzlerini ve gerçek niyetlerini göstermiştir. Avrupa ülkelerinde tehlikeli ve hızlı bir biçimde artan milliyetçi ve İslam karşıtı hareketlerden dolayı son derece rahatsızız. Müttefik olarak bildiğimiz batı ülkelerinin takındığı bu tavırlar, Türkiye’deki emek hareketinin görüşlerini altüst etmiştir. Bu altüst oluş, bazı Avrupa ülkelerinin Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine faaliyet gösteren terör örgütlerinin faaliyetlerine destek vermesi ve Suriyeli mültecilere karşı olumsuz yaklaşımları ile başlamıştır.”

Atalay, “demokrasi” ve “insan hakları” gibi söylemleri dilinden düşürmeyen Hollanda’nın eşi benzeri görülmeyen söz konusu uygulamalarının demokratik değerler, insan hakları ve uluslararası diplomasiyle bağdaşmadığına işaret ederek mektubunda şu değerlendirmelere yer verdi:

“Bakanların diplomatik dokunulmazlıkları uluslararası hukuk güvencesi altındadır. Buna rağmen, Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu’nun uçağının iniş izninin iptal edilmesini, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımız Fatma Betül Sayan Kaya’nın Konsolosluğumuza girişinin cebir yoluyla engellenmesini, hem Sayın Bakanımıza hem de Hollanda’da yaşayan vatandaşlarımıza yapılan insanlık dışı muameleyi ve uygulanan orantısız gücü şiddetle kınıyoruz. Türk halkı ve Türkiye’deki tüm siyasi partiler demokrasiye, diplomasiye ve insan haklarına yapılan bu müdahaleyi şiddetle kınamaktadır. Uluslararası sendikal hareketi ve Avrupa ülkelerini, radikal milliyetçilik ve İslam karşıtlığı gibi tehlikeli yükseliş eğilimlerine karşı tedbir almaya ve engellemeye çağırıyoruz.”

Hak-İş’ten ITUC ve ETUC’a darbe girişimi mektubu

ANKARA (AA) – Hak-İş Konfederasyonundan, Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) ile Avrupa İşçi Sendikaları Konfederasyonuna (ETUC) gönderilen mektupta, “Sayın Erdoğan ülkenin seçilmiş lideridir. Türkiye’de işleyen bir demokrasi vardır ve diktatör benzeri yaklaşımları engelleyecek kadar güçlüdür.” ifadelerine yer verildi.

Hak-İş’ten yapılan yazılı açıklamada, konfederasyonun ITUC ile ETUC’a FETÖ’nün darbe girişimi ve ardından gelişen olaylarla ilgili ikinci kez mektup gönderdiği belirtildi.

ITUC ve ETUC yöneticileri başta olmak üzere dünyadaki tüm sendikacıların gelişmeleri yerinde görmeleri için Türkiye’ye davet edildiği mektupta, şunlar kaydedildi:

“Bu yaşanan ‘sözde’ bir darbe değildir. Son derece gerçek, acımasız ve barbarca yapılmış bir darbe girişimidir. Bu girişimi bir saldırı olarak adlandırmak daha doğrudur. Fakat darbe başarılı olsaydı darbeci generallerin üzerilerinden çıkan listelerde öldürülecek insanların listeleri bile ele geçirilmiştir. Türkiye, riskleri ortadan kaldırmak ve gelecekteki muhtemel darbe girişimlerini önlemek için birleşmiştir. Özellikle Türk parlamentosu ve tüm siyasi partiler, Türkiye sathına yayılmış ve uluslararasılaşmış olan bu terörist örgütün yarattığı riskleri ortadan kaldırmak amacıyla birleşmiştir.”

