İstanbul'un kurtuluşu: Geldikleri gibi gittiler

İSTANBUL (AA) – İstanbul Üniversitesi (İÜ) Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mahir Aydın, işgalcilerin İstanbul'a hiç gitmemek üzere geldiklerini belirterek, "O günlerde İstanbul'a gelen Mustafa Kemal Paşa, 'Geldikleri gibi giderler' diyor. O devirde buna inanmak mümkün değil. Ancak zaman Mustafa Kemal'i haklı çıkardı." dedi.

Prof. Dr. Aydın, İstanbul'un düşman işgalinden kurtuluşunun 95. yıl dönümü dolayısıyla AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Mondros Ateşkes Antlaşması öncesi Yıldırım Orduları Komutanı olan Mustafa Kemal Paşa'nın, Grup Komutanlığının lağvedilmesinden üç gün sonra İstanbul'a geldiğini ve çoğunluğu İngiliz, bir kısmı Fransız, İtalyan ve Yunan olmak üzere 61 parça geminin, Dolmabahçe Sarayı, Üsküdar, Kız Kulesi çevrelerini kuşattığını gördüğünü dile getiren Aydın, Mustafa Kemal'in Haydarpaşa'ya inip Kartal motor botuyla Pera Palas'ta kalmak için o gemilerin arasından karşıya geçtiğini aktardı.

Aydın, "Mustafa Kemal Paşa o gün yanında bulunan yaveri Cevad Abbas'a, 'Geldikleri gibi giderler.' diyor. O devirde buna inanmak mümkün değil ancak zaman Mustafa Kemal'i haklı çıkardı." ifadelerini kullandı.

İşgalcilerin, Mondros Antlaşması'ndaki "galip devletler güvenliklerini tehdit eden, tehlikeli gördükleri yerleri işgal edecekler" kararını bahane ederek İstanbul'a girdiğini ifade eden Aydın, şöyle devam etti:

"İstanbul'u işgale gelen kuvvetler, Galata rıhtımında karaya çıkıyor. Fransız General Franchet d'Esperey, Fatih'in İstanbul'u fethetmesinin rövanşı olarak, mavi-beyaz Yunan bayrağıyla süslenen Galata Köprüsü'nden at sırtında ilerliyor. İşgal askeri, bugün İstiklal Caddesi dediğimiz Cadde-i Kebir'den geçiyor. Rum halkı, onları inanılmaz bir sevinç içerisinde karşılıyor. İşgal kuvvetleri kendileri için önemli saydıkları yerleri işgal ediyor. Fransızlar, Suriçi İstanbul'u; İngilizler Anadolu Yakası'yla Pera ve Yeniköy'e kadar olan kısmı, az sayıda olan İtalyanlar da Tophane'de küçük bir bölgeyi işgal ediyor. İşgalciler, hiç gitmemek üzere gelmişlerdi."

Dönemin İstanbul dokusunun savaşlar ile Rusya'daki 1917 Ekim Devrimi sonrası göçlerden etkilendiğini ifade eden Aydın, işgalcilere güvenen Rumların, yüzlerce yıllık komşuluğu bozduğunu, komşuların tutuklanmalarına ve mallarına el konulmasına neden olduklarını aktardı.

– "16 Mart'ta Osmanlı'nın fiilen hayatiyetine son verildi"

İngiliz General Harington'un komutayı ele almasından sonra İstanbul'un Türkler için güvensizlik bölgesi olduğunu dile getiren Aydın, "Güvenliği sağlamaya geldiğini belirten işgal kuvvetleri döneminde, yani 13 Ekim 1918'den gittikleri 2 Ekim 1923'e kadar 35 bin civarında olay gerçekleşti. Dolayısıyla güvenlik işin bahanesiydi. İstanbul, tarihinde ikinci kez Batı tarafından işgale uğradı. İlki 1204'te Latinlerin işgali. O dönemde İstanbul'daki bazı kiliseleri dahi söküp götürmüş, İstanbul'u 3 yılda adeta yangın yerine çevirmişlerdi. İkincisi de 1918'de başlayıp 1923'te biten işgal sürecidir." şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Aydın, işgal sürecinde yaşanan olaylara da değinerek, 16 Mart 1920'de Şehzadebaşı baskınında 10. Kafkas Tümeni Mızıka Takımı üyesi 5 Türk askerinin şehit edildiğini, Meclisin basılıp kapatılarak Osmanlı'nın kalbine hançer saplandığını söyledi.

