Belçika'da ücretsiz bekçiliğe yüzlerce başvuru

BRÜKSEL (AA) – Belçika'nın Flaman bölgesinde yer alan Gaasbeek Kalesi'ndeki ücretsiz bekçilik pozisyonu için 300'ün üzerinde başvuru yapıldı.

Belçika basınına göre, Flaman bölgesinde yer alan ve müze olarak kullanılan Gaasbeek Kalesi'nin ücretsiz bekçilik ilanına 300'den fazla aday başvuruda bulundu.

İş ilanında, alınacak bekçinin, tavus kuşlarını beslemek, kale bayrağını çekmek ve indirmek gibi görevleri yerine getirmesi, akşamları da kaleden ayrılmaması gerektiği kaydedildi.

Bu görevler karşılığında maaş veya ücret verilmeyeceği belirtilen iş ilanında, bekçinin kale içerisinde bulunan 3 yatak odalı bir lojmanda konaklayacağı bildirildi.

Flaman bölgesinin Lennik Belediyesi'nde yer alan ve 1240 yılında inşa edilen Gaasbeek Kalesi, 50 hektarlık bir park içerisinde bulunuyor. Yaklaşık 300 kişinin yaşadığı köyde yer alan kale, 1980'den beri Flaman bölgesi idaresinde bulunuyor.

Denizli'deki iş kazasında ölenlerin yakınları yardım istiyor

DENİZLİ (AA) – Denizli'nin Pamukkale ilçesinde meydana gelen iş kazasında hayatını kaybeden Afganistan uyruklu işçilerin yakınları, paraları olmadığı için cenazelerin Afganistan'a götürülmesi için yardım talebinde bulundu.

Çamlaraltı Mahallesi'ndeki seyir tepesi şehir ormanı rekreasyon alanı inşaatında vincin bağlantı noktalarından birinin kopması sonucu 30 metre yükseklikten düşerek hayatını kaybeden 3 işçinin cenazeleri, otopsi işlemleri için Pamukkale Üniversitesi Hastanesi morguna kaldırıldı.

Hastane önünde bekleyen işçilerin yakınları ile arkadaşları, otopsi işlemlerinin ardından teslim almayı bekledikleri cenazeleri Afganistan'a götürerek toprağa vermek istiyor. İşçilerin yakınları ve arkadaşları maddi durumları elvermediği için yetkililerden yardım bekliyor.

– "Hiçbir şeyimiz yok"

Hastane önünde arkadaşlarının cenazesini bekleyen Afganistan uyruklu Taçmuhammet Rahmani, çok üzgün olduklarını belirterek, "Memleketimize nasıl götüreceğimizi bilmiyoruz. Buraya çalışmaya geldik. Bizde para yok. Götürmek için bize yardımcı olunsun, şehitlerimiz Afganistan'a gönderilsin." dedi.

Afganistan'da hayat şartları zor olduğu için Türkiye'ye geldiğini anlatan Rahmani, "Afganistan'dan buraya gezmek için gelmedik. Afganistan'da DEAŞ var, Taliban var. Orada savaş var. Dinimiz aynı, mezhebimiz aynı. Burası Müslüman memleket olduğu için buraya çalışmaya geldik. Sadece mecburiyetten buradayız. Hiçbir şeyimiz yok ki şehitlerimizi kendimiz götürsek. Bekliyoruz ki şehitlerimizi nasıl götürelim." diye konuştu.

Rahmani, çalışırken iş güvenliği önleminin yetersiz olduğunu ve kask takılmadığını öne sürdü.

Aynı inşaatta çalışan Habibullah Rasuli de hastanede arkadaşları ile beklediklerini ifade ederek, şunları söyledi:

"Afganistan'dan buraya çalışmaya geldik, paramız hiçbir şeyimiz yok. 20-25 kişi burada oturuyoruz. Cenazeleri nasıl götüreceğimizi bilmiyoruz. Burada 'alırsan teslim edeceğiz' diyorlar. Biz bunu teslim alsak nasıl götürelim. Annesi babası 'getirin' diyor, paramız yok nasıl götürelim? Biz Afganistan'dan anne babamızı, kardeşlerimizi bırakmışız gelmişiz. Sabahtan akşama kadar çalışıyoruz. Şehitlerimizi götürmek için yardım istiyoruz."

