Fas Meclis Başkanı'ndan İSİPAB sonuç bildirgesi açıklaması

RABAT (AA) – Fas Meclis Başkanı Habib el-Maliki, ülkesinin ev sahipliğinde düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamento Birliği (İSİPAB) 14. Konferansı'nda ihtilaflı durumlardan dolayı sonuç bildirgesi yayımlamama kararı alındığını söyledi.

İSİPAB 14. Konferansı'na da başkanlık eden Maliki, başkent Rabat'ta düzenlediği basın toplantısında, önceki oturumlardan kalan ihtilaflar sebebiyle İSİPAB Yürütme Komitesi'nin sonuç bildirgesi yayımlamaması konusunda ilk günden anlaşma sağlandığını belirtti.

Önceki oturumlarda yayımlanan sonuç bildirgelerinin uygulanmasının zor olduğunu ve Birliğin güvenilirliğini etkilediğini kaydeden Maliki, sonuç bildirgesinin birleştirmeden çok ayrılık meydana getirmesinden dolayı sadece Rabat Deklarasyonu yayımladıklarını aktardı.

Maliki, "Rabat Deklarasyonu, Birliğin çalışma metodolojisinin, özellikle de görevinin ayrıştırma değil birleştirme misyonu olarak değiştirilmesi çerçevesinde yayımlandı." ifadelerini kullandı.

  • "İran, katılım şartlarına saygı göstermedi"

İran'ın konferansta olmaması konusuna da değinen Maliki, Tahran heyetinin katılım şartlarına "saygı göstermediği" için İSİPAB Konferansı'nda yer almadığını belirtti.

Birliğin Genel Sekreterliğinin üye devletleri davet ettiğini, tüm üyelere özellikle sayı konusunda bildirim yapıldığını, ancak 30-40 kişilik heyeti kabul etmenin zor olduğunu söyleyen Maliki, ülkesinin gerekli sorumluluklara dikkat ettiğini dile getirdi.

Türkiye'nin de katılımcıları arasında yer aldığı İSİPAB 14. Konferansı, 11-14 Mart tarihlerinde Fas'ın başkenti Rabat'ta düzenlenmişti.

İslam İşbirliği Teşkilatı'nın parlamento ayağını oluşturan İSİPAB, İslam ülkeleri arasında dayanışmanın artırılması amacıyla 1999 yılında kuruldu. Merkezi İran'ın başkenti Tahran'da olan Birliğin 54 üyesi bulunuyor.

Yeni Zelanda'da iki camiye terör saldırısı

TBMM (AA) – TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Yeni Zelanda'da iki camiye yönelik terör saldırısına ilişkin, bu acı haber karşısında dini, milleti, inanışı ne olursa olsun insani değerlere sahip olan herkesin tavrının derin bir nefret ve teröre karşı öfke olacağını belirterek, "İslam'a karşı saldırılara yol açan zehirli iklim ve bazı Batılı yönetimlerin İslam karşıtı sorumsuzlukları ortadan kalkmadan bu terör olayları sona ermeyecektir." dedi.

Şentop, 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla Meclis Hastanesi'ni ziyaret etti.

Ziyarette konuşan Şentop, Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire adlı tıp okullarının açılış tarihi olan 14 Mart 1827'nin, Türkiye'de modern tıp eğitiminin başlangıcı olarak kabul edildiğini, Tıp Bayramı'nın ilk kez Birinci Dünya Savaşı sonunda İstanbul'un işgal edildiği günlerde yabancı işgal kuvvetlerine karşı tıp öğrencilerinin bir tepkisi olarak 1919'da kutlandığını hatırlattı.

Bugüne kadar gelen 14 Mart kutlamalarının artık içinde bulunduğu haftayı da kapsayacak şekilde Sağlık Haftası olarak kutlandığını dile getiren Şentop, "Böylesine büyük bir millete hizmet etmek, yaralara deva olmak, zamanı geldiğinde silahını alarak cephelere koşmak gibi onurlu bir mazisi olan sağlık çalışanlarımızın Tıp Bayramı'nı kutluyorum." diye konuştu.

Şentop, Çanakkale ve Kurtuluş savaşlarında en ön saflarda yer alan sağlık çalışanları ve hekimlerin, FETÖ'nün 15 Temmuz hain darbe girişiminde de gerek meydanlara gerekse hastanelere koştuğunu, vatan ve insan sevgisini mesleğinin erdemiyle harmanlayarak örnek bir tavır sergilediğini belirtti.

Meclis Devlet Hastanesi'nin, milletvekili ve TBMM personelinin memnun olduğu bir hastane olduğunu ifade eden Şentop, burasının tam bir devlet hastanesi görevi gördüğüne işaret etti.

TBMM Sağlık Merkezi'nin kurumsal yapısında daha önce bir değişiklik olduğunu anlatan Şentop, Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesine bağlı bir semt polikliniği olan TBMM Sağlık Merkezi'nin güler yüzlü personeliyle hizmet vermeye devam ettiğini kaydetti.

Meclis Hastanesi Başhekimi Uzman Doktor Ahmet Hakan Dinç ve ekip arkadaşlarının, kaliteli hizmet sunmayı sürdürdüğünü dile getiren Şentop, "Başhekimimizin şahsında hastanemizde çalışan sağlık görevlilerine teşekkürlerimi ve saygılarımı sunuyorum. Sizler icra ettiğiniz meslekle insan hayatına doğrudan dokunan, kişiye takdir edilmiş hayatın kalitesini artırmaya çalışmaktasınız." ifadelerini kullandı.

  • Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet

Son dönemlerde yaygınlaşan sağlıkta şiddet haberlerinin esefle karşılanması gerektiğini vurgulayan Şentop, şöyle konuştu:

"Bulunduğumuz her platformda bu üzücü olayların yaşanmaması için caydırıcı tedbirlerin alınması gerektiğini ifade ediyoruz, edeceğiz. Milletimizin öz sinesinde yer almayan bu gibi yaklaşımları şiddetle kınamaktayız. İnsanı yaşatmayı, insanlığa daha nitelikli bir hayat sunmayı amaç edinen bu kutsal, saygın ve onurlu mesleği büyük bir özveriyle yerine getiren tıp çalışanlarımızın, insan yaşamına saygıyı ifade eden 14 Mart Tıp Bayramı'nı yürekten kutluyor, sağlıklı toplum ve sağlıklı bireylerin, sağlıklı bir geleceğin oluşturulmasında elzem olduğu gerçeğiyle mesleğin tüm mensuplarına ve vatandaşlarımıza mutlu, sağlıklı bir hayat diliyorum."

  • "İslam dünyası olarak büyük bir üzüntü içerisindeyiz"

Yeni Zelanda'nın Christchurch şehrinde iki camiye düzenlenen ve çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği terör saldırısına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Şentop, "İslam dünyası olarak büyük bir üzüntü içerisindeyiz. Yeni Zelanda'nın Christchurch şehrinde cuma namazını kılmakta olan cemaate yönelik bir terör saldırısı gerçekleştirildiğini, saldırıda şehitlerimiz, yaralılarımız olduğunu millet olarak büyük bir üzüntüyle öğrendik. Bu acı haber karşısında dini, milleti, inanışı ne olursa olsun insani değerlere sahip olan herkesin tavrı derin bir nefret ve teröre karşı öfke olacaktır." dedi.

Böylesi bir hadise karşısında yalnızca öfke duymanın yetmeyeceğini belirten Şentop, şöyle devam etti:

"Sorumlular birkaç aşırı ve terör eğilimli kimseden ibaret olamaz. Sorumlular, Müslümanlara ve İslam dünyasına karşı nefreti körükleyen, yayan ve meşrulaştıran bazı Batılı politikalar ve politikacılardır. Bu saldırıların sorumluları, barış esasına dayanan yüce İslam dinini terörle eş değer gösterme hususunda inatçı ve cahilce tavırlar içinde bulunan yetkililerdir. Bu saldırıların sorumluları İslam karşıtı duyguları körükleyen medya unsurlarıdır. İslam'a karşı saldırılara yol açan zehirli iklim ve bazı Batılı yönetimlerin İslam karşıtı sorumsuzlukları ortadan kalkmadan bu terör olayları sona ermeyecektir. Bu ve benzeri saldırılar karşısında tavrımız öfke duymanın ötesine geçmek zorundadır."

  • "Bu terör saldırısını şiddetle lanetliyorum"

    İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamento Birliği'nin (İSİPAB) 14. Konferansı için iki gündür Fas'ın başkenti Rabat'ta olduğunu hatırlatan Şentop, şunları kaydetti:

"Müzakerelerde bulunduk, konuşmalar oldu. Biz de konuşmalar yaptık ancak üzülerek belirtmek zorundayım ki Yeni Zelanda'da son örneğini gördüğümüz İslam karşıtı terörün ortaya çıkmasına yol açan önemli sebeplerden biri de İslam dünyasının içinde bulunduğu acı ve parçalanmışlıktır. Bu parçalanmışlık İslam dünyasına ve Müslümanlara yönelik saldırıları adeta teşvik etmektedir. Eğer Müslümanlar kendilerine yönelik terörün bitmesini, İslam'a yönelik saldırıların durmasını istiyorlarsa bir an evvel ve ön şartsız olarak bir araya gelebilmeli, birlikte hareket edebilmelidir. Aksi takdirde tablo her geçen gün daha kanlı ve vahim bir hale bürünecektir. Bu terör saldırısını şiddetle lanetliyorum. Şehitlerimize rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyorum. İslam dünyasının başı sağ olsun."

Şentop, bugün bazı mevkidaşlarıyla görüşmelerde bulunacağını, bu saldırıların yeniden gerçekleşmemesi ve teröre karşı ortak tavır içinde bulunulması konusunda alınacak önlemler ve gösterilecek tepkiye ilişkin fikir alışverişinde bulunacağını bildirdi.

TBMM'nin, saldırıya ilişkin bütün siyasi parti gruplarının imzasıyla ortak bir deklarasyon yayınlamayı düşünüp düşünmediğine ilişkin soru üzerine Şentop, "Arkadaşlarımızla görüştük, değerlendirecekler." dedi.

CHP Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mansur Yavaş'a ilişkin iddialar konusunda, "İddiaları, hukukçu kimliğinizle nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna Şentop, "Hukukçu kimliğim biraz daha arkada kaldı. Meclis Başkanı kimliğimle bu konuda bir değerlendirme yapmam doğru olmaz." karşılığını verdi.

TBMM Başkanı Şentop, daha sonra Meclisteki sağlık çalışanlarına karanfil takdim etti.

Şentop'a, ziyarette AK Parti TBMM Grup Başkanı Naci Bostancı eşlik etti.

İSİPAB'dan Filistin devletinin kurulması çağrısı

RABAT (AA) – İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamento Birliği (İSİPAB), Filistin halkının, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız devletini kurmasına izin verilmesi çağrısında bulundu.

Fas'ın başkenti Rabat'ta düzenlenen İSİPAB 14. Konferansı'nda kabul edilen Rabat Bildirgesi'nde, uluslararası camianın, İsrail'le Filistin arasındaki sorunun, Filistin halkına tüm meşru haklarını kullanma ve başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız devletini kurma izni verilerek çözülmesi konusunda üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerektiği belirtildi.

