Kategoriler
Alaturka

Yeni Zelanda’daki iki camiye yönelik terör saldırısına karşı tepkiler

VİYANA (AA) – Avusturya’da bir grup gösterici, Yeni Zelanda’da iki camiye düzenlenen terör saldırısına yol açan Müslüman karşıtı ve ırkçı söylemlere dikkati çekmek için gösteri düzenledi.

Yeni Zelanda’nın Viyana Büyükelçiliği önünde toplanan göstericiler, İslamiyet düşmanı ve ırkçı kişilerce katledilen 49 Müslüman'ın anısına, büyükelçilik önüne çiçek bıraktı.

Gösteriyi düzenleyenlerden Muhammed Yüksek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, birlikte yaşamayı imkansız kılan, toplumları ayrıştıran ırkçılığa karşı bir duruş sergilemek üzere bu gösteriyi gerçekleştirdiklerini söyledi.

Yüksek, Avrupa’da yaşamın her alanında hissedilen aşırı sağcı ve Müslüman karşıtı söylemin en çirkin yüzünün, Christchurch’de ortaya çıktığını belirterek, “Christchurch’de yaşananların tekrarlanmaması için her türlü ırkçılık, aşırıcılığa karşı sesimizi yükseltmememiz gerekiyor. ” dedi.

  • İslam Cemaati'nden hükümete çağrı

Avusturya İslam Cemaati Başkanı (İGGÖ) Ümit Vural da yaptığı konuşmada, terör saldırısında yaşamını yitirenlerin yakınlarına baş sağlığı, yaralılara şifa dileğinde bulunarak saldırıyı sert bir şekilde kınadıklarını dile getirdi.

Vural, nefret söylemi ve kışkırtıcılığın, şiddet ve terörü ortaya çıkardığına dikkati çekerek, camilere yönelik terör saldırılarının, bunun en açık örneği olduğunun altını çizdi.

Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz’un da Yeni Zelanda’daki saldırıları kınadığını hatırlatan Vural, “Bu, elbette ki önemli ancak yeterli değil. Biz hükümete, Müslümanlara yönelik kullanılan ayrıştırıcı ve kışkırtıcı söylem ve eylemlerle arasına açık bir mesafe koyması çağrısında bulunuyoruz.” diye konuştu.

Sanatçı Magdalena Friderica Wachter-Stanfel de ailesinin Nazi zulmünden kaçarak Yeni Zelanda’ya yerleştiğini ve kendisinin bu ülkede doğduğunu belirterek, Nazi ve ırkçı söylemin, Avrupa’dan çok uzaklarda bile etkisini göstermesinden duyduğu üzüntüyü dile getirdi.

Stanfel, dünyaya yayılan nefret söylemi nedeniyle meydana gelen terör saldırısına tepki göstermek üzere gösteriye katıldığını vurgulayarak, özellikle hükümetin artık Neonazi ve ırkçı söylemlere yakın kişilerle arasına mesafe koyması gerektiğini kaydetti.

Kategoriler
Alaturka

Avusturya'da “İslam” ifadesinin karnelerden çıkartılmasına tepkiler

VİYANA (AA) – AŞKIN KIYAĞAN – Avusturya'da eğitim bakanlığı ve başbakanlığa bağlı din işleri dairesi tarafından karnelerde seçmeli din dersi ve öğrencilerin dini aidiyetlerini gösteren kısımda yer alan İslam ifadesinin çıkartılarak yerine ülkedeki Müslümanları temsil eden Avusturya İslam Cemaatinin kısaltması olan İGGÖ'nün yazılması tepkilere neden oldu.

Ülkede yaşayan Müslümanlar başta olmak üzere akademisyenler ve çeşitli sivil toplum kuruluşları, resmi bir evraktan İslam ifadesinin çıkartılmasını Müslümanlara yönelik büyük bir ayrımcılık olarak yorumluyor.

700 binin üzerinde Müslüman'ın yaşadığı Avusturya'da aşırı sağcı hükümetin resmi bir evrakta din hanesine İGGÖ kısaltmasını kullanmasını mantık dışı olarak değerlendiren uzmanlar, dünya genelinde 1,5 milyar Müslüman'ın mensup olduğu dinin adının İslam olduğunu, İGGÖ'nün ise bu ülkede yaşan Müslümanları temsil eden bir kurum olduğuna dikkati çekiyor.

Aşırı sağcı hükümetin söz konusu değişikliği hayata geçirmeden önce kamuoyunu ve Müslümanları ciddi oranda bilgilendirmemiş olması, art niyetli bir tutum olarak değerlendiriliyor.

Müslümanlar dışında diğer din ya da cemaatlere yönelik herhangi bir değişiklik yapmayan hükümetin bu tutumu İslam cemaatini yıpratmanın yanı sıra ülkede kısık sesle de olsa dillendirilen “Avrupa ya da Avusturya İslamı'nı ” hayata geçirmek için atılmış bir adım olarak yorumlanıyor.

  • “Her türlü yasal yola başvuracağız “

İGGÖ Başkanı Ümit Vural, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Eğitim bakanlığının ülkedeki teamüllere aykırı olarak herhangi bir istişare ve diyaloğa ihtiyaç duymadan, okul müdürlerine gönderdiği genelgeyle, karnelerdeki din hanesi ve din dersi kısmından İslam ifadesini çıkardığını anlattı.

Vural, yetkililerle yaptığı görüşmenin istedikleri doğrultuda geçmediğini belirterek, “İslam dini ifadesini aslında böyle basit bir bürokratik müdahale ile resmi bir evrak olan karnelerden silmeye gayret ediyorlar. İGGÖ olarak buna karşı her türlü yasal yola başvuracağız. ” dedi.

Eğitim Bakanlığının değişikliğe gerekçe olarak Alevi çocukların, seçmeli Alevilik dersi yerine İslam dersini yanlışlıkla almalarını önlemek için bu değişikliği yaptıklarını ifade eden Vural, “Her iki din dersine ilişkin kısımda 'Alevi' ve 'İslam' ifadeleri açık şekilde yazıyor. Böyle bir durumda yanlışlık yapılması pek mümkün değil. ” değerlendirmesinde bulundu.

