BM'den Gazze-İsrail gerginliğini azaltma çabaları

GAZZE (AA) – Birleşmiş Milletler (BM) Orta Doğu Barış Süreci Özel Koordinatörü Nickolay Mladenov, BM'nin tüm taraflarla Gazze Şeridi'ndeki gerginliği azaltmak için çabalarını sürdürdüğünü belirtti.

Mladenov, yaptığı yazılı açıklamada, "Gazze'den İsrail'in kuzeyine roket fırlatılması kabul edilemez. Bu, ciddi bir durum." ifadelerine yer verdi.

BM'nin Mısır ve tüm taraflarla Gazze Şeridi'ndeki gerginliği azaltmak için çabalarını sürdürdüğünü kaydeden Mladenov, durumun hâlâ "çok gergin" olduğuna işaret etti.

Gazze'den atılan bir roket, bu sabah Tel Aviv'in kuzeyindeki Şaron bölgesinde bir eve düşmüş, evde bulunan 7 kişi yaralanmıştı.

Bunun üzerine İsrail yönetimi, Gazze'ye açılan Kerm Ebu Salim ve Beyt Hanun (Erez) sınır kapılarını kapatmıştı.

Resmi ziyaret kapsamında Washington'da bulunan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da bugün Beyaz Saray'da ABD Başkanı Donald Trump ile yapacağı görüşmenin ardından ziyaretini yarıda keserek ülkesine dönme kararı almıştı.

BM, İsrail'in Golan Tepeleri işgaline karşı çıkan tasarıyı kabul etti

CENEVRE (AA) – Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi, İsrail'in Golan Tepeleri işgaline karşı çıkan ve İsrail'e, BM Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) 497 sayılı kararı başta olmak üzere tüm BM kararlarına uyma çağrısında bulunan karar tasarısını kabul etti.

BM Cenevre Ofisi'nde devam eden Konseyin 40'ıncı oturumunun son gününde, Pakistan'ın, İsrail'in işgal altındaki Golan Tepeleri'ndeki insan hakları durumuna ilişkin karar tasarısı görüşüldü.

Konuşmaların ardından 47 üyeli konseyde yapılan oylamada, İsrail aleyhindeki karar tasarısı, 5 çekimser, 16 aleyhte ve 26 lehte oyla kabul edildi.

Avustralya, Avusturya, Brezilya, Bulgaristan, Hırvatistan, Çekya, Danimarka, Macaristan, İzlanda, İtalya, Japonya, Slovakya, İspanya, Togo, Ukrayna ve İngiltere tasarı aleyhinde oy kullandı.

İngiltere Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt, dün yaptığı açıklamada ülkesinin karar tasarısı aleyhinde oy kullanacağını açıklamıştı.

Kabul edilen tasarıyla, İsrail'e, Golan Tepeleri'nin işgaline ilişkin BM Genel Kurulu, Güvenlik Konseyi ve İnsan Hakları Konseyi'nin tüm kararlarına uyma çağrısında bulunuluyor.

  • 497 sayılı karar vurgusu

Tasarıda özellikle İsrail'in BMGK'nın İsrail'in Golan Tepeleri'ni işgaline karşı çıkan 497 sayılı kararına uyması gerektiğinin altı çiziliyor.

BM Güvenlik Konseyi'nin 1981'de aldığı 497 sayılı karar, İsrail'in Golan Tepeleri'ni işgaline karşı çıkıyor ve kararda ''İsrail'in işgal altındaki Golan Tepeleri'nde kendi kanunlarını, yargısını ve idaresini uygulama kararı hükümsüzdür ve uluslararası hukuki geçerliliği yoktur.'' ifadesi yer alıyor.

Kabul edilen tasarıda ayrıca, İsrail'in, işgal altındaki Golan Tepeleri'ndeki Suriyelilerin ana vatanlarındaki ailelerini ziyaret etmelerine izin verilmesi, uluslararası kuruluşların bölgeye erişiminin sağlanması ve özellikle İsrail hapishanelerinde 30 yıldır tutulanlar da dahil tüm Suriyeli tutukluların derhal serbest bırakılması gerektiği vurgulanıyor.

