“Gelecek İçin Eğitim Tasarımı Sempozyumu”

İSTANBUL (AA) – Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanvekili Mustafa Şentop, medeniyetlerin insanla ilgili bir takım hedeflerinin olması gerektiğini ifade ederek, "Bizim kültür ve medeniyetimizin temel amacı iyi bir insan yetiştirmek. Yani iyi bir vatandaş değil sadece, belli bir alanda iyi bir uzman, iyi bir doktor, iyi bir öğretmen vatandaş değil iyi bir insan yetiştirmek. Çünkü iyi bir vatandaş olabilir, ama iyi bir insan olmayabilir. Veya iyi bir doktor olabilir, ama iyi bir insan olamayabilir. Ama iyi bir insan olursa ve kendi alanında da yetiştirilmişse iyi bir doktor, iyi bir avukat ve mühendis de olabilir." dedi

İTO Şehit Ragıp Ali Bilgen Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrenci ve velilerinin iş birliği, Üsküdar Belediyesi'nin desteğiyle gerçekleştirilen, "Gelecek İçin Eğitim Tasarımı Sempozyumu" kapsamında düzenlenen panelin ikinci gününde açılış konuşması yapan TBMM Başkanvekili Şentop, sempozyumda emeği geçen herkesi tebrik etti.

  1. yüzyılın başlarında olduğumuzu ve sayılarla ifade edilemeyecek seviyede öneme sahip bir takım günler yaşandığını ifade eden Şentop, " 21. yüzyıl, ikinci bin yılın son yüzyılı, insanlık tarihinin en kanlı yüzyılı. 1. Dünya Savaşı'nda yaklaşık 9,5 milyon insan ölmüş. 2. Dünya Savaşı'ndaysa yaklaşık 70 milyon insan ölmüş, öldürülmüş. İşin ilginci 1. Dünya Savaşı'nda ölenlerin yaklaşık yüzde 95’i asker kökenlilerken, 2. Dünya Savaşı'nda ölenlerin yüzde 70’ten fazlası sivil. Daha sonra yüzyılın ilk yarısında yaşanan savaşları da dikkate alacak olursak, sivil ölümlerinin çok daha fazla arttığı, profesyonellerin yani askerlerin daha az öldüğü kitlesel ölümlerin olduğu bir yüzyıldan bahsediyoruz. İnsanlık tarihinin en kanlı, ölümler bakımından en çok ölümün yaşandığı yüzyılı." diye konuştu.

İnsanlık için ümit halindeki bir medeniyetin, bir ümit vaat etme noktasından çıktığını söyleyen Şentop, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Dolayısıyla bu medeniyetin yükselme, gelişme, geleceğe yönelik bir ümit vaat etme noktasında olmadığını bu anlamda ifade edebiliriz. Dolayısıyla bugün geldiğimiz noktada sadece siyasette ekonomide hukukta değil aynı zamanda genel olarak bir kültür ve medeniyet anlamında da insanların yeni arayışlara açık olduğunu düşündüğümüz bir dönem. Dolayısıyla şu anda başlangıç yıllarındayız. Yakın gelecekte , bugünden yarına olacak şeylerden bahsetmiyorum. Belki bir çeyrek asır, belki bir yarım yüz yıllık bir tablodan bahsediyorum. Şimdi böyle bir noktada tabi, bizim Türkiye olarak bu coğrafyada bir kültürün bir medeniyetin bin yıldan fazla çok parlak bir temsilcisi olan ve bu birikimi kendi içinde bulunduran coğrafyada yaşayan insanlar olarak kendimizi bu siyasetin, medeniyetin, hukukun yeniden şekillendiği bir tabloda ayrı bir vazife ve sorumluluk altında hissetmemiz gerekiyor."

-"Bizim kültür ve medeniyetimizin temel amacı iyi bir insan yetiştirmek"

Önümüzdeki yıllarda yeni bir paradigmanın siyasette, hukukta, ekonomide ve bununla beraber kültürde, teknolojide devreye gireceği bir dönem olacağını kaydeden Şentop, "Bunun da ipuçlarını görüyoruz. Nerede görüyoruz? En azından şu an içinde bulunduğumuz paradigmaların, anlayışların, zihniyetlerin sona ermesine dair ipuçları bizi yeni bir şey olacağına, yeni bir şey kurulacağına dair ipuçları olarak da bize yol gösteriyor. Şimdi bu anlamda gelecek için bir eğitim tasarımı meselesi bu açıdan önemli." değerlendirmesinde bulundu.