Çamlaraltı Mahallesi'ndeki seyir tepesi şehir ormanı rekreasyon alanı inşaatında kullanılan vincin bağlantı noktalarından birinin kopması sonucu, vincin ucundaki 4 işçinin bulunduğu sepet, yaklaşık 30 metreden yere düşmüş, işçilerden Ehsanulah Nebizade (19) olay yerinde, Muhammet İsa Palvamani (20) ve Lal Muhammet Rahimi (24) kaldırıldıkları Pamukkale Üniversitesi Hastanesinde hayatını kaybetmişti.

Denizli Devlet Hastanesine ağır yaralı olarak kaldırılan Nurullah Aelishah'ın (24) tedavisinin sürdüğü öğrenildi.

Afganistan uyruklu işçilerden Lal Muhammet Rahimi ve Nurullah Aelishah'ın çalışmak için iki ay önce Türkiye'ye geldikleri kaydedildi.

Öte yandan hayatını kaybeden işçilerin Pamukkale Üniversitesi Hastanesi morgunda devam eden otopsi işlemlerinin tamamlandığı bildirildi.

TEKNOFEST tanıtım toplantısı

İSTANBUL (AA) – ROKETSAN Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Faruk Yiğit, 20-23 Eylül tarihleri arasında İstanbul Yeni Havalimanında düzenlenecek TEKNOFEST yarışmalarında dereceye girenlerin kuruma başvurmaları halinde hiçbir şart aranmaksızın işe alınacağını söyledi.

Anadolu Ajansı'nın (AA) Global İletişim ortağı ve sponsoru olduğu TEKNOFEST'in Yeşilköy'de Havacılık Müzesinde düzenlenen tanıtım toplantısında AA muhabirine açıklamalarda bulunan Yiğit, bu alanda yapılan organizasyonun çok önemli olduğunu söyledi.

Festivalin, roket, füze ve uzay teknolojileri alanında ana sponsoru olduklarını dile getiren Yiğit, "Gençlerimizin başarılarını destekliyoruz. Böyle güzel bir etkinliğe sponsor olduğumuz için hem gururlu, hem mutlu hem de şanslı olduğumuzu düşünüyorum." dedi.

TEKNOFEST'e destek sunduklarını kaydeden Yiğit, "Bu festivalde düzenlenecek yarışmalara katılıp dereceye girenlere, herhangi bir şart aramaksızın ROKETSAN'a başvurmaları durumunda işe alacağımızı taahhüt ediyoruz." diye konuştu.

Yiğit, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bugün Aksaray'da başlayan ve 28 takımın yarışacağı yarışmada ilk üçe giren ekiplerin -çünkü şahıs olarak bu yarışmalara girilmiyor- tüm mensuplarını dereceye girmeleri ve talep etmeleri halinde ROKETSAN'da işe alacağımızı ifade etmek istiyorum. Bu ekiplerdeki arkadaşlarımızdan da herhangi bir şart aramıyoruz. Dereceye girmiş olmaları bizim için yeterlidir. Bu da cazip bir tekliftir. ROKETSAN'da işe girmek o kadar kolay değil."

ROKETSAN'ın yaptığı işler hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Yiğit, şunları söyledi:

"ROKETSAN, ülkemizin roket, füze ve uzay teknolojileri konusunda çalışan bir firmasıdır. Biz Savunma Sanayi sektöründe faaliyet gösteriyoruz. Önemli ve güçlü bir firmayız. Gençlerimiz bizleri iyi takip ediyorlar. ROKETSAN, Türkiye'de güçlü bir firmadır. Çok yüksek teknoloji ile ilgileniyor. Yaptığımız işlerin gereği çok şey söyleyemiyoruz. Ancak bilenler bilir. Dereceye giren gençlerin talep etmeleri durumunda onları işe alacağımızı Anadolu Ajansı vesilesiyle duyurmak istedim."

