“Yetersiz beslenme 150 milyondan fazla çocuğu etkiliyor”

ANKARA (AA) – MELTEM BULUR – Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP) Türkiye Ofisi İletişim Bölüm Başkanı Martin Penner, son yıllardaki önemli ilerlemelere rağmen, yetersiz beslenmenin dünyada 3 kişiden birinin etkilenmesiyle muazzam ve küresel bir sorun olmaya devam ettiğini belirterek "Yetersiz beslenme 150 milyondan fazla çocuğu etkilemeyi sürdürürken, aşırı kilolu ve obez oranları da tüm ülkelerde artıyor. Çatışma ve doğal afetler de sorunu daha da artırıyor." dedi.

Penner, "16 Ekim Dünya Gıda Günü" dolayısıyla AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

WFP'nin dünya genelinde açlıkla mücadele eden en büyük insani yardım faaliyeti olduğunu belirten Penner, her yıl 80 ülkede yaklaşık 80 milyon kişiye yiyecek sağladıklarını söyledi.

Acil durumlarda yiyecek yardımında bulunduklarının altını çizen Penner, halihazırda depremin yaşandığı Endonezya'ya yardım götürdüklerini, Türkiye'nin komşusu Suriye'deki 3 milyon kişiye de gıda yardımında bulunduklarını anlattı.

Penner, sadece acil durumlarda faaliyet yürütmediklerini, aynı zamanda pek çok ülkede, beslenmeyi daha iyi hale getirmek ve zorlukları yenmek için topluluklarla çalıştıklarını vurguladı. WFP'nin günde 5 bin kamyon, 20 gemi ve 92 uçakla hizmet verdiğini ifade eden Penner, en çok ihtiyaç duyulan bölgelere yiyecek ve diğer yardım malzemelerini teslim ettiklerini söyledi.

– "Misyonumuz, besleyici gıdaya erişimi sağlamak"

WFP'nin gıda güvencesi konusunda uzman olduğunu belirten Penner, "Bu, insanların tüm yıl boyunca yeterli ve besleyici gıdaya erişebilmelerini sağlamak anlamına gelir. Gıda güvenliği ise farklı bir şeydir. Gıdaların titiz ve hijyenik yiyecek hazırlama yoluyla güvenli bir şekilde beslenmesini garanti eder. Bu elbette önemlidir ve WFP, gıda yardımında en yüksek standartları sağlar. Ancak misyonumuz, ihtiyacı olan herkes için besleyici gıdaya erişimi sağlamaktır." diye konuştu.

Öncelikli hedeflerinin, dünyanın 2030 yılına kadar "Sıfır Açlık"ın yaşandığı bir yer haline gelmesini sağlamak olduğunu ifade eden Penner, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu, Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri'nin ikincisidir. Ancak 'Sıfır Açlık'a ulaşmak için sadece yemek yeterli değil. Beslenmeyi de düşünmemiz gerekiyor. Çünkü doğru zamanda doğru beslenme, yaşamları değiştirmeye ve yoksulluk döngüsünü kırmaya yardımcı olabilir. Bu yüzden beslenmeye işimizin temel unsuru olarak öncelik veriyoruz. Son yıllardaki önemli ilerlemelere rağmen, yetersiz beslenme, dünyada 3 kişiden birinin etkilenmesiyle muazzam ve küresel bir sorun olmaya devam ediyor. Yetersiz beslenme dünya genelinde 150 milyondan fazla çocuğu etkilemeye devam ederken, aşırı kilolu ve obez oranları da tüm ülkelerde artıyor. Çatışma ve doğal afetler de sorunu daha da artırıyor."

– "Her 9 kişiden biri aç"

Küresel açlığın arttığını dile getiren Penner, "Birleşmiş Milletlerin eylül ayında yayımladığı verilere göre, geçen yıl dünyadaki aç insanların sayısı artarak 821 milyona ulaştı. Diğer bir deyişle her 9 kişiden biri aç durumda." dedi.

