Categories
Alaturka Gazetesi

Ekmeklerini “acı”dan çıkartıyorlar

ŞANLIURFA (AA) – MÜSLÜM ETGÜ – Şanlıurfa'da isot üretiminde görev alan kadınlar, biberin el yakan acısına katlanarak evlerine ekmek parası götürmek için canla başla çalışıyor.

Merkez Haliliye ilçesine bağlı Sırrın Mahallesi'nde oluşturulan alanda erken saatlerde iş başı yapan ve biberin el yakan acısında zor anlar yaşayan kadınlar, elle parçaladıkları ürünleri makineden geçirip örtülerin üzerinde kurumaya bırakıyor. Temizlediği biber miktarına göre yevmiye alan kadınlar, saat 06.00'da başladıkları mesailerini 19.00'a kadar sürdürüyor. İsot işçileri, kavurucu güneş ile en lezzetli ürünü elde etmenin sevincini yaşıyor. Biber üreticileri ise bereketli bir sezon geçirmeyi umut ediyor.

AA muhabirine konuşan işçilerden Feride Polat, işin durumuna göre günde ortalama 50 lira kazandığını belirterek "Burada hem aileme yardımcı oluyorum hem de kentimize özgü olan ürünün tanıtımına katkı sunuyorum. Çalışmalarımız 4-5 ay boyunca devam ediyor. Sıcaklar olduğu sürece işimiz iyi gidiyor, yağmur düşmeye başlayınca da işlerimiz zorlaşıyor. Bu iş gerçekten çok zor ancak bu işi yapan bilir. Biz ihtiyaçtan dolayı mecbur yapıyoruz. Eşim inşaatta ben de burada çalışıyorum. Çocuklarımla beraber burada çalışıyoruz." dedi.

Aynı bölgede çalışan Emine Polat da yaklaşık 25 yıldır isot işiyle uğraştığını ifade ederek şunları söyledi:

"Sabah güneşin doğumuyla isot yapmaya başlıyoruz. Herkes torba başı çalışıyor. Kaç torba çıkarılırsa ona göre fiyat belirleniyor. Günlük ortalama kişi başı 50 lira kazanılıyor. Ailemize katkı sunmak için sıcağa da acıya da katlanıyoruz aynı zamanda acıyı sevdiğimiz için de buna katlanıyoruz. Şanlıurfa'da acı çok seviliyor, biz de işimizi severek yapıyoruz. Acısına, sıcağına severek katlanıyoruz. Böylece hem Şanlıurfa'nın ekonomisine hem aile bütçemize katkı sağlıyoruz."

Şanlıurfa İsot Üreticileri Kooperatifi (ŞİKOP) Başkanı Bekir Polat ise biber üretiminin kış aylarının uzun ve yağışlı geçmesi nedeniyle geçen yıla oranla daha az olduğunu aktardı. Biberin az olmasının fiyatlara da yansıdığını anlatan Polat, şöyle konuştu:

"Geçen yıla göre biber fiyatları da isot fiyatları da arttı. Tarladan toplanan biberler, buraya getirildikten sonra kadınlar tarafından elle parçalanır ve sonrasında makineden geçirilip güneşte kuruması sağlanır. Şanlıurfa'da ortalama yaz sıcaklarının en etkili olduğu 3 ay boyunca isot yapılır. Amacımız bu sürede isotları hazırlayıp depolamak ve talep edenlere göndermektir. Biber temizleme işinde genelde kadınlar çalışıyor. Kadınların bazıları çocuklarıyla geliyor ve kazandığı parayla aile bütçelerine katkıda bulunuyorlar. ŞİKOP olarak daha kaliteli isot elde edebilmek için yeni bir yer tahsis edilmesi için çaba harcıyoruz. Amacımız Şanlıurfa isotunu daha iyi ortamlarda üretip hem Türkiye hem de Avrupa'ya göndermek istiyoruz çünkü bizim isotumuzun lezzeti başka bir yerde yok. Bundan dolayı bu değerimize daha fazla sahip çıkmamız lazım."

Categories
Alaturka Gazetesi

Tekstil sektöründen Bitlis'e 132 milyon liralık katkı

BİTLİS (AA) – AHMET OKUR – Devletin bölgeye sağladığı teşvik ve desteklerden yararlanarak memleketlerine yatırım yapmaya karar veren Bitlisli iş insanları, açtıkları tekstil fabrikalarında 3 bin 200 kişiye istihdam sağladı.

Güvenlik güçlerinin doğu illerinde terör örgütü PKK'ya karşı yürüttüğü operasyonların ardından sağlanan huzur ve güven ortamı, bölgede ekonomik faaliyetlerin gelişmesini de sağladı.