Vural, bakanlığın bir oldubittiye getirerek karnelerden İslam kelimesini çıkartmasının ileride önemli sorunlara yol açacağına dikkati çekerek, “Bu adım İslam ifadesinin yavaş yavaş resmi evraklardan silinmesine yol açacak. Müslümanları tanımlayan İslam kelimesi yerine bir hükümetin yakıştırdığı İGGÖ kısaltması kimlik olarak kullanılacak. Bunu kabul etmemiz mümkün değil. ” görüşünü paylaştı.

  • “İGGÖ zayıflatılmak isteniyor “

Georgetown Üniversitesinde kıdemli araştırmacı olarak çalışmalarını sürdüren Siyaset Bilimci Dr. Farid Hafez, İslam yerine İGGÖ yazılmasının uzun vadede, Müslümanları resmen temsil eden İslam Cemaatini zayıflatma yönünde atılmış bir adım olarak gördüğünü söyledi.

Hafez, “Hükümet bu adımla Avusturya İslam Cemaatini kurum olarak zayıflatmayı hedeflerken, bu değişiklikle kurumun yerine farklı aktörleri etkili kılmak istiyor. Bugün bütün cami ve dernekler kurumun bünyesinde ancak böyle olmasını istemiyorlar. 2013 öncesi Alevi ve Şia cemaati İGGÖ'nün bünyesindeydi, bugün üçe ayrılmış durumda. Bu kurumu zayıflatma yönünde atılan ilk adımdı. Şimdi ise toplumun nazarında İslam ifadesini ortadan kaldırarak kurumu zayıflatma adına ikinci adım atılıyor. ” değerlendirmesinde bulundu.

  • “Kendilerince bir İslam oluşturmak istiyorlar “

Aşırı sağcı hükümetin resmi bir evraktan İslam ifadesini çıkarmasının başka anlamlarının da olduğuna dikkati çeken Hafez, “Bu yönetim iktidarda olduğu sürece, kendilerine göre bir İslam meydana getirmek istiyorlar, bu değişikliği bu yönde atılmış bir adım olarak değerlendiriyorum. ” şeklinde konuştu.

Avusturya'daki Müslümanları da eleştiren Hafez, Müslümanları olumsuz yönde etkileyen birçok konuda yeterince kamuoyu oluşturulamadığı, gerekli tepki ve önlemlerin zamanında alınamadığına işaret etti.

Viyana Mısırlılar Cemaati Sözcüsü İbrahim Roma Ali de ülkede yaşayan Müslümanlara yönelik aşırı sağcı hükümet tarafından bir başka olumsuz uygulamanın hayata geçirildiğini ifade ederek, Avusturya'da yaşayan Müslümanların birlik içinde hareket ederek hukuki yollarla haklarını araması gerektiğinin altını çizdi.

Ali, Müslümanların aşırı sağcı hükümetin uygulamaları karşısında seslerini yükseltmesi gerektiğini vurgulayarak, “Önce anaokullarında başörtüsünü yasakladılar, şimdi ilkokullarda yasağın yürürlüğe girmesi için çalışılıyor. Her olumsuz adımı bir yenisi takip ediyor. Bu durum karşısında sessiz kalırsak, Müslümanların dini olan İslam ifadesi ileride tamamen hayatımızdan çıkartılmış olacak. ” dedi.

Ülkedeki çeşitli sivil toplum kuruluşları, imza kampanyaları ve yetkililere gönderilmek üzere hazırlanan dilekçelerle tepkilerini ortaya koyarak, değişikliğin ivedilikle kaldırılması talebinde bulunuyor.

Kategoriler
Alaturka

Muslim leader in Austria slams change to report cards

By Askin Kiyagan</p> <p>VIENNA (AA) – A Muslim leader in Austria expressed shock Friday over a change in the title of elective courses on Islam in school report cards to “IGGO”, the abbreviation for the Islamic Religious Community of Austria.</p> <p>&quot;The institution or organization that represents the religion is not addressed in the course, but the religion itself, and the name of that religion is Islam,” Umit Vural, the head of IGGO, told Anadolu Agency. </p> <p>Vural stressed that the titles of representative bodies for other religious communities such as the Jewish or Christian communities are not used in school report cards in Austria. </p> <p>The Austrian authorities and Ministry of Education have yet to comment on the issue.</p> <p>After an extreme right-wing coalition came to power in Austria, harsh practices regarding foreigners and immigrants, especially Muslims, came into effect. </p> <p>The government, which recently imposed a ban on headscarves in kindergartens, also aims to implement the ban in primary schools.

Kategoriler
Alaturka

“Din özgürlüğünün olmadığı yerde demokrasi olamaz”

VİYANA (AA) – AŞKIN KIYAĞAN – Avusturya İslam Cemaati Başkanı Ümit Vural, aşırı sağcı hükümetin ilkokullarda hayata geçirmek istediği başörtüsü yasağının din özgürlüğü ile bağdaşmadığını vurgulayarak, “Demokraside din özgürlüğü çok önemli bir etken, din özgürlüğünün olmadığı bir yerde demokrasi olamaz. ” dedi.

Avusturya'da yaklaşık 700 binin üzerinde Müslüman'ın resmi temsilcisi konumundaki Avusturya İslam Cemaati Başkanlığına (İGGÖ) seçilen avukat Ümit Vural, AA muhabirine yeni dönemde yapacağı çalışmalar başta olmak üzere, ülkede hakim olan aşırı sağcı, İslam karşıtı söylemle mücadele ve ilkokullarda getirilmek istenen başörtüsü yasağı gibi güncel konularda açıklamalarda bulundu.

Daha önce aynı kurumda Şura Meclis Başkanlığı görevini yürüten Vural'ın hukukçu kimliği, kendisinden önce İGGÖ'de başkanlık yapmış diğer isimlerden ayıran önemli özellik olarak dikkati çekiyor.

