Categories
Alaturka Gazetesi

Irak yönetiminden “göstericilerin güvenliği” vurgusu

BAĞDAT (AA) – Irak Cumhurbaşkanı Berhem Salih ile Başbakan Adil Abdulmehdi, göstericilerin güvenliğinin korunması ve şiddet kullananların sorgulanması gerektiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanlığı basın ofisinden yapılan yazılı açıklamaya göre, Salih, Bağdat'ta Başbakan Abdulmehdi ile bir araya geldi.

Görüşmede, göstericilerin ve güvenlik güçlerinin güvenliğinin korunması ve olaylarda şiddete başvuranlardan hesap sorulması gerektiğine işaret edildi.

Göstericilerin meşru taleplerin yerine getirilmesine değinilen görüşmede, "göstericilere ateş eden suçluların engellenmesi" gerektiği ifade edildi.

Görüşmede, son olaylar kapsamında ülkenin çıkarları ve istikrarının sağlanması için çözüm yollarının bulunması konusunun ele alındığı kaydedildi.

Categories
Alaturka Gazetesi

Irak Başbakanı Abdulmehdi'den sokağa çıkma yasağının kaldırılması talimatı

BAĞDAT (AA) – Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi, hükümet karşıtı gösteriler nedeniyle uygulanan sokağa çıkma yasağının kaldırılması için talimat verdi.

Irak resmi ajansının haberine göre, Abdulmehdi'nin talimatıyla Bağdat ve güneydeki bazı kentlerde sokağa çıkma yasağı saat 05.00 itibarıyla kaldırılacak.

Olaylar nedeniyle başkentin yanı sıra Zikar (Nasiriyye), Meysan (Amara) ve Babil (Hile) kentlerinde sokağa çıkma yasağı edilmişti.

Irak'ın başkenti Bağdat ile güney kentlerinde 1 Ekim'den bu yana "yolsuzluk, işsizlik ve kamu hizmeti yoksunluğu" nedeniyle gösteriler düzenleniyor.

Categories
Alaturka

Irak Başbakanı ilk yurtdışı ziyareti için Mısır'a gitti

BAĞDAT (AA) – Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi, aralarında Irak'ın yeniden imarının da olduğu bir dizi ekonomik konunun ele alınacağı Mısır, Irak ve Ürdün Üçlü Zirvesi'ne katılmak üzere Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'nin daveti üzerine Kahire'ye gitti.

Abdulmehdi'nin basın ofisinden yapılan yazılı açıklamaya göre, Irak Başbakanı, göreve geldiği ekim ayından bu yana ilk yurt dışı ziyaretini Mısır, Irak ve Ürdün Üçlü Zirvesi'ne katılmak üzere Mısır'a gerçekleştirdi.

Açıklamada, konuya ilişkin değerlendirmesine yer verilen Abdulmehdi, halkına 100 günlük hükümet programını gerçekleştirene kadar yurt dışına çıkmama sözü verdiğini ancak programda yer alan hükümetin ilk aylarında yerine getirmesi gereken görevleri tamamladıklarını aktardı.

Mısır ziyaretini Musul'da 100'ün üzerinde insanın hayatını kaybettiği feribot faciasından iki gün sonra gerçekleştirmek zorunda kaldığı için halkına karşı mahcubiyet duyduğunu ancak bu ziyaretin ülkesinin çıkarına olacağını belirten Abdulmehdi, “Büyük dost Mısır'ı ziyaret etmemiz için, Cumhurbaşkanı Sisi'nin defalarca yaptığı davetlerini hep erteledik. ” ifadelerine yer verdi.

  • Mısır'da üçlü zirve

Kahire'de Sisi tarafından kabul edilen Irak Başbakanı Abdulmehdi, görüşme sonrası düzenlenen basın toplantısında, ikili ilişkilerin güçlendirilmesi için yarın Kahire'de Sisi ve Ürdün Kralı 2. Abdullah'ın katılımıyla Mısır, Irak ve Ürdün Üçlü Zirvesi'nin gerçekleştirileceğini söyledi.

Mısır ile iskan ve imar ile kültür, yükseköğretim ve ulaştırma alanlarında ortak projelere imza atmak istediklerini de kaydeden Abdulmehdi, ülkesinin daha önce bölgede yaşanan çatışma ve çekişmelerin tekrarlanmasını istemediğini aktardı.

Öte yandan Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ise Irak ile aralarında öncelikli konunun “ekonomik işbirliği ” olduğunu bildirerek şirketleri aracılığıyla çeşitli alanlarda Irak'ın yeniden imarında rol almak istediklerini belirtti.

Abdulmehdi, bakan ve iş adamlarından oluşan heyetiyle Kahire'de mevkidaşı Mustafa Medbuli ile de bir araya geldi.

Irak Başbakan Adil Abdulmehdi, Mısır Parlamentosu'nu da ziyaret etti.

Categories
Alaturka

“Sincar'da gerekli önlemleri aldık”

BAĞDAT (AA) – Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi, Musul'a bağlı Sincar'da ordu ile terör örgütü PKK arasında çıkan çatışmalardan sonra gerekli önlemleri aldıklarını belirtti.

Haftalık Bakanlar Kurulu toplantısı sonrası kameraların karşısına geçen Abdulmehdi, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Irak Başbakanı'nın gündeminde Musul'a bağlı Sincar'da güvenlik güçleri ile PKK'lı teröristler arasında çıkan çatışmalar vardı. Konuyla ilgili olarak Abdulmehdi, “Hükümet olarak Sincar'da yaşanan krize el attık ve gerekli tüm önlemleri aldık. ” ifadesini kullandı.

Hükümet programını yerine getirmediği yönündeki eleştirilere ilişkin ise Abdulmehdi, ABD ve İngiltere'den hükümeti destekledikleri yönünde mesajlar aldıklarına işaret ederek, “Hükümet olarak çizdiğimiz programa sahip çıktık ve bunu belirlediğimiz takvim içerisinde tamamladık. ” dedi.

Abdulmehdi ayrıca Irak sınırına yakın Suriye'nin Bagoz beldesindeki operasyonu da yakından takip ettiklerini söyledi.

Suriye'de SDG ismini kullanan terör örgütü YPG/PKK, Deyrizor'da çatışan DEAŞ'lıların bulunduğu son alanı da ele geçirdikleri iddiasında bulunmuştu.

Irak basınında bugün çıkan haberlerde, Sincar'da ordu güçleriyle PKK'lı teröristler arasında yoğun çatışmaların yaşandığı kaydedilmişti.

  • 2 asker hayatını kaybetmişti

Irak Başbakanlığına bağlı Güvenlik Medya Ağı'ndan dün yapılan yazılı açıklamada, terör örgütü PKK mensuplarının Musul'da Ninova Operasyonlar Komutanlığı 72. Tugayı'na bağlı askeri kontrol noktasından izinsiz şekilde geçmek istediği, buna izin vermeyen Iraklı güçlerle PKK'lılar arasında çatışma çıktığı belirtmişti. Açıklamada, çatışmada 2 Irak askerinin hayatını kaybettiği bildirilmişti.