Terör olaylarının sona erdiği, insanların huzura kavuştuğu bölgede, hükümetin de yatırım yapmak isteyenlere her türlü desteği vermesi, istihdama yönelik işletmelerin sayısını artırdı.

Batı illerindeki yatırımlarını doğdukları topraklara taşımaya başlayan iş insanları ise kente ekonomik canlılık getirdi.

Kendilerine tahsis edilen alanlarda 19 tekstil fabrikası kuran yatırımcılar, gençlere istihdam yaratarak kent ekonomisine yılda 132 milyon lira katkı sundu.

Bitlis Tekstil İş Adamları Derneği Genel Sekreteri Engin Başar, AA muhabirine, kentte açılan tekstil fabrikalarının işsizliğin azaltılmasına önemli katkı sağladığını söyledi.

Fabrikalar sayesinde 18-25 yaş arası 3 bin 200 gencin iş imkanı bulduğunu vurgulayan Başar, "Türkiye'nin yaş ortalaması 32, Bitlis'in ise 23. Türkiye'nin en genç nüfuslu illerindeniz. Buraya gelip fabrika kurmak isteyen bir çok arkadaşımız var. Burada insanlar işi çabuk öğrendiği için kalifiye eleman sıkıntısı yaşamıyoruz. Yeni işe aldığımız birinden 15 gün içinde verim almaya başlıyoruz. Bu da yatırım yapan firmalar için önemli bir kazanç." diye konuştu.

Başar, kentin genç nüfusunun yanı verilen teşvikler sayesinde de yatırım için en cazip illerden biri olduğunun altını çizdi.

Organize Sanayi Bölgesi ya da başka alanlarda kendilerine yer temin edilmesi durumunda daha çok yatırımcının kente geleceğine inandığını ifade eden Başar, bu konuda ilgili kurumlardan destek beklediklerini kaydetti.

Amaçlarının kentteki işsizliği azaltmak olduğunu vurgulayan Başar, şöyle konuştu:

"Şu anda Bitlis'te 3 bin 200 gencimiz tekstil fabrikalarında çalışıyor. Yeni fabrikaların açılmasıyla bu sektörde 30 bin kişinin istihdam edileceğine inanıyoruz. Burada huzur artıkça istihdam sayısı çoğalır. Sadece yer sıkıntımız var. Fabrikamda 215 kişi çalıştırıyorum yer sıkıntısı aşılırsa istihdam sayısını 500'e yükseltmeyi hedefliyorum. Amacımız bölgenin kalkınmasına katkı sağlamak. Bu konuda destek bekliyoruz."

Categories
Sağlık

7 ayda 51 kilo verince yeni hayata adım attı

İZMİR (AA) – TEZCAN EKİZLER – İzmir'de aldığı fazla kilo nedeniyle hem sağlık sorunları yaşayan hem de iş bulmakta zorlanan Sergen Karaç, 7 ayda 51 kilo vererek, yepyeni bir hayata başladı.

Bayraklı ilçesinde yaşayan 26 yaşındaki Karaç, üniversite yıllarında düzensiz ve sağlıksız beslenme nedeniyle hızla kilo almaya başladı. Manisa Celal Bayar Üniversitesi Kimya Bölümünden 2015 yılında mezun olan Karaç, fazla kiloları nedeniyle sağlık sorunları da yaşayarak evden çıkamaz oldu.

Aşırı kilosu nedeniyle iş bulmakta da zorlanan Karaç, bir yakını aracılığıyla geçen yıl kasım ayında diyetisyene gitmeye başladı. Karaç, uygulanan diyet sayesinde 7 ayda 51 kilo vererek, yeni bir yaşama ilk adımı attı.

Kilo vermesinin ardından iş sahibi olan ve bir laboratuvarda kimyager olarak çalışmaya başlayan Karaç, yüksek tansiyon ve bazı sağlık sorunlarından da kurtuldu.

  • “Diyet yapmaktan korkuyordum “

Sergen Karaç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, fazla kiloları nedeniyle çok zor günler yaşadığını, kilo verme konusunda çok ümitsiz olduğunu ancak diyetisyeni sayesinde zoru başardığını anlattı.