Bugün sona erecek BM İnsan Hakları Konseyinin 40'ıncı oturumunda farklı ülkelere ilişkin karar tasarıları oylanmaya devam edilecek.

İİT'den BM'ye “Uluslararası Dayanışma Günü” çağrısı

ANKARA (AA) – İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), dini nefret, düşmanlık ve şiddet eylemlerinin izlenmesi ve rapor edilmesi için bir gözlemevi kurulması amacıyla Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiserliği ve Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiserliği'ne çağrıda bulundu. İİT ayrıca, BM ve diğer uluslararası ve bölgesel örgütleri, 15 Mart'ı "İslamofobiye Karşı Uluslararası Dayanışma Günü" kabul etmeye davet etti.

Yeni Zelanda'da İki Camiye Yönelik Terörist Saldırı ile Müslümanlara Karşı Nefret ve Tahammülsüzlükle Mücadele Konusunda İstanbul'da düzenlenen İİT Dışişleri Bakanları Düzeyinde Açık Katılımlı Acil İcra Komitesi Toplantısının nihai bildirisi yayımlandı.

İİT İcra Komitesi'nin Yeni Zelanda'nın Christchurch kentinde 15 Mart'ta Nur ve Linwood Camilerinde ibadet eden 51 Müslümanın hayatını kaybettiği vahşi terör saldırısı ile sarsıldığı belirtilen bildiride, terörizmin dini olmadığı ve her türlü terör eyleminin, saiklerine bakılmaksızın, nerede, ne zaman ve kim tarafından yapılırsa yapılsın cezai ve haksız olduğu yönündeki tutum yinelendi.

Bildiride, "Uydurulmuş tarih, hayali medeniyetler arası çatışma ve karşılıklı cepheleşmeye dayalı olarak dünyanın birçok bölgesinde ırkçı hareketlerin ve bu hareketlerin yarattığı terörizmin yeniden canlanması ve Müslüman uluslardan gelen göçmenlere ve bireylere karşı korku, kin ve düşmanlığa teşvik etme ve böylece dünya ulusları ve toplulukları arasında geleceğe yönelik barış ve uyum beklentilerini tehlikeye atma niyeti dolayısıyla derinden endişe duyulduğu" kaydedildi.

  • "İslamofobi dünyanın birçok yerinde yükselişte"

Bildiride, üye olmayan devletlerdeki Müslüman toplulukların ve azınlıkların haklarının, saygınlığının, dini ve kültürel kimliğinin korunması amacıyla, İİT Şartının yanı sıra BM Şartı ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi dahil, diğer uluslararası belgelerde yer alan ilke ve amaçlardan hareket edildiği belirtildi.

Bildiride, İİT İslami Zirvesi Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatı üzerine, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun İslamofobi ve yabancı düşmanlığına karşı ortak çözümü vurgulamak ve bu korkunç terör saldırıları karşısında Müslüman toplum ile Yeni Zelanda arasındaki dayanışmayı vurgulamak amacıyla Yeni Zelanda'ya yaptığı ziyaretin memnuniyetle karşılandığı ifade edildi.

  • Yeni Zelanda Başbakanının tutumuna takdir

İİT bildirisinde, 15 Mart 2019'da Yeni Zelanda’nın Christchurch kentindeki Nur ve Linwood Camilerinde ibadet etmekte olan masum insanları hedef alan dehşet verici ve alçakça İslamofobik terör saldırısı en güçlü şekilde kınandı.

Terör saldırılarını kesin olarak kınayan Yeni Zelanda hükümetini ve Müslüman toplumunu kucaklayan ve acılarını paylaşan Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern'in kararlı ve açık tutumunun memnuniyetle karşılandığı ifade edilen bildiride, Yeni Zelanda toplumlunun tüm kesimlerinin gösterdiği sempati ve dayanışmanın takdir gördüğü kaydedildi.

Bildiride, "(İİT İcra Komitesi) Teröristlerin hastalıklı manifestosuyla açığa çıktığı üzere, planlı ve profesyonelce gerçekleştirilen ve şeytani çevrelerce desteklenen bu terör saldırılarının kapsamlı ve tamamen şeffaf biçimde soruşturulacağı yönünde Yeni Zelanda tarafından yapılan taahhüdü tümüyle destekler." ifadelerine yer verildi.