"Gençlerimizi bekliyoruz. Onlara kapılarımız açık" diyen ROKETSAN Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Faruk Yiğit, gençlerin teknolojiye ilgi gösterdiğini vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı:

"Uzun süredir savunma sanayinde çalışan biri olarak şunu ifade edeyim. Bana göre gençler bizden çok daha fazla şanslılar ve çok daha ilerideler. Yeter ki biz onlara engel olmayalım. Biz 'ümitsizlik imansızlıktır' diye düşünüyoruz. Dolayısıyla gençlerimizden ve geleceğimizden ümitliyiz."

Kavurucu sıcaklar isota lezzet katıyor

ŞANLIURFA (AA) – HALİL FİDAN – Türkiye'nin en sıcak kentlerinden Şanlıurfa'da son günlerde etkili olan sıcak hava, günlük hayatı olumsuz etkilerken, yöre halkının vazgeçilmezlerinin başında gelen isot işiyle ilgilenenleri sevindiriyor.

Kentin simgelerinden olan ve bölge halkının vazgeçilmez damak tatlarının başında gelen isot, sıcak havada uzun ve zahmetli sürecin ardından tezgahlardaki yerini alıyor.

Bir süre önce sezonu açan isot üreticileri, tarlalardan ya da hal pazarından satın aldığı biberleri yıkandıktan sonra saplarından ve çöplerinden ayıklıyor.

Elle parçalandıktan sonra makineden geçirilip naylonların üzerinde bir süre bekletilen biberlerin, gün içerisinde güneşte tamamen kuruması sağlanıyor.

Zaman zaman 40 dereceyi aşan sıcak havaya ve biberin acısına rağmen gün boyu mesai yapan isot işçileri, kavurucu güneş ile en lezzetli ürünü elde etmenin mutluluğunu yaşıyor. Büyük umutlarla işe koyulan üreticiler kavurucu sıcaklar sayesinde bereketli bir sezon geçirmeyi umut ediyor.

Şanlıurfa İsot Üreticileri Kooperatifi (ŞİKOP) Başkanı Bekir Polat, AA muhabirine yaptığı açıklamada, isotun Şanlıurfa için bir marka bir değer olduğunu vurgulayarak daha temiz ve kaliteli ürün için çalıştıklarını söyledi.

İsot yapımında güneşin önemine dikkati çeken Polat, aşırı sıcak hava ile hem daha çok hem de daha lezzetli isot elde ettiklerini ifade etti.

Bekir Polat, sezonda 50 bin ton yaş biberin işlendiğini, bundan 5 bin ton isot elde edildiğini dile getirerek, şunları kaydetti:

"İsot sezonumuz başladı ve iyi devam ediyor. Bu sezon tarlalardan iyi biberler geliyor. Böyle olunca elde edilen isotun da kalitesi artıyor. Daha sağlıklı ve lezzetli isot için sıcak hava ve güneş oldukça önemli. Hava sıcak olunca biberler daha çabuk kuruyor ve lezzetli hale geliyor. Böyle olunca da daha fazla ürün elde etmiş oluyoruz. Maşallah her yıl olduğu gibi bu sezon da havalar çok sıcak seyrediyor. Bu sıcaklık acıyla birleşince çalışanların işi zorlaşsa da işimize geliyor. Bu yüzden isot üreticileri sıcak havayı seviyor. Biber, Şanlıurfa'nın olmazsa olmazıdır. Buna sahip çıkmamız gerekiyor. Daha hijyenik ve temiz ortamlarda kaliteli isot üretip artık Avrupa piyasasına da açılmak istiyoruz. Amacımız üreticilerimizin daha temiz ve kaliteli biber üretmesini sağlamak. Bunu yaptığımız sürece hedefimize ulaşacağımıza inanıyorum."

– "Güneş isotun tadını, rengini ve kokusunu güzelleştiriyor"

Sırrın Mahallesi'nde boş tarlada kurulan çadırlarda ailesiyle biber temizleme ve isot üretimi yapan Emrah Polat ise işlerinin zorluğunu anlattı.