Categories
Alaturka

ANALİZ – İran’ın DEAŞ sonrası Irak’ta yeni hedefi ekonomik nüfuz

İSTANBUL (AA) – İDRİS OKUDUCU – İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani Irak’a gerçekleştirdiği ziyaretiyle, tüm yaptırımlara rağmen bölgedeki nüfuzlarını güçlendirmeye devam edecekleri yönünde ABD'ye mesaj vermeye çalıştı. İran, DEAŞ sonrası dönemde Bağdat’a verdiği askeri destek karşılığında ticari kapıların ülkesine açılması ve Irak pazarında etkili olmayı istiyor.

Ruhani, Irak’ta yeni hükümet kurulduktan sonra ilk defa Bağdat’a gelerek üç günlük bir ziyaret gerçekleştirildi. Iraklılar tarafından ülkeye davet edilen Ruhani için önce Iraklı mevkidaşı Berhem Salih ve ardından Başbakan Adil Abdulmehdi tarafından iki ayrı resmi tören düzenlendi.

Ziyaret sırasında, İran’a mesafeli durmaya çalışan ve genel seçimlerde birinci gelen Sadr Hareketinin lideri Mukteda Sadr’ın dışında hemen bütün Iraklı Şii siyasi liderler Ruhani ile bir araya geldi. İran’ı her seferinde sert bir dille eleştiren ve ikinci dönem başbakanlık yapmasına İran’ın engel olduğunu iddia eden eski Başbakan Haydar el-İbadi bile Ruhani ile görüştü. Aynı zamanda Ruhani, kimseyle pek görüşmeyen Irak’taki Şii mercii Ayetullah Ali Sistani ile de Necef kentinde bir araya geldi.

Ruhani, Irak’taki Şii siyasilerin yanı sıra bölgedeki aşiret reisleriyle de toplanmayı unutmadı.

Ağırlıkla Şii liderle bir araya gelen Ruhani, Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi ile imzaladığı ortak mutabakat zaptı ile iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin geliştirilmesinin hedeflendiğini belirterek, ABD’ye de tüm baskılara rağmen bölgedeki her türlü faaliyetlerine devam edecekleri mesajını vermeye çalıştı.

İran ve Irak tarafından yayınlanan ortak bildiride, 1975 yılındaki Cezayir Antlaşmasına geri dönülmesi, İran’ın Iraklılara uyguladığı vize ücretini kaldırmasıyla ticaret hacminin artırılmasına yönelik karşılıklı kolaylıkların sağlanması üzerinde anlaşmalar sağlandı.

– İran Irak’ın yeniden imarında pay almak istiyor

Türkiye’den sonra Irak’a petrol dışı ürünleri en çok ihraç eden komşu ükeler arasında İran bulunuyor. Bağdat ve Tahran yönetimi arasında, geçen yıl toplamda 12 milyar doları bulan ticaret gerçekleşti.

DEAŞ’ın ortadan kaldırılması ve Irak’ın yıkılan kentleriyle birlikte yeniden imarı konusunda İranlı şirketler başta inşaat olmak üzere her türlü projeyi gerçekleştirmek istiyor. Ruhani, daha önce askeri danışmanlarla geldiği Bağdat’ta bu sefer İranlı iş insanlarıyla geldi. Bu da İran’ın DEAŞ sonrası Irak’taki ticari hedeflerini imzanalan ortak zaptlarla açık bir şekilde ortaya koyuyor.

İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif de, geçen ay 5 gün süren Irak ziyareti kapsamında siyasi ve askeri gelişmelerden daha çok DEAŞ sonrası Irak ile ticari meseleleri ele alarak, Bağdat, Erbil, Necef, Kerbela ve Süleymaniye’deki çeşitli ekonomi forumlarına katıldı. İran, DEAŞ sonrası Irak’ta, Bağdat’ta verdiği askeri destek karşılığında ticari kapıların ülkesine açılması ve Irak pazarında etkili olmayı talep ediyor. Bu çerçeve Zarif, daha önce yaptığı açıklamada 12 milyar dolar olan ticaret hacminin 30 milyar dolara çıkarabileceğini ifade etmişti.

– İran Haşdi Şabi kartıyla ABD’ye kafa tutuyor

Terör örgütü DEAŞ ortaya çıktığı Haziran 2014’te Irak topraklarının üçte birini ele geçirdi. Irak’ın her iki önemli kenti Bağdat ve Erbil düşmeden önce gelişmelere müdahale eden İran, Şiilerin dini mercii Ayetullah Ali Sistani’nin fetvası üzerine kurulmasına karar verilen ve çoğunlukla Şiilerden meydana gelen Haşdi Şabi’nin temellerinin atılmasında önem rol oynadı.

O dönem DEAŞ karşısında paramparça olup itibarı zedelenen ve üslerini bırakan Irak ordusunun yerini dolduran Haşdi Şabi, uzun yıllar boyunca İran saflarında savaşan ve Tahran’a sadık önemli askeri komutanların öncülüğünde kuruldu. Söz konusu Şii şahsiyetlerin arasında en önemlileri, şu anda Irak Meclisi’nde ikinci parti konumundaki Fetih Koalisyonu lideri ve Bedir Tugayları Komutanı Hadi Amiri ile Haşdi Şabi komutanlarından Ebu Mehdi Mühendis. Her iki askeri figür İran’ın sahada en önemli adamları olarak da tanımlanıyor.

ABD Başkanı Donald Trump'ın, ülkesinin DEAŞ sonrası Irak’taki askeri hedefinin İran’ı gözetlemek olduğunu açıklaması İran’a yakın tüm Şii siyasi partileri ve Haşdi Şabi çatısındaki silahlı grupları öfkelendirdi.

ABD’nin Irak’taki varlığına son verilmesi için Amiri liderliğindeki Fetih Koalisyonu meclise bir kanun teklifi sundu. Amiri’den sonra Sadr da bir kanun teklifi sundu.

Irak’ta 2003 yılından bu yana kolay bir şekilde güçlü bir askeri varlık gösteren ABD, ilk defa resmi statüye sahip Haşdi Şabi gibi bir silahlı oluşumu karşısına almış durumda. Bu da İran’ın ABD’ye karşı Irak’taki elini güçlendiriyor.

– ABD, İran tehdidi nedeniyle konsolosluğunu kapattı

Irak’ta askeri nüfuza sahip Tahran yönetimine karşı, geçen yaz aylarında hükümetin kurulması aşamasında Irak’ın güneyindeki Basra vilayetinde çeşitli gösteriler düzenlenip İran’ın Basra’daki Konsolosluğu ve Haşdi Şabi binaları ateşe verildi.

İran gösterilerin arkasında ABD’nin olduğunu iddia etti. Haşdi Şabi de binalarına yönelik saldırıların tekrarlanması halinde duruma sessiz kalmayacaklarını belirtti. Olayların yatışmasından sonra Basra’daki gösterileri organize eden önde gelen aktivistler, sokaklarda aralıklarla silahlı saldırılara maruz kalıp hayatını kaybetti. Olayın arkasında İran’a yakın Iraklı silahlı grupların olduğu ileri sürüldü. ABD ise olaylardan sonra muhtemel saldırı nedeniyle Basra’daki konsolosluğunu kapatmak zorunda kaldı.