İslam dininin resmen kabul edildiği ülkede yaşayan Müslümanların ibadet özgürlüğünün korunması, helal kesim, dini eğitim gibi birçok konuda hizmet veren kurum bünyesinde yaklaşık 400 cami, 12 okul, 600'ün üzerinde din dersi öğretmeni yer alırken, devlet okullarında verilen din derslerinden 80 binin üzerinde öğrenci faydalanıyor.

İGGÖ Başkanı Vural, Avusturya'da Müslümanların haklarını savunma ve siyasi platformda temsil etme hususunda hukukçu kimliğinin görevine olumlu katkı sağlayacağını söyledi.

Vural, yeni dönemde İGGÖ'yü daha profesyonel bir yapıya büründürmek istediklerini ifade ederek, bu bağlamda bir hukuk dairesi kurulacağını, bu birimin hem İslam Cemaati bünyesine girmek isteyen derneklerin tüzüklerini inceleyeceğini hem de Müslümanları ilgilendiren konulara ilişkin yürürlüğe giren kanunlara yönelik çalışmalar yürüteceğini anlattı.

Müslüman cemaatinin dışarıdan daha iyi tanınması için çeşitli projeler hayata geçirmek istediklerini belirten Vural, kurumun tanınması, hem ülkedeki Müslümanlar hem de toplumun diğer kesimiyle daha iyi iletişim kurma adına basın birimi oluşturacaklarını aktardı.

  • “Hükümetin kullandığı dil ve yöntem yapıcı değil “

Vural, hukuk devleti olan Avusturya'da kimi zaman din özgürlüğü ile bağdaşmayan başörtüsü yasağı gibi konuların gündeme geldiğine işaret ederek, “Siyasi konjonktürü anlayabilmek için hukuki konjonktürü bilmek gerekiyor. Bu doğrultuda eğitimimi, kurumun lehine, verilen kararlarda değerlendirmek ve kurumun önünü açmak için kullanacağım. ” diye konuştu.

Avusturya’da ilkokullarda getirilmek istenen başörtüsü yasağına değinen Vural, başörtüsü yasağının din özgürlüğü ile bağdaşmadığını belirterek, aşırı sağcı hükümetin bu yasağı hayata geçirme gerekçesi olarak çocukların korunmasını ileri sürdüğünü ancak çocukları korumak için tercih edilen yolun doğru olmadığını ifade etti.

“Yasakların çocukları koruma anlamına geldiği kanaatinde değiliz. ” görüşünü paylaşan Vural, hükümetin kullandığı dil ve seçtiği yöntem açısından yapıcı bir tutum sergilemediğini savundu.

  • “Avusturya din özgürlüğünü uygulamalı “

Vural, “Demokraside din özgürlüğü çok önemli bir etken, din özgürlüğünün olmadığı bir yerde demokrasi olamaz. İnsan hakları beyannamesinin 14. fıkrasında din özgürlüğüne vurgu yapılır ve bu anlaşmaya taraf olan Avusturya’da kendi anayasasında bu hususa dikkat etmek, uygulamak durumundadır. ” değerlendirmesinde bulundu.

Avusturya’da Müslümanların resmi temsilcisi olan İGGÖ'nün İslam dinine ilişkin konularda yegane karar merci olduğunu vurgulayan Vural, İslam dininin bir parçası olan başörtüsünün ayrıca dünya genelindeki yaklaşık 1,5 milyar Müslüman'la bağdaştırılan bir sembol olduğunun altını çizdi.

Vural, ebeveynlerin çocuklarını dini inanışlarına göre yetiştirme özgürlükleri bulunduğunu, bu hususun insan hakları evrensel beyannamesinin ilgili protokollerinde yer aldığını anımsatarak, başörtüsü yasağıyla çocukların ailelerinden korunmak istendiği gibi bir durum anlaşıldığına, böyle bir yaklaşımın kabul edilemeyeceğine dikkati çekti.

Başörtüsü yasağına ilişkin ülkedeki diğer dini cemaatler başta olmak üzere, farklı siyasi partiler ve hukukçularla görüşmeler gerçekleştireceklerini aktaran Vural, hükümetin tercih ettiği yolun yanlışlığını şeffaf bir şekilde her platformda ifade edeceklerini söyledi.

  • Hukuk mücadelesi vurgusu

Vural, başörtüsünün zorla takılmasına kendilerinin de karşı olduğunu, baskı ve zorlamanın İslam’da yeri bulunmadığını belirterek, “Başörtüsünün zorla takılmasını önlemenin karşılığı başörtüsü yasağı değildir.” şeklinde konuştu.

Kurum olarak ortaya koydukları çabaların sonuç getirmemesi durumunda, hukuki mücadeleye yöneleceklerini dile getiren Vural, “Hukuk devletinde yaşıyoruz, anayasaya uymak herkesin sorumluluğu, başörtüsü yasağının din özgürlüğüne aykırı olduğu kanaatindeyiz, hukuk devleti içerisinde haklarımızı arayacağız. ” ifadesini kullandı.

Vural, Avrupa'da yükselen aşırı sağ, popülist söyleme karşı liberal demokrasiyi savunan çevrelerin Avrupa'nın değerlerini koruma adına toplumları ikna edecek, daha güçlü karşıt söylemler geliştirmesi gerektiğini anlattı.

  • “İslamofobi ve antisemitizm arasında ayrım yapılmamalı “

İslamofobi ve antisemitizmin temelinde aynı ırkçı, nefret söyleminin barındığına dikkati çeken Vural, “Bize göre siyasilerin antisemitizmi gündeme getirmesi ne kadar doğru ise onunla birlikte İslam karşıtlığını da gündeme getirmesi o kadar doğru. Bunların arasında ayrım yapmak meseleyi sağlıklı çözmek anlamında doğru bir yaklaşım olmaz. ” görüşünü paylaştı.

Vural, İslamofobi ve antisemitizm ile mücadele kapsamında Avusturya'daki Yahudi cemaatiyle görüşerek, ortak çalışmalar yürütmek istediklerini de dile getirdi.