Kötü beslenmenin çeşitli biçimlerinin ele alınmasında sınırlı ilerleme kaydedildiğini vurgulayan Penner, çocuk gelişimi geriliğinden yetişkin obezitesine kadar yüz milyonlarca kişinin sağlığının risk altında olduğunu söyledi.

– "Açlık 10 yıl önceki seviyelere geri döndü"

Penner, açlığın son 3 yılda yükselişe geçerek 10 yıl önceki seviyelere geri döndüğüne dikkati çekti. Bu durumun, "Sıfır Açlık için Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi"ne 2030 yılında ulaşılması isteniyorsa, daha fazla şeyin acil şekilde yapılması gerektiğine yönelik açık bir uyarı niteliğinde olduğunu anlatan Penner, şunları kaydetti:

"Güney Amerika'da ve Afrika'nın birçok bölgesinde durum daha da kötüleşiyor. BM'nin 'Dünyada gıda güvenliği ve beslenmenin durumu' raporunda, iklim değişikliğinin, yağış modelleri ve tarım sezonlarını etkilediği ayrıca kuraklık ve sel gibi iklime bağlı durumların da çatışmalar ve ekonomik durgunluklarla beraber açlığın artmasına yol açan başlıca nedenleri oluşturduğu ortaya çıktı.

Asya'da 515 milyon, Afrika'da 256,5 milyon, Latin Amerika ve Karayipler'de 39 milyon kişi açlık çekiyor. Obez yetişkinlerin sayısı dünyada 672 milyonu bulurken, bu oran her 8 yetişkinden birinin obez olduğu anlamına geliyor. Büyüme geriliğinden etkilenen 5 yaşın altındaki çocukların sayısı 150,8 milyona yükseldi, israftan etkilenen çocuk sayısı ise 50,5 milyon. Dünyada 38,3 milyon 5 yaş altı çocuk da fazla kilolu kategorisinde yer alıyor."

Advertisements

BM'den Cemal Kaşıkçı açıklaması

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (AA) – Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı olayına ilişkin, ''Suudilerin Türk yetkililerle iş birliği yapmasını umuyoruz.'' dedi.

Dujarric, günlük basın brifinginde 2 Ekim'de İstanbul'daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğuna girdikten sonra kaybolan gazeteci Cemal Kaşıkçı ile ilgili soruları yanıtladı.

Soruşturmalara dahil olmadıklarını ancak Suudi yetkililerle yapılan görüşmelerde endişelerini dile getirdiklerini belirten Dujarric, ''Suudi yetkililere soruşturmalarda tam iş birliği yapmaları çağrımızı sürdürüyoruz. Suudilerin Türk yetkililerle iş birliği yapmasını umuyoruz.'' diye konuştu.

Sözcü Dujarric, Türk yetkililerle de görüşmeleri sürdürdüklerini söyledi.

Kıbrıs raporu 15 Ekim'de BM Güvenlik Konseyine sunulacak

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (AA) – Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Kıbrıs sorunu için görevlendirdiği geçici özel danışmanı Jane Holl Lute'un taraflarla istişareler yürüterek hazırladığı raporu 15 Ekim'de BM Güvenlik Konseyine sunacak.

BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, beklenen rapora ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, Lute'un Kıbrıs konusunda ilgili tüm taraflarla istişareler yürüttüğünü ve Genel Sekreter'i görüşmelerine ilişkin bilgilendirdiğini söyledi.

Dujarric, Guterres'in rapor hakkında BM Güvenlik Konseyini de bilgilendireceğini ifade etti.

Kıbrıs raporu, 15 Ekim'de BM Güvenlik Konseyine Guterres tarafından sunulacak, 30 Ekim'de ise görüşülecek.

Raporun açıklanmasının ardından Guterres'in, Kıbrıs sorunu konusunda nasıl bir yol izlenmesi gerektiğine karar vermesi bekleniyor.