Irak’taki yerel medyada, Basra olayından sonra, ABD’nin hükümet kurulmadan önce Iraklı Şiilerin İran'a mesafeli durmasını istediği ve bunun için de Tahran yönetimine gözdağı vermek için konsolosluğa saldırılar düzenlediği ileri sürüldü.

– İran, ABD’nin Irak’taki başbakan adayının üzerini çizdi

Irak’taki savaş cephelerinden eksik olmayan Kudüs Ordusu Komutanı Kasım Süleymani, ülkesinin çıkarlarını korumak için her seferinde Irak’taki hemen hemen tüm bileşenlerle aralıklarla görüşmeyi ihmal etmiyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın eski DEAŞ ile Mücadele Özel Temsilcisi McGurk de ABD’nin de görevinden istifa etmeden önce Irak sahasında sık sık boy gösteriyordu.

Tahran ve Washington yönetimi arasındaki çekişmenin en açık tezahürü, 12 Mayıs 2018’de yapılan genel seçimlerden hemen bir gün sonra Süleymani ve McGurk’ün Bağdat’ta ayak basmasıyla net bir şekilde görüldü.

İran, kendisine yakın Hadi Amiri ve Nuri Maliki’nin kurduğu ortak koalisyona destek verirken, ABD ise Haydar el-İbadi’nin ikinci dönem başbakan olması için çalışıyordu.

Irak’ta hükümetin kurulması sürecinde İran’ın müdahalesi eski Irak Başbakanı İbadi’nin yeniden seçilmemesinde açık bir şekilde görüldü. Hükümet kurulmadan önce İbadi’nin Haşdi Şabi Heyet Başkanı Falih Feyyad’ı görevden alması ve kendisini o makam ataması, İran’ın sert tepkisine yol açmıştı.

Bu gelişmeden önce ikinci dönem başbakanlığına kesin gözüyle bakılan İbadi, yerini İran’a mesafeli Sadr gibi Şiilerin de onay verdiği bağımsız siyasetçi Adil Abdulmehdi’ye bıraktı. Haydar İbadi, daha sonra yaptığı açıklamalarda İran’ın engellemesi nedeniyle başbakan seçilemediğini iddia etti.

– İran’ın Irak cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki etkisi

Irak’ta cumhurbaşkanlığı seçim süreci de İran'ın ülkedeki nüfuzuna dair tartışmaları gündeme taşımıştı. Kürtlere verilen Irak cumhurbaşkanlığı için Ekim 2018’de, Mesut Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ve Kürdistan Yurtseverler Birliği’nden iki aday yarıştı.

KDP’den Fuat Hüseyin ve KYB’den Berhem Salih'in, meclisteki cumhurbaşkanı oylaması öncesi İran’ın Bağdat Büyükelçisi İrac Mescidi’yi ziyaret etmeleri ve kameralar önünde poz vermeleri o dönem gözlerden kaçmadı. İran’a yakınlığıyla bilinen KYB’nin adayı Berhem Salih’in cumhurbaşkanı seçilmesine kimse şaşırmadı.

Categories
Alaturka

“Ülkeleri tarafından reddedilen DEAŞ mensuplarını Irak'ta kabul etmeyiz”

BAĞDAT (AA) – Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi, Suriye'den 250 DEAŞ'lı teslim aldıklarını belirterek, ülkeleri tarafından reddedilen yabancı DEAŞ'lıları kabul etmeyeceklerini söyledi.

Abdulmehdi, Bağdat'ta Yeşil Bölge'nin dışında bulunan Hükümet Sarayı'nda haftalık basın toplantısı düzenledi.

Suriye'de SDG adını kullanan terör örgütü YPG/PKK'dan, aralarında Iraklı da bulunan çeşitli uyruklara mensup DEAŞ'lıları teslim almaları konusuna değinen Abdulmehdi, “Suriye'den yaklaşık 250 DEAŞ'lı teslim aldık. Bunların uygun hapishanelere yerleştirilmesi süreci İçişleri Bakanlığının sorumluluğunda bulunuyor. Ülkeleri tarafından reddedilen DEAŞ'lıları ise Irak'ta kabul etmeyiz. ” dedi.

Suriye'den Irak'a getirilen DEAŞ'lılar arasında bulunan ailelerin durumunun ne olacağı sorusuna ise Abdulmehdi, “Bunlar, 'DEAŞ tarafından zorla alıkonulup götürülenlerle (Suriye'ye), kendi istekleri üzerine DEAŞ'a katılanlar' diye iki ayrılıyor. Her aileyle kendi durumuna göre muamele edilecek. ” şeklinde cevap verdi.

Abdulmehdi, DEAŞ'ın Suriye'de kuşatıldığını ifade ederek, bunların Irak'a sızmak için boşluk aradıklarını ancak buna izin vermeyeceklerini ve bu konuda gerekli tedbirleri aldıklarını kaydetti.

  • ABD'nin Irak'taki askeri varlığı

Irak Başbakanı, ABD'nin Irak'taki askeri varlığıyla ilgili devam eden tartışmalara dair “Yabancı güçlerin Irak'taki sayısı sınırlı. Bunların askerlerimizi eğitmek ve DEAŞ'la mücadele etmek dışında görevi bulunmuyor. ” ifadesini kullandı.

Adil Abdulmehdi, geçen haftaki basın toplantısında da “Irak'ta hiçbir yabancı askeri üs bulunmuyor. Üslerin hepsi Irak üsleridir. ABD'li ve diğer yabancı güçlerin görevi, DEAŞ'la mücadele, Irak güçlerini eğitmek ve onlara danışmanlık etmekle sınırlıdır. ” açıklamasında bulunmuştu.

Categories
Alaturka

GRAFİKLİ – Irak'ın ABD askeri varlığına karşı tutumu sertleşiyor

BAĞDAT (AA) – HAYDAR KARAALP – ABD Başkanı Donald Trump'ın “İran'ı gözetlemek için Irak'ta asker bulundurmaya devam edecekleri ” yönündeki açıklamalarına karşı Bağdat'ın tutumu sertleşmeye başladı. Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi, başkentte görüştüğü ABD Savunma Bakan Vekili'ne ülkede yabancı askeri üs istemediklerini açıkça ifade etti.

ABD Başkanı Trump, şubat başında Amerikan CBS televizyonundaki mülakatı sırasında ABD'nin Irak'taki Aynü'l Esed Üssü'ne çok para harcadığını belirterek, “Irak'taki üssü tutmak istememin nedenlerinden biri İran'ı biraz izlemek istiyorum, çünkü İran gerçek bir sorun. ” demişti. Trump'ın bu açıklamaları, Washington yönetiminin 2011 sonunda çekildiği Irak'ta askeri varlığını yeniden artırmak istediği iddialarını güçlendirmişti.

Trump'ın açıklamalarına karşı atağa geçen Irak'taki İran'a yakın Şii milis güç ve parti liderlerinden birbiri ardına sert açıklamalar geldi.

Haşdi Şabi komutanlarından ve meclisteki Bina Koalisyonu lideri Hadi el-Amiri, ABD'nin Irak'taki askeri varlığını “meydan okuma ” olarak nitelendirirken, Asayib Ehlilhak Hareketi (Şii milis gücü) lideri Kays Hazeli de ABD'nin askeri varlığını sürdürmesi halinde “silahlı çatışmaya ” hazır oldukları tehdidinde bulundu.

