Categories
Politika

2020 Yılı Bütçesi TBMM Genel Kurulunda

TBMM (AA) – HDP Grup Başkanvekili Fatma Kurtulan'ın, iktidara "Kürt halkına karşı günahkarsınız, suçlusunuz." demesine AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, "Kürtler üzerinden bu ülkeyi bölmekle uğraşıyorsunuz." karşılığını verdi.

TBMM Genel Kurulunda görüşülen Adalet, Milli Savunma ile Hazine ve Maliye bakanlıklarının bütçeleri üzerinde HDP grubu adına konuşmalar yapıldı.

HDP Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, bağımsız ve tarafsız yargı olmadığını ileri sürerek, "Türkiye, en siyasallaşmış yargı dönemini yaşıyor." ifadesini kullandı.

Mahkemelerde örgüt üyeliğinden defalarca ceza alan isimler olduğunu belirten Başaran, "Yargının geldiği nokta bu. Talimatlı, sorgulamıyor." dedi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun, bir televizyon programında, "Her şeye Anayasa Mahkemesinin gözüyle bakıyor değilim." dediğini ifade eden Başaran, "Kimse kusura bakmasın ama bu ülkenin İçişleri Bakanı Anayasa Mahkemesinin gözüyle bakmak zorunda." diye konuştu.

HDP Ağrı Milletvekili Abdullah Koç, Türkiye'de bir polis devletinin hakim olduğunu ve hukukun askıya alındığını öne sürerek, Ağrı'nın Tutak ilçesine bağlı Soğukpınar köyünde çıkan çatışmada Murat Kaya isimli bir vatandaşın öldürüldüğünü söyledi.

HDP'li milletvekillerinin köye girişine izin verilmediğini savunan Koç, "Köy hala abluka altında, eşi Zozan Kaya gözaltında. Hala avukatla görüştürülmedi." iddiasında bulundu.

– "Terör" tartışması

HDP Muş Milletvekili Mensur Işık, belediye başkanlarının gözaltına alındığını anımsatarak, "Siz, buna terörle mücadele dersiniz ama bu Kürtlerle mücadeledir. Kürtler artık bunu yutmuyor. Dünya da bunu yutmuyor." dedi. Işık, Kürtlere yönelik uygulamaları da eleştirdi.

"Bu ülkeyi 2 halk kurmuştur, Kürtler ve Türkler." diyen Işık, "Meclisin ruhuna, 2 halkın ruhuna uygun bir şekilde bu ülkeyi kurmuştur. Bu ülkeyi kuran bu Meclisse bu Meclis de 100 yıllık Kürt sorununu çözmek zorundadır." diye konuştu.

AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, Işık'ın 1944'ten başlayarak Kürtlere yapılanları AK Parti iktidarında olmuş gibi sıraladığını söyledi.

HDP'lilerin terör tanımında farklılık olduğunu dile getiren Zengin, "Siz, neye terör, neye terörist diyorsunuz, bu konuda hemfikir olamıyoruz. Teröristlerin adını parklara veriyorsunuz, teröristlerin adını yüceltiyorsunuz. Onlara farklı anlamlar atfediyorsunuz." ifadesini kullandı.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay da söz alarak, "Bu ülke birlikte kurulmuştur. Türkiye'de şirket kurulmamıştır. Burada binlerce yıllık bir vatan vardır. Burada yaşayan insanlar da Kurtuluş Savaşı'nı hep birlikte gerçekleştirmiştir. Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur. Bir rejim değişikliği söz konusu olmuştur. 'Ülke kurulmuştur' ifadesi yanlıştır. Bir ülke kurulmamıştır. Hepimiz bir milletiz. Bu milletin adı da Türk milletidir." dedi.

HDP Grup Başkanvekili Fatma Kurtulan ise Işık'ın, bir süreci aktarmaya çalıştığını belirterek, "Cumhuriyetle yaşıt olan bazı olaylar vardı ama sonuçta devlet aklı, geleneği bir bütündür. Bizden öncesi, sonrası diye bir mantık olmaz. Şu an yanlışlardan siz sorumlusunuz." diye konuştu.

Kendilerinden AK Parti'yi hoşnut edecek konuşmalar beklenmemesi gerektiğini dile getiren Kurtulan, "Kürt halkına karşı günahkarsınız, suçlusunuz. Bir hak ihlali vardır. Bir zulüm vardır." sözlerini sarf etti.

AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin "Bir konuya dair mağduriyeti anlatmak başka bir şey, muhataplarınızı fail ilan etmek başka bir şey." dedi. Zengin, Yüksekova'daki Ahmedi Hani Kültür Merkezi'ni ve Ağrı'daki Ahmedi Hani Havalimanı'nı hatırlattı ve neden bunlarla ilgili olumlu bir tek cümle kurulmadığını sordu.

HDP tarafından teröristlerin yaptığı eylemlerin normal addedildiğini ifade eden Zengin, "Siz, teröre terör, teröriste terörist demiyorsunuz. Bizim meselemiz asla Kürt kardeşlerimizle değil. Kürtler üzerinden başka bir şey yapmakla, bu ülkeyi bölmekle uğraşıyorsunuz." şeklinde konuştu.

Kurtulan'ın, "Bölünmeden bahsediyorsanız en iyi bölücüler buyurun; biri şurada oturuyor, biri burada oturuyor. Bölücü sizsiniz." sözlerine AK Parti Grup Başkanvekili Zengin, "Bu ülkenin Adalet Bakanına, Milli Savunma Bakanına 'bölücü, terörist' diyemezsiniz. Suçlama yaparken haddi içerisinde, kanıtları içerisinde yapılır. Burası sizin hapishanelerinizdeki propaganda yeri değil." karşılığını verdi.