Avusturya’da sosyal medya gibi dijital platformlar başta olmak üzere günlük yaşamda ırkçı ve İslam karşıtı saldırıların artış gösterdiğine işaret eden Vural, bu alanda caydırıcı hukuki düzenlemelerin hayata geçirilmesinin fayda sağlayacağını söyledi.

Vural, özellikle ırkçı saldırıya maruz kalmış kişilerin ilgili kurumlara başvurarak, yaşananları kayıt altına aldırmalarının önemli olduğunu, böylelikle ortaya çıkacak verilerin ülkenin gidişatını anlama ve uluslararası alanda yaşanan mağduriyetleri anlatma açısından büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.

Kategoriler
Alaturka Gazetesi

Avusturya’da başörtüsü yasağına tepki

VİYANA (AA) – Avusturya İslam Cemaati (İGGÖ) Başkanı İbrahim Olgun, aşırı sağcı hükümetin ilk ve anaokullarına yönelik başörtüsü yasağına ilişkin, “Eğer bu sorunu diyalogla çözemezsek, bu dışlayıcı yasa tasarısını önlemek için bütün hukuki yollara başvurmaktan başka çaremiz kalmıyor.” dedi.

Avusturya Haber Ajansına (APA) konuşan Olgun, göreve başladığı iki yıllık zaman zarfı içinde koşulların ülkedeki Müslümanlar açısından zorlaştığını belirterek, İslami konuların akademik bir seviyede tartışılmadığını, daha ziyade siyasete alet edilmeye çalışıldığını vurguladı.

Olgun, aşırı sağcı hükümetin, ilk ve anaokullarında hayata geçirmek istediği başörtüsü yasağının “karşılığı olmayan suni bir konu ” olduğuna dikkati çekerek, “İGGÖ olarak, bize bağlı ilkokullarda istatistiksel bir çalışma yaptık, sonuçlar bizi şaşırtmadı. Bize bağlı okullarda ilkokul seviyesindeki kız çocuklarının yüzde 15’den azı başörtüsü takıyor ve bunların çoğunluğu düzenli olarak takmıyor. Bizdeki okullarda başörtüsü takan öğrencilerin sayısı bu kadar azken, devlet okullarında bu oran çok daha azdır. Bu veriler söz konusu tartışmanın çok yersiz olduğunu gösteriyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Başörtüsü yasağının yasalaşmaması için konunun diyalog yoluyla çözüme kavuşturulabileceğine işaret eden Olgun, “Eğer bu sorunu diyalogla çözemezsek, bu dışlayıcı yasa tasarısını önlemek için bütün hukuki yollara başvurmaktan başka çaremiz kalmıyor.” görüşünü paylaştı.

Olgun, dışlayıcı ve ayrıştırıcı yasağın yasalaşması durumunda konuyu Avrupa Birliği (AB) Adalet Divanına kadar taşıyacaklarını söyledi.

Avusturya Musevi Cemaati ile mevcut sorunlar ve ortak konular üzerine fikir alışverişinde bulunduklarını aktaran Olgun, her iki dini cemaat arasında oluşturulacak yeni bir ekiple toplumdaki sorunların giderilmesi için çalışmalar yapılacağını sözlerine ekledi.

Başbakan Sebastian Kurz geçen ay, anaokulları ve ilkokullarda başörtüsünün yasaklanması gerektiğini belirterek, ilgili bakanlıklara söz konusu yasağın hayata geçirilebilmesi için yasal düzenleme yapılması talimatı vermişti.

Kategoriler
Alaturka Gazetesi

Austria: Chancellor meets Muslim body over headscarf ban

By Askin Kiyagan

VIENNA (AA) – Austrian Chancellor Sebastian Kurz in a meeting with representatives of the country's Muslim body on Friday reiterated his stance on a headscarf ban in kindergarten and primary schools.

Kurz met Ibrahim Olgun, the head of the Islamic Religious Authority of Austria (IGGO) and the authority's representative for women Carla Amina Baghajati.

“I told the Islamic Religious Authority of Austria that as the Austrian government, we are determined to put the headscarf ban into effect in kindergartens and primary schools, ” he said after the meeting.

Olgun, speaking to Anadolu Agency, said that Austrian Muslims will challenge the ban legally, adding that the headscarf is not a political symbol.

“We told Mr. Chancellor that the headscarf is a religious subject. Muslims do it out of their free will. There is no force or pressure, and a majority of Muslim families don't make their children cover their heads in kindergartens or primary schools.

“But we can't understand the Chancellor's manner about it, ” Olgun said.

He expressed fears that the ban may be extended to high schools and universities.

Austria's new coalition government, consisting of the far-right Freedom Party and centre-right Austrian People's Party, is aiming to create a draft law to ban young Muslim girls to wear headscarves in kindergartens and primary schools, a culture which they say attacks the country's mainstream culture.

In the elections last October, the coalition campaigned against the influx of immigrants in Europe.

In Austria, where Islam has been one of the officially recognized religions since 1912, there is a population of over 600,000 Muslims, corresponding to seven percent of the population, according to figures obtained from the Vienna Islamic Federation.

Kategoriler
Alaturka Gazetesi

Avusturya'nın yeni Eğitim Bakanına "başörtüsü" tepkisi

VİYANA (AA) – AŞKIN KIYAĞAN – Avusturya'nın aşırı sağcı koalisyon hükümetinin yeni Eğitim Bakanı Heinz Fassmann'ın “Öğretmenler başörtü takmamalıdır ” sözlerine ülkede yaşan Müslümanlar tepki gösterdi.

Merkez sağ Avusturya Halk Partisi (ÖVP) ve aşırı sağcı Özgürlük Partisinin (FPÖ) oluşturduğu hükümetin İslam, yabancı ve sığınmacı karşıtı programının yanı sıra göreve henüz başlayan bakanların açıklamaları, ülkede bulunan Müslümanlar başta olmak üzere yabancıları ve sığınmacıları kaygılandırıyor.

Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyeliğine karşıtlığını her fırsatta dile getiren aşırı sağcı hükümet, Müslümanlara ait kurumlar, yabancı ve göçmenlere karşı sert uygulamaları hayata geçirmek istiyor.