Meclisin bir diğer büyük grubu Reform ve İmar Koalisyonu'nun lideri Ammar el-Hekim de İran'ı savunarak, “Topraklarımızın komşu ülkelerden intikam alınması için kullanılması tutumu ulusal çıkar ve güvenliğimizi hedef almaktır. ” açıklaması yaptı.

Irak'ta Şiilerin en büyük dini mercii Ayetullah Ali es-Sistani de sesini yükseltti. Sistani, Trump'ın açıklamalarına karşı, “Başka ülkelere zarar verme noktası olmayı kabul etmeyiz. ” ifadelerini kullandı.

Irak meclisinde İran'a yakın Şii gruplarla Mukteda es-Sadr'a bağlı Sairun Koalisyonu, ABD ile Irak arasındaki güvenlik anlaşmasının sonlandırılması ve ABD askerlerinin ülkeden çıkarılması için karar aldırmaya çalışıyor. Mecliste mart ayında başlayacak oturumlarda bu konunun ana gündem maddeleri arasında yer alacağı da bekleniyor.

  • ABD, Sadr ve İran'ı yakınlaştırdı

ABD'nin Irak'taki askeri varlığı, İran'a karşı tutumuyla bilinen Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr'ın Sairun Koalisyonu ile İran destekli Haşdi Şabi gruplarının yer aldığı Fetih Koalisyonu'nu yakınlaştırdı.

Yakın zamana kadar kabinenin tamamlanması ve İçişleri Bakanlığı konusunda ayrışan iki grubun yetkilileri son 2 haftada 3 kez bir araya geldi. Bazı kaynaklar, birbirine zıt iki Şii koalisyonun toplantılarında ana gündem maddesinin “ABD'nin Irak'taki askeri varlığı ” olduğunu belirtti.

Nitekim Sairun Koalisyonu'ndan Nassar Rubayi, son toplantı sonrası Fetih Koalisyonu lideri Hadi Amiri ile yaptıkları ortak basın açıklamasında, Fetih ile “ABD'li ve diğer yabancı güçlerin ülkedeki varlığını kabul etmeme ” konusunda anlaştıklarını ifade etti. Amiri de, “ABD ve diğer yabancı güçlerin 2011 sonrası Irak'ta kalmasının hiçbir gerekçesi bulunmuyor. ” dedi.

Sairun ve Fetih koalisyonunun mecliste ABD güçlerinin ülkeden çıkarılması için alınması öngörülen karar konusunda birlikte hareket edeceği ifade ediliyor. Şii ağırlıklı bu iki koalisyonun daha da ileri giderek mecliste birleşip tek bir koalisyona dönüşebileceği yorumları da yapılıyor.

Sünni gruplar da gelişmeleri yakından izliyor ve İran'ın baskısıyla ABD'ye karşı tavır takınan Şii gruplarla aynı safta yer almamaya dikkat ediyor.

Sünni Meclis Başkanı Muhammed Halbusi, konuyla ilgili basın açıklamasında, Başbakan Adil Abdulmehdi'nin tutumunun önemli olduğunu ve ülkesinin terörle mücadelede uluslararası toplumun desteğine ihtiyacı olduğunu belirtmişti.

Halbusi, “Meclis olarak yabancı güçlerin Irak'tan çıkarılması için 55 milletvekilinin imzalı talebini aldık. Bunu mart ayında başlayacak oturumlarda ele alacağız ancak önce Irak'ın istikrara kavuşmasını beklemeliyiz. Daha sonra yabancı güçlerin ülkeden çıkarılmasını konuşalım. ” ifadelerini kullanmıştı.

Musul'dan Sünni Milletvekili Ahmet Cerba da ülkedeki güvenlik durumunun istikrarlı olmadığını, ABD'li güçlerinin ülkeden çıkarılması konusunun ele alınması için uygun zaman olmadığını söyledi.

Eski Musul Valisi Esil Nuceyfi de sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Halk desteği zayıf olan meclis, hükümetin 'önemli kararları almadan önce uygulayacak gücünün olup olmadığına' baksın. ” eleştirisinde bulundu.

Irak'ta terör örgütü DEAŞ'ın ülkedeki güvenlik açığını değerlendirerek, yeniden istikrarı hedef alan saldırılara geçebileceği endişesi söz konusu. Bu yüzden hükümetin güvenlik açısından ABD'ye ihtiyaç duyduğu ifade ediliyor.

Bir yandan da İran yanlısı Haşdi Şabi milis gruplarının ileride Amerikan askerleriyle çatışmaya girmesinden endişe ediliyor.

– “Yabancı üs istemiyoruz ” mesajı

Irak tarafından ABD'ye ülkede yabancı askeri güç istenmediğine ilişkin son net mesajı Başbakan Adil Abdulmehdi verdi.

Abdulmehdi, iki gün önce başkent Bağdat'a sürpriz ziyaret gerçekleştiren ABD Savunma Bakan Vekili Patrick Shanahan'a ülkesinde hiçbir yabancı askeri üssün bulunmasını kabul etmediklerini söyledi.

Irak Başbakanı, ABD'li muhatabına, “İki ülke arasındaki anlaşmaların, terörle mücadele ve Irak güçlerinin eğitimi ve donatımıyla sınırlı olması gerekiyor. Bunun dışında başka bir şeyle değil. ” dedi.

Abdulmehdi'nin bu sözleri, Bağdat hükümetinin hem Şii grupların hem de İran'ın baskısı karşısında “ABD'ye yönelik tutumunu sertleştirmek zorunda kaldığı ” şeklinde yorumlandı.

  • “Bağdat, ara formül bulmaya çalışıyor “

AA muhabirine konuşan Iraklı Güvenlik Uzmanı Munaf Musevi, ABD askeri varlığına karşı Bağdat'ın tutumunun ciddileştiğini ve Abdulmehdi'nin ABD'ye karşı yükselen seslere kulak tıkamayacağı değerlendirmesinde bulundu.

Şii silahlı milis gruplarla ABD'li askerler arasında ileride bir çatışma ihtimalinin de bulunduğuna dikkati çeken Musevi, “Ancak Bağdat, sorunu silahlı çatışmayla değil diplomasi yoluyla çözmeye eğilimli. ” diye konuştu.

Iraklı analist Ali Süheyl ise Bağdat hükümetinin durumuna ilişkin şunları söyledi:

“Irak'ta hükümet, mecliste çoğunluğu elde eden Şii siyasi grupların ABD ve diğer yabancı güçlerin ülkeden çıkarılması için yaptığı baskı ile buradaki varlığını güçlendirmek isteyen ABD yönetimi arasında kalmış durumda. ”

Süheyl, ABD askerleri Irak'tan çıkarsa onların boşalttığı üslere İran'a yakın Haşdi Şabi güçlerinin yerleşebileceğini, İran'ın Irak'ta elini daha da güçlendirecek böyle bir durumu ABD'nin kabul etmesinin de imkansız olduğunu söyledi.