  • "Kapsamlı ve sistematik tedbirler" çağrısı

Masum Müslüman kurbanların ailelerine ve Yeni Zelanda halkına ve Hükümetine en derin taziyelerin ifade edildiği bildiride, teröristlerin işlediği tüm korkunç suçlar için tam bir adalet ve hesap verebilirlik sağlayarak ailelerin teselli edileceğinin ve tatmin edileceğinin güçlü şekilde umulduğu belirtildi.

Bildiride, şu ifadelere yer verildi:

"(İİT İcra Komitesi) Camilere ve topluluk merkezlerine yapılan bu menfur terör saldırılarının ve Müslümanların öldürülmesinin İslamofobinin acımasız, insanlık dışı ve korkunç sonuçlarını bir kez daha gösterdiğini ve her düzeyde, alanda ve platformda tüm uluslararası paydaşların katıldığı ortaklık içerisinde buna eğilmek üzere gerçek, kapsamlı ve sistematik tedbirler gerektirdiğini vurgular."

Müslüman toplulukları, azınlıkları ve göçmenleri olan tüm ülkelerin, İslam'ı, terör, aşırılıkçılık ve topluma yönelik tehditlerle ilişkilendiren tüm politikalardan, açıklamalardan ve uygulamalardan kaçınmaya davet edildiği bildiride, tüm devletlere, dini özgürlüklere saygılı olma, bilhassa vatandaşlık ve kültürel haklarından mahrum etmek dahil Müslümanların temel insan hakları ve özgürlüklerini kısıtlamama çağrısında bulunuldu.

  • "İslamofobiye Karşı Uluslararası Dayanışma Günü" önerisi

İİT bildirisinde, İslami inanç ve öğretilerin temel gereksinimlerine içten bağlı olan, bunları ifade eden ve bunlara uyan sıradan Müslümanlara suçlu gözüyle bakılmasını, potansiyel suç, aşırıcılık ve terörizm suçlarının bu kişilere atfedilmesi kesin olarak reddedildi.

Tüm hükümetlere, Müslümanlara karşı düşmanlığa veya İslam'ın ve Müslümanların aşağılanmasına göz yuman, teşvik veya tahrik eden her türlü söylem, teşebbüs veya eylemlerin yasaklanması, tüm bireylerin ve grupların din ve inanca dayalı nefret ve şiddete karşı korunması ve ibadet mekanlarının muhafazasının sağlanması amacıyla bildiride, uluslararası hukuk, norm ve standartlardaki yükümlülüklerle uyumlu olarak, mevcut yerel yasal ve idari çerçeveyi tümüyle uygulama veya gerektiği takdirde, yeni yasal düzenlemeler benimsenmesi çağrısı yapıldı.

Bildiride, şunlar kaydedildi:

"(İİT İcra Komitesi) Dini nefret, düşmanlık ve şiddet eylemlerinin izlenmesi ve rapor edilmesi için bir gözlemevi kurulması amacıyla BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği ve Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiserliğine çağrıda bulunur. BM'ye ve diğer uluslararası ve bölgesel örgütlere, bu korkunç terör eyleminin yapıldığı gün olan 15 Mart'ın 'İslamofobiye Karşı Uluslararası Dayanışma Günü' kabul edilmesi çağrısında bulunur."

Bunun yanı sıra, İİT bildirisinde, üye devletlere, İslam'ın gerçek mesajlarını yaymak, İslam ve Müslümanların asil değerlerini sergilemek, Amman Mesajını uygulamak ve tüm ilgili bölgesel ve uluslararası platformlarda etkin bir şekilde konuyu gündeme getirme yönündeki eşgüdümlerini güçlendirmek için çabalarını yoğunlaştırmaları talebinde bulunuldu.

Bildiride, İİT İcra Komitesi, Genel Sekreter'den İslamofobi ve Müslümanlara karşı nefret konusunda uluslararası alanda farkındalık oluşturmaya yönelik girişimleri devam ettirmesini, üye ülkelerle iş birliği içinde Müslüman karşıtı ırkçı ve aşırıcı gruplarla ilişkili bireyler ve kuruluşların da eklenerek terör tehdidine yönelik yaptırımların genişletilmesi amacıyla BM mekanizmalarına ulaşmasını talep etti.