Aşırı sağcı hükümetin coğrafya Profesörü yeni Eğitim Bakanı Fassmann'ın, “Din dersleri ve özel okullar hariç, öğretmenlerin başörtüsü takmaması gerektiğine ” dair ifadeleri, 1912'den itibaren İslam dinin resmen kabul edildiği Avusturya'da yaşayan Müslümanların tepkisine neden oldu.

Başbakan Sebastian Kurz'un dışişleri ve entegrasyon bakanlığı döneminde çeşitli vesilelerle gündeme taşıdığı öğretmenlik gibi bazı memuriyetlerde başörtüsünün yasaklanmasına yönelik girişimlerin bu dönemde yeniden filizlenerek ülke gündemini ciddi oranda meşgul edeceği tahmin ediliyor.

– “Başörtüsü bizim kırmızı çizgimizdir ”

Avusturya İslam Cemaati (İGGÖ) Başkanı İbrahim Olgun, konuya ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, önceki dönemlerde de kamusal alanda başörtüsünün yasaklanması gibi benzer söylem ve tartışmaların yaşandığını hatırlatarak “Daha önce de birçok kez dile getirdik. Başörtüsü bizim kırmızı çizgimizdir. Bu nedenle böyle bir girişime hiçbir zaman izin vermeyeceğiz. Başörtüsü yasağının hayata geçirilmemesi için elimizden gelen bütün hukuki mücadeleyi yapacağız, gerekirse anayasa mahkemesine kadar konuyu taşıyacağız. ” dedi.

Olgun, en kısa sürede yeni Eğitim Bakanıyla bir araya gelerek konuyu kapsamlı bir şekilde görüşeceklerini ve olası bir başörtüsü yasağına ilişkin hassasiyetlerini çok açık bir şekilde ifade edeceklerini söyledi.

Başörtüsünü çeşitli bahanelerle yasaklamanın, din özgürlüğü, insan hakları ve demokrasiyle kesinlikle bağdaşmadığını vurgulayan Olgun, “Seküler devlet yapısı bahane edilerek başörtüsü yasağı getirilmek istenmesinin ardında bize göre İslam karşıtlığı yatmaktadır. ” değerlendirmesinde bulundu.

– “Başörtüsü İslam'ın bir parçasıdır ”

Viyana İslam Federasyonu (İFW) Genel Sekreteri Harun Erciyas da başörtüsü gibi belirli konularda getirilecek herhangi bir yasağın anlaşılır olmadığını belirterek devletin seküler yapısı ve tarafsızlık ilkesi ile başörtüsünün bağdaşmadığına yönelik açıklamaların gerçekleri yansıtmadığını kaydetti.

Erciyas, ülkede başörtülü öğretmenlik yapan kişilerin Avusturya'daki okullarda eğitim aldıklarını anımsatarak “Başörtülü öğretmenlerin tarafsızlık ilkesine aykırı olduklarını iddia etmek, aslında bu insanların eğitimlerine, emeklerine hakaret etmek anlamına geliyor. Biz bunu kesinlikle tasvip etmiyoruz. ” diye konuştu.

Avusturya'da İslam dininin yasal olarak tanındığını ve ülkede yaşayan Müslümanların İslam Cemaati tarafından temsil edildiğini belirten Erciyas, “Ülkenin resmi kurumu olan İslam Cemaati, başörtüsünü İslam’ın bir parçası olarak tanımlıyor. Bu nedenle eğer başörtülü insanları kamudan uzaklaştırırsanız, aynı zamanda bu dinin bütün mensuplarını kamudan uzaklaştırmış, doğal olarak da ayrımcılık yapmış oluyorsunuz. ” dedi.

Erciyas, bu tür söylem ve tartışmalarla başörtüsünün yasaklanmasına ilişkin zemin oluşturulmaya çalışıldığına dikkati çekerek ülkede yaşayan Müslümanların birlik içinde, başörtüsü karşıtlığıyla mücadele yürütmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

– “Sekülerizm bahanesiyle başörtüsü yasağı getirilmek isteniyor ”

Avrupa Türk Demokratlar Birliği (UETD) Avusturya Başkanı Fatih Karakoca da aşırı sağ koalisyonun, Avusturya'da çözülmesi gereken birçok sorun varken, toplumda ayrışmaya ve gerginliğe neden olacak eylemlerde bulunduğunu dile getirdi.

Karakoca, Avusturya'da inanç özgürlüğünün yasalarla güvence altına alındığını ancak buna rağmen özellikle 2015’te yürürlüğe giren İslam yasasıyla Müslümanların dini özgürlüklerine yönelik kısıtlamaların artış gösterdiğini ifade etti.

Bakanın ifadelerini “talihsizlik ” olarak değerlendiren Karakoca, “Bugün sekülerizmin arkasına sığınıp, başörtülü öğretmene yasak getirmek isteyenler, yarın bunu öğrenciler dahil her alana yayarak toplumda infiallere sebebiyet vereceklerdir. ” diye konuştu.

Avusturya Eğitim Bakanı Heinz Fassmann, ülkenin önde gelen gazetelerinden Kurier'e geçen hafta yaptığı açıklamada, seküler devlet anlayışına sempati beslediğini ifade ederek din dersleri ve özel okullar hariç öğretmenlerin başörtüsü takmamaları gerektiğini söylemişti.

Kategoriler
Alaturka Gazetesi

Avusturya’nın yeni Eğitim Bakanına “başörtüsü” tepkisi

VİYANA (AA) – AŞKIN KIYAĞAN – Avusturya'nın aşırı sağcı koalisyon hükümetinin yeni Eğitim Bakanı Heinz Fassmann'ın “Öğretmenler başörtü takmamalıdır ” sözlerine ülkede yaşan Müslümanlar tepki gösterdi.

Merkez sağ Avusturya Halk Partisi (ÖVP) ve aşırı sağcı Özgürlük Partisinin (FPÖ) oluşturduğu hükümetin İslam, yabancı ve sığınmacı karşıtı programının yanı sıra göreve henüz başlayan bakanların açıklamaları, ülkede bulunan Müslümanlar başta olmak üzere yabancıları ve sığınmacıları kaygılandırıyor.

Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyeliğine karşıtlığını her fırsatta dile getiren aşırı sağcı hükümet, Müslümanlara ait kurumlar, yabancı ve göçmenlere karşı sert uygulamaları hayata geçirmek istiyor.

Aşırı sağcı hükümetin coğrafya Profesörü yeni Eğitim Bakanı Fassmann'ın, “Din dersleri ve özel okullar hariç, öğretmenlerin başörtüsü takmaması gerektiğine ” dair ifadeleri, 1912'den itibaren İslam dinin resmen kabul edildiği Avusturya'da yaşayan Müslümanların tepkisine neden oldu.

Başbakan Sebastian Kurz'un dışişleri ve entegrasyon bakanlığı döneminde çeşitli vesilelerle gündeme taşıdığı öğretmenlik gibi bazı memuriyetlerde başörtüsünün yasaklanmasına yönelik girişimlerin bu dönemde yeniden filizlenerek ülke gündemini ciddi oranda meşgul edeceği tahmin ediliyor.

– “Başörtüsü bizim kırmızı çizgimizdir ”

Avusturya İslam Cemaati (İGGÖ) Başkanı İbrahim Olgun, konuya ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, önceki dönemlerde de kamusal alanda başörtüsünün yasaklanması gibi benzer söylem ve tartışmaların yaşandığını hatırlatarak “Daha önce de birçok kez dile getirdik. Başörtüsü bizim kırmızı çizgimizdir. Bu nedenle böyle bir girişime hiçbir zaman izin vermeyeceğiz. Başörtüsü yasağının hayata geçirilmemesi için elimizden gelen bütün hukuki mücadeleyi yapacağız, gerekirse anayasa mahkemesine kadar konuyu taşıyacağız. ” dedi.

Olgun, en kısa sürede yeni Eğitim Bakanıyla bir araya gelerek konuyu kapsamlı bir şekilde görüşeceklerini ve olası bir başörtüsü yasağına ilişkin hassasiyetlerini çok açık bir şekilde ifade edeceklerini söyledi.

Başörtüsünü çeşitli bahanelerle yasaklamanın, din özgürlüğü, insan hakları ve demokrasiyle kesinlikle bağdaşmadığını vurgulayan Olgun, “Seküler devlet yapısı bahane edilerek başörtüsü yasağı getirilmek istenmesinin ardında bize göre İslam karşıtlığı yatmaktadır. ” değerlendirmesinde bulundu.

– “Başörtüsü İslam'ın bir parçasıdır ”

Viyana İslam Federasyonu (İFW) Genel Sekreteri Harun Erciyas da başörtüsü gibi belirli konularda getirilecek herhangi bir yasağın anlaşılır olmadığını belirterek devletin seküler yapısı ve tarafsızlık ilkesi ile başörtüsünün bağdaşmadığına yönelik açıklamaların gerçekleri yansıtmadığını kaydetti.

Erciyas, ülkede başörtülü öğretmenlik yapan kişilerin Avusturya'daki okullarda eğitim aldıklarını anımsatarak “Başörtülü öğretmenlerin tarafsızlık ilkesine aykırı olduklarını iddia etmek, aslında bu insanların eğitimlerine, emeklerine hakaret etmek anlamına geliyor. Biz bunu kesinlikle tasvip etmiyoruz. ” diye konuştu.

Avusturya'da İslam dininin yasal olarak tanındığını ve ülkede yaşayan Müslümanların İslam Cemaati tarafından temsil edildiğini belirten Erciyas, “Ülkenin resmi kurumu olan İslam Cemaati, başörtüsünü İslam’ın bir parçası olarak tanımlıyor. Bu nedenle eğer başörtülü insanları kamudan uzaklaştırırsanız, aynı zamanda bu dinin bütün mensuplarını kamudan uzaklaştırmış, doğal olarak da ayrımcılık yapmış oluyorsunuz. ” dedi.

Erciyas, bu tür söylem ve tartışmalarla başörtüsünün yasaklanmasına ilişkin zemin oluşturulmaya çalışıldığına dikkati çekerek ülkede yaşayan Müslümanların birlik içinde, başörtüsü karşıtlığıyla mücadele yürütmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

– “Sekülerizm bahanesiyle başörtüsü yasağı getirilmek isteniyor ”

Avrupa Türk Demokratlar Birliği (UETD) Avusturya Başkanı Fatih Karakoca da aşırı sağ koalisyonun, Avusturya'da çözülmesi gereken birçok sorun varken, toplumda ayrışmaya ve gerginliğe neden olacak eylemlerde bulunduğunu dile getirdi.

Karakoca, Avusturya'da inanç özgürlüğünün yasalarla güvence altına alındığını ancak buna rağmen özellikle 2015’te yürürlüğe giren İslam yasasıyla Müslümanların dini özgürlüklerine yönelik kısıtlamaların artış gösterdiğini ifade etti.

Bakanın ifadelerini “talihsizlik ” olarak değerlendiren Karakoca, “Bugün sekülerizmin arkasına sığınıp, başörtülü öğretmene yasak getirmek isteyenler, yarın bunu öğrenciler dahil her alana yayarak toplumda infiallere sebebiyet vereceklerdir. ” diye konuştu.

Avusturya Eğitim Bakanı Heinz Fassmann, ülkenin önde gelen gazetelerinden Kurier'e geçen hafta yaptığı açıklamada, seküler devlet anlayışına sempati beslediğini ifade ederek din dersleri ve özel okullar hariç öğretmenlerin başörtüsü takmamaları gerektiğini söylemişti.

Kategoriler
Alaturka Gazetesi

ANALİZ – Avusturyalı bakanın Müslümanlara kumpasına tepkiler

VİYANA (AA) – AŞKIN KIYAĞAN – Avusturya’da Müslümanlara ait anaokullar üzerine yapılan bir çalışmanın, Dışişleri ve Entegrasyon Bakanı Sebastian Kurz’un başında olduğu bakanlık çalışanları tarafından siyasi rant için manipüle edilerek değiştirilmesi, başta Avusturya’da yaşayan Müslümanlar olmak üzere toplumun faklı kesimlerinin tepkisini çekti.

