Kaynak AA Editör Masası’na konuk oldu

ANKARA (AA) – Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, Türkiye’de faaliyet gösteren yabancı vakıflara ilişkin, “Şu anda İçişleri Bakanlığımız tüm vakıflar hakkında bir çalışma yapıyor. Biz de bir çalışma yapıyoruz. İstiyoruz ki vakıf faaliyetleri adı altında Türkiye’nin milli birliğini bozucu faaliyetler olmasın.” dedi.

Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası’na konuk olan Kaynak, gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“Pek çok Avrupa ülkesinin ‘hayır’ kampanyasına açıkça destek verdiği, ‘evet’ kampanyasını da engellediği bir süreci yaşadık. Bunun sonucunda yurt dışında oy kullanma sürece tamamlandı ve katılımın yüzde 45 gibi rekor bir seviyeye çıktığını gördük. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? 16 Nisan sonrasında Türkiye-Avrupa ilişkilerinde bizi neler bekliyor?” sorusu üzerine Kaynak, referandum kampanyası sürecinin, Avrupa için bir “turnusol kağıdı” olduğunu belirtti.

Avrupa’nın, insan hakları, hukuk, ifade özgürlüğü, demokrasi üzerine inşa edilmiş olduğunu anımsatan Kaynak, Avrupa’nın halk oylamasının anlatılması sürecinde bunlardan ayrılarak, “orta çağ Avrupa’sına” geri döndüğünü söyledi.

Avrupa’da, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’ya yapılana değinen Kaynak, söz konusu olayda kadın hakkı, seyahat, ifade özgürlüğü diye bir şey bırakılmadığını, Türkiye’nin kendi toprakları sayılan konsolosluk binasına girilmesine izin verilmediğini vurguladı.

Kaynak, Bakan Kaya’yı sahiplenmek için sokaklara inen vatandaşlara “atlar, itler, goriller” gönderildiğini ifade ederek, halkın oylarıyla seçilmiş Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın şakağına tabanca dayanmış şekilde açılan pankartı da hatırlattı.

Türkiye’nin Cumhurbaşkanının, bakanlarının Almanya’da faaliyetlerine izin verilmezken, PKK terör örgütünün açıkça “hayır” propagandası yaptığına dikkati çeken Kaynak, şöyle konuştu:

“Biz yapsak derler ki ‘Bir devlet, bir başka devletin iç işlerine karışamaz.’ Alman Der Spiegel’in falan Türkçe manşetiyle yaptığı işler. Açıkça kampanyanın tarafı oldular. Bundan dolayı Türkiye adına değil, gerçekten Avrupa Birliği adına büyük kaygı duyuyorum. Avrupa 70 yılı savaşsız, iç çatışmasız geçirdi. Maalesef bu süreç Avrupa’yı yeniden kendi içinde büzülmeye, ulusalcı, milliyetçi akımlara ve birlik Avrupası yerine ulus devlete götüren bir süreç olur. Avrupa Birliği korkarım orta çağdaki yüzyıl savaşları gibi kendi içerisinde büyük çekişmelere sahne olur. Zaten gidişatı hoş değil. Bir yadan Almanya ve Fransa’nın domine ettiği bir Avrupa Birliği var, bir yandan Türkiye’nin yarısı kadar milli geliri olmayan ülkeler Avrupa Birliği’nin üyesi ve sosyal sorunlar var.”

– “Çok büyük bir katılım”

Macaristan’ın, 300 mülteci için “Avrupa Birliği’nin ben her kararı tanımak zorunda değilim.” diye referandum yaptığını dile getiren Kaynak, Avrupa’nın kendi içindeki tutumunun ibret verici olduğunu söyledi. Kaynak, “Türkiye’nin ne kadar düşmanı varsa FETÖ, DHKP-C, PKK hepsine sığınma imkanı veren ve Türkiye’den meşru ne yapmak isteyen olursa hepsini de engelleyen bir Avrupa. Bu, Avrupa’nın demokrasiyle insan haklarıyla özgürlükleriyle hukuk devletiyle hiçbir şeyiyle bağdaşmaz ve Avrupa’da yükselen ırkçı, radikal akımları güçlendirir. Avrupa’nın geleceği açısından kaygı duyuyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

Kaynak, yurt dışında kullanılan oylara ilişkin “Gurbetçilerimizin sandığa gidişi zannediyorum gümrük kapılarında kullanılanlarla yüzde 50 olacak. Çok iyi bir katılım.” ifadesini kullandı.