Filistinli mültecilerin, konuyla ilgili alınan uluslararası kararlar doğrultusunda vatanlarına geri dönmeleri gerektiğine işaret edilen bildirgede, İsrail'in Filistin halkına yönelik mükerrer ihlalleri kınandı.

İSİPAB ayrıca, Birleşmiş Milletler'e (BM) Filistin halkı ile işgal altındaki topraklarda bulunan tarihi ve kültürel eserlere gereken korumayı sağlama, Filistinli tutukluların serbest bırakılması ve Gazze'ye uygulanan ablukanın kaldırılması için çalışma çağrısında bulundu.

Türkiye'nin de katılımcılar arasında yer aldığı ve pazartesi günü başlayan İSİPAB 14. Konferansı, dün Rabat Bildirgesi'nin onaylanmasıyla son bulmuştu.

Fas'tan İİT ülkelerine “anlaşmazlıkların çözümü için diyalog” çağrısı

RABAT (AA) – Fas, İslam İşbirliği Teşkilatı'na (İİT) üye ülkelere "anlaşmazlıkları geride bırakmak için diyalog" çağrısında bulundu.

Fas Meclis Başkanı El-Habib el-Maliki, başkent Rabat'ta düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamento Birliği (İSİPAB) 14. Konferansı'nın açılışında yaptığı konuşmada, "Anlaşmazlıkları diyalog ve ikna yoluyla çözüme kavuşturmamız gerekiyor." dedi.

İslam ülkelerinin daha önce görülmemiş sorunlarla karşı karşıya kaldığını söyleyen Maliki, bu sorunların uluslararası ve bölgesel meseleleri daha da karmaşık bir hale getirdiğini ifade etti.

  • İSİPAB Genel Sekreteri'nden "birlik" vurgusu

    İSİPAB Genel Sekreteri Muhammed Kureyşi Niyas da konferansın dünyada çatışmaların, despotizmin ve dışlamanın had safhaya ulaştığı bir ortamda düzenleniyor olduğuna dikkati çekti.

Niyas, "Müslümanlar adaletsiz bir dünya düzeninin tehditleriyle karşı karşıya bulunuyor. Müslümanların maruz kaldığı sıkıntıları kimse görmezden gelemez. Bu da haklı davalarımızı savunmak için birlik olmamızı gerektiriyor." diye konuştu.

Fas'ın başkenti Rabat'ta bugün başlayan ve Türkiye'nin de katılımcılar arasında yer aldığı İSİPAB 14. Konferansı'nın 4 gün sürmesi bekleniyor.

İslam ülkeleri arasında dayanışmanın arttırılması amacıyla kurulan İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT)'nın parlamento ayağını oluşturan İSİPAB, 1999'da kuruldu. Merkezi İran'ın başkenti Tahran'da bulunan birliğin 54 üyesi bulunuyor.

Türkiye Mısır'daki idamları İSİPAB'a taşıyacak

TBMM (AA) – ALİ KEMAL AKAN – TBMM İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamento Birliği (İSİPAB) Türk Grubu Başkanı ve AK Parti Ardahan Milletvekili Orhan Atalay, "İSİPAB'ın yıllık olağan kongresinde, bir paragraf halinde Mısır'daki idamları, İslam ülkelerinde ve özellikle monarşik rejimlerde görülen insan hakları ihlallerini dile getireceğiz." dedi.

Atalay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Mısır'da son olarak 9 gencin "vahşi bir şekilde idam edilmesinin", bundan sonra çok farklı tartışmaları, farklı platformlara taşıyacağını belirtti.

Mısır'daki bu cinayetlere suskun kalınmaması gerektiğini vurgulayan Atalay, bu cinayetlere tepki gösterilmemesi halinde Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve monarşik rejimlere karşı tehdit olarak görülen İhvan-ı Müslimin'in güçlü olduğu bütün ülkelerde buna benzer idamların yaşanacağını söyledi.

Fas'ta, bu yılın mart ayında İSİPAB'ın yıllık olağan kongresinin gerçekleşeceğini anımsatan Atalay, "Türkiye'den gidecek heyetin başı olarak orada yapacağımız sunumlarda, bir paragraf halinde Mısır'daki idamları, İslam ülkelerinde ve özellikle monarşik rejimlerde görülen insan hakları ihlalleri dile getireceğiz. İdamların, ciddi bir tartışma başlığı olarak ele alınacağını düşünüyorum." diye konuştu.

Türkiye'nin umudu ve duasının, bu idamların son bulması olduğunu vurgulayan Atalay, ancak darbe mekanizması gündemde canlı tutulduğu ve Amerika, Avrupa, Körfez ülkeleri ve Suudi Arabistan'ın, Sisi rejiminin yanında durduğu sürece Mısır'da bundan sonra da benzer idamların yaşanacağını kaydetti.

Atalay, "Bugünden itibaren bunu ciddi manada gündemden düşürmemek gerekir. Bütün uluslararası arenada ister resmi ister sivil olsun insan hakları üzerinde çalışma yapanların bu konuda çok kafa yormaları, dil dökmeleri, tedbir almaları gerekir." ifadesini kullandı.

  • İSİPAB'da Türkiye-Mısır masasında ciddi tartışmalar yaşanıyor

Mısır'ın yıllardır katılmadığı İSİPAB'ın olağan kongresine ilk kez geçen yıl geldiğini anımsatan Atalay, bu toplantıda Türkiye-Mısır masasında yaşanan İhvan-ı Müslimin ve FETÖ tartışmalarını anlattı.

Orhan Atalay, Türkiye'nin, "FETÖ'nün, İslam ülkeleri tarafından terör listesine alınması teklifi"ne Mısır'ın direndiğini ve bu listeye İhvan-ı Müslimin'in de alınmasını şart koştuğunu söyledi. Atalay, Türkiye'nin çabası sonucu İnvan-ı Müslimin'in terör listesine alınma girişiminin başarısız olduğunu, buna karşılık FETÖ'nün terör örgütleri listesine alındığını kaydetti.