Iraklı analist, “Bağdat yönetimi ABD'li güçlerin ülkeden çıkarılması için yeni bir ara formül devreye sokabilir. Bu da, ABD'li askerlerin sokağa hiçbir şekilde çıkmayarak sadece üslerde kalması ve Irak güçlerini eğitmekle sınırlandırılması kararı olabilir. ” yorumunu yaptı.

Ali Süheyl, ABD'nin Bağdat ve Erbil'de Ortak Operasyon Merkezi bulunduğu bilgisini de paylaştı.

  • ABD askerleri 2011 sonrası yeniden sokaklarda

ABD Başkanı Trump'ın “İran'ı gözetlemek için Irak'ta asker bulundurmaya devam edecekleri ” yönündeki açıklamasından önce de Irak'ta ABD askerlerine karşı tutumun sertleşmesine yol açan bazı olaylar yaşandı.

Irak'taki ABD Kuvvetleri Askeri Komutan Yardımcısı ocak ayında yanına Bağdat Operasyonlar Merkezi Komutanı'nı da alarak başkent Bağdat'ın en kalabalık yerlerinden Mütenebbi Caddesi'nde dolaştı.

ABD'li askerler daha sonra Musul'un bir semtinde sokağa inerek Haşdi Şabi güçlerinin önünden geçerek devriye gezdi. ABD askerleri, Enbar'a bağlı Felluce'de de Irak yerel güçleriyle ortak devriyeye çıktı.

ABD askerlerinin Salahaddin vilayetindeki Spyker Askeri Üssü'ne de yerleşerek oradaki varlığını güçlendirdiği iddia ediliyor.

  • ABD'nin Irak'ta 9 askeri üssü bulunuyor

Saddam Hüseyin rejimini devirmek için Mart 2003'te Irak'ı işgal eden ABD'nin bu ülkede bilinen 9 askeri üssü var. ABD, 2011'de Irak'tan çekilse de buradaki varlığını söz konusu askeri üslerle güçlendirdi.

ABD, Uluslararası Bağdat Havalimanı'daki Victory Askeri Üssü'nün yanı sıra başkentin Taci bölgesinde de eğitim amaçlı bir üsse sahip.

Ülkenin batısındaki Enbar'da Habaniyye ve Aynü'l Esed adlı iki askeri üssü daha bulunan ABD, özellikle 2014 yazında DEAŞ saldırıları sırasında bu üsleri aktif şekilde kullanmaya başlamıştı.

Amerikan askerleri, Salahaddin vilayetindeki Beled Hava Üssü'nü de kullanıyor.

Irak'ı işgal eden ABD, Kerkük'teki K1 Askeri Üssü'nün yanı sıra ülkenin ikinci büyük kenti Musul'da da askeri üslerle varlık gösteriyor. ABD güçleri Musul'da Kayarra (Geyyara) Askeri Üssü'nde bulunuyor.

  • Erbil'de 2 askeri üssü mevcut

Trump'ın askerlerini Suriye'den çekme kararının ardından gündeme gelen Erbil'deki Harir Hava Üssü de ABD güçlerinin bulunduğu üsler arasında yer alıyor. ABD, Uluslararası Erbil Havalimanı'nında da bir askeri üsse sahip.

Washington yönetimi, Erbil'de 2015'ten beri tamamen kontrolüne aldığı Harir Hava Üssü'nü önce pistini genişletip daha sonra aktif bir şekilde kullanmaya başladı. Erbil'deki Harir, Irak'ın diğer bölgelerine göre DEAŞ tehdidinin çok az olduğu bir bölgede bulunması sebebiyle ABD için oldukça güvenli bir üs olarak görülüyor.

Güvenli olmasının yanı sıra Suriye'nin kuzeyi ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'ni (IKBY) birbirine bağlayan Fişhabur Sınır Kapısı'na sadece 227 kilometre mesafede yer alan Harir, ABD'nin Irak'ın kuzeyinde Suriye sınırına en yakın askeri üssü konumunda.

ABD, 2003 yılında işgal ettiği Irak'ta yaklaşık 166 bin askeriyle Aralık 2011'e kadar varlık göstermiş, bu tarihten sonra eski Başkan Barack Obama'nın talimatı üzerine tüm askerlerini Irak'tan çekmişti.

Ancak terör örgütü DEAŞ'ın 10 Haziran 2014'te ortaya çıkmasından sonra dönemin Irak Başbakanı Nuri el-Maliki'nin çağrısı üzerine ABD yeniden askerlerini Irak'a göndermişti.

  • Irak'ta yaklaşık 5 bin ABD askeri var

ABD Dışişleri Bakanlığının yayımladığı son verilere göre, iki ülke arasında 2014 yılında imzalanan askeri stratejik anlaşma uyarınca Irak'ta 5 bine yakın ABD askeri bulunuyor.

Irak Başbakanı Abdulmehdi, 16 Ocak'taki basın toplantısında, 2018 yılında çoğu ABD'li olmak üzere ülkesindeki yabancı güçlerin yüzde 25'inin çekildiğini, yaklaşık 8 bin yabancı asker kaldığını bildirmişti.

Categories
Alaturka

Irak Başbakanı'nın 100 günlük karnesi

ANKARA (AA) – MEHMET ALACA – Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi, göreve başlamasının üzerinden 3 aydan fazla süre geçmesine rağmen kabinenin kurulması, ABD'nin İran'a uyguladığı ambargo, Erbil ile yaşanan sorunların aşılması ve ülkenin yeniden inşası gibi konularda beklentileri karşılayamadı.

Irak parlamentosundaki en büyük grup olan 2 Şii blokun desteğiyle 25 Ekim 2018'de başbakan olan Abdulmehdi'nin kabineyi hala tamamlayamaması, hükümet programının düzenli bir biçimde işlemeyeceği yorumlarını da beraberinde getirdi.

Görevdeki 100. gününü 1 Şubat'ta dolduracak Abdulmehdi, parlamentoya aynı gün sunduğu 22 kişilik ilk kabinesinde sadece 14 kişi için onay alabildi. Sonraki 3 ay boyunca yapılan oturumlarda listedeki 8 kişiden 5'ine daha onay verildi.

Parlamentodaki ayrışmalardan dolayı Abdulmehdi'nin kabinesine içişleri, savunma ve adalet bakanları seçilemedi.

Hükümet programını açıklarken 4 yıllık görev süresini 3 döneme böldüğünü ve ilk 3 ila 6 aylık dönemini bakanlıkların düzeni ve uyumuna ayıracağını belirten Abdulmehdi, içişleri bakanlığı için Şii milis grubu Haşdi Şabi'nin resmi lideri Falih el-Fayyad'da ısrar ediyor.

Fayyad'ın adaylığına, İran'a yakınlığıyla bilinen Bedir Tugayları lideri Hadi el-Amiri ve eski Başbakan Nuri el-Maliki'nin Bina Koalisyonu da destek verirken 20 Mayıs 2018 genel seçimlerinde en fazla oyu alan Mukteda es-Sadr'a bağlı Sairun Koalisyonu ile eski Başbakan Haydar el-İbadi'nin Reform ve İmar Koalisyonu karşı çıkıyor.

Abdulmehdi'nin kabinesinde görev alan bazı isimlerle ilgili tartışmalar da devam ediyor. Elektrik Bakanı Luey el-Hatib'in mezhepsel nedenlerle bakanlıktaki personelin bir kısmını işten çıkardığı iddia ediliyor.