Tartışmaların büyümesi üzerine TBMM Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç birleşime ara verdi.

– "Verginin yüzde 95'ini emekçiler veriyor"

HDP Milletvekili Garo Paylan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda milletvekillerine dağıtılan kitapçıkta Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın yüzde 1'i nasıl mutlu edeceğini anlattığını öne sürerek, "Sayın Bakan, siz istediğiniz kadar teşvik verin, eğer yüzde 99, yüzde 100 mutlu değilse ekonomide çarklar işlemez." diye konuştu.

Paylan, vergilerin yüzde 95'ini emekçilerin ödediğini dile getirerek, "Onların aldığı kaynağı yüzde 1'e aktarıyor bu Maliye Bakanı. O açıdan vicdansız ve adaletsiz bir Maliye Bakanımız var maalesef." ifadesini kullandı.

Ekonomi yönetiminin başarısız olduğunu ve ülkenin büyümediğini öne süren Paylan, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın "Ekonomik kriz var." diyenleri "terörist" olarak yaftalamaya çalıştığını iddia etti.

AK Parti Grup Başkanvekili Turan, Paylan'ı bu iddiasını ispata çağırdı.

– "Orhan Pamuk'a 'terörist' denildi" iddiası

HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Nobel ödülüyle ilgili olarak, "Türkiye'den, kalkmışlardır teröriste ödül vermişlerdir." ifadesini hatırlatarak, Türkiye'de iki kişinin Nobel aldığını, Aziz Sancar terörist değilse Erdoğan'ın Orhan Pamuk'a "terörist" dediğini söyledi.

İktidarı kim eleştirse "terörist" damgası yediğini ileri süren Oluç, insanların düşünce ve ifade özgürlüğünü kullanabilmelerinin, hukukun, anayasanın ve yasaların güvencesinde olması gerektiğini kaydetti.

AK Parti Grup Başkanvekili Turan ise "Mesele saray değil, mesele Erdoğan, bunu herkes biliyor. Eğer Erdoğan da istendiği gibi teslim olan, her denileni yapan bir adam olsaydı bugün saray konuşulmayacaktı ama Erdoğan'ın tavrı, duruşu, hayatı bambaşka bir kimlik ortaya koyduğu için sarayı bırakın, oturduğu ev de konuşuluyor, her şey konuşuluyor. Erdoğan'ı durdurmak için yapılan ithamlardan biri de saraydır. Yoksa ne Sayın Erdoğan'ın saraya ihtiyacı var ne de benzeri iddialara ihtiyacı var." değerlendirmesinde bulundu.

Bülent Turan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Nobel ödülüyle ilgili sözlerine ilişkin, "Sayın Cumhurbaşkanımız bugün kadın kollarının hazırladığı sempozyumda ifade etti. Kastının eski YARSAV Başkanı olan, FETÖ'den mahkum olan bir kişi olduğunu söyledi. Yine konuşmasında, ısrarla, 'Orhan Pamuk, Aziz Sancar'a o ödül verildi.' diye ifade etti." dedi.

– Albayrak'tan açıklama

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, HDP'li Paylan'ın, "Maliye Bakanı, 'Ekonomik kriz' var diyenleri terörist olarak yaftalamaya çalıştı." ifadeleriyle ilgili söz istedi.

"Cevap niteliğinde değil çünkü cevabı dinleyene verirsiniz ama kayıtlara geçsin." diyen Albayrak, MHP Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt'un konuşmasının şahidi olduğunu söyledi.

Aynı gün, bakanlık olarak tekzip yayımladıklarını hatırlatan Albayrak, konuşmasının yazılı ve görsel tüm detaylarının bulunduğunu kaydetti.

Meselenin açık ve net olduğunu dile getiren Albayrak, "Muhatapları, Hazine ve Maliye Bakanlığının sitesindeki resmi açıklamaya, resmi kayıtlara bakarak bu çerçevede cevabı alabilirler." diye konuştu.

HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç, ekonomiyle ilgili eleştirileri yüzünden gözaltına alınan isimler olduğunu öne sürerek, "Halk gerçekleri görüyor. Siz gerçeği açıklamıyorsunuz." ifadesini kullandı.

Cemal Enginyurt ise araya girerek, "Söylemedi, ben de oradaydım." dedi.

Categories
Alaturka Gazetesi

Turkey: HDP official accused of aiding PKK terrorist

By Muhammed Nuri Erdogan

ANKARA (AA) – An official of a Turkish opposition party linked to terrorism and a terrorist he was allegedly leading to a hideout were arrested together in eastern Turkey on Wednesday, officials announced.

Acting on a tip that YPG/PKK terrorist Aziz Oruc had entered Agri, eastern Turkey, from the Iranian border, security forces arresting him found him accompanied by Abdullah Ekelek, district head for Dogubayazit, Agri of the opposition Peoples’ Democratic Party (HDP), said an Interior Ministry statement.

Ekelek is thought to have been leading Oruc to a hideout.

The two were taken to a police station for questioning.

The Turkish government accuses the HDP of links with the terrorist group YPG/PKK, and a large number of local HDP mayors have been suspended from office, facing terrorism charges.

For over 100 days, dozens of families have been staging a sit-in protest outside HDP offices in the southeastern Diyarbakir province, accusing party officials of helping the PKK terror group forcibly recruiting their children.

In its more than 30-year terror campaign against Turkey, the PKK — listed as a terrorist organization by Turkey, the U.S. and the EU — has been responsible for the deaths of some 40,000 people, including women, children, and infants. The YPG is the PKK's Syrian offshoot.