Şanlıurfa'da isot sezonunun 3 ay sürdüğünü, bu zaman içinde daha kaliteli ve çok ürün elde etmek istediklerini belirten Polat, şunları söyledi:

"İki hafta önce isot mesaisine başladık. Yaklaşık üç aylık süreçte daha çok ürün elde etmek için çabalıyoruz. Sıcak havada, güneşin altında çalışmak tabii ki zor ama yıllardır yaptığımız için alışkınız. Sıcak hava ve güneş isotu daha lezzetli hale getiriyor. Rengini ve kokusunu güzelleştiriyor. Sıcak havada biberler daha çabuk kuruyor, sabah serdiğimiz biberleri aşırı sıcak hava sayesinde akşam kaldırabiliyoruz. Bu da bizi sevindiriyor. Ne kadar çok sıcak olursa o kadar fazla ürün elde edebiliyoruz."

İsot işçisi Fatma Çakmak da sabah çok erken saatlerde işe başladıklarını ifade ederek, biberin acısından korunmak için ellerine ve ayaklarına poşet geçirdiklerini, güneşten korunmak için ise yüzlerini kapattıklarını anlattı.

Çakmak, kendilerini zorlayan sıcak havanın isota ise ayrı bir lezzet kattığını sözlerine ekledi.

İŞKUR'da hedef 1 milyon 250 bin istihdam

MERSİN (AA) – MUSTAFA GÜNGÖR – İŞKUR Genel Müdürü Cafer Uzunkaya, "Biz 1 milyon 250 bin kişilik bir istihdam hedefini genel müdürlük olarak tüm illerimize paylaştırdık. Ama rastgele bir paylaştırma değil. Bunun içinde kadın, genç, uzun süre işsizin, üniversite mezunu, engelli gibi her bir gruba dair hedeflerimizi net bir şekilde illerimize bölüştürdük. Bu hedeflere ulaşmak için iş gücü piyasasının beklediği nitelikli elemanı yetiştirmek adına da programlarımızı çeşitlendirdik." dedi.

Uzunkaya, toplantı ve ziyaret için geldiği Mersin'de AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) işsizlikle ilgili her rakam açıkladığında, işsizlik rakamlarının düştüğünü, istihdam oranlarının da arttığının görüldüğünü söyledi.

Türkiye'de 28,5 milyona varan bir istihdam olduğunu ve iş gücüne katılım oranlarının da 32 milyonlara dayandığını vurgulayan Uzunkaya, "Bu yönüyle baktığımız zaman Türkiye son 15 yılda dünyanın hiçbir ülkesiyle mukayese edilmeyecek düzeyde işsizlikle mücadelede ve istihdamı artırmada büyük bir başarıyı ortaya koydu." dedi.

Kadınların iş gücüne katılmalarının önemine işaret eden Uzunkaya, Türkiye'de kadınların iş gücüne katılım oranının son 10 yılda 10,4 puan arttığını, bunun dünyada eşi benzeri görülmeyen bir başarının öncüsü olduğunu dile getirdi.

Uzunkaya, gençlerin iş gücüne katılım oranlarının yüzde 7 olduğunu belirterek, "10 yılda 7,5 milyonluk bir istihdam gerçekleştirdik. Bu istihdamın 3,5 milyonu kadın. Bu çok önemli bir başarı. Bu başarı milletçe, devletin tüm kademesiyle meslek kuruluşlarımızla bir seferberliğin neticesidir. Tüm dünyanın gıptayla izlediği bir Türkiye başarısı var. " diye konuştu.

– "Daha büyük bir istihdam kararlılığı içindeyiz"

Uzunkaya, geçen yıl istihdam seferberliğinin başlatıldığını anımsatarak, 1,5 milyon hedef konulduğunu ve bu hedefe ulaşıldığını vurguladı.

