Merkez Bankası Başkanı Çetinkaya soruları yanıtladı: (2)

İSTANBUL (AA) – Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Murat Çetinkaya, enflasyon hedefinde bir değişiklik öngörmediklerini belirterek, "Enflasyon hedeften belirgin bir sapma gösterdiği dönemlerde, bugün bizim için var olan yüzde 5'lik hedef, orta vadeli bir hedef haline geliyor. Bu tarz dönemlerde, aslında orta vadeli enflasyon projeksiyonları bir anlamda ara hedef işlemini görüyor. Orta ve uzun vade için hedefte bir değişiklik ihtiyacı olmadığını düşünüyoruz." dedi.

Çetinkaya, yılın dördüncü Enflasyon Raporu'nun açıklandığı bilgilendirme toplantısının ardından, ekonomist ve gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Kısa vadede birikimli maliyet etkileri, baz etkileri ve gıda fiyatlarının oynaklıklara yol açabileceğine işaret eden Çetinkaya, fiyatlama davranışlarındaki bozulmanın da yukarı yönlü bir risk olduğunu söyledi.

Çetinkaya, söz konusu risklerin, attıkları güçlü para politikası adımlarının etkilerinin daha görülür olmasıyla dengeleneceğini düşündüklerini aktararak, "Finansal koşullardaki sıkılaşma ve iktisadi faaliyetteki yavaşlama önemli faktörler olarak diğer taraftan enflasyonist etkisi aşağı yönlü sınırlıyor. Bu anlamda tahmin patikasını oluştururken temkinli bir duruşu tercih ettik. Bu etkileri görmek istediğimiz için son toplantımızda beklemeyi tercih ettik. Önümüzdeki dönemde de fiyatlama davranışlarını, enflasyon görünümünü ve orta vadeli eğilimleri dikkate alarak para politikası duruşumuzla ilgili adımları atmaya devam edeceğiz." diye konuştu.

Büyüme ile enflasyon arasında bir ödünleşim olmadığını vurgulayan Çetinkaya, şunları kaydetti:

"İktisadi faaliyette iç talep kaynaklı belirgin bir yavaşlama olduğunu görüyoruz. Diğer taraftan, oluşan makro politika çerçevesine eşgüdüm bu yavaşlamayı yumuşatıyor, dengeliyor. Dış talep koşulları ve net ihracata katkısı da önemli bir biçimde bu yavaşlamanın daha ılımlı gerçekleşmesine katkı verebilir. Makro politika bileşiminde Merkez Bankası açısından para politikası tarafında atılan adımlar, enflasyon gelişmeleri başta olmak üzere piyasadaki beklentileri iyileştirir, net bir şekilde gördüğümüz gibi oynaklıkları azaltır, bu anlamda büyüme üzerindeki olumsuz etkileri ciddi ölçüde sınırlar. Biz bu yönüyle bir ödünleşim değil, iyi koordine edilmiş politikaların orta vadede ılımlı bir dengelenme ve makro dengelerde iyileşme ortaya çıkaracak bir görünümü esas alıyoruz."

– "Net ihracatın katkısı son derece kritik"

Murat Çetinkaya, tahminlerinde küresel konjonktür gerçekleşmeleri, dış ticaret gelişmeleri ve portföy akımlarının önemli olacağını ifade etti.

İktisadi faaliyet açısından net ihracatın katkısının son derece kritik olduğunu vurgulayan Çetinkaya, "Küresel dış ticaret ve korumacılık eğilimleri ile bunlarla ilgili yapılan tartışmaların önemli bir risk. Diğer taraftan jeopolitik unsurlar başta olmak üzere enerji fiyatlarını etkileyecek tüm unsurlar bizim açımızdan etkili olacaktır. Gelişmiş ülke para politikası adımlarındaki değişiklikler, Avro Bölgesi ile ilgili tüm riskler dahil olmak üzere risk iştahını şekillendirebilecek tüm faktörler, hem biz hem de gelişmekte olan ülkeler açısından belirleyici olacaktır." ifadelerini kullandı.