Öte yandan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs raporunun ekim ayında açıklanmasıyla Rum lider Nikos Anastasiadis ile görüşmelerinin mümkün olduğunu belirterek, görüşmenin çok uzak olmayan bir tarihte gerçekleşmesini arzu ettiğini söylemişti.

KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay ise AA muhabirine yaptığı açıklamada, BM Genel Sekreteri'nin 50 yıl aradan sonra "Müzakerelere kaldığı yerden devam edilsin." demesini beklemediklerini ve başarıya götürmeyecek müzakerenin Kıbrıs'ı daha fazla böleceğini ifade etmişti.

– Kıbrıs müzakereleri

Kıbrıs müzakereleri, Cumhurbaşkanı Akıncı'nın göreve gelmesinin ardından BM Genel Sekreterinin eski Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide'nin ara buluculuğunda Mayıs 2015'te yeniden başlamıştı.

Müzakerelerde, geçen yıl temmuz ayında İsviçre'nin Crans-Montana kentinde yürütülen Kıbrıs Konferansı'ndan sonuç çıkmamıştı.

Müzakereler, "Ekonomi", "Avrupa Birliği", "Mülkiyet", "Yönetim-Güç Paylaşımı", "Toprak" ile "Güvenlik ve Garantiler " olmak üzere 6 temel başlıktan oluşuyordu.

Cezayir'den BM yetkilisinin “Afrikalı göçmenler eleştirisine” tepki

CEZAYİR (AA) – Cezayir, Birleşmiş Milletler (BM) Göçmen Hakları Özel Raportörü Felipe Gonzalez Morales'in "Cezayir, Afrikalı düzensiz göçmenleri toplu halde sınır dışı etmeyi durdurmalı." şeklindeki açıklamasına tepki gösterdi.

Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Morales'in Nijer'e gerçekleştirdiği ziyaretin ardından dün düzenlediği basın toplantısında göçmen haklarına ilişkin yaptığı açıklamaların hükümette şaşkınlık yarattığı belirtildi.

Morales'in söz konusu basın toplantısında Cezayir'e yönelttiği eleştirilerin "bütünüyle reddedildiği" vurgulanan açıklamada, "BM yetkilisi, görev alanının sınırlarını aşmış ve yasa dışı şekilde ikamet etmeleri nedeniyle ülkeden sınır dışı edilen kişilerin iddialarını doğru kabul etmiştir." denildi.

BM Göçmen Hakları Özel Raportörü Morales, Nijer'e yaptığı ziyaretin ardından dün düzenlediği basın toplantısında, düzensiz göçmenlere yönelik muameleleri nedeniyle Cezayir hükümetine bir takım eleştiriler yöneltmişti.

Cezayirli yetkililere, "Afrikalı düzensiz göçmenleri toplu halde Nijer'e sınır dışı etmeyi durdurmaları" çağrısında bulunan Morales, Cezayir'in bu yıl içinde 12 bin, 2014'ten bu yana ise 35 bin 600 Nijerli düzensiz göçmeni ülkelerine sınır dışı ettiğini aktarmıştı.

Cezayir İçişleri Bakanı Nureddin Bedevi ise mart ayında yaptığı açıklamada, 2014'ten bu yana yaklaşık 27 Afrikalı düzensiz göçmeni ülkelerine gönderdiklerini bildirmişti.

İçişleri Bakanlığına bağlı Göç Dairesi Başkanı Hasan Kasımi de geçen mayıs ayında yaptığı açıklamada, her yıl yaklaşık 90 bin düzensiz göçmenin yasa dışı yollarla ülkeye geldiğini belirterek bu durumun kendileri için endişe verici olduğunu ifade etmişti.