Bildiride, İİT Genel Sekreterinin Facebook, Twitter, Instagram gibi sosyal medya platformlarının yönetimleriyle irtibata geçerek Müslümanlara yönelik şiddeti ve nefreti teşvik eden her türlü içeriğin filtrelenmesi ya da yasaklanmasına yönelik tedbirleri almalarını sağlaması istendi.

BM Genel Sekreterine yönelik çağrının da yer aldığı bildiride, BM Genel Kurulunun özel bir oturumla toplanması, burada İslamofobinin ırkçılığın bir biçimi olduğunun ilan edilmesi, Genel Sekreterin İslamofobinin izlenmesi ve bununla mücadele için bir özel raportör ataması istendi.

İİT Barış ve Diyalog Temas Grubunun BM Genel Kurulu, Dışişleri Bakanları Konseyi toplantıları kapsamında düzenli olarak medeniyetler arası diyalog toplantıları başlatması istenen bildiride, İİT Genel Sekreterliği bünyesinde İslamofobi gözlem çabalarının artırılması, bu konuda çalışan diğer merkez ve mekanizmalarının ilişkisinin güçlendirilmesi çağrısı yapıldı.

BM İnsan Hakları Konseyi İsrail aleyhindeki karar tasarısını kabul etti

CENEVRE (AA) – Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi, işgal altındaki Filistin topraklarında BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliğinin (OHCHR) varlığını güçlendiren ve İsrail'i kınayan karar tasarısını kabul etti

BM Cenevre Ofisi'nde devam eden Konseyin 40'ıncı oturumunun son gününde, Bahreyn, Bolivya, Küba, Pakistan, Senegal, Venezuela, Zimbabve ve Filistin'in, İsrail aleyhinde verdiği tasarı görüşüldü.

Tasarı hakkında yapılan konuşmaların ardından 47 üyeli konseyde oylamaya geçildi.

İsrail aleyhindeki karar tasarısı 15 çekimser, 8 aleyhte, 23 lehte oyla kabul edildi.

Avustralya, Avusturya, Brezilya, Bulgaristan, Çekya, Fiji, Macaristan ve Ukrayna tasarı aleyhinde oy kullanan ülkeler olarak dikkati çekti.

  • Savaş suçu ve insanlığa karşı suçlar vurgusu

BM 2018 Gazze Protestoları Bağımsız Soruşturma Komisyonunun geçen ayki raporuna da değinilen karar tasarısında Komisyonun, İsrail askerlerinin, abluka altındaki Gazze Şeridi sınırında geçen yıl düzenlenen barışçıl "Büyük Dönüş Yürüyüşü" gösterilerindeki ihlallerinin savaş suçu ve insanlığa karşı suçlar kapsamına girebileceğini duyurmasından derin endişe duyulduğu ifade edildi.

Ayrıca tasarıda, hukuk dışı ve aşırı güç kullanarak insan hakları ihlallerine yol açan İsrailli faillerin adalet önünde hesap vermesi çağrısında bulunuldu.

Doğu Kudüs dahil işgal altındaki Filistin topraklarındaki uluslararası insan hakları ihlallerinin kınandığı tasarıda, yayılan eşi görülmemiş düzeydeki tahribat, ölüm ve insani acılardan dehşete düşüldüğü vurgulandı.

  • BM'nin varlığı güçlendi

İsrail aleyhinde kabul edilen karar tasarısının en önemli kısmını ise işgal altındaki Filistin toprakları ve özellikle de işgal altındaki Gazze Şeridi'nde OHCHR'nin varlığının güçlendirilmesi oluşturdu.

Buna göre, OHCHR söz konusu bölgelere daha fazla personel görevlendirecek ve İsrail'in sürdürdüğü uluslararası hukuk ihlalleri uzman ekiplerce izlenerek belgelendirilecek.

OHCHR'nin elde edeceği tüm bulgular, İnsan Hakları Konseyinin 41'inci oturumunda sözlü olarak üye ülkelere aktarılacak, bu yıl sonundaki 42'inci oturumunda da Konseye rapor olarak sunulacak.