TBMM Başkanı Kahraman İran'da

TAHRAN (AA) – TBMM Başkanı İsmail Kahraman, İran'da yaşayan Türk vatandaşları ve iş adamlarıyla bir araya geldi.

Kahraman, İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamento Birliği (İSİPAB) 13. Konferansı'na katılmak üzere geldiği Tahran'da, İran'da yaşayan Türk vatandaşları ve iş adamlarıyla kahvaltıda buluştu.

Buluşmaya, TBMM Başkanı Kahraman ile İSİPAB Türk Grubu Başkanı ve AK Parti Ardahan Milletvekili Orhan Atalay, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Malatya Milletvekili Öznur Çalık, TBMM Katip Üyeleri AK Parti Burdur Milletvekili Bayram Özçelik, AK Parti Nevşehir Milletvekili Mustafa Açıkgöz, CHP Çanakkale Milletvekili Bülent Öz ile TBMM İdare Amiri Ceyda Bölünmez Çankırı, Türkiye-İran Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Yusuf Beyazıt ve bazı milletvekilleri de katıldı.

Türkiye'nin Tahran Büyükelçisi Rıza Hakan Tekin de görüşmede hazır bulundu.

TBMM Başkanı Kahraman İran'da

TAHRAN (AA) – TBMM Başkanı İsmail Kahraman, İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamento Birliği (İSİPAB) Konferansına katılmak için geldiği Tahran'da, Irak ve Cezayirli mevkidaşlarıyla bir araya geldi.

Kahraman, konferansın yapıldığı Espinas Palace Otel'de, önce Irak Meclis Başkanı Selim Cuburi ile görüştü. Kahraman, daha sonra Cezayir Ulusal Halk Meclisi Başkanı Said Buhacca ile görüşme gerçekleştirdi.

Görüntü alınmasının ardından basına kapalı yapılan görüşmelerde, bölgesel konular ele alındı.

TBMM Başkanı Kahraman İran'da

TAHRAN (AA) – TBMM Başkanı İsmail Kahraman

Kahraman, "Filistin meselesine ilgili Birleşmiş Milletler (BM) kararı ve yerleşik parametreler çerçevesinde adil, kapsamlı ve kalıcı bir çözüm bulunmadan bölgesel ve hatta küresel barış sağlanamaz. Adil ve kalıcı barışın kapısının anahtarı Kudüs'tür." dedi.

Kahraman, Tahran'da gerçekleştirilen İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamento Birliği (İSİPAB) Konferansı'na katıldı.
İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin açılışını yaptığı konferansta konuşan Kahraman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın özel selam ve başarı dileklerini iletti.

İSİPAB'ın, İslam dünyasında parlamentoları bir araya getiren yegane kuruluş olduğunu ifade eden Kahraman, platformun, İslam dünyasının karşılaştığı ortak meselelerin ele alınması için önemli bir imkan sunduğunu belirtti.

İslam dünyasının, Kudüs meselesi başta olmak üzere insani sorunlar karşısında tek yürek olması gerektiğini vurgulayan Kahraman, İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkeler arasındaki iş birliğinin önemine işaret etti.

FETÖ'nün 15 Temmuz 2016'daki kanlı darbe girişimini şiddetle kınayan ve Türkiye'ye destek veren ülkelere teşekkür eden Kahraman, İSİPAB'ın Türkiye ile dayanışmasını samimiyetle gösterdiğini anımsattı.

Türkiye'nin 1925'te Kudüs'te açtığı başkonsolosluğu ile ilk kıblegah Kudüs'te temsilciliği olan tek Müslüman ülke konumunda bulunduğuna dikkati çeken Kahraman, "Filistin meselesine ilgili Birleşmiş Milletler (BM) kararı ve yerleşik parametreler çerçevesinde adil, kapsamlı ve kalıcı bir çözüm bulunmadan bölgesel ve hatta küresel barış sağlanamaz. Adil ve kalıcı barışın kapısının anahtarı Kudüs’tür. Türkiye barış sürecine gereken her türlü desteği vermiştir, vermeye devam edecektir." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdogan'ın daveti ile 13 Aralık 2017'de İstanbul'da Olağanüstü Kudüs Zirvesi toplandığını anlatan Kahraman, zirvede ABD yönetiminin Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıma ve Tel Aviv'deki Büyükelçiliğini Kudüs'e taşıma konusundaki tek taraflı kararının hukuk dışı ve geçersiz addedilerek kınandığını ve reddedildiğini anımsattı.

İstanbul Deklarasyonuyla Filistin davasına olan desteğin tüm dünyaya duyurulduğunu kaydeden Kahraman, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kudüs’ün statüsüne ilişkin karar tasarısı, BM Güvenlik Konseyi'nde sadece ABD’nin vetosu yüzünden kabul edilemedi. Bu somut durum, BM Güvenlik Konseyi'nin bugün artık insanlığın yaralarına merhem olamadığını bir kez daha gözler önüne serdi. BM'nin ve Güvenlik Konseyi'nin statüsü yeniden gözden geçirilmelidir. Bu gelişme üzerine, BM Genel Kurulu'nda 21 Aralık 2017'de öncüsü olduğumuz Kudüs konulu kararın ezici çoğunlukla kabul edilmiş olması tehdit ve baskıların hiçbir zaman sonuç vermediğini, Kudüs gibi tüm insanlığı ilgilendiren bir konunun siyasi çıkarlara alet edilemeyeceğini ortaya koymuştur. Bu karar, Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın formüle ettiği gibi 'dünyanın beşten büyük olduğunu' göstermiştir. Bu şuur ve idrak tüm devletlerde yayılmalı ve geliştirilmelidir. Üç semavi din için de Kudüs kutsaldır. Kudüs konusunda alınan ve Kudüs’ün demografik yapısı ile statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tek yanlı kararlar Müslümanların vicdanını yaraladığı kadar, barış sürecinin zeminini de tahrip etmektedir. Filistin meselesinin çözümü, 1967 sınırları dahilinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi devamlılık içinde bir Filistin Devleti'nin vücut bulmasıdır."