“Suriye'deki buğday üretimi 29 yılın en düşük seviyesinde”

ROMA (AA) – Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), hava şartları ve çatışmalar nedeniyle Suriye'de buğday üretiminin 29 yılın en düşük seviyesinde gerçekleştiğini belirterek, "5,5 milyon Suriyelinin açlık tehdidi altında olduğu ve gıda yardımına muhtaç olduğu tahmin edilmektedir." ifadelerini kullandı.

FAO'dan yapılan yazılı açıklamada, Suriye'de süren çatışmalar ve aşırı hava şartlarının tahıl üretiminin düşmesine yol açtığı bildirildi.

Açıklamada, "Buğday üretimi bu sene, 29 yılın en düşük seviyesi olan 1,2 milyon tona düştü. Bu oran 2017'nin yaklaşık 3'te 2'si seviyesinde. FAO ve Dünya Gıda Programı'nın (WFP) yürüttüğü Ekin ve Gıda Güvenliği Değerlendirme Misyonu'na göre bu durum erken hasat dönemindeki uzun kuru havalardan ve ardından takip eden mevsimsiz şiddetli yağışlardan kaynaklanıyor." denildi.

Suriye'deki çatışmaların da tarım sektörüne zarar verdiğini vurgulayan FAO, binlerce Suriyeli çiftçinin yerinden edildiği ve tarımsal girdilerin maliyetinde çok keskin bir artış yaşandığına dikkati çekti.

– "5,5 milyon Suriyelinin açlık tehdidi altında olduğu tahmin ediliyor"

Yerinden edildikten sonra evine dönenlerin sayısının arttığı ve erişimi zor bölgelerde bulunan kişi sayısının düştüğü kaydedilen FAO açıklamasında, yine de milyonlarca kişinin açlık tehdidi altında olduğu belirtildi.

Açıklamada, "5,5 milyon Suriyelinin açlık tehdidi altında olduğu ve bir tür gıda yardımına muhtaç olduğu tahmin edilmektedir. Bu sayı, bir önceki yıla kıyasla yaklaşık yüzde 20 oranında azalma göstermiştir. Ek olarak İdlib'de de 500 bin-800 bin civarında kişi açlık tehdidi altında yaşıyor olabilir." denildi.

– "Azalan dış yardımlar, gıda güvenliği kazanımları için büyük tehdit oluşturabilir"

Suriye'de gıda fiyatlarının kriz öncesinden 7 kat daha pahalı olduğu vurgulanan açıklamada, yüzde 60'lara dayanan işsizlik oranıyla beraber ailelerin alım gücünün çok düşük olduğunu ve halkın temel yiyecek ihtiyaçlarını karşılama kapasitelerinin sınırlandığı ifade edildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Değerlendirmeler, geçen yıldan beri gıda güvenliği seviyesinin artan güvenlik ve piyasaya daha iyi erişim sayesinde az da olsa yükseldiğini gösteriyor. Ancak yine de çatışmaların sürdüğü ve yeni yerinden etmelerin yaşandığı bölgeler ciddi endişe kaynağı olmaya devam ediyor. Gıda yardımları ülke çapında çatışmalardan etkilenen aileler için cankurtaran olmuştur ve yerinden edilen aileler yavaş yavaş evlerine dönerken de gerekli olmaya devam edecektir. Yaklaşık her 4 aileden 1'i temel besinlere kısıtlı erişim sağlayabilmekte ve yetersiz gıda tüketmektedir. Bu durumdan en çok yerinden edilenler, geri dönenler ve kadınların idare ettiği aileler etkilenmektedir. Önemli bir ekonomik iyileşme ve büyüme olmadıkça azalan dış yardımlar, son dönemdeki gıda güvenliği kazanımları için büyük bir tehdit oluşturabilir."

Açıklamada, Suriye açısından gelecek 2 yılın ülke çapında geçimin ve hayatın yeniden inşa edilmesi noktasında çok önemli olduğu savunuldu.

