Göçmenlerle 100 yıl önce gelen biberde fide dikim heyecanı

Alaturka Amerika ABD Haberleri

BİLECİK (AA) – MUHSİN ARSLAN – Bilecik'te yaklaşık 100 yıl önce, mübadele döneminde göçmenler tarafından getirilen tohumlarla üretimi başlayan acı biberde, fide dikim heyecanı yaşanıyor.

Merkeze bağlı Çukurören köyünde fideler toprakla buluşmaya başladı. Sabah erken saatlerinde evden çıkan ve kahvaltılarını tarlalarda yapan üreticiler, bazen güneş bazen de yağmur altında yoğun mesai harcıyor. Fidelerin dikimi sırasında yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında sosyal mesafenin korunmasına dikkat ediliyor.

Fide dikiminin tamamlanması tarlaların büyüklüğüne göre değişiyor. Çukurörenlilerin ağırlıklı geçim kaynağı olan biberlerin fideleri dikildikten sonra toprağa can suyu veriliyor.

Mübadele yıllarında Türkiye'ye gelen göçmenlerin ceplerinde getirdiği ve genetiği korunan tohumlardan elde edilen biberler, hasattan sonra kurutulacak. Köylülerin kendi yöntemleriyle kuruttuğu biberler, Türkiye'nin birçok iline gönderilecek.

– Köyün yüzde 60'ı biber ekiyor

Bilecik Ziraat Odası Başkanı Ahmet Sevinen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, köydeki pek çok kişinin geçimini biberden sağladığını anlattı.

Tohumların 100 yıl önceki halini koruduğuna dikkati çeken Sevinen, "Genetik özelliği bozulmayan ve aroması farklı bir ürün. Bunun sırrının toprağından ve suyundan olduğunu düşünüyoruz. Köyümüz 100 hane, giderek nüfus yaşlanıyor ama en az 60 hane biber işiyle uğraşıyor. Bugün de heyecanımız başladı. Erkenden geldik, kahvaltıyı tarlada yaptık, ekime başladık. Bu yıl ayrıca Tarım ve Orman İl Müdürlüğünün İyi Tarım Uygulaması ile üretim yapacağız. Bu da kalitemize kalite katacak.'' ifadelerini kullandı.

– Coğrafi işarette sona doğru

Şeyh Edebali Üniversitesi Gıda Teknolojisi Bölümü Öğretim Görevlisi Mesut Kaplan da Balkanlardan 1920'li yıllarda gelenlerin getirdiği tohumlar sayesinde, bölgeye çok özel bir ürünün girdiğini kaydederek, "Coğrafi işaret çalışmamızı 3 yıl önce başlattık ve tüm süreç olumlu şekilde tamamlandı. Bu sene ilk ürünümüze coğrafi işaret logomuzu vurmayı planlıyoruz.'' dedi.

Bölgenin mikroklima özelliği ve toprak yapısından kaynaklanan özel bir durumu olduğunu ifade eden Kaplan, ''Bu da coğrafi işaret sürecinde etkili oldu. Virüs nedeniyle gecikme oldu ama çok şükür süreç tamamlandı. Kısa sürede tescil ile ilgili sertifikamızın verileceğini öğrendik. Yaşanan pandemi sürecinde yerel kalkınma, yerel ürünlerin geliştirilmesi, yerel ekonominin canlanması bakımından kendi kaynaklarımızın kullanılmasının önemi daha da arttı. Bu nedenle coğrafi işaretlemeyle beraber ürünün izlenmesi, takibi ve doğallığının kalması çok önemli.'' görüşlerini aktardı.

Reklamlar

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?