– “Bunun takipçisi olacağız”

Mektupta, Türkiye’nin hukukun üstünlüğü ilkesi ile yönetilen, demokratik bir ülke olduğu vurgulanarak, “Hükümet sözcüsü OHAL’in halka karşı değil, devlete karşı yapıldığı şekilde yenilikçi bir yaklaşım ortaya koymuştur. Hepimiz hükümetin ve devlet yetkililerinin gelecekteki darbelerin engellenmesi, demokrasi, hukukun üstünlüğü, adalet yönünde tedbirlerin alınması ve hak ve özgürlüklere saygı duyulması konusunda adımlar atmasını istiyoruz.” ifadelerine yer verildi.

Hükümetin demokrasi, hukukun üstünlüğü ve adalet yönünde hareket edeceğinin, intikam peşinde olmadığının ve konuyla ilgisi olmayan kişileri cezalandırmayacağını belirttiği ve vurguladığının ifade edildiği mektupta, şunlar kaydedildi:

“Bu herkesin ortak kaygısıdır. Hepimiz bunun sıkı takipçisiyiz. İşten çıkartmaların ve açığa almaların, hükümetin bu yaklaşımı dahilinde gerçekleştirilmesini istiyoruz. Türkiye’de gözaltına alınan kişiler konusunda hiçbir yerde işkence ve cinsel saldırı haberleri gelmemektedir. Böyle bir durumun olması, asla kabul edilemez. Benzer suçlamalar, Adalet Bakanı tarafından da reddedilmiştir ki, bu açıklamaya itimat ediyoruz. Biz de bunun takipçisi olacağız.”

– Desteğinden dolayı ITUC ve ETUC’a teşekkür

Hak-İş’in her zaman demokrasinin, hukukun üstünlüğünün, açık, liberal ve demokratik toplumun savunucusu olduğunun belirtildiği mektupta, şu değerlendirmelere yer verildi:

“İstisnasız olarak sokaklara dökülüp canını hiçe sayarak tanklara direnen Türk halkının tek amacı demokrasiydi. Bunun tersi davranışlar, tavırlar ve politikalar kabul edilemez. Burada mesele Cumhurbaşkanı Erdoğan değildir. Sayın Erdoğan ülkenin seçilmiş lideridir. Türkiye’de işleyen bir demokrasi vardır ve diktatör benzeri yaklaşımları engelleyecek kadar güçlüdür. Ortaya koymuş olduğu ‘Türk halkı ile dayanışma içinde olma ve demokrasinin, insan haklarının ve hukukun üstünlüğünün tesisi’ desteğinden dolayı ITUC ve ETUC’a teşekkür ediyoruz.”

Türk-İş’ten ITUC’a “darbe girişimi” mektubu

ANKARA (AA) – Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, Türkiye olağanüstü bir dönemi sendikalar ve sivil toplum örgütlerinin şanlı direnişiyle atlatmaya çalışırken yapılan “ülkenin diktatörlüğe kaydığı” yönündeki açıklamaların gerçeği yansıtmadığını belirtti.

Türk-İş’ten yapılan yazılı açıklamaya göre, Genel Başkan Atalay imzasıyla, Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) ile Avrupa İşçi Sendikaları Konfederasyonuna (ETUC), Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) darbe girişimiyle ilgili mektup gönderildi.

Mektupta, darbecilerle mücadele sırasında Türk-İş’in 6 üyesinin yaşamını yitirdiğini bildiren Atalay, “Türk-İş olarak demokrasi, bizim için ekmek kadar, su kadar, hava kadar önemli. Türkiye’de yapılan tüm darbelerin tek kaybedeni var, o da emekçiler. Demokrasi olmadan sendikalar olmaz, kitle örgütleri olmaz. Demokrasi olmadan yaşam olmaz.” ifadelerini kullandı.