Açıklamada görüşlerine yer verilen WFP Suriye Temsilcisi ve Ülke Direktörü Corinne Fleischer, çatışmaların geçim kaynaklarını tahrip ederek yaygın bir işsizliğe neden olduğunu aktararak, "Bir ölçüde devam eden insani yardım, en korunmasız ailelerin tekrar fakirlik ve açlığın derinliklerine düşmesini önlemek adına şart.” değerlendirmesinde bulundu.

BM'den Nikki Haley açıklaması

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (AA) – Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, ABD'nin BM Daimi Temsilcisi Nikki Haley'in istifasını medyadan öğrendiklerini söyledi.

Dujarric, Haley'nin istifa kararına ilişkin gazetecilere yaptığı açıklamada, ''Burada, çoğumuz kararı sizin gibi medyadan öğrendik.'' dedi.

Karardan daha önce haberleri olmadığını belirten Dujarric, ''Genel Sekreter (Antonio Guterres) Büyükelçi Haley'nin ortaya koyduğu mükemmel iş birliği ve desteğe teşekkür ediyor.'' ifadesini kullandı.

Dujarric, Guterres ve Haley'nin çok verimli ve güçlü bir şekilde BM ile ABD arasındaki yapıcı ilişkileri teşvik etmek için çalıştıklarını ifade etti.

ABD'nin BM Daimi Temsilcisi Nikki Haley, bu sabah Beyaz Saray'da ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı ortak açıklamada istifa ettiğini ve yıl sonunda görevini bırakacağını açıklamıştı.

“Kıbrıs'ta statükonun devamını istemiyoruz”

LEFKOŞA (AA) – Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Birleşmiş Milletler'de (BM) Kıbrıs raporunun ekim ayında açıklanmasıyla Rum lider Nikos Anastasiadis ile görüşmelerinin mümkün oluğunu belirterek, görüşmenin çok uzak olmayan bir tarihte gerçekleşmesini arzu ettiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, KKTC'de hükümeti oluşturan siyasi partilerin başkanlarını Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda kabul etti.

Görüşme sonrası basına açıklama yapan Akıncı, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Elizabeth Spehar ile Kıbrıs müzakerelerinde güven artırıcı önlemler kapsamında açılması planlanan Derinya ve Aplıç kapılarının bir an önce açılması konusunu değerlendirdiklerini kaydetti.

BM'de Kıbrıs raporunun ekim ayında açıklanmasıyla Rum lider Nikos Anastasiadis ile bir araya gelmelerinin mümkün olduğunu belirten Akıncı, "Bunun çok uzak olmayan bir tarihte gerçekleşmesini arzu ediyoruz." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Akıncı, Rum lider ile yapacakları görüşmede Derinya ve Aplıç kapılarının açılış gününü birlikte tespit edip kamuoyuna duyurmayı ve adanın geleceğinin nasıl şekilleneceğini konuşmayı düşündüğünü ifade etti.

Adada daha iyi ve güzel bir gelecek yaratmanın sorumlulukları olduğuna işaret eden Akıncı, önümüzdeki günlerin hareketli geçeceğini ve üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getireceklerini söyledi.

Akıncı, halktan aldığı yetki ile görevini sürdürdüğünü belirterek, “Bu adada barış huzur içinde bir gelecek istiyoruz. Kıbrıs'ta statükonun devamını istemiyoruz. BM çerçevesi dışına çıkmamalıyız, BM bu olayın içinde olacaktır, olmalıdır. Önümüzdeki günlerde daha iyiye gitmek için var gücümüzle çalışacağız, tüm taraflar da destek olmalı. BM Genel Sekreteri de bizi görüyor, anlıyor her şeyin farkında.” dedi.

– Kıbrıs müzakereleri

Kıbrıs müzakereleri, Cumhurbaşkanı Akıncı'nın göreve gelmesinin ardından BM Genel Sekreterinin eski Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide'nin ara buluculuğunda Mayıs 2015'te yeniden başlamıştı.