Milletvekilleri, İletişim Bakanı Naim Rubai'nin de Baas Partisi'ne üye olduğu gerekçesiyle görevden alınmasını talep ediyor.

Eğitim Bakanı Şeyma el-Hiyali ise kardeşinin DEAŞ üyesi olduğu iddiasıyla istifasını Başbakan'a sunmuştu.

Kabinedeki bakanlarla ilgili söz konusu tartışmalar, hükümete olan güvene zarar veriyor.

Abdulmehdi, Sadr’ın beklentilerini karşılama konusunda da başarılı bir süreç yürütemedi. Hükümeti kurma çalışmalarında Abdulmehdi’ye destek veren Sadr, Başbakan'a reform yapması için bir yıl süre tanımış ve siyasi gruplara angaje olmayan teknokrat adaylar seçilmesini istemişti.

Kendisine tanınan bir yıllık sürenin 3 ayını geride bırakan ve henüz kabineyi tamamlayamayan Abdülmehdi'nin kilit öneme sahip içişleri ve savunma bakanlıklarına vekalet etme ihtimali, Sadr'ın hükümetten çekilebileceği iddialarını gündeme getiriyor.

  • Irak'ın yeniden inşası

Abdulmehdi, kabinenin tamamlanmasının ardından ülkedeki insani krizin çözülmesi ve yeniden inşasına odaklanacağı sözünü vermişti. Başbakan, kabine henüz tamamlanamadığı için bu konulara öncelik veremiyor.

Terör örgütü DEAŞ'ın yenilgiye uğratılmasının üzerinden 1 yıldan fazla süre geçmesine rağmen Irak’ta ülke içinde yerinden edilmiş 1,8 milyon kişi bulunuyor. 8 milyon Iraklı da insani yardıma ihtiyaç duyuyor. Altyapı problemlerinin yanı sıra DEAŞ'ın saldırdığı 7 eyalette 150 bin konut tahrip edildi.

Iraklı yetkililer, ülkenin yeniden inşası için kısa vadede 23 milyar dolar olmak üzere toplam 88 milyar dolara ihtiyaç duyulduğuna dikkati çekiyor.

Kuveyt'te Şubat 2018'de düzenlenen Irak'ın Yeniden İnşası Konferansı'na katılan ülkeler, Bağdat yönetimine 30 milyar dolar kredi olanağı ve yatırım konusunda söz vermişti.

  • İran'a yönelik ambargo, Irak'taki sorunları derinleştiriyor

Abdulmehdi, göreve geldiğinde Bağdat yönetiminin Tahran ile ticari ilişkilerine son vermesini isteyen ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarına uymayacaklarını ve ülke çıkarlarına öncelik vereceklerini açıklamıştı. Başbakan Abdulmehdi, daha sonra bazı konularda taviz vermek zorunda kaldı.

Irak'ın üçüncü büyük ticari partneri olan İran ile yıllık ticaret hacmi yaklaşık 12 milyar dolar düzeyinde. Toplam ithalatının yüzde 15'ini İran'dan yapan Irak, elektriğinin yüzde 45'ini İran doğal gazından elde ediyor.

Washington, Bağdat'a İran gazını almaması için ilk etapta 45, ardından 90 günlük süre tanıdı. Iraklı yetkililer ise alternatif bir kaynak için en az 2 yıl gerektiğine işaret ediyor.

Basra'da işsizlik, temiz suya erişim ve elektrik kesintileri nedeniyle geçen yaz patlak veren protestolar, bölgeye bin 200 megavat elektrik sağlayan İran'ın arzı düşürmesiyle şiddetlendi. Belirli aralıklarla devam eden protestolar, Abdulmehdi için önemli bir sınav olarak görülüyor.

ABD'nin İran gazı konusunda ısrarcı olması durumunda Abdulmehdi yönetiminin, kaçınılmaz olarak darboğaza gireceğine ilişkin yorumlar yapılıyor.

Parlamentoda 2019'da Elektrik Bakanlığı bütçesinin 1 milyar dolar azaltılması kararı alınmasının, bu durumu daha da gereceği belirtiliyor.

P5+1 (BM Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesi olan ABD, Çin, Rusya, Fransa ve İngiltere ile Almanya) ve İran 2015'te Tahran'a yönelik uluslararası yaptırımların kaldırılması karşılığında nükleer faaliyetlerin sınırlandırılması konusunda anlaşmıştı. ABD, Mayıs 2018'de anlaşmadan çekildiğini açıklamıştı.

  • Bütçe krizi aşıldı

Öte yandan, bütçe krizinin aşılması ve Erbil ile ilişkilerde sağlanan iyileşme, Abdulmehdi'nin karnesine olumlu yansıdı.

Meclis, ekimde sunulan bütçeyi aylar süren tartışmaların ardından perşembe günü kabul etti. Yüzde 90'ı petrol gelirlerine dayanan 112 milyar dolarlık bütçe, geçen yıla oranla yüzde 45 artarak şimdiye kadarki en büyük bütçelerden biri oldu.

  • Erbil ile sorunlarda iyileşme

Abdulmehdi, göreve geldiğinde bütçe, tartışmalı toprakların geleceği, Peşmerge ve memur maaşlarının ödenmesi, petrol satışı gibi konularda sorun yaşadığı Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) ile ilişkilerin geliştirilmesi konusunda adım atma sözü vermişti.

2019 bütçesinde Peşmerge ve memur maaşlarını ödeme konusunda olumlu bir adım atılması, ayrıca Irak'ın günlük 3,8 milyon varil petrol üretiminin 250 bin varilinin IKBY'den alınması için anlaşmaya varılması, Erbil yönetimiyle yaşanan sorunları kısmen çözdü.

Taraflar arasında 2018'de düşürülen IKBY bütçesi konusundaki anlaşmazlık ise devam ediyor.

Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) adayı Berhem Salih'in Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından Abdulmehdi'ye hükümeti kurma görevi vermesi ve Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) lideri Mesut Barzani'nin kasımda Bağdat'ı ziyaret etmesi ilişkilerin normalleşeceği sinyalini vermişti.

Erbil yönetiminin 2014'te Bağdat'tan bağımsız olarak petrol ihraç etmesi üzerine IKBY'nin bütçesi ve 1 milyon 400 bin memurun maaşı kesilmiş, ödemeler 2017 yılına kadar tamamıyla yapılmamıştı.

IKBY'nin Eylül 2017'de düzenlediği gayrimeşru referandumun ardından Bağdat yönetimi, 2018 bütçesinde, IKBY'nin payını yüzde 17'den yüzde 12,6'ya düşürmüştü.

  • Kerkük meselesi

Kerkük de Bağdat merkezi hükümeti ile Erbil yönetimi arasında gerilim konusu olmaya devam ediyor. Erbil yönetimi, kent valisinin Kürtlerden seçilmesi için ısrar ederken Bağdat bu konuda herhangi bir karar vermedi.

Ocak ayı başlarında KYB'nin binalarına IKBY bayrakları asması krize neden olmuş, Abdulmehdi KYB'nin bu adımını Anayasa'ya aykırı olarak tanımlamıştı.