Bugün sona erecek BM İnsan Hakları Konseyinin 40'ıncı oturumunda farklı ülkelere ilişkin karar tasarıları oylanmaya devam edilecek.

BM'den ABD'nin Venezuela yaptırımlarına eleştiri

CENEVRE (AA) – Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet, ABD'nin Venezuela petrol şirketlerine uyguladığı yaptırımların ülkede ekonomik krizi ağırlaştıracağı ve halkın temel hakları ile refahı üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceği uyarısında bulundu.

Bachelet, BM Cenevre Ofisi'nde devam eden İnsan Hakları Konseyi'nin 40'ıncı oturumunda, geçen haziran ayından bu yana Venezuela'da ekonomik ve sosyal hakların dramatik bir şekilde bozulduğunu söyledi.

Ülke genelinde son dönemdeki elektrik kesintilerinin durumu daha da kötüleştirdiğine dikkati çeken Bachelet, bunun Venezuela halkının yiyecek, su ve sağlık hizmetlerine erişimini ciddi şekilde etkilediğini vurguladı.

Bachelet, ABD'nin bu ülkeye uyguladığı yaptırımlara eleştiride bulunarak, "Venezuela petrolünün ABD'de satılmasıyla alakalı mali transferlere ilişkin son yaptırımların ülkedeki ekonomik krizi ağırlaştırmasından ve halkın temel hakları ile refahı üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğinden endişe duyuyorum." ifadesini kullandı.

Venezuela'da kendini geçici devlet başkanı ilan eden Ulusal Meclis Başkanı Juan Guaido'ya her türlü desteği veren ABD, Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu sıkıştırmak için sık sık yeni yaptırım kararları alıyor.

Ülkenin petrol şirketi PDVSA ve ABD'deki petrokimya şirketi Citgo’ya uyguladığı yaptırımlarla Venezuela'ya ekonomik darbe vuran ABD, en son bu ayın başında Venezuela ordusuna mensup 6 kişiye daha yaptırım kararı almıştı.

Yeni Zelanda'daki terör saldırısı BM binası önünde kınandı

CENEVRE (AA) – İsviçre'nin Cenevre kentinde, Yeni Zelanda'nın Christchurch kentinde cuma namazı sırasında iki camiye düzenlenen terör saldırısında hayatını kaybedenler için dayanışma ve anma töreni düzenlendi.

Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisi'nin önünde sivillere yönelik silahlı şiddete karşı olmayı sembolize eden Kırık Sandalye Heykeli'nin bulunduğu meydanda düzenlenen törene, Cenevre ve çevresindeki 20'ye yakın sivil toplum kuruluşunun temsilcileri, Cenevre kantonundan milletvekilleri ve çok sayıda İsviçreli katıldı.

Yaklaşık 300 kişinin bir araya geldiği tören, hayatını kaybeden Müslümanlar için 1 dakikalık saygı duruşu ve Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başladı.

Christchurch kentinde cuma namazı sırasında iki camiye düzenlenen terör saldırısında hayatını kaybeden 50 kişinin anısına meydana 50 seccade serildi ve seccadelere karanfil bırakıldı.

  • Batı medyası ve siyasetçilerine tepki

Mısır'daki Müslüman Kardeşler teşkilatının kurucusu Hasan el-Benna'nın torunu Cenevre İslam Merkezi Direktörü Hani Ramazan, burada yaptığı konuşmada, Yeni Zelanda'daki terör saldırısında Batılı siyasetçiler ve Batı medyasının İslamofobik söylemlerinin önemli rol oynadığını söyledi.

Uluslararası İnsan Hakları ve Kalkınma İttifakı Derneği Başkanı Ender Demirtaş ise "Fransa'da Charlie Hebdo ve Paris'teki terör saldırılarına tepki gösterenler, Yeni Zelanda'daki terörist katliamına neden sessiz? Neredesiniz? Bu kadar çifte standart yeter." dedi.

Demirtaş ve törene katılanlar gözyaşlarına hakim olamadı.