Kilo verdikçe kendisine olan güveninin arttığını belirten Karaç, “Çağrı Bey ile tanışmadan önce diyetin aç kalarak yapılacağını düşünüyordum. Onun için diyet yapmaktan korkuyordum. İlk iki haftada 5 kilo verdikten sonra aç kalmadan sağlıklı bir şekilde diyet yapılabileceğine inandım, diyetisyenim ne diyorsa yaptım. İş bulmakta benim için çok büyük bir engeldi. Okuldan mezun olduktan sonra kilo verme evresine kadar iş bulamadım. Kimse 138 kilo birine iş vermedi. Kilo verdikten sonra 2 iş teklifi geldi artık kendi mesleğimi yapıyorum. ” diye konuştu.

Hayatından yağlı ve fast-food yiyecekleri çıkardığını, yürüyüş yapmaya başladığını, kendisindeki bu değişimin ailesini ve yakın çevresini çok memnun ettiğini aktaran Karaç, kilo vermeye başladığı günden bu yana hayatının değiştiğini vurguladı.

Karaç, şöyle konuştu:

“Diyete başlamadan önce insan içine çıkamazdım, hayatla barıştım yeniden doğmuş gibiyim. Hastalıklarım sona erdi ve uyku düzenim değişti. O günlere ait fotoğraf ve kıyafetlerimi saklıyorum. Onlar benim ilham kaynağım. Onları gördükçe ne kadar büyük bir hata yaptığımı anlıyorum, keşke daha önce başlasaydım diyorum şu an hiçbir şey için geç kalınmış değil, ben bunu başardım, herkes de başarabilir. Mesela o zamanlar 58 beden pantolon giyerken, artık 34 bedene kadar düştüm. Ben sağlıklı beslenerek kilo verilebileceğinin en güzel örneği oldum. ”

Diyetisyen Çağrı Sevgel de hastasının 7 aylık süre boyunca çok azimli davrandığını, ne söylediyse uyguladığını, 51 kilo vermeyi başardığını anlattı.

Hastasına ilk önce kilo vermeye inanması gerektiğini anlattığını belirten Sevgel, “Sağlıklı beslenme kurallarıyla ara öğün yemesi gerektiğini öğrendi. Hastamızın diyet korkusunu yendik. Aç kalmadan ara öğünlerle diyetler önerdim. Fast-food yerine sebze yemekleri yeme alışkanlığı kazandı. Mesela kahvaltı yapmaya başladı, geç saatlerde yemek yeme alışkanlığını geride bıraktı. ” ifadelerini kullandı.

Categories
Ekonomi

AB'den ABD'ye Küba tepkisi

BRÜKSEL (AA) – Avrupa Birliği (AB), ABD'nin Küba'da iş yapan yabancılara dava açılmasını sağlayacak Helms-Burton Yasası'nı yürürlüğe koyma kararına tepki gösterdi.</p> <p>AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini ve AB Komisyonu Ticaretten Sorumlu Üyesi Cecilia Malmström, ABD'nin Küba politikasında değişiklik yaparak ülkede iş yapan yabancılara ABD'de dava açılmasını sağlayacak Helms-Burton Yasası'nı yürürlüğe koyma kararı hakkında yazılı açıklama yaptı.</p> <p>Kararın, AB-ABD arasında 1997 ve 1998 yılında yapılan anlaşmalardaki taahhütlerin ihlali olduğuna dikkatin çekildiği açıklamada, &quot;Avrupa Birliği, Küba ile ilgili uluslararası hukuka aykırı, tek taraflı ve sınır ötesi tedbirlerin uygulanmasına şiddetle karşı çıkıyor.&quot; ifadesi kullanıldı.</p> <p>Açıklamada, AB'nin meşru çıkarlarını korumak için Dünya Ticaret Örgütü'ndeki (DTÖ) haklarını kullanacağı ve Küba ile ilgili ABD cezalarını uygulayan herhangi bir mahkeme kararını tanımayan &quot;AB engelleme yasasının&quot; yürürlüğe sokulması gibi seçeneklerin değerlendireceği belirtildi.

AB engelleme yasasının, ABD'de Küba ile ilgili mahkemeye verilen Avrupa şirketlerinin uğradıkları zararların AB mahkemelerinde telafisini sağlayacağı ifade edildi.

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Küba'da 1959'da yapılan devrimin ardından ülkedeki Amerikalıların elinden alınan mal varlıklarını işleten yabancı firmaların dava edilmesinin önündeki yasağın 2 Mayıs'tan itibaren kaldırılacağını açıklamıştı.

Yasağın kaldırılmasıyla Küba'da o dönemde ABD'lilerin elindeki mal varlıklarını alıp işleten çoğu Avrupalı çok sayıda yabancı firmaya karşı onlarca dava açılabileceği ve milyarlarca dolarlık tazminatların gündeme gelebileceği bildirildi.