* Writing by Ali Murat Alhas

Categories
Alaturka Gazetesi

Türkiye'ye giriş yapan PKK'lı terörist ve yardım eden HDP ilçe başkanı yakalandı

ANKARA (AA) – İran sınırından Türkiye'ye giriş yapan terörist Aziz Oruç ile kendisine yardım eden HDP Doğubayazıt İlçe Başkanı Abdullah Ekelek yakalandı.

İçişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesinde, PKK/KCK-PYD/YPG terör örgütü mensubu Aziz Oruç isimli teröristin, İran sınırından Türkiye'ye giriş yaptığı bilgisini alan İl Emniyet Müdürlüğü TEM ve İstihbarat Şube Müdürlüğü ekipleri harekete geçti.

Ekipler, Aziz Oruç isimli örgüt mensubu ile teröriste yardım ederek güvenli bir yere götürmeye çalışan HDP Doğubayazıt İlçe Başkanı Ekelek'i Ağrı kara yolunda gözaltına aldı.

Terörist Oruç ile Ekelek, ifadeleri alınmak üzere Emniyet Müdürlüğüne götürüldü.

Categories
Alaturka Gazetesi

İran'dan Türkiye'ye giriş yapan PKK'lı terörist Aziz Oruç, Ağrı yolu üzerinde HDP Doğubayazıt İlçe Başkanı Abdullah Ekelek ile gözaltına alındı.

Categories
Alaturka Gazetesi

Diyarbakır annelerinin evlat nöbeti 100. gününde

DİYARBAKIR (AA) – Dağa kaçırılan çocukları için HDP İl Başkanlığı binası önünde oturma eylemi yapan Diyarbakır annelerinin evlat nöbeti 100'üncü güne ulaştı.

Diyarbakır'da anne Hacire Akar, oğlunun dağa kaçırılmasının sorumlusu olarak gördüğü HDP'nin İl Başkanlığı binası önünde 22 Ağustos'ta oturma eylemi başlattı. Oğlunu teröre kurban vermemek için başlattığı oturma eylemi sonuç veren anne Akar, kararlı mücadelesiyle 24 Ağustos'ta oğluna kavuştu.

Hacire annenin oğlu için gösterdiği mücadele, benzer acıyı yaşayan diğer annelere de örnek oldu.

– Aile sayısı günden güne arttı

Akar'ın mücadelesini örnek alan Fevziye Çetinkaya, Remziye Akkoyun ve Ayşegül Biçer'in 3 Eylül'de başlattığı oturma eylemine katılanların sayısı günden güne artarak 58'e ulaştı.

– Hatice anne eyleminin 64'üncü gününde oğluna kavuştu

Merkez Kayapınar ilçesinden 4 yıl önce 8 Ekim'de 15 yaşında dağa kaçırılan oğlu Cafer için oturma eylemine katılan Hatice Ceylan dün aldığı müjdeli haberle evladına kavuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'ya annelerin evlatlarına kavuşması için verdiği talimatın ardından annesinin oturma eylemine katıldığını duyan ve terör örgütünden kaçmaya karar veren Cafer Ceylan Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince yürütülen başarılı çalışma ile örgütün elinden kurtarıldı.

Anne Hatice Ceylan ile baba Abdülkadir Ceylan, 4 yıllık hasretin ardından dün evlatlarıyla kucaklaştı.

Hatice Ceylan'ın eyleminin 64'üncü gününde oğluna kavuşması evlat nöbetini sürdüren Diyarbakır annelerine umut oldu. Partinin il binası önünde gün boyu bekleyişini sürdüren 57 ailenin oturma eylemi destek ziyaretleriyle devam ediyor.

– Toplumun her kesiminden destek ziyaretleri i

Başta İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, Avrupa Parlamentosu (AP) üyesi Tomas Zdechovsky, 9 ülkenin Ankara büyükelçisinin yer aldığı heyet olmak üzere şehit aileleri, siyasetçiler, sanatçılar, gazeteciler, yazarlar, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile toplumun her kesiminden vatandaşlar aileleri ziyaret ederek, acılarını paylaştı, desteklerini bildirdi.

– "Burada evlat mücadelesi vermeye geldik"

Dağa 2017 yılında kaçırılan 17 yaşındaki oğlu Mustafa Biçer için oturma eylemi yapan Ayşegül Biçer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, evladına kavuşmak için mücadele verdiğini söyledi.

Oğlundan hiç haber alamadığını, öldüğüne veya yaşadığını bilmediğini dile getiren Biçer, "Neden HDP il binası önünde oturduğumuzu soruyorlar. Haklı bir mücadele. Çünkü evlatlarımız buradan gitmiş. Evlatlarımızı onlardan istiyoruz. Bizi diğer siyasi partilere yönlendiriyorlar. Siz siyasi parti değilsiniz ki, Kürtlere en büyük zulmü siz PKK ile işbirliği içinde yapıyorsunuz." dedi.

Her sabah bir umutla uyanıp, HDP il binası önüne geldiklerini, bir haber almayı veya açıklama yapılmasını umut ettiklerini dile getiren Biçer, HDP tarafından bunun gerçekleştirilmediğini vurguladı.

Biçer, "Burada evlat mücadelesi vermeye geldik. CHP zihniyetinden PKK'ya her türlü destek gidiyor ama burada 100 gündür oturan acılı anne ve babalara yönelik hiçbir açıklama gelmedi. Türkiye'de halimizden memnunuz. PKK'yı kınıyor ve lanetliyoruz. Benim PKK'ya verecek bir evladım yok. Kürdüm, Kürtlüğümü inkar etmiyorum. Şu ana kadar kimse beni Kürtlüğümle yargılamamış. Yeter artık diyoruz." dedi.

