Hukuka adanan bir ömür: Ali Fuat Başgil

ANKARA (AA) – YILDIZ NEVİN GÜNDOĞMUŞ – Ordinaryüs Profesör Ali Fuat Başgil, çalışmalarıyla Türk hukuk tarihinin, 27 Mayıs ile ilgili sergilediği dik duruşla da Türk siyaset tarihinin önemli isimlerinden oldu. Türk hukukçuları arasında en çok eser veren Başgil'in görüşleri, vefatının üzerinden 52 yıl geçmesine rağmen farklı alanlarda yol gösterici olmaya devam ediyor.

AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, 1893'te Samsun'un Çarşamba ilçesinde dünyaya gelen Başgil, öğrenim hayatına burada başladı.

Ortaokulun ilk yıllarını İstanbul'da okuyan Başgil, Birinci Dünya Savaşı'nın başlamasıyla 1914'ten itibaren tahsilini yarıda bıraktı ve yedek subay olarak 4 yıl Kafkas cephesinde savaştı. Ardından Fransa'ya giden Başgil, orta tahsilinin geri kalan kısmını Paris Buffone Lisesi'nde tamamlayarak yüksek öğrenimine Grenoble Hukuk Fakültesi'nde devam etti.

Paris Hukuk Fakültesi'nde "Boğazlar meselesi" konulu teziyle doktor olan Başgil, ayrıca Paris Siyasi İlimler Okulu ile Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nden de diploma aldı.

Başgil, Lahey Devletler Hukuku Akademisi'nin derslerini bitirdikten sonra yurda döndü.

Türkiye'de ilk olarak Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Öğretim Kurumu'na Genel Müdür Yardımcısı olarak tayin edilen Başgil, 1930'da Ankara Hukuk Fakültesi'nde açılan sınavı kazanarak doçent oldu. Bir yıl sonra aynı fakültenin Roma hukuku profesörlüğüne yükselen Başgil, 1933'ün sonlarına kadar Hukuk Fakültesi'nde Roma hukuku, Gazi Terbiye Enstitüsü'nde de medeniyet tarihi dersleri verdi. İstanbul Üniversitesi'nin kurulması üzerine anayasa hukuku dersini vermek üzere buraya geçen Başgil, ayrıca Mülkiye Mektebi'nde hocalık yaptı, İstanbul Yüksek İktisat ve Ticaret Mektebi Müdürlüğünde de bulundu.

  • Hatay anayasasını hazırladı

Hatay anayasasını hazırlayan, 1937'de Hatay'ın bağımsızlığı konusunda Cenevre'de toplanan Milletler Cemiyeti Komisyonu'nda Türk heyetinin hukuk müşavirliğini de yapan Başgil, 1939'da "Ordinaryüs profesör" unvanını aldı.

Türkiye'de ilk defa iş hukuku dersini açan ve veren Başgil, 1938-1942 yıllarında İstanbul Hukuk Fakültesi dekanlığı da yaptı. Kısa bir süre Ankara'da Hukuk Fakültesi ile Mülkiye Mektebi'nde esas teşkilat hukuku dersleri veren Başgil, 1943'te tekrar İstanbul Hukuk Fakültesi'ndeki kürsüsüne döndü. Ali Fuat Başgil 1947'de Hür Fikirleri Yayma Cemiyeti'ni kurdu.

27 Mayıs 1960 darbesinde Milli Birlik Komitesi tarafından 147 öğretim üyesiyle beraber üniversiteden uzaklaştırılan Başgil, daha sonra bu öğretim üyeleri özel bir kanunla üniversiteye iade edilmelerine rağmen bunu bir haysiyet meselesi yaparak üniversiteye dönmedi. Başgil, 10 Nisan 1961'de emekliye ayrıldı.

  • Siyasi yaşamı

Emekli olduktan kısa bir süre sonra politikaya atılan Ali Fuat Başgil, 15 Ekim 1961'de Adalet Partisi'nin Samsun listesinden bağımsız aday olarak Cumhuriyet Senatosu üyesi seçildi.

Daha sonra cumhurbaşkanlığına adaylığını koyan Başgil, Cemal Gürsel'in cumhurbaşkanlığında ısrar eden askeri kesimden gelen yoğun tepkilerle karşılaştı. Başgil, 24 Ekim 1961 gecesi Milli Birlik Komitesi üyesi subayların "Hayatınızı garanti edemeyiz" sözlerinin ardından adaylıktan vazgeçti.

Cumhuriyet Senatosu üyeliğinden de istifası istenen Başgil, "Politikanın mizacına uygun olmadığı gerekçesiyle istifa ettiği"ni açıkladı.

Başgil, yurt dışına çıkarak, 1962'de İsviçre'de Cenevre Üniversitesi'nde Türk Tarihi ve Dili Kürsüsü'nde görev yaptı. Bu dönemde "27 Mayıs İhtilali ve Sebepleri" adlı eserini kaleme alan Başgil, 1965 yılında yaş haddinden emekliye ayrılarak Türkiye'ye geldi.

1965 seçimlerinde Adalet Partisi'nden milletvekili seçilerek tekrar parlamentoya giren Başgil, Anayasa Komisyonu başkanlığı görevinde bulundu.

