“İstanbul'da daha müessir bir kültür politikası oluşturuyoruz”

İSTANBUL (AA) – Türk Edebiyatı Vakfı (TEDEV) tarafından her hafta düzenlenen Çarşamba Sohbetleri'nin yeni sezondaki ilk konuğu İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü Coşkun Yılmaz oldu.

Yılmaz, vakfın Sultanahmet'teki binasında gerçekleştirilen etkinlikte, "İstanbul'da Kültür Yönetimi ve Politikaları" başlıklı bir konuşma yaparak, her dönem yönetim değişimlerinin İstanbul'un kültür hayatını etkilediğini söyledi.

Kültür konusunda Türkiye'nin kalbinin İstanbul olduğuna işaret eden Yılmaz, "Aslında kültür sanat etkinlikleri anlamında dünyanın da kalbi olması gerekiyor. Bu mümkün. İstanbul'un tarihi, tarihte üstlenmiş olduğu fonksiyonu bize bunun ipuçlarını ve örneklerini gösterir." diye konuştu.

Coşkun Yılmaz, kültür yönetimi konusunda İstanbul'un dünyadaki mevkidaşlarıyla olan konumunu incelemek gerektiğinin altını çizerek, şöyle devam etti:

"Bugünkü tarih bilgilerimiz ışığında bir medeniyet tasavvuru açısından baktığımız zaman, İstanbul tarihinin 2 temel dönemi var. Hristiyanlık tarihi, Hristiyanların hakim olduğu dönem ve Müslümanların hakim olduğu dönem. İstanbul tarihinde köklü bir dönüşüm noktası var, o da fetih. Fetih'ten önce ve sonra İstanbul'un toplumsal, mimari ve kültürel dokusuna bakarsanız, ana noktanın 1453'te gerçekleşen Fetih olduğunu görürsünüz."

– "Hiçbir dünya şehri İstanbul kadar çok yönlü ve çeşitli bir etkinliğe sahip değil"

Yenikapı kazıları ile İstanbul tarihinin 8 bin 500 yıllık bir geçmişe sahip olduğunu hatırlatan Coşkun Yılmaz, "Küçükçekmece tarafında yürütülen bazı arkeolojik kazılarla ilgili iddialarda ise İstanbul'daki hayatın emareleri milattan önce 800 bin kadar geriye gidiyor. İstanbul'a siyasi açıdan bakarsak eğer bu şehrin 334'lerden başlayan ve 1923'lere kadar gelen bir payitaht olma durumu var. Dünyada hiçbir şehir bin 600 sene başkentlik yapmış değil." dedi.

Yılmaz, Roma İmparatorluğu'nun ve Osmanlı Devleti'nin siyasi, coğrafi hakimiyet alanında en önemli noktalardan birisinin İstanbul olduğuna vurgu yaparak, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Hiçbir dünya şehri İstanbul kadar uzun süreli, çok yönlü ve çeşitli bir etkinliğe sahip değil. Ayrıca İstanbul, payitahtlık yapmış olduğu devletlerin siyasi, kültürel ve dini nüfusuna bağlı olarak geniş bir coğrafyayı etki altına alıyor. Yani Afrika, Asya ve Avrupa bu etki alanına giren coğrafyalar. İstanbul sürekliliği olan bir şehir. Hayatın dinamik olduğu, diplomaside, kültürde, sanatta, dini hayatta belirleyici olduğu bir merkez rolü var. Tabii ki bu süreç her zaman eş değer de gitmemiş."

– "İstanbul'daki kültürel işlere bakan yapıların sağlıklı bir koordinasyona ihtiyacı var"

Yılmaz, İstanbul'un yeni kültür politikaları oluşturulurken tarihi planının da ele alınması gerektiğinin altını çizerek, şunları kaydetti:

"İstanbul'un henüz tarihi miras envanterlerini çıkarmış değiliz. Yapılan araştırmalara göre yaklaşık 40 bin civarında tarihi eser olduğunu söyleyebiliriz. İnşallah önümüzdeki sene çalışmalar tamamlanır. İstanbul'da birçok kültürel işlere bakan birçok kurumu var ve bu yapıların çok sağlıklı bir koordinasyona ihtiyacı var. Bir de kültür adamı ile kültür yöneticisi aynı şey değil. Çok iyi bir kültür adamı aynı zamanda çok iyi kültür yöneticisi olabilir ama biz çok iyi kültür adamını, çok iyi kültür yöneticisi olarak algılıyoruz, böyle değil. İstanbul'un bugünkü kültürel politikalarına baktığımızda artık daha müessir bir politika oluşturuyoruz. Artık kültür yönetiminin, politikalarının nasıl olması gerektiğini dair çalıştaylar düzenliyoruz. Ciddi olarak gündeme getiriyoruz."

Türkiye'deki üniversitelerde bugün 'kültür yönetimi' bölümlerinin olmadığına işaret eden Yılmaz, "Aslında İstanbul'da kültüre çok ciddi bir ekonomik kaynak ayrılıyor. Yani İstanbul'daki kültürel etkinlikler ve faaliyetler adı altında harcanan rakamı bir araya getirdiğimizde hiç yabana atılır bir rakam değil. Bu rakam aslında ülkenin gelişmişliğini de gösteren bir rakam." dedi.

Yılmaz, İstanbul'da kültürel iletişimlerin de zayıf olduğunu anlatarak, 24 saat açık olan Beyazıt Devlet Kütüphanesi yüzde 70 doluluk oranına ulaştığı zaman Orhan Kemal İl Halk Kütüphanesi'nin de sabaha kadar açılacağını sözlerine ekledi.

Advertisements

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?