Oy kullanma işlemlerinin konsolosluk binalarında gerçekleştirildiğini, gurbetçi vatandaşların fedakarlıkla bu oylarını kullandığını belirten Kaynak, çok büyük bir katılımın gerçekleştiğinin altını çizdi.

Veysi Kaynak, gurbetçi vatandaşların, içinde yaşadıkları ülkelerin kendilerine ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapması ve Türkiye’nin hedeflerin, 15 yıllık macerasını çok iyi gözlemledikleri için ortaya bu katılımı koyduklarını, bunun çok önemsenmesi gerektiğini dile getirerek, Avrupa’da kurulan sandıklardan çok başarılı bir “evet”in ortaya çıkacağını savundu.

– “Alman vakıflarının kökeni çok eski”

“Türkiye’de faaliyet gösteren Alman vakıfları, 17/25 Aralık girişimi sırasında ve Gezi olaylarında perde arkasından Türkiye politikasını etkilemeye yönelik bir takım çabalara giriştiği iddiaları vardı. Şu anda referandumu etkilemeye yönelik çalışmaları olduğu ileri sürülüyor. Bu kapsamda çalışmalarınız var mı? Sivil toplum örgütü adı altında Türkiye’de faaliyet göstermek isteyen, ancak izin verilmeyen kuruluşlar var mı?” sorusuna karşılık Kaynak, Türkiye’de bulunan Alman vakıflarının kökenlerinin çok eski olduğunu belirtti.

Türkiye’de Suriye’den göç hareketleri başlayınca 48 yabancı sivil toplum kuruluşunun göç ve göçmen konusunda çalışma yapmak üzere İçişleri Bakanlığı’ndan izin aldığını ifade eden Kaynak, bunun çeşitli vakıflardan oluştuğunu söyledi. Kaynak, “Ben, kuşkulandım. Bunların en çok faaliyet göstermek istediği üç yer var, Hatay, Gaziantep ve Diyarbakır. Diğer illerde de var faaliyetleri Hatay, Gaziantep anlamlı, göçün ilk kapısı ve çok sayıda göçmen var ama Diyarbakır Türkiye’de göçmenlerin en az olduğu illerden biri. Herkesin oraya kendi projektörlerini çevirmesi ve orada faaliyet izni istemesi garip.” diye konuştu.

Türkiye, DEAŞ, PKK/PYD ile mücadele ederken, bunların çok fazla faaliyetlerinin olduğunun görüldüğü vurgulayan Veysi Kaynak, “Şu anda İçişleri Bakanlığımız tüm vakıflar hakkında bir çalışma yapıyor. Biz de bir çalışma yapıyoruz AFAD olarak. İstiyoruz ki vakıf faaliyetleri adı altında Türkiye’nin milli birliğini bozucu faaliyetler olmasın. Misyonerlik faaliyetlerine izin vermeyelim. Herkese ideolojisini, kendi görüşünü, meşrebini, mezhebini aşılayacağı bir imkan ortaya koymayalım. Sahadaki yardımları koordine eden, düzenleyen ve öyle dağıtan bir sisteme geçelim.” dedi.

– “İnşallah masum sebeplerle buradadırlar”

Türkiye’deki Alman vakıflarının uzun yıllardır tartışma konusu olduğunu belirten Kaynak, mültecilerle ilgili çalışma yapmak için izin alan vakıfların, bu çalışmalarını raporlaştırıp, referandumdan sonra bir noktaya varacaklarını bildirdi.

Kaynak, hepsinin Diyarbakır’a odaklanmasının herkese bir şeyler ifade ettiğini dile getirerek, nüfusunun 1,5 misli mülteci barındıran Kilis’e bu kadar ilgi olmadığına dikkati çekti.

Bu vakıfların, niyetlerinin bilinemeyeceğine işaret eden Kaynak, faaliyetleri sorgulanıp bir neticeye varılacağını söyledi. Başbakan Yardımcısı Kaynak, “İnşallah masum sebeplerle buradadırlar diye düşünüyorum ama Türkiye’deki Alman vakıfları ve başka diğer vakıflar hep tartışma konusu olmuştur. Bu Alman vakıflarıyla ilgili İçişleri Bakanlığımızın bir çalışma içerisinde olacağını bekliyorum.” ifadesini kullandı.

(Sürecek)

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?