Atalay, şöyle devam etti:

“Bu ülke halkı sokağa çıkmasaydı bugün burada konuşamazdık. Tüm siyasi partilere de ‘Lütfen bu vatan hainlerine karşı gerekeni yapın’ çağrısında bulunduk. Bu çağrımıza tüm siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları katılarak, darbeye karşı durdu. Darbe girişimine bir tedbir olarak Milli Güvenlik Kurulu tarafından alınan ve parlamentoda muhalefet partilerinin de katılımıyla onaylanan kararla, olağanüstü hal ilan edilmiştir. Olağanüstü hal, hiçbir sivil toplum kuruluşunun istemediği bir durum olmakla birlikte, son dönemde, Türkiye’ye nazaran çok daha küçük çaplı olaylara muhatap kalmış olan ülkelerde de başvurulmuş bir uygulamadır. Olağanüstü hal ilan edilmiş olmasına rağmen demokratik kurumlarımız normal işlerliğini ve sendikalarımız olağan faaliyetlerini sürdürmektedir. Olağanüstü hal ilan edilmiş olmasını Türkiye’de demokrasinin ve özgürlüklerin askıya alınması olarak göstermek, meşru hükümeti darbecilerle eş tutmak anlamına gelecektir.”

– “Demokrasiyi savunanların yanında olduk”

Atalay, Türk-İş’in, Türkiye’nin en fazla temsile haiz işçi örgütü olduğunu vurguladı.

Darbe girişiminin başından itibaren demokrasiyi savunanların yanında olduklarına işaret eden Atalay, “Bu arada masum insanların, hukukun üstünlüğüne bağlı devlet ilkesine uygun şekilde, suça karışanlardan ayırt edilmesi, suça karışanların en ağır şekilde cezalandırılması, masum olanların korunması çağrısında bulunduk. Bugün de bu çağrımızı yineliyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

“Türkiye olağanüstü bir dönemi, sendikalar ve sivil toplum örgütlerinin şanlı direnişiyle atlatmaya çalışırken, Türkiye’nin diktatörlüğe kaydığı yönündeki açıklamalar gerçeği yansıtmamaktadır.” ifadesini kullanan Atalay, şunları kaydetti:

“Bu örgüt, uzun yıllar devlet kurumlarına sızmış, bu kurumlarda istihdam veya terfi edilmeyi bekleyen on binlerce insanın hakkını gasbetmiştir. Kendi taraftarlarını istihdam etmiş ve terfi ettirmiştir. Kendilerini desteklemeyen personele baskı ve mobbing uygulamış, binlercesini istifa etmeye zorlamıştır. Kumpas kurarak, insanların gelecek umutlarını tüketmiştir. Darbe girişiminde başarılı olsalardı, işte o zaman Türkiye’de gerçek bir diktatörlük olacaktı. Bugün konuşma hakkına bile sahip olmayacaktık. Burada kınanması gereken darbe ve darbecilerdir. Ek olarak, Türk insanı ve işçisinin darbe girişimine karşı verdiği mücadelenin ve demokrasi zaferinin altının çizilmesi gerektiğine inanıyoruz.”

Atalay, ITUC ve ETUC yönetimini, Türkiye’deki gerçek durumu görmeleri ve darbe girişiminin arkasındaki ismi anlamaları için Türkiye’ye davet etti.

Türk insanının, ülkeye karşı kirli bir oyun oynandığına inandığını belirten Atalay, “Dolayısıyla daha önce de ülkemizin PKK terörüyle mücadelesine ilişkin yapılan açıklamaların 15 Temmuz darbesi sürecinde de sürdürülmesi son derece yanlış olacaktır. Yapılan tüm açıklamaların kamu vicdanını dikkate almasını bekliyoruz. Türkiye’de demokrasinin daha sağlam ve sağlıklı yerleşmesi için tüm işçi organizasyonlarını, tüm şehirlerimizde meydanlarda gerçekleşen ve toplumun bütün kesimlerinin iştirak ettiği demokrasi şenliklerine katılmaya ve Türk sivil toplumuyla dayanışmaya davet ediyoruz.” çağrısı yaptı.