ABD Kongresi'nde 1996'da kabul edilen Helms-Burton yasası, Amerikalılara Fidel Castro'nun yönetimi devralmasının ardından el konularak millileştirilen ve çoğu Avrupalı şirketler tarafından işletilen işletmeler için dava açabilmelerine olanak sağlıyordu ancak dönemin ABD Başkanı Bill Clinton'dan bu yana başkanlar Küba ile gelecekte varılabilecek olası uzlaşmaya engel teşkil edeceği gerekçesiyle bu kanunu uygulamaya koymuyordu.

Categories
Ekonomi

“Türkiye'nin potansiyeline güveniyoruz”

ŞANLIURFA (AA) – MEHMET FATİH ASLAN – Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, “Ülkemiz son yıllarda çok büyük badireler atlattı. Bütün bu karmaşanın içinde Türkiye ayakta kalıp bölgenin en etkin, güçlü devleti olma başarısını gösterdiği için işçiler olarak Türkiye'nin potansiyeline güveniyoruz. ” dedi.

Arslan, bir etkinliğe katılmak üzere geldiği Şanlıurfa'da, AA muhabirine Türkiye İstatistik Kurumunun “İşgücü İstatistikleri 2018 ” verilerini değerlendirdi.

İşsizlik sorununun Türkiye'nin en kadim sorunlarından bir tanesi olduğunu belirten Arslan, hükümetin 2023 yılı hedefinde işsizlik oranının yüzde 5 olarak belirlendiğini hatırlattı.

Arslan, hükümetin işsizlik konusunda birçok tedbir aldığını, bu tedbirler arasında istihdamın artırılması, vatandaşların işe yerleştirilmesinin de önemli bir yerinin olduğunu ifade etti.

Geçen yıl Türkiye'nin ciddi bir saldırıya uğradığını anlatan Arslan, şöyle devam etti:

“Uluslararası finans çevrelerinin müdahalesine rağmen 2018 yılı işsizlik rakamlarının yüzde 11'de kalması aslında beklentilerin altında bir rakam olarak gerçekleşti. Tabi ki yüzde 11'lik işsizlik oranı yüksek bir rakam, baktığımızda kadınlardaki işsizlik oranı daha yüksek. Gençlerin oranına baktığımızda üniversite mezunu gençlerin oranı çok yüksek. İşsizlik maalesef bir kangren sorununa dönüşmüş durumda. Gönlümüz istiyor ki bu rakamlar daha da artmasın. Çünkü işsizliğin artması işi olanları da tehdit etmektedir. Türkiye bunca krize rağmen yeni istihdam imkanlarını artırarak, yeni yatırımları gerçekleştirerek işsizliği azaltabilir. İşsizlikle mücadelenin en temel argümanı yatırımlardır, yatırımla beraber istihdamdır. Genç bir nüfusumuz var, bu nüfusun işsizliğini azalttığımız ölçüde biz sorunumuzu ortadan kaldıracağız. ”

  • “Türkiye'nin potansiyeline güvenmemiz gerekiyor “

Arslan, Türkiye'nin ekonomik, siyasi, terör gibi birçok sorununun bulunduğunu ancak bu sorunların üzerinden gelebilecek potansiyele de sahip olduğuna dikkati çekti.

Türkiye'nin geçmişten bu yana her türlü sorunun üstesinden geldiğini dile getiren Arslan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Son 5 yılda hemen hemen yılda bir seçim yaşıyoruz, 15 Temmuz darbe girişimi gibi büyük bir ihanetle karşılaştık, 17-25 Aralık gibi içeriden bir ihanet, gezi olayları gibi uluslar arası bir operasyon, terörle ilgili yaşadığımız birçok zorluk oldu. Ülkemiz son yıllarda çok büyük badireler atlattı. Bütün bu karmaşanın içerisinde Türkiye ayakta kalıp bölgenin en etkin, güçlü devleti olma başarısını gösterdiği için işçiler olarak Türkiye'nin potansiyeline güveniyoruz. İşsizlik rakamlarının tek haneli rakamlara indiği dönemlerden yüzde 11'e çıkması bizi tedbir almaya itiyor. Önemli bir durum ancak Türkiye'nin yaşadığı yüksek enflasyon ile gelen yüksek faiz, ekonomideki daralma ve büyümedeki aşağı inişlere baktığımız zaman yüzde 11'lik işsizlik rakamı bence çok yüksek gerçekleşmemiş oluyor. ”

Arslan, ekonomide olumlu gelişmeler yaşandığını vurgulayarak, yılın ilk aylarında enflasyon rakamlarında ciddi bir düşüş sağlandığını bildirdi.

