Fuat Oktay, AA Editör Masası'na konuk oldu

ANKARA (AA) – Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın İstanbul'daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğunda öldürülmesine ilişkin, "Kaşıkçı cinayeti, uluslararası boyutta her tarafı dökülen, hiçbir tarafından tutamayacağınız bir olay. Türkiye bütün şeffaflığıyla, devlet ciddiyetiyle konuya yaklaşıyor." dedi.

Oktay, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

"Ekonomide yapısal reformların olumlu yansımasını, dolayısıyla ekonominin iyileşmesini, kur baskının birazcık daha azalmasını beklemeli miyiz?" sorusu üzerine Oktay, bunun yansımasının mutlaka olacağını, bunun beklendiğini söyledi.

Oktay, şu değerlendirmede bulundu:

"Bunun yansımasını Avrupa Birliği tarafında da görüyoruz. Daha iki hafta olmadı, Sayın Cumhurbaşkanımızın ev sahipliğinde İstanbul'da bir zirve yaptık. Dolayısıyla orada da Türkiye'nin politikalarının, duruşunun bölgedeki istikrar çerçevesinde baktığınızda ne kadar anlamlı olduğu görüldü.

Son zamanlarda ekonominin ve özellikle doların, dövizin bir silah olarak kullanılıyor olması Türkiye'ye karşı yapılan bir şey değil sadece. Yani, bunun asıl muhatabına baktığınız zaman Çin'in kendisidir, Rusya'nın kendisidir ve Avrupa Birliği ülkelerinin kendisidir. Herkes rahatsızdır bundan, bütün dünya rahatsız. Dolayısıyla biz o dünyadaki diğer ülkelerin bir parçasıyız. Bizim Amerika ile ilişkilerimize baktığınızda aslında bizim asıl sorunumuz, diğer sorunlar yapay dememin arkasındaki sebep budur, asıl sorunumuz, biz 15 Temmuz'u yaşadık, 251 şehidimiz var bizim. Kendi uçaklarımızla vurulduğumuz, kendi tanklarımızla vurulduğumuz 251 insanımızı kaybettiğimiz… Bunun katillerinin elini kolunu sallayarak dolaştığı bir ülkeden bahsediyoruz. 2 bin 193 gazimiz var. Bütün delilleri vermemize rağmen, hala herhangi bir şey yapılmamıştır. Dolayısıyla, bu terör örgütünün elebaşının iadesini istiyoruz. Türkiye açısından baktığımızda ana sorun budur."

– "Müttefiklik ilişkisinde düşünülebilecek bir yapı değildir"

İkinci ana sorunun ise Türkiye'nin güney sınırında yaşandığını ifade eden Oktay, "911 kilometrelik sınırınızda siz 20 bin tıra yakın açıktan silah vereceksiniz. Hem de bu tarafa ücretle vermediğiniz, 'Hele bir kongreye gidelim, senatoya gidelim.' dediğiniz bir yapıda 20 bin tırlık verdiniz… PKK'yı, YPG'yi, adına ne derseniz artık, doğrudan desteklediğiniz, farklı oluşumlar içerisine girdiğiniz bir sınır bölgesi. Dolayısıyla Türkiye'nin sorunu budur. Normalleşme sürecinin getirdiği yapı buna da hizmet edecektir, yani yapay sorunları değil gerçek sorunları konuşmaya başlayacağız. Tabii ki onlarda da iyileşme olması lazım. Çünkü müttefiklik ilişkisi bunu gerektiriyor." dedi.

Oktay, NATO'da aynı platformda bulunulduğuna işaret ederek, "NATO'ya baktığınızda, her şeyden önce güvenliktir, güvenlikte iş birliğidir, ortaklıktır. Bir taraftan NATO'da ortak olacaksınız, diğer taraftan sınırınızın güney boyutunda korunmasını sağlayacak bir yapının ortağı iken tehdit unsuru olacak yapıyı besleyeceksiniz. Bu kabul edilemez, bu müttefiklik ilişkisinde düşünülebilecek bir yapı değildir. Dolayısıyla bu normalleşme ilişkileri süreci sadece ekonomide değil siyasi anlamda da bir normalleşme, yani normal konuların ve sorunların tartışıldığı, konuşulduğu bir süreci başlatacaktır diye ümit ediyoruz, bekliyoruz." yorumunu yaptı.

– "Türkiye çok ciddi bir sınav vermiştir"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın İstanbul'daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğunda öldürülmesine ilişkin de şu açıklamada bulundu:

"Kaşıkçı cinayeti başlı başına, hangi açıdan baksanız uluslararası boyutta her tarafı dökülen, hiçbir tarafından tutamayacağınız bir olay. Türkiye açısından baktığınızda da bütün şeffaflığıyla, yine bütün devlet ciddiyetiyle konuya yaklaşıldığı, olayın siyasi boyutta, adli boyuttaki ciddiyet kadar, bir o kadar ve daha fazlasını siyasi boyutta ve iletişim boyutunda da son derece başarılı yürütüldüğü bir konu diye düşünüyorum.