Bu yıl ki hedeflerinin çok daha yüksek olduğuna dikkati çeken Uzunkaya, şöyle konuştu:

"Cumhurbaşkanımız geçtiğimiz yıl aralık ayında tüm çevrelere, paydaşlara 2017'deki başarıları nedeniyle teşekkürlerini, şükranlarını ve ödüllerini takdim ederken 2018'e dair bu milletin büyük hedeflerini ortaya koydu. O hedef de artı 2 istihdamdı. Yani daha büyük bir istihdam kararlılığı içindeyiz. İŞKUR olarak biz 1 milyon 250 bin kişilik bir istihdam hedefini genel müdürlük olarak tüm illerimize paylaştırdık. Ama rastgele bir paylaştırma değil. Bunun içinde kadın, genç, uzun süre işsizin, üniversite mezunu, engelli gibi her bir gruba dair hedeflerimizi net bir şekilde illerimize bölüştürdük. Bu hedeflere ulaşmak için iş gücü piyasasının beklediği nitelikli elemanı yetiştirmek adına da programlarımızı çeşitlendirdik."

– "Vasıflı, nitelikli elaman bulamıyoruz' serzenişleri var"

İŞKUR olarak dünyanın en büyük iş gücü piyasası araştırmalarını yaptıklarını anlatan Uzunkaya, yüz yüze 90 bin iş yeriyle Türkiye çapında araştırmalar yaptıklarını, sadece o yılın değil bir sonraki yılların da beklentilerini tespit ettiklerini söyledi.

İş gücü piyasasında bir tarafta iş arayan diğer tarafta da işçi arayan bir kesimin olduğuna dikkati çeken Uzunkaya, şunları kaydetti:

"Bizim iş verenle yaptığımız görüşmelerde bu sorunun doğruluğu ortada. İş gücü piyasasında bir tarafta iş arayanlar, diğer tarafta da işçi arayan bir kesim var. 'Bunca yatırım yaptık. Vasıflı, nitelikli elaman bulamıyoruz. Nitelikten de vazgeçtik elman bulamıyoruz diye serzenişlere şahit oluyoruz. Bunun gerekçelerini de araştırmak lazım. Kardeşlerimiz 'İşte bize verilen ücret ne ki çalışalım'. noktasından bakıyor. Biz de bu arkadaşlarımıza açıkça söylüyoruz. Biz bir taraftan aldığımız maaşın yetersizliğinden dem vururken bazen niteliklerimizin yetersizliği nedeniyle iş verenlerimiz mevcut alınan maaşların bile karşılığını veremediğinden yakınabiliyor. O zaman asıl üzerinde durulması gereken iş, öncelikle işimizi, mesleğimizi, çalıştığımız işe dair nitelikleri kazanmak, iş yeri için aranan ve kaybedilmemesi gereken bir eleman olmak. Bizim niteliklerimiz iş yerine katacağımız değerler arttıkça elbetteki ücretlerimiz de artacaktır."

İŞKUR'un işe yerleştirmeleri 6 milyonu geçti

ANKARA (AA) – ÖZCAN YILDIRIM – İŞKUR'un aracılık hizmetleri sayesinde, 2002'den bugüne kadar 4 milyon 482 bin 531'i erkek, 1 milyon 859 bin 924'ü kadın olmak üzere 6 milyon 342 bin 455 kişi iş sahibi oldu.

İstihdamın korunması ve artırılması, işsizlerin mesleki niteliklerinin geliştirilmesi, işsizliğin azaltılması ve özel politika gerektiren grupların iş gücü piyasasına kazandırılmasını amaçlayan İŞKUR, istihdama aracılık etmeye devam ediyor.

İşverenlerce mayıs ayında 235 bin 615 kişilik açık iş ilanının verildiği kurumda, bunların ocak-mayıs dönemindeki toplamı 1 milyon 47 bin 900 oldu.

İŞKUR aracılığıyla geçen ay 104 bin 760, bu yılın ocak-mayıs döneminde ise 439 bin 19 kişi işe yerleştirildi.

Kurumun aracılık hizmetleri sayesinde 2002'den bugüne kadar 4 milyon 482 bin 531'i erkek, 1 milyon 859 bin 924'ü kadın olmak üzere toplam 6 milyon 342 bin 455 kişi iş sahibi oldu. Bunların 5 milyon 710 bin 125'i özel sektörde, 632 bin 330'u ise kamuda istihdam edildi.