Avusturya Halk Partisi (ÖVP) başkanlığına “ülkenin umudu” olarak getirilen 30 yaşındaki Kurz’un 15 Ekim’de yapılacak seçimlerde başbakan olabilmek için Müslümanları siyasi malzeme olarak kullanma girişimi, ülke siyasi tarihinin “en büyük skandalı” olarak yorumlanıyor.

Viyana Üniversitesinde Din Pedagojisi Bölümü Öğretim Üyesi Profesör Adnan Aslan’ın 2016’da hazırladığı İslami Kreşler Raporu’nun bazı kısımları, bu kurumları kapatmak isteyen Entegrasyon Bakanlığının çalışanları tarafından, Aslan’ın da bilgisi dahilinde değiştirildi.

Böylece, raporun ilk versiyonunda yer almayan ifadelerle toplum nazarında İslami anaokullarında “radikal İslamcı, ülkenin değerlerini benimsemeyen çocuklar yetiştiriliyor” algısı oluşturulmaya çalışıldı.

Raporda özellikle dil, evrensel değerler ve pedagojik eğitimin önemi gibi kısımların toplumda kaygıya neden olacak şekilde değiştirilmesi, ekim ayında yapılacak erken seçimde Müslümanlar üzerinden siyasi kampanya yürütülmek istendiği yorumlarına neden oldu.

Bu noktada yeni ÖVP Başkanı Kurz’un, Müslümanları sosyal yaşama uyum sağlamak istemeyen, ülke düzenine aykırı topluluk şeklinde göstermeyi hedefleyen çalışmayı kullanarak, aşırı sağa kayan oyları partisinde toplamayı amaçladığı yorumları yapıldı.

Öte yandan akademik çalışmaları çok sayıda öğretim görevlisi tarafından eleştirilen Aslan’ın, İslami kreşler çalışmasının Viyana Üniversitesi tarafından incelenmeye alındığı öğrenildi.

– “Müslümanlar üzerinden oy devşirmek isteniyor”

Konuya ilişkin AA muhabirine konuşan Avusturya İslam Cemaati (İGGÖ) Başkanı İbrahim Olgun, şunları söyledi:

“Avusturya İslam Cemaati olarak akademisyen Aslan’ın İslami kreşler üzerine yapmış olduğu çalışmanın Entegrasyon Bakanlığı tarafından değiştirilmesi ve istismar edilmesi bizi şaşırtmadı. Çünkü biz bu raporun yayımlandığı ilk günden itibaren bu kanaatteydik. Maalesef son yıllarda Avusturya’da Müslümanlar ve kurumları sürekli siyasi malzeme yapılmakta ve Müslümanlar üzerinden oy devşirilmekte. İslami anaokullarına yönelik bu rapor da bunun en iyi örneği.”

Söz konusu çalışmayla Müslümanlar üzerinde oynanan oyunun ortaya çıkmasının kendilerini memnun ettiğini vurgulayan Olgun, Viyana Üniversitesinin, raporun bakanlık çalışanları tarafından kasıtlı tahrif edilmesine ilişkin inceleme başlattığını ve en kısa sürede sonuçların kamuoyuyla paylaşılmasını beklediklerini kaydetti.

Olgun, “Öncelikli olarak kendisini bilim adamı olarak tanımlayan, bağımsız bir akademisyen olduğunu iddia eden Adnan Aslan’ın Müslümanları ve akademik kimliğini siyasi mercilere alet ederek kullandırması ve bir bakanlığın, dolayısıyla da bir siyasi partinin, bilim insanlarını, bir üniversitenin öğretim görevlisini kendi siyasi çıkarlarına malzeme etmesi bizleri derinden rahatsız etti.” ifadelerini kullandı.

Siyasi çevrelerin, Müslümanları bu tür eylemlerle siyasete alet etmesini kınadıklarının altını çizen Olgun, bu ve benzeri olayların tekrarlanmamasını temenni etti.

– “Yapılan sahtekarlık”

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Avrupa Araştırmaları Direktörü Enes Bayraklı da Avrupa genelinde olduğu gibi Avusturya’da da siyasetin aşırı sağa kaydığını anımsatarak, Avusturya merkez sağ partisi başına getirilen Kurz’un, aşırı sağcı Avusturya Özgürlük Partisi Başkanı Heinz Christian Strache’nin kullandığı söylemleri merkeze taşıyan popülist bir siyasetçi olduğunu belirtti.

Bayraklı, aşırı sağın, Müslümanları ötekileştirip güvenlik meselesi olarak göstermeye çalıştığını dile getirerek, şöyle devam etti:

“Bu raporda da Kurz’un ve bakanlığının yapmış olduğu benzer bir durum. Gayet sorunlu bir akademisyen olan Adnan Aslan’a bu iş veriliyor. Aslan, gayet sorunlu bir metodolojiyle ki birçok akademisyen bu çalışmayı ilk yayımlandığı günlerde de ciddi oranda eleştirdi, İslami kreşler üzerine bir araştırma yaptığını iddia ediyor. Araştırmada çıkan sonuçları da bakanlık beğenmeyerek müdahale ediyor. Sanki bu kreşlerdeki çocuklar radikalleştirilip DEAŞ sempatizanı gibi yetiştiriliyor izlenimi uyandıracak bir sahtekarlığa imza atıyorlar.”

Aslan’ın daha önceki çalışmaları ve söylemleriyle birçok akademisyen ve teolog tarafından eleştirildiğini aktaran Bayraklı, “Bütün Müslüman kuruluşların ve sivil toplum örgütlerinin İslam devleti kurmak istediklerini ileri süren, Müslümanları şeytanlaştıran popülist söylemleri destekleyici çalışma ve ifadelerde bulunan sorunlu bir kişi. Burada bozacının şahidi şıracı misali bu iki ismin birbiriyle buluştuğunu görüyoruz.” ifadelerini kullandı.