Biçer, tüm annelerden destek beklediklerini aktararak, gün geçtikçe evlatlarına kavuşacaklarına dair umutlarının arttığına dikkati çekti. Biçer, "Allah'ın izniyle çocuklarımız gelecek. Benim onlara verecek evladım yok. Oğlumu onlardan koparıp alana kadar bu mücadeleyi bitirmeyeceğim. Bin yıl da olsa çocuğumu onlara bırakmayacağım." diye konuştu.

– "HDP'den evlatlarımızı istiyoruz"

Ağrı'dan 5 yıl önce dağa kaçırılan kızı Hayal için Diyarbakır'a gelerek kucağında 1,5 yaşındaki çocuğuyla oturma eylemi yapan Süheyla Demir, kızının 2014 kandırılarak dağa kaçırıldığını dile getirdi.

100 gündür eylemlerine devam ettiklerini aktaran Demir, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Gençlik kolları gençleri kandırıyor, HDP de dağa gönderiyor çocukları. Bunun sebepi HDP'dir. HDP demek PKK, PKK demek de Kandil demektir. Çocuklarımız için buradayız. 100 gündür burada bekliyoruz, beklemeye de devam edeceğiz. Çocuklarımızı almadan buradan kalkmıyoruz. HDP'den evlatlarımızı istiyoruz. 5 yıldır bizi bu acıya mahkum ettiler. Yeter artık evlatlarımızı geri versinler. Evladımı alıp eve döneceğimize dair umutluyum. Kızımı teröristlerin eline bırakmayacağım. Ölene kadar mücadele edeceğim."

Demir, tüm annelere kendilerine destek vermeleri çağrısında bulunarak, "Siz de evlatlarınız için bu mücadeleyi vermek için katılın ve bize destek olun. Evlatlarımızı o zalimlerin elinden kurtaralım. Sayımız ne kadar çoğalırsa sesimiz o kadar duyulur. Bugün benim başıma gelmişse yarın diğer annelerin de başına gelebilir. Artık analar ağlamasın, evlatlarından koparılmasın." ifadesini kullandı.

– "Umudumuzu hiç yitirmedik"

Diyarbakır'da 4 yıl önce 15 yaşındayken dağa kaçırılan oğlu Özkan Aydın için eyleme katılan baba Süleyman Aydın, Hacire Akar'ın oturma eyleminin ardından çocuğuna kavuşma anını televizyonda gördüğünü daha sonra oturma eylemi yapmaya karar verdiğini söyledi.

Evlatlarını istediklerini dile getiren Aydın, şöyle dedi:

"Oğlum Sur ilçesinden kandırılarak HDP İl Başkanlığına getirildi. Buradan da oğlumu dağa gönderiyorlar. Yaklaşık 4 yıldır oğlumdan haber alamıyoruz. Ölmüş mü, kalmış mı bilmiyoruz. 4 yıldır perişan bir vaziyetteyiz. Bugün 100'üncü günümüz ama hala HDP'den bir açıklama gelmedi. Ama umudumuzu hiç yitirmedik."

Aydın, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne güvendiklerini, çocuklarına kavuşmayı ümit ettiklerini dile getirerek, "4 yıl oldu, buna hangi vicdan dayanır? 100 yıl da geçse gitmiyoruz buradan. Eylemi sonlandırmamaya kararlıyız. Çocuklarımız istiyoruz. Tüm Avrupa ülkelerine sesleniyorum, PKK gerçekten Kürtleri temsil etmiş olsaydı 14, 15 yaşındaki çocukları zorla dağa götürmezdi. PKK Kürtleri temsil etmiyor, Kürtleri kullanıyor. Siz PKK'ya destek verdikçe bizim halimizi görüyorsunuz. Feryadımızı duysunlar. 500 gün de olsa çocuklarımızı HDP'den almadan bir yere gitmiyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

– "Çocuklarımızı alacağız"

5 yıl önce dağa kaçırılan oğlu Tuncay Bingöl için eylem yapan baba Şevket Bingöl, çocuğuna kavuşana kadar eylemi sürdüreceğini belirtti.

Çocuğum 2014 yılında HDP Arnavutköy İlçe Teşkilatına götürülüp, kandırılarak dağa kaçırıldı" diyen Bingöl, çocuğunun geleceğine inandığını aktardı.

Bingöl, "100 gündür buradayım, umutluyum. Bu çocuklar gelecek. HDP'liler 'Bunlar gidecekler, umutsuz kalacaklar.' diyor ama bizden kesinlikle böyle bir şey beklemesinler. Kararımız kesindir. Çocuklarımızı alacağız." dedi.

Uluslararası camiaya çağrı yapan Bingöl, terör örgütüne destek verilmemesini istediklerini belirtti.

Bingöl, "Bunlara silah veriyorlar, onlar da Türk devletine sıkıyorlar. Çocuğum 14 yaşındaydı. Eli kalem tutarken neden dağa götürüp eline silah verdiler? HDP'liler, 'Kürt halkını savunuyoruz.' diyorlar, neden yanımızda değiller? Çocuklarımız gelene kadar oturacağız." diye konuştu.