Bu tarihin önemine işaret eden Aydın, 16 Mart'ta Osmanlı'nın fiilen hayatiyetine son verildiğini, şehir çevresinde Rum çetelerin ortaya çıktığını, 59 aydının, Malta'ya sürüldüğünü, Mustafa Kemal'in, Yarbay Rawlinson ve bazı askerleri tutsak alarak, Malta sürgünlerinin serbest kalmalarını sağladığını ve bu sayede, eski politikacı, aydın, yazar, asker gibi her alandan beyin göçünün Ankara'ya aktığını anlattı.

– Mustafa Kemal Paşa'dan "şehri boşaltın" emri

Aydın, İstanbul halkının da işgallere, Sultanahmet mitingleriyle tepki gösterdiğini, Milli Mücadeleye destek için kışlalardan silah kaçırarak Anadolu'ya gönderdiğini belirtti.

Bu süreçte basının Ankara hükümetini vatan haini ilan edip işgal kuvvetleri yanlısı tavır aldığını, bu nedenle İstanbul'a gücenen Mustafa Kemal'in, 1919'da çıktığı kente 1928'de döndüğünü aktaran Aydın, Mustafa Kemal'in Mudanya Ateşkes Antlaşması sonrası General Harrington'a mesaj göndererek İstanbul'u boşaltmaya hazır olmalarını istediğini ancak işgalcilerin buna inanmayarak "Mümkün değil." dediklerini ifade etti.

Lozan Antlaşması sonrasında 42 gün içerisinde İstanbul'un boşaltılması yönünde karar alındığını ancak önce ayak sürülse de başta Fransızlar olmak üzere işgalcilerin gittiğini anlatan Aydın, bunların gitmemek üzere geldikleri Osmanlı topraklarında mezarlık gibi bağlayıcı unsurlarını bıraktıklarını anlattı.

Prof. Dr. Aydın, "Üsküdar mezarlığı… Sonsuza kadar İngiliz Kraliyeti'ne bağlı topraklardır. 'İnsan burada gezerken kendisini adeta İngiltere'de sanır' diye söylemleri vardır." dedi.

Ayrıca, İngilizler'in, Rumlara "Giderken sizleri de götüreceğiz." diye söz verdiğini ancak hiçbirinin gidemediğini dile getirerek, işgalcilerin 2 Ekim'de kentten ayrıldıklarını söyledi.

– "Semada ezan sesi…"

Aydın, İstanbul'u teslim tutanağının "Arabic" adlı 4 bin 500 kişilik bir gemide imzalandığını ifade ederek, "Arabic gemisi Boğaz'da içeri doğru girip bir manevrayla dönerek, Rumların gözyaşları içerisinde uğurlandı. Rumlar bu dönemde bozulan komşuluk nedeniyle, yüz yüze bakacak halleri kalmadığı için mübadeleyle gitmek zorunda kaldılar." şeklinde konuştu.

Aydın, İstanbul'u teslim almak için Şükrü Naili Paşa'nın halkın alkışları ve sevinç gösterileri eşliğinde kente gelerek, Sirkeci'de karaya çıktığını, şehrin adeta bayram yerine döndüğünü belirterek, "İstanbul düşman işgalinden kurtulduğunda öğrenciler, işçiler sevinç içerisindeydi ve kurbanlar kesilmişti. Halk, Gülhane Parkı'nda konaklayan askerlerin tüfeklerinin namlularına çiçek takıp, şekerleme ve tütün paketleri hediye etti. Sultanahmet Camisi'nin 6 minaresinin her birinden ayrı bir müezzin ezan ve naat okudu şenliklerde." diye konuştu.

Teslim sonrası İstanbul'da adeta bir enkaz devralındığını vurgulayan Aydın, "Şehirdeki bütün şirketlerin tek tek parası ödenerek alınıyordu. İstanbul Elektrik İdaresi'ni 1943'te Fransızlardan satın alıyoruz. Haydarpaşa-Ankara demir yolunun alınışı da hiç kolay olmuyor. Sonuçta, Milli Mücadele'nin önce askeri, sonra siyasi açıdan kazanılması üzerine, İstanbul da tutsaklıktan kurtuldu ve Anavatan'a katıldı." diye konuştu.

Advertisements

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?