– “Batı siyasetinde ‘kullanışlı tövbekar İslamcılar’ türedi”

Bayraklı, Batı siyasetinde son yıllarda sıklıkla rastlanan bir durum yaşandığını belirterek, şunları kaydetti:

“Adnan Aslan gibi ‘kullanışlı tövbekar İslamcılar’ türedi. Bunların bir kısmı İslam dinini terk etmiş ya da İslam dininin sorunlu olduğunu ve reform edilmesi gerektiğini söyleyen bir ekip. Bunlar aşırı sağ söylemin değirmenine su taşıyor. Aslan da bu ekibin Avusturya temsilcisi. Bu kişiler olmayan bir problem üzerinden Müslümanlara bulundukları ülkelerde baskı kurulmasını sağlayacak politikaların oluşturulmasına katkı sağlıyor. Bu baskılar sonucunda Müslümanlar daha fazla ötekileştirilerek toplumdan dışlanıyor. Bu toplumların bir parçası olmaktan çıkarılmak isteniyorlar. Bu aslında daha fazla radikalleşmenin zemin kazanmasına katkı sağlayacak bir yaklaşım.”

Bayraklı, radikalleşmeyle mücadele ettiklerini söyleyenlerin radikalleşmeye zemin hazırlayacak politikalara imza attığı değerlendirmesinde bulundu.

– “Kurz’un Müslümanlara yönelik ırkçı söylemi yeni değil”

Salzburg Üniversitesi Siyaset Bilimi Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Farid Hafez da söz konusu çalışmanın Viyana Üniversitesi tarafından incelendiğini vurgulayarak, “Bu rapordan bağımsız olarak son yıllarda siyasiler, İslam düşmanlığı güden politikalarını desteklemek için Adnan Aslan gibi akademisyenleri destekliyor.” dedi.

Kurz ve bakanlığının son yıllarda hayata geçirdiği İslam Uyum Yasası ve son olarak İslami anaokulları çalışmasına işaret eden Hafez, “Kurz, Müslümanlara yönelik ırkçı bir söylem yürütüyor ve bu yeni bir şey değil.” diye konuştu.

Avusturya’nın önemli gazetelerinden Falter, salı günü, 2016’da akademisyen Adnan Aslan tarafından hazırlanan İslami Kreşler Raporu’nun bazı kısımlarının Entegrasyon Bakanlığı çalışanları tarafından, Bakan Kurz’un siyasi hedeflerine hizmet edecek şekilde değiştirildiğini ileri sürmüştü.

Müslümanlara ait anaokullarının kapatılması gerektiğini savunan Kurz, konuya ilişkin bir açıklama yapmazken, Aslan ise sosyal medya hesabı üzerinden çalışmasının arkasında olduğunu vurgulamıştı.

Kategoriler
Alaturka Gazetesi

AB Adalet Divanının başörtüsü kararı

VİYANA (AA) – Avrupa Birliği (AB) Adalet Divanının dini sembollere ilişkin kararının ardından Avusturya’da bir özel eğitim kurumu, başörtüsü dahil dini sembollerin çalışanları tarafından kullanılmasını yasakladı.

AB Adalet Divanının, işverenlerin çalışanların başörtüsü takmasını yasaklamaya hakkı ve yetkisi olabileceği yönündeki kararının ardından Graz kentinde faaliyet gösteren BFI adlı özel eğitim kurumu, çalışanlarına kılık kıyafet düzenlemesi getirdi.

BFI yöneticisi Wilhelm Techt, Kleinzeitung gazetesine yaptığı açıklamada, kurumun görünen her türlü dini sembolü yasakladığını açıkladı.

Kurumlarında bine yakın sığınmacının eğitim aldığını anlatan Techt, “Yanlış anlaşılmaya mahal vermeden Batı kültürünü ve değerlerini aktarmamız gerekiyor. Bundan dolayı eğitimcilerin Batılı kıyafetlerle çalışması gerekiyor.” diye konuştu.

Techt, eğitimcilerini “rol model” olarak konumlandırdıklarını belirterek düzenlemenin de onların görev tanımları içinde yer aldığını kaydetti.

– “İslamofobinin neticesi”

Uygulamaya ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Avusturya İslam Toplumu (İGGÖ) Başkanı İbrahim Olgun, AB Adalet Divanının aldığı kararın kedilerini hayal kırıklığına uğrattığını belirterek “Bu kararın, Avrupa’da artan İslamofobinin neticesi olduğunu düşünüyoruz.” dedi.

Başörtüsünün İslam dininin en önemli unsurlarından biri olduğunu, farklı dini sembollerle kıyaslanamayacağını belirten Olgun, “AB Adalet Divanının yanlış bir kıyasla böyle bir karara vardığını düşünüyoruz ve bu kararı eleştiriyor, kınıyoruz.” ifadesini kullandı.

Kararın Müslüman kadınları iş alanlarından uzaklaştıracağına dikkati çeken Olgun, “Müslüman kadınlara ciddi manada bir ayrımcılık yapılmış olacak. Bunun yansımalarını Avusturya’daki BFI örneğinde ne yazık ki görüyoruz. Bu karar başörtülü kadınlarımızı toplumun dışına itecek. Bu konuda ciddi manada endişeliyiz.” değerlendirmesinde bulundu.

Avusturya, geçen aylarda da burka ve kısmi başörtüsü yasağıyla gündeme gelmişti. Avusturya’da eğitim veren özel bir kurumda bu kararın alınması, yasağın devlet kurumlarını da kapsayacak şekilde ülke geneline yayılabileceği yorumlarına yol açtı.

Merkezi Lüksemburg’da bulunan AB Adalet Divanı, iş yerlerinde çalışanların “görünür bir biçimde dini, siyasi, felsefi sembolleri taşımaları” hakkında Belçika ve Fransa’dan yapılan iki başvuruyu karara bağlamıştı.

Mahkeme, “işverenlerin, çalışanların iş yerlerinde iç kurallar gereği herhangi bir siyasi, felsefi veya dini sembolün görünür kullanımını yasaklamasının doğrudan ayrımcılık teşkil etmediğine” hükmetmişti.