“Faizlerde ciddi bir düşme söz konusu, döviz kurunda fiyatların kontrol altına alındığını görüyoruz. ” diyen Arslan, şunları kaydetti:

“Büyümede yeni kıpırdanmalar, ihracatta artışlar devam ediyor. Bütün bu zorlukların sonuna gelmişiz gibi bir umudumuz var, beklentimiz bu yönde. Seçimle inşallah Türkiye'de taşlar yerine oturursa, istikrar korunursa bu sorunlar baş edebileceğimiz sorunlardır. Türkiye, yatırımlarına devam ediyor, KOBİ'lere, iş verenlere ciddi destekler devam ediyor. Devletin bütün bankaları iş verenlere, sermaye çevrelerine destek veriyor, işsizlik artmasın diye. Bunlar çok olumlu gelişmeler. Biz işçiler olarak hem enflasyona karşı kaybettiklerimizin telafi edilmesi, aynı zamanda istikrarın korunması, enflasyonun kontrol altına alınması,faizlerin aşağı çekilmesi, yatırımların artırılması ve işsizliğin azalmasını istiyoruz. ”

  • 1 Mayıs Şanlıurfa'da kutlanacak

Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, Memur-Sen Konfederasyonu ile 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nü Şanlıurfa'da kutlayacaklarını belirtti.

Şanlıurfa'yı seçmelerinin birçok nedeninin olduğunu dile getiren Arslan, sözlerini şöyle tamamladı:

“Şanlıurfa'yı peygamberler şehri, çeşitli medeniyetlerin beşiği olarak biliyoruz. Göbeklitepe'de de gördük ki burası aynı zamanda bir uygarlık merkezi, uygarlığın temellerinin atıldığı bir şehir. Şanlıurfa çevresinde olup bitenlere, terör kuşatmasına rağmen, istikrarsızlığın bölgemizde kol gezdiği dönemlerde dahi birlik beraberlik içerisinde durabilen bir şehir. Farklı etnik, kültürel yapılarına rağmen birlik beraberlik içinde olmayı başarmış bu şehrin 1 Mayıs'ta da şenlenmesini hedefledik. İnşallah 1 Mayıs'ta Şanlıurfa'daki emekçiler başta olmak üzere bölgedeki Hak-İş ve Memur-Sen mensupları olarak farklı bir 1 Mayıs gerçekleştireceğiz. Gerginlik ve çatışmadan uzak, halaylarla, türkülerle birlikte 1 Mayıs'ı kutlayacağız. ”

Categories
Alaturka

Kazlar “yol arkadaşı” oldu

BARTIN (AA) – SELİM BOSTANCI – Bartın'da yaşayan Erdenay Çınçın'a, her gün iş yerine giderken yavruyken beslemeye başladığı 4 kaz yol arkadaşlığı yapıyor.</p> <p>Bartın Belediyesi Samancıoğlu Etnografya Müzesi'nde uzman personel olarak görev yapan 31 yaşındaki Çınçın, geçen yıl nisan ayında evinin bahçesinde beslemek üzere 4 yavru kaz aldı. </p> <p>Büyüyen kazlarından ayrılmak istemeyen Çınçın, evine yaklaşık 500 metre uzaklıktaki iş yerine hayvanları da götürmeye karar verdi.</p> <p>Kazların peşinden ayrılmadığını ve yol boyunca sıralanarak arkasından geldiğini gören Çınçın, sonraki günlerde de kazlarıyla işe gidip gelmeye başladı. </p> <p>Çınçın, sıra dışı yol arkadaşlığını görenlerin meraklı bakışları arasında her gün işe kazlarıyla işe gidip geliyor.

  • “Birbirimize çok alıştık “

Erdenay Çınçın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çocukluğundan beri hayvanları sevdiğini söyledi.

Bahçesinde zaman zaman ördek, keçi ve tavuk beslediğini aktaran Çınçın, geçen yıl da 4 kaz yavrusu aldığını kaydetti.

Zamanla kazlarla birbirlerine alıştıklarını anlatan Çınçın, “Bir gün sabah işe giderken götürmeyi denedim. Arkamdan sırayla geldiklerini ve ayrılmadıklarını görünce sonraki günlerde de devam ettim. Yaklaşık 1 yıldır işe onlarla gidip geliyorum. Müzenin bahçesinde onları besliyorum. Aldığım ilk günden bu yana hep peşimdeler. İşe gidip gelirken kazların peşimden geldiğini görenler, meraklı gözlerle bizi izliyor, aramızdaki dostluğa şaşırıyor. ” diye konuştu.