Çetinkaya, "Enflasyon hedefini değiştirmeyi düşünüyor musunuz?" sorusu üzerine, şu yanıtı verdi:

"Enflasyon hedefinde bir değişiklik öngörmüyoruz. Soru haklı bir soru, çünkü hedeften oldukça uzağız. Enflasyon hedeften belirgin bir sapma gösterdiği dönemlerde, bugün bizim için var olan yüzde 5'lik hedef, orta vadeli bir hedef haline geliyor. Bu tarz dönemlerde, aslında orta vadeli enflasyon projeksiyonları bir anlamda ara hedef işlemini görüyor. Biz Yeni Ekonomi Programı'na enflasyon patikasıyla ilgili tahminler oluşturulurken katkıda bulunduk. Bugün, 2018 ve 2019 için sınırlı bir revizyon yapmış durumdayız ama ana patikayla ilgili bir değişiklik görmüyoruz. Bu anlamda 2019 ve sonrası için bu projeksiyonların ara hedef olarak görülmesinde fayda var. Orta ve uzun vade için hedefte bir değişiklik ihtiyacı olmadığını düşünüyoruz."

– "Tepki fonksiyonu ile ilgili işimizi zorlaştıran şeyler var"

TCMB Başkanı Çetinkaya, tepki fonksiyonu ile ilgili işlerini zorlaştıran şeyler olduğunu belirterek, şunları söyledi:

"Merkez Bankası nelere, hangi araçlarla tepki veriyor? Bunu iletişimimizde detaylı bir şekilde paylaşmaya önem gösteriyoruz, ancak işimizi zorlaştıran bazı şeyler var. Örneğin bunlardan biri yüksek döviz kuru geçişkenliği. Bu anlamda biz hiçbir zaman döviz kuru seviyesi hedeflememekle birlikte, attığımız adımlar zaman zaman döviz kuruna tepki gibi okunabilmekte. Burada biz politika duruşumuzu ve tepki fonksiyonumuzun nasıl şekillendiğini, ilgili paydaşlarla elbette paylaşmaya özen gösteriyoruz. Orta vadede para politikasının atacağı adımların yanı sıra dış finansman ihtiyacı, cari açık başta olmak üzere yapısal adımların hayata geçmesiyle birlikte bu alandaki belirsizliğin daha fazla ortadan kalmasını bekleriz. Tepki fonksiyonuyla ilgili önümüzdeki dönemde, daha anlaşılır kılınması bakımından iletişimimizi güçlendirme ihtiyacı olabilir. Özellikle de hedeften belirgin sapmanın olduğu bu dönemde."

Çok yüksek finansal piyasa oynaklığın görüldüğü ağustos ayında, Merkez Bankası'nın temel olarak likidite tedbirleri ile sistemi desteklemeye çalıştığını anlatan Çetinkaya, öngörülebilirliği artırmayı çabaladıklarını ifade etti.

Çetinkaya, burada atılan adımların tamamının o dönemde piyasalardaki oynaklığın azaltılması ve öngörülebilirliği artırmaya yönelik olduğunu vurgulayarak, "Önümüzdeki dönemde, Yeni Ekonomi Programı'nda bu tarz çabaların ana merci Finansal İstikrar ve Kalkınma Komitesi olacak. Biz de oraya katkı vermeye devam edeceğiz." dedi.

– "Parasal aktarım mekanizmasının güçlü olduğunu düşünüyoruz"

Sıra dışı oynaklığın olduğu bir dönemden geçildiğini anlatan Çetinkaya, "Bugün itibarıyla kur geçişkenliği tarihsel ortalamalarının üzerinde. Özellikle ağustos ve eylül ayı fiyatlamalara baktığımızda, yaklaşık hesaplamalar şunu gösteriyor ki fiyatlamalar gerçekleştirilirken kurun gördüğü tarihi zirvelerin de çok ötesinde kur seviyeleri dikkate alınarak birçok sektörde fiyatlama gerçekleşmiş durumda." diye konuştu.