-"Yağmur, çamur, kar da olsa nöbeti terk etmiyoruz"

5 yıl önce 14 yaşında dağa kaçırılan kızı Mekiye için eyleme katılan Hüsniye Kaya, Kürtçe yaptığı açıklamada, kızından haber alamadığını, onu çok özlediğini aktararak, şöyle dedi:

"Madem Hacire anne burada eylem yaptı, biz de onun gibi belki evladımızı alırız diye geldik. Hacire anne bize örnek oldu.Yağmur, çamur, kar da olsa nöbeti terk etmiyoruz. Biliyorum kızımı HDP götürdü. Kızımı HDP'den istiyorum. Bin yıl da olsa kızımı eve götürmeden bu nöbeti terk etmem."

Kızına seslenen Kaya, şu ifadeleri kullandı:

"100 gündür eylemdeyim, hasta ve perişan durumdayım. Ne gecem, ne gündüzüm var. Sen daha 14 yaşındaydın seni kandırdılar, PKK'nın eline verdiler. Sen gelmeden buradan gitmem. Kızım fırsatını bul ve askere teslim ol. Elini başımın altına bırakmadan yatamazdın, sen şimdi nasıl yalnız yatıyorsun? Bir sıcak yemek yemiyorsun, sıcak yatakta uyumuyorsun. O pis bir yol, ölüm yolu. Anneni dinle ve gel."

Categories
Politika

2020 Yılı Bütçesi TBMM Genel Kurulunda

TBMM (AA) – Meclis Genel Kurulunda TBMM, Anayasa Mahkemesi, Sayıştay, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile bağlı ve ilgili kurumların 2020 Yılı Bütçeleri üzerinde HDP milletvekilleri söz aldı.

Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul, parlamentonun temsil, denetim ve yasama fonksiyonlarının İçtüzük değişikliğiyle daraltıldığını, artık gensoru verilemediğini, yürütmeden hesap sorulamadığını söyledi.

TBMM'den dernek, vakıf ve benzeri sivil toplum kuruluşlarına yapılan transferler kalemi için 2018 yılında 2,7 milyon, 2019'da 2,6 milyon lira harcandığını, 2020 yılında bu tutarın 4,1 milyon lira olmasının öngörüldüğünü aktaran Toğrul, "Meclis bütçesinden hangi dernek ve vakıflara, üstelik bir önceki senenin 1,5 katı oranında bir bütçe ayırdığınızı anlamış değiliz. Kimdir bu dernek ve vakıflar? Halk yoksulluk ve açlıktan intiharın eşiğindeyken, Meclisin 100'üncü yılı etkinlikleri için 28 milyon lira gibi astronomik bir tutarın öngörülmesinin nedeni nedir?" dedi.

HDP Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş, Osman Kavala hakkında AİHM'in ihlal kararı verdiğini, bu kararın bağlayıcı olduğunu ifade etti.

Beştaş, "AİHM'in, Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş'a ilişkin kararı, sadece kendileri için değil şu anda cezaevlerinde bulunan siyasi tutsaklar için de emsal bir karardır. Türkiye yargısı, AİHM önünde mahkum edilmiştir." görüşünü dile getirdi.

Dünyada kutlanan İnsan Hakları Günü'nün, Türkiye'de, kaybedilen insanları anma günü olduğunu savunan Beştaş, "Bugün, işkencenin, ağır hak ihlallerinin, ölümün, kayyumun, KHK'lerin, OHAL'in, mayın patlamalarının, çocuk ölümlerinin, hasta mahpusların daha çok canımızı yaktığı, ağır silahların sivillerin tam kalbine değdiği gün olarak anılıyor." diye konuştu.

Türkiye toplumunun yüzde 82'sinin, hak ve özgürlüğünün ihlal edildiğini düşündüğünü kaydetti.

Cezaevlerinde hasta mahkumların bulunduğunu öne süren Beştaş, "Bu mahkumlar evlerinde son günlerini geçirsin diyoruz. 'Hayır, hasta mahkum cezaevinde yok' deniyor. En son Emine Aydoğan 65 yaşında ağır hasta idi ve cenazesi çıkarıldı. Defnedilme hakkına izin verilmedi." diye konuştu.

Türkiye'de 82 milyon kişinin kişisel verilerinin, iktidarın emrinde olduğunu savunan Beştaş, bunun da İstanbul seçiminde kullanıldığını ileri sürdü.

AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, açıklanan yargı kararlarının eleştirilebileceğini söyleyerek, "Hoşunuza giden bir karar çıktığı zaman 'yargı bağımsız' olarak karar veriyor, hoşunuza gitmediği bir karar çıktığı zaman bunu AK Parti yapmış oluyor. Dolayısıyla biz bu çelişkiyi kabul etmiyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

"İşkence" kavramına tolerans göstermelerinin mümkün olmayacağını belirten Muş, "Bu parlamentoda işkenceye tolerans gösterecek, rıza gösterecek hiç kimse yoktur, biz de olamayız. Biz bunun her zaman karşısında olduk." ifadesini kullandı.

Kişisel verilerle alakalı kanun çıkarıldığını anımsatan Muş, "Kişisel verinin nasıl kullanılacağıyla, bunun dışına çıkanlarla alakalı cezai hükümler vardır, bunlar uygulanır. Burada her bir milletvekili, aksi bir uygulama görürse suç duyurusunda bulunur." dedi.

HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç, Anayasa Mahkemesinin iyi işlemesinin, kararlarını doğru almasının, Türkiye'nin altında imzası olduğu uluslararası sözleşmelere uygun davranmasının önemine işaret etti. Oluç, AİHM kararlarının eleştirilebileceğini ancak iktidarın bu kararlara uymak zorunda olduğunu kaydetti.