– “Yol arkadaşım oldular ”

Kazların, kendisini artık sesinden tanıdığını dile getiren Çınçın, “Nereye gidersem arkamdan geliyorlar. Sesimi duyar duymaz bağırmaya başlıyorlar, etrafımda toplanıyorlar. Artık yol arkadaşım oldular. İşe geldiğim yer 500 metrelik bir mesafe ama 1-2 kilometre de gitsem hep arkamdan gelirler. Yolda görenler de ilgiyle bakıyor. İnsanlar şehirde hayvana, hayvan sevgisine hasret kalıyor, gördüklerinde hoşlarına gidiyor. ” ifadelerini kullandı.

Mahalle sakinlerinden Serkan Ural da kazların her gün sahibinin peşinden gitmesine şaşırdıklarını, onları ilgiyle izlediklerini kaydetti.

Categories
Ekonomi

Üniversitelilerden “Amisos” adıyla kahve markası

SAMSUN (AA) – FATİH MEHMET KÜRKÇÜ – Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesinde (OMÜ) öğrenim gören 15 öğrenci, “Amisos ” adıyla kahve markası üretti.

Uzun süre farklı işlerde part time çalışan, aralarında diyetisyen ve gıda teknikerlerinin de bulunduğu üniversiteliler, geçen yıl Adıyaman'dan getirdikleri menengiç kahvesini pazarlarda satmaya başladı.

Menengiç kahvesinin içine şeker yerine keçi boynuzu, çikolata, Türk kahvesi, kakule ve fındık gibi 8 farklı karışım koyarak yeni bir tat oluşturan gençler, açtıkları atölyede üretime başladı.

Tarım ve Orman Bakanlığından üretim izni alan girişimci üniversite öğrencileri, kahve markalarına Samsun'un eski isimlerinden biri olan “Amisos ” ismini verdi. Türk Patent ve Marka Kurumuna ise markanın tescili için başvuruda bulundu.

Samsun Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Salih Zeki Murzioğlu'nun desteğiyle il dışında düzenlenen çeşitli fuarlara katılarak ürünlerini tanıtan öğrenciler, Atakum'daki atölyelerinde ayda 3 ton üretim yapıyor.

Girişimci öğrenciler arasında yer alan OMÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü son sınıf öğrencisi Fatih Avcı, AA muhabirine, 15 ortaklı işlerinde herkesin patron ve işçi olduğunu söyledi.

Ders programlarına göre kendi aralarında çalışma saatlerini düzenlediklerini ifade eden Avcı, şöyle devam etti:

“Çok şükür para kazanıyoruz. İlk kurduğumuzda bazı arkadaşlarımız inançsız başladı. Uğur arkadaşımızın babası destek oldu. İlk makinemizi o aldı. İlk ambalajımızı para, senet vermeden yaptırdık, bize güvendiler. Adım adım gelerek şu anda aylık 3 ton üretim yapıyoruz. Artık ailelerimizden para istemiyoruz. Ailelerine para gönderen arkadaşlarımız var. Sermayemiz çok olsa 3 ton olan üretimimizi 25-30 tona çıkabiliriz. Gelecek yıl Haziran ayında bu rakamlara ulaşmayı hedefliyoruz. ”

  • “Yurt dışına da açılmak istiyoruz “

OMÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde yüksek lisans öğrencisi olan Mustafa Olukkaya ise işlerini büyütmek istediklerini belirterek, “Samsun Gıda Fuarı'na farklı ülkelerden gelen temsilcilerle görüştük. Gürcistan, Suudi Arabistan ve İran'dan temsilcilerle buralardan sipariş bekliyoruz. Sadece Samsun ve yurt içi değil yurt dışına da açılmak istiyoruz. ” dedi.

OMÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü 3. sınıf öğrencisi Fatma Nur Sarıkaya ise ürettikleri kahvenin doğal malzemelerden dolayı yararlı olduğunu ifade etti.

Sarıkaya, tadının acı olmaması için kahvenin içine salep ve keçi boynuzu koyduklarını vurgulayarak, şöyle konuştu:

“Kahvenin Samsun'a özel olması için içine fındık da ekledik. Kahvemiz menengiç, kakule, keçi boynuzu, salep, kakao, yemen kahvesi ve fındıktan oluşuyor. Kahvemizi sadece fuarlar için değil belediyelere de üretiyoruz. Atakum Belediyesi ve Aksaray Belediyeleri için toplu üretim yapıyoruz. ”

Aynı bölümde öğrenim gören Ali Bur da şirketin dağıtım bölümünde çalıştığını çoğu zaman siparişleri yetiştirmekte zorlandıklarını söyledi.