17 Nisan 1967'de İstanbul'da vefat eden Başgil'in kabri, Karacaahmet Mezarlığı'nda bulunuyor.

  • 27 Mayıs darbesi

Farklı alanlarda birçok eser veren Başgil'in özellikle yakın dönem Türk siyasal hayatı üzerine yaptığı tespitler önemli yer tutuyor. 27 Mayıs askeri darbesine giden süreci anlattığı "27 Mayıs İhtilali ve Sebepleri" adlı eserinde Başgil, Demokrat Parti'nin başarıları ve başarısızlıkları, iktidar-muhalefet, siyaset-basın ilişkisini ele aldı.

27 Mayıs öncesinde Ord. Prof. Dr. Ali Fuad Başgil'in Menderes hükümetine yaptığı uyarı da tarihte önemli bir yer tuttu.

O dönemde üniversite öğrencilerinin yaptığı gösterilerden sonra Başbakan Menderes, Prof. Başgil'i Ankara'ya davet etti. 29 Nisan akşamı yapılan bu toplantıya Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Meclis Başkanı Refik Koraltan, Başbakan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Grup Başkan Vekili Atıf Benderoğlu katıldı.

Toplantıda, bir gün önce yaşanan olaylar ve bundan sonra takip edilecek politikalar tartışılırken, Başbakanın tavsiye istemesi üzerine Profesör Başgil şu ifadeleri kullandı:

"Her şeyden önce Menderes kabinesi derhal istifa etmelidir. Bundan sonra, mümkün olduğu nispette, muhalefete de birkaç bakanlık vererek, Meclisteki mutedil şahsiyetlerden yeni bir kabine kurmalıdır. Böylece, bir nevi koalisyon kabinesi, daha doğrusu milli birlik kurulmuş olacaktır. Bu yeni hükümet, kendisinden öncekinin takip ettiği politikayı bir yana bırakarak tam bir serbesti içinde kararlarını alacak ve Meclise, anayasaya aykırı olduğu iddia edilen kanunların bilhassa Salahiyetler Kanunu'nun tadilini teklif edebilecektir. Bu şekilde hareket edilince, artık muhalefet, hükümeti itham etmek için bahane bulamayacak ve siyasi tansiyon düşecektir.”

Bu tavsiyeleri dikkate alınmayan Başgil, 27 Mayıs darbesi sonrası meslektaşlarının hukuk dışı ve gerçeğe aykırı açıklamaları sonrasında her zeminde doğruları savunmaktan kaçınmayan ve susmayan bir çizgi izledi. Öyle ki Başgil, ihtilalcilerin en sert icraatlarının gerçekleştiği bir dönemde şahsına teklif edilen Kurucu Meclis Üyeliğini, ilkelerine aykırı bulduğu için reddetti.

  • "Çalışmak için müsait yer ve köşe arama"

Başgil, 1949'da yayımlanan ve bir başucu kitabı niteliği taşıyan "Gençlerle Baş Başa" kitabında gençlere kişilik gelişimi konusunda tavsiyelerde bulundu.

Kitabında, başarı ve mutlu olmak arasındaki ilişki üzerinde de okuyucularını bilgilendiren Başgil, "Yolcum! Ben sana bu esercikte başarı diyarının yolunu göstereceğim. Sen istersen, ondan ötesine gidebilir ve özlediğin mutluluğu bulabilirsin." ifadelerini kullandı.

Başgil, gençlere, çalışmanın kanunlarını ve başarılı olmanın sırlarını şu satırlar ile aktardı:

"Çalışmak için müsait gün ve saat bekleme. Bil ki her gün ve her saat çalışmanın en müsait zamanıdır. Çalışmak için müsait yer ve köşe arama. Bil ki her yer ve her köşe çalışmanın en müsait yeridir. Bir günde ve bir zamanda yapman lazım gelen bir işi ertesi güne bırakma. Zira her günün derdi gibi işi de kendine yeter. Bir zamanda yalnız tek iş yap, yalnız bir ders, bir kitap, hatta bir fasıl üzerinde çalış. Ta ki dikkatin ve kuvvetin yayılıp zayıflamasın. Bir zamanda birden fazla iş yapayım diyen, hiçbirini tam ve temiz yapamaz. Başladığın bir işi, bir dersi, bir kitabı, bir vazifeyi yapıp bitirmeden başka bir işe, derse, kitaba ve vazifeye başlama. Yarıda kalan iş, başlanmamış demektir."

Ordinaryüs Profesör Başgil'in din ve laiklik konularındaki görüşlerinin yer aldığı eserleri de büyük ilgi gördü.

Başgil'in diğer eserleri ise şöyle:

"La Vie Juridique des Peuples, Klasik Ferdi Hak ve Hürriyetler Nazariyesi ve Muasır Devletçilik Sistemi, Esas Teşkilat Hukuku Dersleri, Türkiye İş Hukuku, Hukukun Ana Müessese ve Meseleleri, Cihan Sulhu ve İnsan Hakları, Türkçe Meselesi, Vatandaş Hürriyeti ve Bunun Teminatı, Demokrasi ve Hürriyet, Din ve Laiklik, Vatandaş Hak ve Hürriyetlerinin Korunması ve Anayasamızın Eksiklikleri, 27 Mayıs İhtilali ve Sebepleri."

Ayrıca 1962'de İsviçre'de kaleme aldığı hatıraları da "Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil'in Hatıraları" (İstanbul 1990) adıyla yayınlandı.

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?