Medeniyetlerin insanla ilgili bir takım hedeflerinin olması gerektiğini söyleyen Şentop, konuşmasına şöyle devam etti:

"Bizim kültür ve medeniyetimizin temel amacı iyi bir insan yetiştirmek. Yani iyi bir vatandaş değil sadece, belli bir alanda iyi bir uzman, iyi bir doktor, iyi bir öğretmen vatandaş değil iyi bir insan yetiştirmek. Çünkü iyi bir vatandaş olabilir, ama iyi bir insan olmayabilir. Veya iyi bir doktor olabilir, ama iyi bir insan olamayabilir. Ama iyi bir insan olursa ve kendi alanında da yetiştirilmişse iyi bir doktor, iyi bir avukat ve mühendis de olabilir. Ama iyi bir insanla ilgili kültür, medeniyet, dünya görüşünün bakış açısı bakımından önemli. İyi bir insan dediğimizde bunu sadece mevcut kültür anlayışı içerisinde ifade edecek olursak doğumdan, belki en fazla ölüme kadar bir hayat çerçevesi içerisinde düşünüyoruz o iyi insanı. Ama bizim dünya görüşümüz çerçevesinde ölümle beraber bitmeyen bir hayattan bahsediyoruz. Dolayısıyla ahireti de içine alan bir insan modeli. Yani sadece dünya için değil ahiret için de iyi bir insan olması gerekiyor. Salih bir insan olması gerekiyor. Dolayısıyla insana vereceğimiz eğitim, onu ulaştıracağı nokta, amaçlar bakımından da kültürün ve medeniyetin perspektifleri farklı. Dolayısıyla bizim yetiştireceğimiz insanın terbiye, eğitim anlamında öğretim, belki biraz daha işin kolay bir kısmı. Sonuç itibariyle mesleki eğitim veya belli bir alanda verilen eğitimin-öğretimin biraz daha evrensel olabileceğini söyleyebiliriz, detaylarda farklılaşıyor ama. Özellikle terbiyeyle, eğitimle ilgili kısmı yerelliği bir ülkeye bir kültüre ve medeniyete mensubiyeti anlamında önem taşıdığını ifade etmek isterim."

Sultan Abdülhamid Han'ın eğitim ve öğretimle ilgili yaptığı reformların bulunduğunu söyleyen Şentop, şunları söyledi:

"Çok önemli bizim tarihimiz boyunca. Batılı eğitimin, öğretim anlayışının hem orta okul düzeyinde, ama ağırlıklı olarak yüksek öğrenim düzeyinde benimsendiği dönemler. Gerçekten çok iyi okullar kurmuştur, çok iyi bir sistem oluşturmaya çalışmıştır. Ama bu sistemde gelişen öğrenciler, bu mekteplerden yetişenler Abdülhamid'i devirmişlerdir daha sonra. Burada askeri eğitim mesleki olarak tıp gibi spesifik bir alanda bile olsa eğer bu eğitim bahsetmiş olduğum amaçlar, perspektifler ve dünya görüşü içerisinde bir yere oturtulmazsanız çıkan hasıla yani yetiştirilen insanların ne olacağı konusunda bir fikre sahip olamıyorsunuz. Ve sonraki dönemlerde, ikinci meşrutiyet, cumhuriyet dönemi ve sonrasında yaşananlar, yapan insanlar Abdülhamid’in kurduğu okullarda yetişen insanlardır. Kurarken nasıl bir amaç taşıdığını bilmiyoruz, böyle bir sonucu murat edip etmediğini bilmiyoruz ama böyle bir sonuç ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla bu konu sadece dediğim gibi başka ülkelerde başarılı olmuş modelleri alıp ülkemize getirmeyi içeren bir konu değil."