Müzakerelerde, geçen yıl temmuz ayında İsviçre'nin Crans-Montana kentinde yürütülen Kıbrıs Konferansı'ndan sonuç çıkmamıştı.

Müzakereler, "Ekonomi", "Avrupa Birliği", "Mülkiyet", "Yönetim-Güç Paylaşımı", "Toprak" ile "Güvenlik ve Garantiler " olmak üzere 6 temel başlıktan oluşuyordu.

BM'den Suudi Arabistan'a “İş birliği yap” çağrısı

CENEVRE (AA) – Birleşmiş Milletler (BM), Washington Post Yazarı Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın kaybolmasına ilişkin Suudi Arabistan'a Türkiye ile iş birliği yapma çağrısında bulundu.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Sözcüsü Ravina Shamdasani, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğunda ortadan kaybolmasından ciddi endişe duyuyoruz." dedi.

Sözcü Shamdasani, "Kaşıkçı'nın öldürüldüğü" yönünde basında çıkan haberlerin doğru olması durumunda, bunun "gerçekten şok edici" bir gelişme olduğunu vurguladı.

"Kaşıkçı'nın ortadan kaybolmasına ilişkin Suudi Arabistan ve Türkiye'ye hızlı, tarafsız ve bağımsız bir soruşturma için iş birliği çağrısında bulunuyoruz." diyen Shamdasani, soruşturma sonuçlarının kamuoyuna açıklanmasını istedi.

Shamdasani, Kaşıkçı konsolosluğa girdikten sonra neler olduğuna dair pek çok soru bulunduğunun altını çizerek, "Kaşıkçı'ya ne olduğu konusunda bir bilgimiz yok ama pek çok spekülasyon var ve bu endişe verici." değerlendirmesinde bulundu.

Türk makamlarının halihazırda Kaşıkçı'nın kaybolmasına ilişkin soruşturma başlattığının hatırlatılması üzerine Shamdasani, "(Suudi Arabistan'a Türkiye ile) İş birliği yapma çağrısında bulunuyoruz. Anladığımız kadarıyla Türkiye, konsolosluğa erişim izni almak için talepte bulundu." diye konuştu.

Shamdasani, bugün bazı BM insan hakları raportörlerinin konuya ilişkin yazılı açıklama yapacağı bilgisini de paylaştı.

Suudi reformistler için önemli bir platform olan Al Watan gazetesine katkı veren ve aynı zamanda Washington Post gazetesinde de yazılar yazan Kaşıkçı, geçen salı günü resmi işlemler için Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğuna gittikten sonra ortadan kaybolmuştu.

Kaşıkçı'nın akıbetine ilişkin Dışişleri Bakanlığından bugün yapılan açıklamada, "Suudi makamları iş birliğine açık olduklarını ve başkonsolosluk binasında inceleme yapılabileceğini bildirmişlerdir. Soruşturma çerçevesinde konsolosluk binasında inceleme yapılacaktır." ifadeleri kullanılmıştı.

“Türkiye'nin liderliğiyle UNRWA'ya destek arttı”

İSTANBUL/ANKARA (AA) – ZUHAL DEMİRCİ – Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı (UNRWA) Genel Komiseri Pierre Krahenbühl, ABD'nin ajansa yönelik mali yardımlarını durdurma kararının ardından UNRWA'ya destek için gösterilen dayanışmayı memnuniyetle karşıladıklarını belirtti.

Krahenbühl, UNRWA'nın bugüne kadarki en büyük donörü olan ABD'nin mali yardımlarını ağustos sonunda tamamen durdurma kararının ardından yaşanan gelişmeleri ve Türkiye'nin Filistinli mültecilere yönelik çabalarını AA muhabirine anlattı.