Ekipte olmaktan çok mutlu olduğunu ifade eden Bur, “Siparişleri teslimle görevliyim. Onun dışında zaman zaman gitarımla çalışan arkadaşlarımı motive ediyorum. Çok sipariş alıyoruz. Bu siparişlere tek başıma yetişemiyorum. ” diye konuştu.

Categories
Alaturka

Öğrencilere iş teklifi okuldayken gelmeye başlıyor

SAMSUN (AA) – İLYAS GÜN – Samsun'da gemi yapımı ve denizcilik alanında eğitim veren Nedime Serap Ulusoy Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nin öğrencilerine daha okul bitmeden iş teklifi geliyor.

Samsun'da yaklaşık 10 yıl önce açılan Nedime Serap Ulusoy Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nden mezun olan öğrenciler, makine veya güverte zabiti olarak gemilerde iş imkanı buluyor.

Yılda ortalama 80 mezun veren okulun son sınıf öğrencilerine iş teklifleri, staj döneminde gelmeye başlıyor.

Gemi makineleri ve gemi yönetimi ile çelik gemi yapımı konusunda eğitim alan öğrenciler, okuldaki gemi motorları üzerinde çalışarak deneyim kazanıyor. Gemi parçaları ve çizimi alanında ders gören öğrenciler, tasarım alanında da kendilerini geliştiriyor.

Gemi yönetimi alanında ise gemilerin kumanda merkezleriyle aynı özellikte bulunan köprü üstü simülatörlerinde eğitim alan öğrenciler, mezuniyetin ardından uluslararası geçerliliğe sahip IMO Control Sertifikası sahibi oluyor.

Okul müdürü Mümin Akça, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hizmet verdikleri 10 yılda yaklaşık 800 öğrenciyi mezun ettiklerini söyledi.

Okullarını bitiren öğrencilerin makine veya güverte zabiti olarak gemilerde rahatlıkla iş bulabildiğini belirten Akça, “Öğrencilerimiz mezun olduktan hemen sonra iş bulabiliyor. Bazı öğrencilerimiz staj döneminde yüksek maaşla işine başlıyor. Diğer öğrencilerimiz ise yüksekokul ve 4 yıllık fakültelere gitmek istedikleri için işe başlamıyor. Okulumuz, öğrencilerine uluslararası geçerliliği olan IMO mevzuatı çerçevesinde ders vermektedir. ” diye konuştu.

Akça, özellikle yüksekokul ve 4 yıllık fakülteleri bitiren öğrencilerin çok daha yüksek ücretlerle gemilerde çalıştığını kaydetti.

  • “Öğrencimiz hatırı sayılır maaş almakta “

Gemilerde 7 yıl kaptanlık yaptıktan sonra gemi yönetimi öğretmenliğine geçen Çağrı Seçkin de okulda öğrencilere 3 bin grostonluk gemilerin makine ve güverte zabitliği eğitimini verdiklerini anlattı.

Öğrencilerin staj döneminde bile bu tür gemilerde görev aldığına dikkati çeken Seçkin, “Öğrencilerimizin bir yıllık açık deniz stajı var. Staj dönemlerinde bile öğrencilerimiz iş teklifleri alıyor. Birçok öğrencimiz gemilerde dolar üzerinden hatırı sayılır maaş almakta. Denizcilik, global sektör olduğu için sürekli eleman ihtiyacı bulunan bir sektördür. ” değerlendirmesinde bulundu.

  • Babası da ağabeyi de denizci

Makine Zabitliği Bölümü 11. sınıf öğrencisi Furkan Yılmaz da baba mesleği olarak gemiciliği seçtiğini belirterek, “Ağabeyim de bu okuldan mezun oldu. İş imkanı ve maaşı çok yüksek. Babam bir gemide reis olarak çalışıyor. Ben de makineleri sevdiğim ve bu bölümde çalışmak istediğim için makine zabitliği bölümünü seçtim. ” dedi.