– 2 milyondan fazla bireysel görüşme yapıldı

İstihdamı artırmak için iş arayanlar ve işverenler ile sürekli diyalog halinde olan kurum, personelin verdiği danışmanlık hizmeti kapsamında iş arayanlarla 2 milyon 36 bin 149 bireysel görüşme yaptı.

Aynı dönemde 44 bin 210 işbaşı ve girişimcilik eğitim programları ile mesleki eğitim kursu düzenlenirken toplam 216 bin 124 kişi bu kurs ve programlardan faydalandı.

AB vatandaşlarının yüzde 5'i evden çalışıyor

BRÜKSEL (AA) – Avrupa Birliği (AB) vatandaşlarının yüzde 5'i, işlerini evden yürüttü.

Avrupa İstatistik Ofisi'nin (Eurostat) 2017 verilerine göre, AB vatandaşlarının yüzde 5'i iş yerine gitmek yerine evinde çalıştı.

Söz konusu dönemde, AB üyesi 28 ülke arasında evinde çalışanların oranının en yüksek olduğu ülke Hollanda olarak kayıtlara geçti. Hollanda'da vatandaşların yüzde 13,7'si işlerini evinden sürdürdü. Hollanda'yı yüzde 12,7 ile Lüksemburg, yüzde 12,3 ile Finlandiya ve yüzde 9,5 ile Avusturya izledi.

Söz konusu oranın en düşük olduğu ülke ise Bulgaristan olarak belirlendi. Bulgaristan'da vatandaşların sadece yüzde 0,3'ü evinden çalıştı. Bulgaristan'ı yüzde 0,4 ile Romanya, yüzde 1,2 ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) izledi.

AB'nin en büyük ekonomisine sahip Almanya'da vatandaşların yüzde 4,8'i, Fransa'da yüzde 6,8'i, İngiltere'de yüzde 4'ü, İtalya'da yüzde 3,5'i ve İspanya'da yüzde 4,3'ü evinden çalıştı.

AB ülkelerinde evden çalışma oranı kadınlarda ortalama yüzde 5,3 olurken, erkeklerde yüzde 4,7 seviyesinde gerçekleşti.

AK Parti'nin Bayraklı mitingi

İZMİR (AA) – AK Parti Genel Başkan Vekili ve Başbakan Binali Yıldırım, Türkiye'yi 3 kat büyüttüklerini belirterek, "İşimizi, aşımızı, ekmeğimizi büyüttük. Bugün işsizlik rakamları açıklandı. Türkiye işsizlikte yüzde 1,6 daha iyileştirme sağladı. Bir yılda 1 milyon 85 bin kardeşimize iş sağladık, aş sağladık." dedi.

Yıldırım, Bayraklı Sevgi Yolu'ndaki mitingde, Ege'nin incisi, güzel İzmir'in insanlarını, mitinge katılan ülkücüleri selamladığını, İzmir'in bütün ilçelerine, mahallelerine, köylerine selamlarını, sevgilerini gönderdiğini belirtti.

Milletin adamı, Türkiye sevdalısı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da selamlarını İzmir'e getirdiğini kaydeden Yıldırım, "Geleceğe güvenle emin adımlarla yürüyoruz. Geleceğin aydınlık Türkiye'sini İzmir ile gerçekleştiriyoruz. İnançlıyız çünkü büyük Türkiye yürüyüşünde İzmir bizimle beraber." dedi.

Yıldırım, İzmir ve tüm Türkiye'nin coşkusu, muhabbeti ile çok daha büyük zaferlere imza atacaklarını, 24 Haziran'da yeni bir destan yazacaklarını, "milletin adamını" sistemin ilk cumhurbaşkanı yapacaklarını ifade etti.