Türkiye'nin liderliğinde UNRWA'ya desteğin arttığına dikkati çeken Krahenbühl, "ABD'nin UNRWA'ya gönderdiği finansmanı kesmesi sebebiyle ajansın baskı altında olduğu bir zamanda Türkiye'nin güçlü bir mesaj gönderdiğini düşünüyorum." diye konuştu.

Filistinlilere gösterdiği güçlü dayanışma için Türkiye'ye övgüde bulunan Krahenbühl, "Türkiye'ye her geldiğimde Filistinliler ve Filistinli mülteciler hakkında çok güçlü bir duygu ve büyük bir endişe olduğunu görüyorum ki bu benim için çok önemli." dedi.

Krahenbühl, "Bu yıl karşılaştığımız durum nedeniyle, Türkiye'nin liderliği sayesinde UNRWA'ya destek için artan bir dayanışma ve siyasi katılım oldu." ifadesini kullandı.

– Yarım milyon çocuğun eğitimi risk altında

ABD'nin ajansa yönelik mali kesintisinden ajansın ne şekilde etkilendiği sorusu üzerine Krahenbühl, şunları söyledi:

"Örneğin; Suriye, Lübnan, Ürdün, Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Gazze'deki 500 bin Filistinli mülteci kız ve erkek çocuğu için bir eğitim sistemimiz var. Parayı bulmak zorundayız. Okullarının kapanacağını hayal etmek bile mümkün değil. Bu genç öğrenciler artık eğitime ulaşamayabilirler."

Krahenbühl, mali kesintilerin ardından Asya, Avrupa ve Körfez'deki bazı ülkelerin ajansa destek konusunda sergilediği "toplu seferberlik" için minnettar olduğunu dile getirdi.

Krahenbühl, "Uluslararası toplumun geri kalanına çağrıda bulunduk. Şimdiye kadar çok güçlü bir tepki oldu. Körfez'deki ve Asya'daki bazı ülkeler, Türkiye ve diğer ülkeler gücümüzü artırdı ve bizi güçlü şekilde destekledi." dedi.

– "BM'deki UNRWA toplantısı beni cesaretlendirdi"

Krahenbühl, Türkiye, Ürdün, İsveç, Japonya ve Almanya dışişleri bakanları ile AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini'nin, ajansa yönelik mali ve politik desteği harekete geçirmek amacıyla geçen ay BM marjında New York'ta toplantı düzenlediğini hatırlattı.

UNRWA Genel Komiseri Krahenbühl, "Bu toplantıdaki çok güçlü ve kolektif seferberlik beni cesaretlendirdi. Şu anda olumlu bir yolda olduğumuzu düşünüyorum." diye konuştu.

– ABD'nin yardımları durdurma kararı

Filistinli mülteciler için büyük önem taşıyan UNRWA, ABD'nin önce yardımları askıya alma, ardından tamamen kesme kararı nedeniyle mali kriz yaşıyor.

Geçen yıl UNRWA'ya 365 milyon dolarlık destekte bulunan ABD yönetimi, ajansa yönelik mali yardımlarını ağustos ayı sonunda tamamen durdurma kararı almıştı.

UNRWA, BM Genel Kurulunca 1949'da Ürdün, Suriye, Lübnan, Batı Şeria ve Gazze'deki Filistinli mültecilere yardım amacıyla kuruldu.

Halihazırda Filistin içinde ve dışında 5,9 milyon Filistinli mülteci bulunuyor.

BM'den Nobel Barış Ödülü sahiplerine övgü

CENEVRE (AA) – Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisi Sözcüsü Alessandra Vellucci, Nobel Barış Ödülü'nün cinsel şiddeti sona erdirme çabaları dolayısıyla Doktor Denis Mukwege ve Ezidi aktivist Nadia Murad'a verilmesini "fantastik bir açıklama" şeklinde değerlendirdi.