  • Camiler korunsun çağrısı

Uluslararası Adalet, Eşitlik ve Barış Konseyi (COJEP) Genel Sekreteri Celil Yılmaz da İslamofobik terör saldırısını Avrupalı siyasetçilerin basit bir kınama ile geçiştirdiğini ifade ederek, şunları kaydetti:

"Avrupa ülkelerinin siyasi malzeme olarak sürekli İslamofobik söylem içinde olması, bugün yaşananların en önemli sebebidir. Ayrıca Batı medyasının Müslümanlara karşı sürekli karalayıcı İslamofobik haberleri de bu tür terör eylemlerin önünü açmıştır. Toplumsal bütünlük içinde buna 'dur' demek lazım. En azından cuma namazında camilerin korunması gerekir. Avrupa siyasetçilerinin bu sessizliği sadece Müslümanlar için tehdit değil, sosyal bütünlük ve birlikte yaşamak için tehdittir."

Yaklaşık 1,5 saat süren törende yapılan konuşmaların ardından Yeni Zelanda'da yaşamını yitiren Müslümanlar için dua edildi.

Törene, Cenevre'de tartışılan laiklik yasasına karşı çıkışlarıyla bilinen milletvekilli Pierre Vaneck ve belediye meclis üyesi Sabine Tiguemounine de katıldı.

“Yeşilay dünyada 5 bağımlılık alanında çalışan tek STK”

VİYANA (AA) – Yeşilay Genel Müdürü Sultan Işık, Yeşilay'ın bölgesel olarak lider konumunda olmasının yanı sıra dünyada 5 bağımlılık alanında (alkol, madde, tütün, kumar ve teknoloji) çalışan tek sivil toplum kuruluşu olduğunu söyledi.

Sultan Işık, Yeşilay tarafından Avusturya'nın başkenti Viyana'daki Birleşmiş Milletler (BM) Ofisi'nde düzenlenen Uyuşturucu Maddeler Komisyonunun 62. oturumu çerçevesinde düzenlenen etkinlikte, "Kimseyi Geride Bırakmamak" başlıklı sunum yaptı.

Sunumda, uyuşturucu madde kullanımına karşı etkin önleme yöntemleri, uyuşturucu kullanımı nedeniyle ortaya çıkan bozukluklara müdahale ve tedavi sürecinde ailenin etkisi ele alındı.

Işık, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sunumunda bağımlılık hastalığının sadece bağımlı bireyi ilgilendirmediğine, toplumun çeşitli katmanlarını da doğrudan ya da dolaylı olarak etkilediğine işaret ederek, "Biz bu sunumumuzda tedavi sürecine ailenin de katılması gerektiğini vurguladık." dedi.

  • "Tedavi sürecine aileler dahil edilmeli"

Aileleri bağımlılık hastalığı ve buna ilişkin terapi süreci hakkında yeterli ve doğru bilgilendirmenin bağımlı bireyin iyileştirilmesine çok ciddi katkı sağladığının altını çizen Işık, "Aileleri ile birlikte terapilere katılan danışanlarda, hem temiz kalma süresi (madde kullanımından uzak durulan süre) daha uzun hem de terapiye devam etme oranı çok daha yüksek." bilgisini paylaştı.

Sultan Işık, madde bağımlılığı ile mücadelede ailenin tedavi sürecine dahil edilerek oluşturulacak bir sistemin daha olumlu sonuçlar doğurduğuna olan inançlarını buradaki katılımcılarla paylaşarak, bu sistem çerçevesinde Yeşilay'ın kazanımlarını aktardıklarını dile getirdi.

Yeşilay'ın yaklaşık 3 yıldır BM bünyesinde düzenlenen programlara katıldığını ve çeşitli oturumlar düzenlediğini ifade eden Işık, "Yeşilay bölgesel olarak lider konumunda ancak dünyada da 5 bağımlılık alanında (alkol, madde, tütün, kumar ve teknoloji) çalışan tek sivil toplum kuruluşuyuz." diye konuştu.

Sultan Işık, Yeşilay'a daha çok sahip çıkılması gerektiğini vurgulayarak, "Bağımlılık hiçbir zaman ötekinin problemi değil. Çocuklarımız, herhangi bir aile ferdimiz, merakla ya da farklı bir nedenle madde bağımlısı olabilir. Bu nedenle 'beni ilgilendirmiyor' deme lüksümüz yok. Hepimizin aynı hassasiyetle bu konuya yaklaşmasını ve çözümün bir parçası olmasını önemsiyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

  • "Yeşilay her yıl 10 milyon öğrenciye ulaşıyor"

Yeşilay'ın bu yıl 62. oturuma 4 yan etkinlikle katıldığını belirten Işık, kadınlar arasında bağımlılık ve inanç temelli yaklaşımın terapide nasıl kullanılabileceğine ilişkin sunumlar yaptıklarını kaydetti.