Referandumdan sonra Irak ordusu ve Haşdi Şabi milislerinin IKBY yönetimindeki Kerkük'ü ele geçirmesi üzerine KYB'li Vali Necmeddin Kerim kenti terk etmiş, Bağdat hükümeti Arap asıllı Rakan Said el-Cuburi'yi vekaleten atamıştı.

Categories
Alaturka

Abdulmehdi ABD'nin Irak'ta yeni üsler kuracağı iddialarını yalanladı

BAĞDAT (AA) – Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi, ABD'nin Suriye'den çekilecek askerleri için Irak'ta yeni üsler inşa edeceği iddialarını yalanladı.

Abdulmehdi, başkent Bağdat'ta düzenlediği haftalık basın toplantısında ülkenin gündemini ilgilendiren önemli konular hakkında açıklamalarda bulundu.

Suriye'den çekilecek ABD askerlerinin Irak'ta konuşlanacağı ve bunun için de Washington yönetiminin yeni üsler inşa edeceğine dair son haftalarda ortaya atılan iddialara değinen Abdulmehdi, “ABD'nin Irak'ta yeni üsler inşa edeceğine dair bana iletilen herhangi bir bilgi söz konusu değildir. ” dedi.

Abdulmehdi, iddiaların aksine ABD'liler dahil ülkedeki yabancı asker sayısının devamlı azaldığını söyledi.

  • Kabinenin tamamlanması hazırlıkları

Irak Başbakanı ayrıca, ekim ayında kurduğu kabinede eksik 3 bakanın belirlenmesi için çalışmaların devam ettiğini aktardı.

Abdulmehdi, “İsimleri meclise sunmadan önce bakan aday listesini, üzerinde uzlaşıya varmaları için siyasi partilere gönderdim. ” diye konuştu.

Irak'ta 22 bakandan oluşan kabinede şimdiye kadar 19 bakan göreve başlarken, İçişleri, Savunma ve Adalet Bakanlarının kim olacağına dair siyasi partiler arasında henüz uzlaşı sağlanamadı.

Bağımsız Şii siyasetçi Adil Abdulmehdi, Cumhurbaşkanı Berhem Salih tarafından görevlendirilmesinin ardından 25 Ekim 2018'de yeni hükümeti kurduğunu duyurmuştu.

Categories
Alaturka

ANALİZ – Irak’ta siyasi tıkanıklık

İSTANBUL (AA) – TAYLAN ÇÖKENOĞLU – Irak'ta mayıs ayında yapılan genel seçimlerin üzerinden yaklaşık yedi ay geçmesine rağmen 21 kişilik kabineye nihai şeklinin verilmesine yönelik çabalar henüz sonuç vermedi. Yaşanan siyasi tıkanıklığa atıfla Irak’ın Lübnanlaşması olarak nitelendirilen bu süreçte, 2003'teki ABD işgali sonrası mezhepsel hatlarda seyreden iç siyaset, yerini Şii fraksiyonlar arasında iktidar mücadelesine bıraktı. 2003 sonrasında Irak siyasetini yönlendiren iki dış aktörden biri haline gelen İran’ın Şii grupları artık uzlaştıramamasının yanında, özellikle Tahran’ın desteklediği gruplar ile Mukteda es-Sadr grubu arasındaki görüş ayrılıkları daha da derinleşti. Bu noktada Adil Abdulmehdi, ekim ayında bu iki cenahı uzlaştıracak ve ABD ve İran kamplarının her ikisini de memnun edebilecek bir aday olarak başbakanlık koltuğuna oturdu.

Abdulmehdi, Irak’ta son dönemde daha da belirginleşen ABD, İran ve Arap ülkeleri arasında denge arayışı politikalarını idare edebilecek bir başbakan adayı olarak birbirine rakip Şii blokların üzerinde uzlaştığı isimdi. Aslında bu cümle bile Abdulmehdi’nin önümüzdeki süreçteki nasıl zor bir misyon üstlendiğini anlamak için yeterli. Bu zorlu sürecin en önemli veçhelerinden biri ABD ile ilişkiler. Trump yönetimi ile birlikte ABD’nin İran’ın bölgesel nüfuzunu azaltma çabaları, Obama döneminde kaldırılan yaptırımların yeniden yürürlüğe konulmasına ile daha somut bir aşamaya geçti. Bunun Irak’ı ilgilendiren kısmı ise, Washington’un Bağdat’a İran’a uygulanan yaptırımlara uyma zorunluluğu getirmesi oldu. İkincisi ise ABD yaptırımları nedeniyle zor bir dönemden geçen İran için, Irak’taki siyasi ve ekonomik nüfuzunun muhafaza edilmesi çok daha elzem ve kritik hale dönüştü. Dolayısıyla, İran’ın bu konuda Irak üzerinde kurduğu politik ve ekonomik baskı daha gözle görülür hale geldi. Bütün bu gerilimin ortasında Tahran’a muhalif olan ABD müttefiki komşu Arap ülkeler ile de yakınlaşılması yeni Irak yönetiminden beklenenler arasındaydı.

– İki büyük rakip Şii blok ve Abdulmehdi

Adil Abdülmehdi son aylarda hükümet kurma sürecinin uzamasından kendisinin sorumlu olmadığını ve tıkanıklığa yol açan bazı konuların kendi inisiyatifinde olmadığını belirtiyor. Bu beyanlarından kastı yalnız dış kaynaklı nedenler değil aynı zamanda sıklıkla belirtilen iki büyük Şii blok arasındaki görüş ayrılıkları. Son genel seçimlerden birinci parti çıkan Mukteda es-Sadr’ın Sairun Koalisyonu’nun yer aldığı Reform Bloku ve seçimlerde ikinci sırayı alan ve İran tarafından desteklenen Fetih Koalisyonu’nun başını çektiği Bina Bloku her ne kadar uzlaşı sürecinde olduklarını söyleseler de hükümet oluşturma sürecinde esas belirleyici olmak istiyorlar. Bunun yanı sıra, bir yandan ABD, Tahran’ın desteklediği grupların hükümet içerisinde belirleyici bir konum kazanmasını engellemek isterken, İran da Hadi el-Amiri liderliğindeki Bina Bloku’nun kurulacak yeni hükümette baskın güç olmasını istiyor.

İki rakip blok iki aylık sürede şu ana dek toplam 21 kabine üyesinden 16’sı üzerinde anlaşma sağlayabildiler. Süreç boyunca görüşmelerin tıkandığı iki temel nokta ise İçişleri ve Savunma Bakanlığı’na taraflarca gösterilen adaylarda ısrarcı olunması oldu. Özellikle İçişleri Bakanlığı koltuğu için İran destekli Hadi el-Amiri’nin Bina Bloku’nun İçişleri Bakanlığı için Haşdi Şabi Komite Başkanı Faleh el-Fayyad isminden vazgeçmemesi, Mukteda es-Sadr kanadının da daha sert bir tavır takınmasında etkili oldu. Faleh el-Fayyad ismi üzerindeki tartışmalar ise temel anlamda İran’ın müttefiki Şii gruplar aracılığıyla destek verdiği isim olmasından kaynaklanıyor.