– Rohingya Müslümanlarının durumu

Myanmar'ın Arakan eyaletinde yaşanan gelişmelere uluslararası kamuoyunun duyarlılık göstermesi için Türkiye'nin büyük çaba harcadığını ve İslam İşbirliği Teşkilatı ve Birleşmiş Milletler nezdinde konunun ele alınmasını sağladığını anlatan Kahraman, uluslararası toplumun Rohingya Müslümanlarının Myanmar’a dönmelerine yönelik imzalanan mutabakatın başarıyla uygulanması ve Rohingyalıların bir an evvel güvenli ve onurlu şekilde evlerine dönebilmeleri için Myanmar ve Bangladeş'e yardım etmesi gerektiğini söyledi.

Türkiye'nin Myanmar ve Bangladeş hükümetleriyle diyalog halinde kalıcı çözüm bulunmasına yönelik çabalarını sürdürdüğünü belirten Kahraman, İSİPAB'ın da bu konuda gerekli duyarlılığı göstereceğine emin olduğunu ifade etti.

Kahraman, Türkiye'nin, Kuzey Kore'nin, BM kararları ve sert yaptırımlarına rağmen, Doğu Asya'da ve küresel ölçekte barış ve istikrarı tehdit eden füze denemelerine güçlü tepki gösterdiğini belirten Kahraman, Kore Savaşı'nda şehitler vermiş ve gazileri olan Türkiye'nin meselenin diplomasiyle çözülmesini desteklediğini dile getirdi.

Türkiye'nin yakın bölgesinde ve dünyanın farklı coğrafyalarında yaşanan tüm gelişmeleri dikkatle izlediğini dile getiren Kahraman, hem çağın gerekleri hem de siyasi ve ekonomik alanlarda artan imkan ve yetenekleri ölçüsünde, Türkiye'nin dış politikasını girişimci ve insani yaklaşımı merkeze alarak yürüttüğünü vurguladı.

Kahraman, Türkiye'nin insani yaklaşımıyla Suriye'deki krizin çözülmesi ve acılarının dindirilmesi için gerekli adımları attığını söyledi.

Irak'ın toprak bütünlüğü ve siyasi birliğinin korunarak kalıcı istikrara kavuşmasının, bölgesel ve uluslararası barış için kritik önem taşıdığını vurgulayan Kahraman, Irak halkının büyük gayretleri sayesinde DEAŞ'a karşı kazanılan askeri zaferi memnuniyetle karşıladıklarını aktardı.

Bu başarının kalıcı istikrara dönüşebilmesi için Irak'ta yeniden imar, yerlerinden edilmişlerin geri dönüşleri ve ulusal uzlaşı konularına odaklanılması gerektiğini ifade eden Kahraman, Türkiye'nin bu alanlarda Irak'a desteğini sürdüreceğini kaydetti.

– "Kıbrıslı Türklere uygulanan haksız izolasyonu hep birlikte kırmalıyız"

Kriz ve buhranlar başlamadan önce gerekli tedbirleri almanın önemine işaret eden Kahraman, Türkiye'nin önleyici diplomasi ve arabuluculuk konularında uluslararası farkındalığın artırılmasına önemli katkılarda bulunan "Barış için Arabuluculuk" girişimine eş-başkanlık ve İslam İşbirliği Teşkilatı Üyesi Ülkeler Birinci Arabuluculuk Konferansı'na da yine ev sahipliği yaptığını anımsattı.

Bu Konferansın, İslam İşbirliği Teşkilatı coğrafyasında arabuluculuk alanında sürdürülen kapasite inşa çalışmalarına katkı yapması ve İslam dünyasında yaşanan ihtilaflara çözüm bulunmasını teşvik etmesini hedeflediklerini anlatan Kahraman, "İSİPAB olarak hakları ve gelecekleri için mücadele eden Müslüman toplumlara daha fazla sahip çıkmalıyız ve bu meyanda Kuzey Kıbrıs Türk Devleti adı altında gözlemci statüsüne sahip Kıbrıslı Türk kardeşlerimize karşı on yıllardır uygulanan haksız izolasyonu hep birlikte kırmalıyız. Adada Türk tarafı aleyhine adaletsizce bozulan dengelerin bir ölçüde düzeltilmesi suretiyle kalıcı ve adil bir çözüme katkıda bulunmak, tüm Müslümanların ortak meselesi ve ortak sorumluluğudur." ifadelerini kullandı.

Kahraman, İslam İşbirliği Teşkilatı ve İSİPAB kararları doğrultusunda, Batı Trakya'daki Müslüman Türk Azınlığı ile Ege Denizi'ndeki On İkiadalar'da yaşayan Türklerin temel haklarını korumanın da herkesin görevi olduğunu söyledi.

Yukarı Karabağ sorununun Azerbaycan'ın toprak bütünlüğü çerçevesinde çözülmesini temenni ettiklerini dile getiren Kahraman, Kırım Tatarlarının sorunlarının çözülmesinde de Müslüman ülkeler ve İSİPAB’ın daha çok destek olması gerektiğini vurguladı.