  1. sınıf öğrencisi Büşra Taştan da denizcilik mesleğini çok sevdiğini dile getirerek, şunları kaydetti:

“Bu okuldan mezun olduktan sonra iş imkanı çok. Ben makine bölümünde okuyorum ve burada bulunan atölyelerde birebir, geminin içinde makinelerde çalışıyormuş gibi eğitim alabiliyoruz. Okuldan mezun olduktan sonra üniversite sınavlarına girmeden direkt gemilerde çalışmaya başlamak istiyorum. “

Categories
Ekonomi

Elektrikli araçlar Almanya’da 114 bin kişiyi işinden edecek

BERLİN (AA) – Dünyanın önde gelen otomobil üreticisi ülkelerinden Almanya’da, yanmalı motorlardan elektrikli motorlara geçiş sürecinde 2035’e kadar 114 bin kişi işinden olacak ve ülkede milli gelirin yüzde 0,6’sına denk gelen 20 milyar avroluk ekonomik kayıp yaşanacak. </p> <p>Alman İş Piyasası ve Meslek Araştırmaları Enstitüsü (IAB) tarafından yapılan çalışmaya göre, elektrikli araçların payının artmasıyla içten yanmalı motorlara bağlı sektörlerde çalışan işçileri zor bir süreç bekliyor. </p> <p>2035 yılına kadar Almanya’da otomobillerde elektrikli motorlara geçiş sürecinde 114 bin kişinin işini kaybetmesi beklenirken, ekonomideki kayıp da 20 milyar avro olarak hesaplandı. Bu da ülkenin milli gelirinin yüzde 0,6’sına denk geliyor.

IAB’nın senaryosuna göre, 2035 yılında ülkede otomobillerin sadece yüzde 23’ü elektrikli olacak.

Elektrikli araçların, içten yanmalı motorlara sahip araçlara kıyasla üretim sürecinde yüzde 30 daha az zaman harcanmasından dolayı 83 bin kişi işini kaybedecek, sektördeki diğer iş kolları hesaba katıldığında iş kaybı 130 bine ulaşacak. Bununla birlikte elektrikli araçların üretim ve servisinde 16 bin yeni istihdam oluşturulması da bekleniyor.

Almanya’da 1 milyondan fazla istihdam otomobil sektörüyle ilgili işlerden sağlanıyor.

IAB’nın çalışmasına göre, e-hareketliliğe (e-mobility) geçiş, başlangıçta otomotiv endüstrisi için gerekli ek yatırımlar, şarj istasyonları ve elektrik şebekesinin yeniden desteklenmesi gibi olumlu etkilere neden olacakken uzun dönemde elektrikli otomobil ve bunların bataryalarının ithalatına yönelik talebi artıracak.

Öte yandan, otomotiv sektöründeki iş kayıplarını en aza indirmek için çalışmalarını hızlandıran Alman hükümeti, batarya hücrelerinin Avrupa'da üretimi için 1 milyar avro ayırmıştı. Batarya hücresi üretimine Almanya'da 2021'de başlanması bekleniyor.

Categories
Ekonomi

AB ihracatı 36 milyona iş sağlıyor

BRÜKSEL (AA) – Avrupa Birliği'nin (AB) dünyaya ihracatı üye ülkelerde toplam 36 milyon kişiye istihdam sağlıyor.

AB Komisyonu, “AB'de ihracatın istihdam ve gelire etkileri ” başlıklı raporunu yayınladı.

Raporda, AB üyesi bütün ülkelerin ihracattan ekonomik faydalar sağladığı, AB'nde ihracat kaynaklı istihdamın 2000-2017 yılları arasında yüzde 66 oranında yükseldiği kaydedildi.

AB'nin gerçekleştirdiği ihracatın üye ülkelerde toplam 36 milyon kişiye iş imkanı sağladığına dikkat çekilen raporda, ihracatla ilgili işlerin değer alanlara göre ortalama yüzde 12 oranında yüksek ücret verdiği ifade edildi.

Raporda, AB'nde ihracat odaklı istihdamın toplam istihdamdaki payının 2000 yılında yüzde 10,1 seviyesindeyken 2017'de yüzde 15,3'e çıktığına işaret edildi.

AB'nde ihracat odaklı işlerin yüzde 54'ünün imalat sektöründe olduğuna işaret edilen raporda, ihracatın makine ve ulaşım ekipmanları alanında 10,4 milyon, metal sektöründe 2,9 milyon, kimya sektöründe de 2 milyon kişiye istihdam sağladığı belirtildi.

Raporda, Almanya'da toplam 8,4 milyon, İngiltere'de 4,2 milyon, Fransa'da 3,4 milyon, İtalya'da da 3,2 milyon kişinin istihdamının ihracat kaynaklı olduğu kaydedildi.

AB Komisyonu Ticaretten Sorumlu Üyesi Cecilia Malmström, raporla ilgili yaptığı açıklamada, “Bu çalışma, ticaretin iş anlamına geldiğini açıkça ortaya koyuyor. AB'nin dünyaya ihracatı, Avrupa'nın her köşesinde çok sayıda vatandaşın geçimini destekliyor. ” ifadelerini kullandı.