<p>İçişleri Bakanlığı kolluk güçlerini kontrol eden bir kurum olmasından ötürü merkezi hükümetin zayıf olduğu ülkede siyasi cenahlar için kritik bir önem taşıyor. Sadrcılar bu koltuğun bağımsız bir siyasetçiye bırakılması gerektiğini savunurken, Amiri Bloku ise İran’ın da desteklediği Faleh el-Fayyad’ın bu koltuğa oturmasında oldukça ısrarcı. Fayyad’ı veto eden Mukteda es-Sadr ise Abdulmehdi’nin bu çıkmazı sonlandıramaması durumunda sokak gösterilerini başlatabileceği uyarısını yapıyor. Bu uyarıların ciddiyetine rağmen, yeni başbakan, İran’a tamamen sırtını dönemeyeceğini biliyor ve dolayısıyla süreç önündeki engellerden kendisinin sorumlu olmadığını her fırsatta dile getirmekten başka çaresi kalmadığı görünüyor. </p> <p>- Basra gösterileri ve yeniden yapılanma </p> <p>Temmuz ayında başlayan ve eylülde doruk noktasına ulaşan Basra gösterilerinin temel çıkış noktası devlet hizmetlerinin sağlanamaması, yolsuzluk ve işsizliğe karşı oluşan tepkiydi. Bu bakımdan, onlarca Iraklının hayatını kaybettiği bu gösteriler Şii Basra halkının ülkeyi 15 yıldır yöneten Şii hükümetlere karşı, 2003 sonrası verdiği en ciddi tepki olmuştu. Eylül sonrasında şiddeti azalsa da gösteriler halihazırda devam ediyor. Bu olayların hükümet kurma sürecini ilgilendiren en kritik yanı ise geçmiş hükümetleri devlet kaynaklarını heba etmekle suçlayan Mukteda es-Sadr’a bağlı militanlar ile hükümet güçlerinin aralık ayında karşı karşıya gelmiş olması. Öte yandan, gösterilerin İran Konsolosluğu’nun geçtiğimiz aylarda ateşe verilmesi gibi İran ve Tahran’ın Iraklı müttefiklerine karşı tepki mahiyeti de taşıması, Tahran yanlısı milis grupların da çatışmalara dahil olma ihtimalini güçlendiriyor. </p> <p>Geçtiğimiz yıl DEAŞ işgalinin sonlandırılmasından sonra, üçte biri harabeye dönen ülkenin yeniden inşası ve yerlerinden edilen ya da göçmeye zorlanan yaklaşık iki milyon kişinin yeniden evlerine dönüşü Irak hükümeti için çözülmesi gereken en acil sorunlar olarak öne çıkmıştı. Bu konuyla alakalı olarak ise şubat ayında Kuveyt’te yapılan Irak’ın Yeniden İnşası Konferansı’nda, DEAŞ'la mücadele sürecinde büyük yıkıma uğrayan şehirlerin imarı için dış desteğe ihtiyaç duyan Irak hükümetine ilk etapta 30 milyar dolarlık yardım sözü verilmişti. Türkiye, ABD ve Körfez ülkelerinin de Irak için önemli oranlarda kredi ve yatırım olanakları oluşturma sözü verdiği bu toplantıda İran, Bağdat’a sağlayacağı destek miktarını açıklamamıştı. Bu durumun Tahran’ın İran halkının bu desteğe göstereceği tepkiden çekinmesinden ve ayrıca yardım paketinin miktarının görece az olmasından kaynaklandığı kimi siyasi çevrelerde dile getirilmişti. DEAŞ işgali sonrası Tahran’ın, yeniden yapılanma sürecine yapacağı katkıyla ilgili soru işaretlerinden sonra, İran muhalifi Körfez ülkeleri Tahran’ın Irak’taki siyasi etkisini frenlemek için Irak’a yönelik yeni yatırım vaatlerini gündeme getirmişlerdi. </p> <p>- Trump’ın ziyareti</p> <p>Irak’ta son yıllarda yükselişe geçen milliyetçilik eğilimine paralel olarak siyasiler arasında, ülkedeki ABD ve İran nüfuzuna yönelik tepkiler de arttı. Bu bağlamda, ABD Başkanı Donald Trump’ın Irak’ta bulunan ABD birliklerine aralık ayı sonunda gerçekleştirdiği sürpriz ziyaret ülke içinde büyük tepkiyle karşılandı. Trump'ın Iraklı yetkililerle görüşmediği ziyaret, Mukteda es-Sadr cephesi tarafından “küstahça” olarak nitelendirilirken, bu ziyaret sonrası ABD askerlerinin ülkeden derhal çekilmesi çağrıları yinelendi. İran’ın desteklediği Bina Bloku’ndan ise ABD’nin Irak’taki askeri varlığına karşı sert açıklamalar tekrarlandı. </p> <p>Ziyaretle alakalı olarak bilinen en somut şey Trump’ın Suriye örneğinin tersine Irak’tan herhangi bir şekilde çekilmeye niyetinin olmadığı. Diğer bir deyişle, ABD askerlerinin ülkeden çekilmesini bekleyen siyasi çevrelerin beklentileri en azından yakın gelecekte gerçekleşmeyecek gibi görünüyor. Dolayısıyla, siyasal krizler içinde sendeleyen Irak hükümeti ve Başbakan Adil Abdulmehdi de bu konuyla ilgili olarak ilerleyen günlerde baskı altında kalacak. Hatta konuyla alakalı olarak bazı çevreler bu ziyaretin sorumluluğunu Abdulmehdi’nin üstlenmesi gerektiğini ve hükümetin ABD askerlerinin çekilmesi ile ilgili inisiyatif almasını yakın zamanda beyan ettiler bile.

Ayetullah Sistani’nin “Yeni başbakan siyasette yeni bir isim olmalı” çağrısına rağmen 2003 sonrası Irak siyasetinin eski yüzlerinden Adil Abdulmehdi, politik olarak daha da kutuplaşan es-Sadr ve el-Amiri cenahlarının zoraki uzlaşısında ekim ayında başbakanlık koltuğuna oturdu ve zorlu bir misyon üstlendi. ABD’nin Irak’ta İran etkisini kırma isteği, yaptırımlar pençesindeki İran’ın Irak’taki siyasi nüfuzunu muhafaza etme çabası, İran karşıtı Körfez ülkelerinin Bağdat’ı Arap kampına çekme hamleleri de bu çetin misyonu daha da karmaşık hale getirdi. Daha da önemlisi, devam eden Basra gösterileri ve ülkenin yeniden inşası konusunda atılamayan adımlar halkın ABD işgali sonrası görev yapan Irak’ın siyasi elitlerine güvensizliğini artırdı. Gelinen aşamada, Abdulmehdi’nin kalan kabine üyelerini ne zaman atayabileceğini tahmin etmek zor ama sürecin daha da uzaması kuvvetle muhtemel. Bu süreçte mevcut başbakanın istifasının Irak’ı daha da istikrarsızlaştıracağı kesin.

[Ortadoğu’nun toplumsal ve siyasal dönüşümü le modern Şii topluluklarda din-siyaset ilişkisi konularında çalışan Taylan Çökenoğlu, İRAM dış politika uzman yardımcısıdır]