HDP Batman Milletvekili Necdet İpekyüz, toplumsal olarak, sistematik bir şekilde yaşamın her alanında "muhalefete işkence" uygulandığını, bunun, basın açıklamasında, düşüncesini açıklamakta, ifadesini dile getirmekte ve birçok alanda yürütüldüğünü ileri sürdü.

Türkiye'de cezaevlerindekilerin sayısının 59 binden 260 bine çıktığını ifade eden İpekyüz, bu cezaevlerinde hükümlüden çok tutuklunun bulunduğunu iddia etti.

İpekyüz, Sayıştay'ın, parlamento adına yaptığı denetimlerin giderek tümüyle kadük hale getirildiğini savundu.

– "144 yıllık alacağımızı tahsil etmeye geldim"

HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, 2020 yılı bütçesinin "borçlu" olduğunu savunarak, "144 yıllık alacağımızı tahsil etmeye geldim. Bu ne demek? 1876'dan bu yana Türkiye anayasa ile yönetiliyor. Bu 144 yılık süre içerisinde bütçe yapma denen bir hak var. Alevilerden toplanan vergi camiye hizmet olarak götürülüyor, çeşitli vakıflara veriliyor, Alevi toplumuna verilmiyor. 144 yıllık borcunuz var bize. Bunun içerisinde manevi borç da var." diye konuştu.

Elinde "çarpı" işaretli bir dövizi gösteren Bülbül, bu işaretin Kahramanmaraş'ta, Çorum'da kapılarda görüldüğünü ifade ederek, "Egemen siyasetin aklında Alevilik, bu işarettir. Daha geçen hafta bu işaret kapılara konuldu. Mütemadiyen Türkiye'nin dört bir yanında kapılarımız işaretlendi." ifadesini kullandı.

Bülbül, geçen hafta İzmir'de Alevi bir yurttaşın kapısına bu işaretin konulduğunu ancak İçişleri Bakanlığı ve ilgili birimlerin bu işareti koyanı hala bulup yargı önüne çıkarmadığını kaydetti.

AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, "bütçe gayri meşrudur" ifadesini reddettiklerini belirtti.

Ayrıştırıcı, ötekileştirici bir dil olarak, 140 yıldan beri olan tarihi hatıralardan yola çıkarak "Alacağımız var." "Can borcumuz var." tarzı söylemleri çok tehlikeli bulduğunu ifade eden Turan, "Bizler 82 milyon kardeşiz. Bir ile hizmet ederken 'Orası Alevi, orası Sünni, orası Kürt, orası Türk' diye bakmıyoruz. 82 milyonun ortak değerleri var, ortak yürüyüşü var." açıklamasında bulundu.

"Çarpı" işaretinin geçen hafta Genel Kurulun gündemine geldiğini anımsatan Turan, siyasi partilerin bunu kınadığını ve konunun takipçisi olacaklarını belirttiklerini aktardı.

Turan, "Buradan yola çıkarak bazı ithamlarda bulunmayı doğru bulmuyorum. Alevi kardeşlerimize veya başka kardeşlerimize, kim olursa olsun; dini, inancı, mezhebi ne olursa olsun; ötekileştirici, çarpı koyan, yapılan her türlü eylemi doğru bulmuyoruz. Bununla ilgili işin takipçisiyiz." dedi.

MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül, "Bu milletten, bu yüce Meclisten 'Can alacağımız var' diyorsunuz. Sizin kimden can alacağınız var? Kimin canını ne şekilde alacağınızı nasıl tahsil edeceksiniz, bunları bir açıklayın." ifadelerine yer verdi.

Aleviliğin helalleşmeyi gerektirdiğini belirten Bülbül, şunları kaydetti:

"Mutlaka geçmişten bugüne yanlışlıklar, eksiklikler varsa bunları dile getiriniz, bunları söyleyiniz, bunların giderilmesi için talepkar olunuz; bunlara kimsenin itirazı yoktur. Ama İzmir'de bir provokasyon olduğu açık olan bir hadisede bütün Türkiye'nin en şiddetli, en güçlü şekilde protesto ettiği bir meseleyi sanki sistematik bir saldırıymış gibi gösterip devletimize, milletimize veya toplumumuzun bir kesimine karşı kin kusmak doğru bir yaklaşım değildir. Bu anlayışla hareket edildiği takdirde bir kıvılcımın yol açacağı yangının önünü almamız mümkün olamaz."

HDP Grup Başkanvekili Fatma Kurtulan, İzmir'de bir Alevi vatandaşın evinin kapısına konulan çarpı işaretinin basite alınmaması ve bunun "Sıradan insanlar yapmıştır, bu bir provokasyondur." deyip geçiştirilmemesi gerektiğini belirterek, kimin ne için yaptığının araştırılmasını istediklerini söyledi.

– AK Parti ve HDP milletvekili arasında tartışma

HDP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, TBMM kürsüsünde bütçeyle ilgili laf kalabalığına değil, hakikati konuşmaya ihtiyaç olduğunu söyleyerek, "Gerçek şu: Devletin kaynaklarını sermayeye, siyasetten semiren bir avuç azınlığa ve savaşa peşkeş çeken hiçbir bütçe halk yararına değildir." yorumunda bulundu.

Şık, konuşmasında, iktidara ilişkin eleştirilerini de dile getirdi.

HDP'li Şık'ın konuşmasının ardından söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Muş, konuşmacının hangi dünyada, hangi alemde yaşadığını anlamakta zorlandığını belirtti.

Muş'un, "Meyhaneden boşta kalan vakitlerini bu kürsüden gelip konuşma yapmaya çalışan birisi." sözleri üzerine HDP milletvekilleri tepki gösterdi.