Ortadoğu'da yeni bir krize yol açılmaması gerektiğine işaret eden Kahraman, "Filistin davası hepimizin en temel meselesidir. Mevcut diğer tehdit ve sınamalar karşısında da daha güçlü bir birlik ve dayanışma içinde olmalıyız. Türkiye, dost ve kardeş bir ülke, Körfez İşbirliği Konseyi'nin stratejik ortağı ve İslam İşbirliği Teşkilatı Zirve Dönem Başkanı olarak, bölgedeki kardeş ülkeler arasındaki tüm anlaşmazlık ve meselelerin dostane çözümünü kolaylaştırıcı adımlar atmaya devam edecektir ve desteğini sürdürecektir." dedi.

Kahraman, Türkiye'nin de dahil olduğu uluslararası toplumun, Afganistan'da güvenlik ve istikrar sağlanması için çaba gösterdiğini, bu konuda İslam İşbirliği Teşkilatı ülkelerinin daha güçlü dayanışma sergilemesinin durumun düzeltilebilmesine yardımcı olacağını bildirdi.

İran'da geçtiğimiz günlerde yapılan gösterilerde Cumhurbaşkanı Ruhani'nin çağrılarına rağmen can kayıpları yaşanmasından üzüntü duyduklarını aktaran Kahraman, meselenin kısa zamanda sonuçlandırılmasını da memnuniyetle karşıladıklarını söyledi.

İslam ülkelerinin huzur ve istikrarını kendi huzur ve istikrarından ayrı görmediklerini vurgulayan Kahraman, Yemen'deki çatışmaları ve insani durumu kaygıyla izlediklerini anlatarak, Türkiye’nin Yemen'e insani desteğini sürdüreceğini belirtti.

Keşmir ihtilafının da daha fazla vakit geçmeden sonlanmasını istediklerini dile getiren Kahraman, "Hiçbir kıta ve ülke bizlere uzak değildir. Türkiye tüm kıtalarda, tüm dünyada akif olma gayretindedir." dedi.

Kahraman, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Afrika ziyaretine de değinerek, Afrika'ya yönelik kalkınma ve insani yardımların, bu kıta insanının daha müreffeh koşullara kavuşmasını amaçladığının altını çizdi.

– "Terörizmin önlenmesi devletlerin birlikte hareket etmesiyle mümkün"

Terörün insanlık suçu olduğunu vurgulayan Kahraman, şunları kaydetti:

"Terörizmin önlenmesi devletlerin bir araya gelerek, birlikte hareket etmesiyle mümkündür. FETÖ, PKK/PYD, DEAŞ, DHKP-C, her ne şekilde tezahür ederse etsin, tüm terör örgütlerine karşı küresel mücadelenin önemini her zaman vurgulamaktayız. Terörle mücadelede esasen, terörizmin ve aşırıcılığın kökenine inmek gerekmektedir. Bu bağlamda yönetim zafiyetlerinin, sosyoekonomik eşitsizliklerin, kırılganlıkların, adaletsizliklerin ve zayıf noktaların ortadan kaldırılması için samimi ve somut çabalara ihtiyaç vardır. Benzer şekilde, başta Batı ülkeleri olmak üzere, dünyada yaşanan İslam düşmanlığına karşı da samimi ve somut çaba harcamalıyız. Batı ülkelerinde yaşayan Müslüman kardeşlerimiz, ırkçı ve ayrımcı uygulamalar ve zaman zaman şiddete varan çok ciddi tehlikelerle karşı karşıyadır."

Dünya devletlerine Kudüs'te Büyükelçilik açın çağrısı

TBMM (AA) – KADİR KARAKUŞ – İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamento Birliği (İSİPAB) Türk Grubu Başkanı ve AK Parti Ardahan Milletvekili Orhan Atalay, "BM Güvenlik Konseyi'nde, Genel Kurulu'nda ve diğer uluslararası platformlarda Filistin'in haklı olduğuna açık vurgu yapmış devletlerin öncelikle samimi davranıp büyükelçiliklerini Kudüs'te açmaları, Filistin devletinin bağımsızlığını kabul etmeleri gerekiyor." dedi.

Atalay, İSİPAB Filistin Komitesi'nin İran'ın başkenti Tahran'da, ABD'nin Kudüs kararı gündemiyle olağanüstü toplandığını ve Türkiye'yi temsilen İSİPAB Türk Grubu Başkanı olarak toplantıya katıldığını belirterek, 15 üyeli komitede, 11 ülke temsilcisinin bulunduğunu, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve bu ülkelerin etkisindeki 2 Afrika ülkesinin toplantıda yer almadığını aktardı.

İSİPAB Filistin Komitesi'nden 13 maddelik bildiri çıktığını, Türkiye grubunun önerisiyle, İslam İşbirliği Teşkilatı'nın (İİT) İstanbul'daki olağanüstü toplantısı nedeniyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın gayretlerine atıfta bulunularak, Türkiye'ye teşekkürü içeren müstakil bir maddenin eklendiğini anlatan Atalay, önerilerinin ardından söz alan Ürdün'ün, Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkür konuşması yaptığını kaydetti.

Atalay, Tahran'daki toplantıda İİT'nin İstanbul'daki toplantısından çıkan sonuca paralel kararlar çıktığını, ABD Başkanı Donald Trump'un, Kudüs'ün İsrail'in başkenti olduğuna dair kararının yok hükmünde olduğuna dair Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, BM Güvenlik Konseyi ve uluslararası platformlarda alınan kararların gündemde ve canlı tutulması yönünden kararlar alındığını belirtti.