Işık, Yeşilay'ın Türkiye'de Bağımlılıkla Mücadele Eğitimi adlı Milli Eğitim Bakanlığı ile ortaklaşa yürütülen bir çalışmasının olduğunu anımsatarak, bu eğitim programıyla yıllık 10 milyon öğrenci, yaklaşık 2 milyon yetişkine ulaştıklarını, burada belirlenen önleme standartlarının uluslararası alanda nasıl yaygınlaştırılabileceğine ilişkin de yarın bir sunum yapacaklarını söyledi.

  • "Türkiye rol modeli"

UNODC Uyuşturucuyu Önleme ve Sağlık Birimi Başkanı Gilberto Gerra da madde bağımlılığını önleme alanında çocuk-ebeveyn ilişkisinin ciddi bir önem arz ettiğine dikkati çekerek, geçmişte çocukların akraba bağları güçlü ve daha geniş aileler içinde büyüdüğünü, bu durumun özellikle çocuğun bireysel gelişiminde belirleyici bir rol oynadığını anlattı.

Anne-baba başta olmak üzere aile bireyleriyle iyi ilişkiler içinde olan bir çocuğun daha güçlü bir karaktere sahip olduğuna değinen Gerra, bu koşullarda büyümüş bir çocuğun kendisini olumsuz etkileyecek dış etkenlere karşı daha dirençli olacağının altını çizdi.

Yeşilay'ın çalışmalarından övgüyle bahseden Gerra, "Türkiye, bağımlılık alanında yürüttüğü çalışmalarla bölgede rol modeli konumunda." görüşünü paylaştı.

Yeşilay, BM Viyana Ofisi'ndeki etkinlikleri kapsamında, dünyanın birçok ülkesinden karikatüristlerin uyuşturucuyla mücadele temalı eserlerini de sergiledi.

Etkinliğe, Türkiye'nin BM Viyana Ofisi Nezdinde Daimi Temsilcisi Büyükelçi Ahmet Muhtar Gül, çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi ve davetli katıldı.

BM'den İdlib'e insani yardım

HATAY (AA) – Birleşmiş Milletler (BM) tarafından, Suriye'nin İdlib kentine 25 tır insani yardım gönderildi.

BM'nin yardımlarını taşıyan 25 tır, Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde bulunan Cilvegözü Sınır Kapısı'ndan geçiş yaptı.

Tırlardaki insani yardım malzemelerinin İdlib ve kırsalındaki ihtiyaç sahiplerine dağıtılacağı öğrenildi.

Guterres'ten Müslümanlarla dayanışma ve İslamofobi ile mücadele çağrısı

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (AA) – Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Yeni Zelanda'nın Christchurch şehrindeki iki camiye düzenlenen terör saldırısından dehşete düştüğünü belirterek, Müslümanlarla dayanışma ve İslamofobi ile şiddete varan her türlü aşırıcılıkla küresel mücadele çağrısında bulundu.

BM Genel Sekreter Sözcülüğünden yapılan açıklamaya göre, Guterres, Yeni Zelanda'nın Christchurch şehrindeki iki camiye yönelik terör saldırısının dehşet verici olduğunu ifade ederek, saldırılarda hayatını kaybedenlerin aileleri, yakınları, Yeni Zelanda hükümeti ve halkına taziyelerini iletti.

Camilerin ve tüm ibadet yerlerinin kutsallığına dikkati çeken Guterres, Müslümanların kutsal gününde matemli Müslüman toplumu ile dayanışma çağrısı yaptı.

Guterres, İslamofobi ve şiddete varan her türlü aşırıcılıkla küresel mücadele çağrısında da bulundu.

Yeni Zelanda'nın Christchurch kentinde cuma namazı esnasında on dakika arayla 2 camiye yapılan silahlı terör saldırılarında 49 kişi yaşamını yitirmişti.