Dışarıdan gelen 15 kişilik bir ekibin, önce kabul edilmeyen ama sonrasında da cinayet işlendiğinin kabul edildiği, evet bir konsolosluk olabilir, arkasında bir uluslararası mutabakat olabilir. Konsoloslukların dokunulmazlığıyla alakalı. Viyana Sözleşmesi'nden bahsediyorum ama bu hiçbir zaman sınırlarınız içerisindeki bir binada her türlü cinayetin, her türlü konunun işlenebileceği anlamına gelmez, gelemez. Bu, nasıl ki Birleşmiş Milletler 'Dünya beşten büyüktür.' diyorsak, burada da bir çarpıklığı görüyoruz. Orada da bir eksiklik var."

"Türkiye'nin soruşturma aşamasında iyi bir hukuk sınavı verdiğini düşünüyor musunuz?" sorusunu Oktay, şöyle yanıtladı:

"Cinayetin bize yansıdığı andan itibaren olayın aydınlatılmasıyla alakalı gerek güvenlik birimlerimiz gerek adli birimlerimiz, savcılarımız, gerekse istihbaratımız çok ciddi sınav vermiştir. Anında, gerek Suudi Arabistan yetkilileriyle gerekse ilgilenen diğer üçüncü ülkelerle iletişim sağlanmıştır. Burada da şeffaf davranılmıştır, herhangi bir şeyin hiçbir şekilde üstünün örtülemeyeceği, Viyana Sözleşmesiyle olsa bile, Türkiye sınırları içerisinde hiç kimsenin hiçbir şekilde böyle bir cinayete veya buna benzer herhangi bir şeye kalkışamayacağı, kalkıştığı zaman da bunun bir bedeli olacağı ve bu bedeli ödeyeceği, kim olursa olsun… Türkiye bu mesajı vermiştir. Hiç kimsenin hiçbir şekilde bir operasyonu Türkiye sınırları içerisinde çekemeyeceğinin mesajını vermiştir."

Oktay, bu konuda 18 kişinin tutuklandığını anımsatarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Suudi yönetimiyle sürekli yakın bir diyalog içinde bulunduğunu, görüştüğünü, orada bir işbirliğinin olduğunu söyledi.

– "Cinayetin emrini kim vermiştir?"

Suudi Arabistan tarafından cinayetin ve bu cinayeti işleyen 15 kişinin varlığının kabul edildiğini ve bu kişilerin tutuklandıklarını ifade eden Oktay, cinayet Türkiye sınırları içerisinde işlendiği için suçluların iadesini ve Türkiye'deki mahkemelerde yargılanmalarını istediklerini dile getirdi.

Oktay, "Bir cinayet işlenmiştir, bu planlıdır. O zaman planın yapılması emrini, bu cinayetin Türkiye'de işlenmesinin talimatını kim verdi? Bunu sormak son derece doğal bir sürecin sonucudur. Topraklarımızda işlenen cinayetin emrini kim vermiştir? Biz bunun cevabını arıyoruz. Son derece basit. Bunu da bütün uluslararası boyutta da Suudi Arabistan ile de paylaşıyoruz." diye konuştu.

Kaşıkçı'nın cesedinin bulunmasının da takipçisi olduklarını bildiren Oktay, "Ceset nereye gitti? Öyle bir planlı yaklaşım ki. Siz bir ülkeye gelirken, herhangi bir şahsa benzeyen birisini getirebilir misiniz?" diye sordu.

– "Türkiye, bir adım önde gitmektedir, gitmek zorundadır"

Oktay, gazeteci Kaşıkçı cinayeti konusunda Türkiye'nin talebinin kendi topraklarında, kendi sınırları içerisinde olan bir cinayetin tüm boyutlarıyla açıklığa kavuşturulması olduğunu dile getirerek, İletişim Başkanlığının bu konuda son derece etkin bir koordinasyon sağladığını anlattı.

Cesedin ve cinayet talimatını kimin verdiğinin ortaya çıkarılması gibi olayın tüm boyutlarının aydınlatılması için adli, idari ve siyasi boyutta gerekenlerin yapıldığının altını çizen Oktay, şunları kaydetti:

"Dolayısıyla bizim herhangi bir bilgiyi bir yere vermemiz veya vermememiz diye bir şey söz konusu değil. Gerekli kurum ve kuruluşlarla da gerekli ülkelerle de istenildiği zaman bilgiler paylaşılmaktadır zaten. Suudi Arabistan'la da gerek en üst seviyede gerekse savcılar arasında bu işbirliği, iletişim kanalı açık, devam ediyor. Dolayısıyla biz bunu aydınlatıyor olacağız. Türkiye olarak da sürekli verilerin, bilgilerin olduğunu ifade ettik. Türkiye, bir adım önde gitmektedir, gitmek zorundadır. Çünkü, cinayet kendi sınırları içerisinde işlenmiştir. Şeffaf bir şekilde süreç devam etmektedir."

(Bitti)

Advertisements

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?