İSİPAB'ın Filistin Komitesi'nin Kudüs gündemli olağanüstü toplantısında, dünya parlamentolarına resmi heyet ve mektuplar göndermek suretiyle problemin çözümüne kadar dünya kamuoyunun gündeminde kalması gerektiğine dair açık atıflar yaptıklarını ifade eden Atalay, şöyle devam etti:

"Aldığımız kararlardan birisi de Filistin halkının kendisini yalnız hissetmemesi için Kudüs'te İsrail'e karşı Üçüncü İntifada kararı alan Filistinli direnişçilerle daha yakın bir teşriki mesainin kurulması oldu. Kudüs, sadece Filistinlilerin, Arapların sorunu değil, Kudüs'ün bütün Müslümanların sorunu. Kudüs, tıpkı Mekke ve Medine gibi İslam'ın bir değeri. Tüm bunlara ve Kudüs'ü tüm Müslümanların birinci derecede kendi sorunları olarak kabul görmesi ve pratikte bunun ortaya konması gerektiğine vurguladı. Trump'un kararının sadece Müslümanları değil Hristiyan dünyayı da rahatsız ettiği Tahran'da konuşuldu. Tahran'da, Kudüs'te İsevi mirasının, Hristiyanlık kültür mirasının da ciddi bir tehdit altında olduğu, İsrail'in asimilasyon politikasının, orada İslam ve Hristiyanlığa dair ne kadar kültür mirası varsa bunları yok edeceği, bir insanlık mirası olarak bütün insanların bu konuya karşı bir duyarlılık sergilemesi gerektiğine dair Avrupa ülkelerine çağrıda bulunuldu."

-"Filistin'in bağımsızlığını tanıma vakti geldi"

Orhan Atalay, Filistin Komitesi'nin olağanüstü toplantısında, şimdiye kadar Filistin'i bağımsız devlet olarak kabul etmeyen ülkelere de çağrı yapıldığını vurgulayarak, "Nasıl ki Trump 'artık Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıma vakti gelmiştir' açıklaması yaptıysa, Filistin'in topraklarının İsrail tarafından işgal edildiğini, bağımsızlığını tanımayan devletlerin de artık Filistin'in bağımsızlığını tanıma vakti geldiği duyurularak, tüm ülkelerin Filistin'i bağımsız devlet olarak tanıması gerektiğine dair bir açıklama yapıldı." dedi.

İİT üye ülkelerinin öncelikle İstanbul'daki zirveden çıkan kararları ülkelerinde resmileştirmesi gerektiğini, büyükelçiliklerini Kudüs'te açmaları gerektiğini aktaran Atalay, "BM Güvenlik Konseyi'nde, Genel Kurulu'nda ve diğer uluslararası platformlarda Filistin'in haklı olduğuna açık vurgu yapmış devletlerin öncelikle samimi davranıp büyükelçiliklerini Kudüs'te açmaları, Filistin devletinin bağımsızlığını kabul etmeleri gerekiyor. Bu tutarlılık açısından olmazsa olmaz bir şey. Eğer bu adım atılmazsa samimi olmadıkları ortaya çıkar, sadece İsrail'e cesaret verir, Trump'un yaptığını yanına kar bırakır. Trump'a, 'eyvah yanlış yaptık' dedirtmek için çiviyi çivi söker kabilinden karşı atraksiyona ihtiyaç var. En önemli adım da 'Filistin bağımsız bir devlettir, başkenti de Doğu Kudüs'tür ya da Kudüs'tür demek' olacak." değerlendirmesinde bulundu.

Atalay, İsrail'in 1947'den beri BM tarafından alınmış onlarca kararı hiçe saydığını hatırlatarak, şunları söyledi:

"Çünkü BM Genel Kurulu'nda İsrail'i kınayan devletler pratikte Filistin lehine bir adım atmadılar. Tam da bu tarihsel kırılma anında etkin devletlerin ciddi bir adım atmaları gerekir, atacakları adım çok açıktır. İstanbul'da Türkiye'nin önderliğinde atılan adımı takip etmektir. Avrupa ülkelerinden ya da BM'de etkin olan, Güvenlik Konseyi'nde yer alan ülkelerden 2-3'ü, 'biz bu karara katılıyoruz, büyükelçiliğimizi Kudüs'te açacağız' dediği zaman 1947'den beri gittikçe şımarıklığını artıran İsrail'e ciddi bir tokat olarak iner, ABD ne yaptığını fark etmeye çalışır. Hem İsrail hem de ABD'yi frenleyecek girişim bu devletlerin Kudüs'ün Filistin'in başkenti olduğunu kabul etmeleridir."

İSİPAB 36. İcra Komitesi Toplantısı

TBMM (AA) – Pakistan Milli Meclis Başkanı Serdar Ayaz Sadık, “Hindistan Keşmir’de sistematik şekilde demografik yapıyı Müslümanlar aleyhine değiştirmeye çalışmaktadır.” dedi.

TBMM’nin ev sahipliğinde yapılan İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamento Birliği (İSİPAB) 36. İcra Komitesi Toplantısı’nın ikinci gününde, 15 Temmuz gecesi yaşananları anlatan sinevizyon gösteriminin ardından konuk ülke temsilcileri konuşma yaptı.

Pakistan Milli Meclis Başkanı Sadık, 15 Temmuz’da gösterdikleri kahramanca mücadele nedeniyle Türk halkıyla dayanışma içinde olduklarını söyledi.

Keşmir’de Müslümanların yaşadığı sorunlara dikkati çeken Sadık, “Hindistan Keşmir’de sistematik şekilde demografik yapıyı Müslümanlar aleyhine değiştirmeye çalışmaktadır.” diye konuştu.

Hindistan’ın, bu bölgenin kendi geleceğini takdir etme hakkını terör bahanesiyle halkın elinden almaya çalıştığını ifade eden Sadık, konuyla ilgili slayt gösterisi sundu.