Mustafa Şentop, Türkiye yeni bin yılın, yeni paradigmasının inşasında önemli bir sorumlulukla karşı karşıya olduğunu ifade ederek, bu sorumluluğun hakkını verecek öğrenciler yetiştireceklerini, bunun hakkını verecek insanlar yetiştireceklerini ve bu konuda ümitli olduklarını belirtti.

"Eğitimde Küresel Rekabet" oturumunda, Anadolu Ajansı Dünya Dilleri’nden Metin Ünlü de “Eğitimde medyanın algı oluşturma kabiliyeti” başlıklı sunum gerçekleştirdi.

Medyanın izlenen televizyondan ve okunan gazeteden ibaret olmadığını söyleyen Ünlü, artık sosyal medya denilen ve toplum olarak bizi, dünyayı da sarsan bir fenomenle, bir gerçekle karşı karşıya olduğumuzu kaydetti.

-"Medya kimin elindeyse, medya işlevini ona göre işliyor"

Medyanın kimin elinde bulunduğunun çok önemli bir unsur olduğunu belirten Ünlü, şöyle konuştu:

"Medya kimin elindeyse, medya işlevini ona göre işliyor. Bu anlamda baktığımızda dünyada bütün haber akışının büyük bölümüne hükmeden ajansların olduğunu görüyoruz. Yani işte AFP diyoruz, Reuters diyoruz, AP diyoruz, özellikle de tarihinde işgalcilik olan emperyalist ülkelerin, kapitalizmin büyük babalarının ellerinde olan büyük haber ağları bunlar. Şimdi bu haber ağları aslında çok masumane çalışmıyorlar. Yani biz bu alanda çalışıyoruz, 'insanlığa yararımız olsun, onlara haber taşıyalım, haberdar olsunlar ve dünyayı anlasınlar' şeklinde masum ve nötr bir şekilde hareket etmiyorlar. Kendilerince bir dünya algıları var. Olayı benim nasıl anlamamı istiyorsa o şekilde veriyor. Bu anlamda mesela sayın Cumhurbaşkanımızla ilgili dünyada özellikle saydığım bu ajansların bir gayretkeşliği var. Sayın Cumhurbaşkanımızla ilgili bir baskıcı, diktatör algısı oluşturmaya yönelik, işte 'Türkiye’de gazeteciler, gazetecilik mesleği tehdit altında, şu kadar gazeteci hapiste' şeklinde bir algı oluşturuluyor. Bunu niye oluşturuyorlar, nasıl oluşturuyorlar, işte kendilerine gelen, işlerine gelen haberleri seçip alarak. Ve sayın Cumhurbaşkanı’nın birçok açıklamasını, bağlamından koparıp çarpıtarak bunu yapıyorlar. Şimdi burada örnek vermeye kalkarsak gerçekten uzun olacak ama her birimiz zannediyorum zihninde bir şeyler oluşuyordur."

  • "Anadolu Ajansı (AA) önemli bir misyon üstlenmiş durumda"

Bun anlamda AA'nın öneminin ortaya çıktığını vurgulayan Ünlü, sözlerini şöyle tamamladı:

"Türkiye’nin dünyada yaptığı müthiş bir diplomasi ve yardım faaliyeti olduğunu, bu yardım faaliyetlerinin hemen hemen hiçbirinin bu kurumların haberlerinde göremezsiniz. Türkiye’nin insanlara uzattığı yardım elini hiçbir televizyon ekranında bu anlamda göremezsiniz, ama mesela Taksim’de bir adam düşmüş, ayağını kırmışsa yani utanmasa onu bile haber yapacak bir tecessüsleri var. Bu anlamda kılı kırk yararak çalışıyorlar. Ve buralara gönderdikleri muhabirleri de adeta birer misyoner gibi gönderiyorlar. Bizim kılcallarımıza dahi işleyip oradan bir şeyler çıkarmaya çalışıyorlar. Dolayısıyla Anadolu Ajansı önemli bir misyon üstlenmiş durumda. Biz Türkçe ile beraber 13 dilde yayın yapıyoruz ve bir haberin en geç bir saat içerisinde bütün dillerimizde yayına verilecek bir yapılanma içerisindeyiz. Bunu da hızlandırma hedefimiz var. Son dakikaları hemen yayınlıyoruz, ama tüm haberler en geç bir saat içerisinde yayınlanmış oluyor."

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?