Mehmet Muş, "Yüzsüzlük, yankesicilik, hırsızlık, soygun gibi isimler bizim lügatimizde yok. Herkes kendi mesleğini icra eder, kendi mesleğini anlatır. Bunlar sizin mesleğiniz ki bu ifadeleri kullanmakta o kadar yatkınsınız." ifadesini kullandı.

Meclis Başkanvekili Levent Gök'ün, "İlk baştaki sözünüzün uygun olmadığını ben de düşünüyorum." demesinin ardından Muş, "Ben burada ne konuşacağımı iyi biliyorum, kusura bakmayın." dedi.

Muş'un konuşması sırasında HDP milletvekilleri sıralara vurdu.

AK Parti ve HDP milletvekilleri arasında sözlü tartışmanın yaşanmasının ardından Gök, oturuma ara verdi.

Gök, grup başkanvekilleriyle arada yaptığı değerlendirmeden sonra tutanaklara bakarak konuyu değerlendireceğini söyledi.

HDP milletvekillerinin 2020 yılı bütçesi üzerindeki değerlendirmelerinin tamamlanmasıyla Gök, Şık'a, sataşmadan dolayı söz verdi.

Şık, sözünü eğip bükmeden söylediğini belirterek, eleştirilerine kulak verilmesini istedi.

Bir Türkiye fotoğrafı çekerek siyasal eleştiri yapmaya çalıştığını, ağır eleştiride bulunduğunu kaydeden Şık, "İnsanların özel hayatıyla, yaptığı işle, yediği, içtiğiyle uğraşmaya çalışmayın. Faşizm, insanların yediğine, içtiğine, giydiğine karışır. Her kim yapıyorsa bunu, onun adı faşisttir." diye konuştu.

AK Parti'li Muş da bütün konuşmacıları büyük bir titizlikle dinlediklerini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kendisi, derinlikli bir eleştiri yaptığını, siyasal eleştiri yaptığını söylüyor. Demek ki bundan önceki konuşanlar hiçbir eleştiri yapamamışlar, hiçbir derinlik ortaya koyamamış. Hırsızlık, yankesicilik demenin neresinde derinlik var. Eğer siz de bir derinlik olsaydı bu ifadeleri kullanmazdınız.

Bizim kimsenin yediğiyle, içtiğiyle uğraştığımız yok. Meclise seneden seneye gelip burada ağzına geleni sayıp ondan sonra çıkıp da 'ben siyasal eleştiri yaptım, ağır eleştiri yaptım' demek bizim kabul edebileceğimiz bir şey değil. Herkes, bizim de hakkımıza girmeden eleştiri yapacak. AK Parti'den hiçbir arkadaşımın bu attığınız iftiralarla yakından uzaktan alakası yok. Ağzınıza geleni sayacaksınız, karşılığını aldığınızda 'bana hakaret etti' diyeceksiniz. Siz de bizim cevap verme hakkımıza, söylediklerinize karşı fikirlerimizi açıklama hakkımıza saygı duyacaksınız. Bizim kimsenin yediğiyle içtiğiyle şimdiye kadar işimiz olmamış bundan sonra da işimiz olmaz. İstediğinizi yiyin, istediğinizi için Türkiye özgür bir ülke."

– "Grubun delisi" tartışması

HDP Grup Başkanvekili Kurtulan, Şık'ın partisinin değerli bir milletvekili olduğunu belirtti.

Kurtulan'ın konuşmasının başında AK Parti Elazığ Milletvekili Zülfü Demirbağ ve bazı milletvekilleri tepkilerini dile getirdi. Demirbağ, tepkisini sürdürmesi üzerine, milletvekili arkadaşlarınca Genel Kurul salonunun arka sıralarına götürüldü.

Kurtulan'ın, "Grubun delisini çıkardılar ama asıl karıştıran burada oturuyor." demesi üzerine Genel Kurulda yeniden tartışma yaşandı.

Demirbağ, kendisinin "davanın delisi" olduğunu belirterek, Kurtulan'a tepkisini dile getirdi.

AK Parti Grup Başkanvekili Muş da "Burada siyasal bir tartışma yapıyoruz, milletvekilimize 'grubun delisi' diyor. Deli arıyorsanız kendi grubunuza bakın." ifadesini kullandı.

AK Parti ve HDP arasında tartışma uzayınca Gök, yeniden ara verdi.

Genel Kurulda, aranın ardından CHP milletvekilerinin bütçe konuşmalarına geçildi.

Categories
Alaturka Gazetesi

HDP’li iki belediye başkanı tutuklandı

VAN (AA) – Van'ın Muradiye, Özalp ve Başkale ilçesinde yürütülen terör soruşturması kapsamında gözaltına alınan HDP'li Muradiye ve Özalp belediye başkanları ile bir meclis üyesi tutuklandı, Başkale Belediye Başkanı ile Muradiye meclis üyesi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

İl Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, Van Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında "Terör örgütü PKK/KCK'ya üye olmak” ve "Terör örgütü propagandası" suçlarından gözaltına alınan, aralarında HDP'li Muradiye Belediye Başkanı Yılmaz Şalan, Özalp Belediye Başkanı Yakup Almaç, Başkale Belediye Başkanı Erkan Acar’ın da bulunduğu 5 şüpheli işlemlerin ardından adliyeye sevk edildi.