Özellikle Batı dünyasından, ciddi insan hakları ihlallerinin yaşandığı Keşmir nedeniyle Hindistan’ı kınayan bulunmadığına ancak İslam ülkelerinin bir temas grubu kurarak Keşmirlilerin haklarını savunduğuna ve Hindistan’ı sert dille kınadığına işaret eden Sadık, sözlerini şöyle sürdürdü:

“8 Temmuz’dan bu yana Keşmir’de cuma namazlarına da izin verilmiyor. Bu, Hindistan’ın nasıl sahte bir demokrasi ve laiklik havarisi olduğunu gösteriyor. Hindistan uluslararası camiayı yanıltmaya çalışıyor. Hindistan’ın gerilimi yükseltecek açıklamalardan kaçınması gerekiyor. Pakistan şu ana kadar büyük basiretle hareket etmiştir. Pakistan’ın toprak bütünlüğünü korumaya ne pahasına olursa olsun hazırız ve ortaya çıkacak olaylarda bütün sorumluluk Hindistan’a ait olacaktır.”

– “Türkiye de çok ciddi komploya maruz kalmıştır”

Afganistan Meclis Başkanı Abdul Rauf İbrahimi de İslam dünyasının çok ciddi güçlükler, tehditler ve krizlerle karşı karşıya olduğunu, bu durumun ülkelerin gelişmesine ciddi anlamda ket vurduğunu kaydetti.

Bu çerçevede çözüm yöntemleri bulmak açısından yaptıkları toplantıların öneminin altını çizen İbrahimi, bölgede müdahalelerin söz konusu olduğunu, bu toplantı sayesinde Müslüman ulusların bir araya geleceğini, üye ülkelerin bir adım daha yakınlaşacağını, ortak siyasi, ekonomik, sosyal konularda çeşitli çalışmalar ortaya koyacaklarını dile getirdi.

Herkes gibi Afgan halkının da mutlu, barış dolu, güvenli bir ortam istediğini aktaran İbrahimi, ülkesinin 30 yıldan fazladır savaş halinde olduğunu, bölgede siyasi, ekonomik istikrarsızlığın ve ayrıca can ve mal kaybının yaşandığını anımsattı.

İbrahimi, Afganistan’ın yanı sıra bazı ülkelerde DEAŞ ve diğer terör örgütlerinin yuvalandığını, bu örgütlerin ciddi saldırılar düzenlediğini ve ülkeleri kan gölüne çevirdiğini belirterek, “Türkiye de aynı şekilde çok ciddi komploya maruz kalmıştır. Türk halkı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde bu komploya karşı koymuştur.” diye konuştu.

Müslüman ülkelerin, uluslararası terörizme karşı mücadele verdiğini hatırlatan İbrahimi, İslam dünyasında karşılaşılan güçlüklerin çözülmesi için İslam İşbirliği Teşkilatının çok ciddi rol oynadığını bildirdi.

-“Türk halkına hayran olduk”

Mali Meclis Başkanı Issaka Siddibe, konuşmasına Türk kurumlarını istikrarsızlaştırmak için yapılan darbe girişimini şiddetle kınayarak başladı.

Bu girişimin çok sayıda masumun hayatına mal olduğunu ifade eden Siddibe, Türkiye’nin tekrar düzeni tesis etme çabalarını desteklediğini söyledi.

Türk halkına duyduğu hayranlığı dile getiren Siddibe, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın davetiyle Türk halkının sokaklara çıkmasının demokrasinin ne kadar özümsendiğini ve liderlerinin ne kadar güçlü olduğunu yansıttığını kaydetti.

Son zamanlarda radikal terör örgütlerinin üye ülkelere yönelik saldırılarına değinen Siddibe, bu örgütlerin eylemleriyle İslam’ın imajını bozduklarını dile getirdi.

Siddibe, “Buradaki amaç aslında, İslam dünyasıyla terör arasında ilişki kurmak. Her gün şahit olduğumuz bu olaylar, daha çok dünyada hakimiyet çabasına benziyor. Dolayısıyla örgüt çerçevesinde çabaları artırmak gerek. Dinimize bu kötü imajı vermeye çalışan kişilere karşı başarılı olabilmek için daha fazla işbirliği sağlamalıyız. Geleneksel parlamenter görevimize ilaveten halkımızı korumak ve güvenliği sağlamak bizim görevimiz.” dedi.

Bu nedenle terörün her türlüsüne karşı birlikte hareket etmek gerektiğine işaret eden Siddibe, şöyle devam etti:

“Bunu yapabileceğimizi düşünüyorum. Terör yavaş yavaş ülkelerimizin kalkınma çabalarını sıfırlıyor. Bir düşünün, hangi ülke ne zaman, nerede bir bomba patlayacağını bilemezken kalkınma çabalarını sürdürebilir? Demokrasilerimiz tehlike altındadır. Yatırımcılar korkmuştur. Devletlerimizin hayatta kalması söz konusudur. Ölüm ve korku günlük yaşamın bir parçası haline gelmiştir. Özellikle de terör dehşetini yaşamış bir ülkenin meclisi başkanı olarak bunu söylüyorum. İSİPAB daha aktif parlamenter diplomasi göstermelidir. Özellikle bu ortak düşmana karşı daha aktif hareket etmek zorundayız.”

Siddibe, ülkelerindeki imkansızlıklar yüzünden göç yoluna düşen insanlar nedeniyle Akdeniz’in dünyanın en büyük açık mezarlığına dönüşmek üzere olduğunu dile getirerek, yasa dışı göçün altında yatan nedenleri ortadan kaldırmak için aktif şekilde rol almak gerektiğini bildirdi.

Mali’de imzalanan barış anlaşması vesilesiyle silahlı çatışmaların sona erdiğini, kuzeyde ülke otoritesinin, ayrıca sosyo-politik durumun tekrar tesis edildiğini aktaran Siddibe, 20 Kasım’da da yerel seçim yapma kararı alındığını anımsattı.

Siddibe, Mali’nin 12. İSİPAB Konferansı’nı yapma kararını da sözlerine ekledi.