Sözcü Vellucci, BM Cenevre Ofisi haftalık olağan basın toplantısı devam ederken "Şimdi aldığım bilgiye göre, Nobel Barış Ödülü, 'savaş ve silahlı çatışmalarda cinsel şiddetin bir araç olarak kullanılmasının bitirilmesi için yaptıkları çalışmalar' dolayısıyla Doktor Denis Mukwege ve ve Nadia Murad'a verildi." dedi.

Ödülün, Mukwege ve Murad'a verilmesini "fantastik bir açıklama" diye niteleyen Vellucci, "Bu meseleyle BM yakından ilgileniyor ve bu konuda çalışan özel bir temsilcimiz var. Eminim ki bu Nobel Barış Ödülü, savaş ve silahlı çatışmalarda cinsel şiddetin bir araç olarak kullanılmasının bitirilmesinde ilerleme sağlanmasına yardımcı olacaktır." ifadelerini kullandı.

Norveç Nobel Komitesi, Nobel Barış Ödülü'nün cinsel şiddeti sona erdirme çabaları dolayısıyla Doktor Denis Mukwege ve Ezidi aktivist Nadia Murad'a verildiğini açıklamıştı.

– Denis Mukwege

Hayatının çoğunu Kongo Demokratik Cumhuriyeti'ndeki cinsel şiddet mağdurlarına yardım etmeye adayan jinekolog Denis Mukwege, yıllardır tecavüz mağdurlarının tedavisi için uğraşıyor.

Mukwege ve ekibinin, cinsel saldırılara maruz kalmış binlerce kişiyi tedavi ettiği biliniyor.

1955 doğumlu aktivist ve insan hakları savunucusu Kongolu jinekolog, savaş ortamında tecavüze uğrayan kadınları Bukavu’da kurduğu "Panzi" isimli hastanede tedavi etmesiyle tanınıyor.

Kongolu doktor, aralarında BM İnsan Hakları Ödülü'nün de bulunduğu çok sayıda uluslararası ödüle sahip.

– Nadia Murad

Terör örgütü DEAŞ tarafından 2014'te 21 yaşındayken kaçırılan ve 6 erkek kardeşi öldürülen Ezidi aktivist Nadia Murad, örgütten kaçmayı başararak Almanya'ya gitmişti.

Eylül 2016'da "BM İyi Niyet Elçisi" ilan edilen Murad, 2017'de Avrupa Konseyi tarafından düzenlenen Vaclav Havel Ödülü'ne layık görülmüştü.

Kaçtığından beri insan ticaretini durdurmak için mücadele veren Murad, BM'deki görevi sırasında özellikle insan ticareti mağduru mülteci kadın ve genç kızlar konusunda farkındalık oluşturmaya yönelik faaliyetlerde bulunuyor.

Bu yıl ödül için 216’sı kişi, 115’i kurum olmak üzere toplam 331 aday bulunuyordu.

Komite geçen yıl, Nobel Barış Ödülü'nün nükleer silah kullanımının yıkıcı sonuçlarına dikkati çektiği ve bu silahların anlaşma temelinde yasaklanması amacıyla harcadığı çığır açan çabalar dolayısıyla Nükleer Silahların İmha Edilmesi Kampanyası'na (ICAN) verildiğini açıklamıştı.

– Nobel Barış Ödülü

1901'den bu yana 99 kez Nobel Barış Ödülü verildi.

Ödüle 106 kişi ve 27 örgüt layık görüldü. Nobel Barış Ödülü, tarihinde sadece iki kez 3 kişiye verildi: 1994'te Yaser Arafat, Şimon Perez ve Yitzak Rabin, 2014'te ise Ellen Johnson Sirleaf, Leymah Gbowee ve Tevekkül Karman, Nobel Barış Ödülü'nün sahibi oldu.

Uluslararası Kızılhaç Komitesi 1917, 1944 ve 1963'te 3 kez, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği de 1954 ve 1981'de 2 kez Nobel Barış Ödülü'ne layık bulundu.