– "Türkiye'yi 3 kat büyüttük"

İzmir'i adım adım dolaştıklarını, vatadaşlarla kucaklaştıklarını kaydeden Başbakan Yıldırım, şöyle konuştu:

"Bugün Bayraklı'dayız. Bayraklı yine her zamanki gibi bizi bağrına bastı. 16 yılda sizlerle beraber büyük işler başardık. Ülkemizi, İzmirimizi nereden nereye getirdiğimizi sizler biliyosunuz. Doğudan batıya kuzeyden güneye ülkemizi kalkındırdık. Türkiye'yi 3 kat büyüttük. İşimizi, aşımızı, ekmeğimizi büyüttük. Bugün işsizlik rakamları açıklandı. Türkiye işsizlikte yüzde 1,6 daha iyileştirme sağladı. Bir yılda 1 milyon 85 bin kardeşimize iş sağladık, aş sağladık. Dünyada devam eden 10 tane büyük projenin 6 tanesini Türkiye yaptı. Bu 6 projenin 2 tanesi de İzmir'e ait. Bir tanesi İzmir İstanbul Otoyolu, diğeri de İzmir Ankara hızlı treni, hayırlı uğurlu olsun ."

– "Mitingleri yapamayacaktı"

İzmir-İstanbul otoyolunun gelecek yıl hizmete açılacağını dile getiren Yıldırım, "Buradan İstanbul'a 3 saatin altında gideceksiniz. 2 saat 50 dakikada İstanbul'da olacaksınız. 10-11-12 saatlik yolculukları hatırlayın. Ömrümüz yollarda geçerdi. Osmangazi Köprüsü, Muharrem İnce Yalova'dan İstanbul'a gitmek için o köprüyü kullanıyor. Çünkü kolaylık, 6 dakikada geçiyor. Yalova'dan İstanbul'a 30 dakikada gidiyor. Yoksa İzmit'i dolaşacak, 3 saat yollarda geçecek, bu mitingleri yapamayacaktı. Bizim hizmetimiz herkese, 81 milyona, bütün yurdun her köşesine. Ülkemizi istiyoruz ki 2023'e, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün hedef gösterdiği muasır medeniyet seviyesinin de ötesine taşıyalım." diye konuştu.

(Sürecek)

Avrupa'da saatlik iş gücü maliyeti ilk çeyrekte arttı

BRÜKSEL (AA) – Saatlik iş gücü maliyeti, bu yılın ilk çeyreğinde 2017'nin aynı dönemine göre Avrupa Birliği'nde (AB) yüzde 2,7 arttı.

Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat), AB üyesi ülkelerde bu yılın ilk çeyreğine ilişkin saatlik işçi maliyetlerini açıkladı.

Buna göre, 19 üyeli Avro Bölgesi'nde saatlik iş gücü maliyetleri yılın ilk çeyreğinde 2017'nin aynı dönemine kıyasla yüzde 2 yükseldi.

AB üyesi 28 ülkede ise saatlik iş gücü maliyeti, bu yılın ilk çeyreğinde 2017'nin aynı dönemine göre yüzde 2,7 arttı.

AB ülkeleri içinde en yüksek artış, yüzde 12,7 ile Romanya'da görüldü. Romanya'yı, yüzde 11,2 ile Letonya ve yüzde 10,3 ile Macaristan izledi.

Portekiz'de ise saatlik iş gücü maliyetleri yüzde 1,5 geriledi.

Şiddet mağduru annenin yaşam mücadelesi

İZMİR (AA) – Boşanmak istediği kocası tarafından tüfekle vurularak omurilik felci olan ve yaşamını tekerlekli sandalyeye bağlı sürdürmeye çalışan şiddet mağduru kadın, hastane odasında tanıştığı yardımsever S.M. sayesinde yeni bir hayata "merhaba" dedi.

Cezaevinden firar eden eski kocasından aldığı ölüm tehditleri nedeniyle koruma altında yaşamını sürdüren kadın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, küçük yaşta ailesinin baskısıyla evlenmek zorunda kaldığını, alkol bağımlısı kocası sürekli kendisini dövdüğü için 7 yıl önce ailesinin yanına sığındığını söyledi.

Boşanma davası açtığı kocasının 4 yıl önce kendisini sokak ortasında av tüfeğiyle sırtından vurduğunu, 10 gün yoğun bakımda kaldığını ve omurilik felci olduğunu ifade eden şiddet mağduru anne, "Doktorlar tüfekten çıkan saçmaların sinirlerime zarar verdiğini, omurilik felci olduğumu ve artık yürüyemeyeceğimi söylediğinde dünyam yıkıldı." dedi.