Çetinkaya, burada sektörel heterojenlik ve rekabet gibi birçok unsurun da işin içine girdiğinden bahsederek, şöyle devam etti:

"Bunların tamamını kur geçişkenliğiyle açıklamak zor olabilir. Burada önceki dönemden farklı olarak şunu görebiliriz. Kur şoklarının yaşandığı ve kur geçişkenliğinin yüksek olduğu dönemlerde, bunun belli bir zamana yayıldığını biliyoruz, bir döngüsü var. Bu döngü bir miktar önden yüklemeli ve erken gerçekleşmiş olabilir. Bu bizim önümüzdeki dönemde daha fazla veriye ihtiyaç duyuyoruz ki, buradaki geçişkenlik nasıl seyredecek, bunu yakından takip edeceğiz. Kamu maliyesi duruşunu önemsiyoruz. Burada atılacak adımlar önümüzdeki dönem daha da belirginleşecek.

Hem Yeni Ekonomi Programı hem bütçede gördüğümüz para politikasını ve bizim hedeflerimizi destekleyicidir ve politika eşgüdümünü artırıcı bir yaklaşım söz konusu. Elbette burada konjonktürel adımlardan bahsetmek lazım. Bunun dışında yapısal tarafta atılacak tüm adımlar para politikası ve maliye politikası eşgüdümünü açısından önemli olur. Hedeflere ulaşmamızda bizi destekler. Parasal aktarım mekanizmasının bu anlamda güçlü olduğunu düşünüyoruz. Geçtiğimiz yıllarda politika eşgüdümünde dönem dönem istediğimiz uyumu sağlayamamak, parasal aktarımdaki geçişkenliği ve parasal aktarım mekanizmasının gücünü bir miktar yavaşlatmıştı. Bunun geride kaldığını düşünüyoruz."

Enflasyon rakamları ile ilgili bir tahmin patikası verdiklerine işaret eden Çetinkaya, iktisadi faaliyetten gelen yavaşlama etkisinin güçlendiğini söyledi.

– "Piyasalar kendi dengesi ve derinliğini önümüzdeki dönemde yakalayacak"

Murat Çetinkaya, TL uzlaşmalı döviz satım ihaleleri ile VİOP'ta TL uzlaşmalı döviz kontratlarına artık çok fazla talep gelmediğinin, söz konusu ihalelerin devam edip etmeyeceğinin sorulması üzerine, şunları ifade etti:

"Bu işlemlere başlarken şunu belirtmiştik; özellikle finansal piyasalarda derinliğin artması ve kurumsal firmaların döviz risklerini yönetebilmesi için yeni piyasa ve araçların oluşması ve bunların derinliğinin sağlanması adına Merkez Bankası olarak öncü bir rol üstlendik. Uzlaşmalı ihalelere ağırlıklı olarak bankalar talep gösteriyor ve bunu kendi müşterilerinin döviz pozisyonlarını yönetmelerinde bir araç olarak kullanıyordu. Ağustostan itibaren talebin azalmasında piyasa oynaklıklarının etkili olduğunu görüyoruz.

Bu anlamda biz zaten son açıkladığımız ihale takviminde miktarı bir ölçüde düşürdük. Buradaki gelişmeleri takip edeceğiz. VİOP'ta da bunun bir tamamlayıcısı olarak bankalar dışında kurumsal firma taleplerinin karşılanabileceği bir piyasada işlem için Merkez Bankası bulunmaya başladı. Bunların tamamı aslında bu piyasaların gelişmesi için atılan adımlardır. Piyasaların kendi dengesi ve derinliğini önümüzdeki dönemde yakalayacağını umuyoruz."

(Bitti)

Advertisements

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?