Savcılıktaki sorgularının ardından tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edilen Muradiye Belediye Başkanı Şalan, Özalp Belediye Başkanı Almaç ile Meclis Üyesi Dilan Örenci tutuklandı. Başkale Belediye Başkanı Acar ve Muradiye Meclis Üyesi Leyla Balkan ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Categories
Politika

UPDATE – Turkish opposition calls for improving economy

UPDATES WITH REMARKS BY CO-CHAIR OF PEOPLES' DEMOCRATIC PARTY

By Emin Avundukluoglu

ANKARA (AA) – Turkey’s opposition parties on Monday called on the government to take steps for improving the country’s economy.

On the first day of 2020 budget debate, Ismail Tatlioglu, a senior lawmaker of Good (IYI) Party, claimed the proposed 2020 budget would “shrink the economy, increase unemployment and make the public sector unbalanced.”

"Are we going to applaud it?" he questioned.

Tatlioglu called on the government to take the “responsibility of country's economic situation”.

Under the 2020 budget, Turkey has earmarked 88.5 billion Turkish liras ($15 billion) for public investment in the transportation, industry, health, and education sectors.

Budget expenditures were projected at 1.095 trillion liras ($0.19 trillion). Also, non-interest expenses will round up at 956.5 billion liras ($163.14 billion).

Budget revenues were projected at 956.6 billion liras ($162 billion) and tax revenues at 784.6 billion liras ($133 billion). The budget deficit was predicted at 138.9 billion liras (nearly $23 billion) for next year.

Erkan Akcay, deputy chair of Nationalist Movement Party (MHP), said that the country's economy should be based on "national savings and national sources."

"The employment issue should be immediately resolved, the agriculture and husbandry should be strengthened," Akcay said.

The 12-day budget marathon will continue until Dec. 20.

The budget for 2020 will be the 18th budget of AK Party’s government and the second under the presidential system of governance.

Levent Bulbul, MHP's another deputy chair, said that the repatriation of Syrians to the safe zone in northern Syria is "the best solution."

Turkish government has been defending the establishment of a terror-free safe zone since 2015 on all international platforms, including the UN.

Since 2016, Turkey launched three major cross-border military operations in northern Syria against YPG/PKK and Daesh/ISIS terror groups to secure its borders, protect local Syrians and relocate millions of Syrian refugees back to their homeland.

Meanwhile, the co-leader of opposition Peoples' Democratic Party (HDP) called for snap elections in the country.

"The ballot box should be immediately put in front of the nation," said Pervin Buldan, adding the snap elections should be the “urgent agenda”.

Turkey will hold the general elections in 2023 when Turkish citizens will elect their president as well as 600 members of the Grand National Assembly of Turkey. All elected will serve for a period of five years.

Categories
Alaturka Gazetesi

Turkey: 9 ambassadors visit mothers protesting YPG/PKK

By Ozgur Ayaydin, Mehmet Siddik Kaya, and Bestami Bodruk

DIYARBAKIR, Turkey (AA) – On Sunday nine ambassadors from foreign missions in Turkey paid a visit to protesting mothers and fathers seeking the return of their children abducted by the terrorist group YPG/PKK.

The ambassadors of Ukraine, Romania, the Turkish Republic of Cyprus (TRNC), Iran, Iraq, Britain, India, and Kyrgyzstan visited families who have been staging a sit-in protest outside the offices of the opposition Peoples’ Democratic Party (HDP) in Turkey’s southeastern Diyarbakir province.

The HDP is accused by the government of having links to the terrorist group YPG/PKK, and accused by the protesting mothers of kidnapping or tricking their children to join the terror group.

“Europe sees the problem as a Kurdish issue, but in fact, it is not,” said Aysel Bozkurt, who is seeking the return of her missing cousin. “We are sitting here as Kurds, but they present our children to the [YPG/PKK] group on a golden platter.”

Another protester, Suleyman Aydin, accused the HDP of being complicit in the abduction of children. According to the local father, his son Ozkan was recruited by the HDP four years ago, when he was just 15 years old.

“The HDP threatens us and blocks our way every day but I’m not leaving without my son,” Aydin said during the diplomats’ visit.

The protest started on Sept. 3 in Diyarbakir when a mother, Fevziye Cetinkaya, said her underage son had been forcibly recruited by YPG/PKK terrorists with the help of members of the HDP.

Since then, the number of protesting families has been growing, as they demand the return of their children, who, they say, were deceived or kidnapped by PKK terrorists.

In its more than 30-year terror campaign against Turkey, the PKK — listed as a terrorist organization by Turkey, the U.S. and EU — has been responsible for deaths of 40,000 people, including women, children, and infants. The YPG is the PKK’s Syrian offshoot.

*Writing by Havva Kara Aydin

Categories
Alaturka Gazetesi

Batman'da HDP'li İkiköprü Belde Belediyesine görevlendirme yapıldı

BATMAN (AA) – Batman'da Beşiri ilçesine bağlı HDP'li İkiköprü Belde Belediyesine görevlendirme yapıldı.

Valilikten yapılan açıklamada, İkiköprü Belde Belediye Başkanı Osman Karabulut hakkındaki "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/294 esas sayılı dava dosyasının derdest olduğunun anlaşıldığı bildirildi.

Karabulut'un, devam eden adli işlem süreci göz önünde bulundurularak Anayasa'nın 127. maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 47. maddesine istinaden İçişleri Bakanlığının 6 Aralık 2019 tarihli onayıyla geçici tedbir olarak görevinden uzaklaştırıldığı belirtilen açıklamada, Belediye Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca, yine Belediye Kanunu'nun 46. maddesi kapsamında Beşiri Kaymakamı Sinan Aşcı'nın İkiköprü Belde Belediye Başkan Vekili olarak görevlendirildiği kaydedildi.