– Hastane odasında tanıştığı S.M. sahip çıktı

Olay sonrası kocasının tutuklandığını ancak 1 yıl sonra firar ettiğini, bu süreçte boşanma işlemlerinin tamamlandığını dile getiren kadın, aldığı tehditler nedeniyle hastanede geçirdiği 1 yıl süresince öldürülme korkusu ve hayatını oğluyla nasıl sürdüreceği düşüncesiyle yaşadığını anlattı.

Bu sırada, kaldığı hastaneye refakatçi olarak gelen 3 çocuk annesi S.M. ile tanıştığını ifade eden anne, koridorda karşılaştığı S.M'den banyo yapmasına yardımcı olmasını rica ettiğini belirtti.

Kendisine yardımcı olan S.M'nin başından geçenleri öğrenince çok etkilendiğini, hastanede yardımcı olmaya devam ettiğini kaydeden kadın, taburcu edildiğinde hayırsever arkadaşının İzmir'deki evine geçtiklerini ve 3 ay orada kaldıklarını söyledi.

Ailesinin firari eski kocasından korkması nedeniyle evine dönemediğini dile getiren şiddet mağduru kadın, "S.M. ablam arkadaşlarıyla birlikte bana bir ev tuttu. Bir arkadaşını aradı, o da başka bir arkadaşını aradı derken eve eşyalar geldi, düzen kuruldu. Evimin kirasını ve birçok ihtiyacı onlar karşılamaya devam ediyor. Şu anda devletten 3 ayda bir aldığım bin 800 lira maaş dışında bir gelirim yok." dedi.

– Tek isteği iş sahibi olmak

Eski kocasının ölüm tehditleri dolayısıyla devlet korumasındaki şiddet mağduru anne, tek isteğinin bir işte çalışmak olduğunu söyledi.

Artık geçmişi unutmak istediğini ancak eve bağımlı olmanın kendisini psikolojik açıdan yıprattığını vurgulayan anne, sözlerini şöyle sürdürdü:

"S.M. ablam bana her şeyini verdi, evladı gibi seviyor, onlara yük olmak istemiyorum. Oğlum okuyor, hiçbir gelirim yok, lütfen bana bir fırsat versinler, ortaokul mezunuyum ama benim de yapabileceğim işler var. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Gül Sayan'dan benim sesimi duymasını ve yardımcı olmasını istiyorum. Tek suçum beni döven kocamdan boşanmak istemekti, artık hayatım boyunca yürüyemeyeceğim. S.M. ablam çocuğumla bize yeni bir hayat kurdu, tek istediğim bir iş sahibi olmak ve kimseye yük olmadan çocuğumu büyütmek. Yeni bir hayata başladım lütfen bana yardımcı olsunlar."

Şiddet mağduru kadınlara seslenen anne "Başıma kötü şeyler geldi ama yine de pişman değilim. Eğer ayrılmasaydım hayatım boyunca şiddet görecektim. Kadınlar susmasın, gerektiğinde devlete sığınsınlar." diye konuştu.

– Kadınlar her alanda yardımlaşmalı

Şiddet mağduru anneye kucak açan yardımsever S.M. ise hastane odasında tanıştığı kadının yaşadıklarını duyunca harekete geçtiğini, durumu anlattığı arkadaşlarının da destek verdiğini anlattı.

Şiddet mağduru bir kadına yardımcı olmanın tüm kadınların görevi olduğuna işaret eden S.M, "Ben özel bir şey yapmadım, herkesin yapması gerektiği şeyi yaptım ve ihtiyaç sahibi bir anneye yardımcı oldum. Ömrüm yettiği sürece onlara kol kanat gereceğim, güvenlik gerekçesiyle zor günler geçiriyor. Umarım tüm şiddet mağduru kadınlar yaşadıkları kötü anları unutur ve yeniden yaşama sarılırlar." dedi.